Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > Hristiyanlık

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 30-05-2010, 17:58
Natan Natan isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 18 Sep 2006
Bulunduğu yer: usa
Mesajlar: 4.841
Standart Hristiyan İnancının Temelleri

Noel Kutlamalarının Kökeni

Noel İsa'dan önceki dönemde ,'ölen ve ölümden kalkan' tanrılara sunulan tapınmadan alınmıştır. Bu tapınma genellikle ,Kış gündönümüne denk gelen 21-25 Aralık tarihlerinde,doğayı canlandıran Tanrı-Kurtarıcı'nın 'doğumunu' kutlayan tarım toplumunda özellikle yaygındı.

Dördüncü yüzyılın ortalarında Hristiyanlık ,Mitra tapınmasına dayanan kış gündönümünü kutlaması Hristiyan bir kutlama haline getirrek kendi gelenekleri arasına kattı. Noel'i ilk kutlayanlar Romadaki dinsel topluluklardı. Onuncu yüzyılda ,hristiyanlıkla birlikte Noel kutlaması da doğu'ya yayıldı ve eski Slavların ,ataların Ruhlarını yücelten kış kutlamalarıyla kaynaştı.

Hıristiyan olduğunu idda etmeye başlayan bazıları ,büyük olasılıkla "bu kutlamaların paganist Romalıların şenlikleriyle aynı güne rastlama çabası " içine girdi.Aynı zamanda bu şenlik "zaptedilemez güneşin doğum gününü kutlamak " için düzenleniyordu . ( AnaBiritannica )

Kışın güneşin gücü zayıflamış gibi göründüğünden o toplum bu ısı ve ışık kaynağının uzaklara yaptığı yolculuklardan dönmesi için ayin yapardı.(İsa da bir yerde 'Ben dünyanın ışığıyım 'demişti.)

25 Aralık tarihinin seçiminde Satürn Şenliği olan Saturnalia da rol oynadı.

Günümüzde Noel ile bağlantılı olduğunu düşündüğümüz çok sayıda geleneğin Hristiyanlık öncesi putperest dinlerin geleneğine dayanıyor.

Bunlardan bazılarının sosyal ,cinsel ve evrenbilimsel çağrışımları var ; bu durum günümüzde eğitimli ve kültürel açıdan duyarlı insanların bu geleneklerin kökenini daha açık şekilde öğrendikleri anda bunları bırakmasına yol açabilir.

Noel geleneği Hrıstıyanlığa iyice yerleşmişti. Avrupadan ayrı olarak Latin Amerika'da İsa'nın doğumuyla ilgili temel adetlerin yanı sıra başka adetler de uygulandı. Farklı dinsel topluluklardaki rahipler Aztek tören takviminin Katolik ayin takvimiyle aynı olmasının avantajını kullanarak bunu vaaz etme ve misyonerlik işlerini desteklemek için kullandılar.İspanyollardan önceki tanrısal güçleri anma törenlerinin yerine Hristiyanların inandığı tanrısal güçler için yapılan kutlamaları koydular ; Böylece bir yandan Avrupa'nın kutlama ve etkinliklerini onlara tanıtırken ,bir yandan da Aztek kutlamalarından yararlandılar ; Bu da Özgün Meksika ifadelerini doğuran kültürel bir sinkretizm ile sonuçlandı.

Yılbaşı Kutlamaları

Her ne kadar Hristiyan geleneği arasında yer almasa da Hristiyanların da kutladığı bu geleneğin kökenini kısaca yazmak istedim ;

Yılbaşı kutlamalarının kökeni de eski Roma'daki bir dizi pagan kutlamaya dayanır. Konuya açıklık getirmesi için ; 1 Ocak Pagan Tanrı İanus'a adanmış bir bayramdır.İanus heykelinin iki yanında biri geçmişi , diğeri bugünü temsil eden iki yüz vardır. Bir inanışa göre Ocak ayını güle ,oynaya geçiren kişi yıl boyunca da mutlu ve huzurlu kalabilecektir. Ayrıca Tanrı İanus'un gününde insanların birbirine hediyeler vermesi ,şölenler düzenlenmesi gelneği de vardır.

