Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Turan Dursun > Turan Dursun

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 31-08-2009, 11:56
imhotep - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
imhotep imhotep isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 23 Dec 2007
Mesajlar: 1.257
Standart Turan Dursun’un Aydınlanma Üniversitesi 20 Yaşında

Turan Dursun’un Aydınlanma Üniversitesi 20 Yaşında

“Korksunlar elimdeki ışıktan!”

İçinden geçtiğimiz zorlu süreç, Turan Dursun’a ve eserlerine duyduğumuz ihtiyacı iyiden iyiye yakıcı hale getiriyor. Dursun ise, hala aynı mütevazilik ve kararlılıkla, karanlığa karşı mücadelesine devam ediyor. Her sene onun kitaplarını okuyan binlerce insan Aydınlanma Üniversitesi’nden mezun oluyor ve gericiliğe karşı mücadele saflarına katılıyor.


Haluk Hepkon

Turan Dursun 4 Eylül 1990 tarihinde İstanbul Koşuyolu’nda bir pusuda alçakça katledilmişti. Bir başka deyişle bu büyük aydınlanma savaşçısının öldürülmesinin üzerinden tam 19 koca sene geçti. Ama bütün bu zaman içinde ne Dursun ne de onun kıymetli eserleri unutuldu. Kitapları hala baskı üzerine baskı yapıyor. Kısacası zaman Turan Dursun’un karşısında çaresiz kaldı. Bu çaresizlikte gizli olan çareyi bulmak, günümüz Türkiye’sinde aydınlığa ve bağımsızlığa doğru giden yolu bulmak için son derece önemlidir.

On dokuz sene az bir zaman değil. Dursun öldürüldüğü sene doğan gençlerin bir kısmı bugün üniversiteye gidiyor. Aradan geçen zamansa Türkiye için büyük acı ve kayıplarla dolu. “Ilımlı İslam” tartışmalarıyla başlayan, Sivas katliamıyla hızını alan süreç AKP’nin iktidarıyla devam ediyor. Haçlı irtica pervasızca Büyük Ortadoğu Projesi’ni hayata geçirmeye çalışıyor. İçinden geçtiğimiz zorlu süreç, Turan Dursun’a ve eserlerine duyduğumuz ihtiyacı iyiden iyiye yakıcı hale getiriyor. Dursun ise, hala aynı mütevazilik ve kararlılıkla, karanlığa karşı mücadelesine devam ediyor. Her sene onun kitaplarını okuyan binlerce insan Aydınlanma Üniversitesi’nden mezun oluyor ve gericiliğe karşı mücadele saflarına katılıyor.


Düşmanlara şapka çıkarttıran birikim

Dursun, Şule Perinçek’e hayatını anlattığı bir söyleşide “dünyayı değiştirmek için yola çıktığını” söylemişti. Değiştirdi de. Turan Dursun’un hayatı sade, cesur, çalışkan ve bilgili bir insanın ne kadar çok şey başarabileceğinin en güzel kanıtıdır. Yazdığı makalelerin Türkiye’nin aydınlanma mücadelesindeki yeri doldurulamaz.

Zamanında düşmanları bile onun karşısına çıkmaya cesaret edemediler. Dursun yazılarını kaleme alırken, hiç kimsenin itiraz edemeyeceği İslam kaynaklarına dayanmayı adet edinmişti. Hem 11. ve 12. yüzyıl Arapçasını hem de 7. ve 8. yüzyıl Arapçasını bilirdi. Dinin temelindeki akıl dışılıkları, çelişkileri korkusuzca ve itiraza mahal bırakmayacak şekilde göz önüne sererdi. Bu büyük birikimiyle herkese şapka çıkarttırdı.

Kulleteyn…

Turan Dursun, 1934 yılında Sivas’ın Şarkışla ilçesinin Gümüştepe köyünde doğmuştu. Babası onun “Basra’da ve Kufe’de bile görülmemiş bir alim” olmasını istiyordu. Bu yüzden çocukluk hayatı şeyhlerin ve din hocalarının yanında geçti. On yedi yaşına geldiğinde bu çevrelerden din eğitimi verecek icazeti almıştı. Dursun, hayatının bu dönemini müthiş bir gerçekçilikle Kulleteyn ismini verdiği romanında anlatmıştı.

