Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Felsefik Tartışmalar

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 01-10-2009, 17:03
En el hak En el hak isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 14 Jun 2009
Mesajlar: 417
Standart ortak paydamız...içeri buyrun

abilerim ablalarım, inananlar inananmayanlar

aşağıda verilen konu ile alakalı tez hazırlamam gerekiyo,

yorumlarınızı yazarsanız,daha geniş bir persfektiften bakmamı sağlıyabilirsiniz

şimdiden tüm arkadaşlara tşklerimi sunarım,


18 Mayıs 1884’te dört kişi İngiltere’den Avustralya’ya gitmek için Muhabbet Çiçeği adlı yatlarıyla denize açıldılar. Bunlar Kaptan Thomas Dudley, ikinci kaptan Edwin Stephens, denizci Ned Brooks ve 17 yaşındaki kamarot Richard Parker’dı. 5 temmuzda büyük bir dalga yatın bir kanadını paramparça etti. Yat batmaya başladı. Gemi batmadan önce yanlarına ancak iki konserve yiyecek alabildiler ve kurtarma sandalına geçebildiler. Dört şanssız adam, karadan 1600 mil uzakta, sağ kalabilmek için sadece birkaç kutu sebze konservesi ile Atlantik Okyanusunun ortasında kaldılar. 3 gün sonra, bu dört aç kişi bir kaplumbağa yakalamayı başardı. Bu onlara su ve yiyecek sağladı ama 9 gün sonra o da bitmişti. Hala karadan 1000 mil uzaktaydılar, yiyecekleri yoktu ve içmek için ara sıra yağan yağmur vardı. Gemiciler umutsuzluk içindeydi. Kaptan karısına yazdığı bir mektupta ‘eğer bir gemi gelmezse, bir süre sonra öleceğiz... böyle bir yolculuğa çıktığım için çok üzgünüm’ diye yazdı. Ancak, en azından üçü için birkaç günlük bir kurtuluş yolu vardı. Birisi diğerlerinin yemeği olacaktı. Kaptan kimin öldürüleceğine karar vermek için kura çekmelerini önerdi fakat Stephen ve Brooks itiraz ettiler. ‘Eğer öleceksek hep birlikte ölmeliyiz’ dediler. Kayığın zemininde yarı baygın yatmakta olan genç Richard Parker ise bir şey söyleyebilecek halde değildi. bilinci yerinde yatarken bir şey söylemedi.

Susuz ve yiyeceksiz iki gün daha geçtikten sonra kaptan diğerlerini kurtarmak için birisinin feda edilmesi gerektiğine ve adayın da belli ki Richard Parker olduğuna Stephen’ı ikna etti. Richard öksüzdü, karısı ve çocukları yoktu ve zaten ölmek üzereydi. Yarı koma halinden ancak ara sıra, kendisini daha da hasta eden deniz suyunu içmek için uyanıyordu. Kayığın, gemilerin geçtiği rotaya doğru sürüklendiğini biliyorlardı. Birkaç gün içinde bir gemi görüp görmeyecekleri belli değildi. Ertesi güne kadar yardım gelmezse çocuğu öldürmeye karar verdiler. Kimse yardıma gelmedi. Gemici Brooks öldürme işine katılmayı reddetti. Kayığın arkasına gidip ceketiyle üstünü örttü. Dudley ve Stephens baygın yatan Parker’ın yanına çöktü.

‘Richard oğlum vakit geldi’ diye fısıldadı, Kaptan. Stephens oğlanın bacaklarını tutmak için hazır bekliyordu ama buna gerek yoktu. Mücadele edemeyecek kadar hastaydı. Kaptan çakısını çıkarıp oğlanın boynuna sapladı ve çocuğu hemen öldürdü. 3 gün boyunca üçü de Richard’ın kanını içtiler ve kalbiyle ciğerini yediler. Dördüncü gün Montezuma adlı bir Almanya bandıralı bir gemi kayığı gördü. 3 adam da çok güçsüzdü. İkinci kaptan ve kaptan gemiye bir halatla çekilmek zorunda kaldılar.

7 Eylül’de İngiltere’ye vardılar. Dudley, Stephens ve Brooks doğruca yetkililere gittiler ve Richard’ın ölüm sebebini anlattılar.”

Böyle olaylar daha önce de olmuştu bu yüzden Dudley, Stephens ve Brooks hemen cinayetle suçlanınca çok şaşırdılar. Denizci Brooks hakkındaki suçlama daha sonra düştü. Gazetelerde olay tüm detaylarıyla anlatıldığı için kamunun ilgisi çok fazla oldu. Savunma avukatlarına vermek için para toplandı. Mahkemede olayla ilgili kanıtlar konusunda herkes hemfikirdi, fakat jüri güç bir olayla karşı karşıyaydı. Yargılanmakta olan üç kişinin yaptığını anlıyor ve kendi hayatını kurtarmak için bir başkasını öldürmenin yanlış olmadığını kabul etmek istiyorlardı. Ama hayatını tehdit etmeyen birisini bile bile öldürmenin cinayet olduğunun da farkındaydılar. Hakim jüriye bu sorundan kurtarmak için farklı bir ‘özel hüküm’ önerisinde bulundu. Bunda jüri olayla ilgili bulguları ortaya serdi. Dudley ve Stephens’ın suçlu olup olmadıklarına beş hakimden oluşan bir heyet karar verecekti.”

Mahkeme Dudley ve Stephens’ı cinayetten suçlu buldu. Cinayetin cezası ölümdü, fakat bu olayda 6 aylık hapis cezasına çevrildi. Zamanın standartlarına ve benzer durumdaki diğer denizcilere yapılan muameleyle karşılaştırıldığında, bu ceza birçoklarınca ağır bulundu.”


soru basit arkadaşlar,

Eğer beş hakimden biri olsaydınız Dudley ve Stephens’ı suçlu bulur muydunuz?

Neden?


not:arkadaşlar pazartesine mutlaka yetiştirmem gerekiyo,belkide yorumlarınız kafamdakilerin özeti olucak
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Dua buyrun lütfen abdulKADİR Yeni Üyeler 59 28-09-2009 18:24
tanrı var diyenler buyursun içeri... En el hak İslam 3 25-08-2009 01:12
yeni bir yöntem buyrun..... simson Konu-dışı 1 16-10-2008 15:27
Ortak Ata ve Makroevrimin Kanıtları kodoman Tercüme Çalışmaları 8 18-08-2008 14:14
Buyrun Anket Yapalım Ammar İslam 2 23-06-2005 00:06

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:18 .