İsa ve Mitra Kökeni

Mithra dini ve ayinleri hakkında yeterince bilgimiz olmamasına karşın, Pavlus'un mektuplarında kullandığı anlatım tarzının, Mithra kültünün terimlerine yakın olduğunu açıkça görebilmektedir.

Tıpkı Hıristiyanlar gibi, Mithra'cılar da kurtarıcılarının göklerden yere indiğine, on iki öğrencisi ile son yemeğini paylaştığına, kendi kanını akıtarak insanlığı günahlarından kurtardığına ve öldükten sonra yeniden canlandığına inanırlardı. Boğa kanı ile olsa bile, geçmiş günahlardan arınmak için yeni inananları vaftiz ederlerdi.

Matta İncilinde, İsa'yı Mithra ile eşitleyen son yemek sahnesi yer almaktadır, ancak rahiplerin "Baba" ve başrahibin de "Babaların Babası" biçiminde adlandırılmasıyla ilgili Mithra'cı adet reddedilmiştir.

Aynı şekilde İsa da göklerden gelmiş, İnsanların günahını üstlenip çarmıhta ölmüş ; kanını akıtarak insanlığı ölümün ve günahın esaretinden kurtarmıştır. Mitra gibi Ölümden dirilmesiyle ünlenen İsa yeniden göğe çıkmıştır. Gökten tekrar geleceğine olan inanç pek çok inanç sisteminde de mevcuttur.

Ayrıca İsa aynı Attis ,Horus, Dionysos gibi ölüp dirilen ,günahları bağışlayan tanrılarla neredeyse özdeştir.İsa'dan önce olan bu inanışlar İsa'nın karakterinin oluşturulmasında büyük rol oynar.

Ölümden Sonra Yaşam ve Cehennem Azabı

Din, insanlara ölümden sonra bir yaşam avuntusu sunar.

Sonsuza kadar yaşama arzusu en azından uygarlık kadar eskidir, belki daha da eski. Varlığımızda, "ben" bir gün yok olacağım fikrine direnen bir şeyler var. Ve şüphesiz, bu harika dünyanın güneşini ve çiçeklerini, yüzümde hissettiğim rüzgârı, suyun sesini, sevdiklerimi sonsuza dek terk etme –sonu olmayan bir hiçlik alemine girme– fikrine katlanmak, hatta bunu anlamak çok zordur. Bu yüzden eskiden beri insanlar, içinde bir parçamızın yaşamaya devam edeceğine inanılan maddi olmayan bir ruhani dünya ile hayali bir yakınlık arayışı içinde olmuşlardır. Bu gerçekten Hıristiyanlığın en güçlü ve kalıcı mesajlarından biriydi: "Ölümden sonra da yaşayabilirim."

Hıristiyan doktrinleri üzerindeki etkisi büyük iki filozoftan bahsedilmektedir. Biri, İskenderiyeli Origenes (MS y. 185-254), diğeri de Hippolu Augustinus'tur (MS 354-430)

Onlarla ilgili olarak New Catholic Encyclopedia şunu belirtiyor:

"Canın ruhani bir töz olarak belirlenmesi ve onun doğasıyla ilgili felsefi bir kavram oluşturulması, Doğu'da yalnızca Origenes'le ve Batı'da Aziz Augustinus'la olmuştur."

Origenes, New Catholic Encyclopediya. göre "Yunan can geleneğini açıkça alıp kendine mal etmiş Babaların ilki " olan İskenderiyeli Clemens'in öğrencilerindendi. Platon'un can ya da ruh hakkındaki düşünceleri Origenes'i derinden etkilemiş olmalıydı.

