Sevgili Şia, birbirimizi pek anlayamamışız gibi geldi bana aslında. Mamuli de benim düşündüğüm gibi yazmış. Kuranı siz şu yada bu şekilde yorumlayabilir ve bu mezheplerden bazılarının Kurana uymadığını söyleyebilirsiniz. Ben aklın yolu hangisidir diye bakıyorum ve diyorum ki iki tane görüş tümüyle tutarsızdır. Bunlar birleşemeyecek iki kutbu birleştirmeye çalışmışlar, olmamış.
Mutezile mezhebi bildiğim kadarıyla İslamiyet içinde akla önem vermiş ve bir çok aydın ve bilginin içinde yer aldığı bir anlayış. Bu mezhepte yer alan kişilerle ilgili bir alıntı yapayım
Basta bazi tabiûn bilgini olmak üzere çesitli Islâm ilimlerinde isim yapmis birçok ünlü bilgin Kaderiyye akimi içinde sayilmistir. Bir bölümünün sonradan kaderî düsüncelerden vazgeçtigi söylenilen bu ünlü isimlerden bazilari söyle siralanabilir: Benzeyen harfleri birbirinden ayirmak üzere tek ve çift nokta usulünü bulan dil bilgini Nasr b. Asim, Kur'an üzerindeki çalismalari ile taninan Medineli bilgin Ata b. Yesâr, Kur'an'in hiziblere bölünmesi üzerinde çalismis Halid b. Midan, basta tarih olmak üzere birçok alanda eserler yazan Vehb b. Münebbih, ilimde Hasan Basri ile karsilastirilan Mekhûl, tefsir alaninda otorite sayilari Katâde, tefsirde Mücâhid'in ravisi olan Ibn Ebi Necih, ünlü tarihçi ibn ishâk, Amr bin Fa'id, Fazl er-Rakasi, Abbad bin Mansur.
http://www.enfal.de/orta02.htm
Son olarak: Arabanın şoforü ile ilgili örneğiniz bence konuyu açıklamıyor. Çünkü benzinin olmaması/olması şoförün eylemi ile ilgili değil. Ben de şöyle diyebilirim. Şofor de olmayabilirdi. Yani Allah yaratmasaydı şoforu onun iradesiyel ilgili tartışma da olmazdı. Ya da araba diye bişey olmayabilirdi. Bunlar konuyu anlaşılmaz kılmaktan başka birşeye yaramaz. Doğru düşünce şöyle geliştirilebilir ancak:
Araba, benzin, şoför herşey aynı şekilde var olacak. Herşey aynı iken iki şoför düşünelim. Benzinleri de var, arabaları da aynı, yolları da aynı. Aynı koşulların sağlanmış olduğunu varsaydığımızda birisi kaza yapar birisi yapmazsa, nasıl karar verirsiniz? Kaza yapan kendi iradesiyle mi hata yapmıştır, Allah mı yapmıştırmıştır o kazayı. Aklın yolu böyle düşündürtür, sonuç olarak kazayı şoförün yaptığına ve bu işte Allah'ın bir yerinin olmadığına karar veririz. Bu deney binlerce değişik olay için tekrarlanırsa her seferinde de Allah'ın hiç etkisi olmadığı görülecektir. Bilim adamı için bu yüzden Tanrı diye birşey yoktur. Labortuvarda hep aynı şey tekrarlanır. Toplum hayatında da aynı şeyler geçerlidir. "Mucizeler" dışında Tanrı'nın işi iddiasında bulunulabilecek birşey yok yani. Dolayısıyla kader diye birşey yoktur. Yada mutezilenin dediği gibi insan kaderini kendi çizer.