Tanrının Varlığının Yegane İspatı Ruhun Keşfidir
İnsanoğlu varlığının bilincine eriştiği tarihin ilk dönemlerinden itibaren kendisini,yaşamı,ölümü,dünyayı ve kainatı sorgulamaktadır..
Tarihin her döneminde bu sorgulama , ama ilkel düzeyde ama az çok bilimsel anlamda Tanrı fikrini oluşturmuştur..
Filozofların büyük çoğunluğuna göre ise Tanrı fikri her insanda bir şekilde bulunmaktadır..
Ölüm olayıyla birlikte bir ot gibi ebediyyen yokolmayı kabullenemeyen insan , özünde var olan bu Tanrı fikrine bir kurtarıcı, ölümden sonra da hayat verici ve sonsuzluğa kadar yaşatıcı olarak sarılmıştır..
İlkel dönemlerde doğa olaylarına,güneşe,yıldızlara ,aya ,daha sonra çok tanrılı dinlere ve son aşamada ise tek tanrı düşüncesine ulaşılmış ve bu zaman içinde gerek dinler ve peygamberler gerekse filozoflar vasıtasıyla tanrı fikri olgunlaşmış ve nitelik değiştirmiştir..
Tanrı inancını yanlış bulan ve maddeci olan ateist düşünceler, yüzyıllar öncesinden , bilimin ilerlemesiyle tanrı fikrinin ve dinlerin ortadan kalkacağını söylemelerine karşın,bugün bilimin geldiği noktada dahi dinlerin zayıfladığı söylense de Tanrı fikrinin zayıfladığı söylenemez..
Ancak ne bilim ne de düşünürler Tanrının varlığını ya da yokluğunu kesin olarak kanıtlayamamışlardır..
Kainatın başlangıcı hakkında Tanrının varlığıyla ilgili somut bir delilin de ortaya konulması bilimsel anlamda imkansız gibi görünmektedir..
Tanrının varlığını ispatlayacak ve belki de bilimin kanıt bulabileceği yegane yol ruhun varlığının tespitidir..
Ruhun varlığı ve ölümden sonra da varlığını koruduğunun ispatlanması halinde Tanrı kavramı üzerindeki şüpheler büyük ölçüde ortadan kalkacaktır..
|