On üçüncü yüzyılda, Avrupa'da Aristoteles'in öğretileri rağbet görmeye başlıyordu; bunun nedeni büyük ölçüde, Aristoteles'in yazıları üzerine çok sayıda yorumu bulunan Arap bilginlerin yapıtlarının Latince olarak elde edilebilmesiydi. Aquino'lu Tommaso adlı Katolik bilgin, Aristotelesçi düşünceden derin şekilde etkilenmişti. Tommaso'nun yazılarından dolayı, Aristoteles'in görüşlerinin, kilisenin öğretisi üzerinde Platon'unkinden daha büyük bir etkisi oldu.

Bir başvuru kaynağına göre ilk Hıristiyan filozofları, bedenin ölümsüz bir kısmı olduğunu ve bunun döllenme anında bedene yerleştirildi*ğini öğreten Yunan inancını benimsediler (The New Encydopoedia Britanrıica )

"Gelenek*sel Cehennem öğretisinde, klasik dönem Yunan filozofları arasında en çok Platon'un etkisi görülür" (Histoire des enfers, Georges Minois)

"Belli bir Yunan felsefesi eğitimi almış Hıristiyanlar, MS 2. yüzyılın ortalarından itibaren .... inançlarını bu felsefenin terimleriyle ifade etme gereği duymaya başladılar. Onlara en iyi uyan felsefe Platonculuktu [Platon'un öğretileriydi]" (The New Encydopoedia BriTanrıica [1988], 25. Cilt, 890. sayfa).

Ölümsüzlük düşüncesi pek çok din ve inanışta olduğu gibi Zerdustculukte de vardı ;

"Ölümsüzlük içinde Adil kişinin canı hep Sevinçli olacak, fakat Yalancının canı muhakkak işkence görecek. Ve Ahura Mazda [anlamı "bilge tanrı"] bu Kanunları Kendi egemen yetkesiyle takdir eylemiştir."


Öldükten Sonra Göğe Gitmek

Ruh bedenden ayrıldıktan sonra, görünüşe göre, mucizevi biçimde sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz güzel bir yerde, hastalık ve yaşlanmanın olmadığı, ebedi neşeyle dolu bir hayata "uyanır".

İsa'nın el*çilerinin ölümünden sonra, MS ikinci yüz*yılın başında ilk Kilise Babaları öne çıkmaya başladı.

Bir Katolik ansiklopedisinde onla*rın öğretileri şöyle anlatılıyor: "Genellikle, ölümden sonra bedenden ayrılan ruhun, iş*lediği suç oranında arınıp hemen ardından göğe gittiği öğretilirdi " (New Catholic Encyclopedia)

Üçlü Birlik İnancı -Teslis'in Kökeni Üzerine

"İznik Konsili [MS] 20 Mayıs 325'te top*landı. Konsil'e başkanlık eden Constantinus tartışmayı fiilen yönlendirip Konsil'e kendi önerisini.... Mesih'in Tanrı'ya oranla ko*numunu, her ikisinin 'özünün aynı' olduğu ifadesiyle açıklayan iman bildirisini, Nikaia[İznik] Amentüsü olarak kabul ettirdi .

Birçoğunun inancına ters düştüğü halde, iki piskopos dışında bütün piskoposlar impara*tordan korkup çekindiklerinden bu Amentüsü imzaladılar" (Encyclopaedia Britanrıica)

Bilindiği üzere Üçlü birlik yada Üçlük kavramı İncil'de bulunmamaktadır.
Zaten bu kavram tam olarak dördüncü yüzyılın ortalarında Hristiynlığa girmiştir.Bu tesbiti Katolik Kilise de onaylamaktadır ;

"Üç Kişide bir Tanrı' formülü,4. yüzyıl bitene kadar tam olarak yerleşme*miş, Hıristiyan yaşamına ve inanç bildiri*sine tamamen girmemişti" (New Catholic Encyclopedia)

Peki Hrıstıyanlığa sonradan yerleşen bu kavramın kökeni nedir ?

