Büyük oranda haklısınız ancak;
Bir inanç sisteminin inanmak denen olguyla çelişmemesi gerekir; kendisine sorulan neden, niçin, nasıl sorularına dinin doğruluğuna dair deliller getirmesi gerekir. Fakat dikkat ederseniz kanıtlar değil deliller. Zira kanıtın olduğu yerde seçim yoktur.
Şimdi doğrudan anlatılanlar Hz. Muhammedin söylemiş olduğunda olmaması şeklinde söylenseydi bu kesin kanıta tekabül ederdi, seçim ortadan kalkardı.
Bu şekilde Hz. Muhammedin kesinlikle bilemeyeceği diğer gezegenler, dünyanın yuvarlaklığı(iddia edildigi gibi kitapta buna ters ifadeler yoktur, daglarin filan serilmis olmasindan, serilmek ifadesinden duzluk cikartilamaz) detaylardan bahsetmenin bizi nereye götüreceğini iyi görmek gerekir.
Delil görmek isteyene Kur'an evrenin genişlemesi, embriyoloji ve denizlerin karışmaması gibi deliller bulunur. Ama bunlar açık birer kanıt değildirler. Evren yerine gökler denilerek, embriyo yerine alaka ifadesinin kullanılmasıyla seçim kapısı açık bırakılmıştır. İnsanlar okuduklarında ikna olabilirler yada olmazlar. Ancak önceden de dediğim gibi kesin kanıt sunulmuş olsaydı seçime yer bırakmazdı.
|