ortak paydamız...içeri buyrun
abilerim ablalarım, inananlar inananmayanlar
aşağıda verilen konu ile alakalı tez hazırlamam gerekiyo,
yorumlarınızı yazarsanız,daha geniş bir persfektiften bakmamı sağlıyabilirsiniz
şimdiden tüm arkadaşlara tşklerimi sunarım,
18 Mayıs 1884’te dört kişi İngiltere’den Avustralya’ya gitmek için Muhabbet Çiçeği adlı yatlarıyla denize açıldılar. Bunlar Kaptan Thomas Dudley, ikinci kaptan Edwin Stephens, denizci Ned Brooks ve 17 yaşındaki kamarot Richard Parker’dı. 5 temmuzda büyük bir dalga yatın bir kanadını paramparça etti. Yat batmaya başladı. Gemi batmadan önce yanlarına ancak iki konserve yiyecek alabildiler ve kurtarma sandalına geçebildiler. Dört şanssız adam, karadan 1600 mil uzakta, sağ kalabilmek için sadece birkaç kutu sebze konservesi ile Atlantik Okyanusunun ortasında kaldılar. 3 gün sonra, bu dört aç kişi bir kaplumbağa yakalamayı başardı. Bu onlara su ve yiyecek sağladı ama 9 gün sonra o da bitmişti. Hala karadan 1000 mil uzaktaydılar, yiyecekleri yoktu ve içmek için ara sıra yağan yağmur vardı. Gemiciler umutsuzluk içindeydi. Kaptan karısına yazdığı bir mektupta ‘eğer bir gemi gelmezse, bir süre sonra öleceğiz... böyle bir yolculuğa çıktığım için çok üzgünüm’ diye yazdı. Ancak, en azından üçü için birkaç günlük bir kurtuluş yolu vardı. Birisi diğerlerinin yemeği olacaktı. Kaptan kimin öldürüleceğine karar vermek için kura çekmelerini önerdi fakat Stephen ve Brooks itiraz ettiler. ‘Eğer öleceksek hep birlikte ölmeliyiz’ dediler. Kayığın zemininde yarı baygın yatmakta olan genç Richard Parker ise bir şey söyleyebilecek halde değildi. bilinci yerinde yatarken bir şey söylemedi.
Susuz ve yiyeceksiz iki gün daha geçtikten sonra kaptan diğerlerini kurtarmak için birisinin feda edilmesi gerektiğine ve adayın da belli ki Richard Parker olduğuna Stephen’ı ikna etti. Richard öksüzdü, karısı ve çocukları yoktu ve zaten ölmek üzereydi. Yarı koma halinden ancak ara sıra, kendisini daha da hasta eden deniz suyunu içmek için uyanıyordu. Kayığın, gemilerin geçtiği rotaya doğru sürüklendiğini biliyorlardı. Birkaç gün içinde bir gemi görüp görmeyecekleri belli değildi. Ertesi güne kadar yardım gelmezse çocuğu öldürmeye karar verdiler. Kimse yardıma gelmedi. Gemici Brooks öldürme işine katılmayı reddetti. Kayığın arkasına gidip ceketiyle üstünü örttü. Dudley ve Stephens baygın yatan Parker’ın yanına çöktü.
‘Richard oğlum vakit geldi’ diye fısıldadı, Kaptan. Stephens oğlanın bacaklarını tutmak için hazır bekliyordu ama buna gerek yoktu. Mücadele edemeyecek kadar hastaydı. Kaptan çakısını çıkarıp oğlanın boynuna sapladı ve çocuğu hemen öldürdü. 3 gün boyunca üçü de Richard’ın kanını içtiler ve kalbiyle ciğerini yediler. Dördüncü gün Montezuma adlı bir Almanya bandıralı bir gemi kayığı gördü. 3 adam da çok güçsüzdü. İkinci kaptan ve kaptan gemiye bir halatla çekilmek zorunda kaldılar.
7 Eylül’de İngiltere’ye vardılar. Dudley, Stephens ve Brooks doğruca yetkililere gittiler ve Richard’ın ölüm sebebini anlattılar.”
Böyle olaylar daha önce de olmuştu bu yüzden Dudley, Stephens ve Brooks hemen cinayetle suçlanınca çok şaşırdılar. Denizci Brooks hakkındaki suçlama daha sonra düştü. Gazetelerde olay tüm detaylarıyla anlatıldığı için kamunun ilgisi çok fazla oldu. Savunma avukatlarına vermek için para toplandı. Mahkemede olayla ilgili kanıtlar konusunda herkes hemfikirdi, fakat jüri güç bir olayla karşı karşıyaydı. Yargılanmakta olan üç kişinin yaptığını anlıyor ve kendi hayatını kurtarmak için bir başkasını öldürmenin yanlış olmadığını kabul etmek istiyorlardı. Ama hayatını tehdit etmeyen birisini bile bile öldürmenin cinayet olduğunun da farkındaydılar. Hakim jüriye bu sorundan kurtarmak için farklı bir ‘özel hüküm’ önerisinde bulundu. Bunda jüri olayla ilgili bulguları ortaya serdi. Dudley ve Stephens’ın suçlu olup olmadıklarına beş hakimden oluşan bir heyet karar verecekti.”
Mahkeme Dudley ve Stephens’ı cinayetten suçlu buldu. Cinayetin cezası ölümdü, fakat bu olayda 6 aylık hapis cezasına çevrildi. Zamanın standartlarına ve benzer durumdaki diğer denizcilere yapılan muameleyle karşılaştırıldığında, bu ceza birçoklarınca ağır bulundu.”
soru basit arkadaşlar,
Eğer beş hakimden biri olsaydınız Dudley ve Stephens’ı suçlu bulur muydunuz?
Neden?
not:arkadaşlar pazartesine mutlaka yetiştirmem gerekiyo,belkide yorumlarınız kafamdakilerin özeti olucak
|