- Yo, hayır. Ben anlaşılmaz değilim. Ben, hayattan ve senden bıkıp usanmadan daha fazlasını isteyen, daha fazlasını bekleyen, istek ve beklentileri her daim değişen değilim. Aslına bakarsan, o kadar az şey istiyorum ki ben...
- İstediğin nedir açıkça söylesene!
- İstediğim budur işte, açıkça söylememe gerek kalmadan anlaşılmak, bilinmektir. Hissedilmektir...
- Bilmece gibisin yine.
- Hayır değilim. Ben değerli olduğumu hissetmek istiyorum. Senin için ne denli değerli olduğumu bilmek istiyorum.
- Elbette değerlisin.
-........
- Bundan şüphen mi var yoksa..
- Bilmiyorum...
- Söylüyorum ya işte. Sen benim için çok değerlisin.
- Sözcüklere olan inancımı ben çoktan yitirdim. Kara balçık kaplanmış dillerde her güzel, her iyi, her aşk pelesenk olmuş, en sahtesinden...
- İstediğin nedir bir anlayabilsem. Bir çözülebilsen şu gizeminden...
- Beni nasıl olur da anlayamadığını bir de ben anlayabilsem. Duymak istemiyorum, hissetmek istiyorum ben. Beş duyudan ötesiyle bilmek istiyorum senin için kim ve ne olduğumu... Sen azcık somurtsan, bakışların değişse, sesinin rengi kaysa biraz, dudağın seğirse, kaşın istemsiz oynasa, biraz farklı solusan ben seni anlıyorum. Zihnini okuduğum hissine kapılıyorum bazen. Ve sen sözcüklere başvurmadan biliyorum ne dediğini. Benim istediğim de bu işte... Beni yormadan, kendimi anlatmak ve savunmak zorunda bırakmadan... galiba benim seni okuduğum gibi, okumanı istiyorum beni...
Konu K.C. tarafından (29-06-2008 Saat 10:42 ) değiştirilmiştir.
|