Dursun, daha sonra müftü olabilmek için ilkokulu dışarıdan bitirdi. İstanbul Çarşamba’da Üçbaş ve İsmailağa medreselerinde hocalık yaptı. 1958-1965 yılları arasında Tekirdağ, Altındağ ve Sivas’ta müftülük yaptı. 60’lı yıllarda adı “aydın müftü”ye çıktı. Tarık Zafer Tunaya’nın başkanı olduğu Devrim Ocakları’nın kurucularından oldu. Sinop’ta bir öğretmen aracılığıyla sosyalizmle tanıştı. 1965 yılında dine olan inancını kaybettiği için müftülükten ayrıldı. Dursun daha sonra TRT’de on yıl boyunca çalıştı.

Turan Dursun, TRT’den emekli olduktan sonra 1987 yılında Kuran Ansiklopedisi’ni bitirdi. 1989 yılında 2000’e Doğru dergisinde yazı yazmaya başladı. Dursun’un yazıları kısa süre içerisinde büyük etki yarattı.

“Ben, yüzyılların doğurduğu bir ölümüm!”

Tehditler ve hakaretler onu yıldırmadı. Fikirlerini büyük bir cesaretle savunmaya devam etti. Gelen tehditlere karşı şöyle diyordu: “İyice bilin! Bilin ve unutmayın ki ben, yüzyılların doğurduğu bir ölümüm. İslam’ın, tüm dinlerin, tabuların, sonuçları bugün ve yarın görülecek ölümüyüm. Çıkarları din karanlığı üzerine kurulu olanlar, bu karanlıktan türlü şekilde yararlananlar, tüm karanlık böcekleri benden korksunlar. Ne imzalı, ne imzasız yalanları beni yıldıramaz. Korksunlar elimdeki ışıktan. Bir mum ışığının bile koca bir odada karanlığı nasıl parçaladığını anımsasınlar. Binlerce yıllık ilkelliklerin, yalanlarla örülüp piyasaya sürüldüğü imanın, kafalardaki, duygulardaki zincirlerin elbet bir gün sonu gelecektir.”

Mücadeleyle Yoğrulan Eserler

Dursun, karşısındaki yol ayrımını Hasan Yalçın’a şu cümlelerle açıklıyordu: “Rahat yaşamak uğruna gerçeği mezara mı götüreyim; halka gerçeği anlatmak için ölümü mü göze alayım”. O, zor ve onurlu olan yolu seçti. Bütün yazılarını ve eserlerini büyük zorluklar ve tehlikelerle dolu bir mücadele içerisinde kaleme aldı.

Nitekim ilk kitabı Din Bu 1 ölümünden iki ay sonra yayımlandı. Bir diğer kıymetli eseri olan Kuran Ansiklopedisi’nin bir bölümü hala kayıp. Bu durumun nedeni, Dursun’un öldürülmesinden sonra evine gelen polislerin onun bütün çalışmalarına el koymasıdır. Dursun’un oğlu Abit Dursun, Kuran Ansiklopedisi’nin 2 bin sayfasının, Kulleteyn’in ise ikinci ve sonraki ciltlerinin hala kendilerine verilmediğini ifade etmektedir. Nitekim orjinali devletin elinde olan Kutsal Kitapların Kaynakları, Turan Dursun’un katlinden 5 yıl sonra yayımlanabildi.

Gerçekten de Dursun’un günümüzde rahatlıkla okuyabildiğimiz kitapları, büyük zorluklar ve fedakarlıklar sonucu yazıldı. Bunların yayımlanması ve halka mal edilmesi de bir o kadar zahmetli mücadelelerin sonucunda gerçekleştirildi. Ama Türkiye’nin köklü aydınlanma geleneği Dursun’a ve eserlerine her zaman sahip çıktı. Dursun’un kitaplarının günümüzde hala gençler arasında okunması bu vefanın en güzel örneği. Ondokuz sene sonra Dursun’un kitapları, karanlığa karşı mücadelede yol göstericilik görevini inatla sürdürüyor. Söz konusu birikim ile inat, vefa ve cesaret geleneği bu ülkede yaşayan aydınların iyimser olmaları için en önemli neden.

Ne Dediler?

Mehmet Bedri Gültekin (İşçi Partisi Genel Başkan Vekili)

Ona olan ihtiyaç arttı

Turan Dursun, Amerikancı 12 Eylül rejiminin Türk İslam sentezini resmi ideoloji olarak benimsediği ve Türkiye’yi Ortaçağ karanlığına doğru sürüklediği koşullarda, Türk devriminin ve aydınlanmasının sesi olarak ortaya çıktı. Milletimizin demokratik devrime ve aydınlanmaya duyduğu ihtiyaca cevap verdiği için büyük bir ilgi gördü. Toplumumuzun 12 Eylül rejiminden kurtulmaya başladığı, bu konudaki mücadelenin yükseldiği koşullar Turan Dursun’u daha popüler kıldı.

