Kuran'ın Orjinali Değiştirildi mi?
KURAN NASIL MUHAFAZA EDİLDİ?
A-Kuran'ın orjinalliğini tehlikeye düşürecek durumlar şunlardır:
1)Ağız Farklılıkları: Mesela Kuran'ın İstanbul Türkçesi ile indirildiğini düşünelim. Bu takdirde, bir Artvinlinin ya da bir Vanlının onu yanlış teleffuz etmesi gayet doğaldır. Mesela, "Oku, yaratan Rabbinin adıyla" ayetini bir Artvinli "Ohi, yaradan Rabbinın adiynan" şeklinde telaffuz edecektir. Bu konuda ne kadar dikkat ederse etsin, bir Artvinlinin İstanbul Türkçesiyle konuşması mümkün olmuyor. Bunu Meclis'teki yemin törenlerimiz sırasında görmek mümkündür. Nitekim Kureyş ağzıyla inen Kuran daha Peygamber zamanında bile başka Arap kavimlerince yanlış telaffuz ediliyor ve bu bazı ufak tartışmalara yol açıyordu. Peygamberimiz bu çeşit telaffuzlara izin vermişti, hatta İranlı müslümanların Fatiha Suresi'nin Arapçasını okumaya alışıncaya dek namazlarında Fars Tercümesi'ni okumalarına müsaade etmişti.
2)Ayet tefsirlerinin ve tefsir niteliğindeki hadislerin orjinal metinlere dipnot olarak düşülmesi: Bunlardan bir kısmının, daha sonra gelen bir kısım cahillerce Mushaf'ın bir parçası sanılarak devam ettirildiği görülür. Muhammed Hamidullah'ın İslam Peygamberi kitabında bu konuda bir açıklama yazısı vardır.
3)Kasıtlı Uydurmalar: Nasıl ki siyasi karmaşa döneminde, taraflardan herhangi birinin lehinde veya aleyhinde kullanılabilecek çokça hadis uydurulmuşsa, aynı şekilde bazı ayetlerin de uydurulmaya çalışıldığını görüyoruz. Mesela Hz.Ali'yi öven ayetlerin bulunduğu ve Ali taraftarlarınca nesilden nesile aktarılan mushaflar.
4)Eksik Mushaflar: Bunlar aslında orjinal metinlerden oluşan, ancak tüm Kuran'ı kapsamayan kitaplardır. Bazılarında ayet, bazılarında sure eksiklikleri vardır. Bunlar İslam Devleti tarafından daha sonra izah edeceğimiz gibi derlenen ve çoğaltılan "Resmi Mushaflar" olmayıp, daha ziyade şahıslara atfedilir ve kendilerinin özel çalışmaları olarak değerlendirilebilir.
Şimdi her biri Kuran'ın orjinalliğini tehlikeye düşürebilecek bu durumların nasıl Resulullah'tan itibaren İslam Devleti tarafından bertaraf edildiğini ve Kuran'ın orjinalinin nasıl 1400 sene boyunca muhafaza edilerek bizlere ulaştırıldığını görelim:
B-Hz:Muhammed Dönemi:
"Resulullah bana yazdırıyor ve bitirince de yazdığım ayeti yine bana okutturuyordu. Şayet bir yanlış veya noksan bulursa bunu düzelttiriyordu. İşte bundan sonradır ki, ben kalkıp bu ayeti insanlara bildiriyordum"(1) Resulullah zamanında, ayetlerin muhafazası şu yollarla sağlanmıştır:
1)Yazıyla kaydetme: Kürek kemikleri, beyaz düz taşlar, deriler, hurma kabukları, parşömen v.b. şeylerin üzerine yazılarak kaydediliyordu. Bunlar yukarıdaki anlatımda da olduğu gibi, bizzat peygamber tarafından kontrol ediliyordu, ayrıca başka müslümanlar tarafından da alınıp-çoğaltılıyordu.
2)Mukabele: Peygamberimizin her yıl Ramazan Ayı'nda o güne kadar bildirilen ayetleri baştan sona okuduğu anlatılmaktadır. Vefatından önceki son Ramazan Ayı'nda bu işi iki defa yaptığı da söylenir.
3)Ezberleme: Kuran'dan parçaların namazlarda da okunması nedeniyle pek çok müslüman Kuran'ın belli kısımlarını ezberlemişti. Yine pek çokları Kuran'ı baştan-sona ezbere biliyordu.
Yazıya dikkatle kaydedilen, her yıl kontrol edilen, pek çok müslüman tarafından bir kısmı -pek çokları tarafından da tamamı- ezberlenen ve namazlarda okunan Kuran'ın Hz.Muhammed döneminde en iyi şekilde muhafaza edildiği açıktır.
