"BEN" varoluşun temeli, nesnel olmayan tek şey, aklı ve düşünceyi kullanan yönlendiren, kendisi dışındaki herşeyi algılayan, bilen, öğrenen ama kendisini tanımlayamayan, özne olan, öz olan ama söze gelmeyen, bütün sevinçlerimizin, hüzünlerimizin, iyiliklerimizin, kötülüklerimizin içinden doğup geliştiği yer, felsefenin yanına kadar gidebildiği, dokunup da bir türlü anlayamadığı şey, bize bu kadar yakın olmasına rağmen kendisi hakkında ser verip sır vermeyen BEN.
Zaman, Mekan ve Nedensellik. Bu üç temel ilke varoluşun temel ilkeleridir ve var olan hiç bir şey bu üç temel ilkenin dışında olamaz "BEN" haricinde. BEN nedensellik zincirini aşar lakin zaman ve mekan içinde (ki bu mekan insanın bedenidir) bulunur. Şimdi asıl sorumuz şu nasıl oluyorda BEN nedensellik zincirini aşabiliyor ?. Schopenhauer "dünya benim tasarımımdır ama ben tasarımlar edindiğim sürece varımdır" "demiş. Fakat "BEN" in tek işlevi yalnızca edilgen biçimde tasarımlar edinmek değildir BEN' de pratik bir yön vardır ve BEN eylemde bulunur, bilinçli olarak bir şeyler ister ve isteklerini yerine getirmek için çabalar. Tek tek her istek yalnızca tasarımda bulunur ve bu yüzden "nedensellik" ilkelerine tabiidir ama BEN'in varlığının yansıması olarak görüldüğünde bunlar mutlak ve nedensizdir. Yani BEN kendini bir "kendinden-şey", bir "irade" olarak algılar ve böylelikle tek tek nesnelerin dünyasını aşarak "nedensellik" zincirini kırar.
Devam edeceğim..........
|