Aradan 20 yıl geçti. Türkiye ne yazık ki Ortaçağ karanlığına daha fazla gömüldü. Emperyalizme daha fazla bağlandı. Toplumumuz, Turan Dursun’un savunduğu bağımsız ve aydınlık düşünceye her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Bu koşullarda Turan Dursun’un kitaplarına olan ilginin devam etmesinden daha doğal bir şey olamaz.

Abid Dursun (Oğlu)

Bugünleri yıllar önce gördü

Turan Dursun’un temel felsefesi aydınlanma. 12 Eylül öncesinde yeşil kuşak; 90’dan sonraki süreçte Büyük Ortadoğu Projesi’yle stratejik önemi olan bölgeye hakim olmada din kullanıldı.

Bugünkü mevcut siyasi iktidarın dini motifi olduğu düşünülürse… En değerli aydın, siyasetçi, yazar, bilim insanları hukuksal mesnet olmayan bir takım operasyonlarla içeride tutulurken buna mukabil Türkiye bir takım projelere yönlendiriliyor.

Turan Dursun yıllar öncesinden gerici düşüncelerin ülke düşmanlarının eline geçtiğinde, hangi noktaya gelebileceğini gördü. Ve daha o günlerde uyarılarını yaptı.

Muazzez İlmiye Çığ (Sümerolog)

Işıklı bir yol açtı

O ülkemizde ilk defa son derece ışıklı bir yol açtı. Tabu olanları ortaya koydu. Sıfırdan başlayarak, din üzerinde çalıştı. Kendi kafasıyla düşünmeyi bildi. Hangisinin doğru hangisinin yanlış olduğunu gösterdi.

Kaynak Yayınları da Turan Dursun’un kitaplarını yayımlamakla büyük bir hizmet yapmış oldu.

İsmet Öğütücü (Kaynak Yayınları İşletme Müdürü)

Kitapları elden ele dolaşıyor

Son 10-15 yılın iktidar partilerinin ardı ardına yaptıkları hamlelerle Cumhuriyet Devrimi’nin önemli kazanımları ve mevzileri kaybedildi. Cumhuriyetçi, aydınlanmacı kesimler kendilerini baskı altında hissettiler. Bu baskıyı mahallesinde, işyerinde, apartmanında nerdeyse hayatın her alanında hisseden aydınlanmacılar, baskılara bilgiyle ve belgeyle karşı koyma ihtiyacı duyuyorlar.

Turan Dursun’un yayınevimiz tarafından 1990’da ilk kez yayımlanan Din Bu adlı kitabının birinci cildi 21 baskı yaptı. Din Bu-2: 16, Din Bu-3:11, Din Bu-4: 8. Diğer kitapları Kulleteyn 14, Allah 10, Kur’an 7, Dua 8, Turan Dursun Hayatını Anlatıyor 7. baskısını yaptı.

Turan Dursun’un eserlerinin okunma oranı satış rakamlarından çok çok fazladır. Kitaplarının elden ele dolaştırılarak okunduğunu biliyoruz. Kitap fuarlarında gördüğümüz okur ilgisinden bunu fark edebiliyoruz. “Ben okudum sen de al”, “Ben okudum ama kitapların yeni baskılarını tekrar alacağım”, “Ben okudum başkasına hediye edeceğim”, “Ben okudum çok kişiye de okuttum” gibi tepkiler, Turan Dursun’un aydınlanma mücadelesinde bir ışık olduğunu kanıtlıyor.

Yayınevimiz daha önce dört cilt olarak yayımlanan Din Bu serisini büyük boy üç cilt halinde yeniden düzenlenerek okurlara sundu. Birinci ciltte Tanrı ve Kur’an, ikinci ciltte Hz. Muhammed, üçüncü ciltte İslamda Toplum ve Laiklik konulu yazıları yer alıyor.


Aydınlık

30,08,2009
Sf. 56-58

Konu prozac tarafından (01-09-2009 Saat 23:20 ) değiştirilmiştir. Sebep: Konu sahibi isteği dahilinde ekleme yapıldı..
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:01 .