Ateizm, aidiyet unsuruna dayandırılabilir bir çeşit ideolojik örgütlenme modeli taşımaz, o sebeple de eleştiri ancak temel yaklaşıma, fikri temele dair yapılabilir...Esasında temel fikir
"Gözlemi, verisi, kaynağı, dayanağı olmayana, kısaca tanımadığı(bağnaz teistlerin çarpırttığı gibi, "inkar" anlamında değil, tanı konmaması, tanımlanamaması) adına inanç geliştirmeme, duymama durumu"...
Bu yaklaşım nereye kadar eleştirilebilir ya da eleştirilmeli midir? Bu temel fikrin dışında kalan "ya varsa, ya öyleyse" gibi, spekülatif ve öncüle, ardıla kendi ilgisiz kriterlerini monte eden sorularla eleştirmek de, kişisel, ideolojik, subjektif olur. Örneğin "ya bir tanrı varsa?" gibi akıl ve mantığa da yatkın olmayan(tanımsız olanın dairliği de yoktur, o sebeple kıyası da yapılamaz) ve bilimsel de olmayan, kurgu-kuruntu sorular üzerinden de ateizm eleştirisi yapılamaz..
Yani kişi "temel fikri", "tanımlanamayan bir tanrı adına", "ya bir tanrı varsa" gibi bir kuruntuyu esas alarak eleştiremez(eleştiri olmaz). Bu soru, yaklaşım geneldir ve her an her şey veya konu hakkında "ya varsa", "ya öyleyse", "ya böyleyse" denebilir... Bu tarz yaklaşımlarla yapılan sözde eleştiri, teizmdir, eleştiren de teizme dahildir. Hatta "tanrı(?) bilinemez" demek dahi teizmden çıkamamak, teizm eksenindedir ve bu ifade kendisiyle çelişir-çürütür. "tanrı bilinemez = bilinen-tanımlanan, bilinemez" demektir, ama tanımlamak=tanımlayacak kadar da olsa bilmektir de).. Örneğin bana "ya bir tanrı varsa" diye sorulursa, bu benim için yanlış sorudur, çünkü tanrı dediği her ne ise tanımıyorum, tanımı, tanısı, elde verisi yok veya alternatifleri de bulunmuyor(örneğin "beyaz karga olabilir mi?" sorusu sorulabilir, çünkü karga bilinen bir kuştur)... Yani metaforla örneklersem, böyle bir soru 1000 yıl önce yaşadığı varsayılan bir insana, herhangi bir cep telefonu markasını sormak gibi...
hayır eğer burada kastedilen tanrı, insan uydurması olan ve isimler verilerek haklarında hayat hikayesi yazılan masal kahramanları ise, ne vardır, ne de yokturlar, masaldırlar... Ancak kişi, masal kahramanını masal dünyasından aşırtıp, nesnel gerçekliğe monte ediyor ve Zeus vardır ve herkes ona inanmalıdır diyorsa, işte burada konu ATEİZM ZEMİNİNDEN DE çıkar, daha genel bir zemine, yani felsefi bir zemine ulaşır ki, buradaki var-yok, SUBJEKTİF, İDEOLOJİK bir hal alır. Bu bağlamda, Zeus'a "var" demek veya "ya Zeus varsa?" gibi yaklaşımlar hatalı yaklaşımlar halini alır. Zeus'un masal kahramanı olduğu, elde herhangi bir tanımlama böylece kıyaslama yapacak hiç bir veri, gözlemin de olmadığı bilinciyle, Zeus yoktur(insan kurgusunda değil, gerçekte!) demek en doğru seçimdir, bilemeyiz de denemez, çünkü ele alınan iddia da Zeus öznel, subjektif olarak içeriklendirilmiş bir kurgudur...
Yani iddia edilen var-yok bir nesnel gerçeklik üzre mi, yoksa ideolojik bir kurgu, senaryo üzre mi? Örneğin "şu an A şehrinde 8 şiddetinde deprem oluyor" dersem, ama gerçekte olmuyor ise, bu ifadem = YALAN olur... Deprem gözlemlenebilir, bilinen bir doğa olayı olmasına rağmen, verili koşullarda(bilinen bir zaman, an, yer ihtiva eden) gerçekleşmezken, "deprem oluyor" demek, "ya oluyorsa" demek anlam ifade etmez... Kaldı ki; insan uydurması herhangi bir masal kahramanı tanrı adına konuşmak yalandan öteye gidebilsin... Kısaca bir tanrı adına konuşmak, yalandan başka bir anlam taşımıyor....
