“Allah kimi doğru yola iletmek isterse, onun kalbini İslama açar, kimi de saptırmak isterse ...
kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah inanmayanları küfür bataklığında bırakır” (Enam Suresi,
ayet 125).
Dikkat edileceği gibi burada Tanrı, dilediğini “Müslüman” ve dilediğini “kafir” yapıyor.
Kafir yaptıklarını cezalandırıyor! Hiç Tanrı ‘ kişileri hem kafir yapar hem de kafirdirler diye
cezalandırır mı?
Bakara Süresindeki, “Dinde zorlama olmaz” (Bakara
Suresi, ayet 256), hükmüyle, Tevbe Suresi’nde müşrikleri İslama zorlamak amacıyla yer alan,
“Müşrikleri bulduğunuz, yerde öldürün...”
(Tevbe Suresi, ayet 5) şeklindeki hüküm, çelişme
halinde bulunan hükümlerdendir. Bu hükümlerden birincisi, yani “Dinde zorlama olmaz.”
hükmü, Muhammed’in henüz güçlü durumda olmadığı, zorlama yollarına başvuracak
yeterliliğe sahip bulunmadığı zamanlarda ve günlük siyasetinin gereği olmak üzere
konmuştur. Bu ayeti içeren Bakara Suresi, her ne kadar Kur’an’ın ikinci sırasında yer almakla
beraber, 87. sure olarak inmiş bir suredir. Buna karşılık “Müşrikleri bulduğunuz yerde
öldürün” şeklindeki ayet, Tevbe Suresi’ndedir. Tevbe Suresi ise, hem Kur’an’daki sıra
itibariyle -ki 9. suredir- hem de nüzul (iniş) sırasına göre -ki 113. sure olarak inmiştir- Bakara
Suresi’nden daha sonraki bir tarihe rastlar. Bu ayeti Muhammed, güçlendiği ve İslamı kılıçla
yerleştirmeye başladığı dönemde koymuştur.
Kur’an,
müşriklerin (Tanrı’ya eş koşanların) öldürülmelerini emreder (örneğin bkz. Tevbe Suresi, ayet
5); oysa kanunlarımıza göre “müşrik” diye adam öldürmek, “cinayet işlemek” demektir. Yine
bunun gibi Kur’an, İslam’dan başka bir dine yönelenleri “sapık” diye tanımlar (örneğin bkz.
Al-i İmran Suresi, ayet 85) ve ehl-i kitab’a (Yahudilere ve Hıristiyanlara) karşı, İslamı kabul
etmelerine ya da kendi elleriyle küçülerek “cizye” (kafa parası) ödemelerine kadar, savaş
açılmasını emreder (Tevbe Suresi, ayet 29); “cizye”yi İslamı kabul etmemelerinin cezası
olarak görür;oysa bütün bunlar kanunlarımıza göre suç niteliğinde şeylerdir.