C-Hz.Ebubekir Dönemi:
Yemame Savaşı'nda pek çok hafızın şehit düşmesi, Hz.Ömer'i endişelendirmiş ve onun ısrarıyla Peygamberimizin vahiy katiplerinden olan Zeyd görevlendirilerek, Kuran bir kitap haline getirilmiştir. Bunun için hem yazılı metinlere, hem de hafızalara müracaat edilmiş ve titiz bir çalışma sonucu bir "Mushaf" ortaya çıkarılmıştır. Hangi surede hangi ayetin yer alacağı ve surelerdeki ayetlerin sırası, peygamber zamanında tespit edilmişti. Bu Mushaf'ta bu tespite uyulmuştu, ancak surelerin sırası gelişigüzel belirlenmişti.
D-Hz.Ömer Dönemi:
Hz.Ebubekir'in vefatından sonra bu ilk Mushaf, Hz.Ömer'e kalmıştı. Hz.Ömer bu Mushaf'ı halifeliği dönemince muhafaza etmiş ve vefatının ardından da kızı ve Hz.Muhammed'in eşi olan Hafsa'ya bırakmıştı.
E-Hz.Osman Dönemi:
Hz.Osman Dönemi'nde İslam Devleti'nin sınırları birhayli genişlemişti. Gerçi Kuran'ın orjinal nüshası hala mevcuttu ama onu çoğaltarak İslam Devleti'nin çeşitli bölgelerine yaymak artık şart olmuştu. Çünkü yukarıda sıraladığımız "Kuran'ın orjinalliğini tehlikeye düşürecek durumlar" belirgin bir rahatsızlık oluşturacak noktaya gelmişti ve huzursuzluk ortamı farklı bölgelerden gelen müslümanların katıldığı Ermenistan Savaşı'nda açıkça görülmüştü. Hz.Osman Hafsa'dan orjinal metni istetmiş ve Zeyd'in başkanlığında yetkin bir komisyonu Kuran'ı çoğaltmakla görevlendirmişti. Bu aynı zamanda, parça parça olan ilk Mushaf'ın belli bir kurala göre -genel olarak surelerin büyüklüğü esas alınmıştır- derlenmesini de mümkün kılmıştır. Hazırlanan Mushaf artık İslam Devleti'nin Resmi Mushafı olduğundan diğer eksik, fazla ve hatalı ÖZEL mushafların imhası yoluna da gidildiğini tarihi kayıtlardan anlıyoruz. Buna rağmen bir kısım inatçı muhaliflerin kendi özel mushaflarını sakladıkları anlaşılıyor, nitekim son zamanlarda bulunan farklı mushaf örneklerinin haberlerine rastlıyoruz.
Hz.Osman döneminde çoğaltılan ve devletin her tarafına gönderilen resmi mushaflar, oralarda çoğaltılmış ve bu mushaflar günümüze kadar ulaşmıştır. Bir kısım İslam Düşmanları Hz.Osman Dönemi'nde yazılan orjinal Mushafların bugün olmadığını söyleyerek, cahil insanların akıllarında soru işaretleri oluşturmaya çalışıyorlar. Ancak o mushaflardan bizzat kopya edilen ve günümüze kadar ulaşan mushafları nedense görmezlikten geliyorlar. Bugün elimizde bulunan ve tüm dünyada AYNI olan mushaflar, işte o Resmi Mushaflarla AYNIdır. Şunu da ekleyelim ki, ilk Resmi Mushaflarda noktalama ve harekeler yoktur. Bu gelişmemiş yazı sistemi bir kelimenin değişik biçimlerde okunabilmesine yol açabileceğinden, önce Ebul Esved tarafından i'rab getirilmiş, onun öğrencileri tarafından harfler noktalanmış ve Halil ibn Ahmet tarafından da harekelenmiş ve başka işaretlerle de geliştirilmiştir. Böylece seslerin doğru şekilde yazıya dökülmesi ve daha sonra da bu yazıya bakanların orjinal sesleri çıkarması mümkün kılınmıştır. Süleyman Ateş Hocamız tefsirinde bu noktalama -yazının geliştirilmesi- çalışmalarının 1.hicri asrın sonunda tamamlandığını söylüyor.
Değerli hocamız -merhum- Muhammed Hamidullah'ın şu sözleriyle yazımızı tamamlayalım:
"Şimdi elimizde bulunan Kuran-ı Kerim metni, Ebu Bekr zamanında müdevven hale getirilen (toplanan) ve Halife Osman tarafından resmen çoğaltılıp İslam Dünyası'nın yedi tarafına yayılan metindir. Bu metin şimdi bütün dünyada yaygın olan aynı metindir."
(1)Zeyd İbn Sabit (Heysemi, Mecma'uz-Zevaid I,152 ve 8,257)
|