Kısaca yalan veya kuruntular üzerinden eleştiri olmaz, eleştiri, eleştirilenden objektif, somut verilere dayanmalı, kısaca objektif(nesnel) olmalıdır. Bu bağlamda elde olan-kalan "temel fikirdir" ve ancak fikri zeminde ve minvalinden saptırmadan değerlendirilebilir... "Ya tanrı varsa, ya öyleyse" gibi sorular, ateizmin muhatabı olmadığı gibi, eleştirinin de muhatabı olamaz, çünkü tanrı dediği her ne ise, ateizm açısından tanımsızdır(bir kıyası yapılamaz ki, ya varsa, yoksa üzerinden değerlendirilebilsin. Ya tanrı varsa sorusunu soran her kim ise; kendisi dogmatik bir inanca, kabule sahiptir ki, bu da eleştiriye gölge düşürür. Ya Tanrı varsa dediği an, bir tanrı tanımı yapmış oluyor, peki bunu nasıl yaptı? Bu haliyle, ateizmi eleştirmesi mümkün değildir, çünkü tanımsız bir kelimeye dair(örneğin Hatuhugu) ya varsa demiş oluyor, kısaca buna felsefi olarak safsata, gündelik dilde ise "saçmalamak" deriz, çünkü ateist o anda "o(tanrı) ne?" durumuna düşer, yani bu tarz yaklaşımlar hiç bir kriteri olmayan ve bir sonuca varmayacak olan sonsuz bir kısır döngüden başka bir şey değildir(her defasında "tanrı ne?" diye sorulur ve döngü başa döner..)... Sonuç olarak kişilerin tercihleri değişebilir, teizm veya eksenli tüm çeşitleri, insanları kitlesel olarak(sürü psikolojisiyle) şartlandırmış hatta daha ileri giderek korku, ödül-ceza gibi istismar yöntemleriyle de bağımlı, köle haline getirmiştir... Bu bağlamda eleştiri de, teizm zemininde olmamalıdır...
Sonuç: İsmine tanrı denen her ne ise, gözlemi, verisi, tanısı, tanımına sahip değiliz ve en önemlisi de insan iradesinden bağımsız kendini ortaya koyma durumuna sahip değil(herhangi bir kaya parçası dahi kendini kendisiyle* ortaya koyarken)... Bu halde kişi, "ya varsa, ya gizleniyorsa, ya saklanıyorsa" gibi kurgu, kuruntular üretiyorsa, bu kişiyi bağlar, ancak bu tarz yaklaşımlar bilimsel değil, şartlı refleks, dogmatik hem de felsefi-psikolojik arıza olabilirler(akıl, mantık dahili veya bilimsel olamaz, çünkü öncülde elde olan hiç bir veri yokken tanım yapmak akıl, mantıkla çelişir)...
* Burada kullanılan "kendini, kendisi" ifadesi, işaret edebilmek adınadır, "somut kendindelik" değil, "soyut kendindelik işareti" ifadesidir... Kısaca "şey ortadadır ve ortadalığı" herhangi bir insanın iradesine bağlı değildir, "formuna, kendine, kendini ortaya koyma" durumuna bağlıdır. Ve "şey" her daim ortadadır(ne olduğu, o an nerede olduğu da bağlayıcı değildir, "şey" ortadadır, değilse şey değildir.). Herhangi bir kaya dahi hiç bir iradeye bağlı olmaksızın ortadadır ve ortada olması için hiç bir iradeye, teoriye, inanca, kurguya gereksinimi bulunmaz...
Sonuç: Döner dolaşırız illa bir tanrıya inandırma yaklaşımının baskınlığına muhatap oluruz... Bu kısır, hatalı döngü de sonsuza kadar sürer ve bu tür döngüler akıl, mantık dışıdır, sürekli başa döner. İnsanlar inanmakta özgürdür ancak dogmatik inanç, sanrı veya kurgularını dayatmamaları gerekir. Bir ateiste tanrıdan bahsetmek, esasen saçmadır... Ne zaman tutarlı olur, gözleme, veriye dayalı bir tanısı yapılabildiğinde, işte o zaman da masal kahramanı tanrı namıma kurgulara, avukatlığına gerek yoktur ve öyle bir gözlem, veri bile alınıp, tanımlansa bu her ne ise bugüne kadar tanrı deyip uydurulanla zerre ilgisi olmayacaktır... O zamana kadar(sözde o zamana kadar, hayali) kişilere neden Zeus'a inanmadıklarını sormak saçmadır, öyleyse nesnel, objektif olan, tanımlanamayana, ortada olmayana inanmamaktır(ateizmin tercihi temel fikrinden dolayı, hem gerçekçi, hem objektif, hem akıl, mantık çerçevesinde hem de bilimseldir, tanısı olmayanın değil inancı, hakkındalığı bile söz konusu değildir, ki inancı olsun)
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (01-08-2026 Saat 20:12 ) değiştirilmiştir.
|