Araştırmacılar üçlü bir tanrı inancının hrıstıyanlık öncesi pek çok din ve inanışta mevcut olduğunu göstermiştir. Üçlü bir tanrı inanancı eski Babil'de güneş tanrısı Şamaş, ay Tanrısı Sin, ve yıldız Tanrısı İştar olarak görülüp tapınılırdı.

Mısır'da Osiris, İsis ve Horus tapınması ,Amen, Mut ve Khonsu üçlü tanrı, Khnum , Satis ve Anukis adlı kozmik Üçlü tanrıları da vardı.

Asur'luların baş tanrısı Asur üç başlı olarak betimlenirdi.Aynı örneğe dayanarak Katolik kiliselerinde de Tanrıyı Üç başlı olarak betimleyen putlara rastlanır.

Ayrıca Üçlü Bir Tanrı anlayışı Hristiyanlıktan çok önce olan Hindu inanışlarında da yaygındı. Arasındaki benzerlik gerçekten düşündürücüdür ; Trimurti üçlü birliği Brahma , Şiva ve Vişnu' dan oluşur.Her biri ayrı tanrılar olmasına rağmen yine de aynı tanrının varoluş biçimini ifade eder.

Yani Yukarıdaki hristiyan teslisiyle aynı tanımlama içerisine girer ;

Baba tanrıdır, Oğul Tanrıdır, Kutsal Ruh Tanrı'dır ;ama yine de üç değil bir Tanrı vardır.

( Hristiyan teslisi )

Brahma Tanrı'dır , Şiva Tanrı'dır ,Vişnu Tanrıdır ;ama üç ayrı değil bir Tanrı vardır !

(Hindu teslisi )

İlginç olan nokta ise ; Hindu teslisi hristiyanlık'tan en az 400 yıl öncesine tarihlenen Hindu kutsal metinlerine dayanmaktadır. Yani Ortada bir kopya var ve bu kopyayı çeken Hristiyanlardır.

Tanrı Annesi ve Bakire Doğumlar'ın Kökeni Üzerine

Bir kaynak Hristiyanlıkla ilgili şu ilginç açıklamayı yapıyor ;

"Tanrı'nın annesini kutsal sayma fikrinin yayılması .... paganların kiliseye akın etmesiylehızlandı .O zamana kadar binlerce yıl boyunca dindarlıklarını 'büyük ana' Tanrıça ve 'kutsal bakire' tapınması yoluyla göstermiş ve yine aynı yolla dinsel anlayışlarını geliştirmişlerdi" (The New Encyclopcedia Britannica )

Hristiyan inancının temellerine bakarsak pek çok pagan izini rahatlıkla görebiliriz. Bunlardan biri de Bakire doğumdur. Babası Tanrı, annesi bakire bir ölümlü insan inanışı ,kurtarıcının mucizevi doğumunu gösteriyor.Halbuki bu fikrin kaynağı da eski inanışlar.

Örneğin İsa'nın "Baba"sı Tanrı olmasına rağmen, annesi Meryem ölümlü bir bakiredir aynı şekilde Dionysos'un da babası Zeus bir Tanrı, annesi Semele de ölümlü bir bakireydi. Ayrıca Şarap Tanrısı Dionysos da Aynı İsa gibi çarmıha gerilmiştir. Ölümden dirilmesi de İsa'nınki gibi olmuştur. Dionysos inancı Hristiyanlıktan önceydi. Yani alıntı Hristiyanlar tarafından gerçekleştirilmiştir.

Ayrıca Tanrı Attis'in bakire annesi "Cybele" de Aynı Meryem gibi "Göklerin kraliçesi" olarak adlandırılıyordu.

MS 431' de toplanan Efesos konsilinde Meryem'in Theotokos (Yunancada ;"Tanrı Anası") veya "Tanrı'nın Annesi" olarak adlandırılmasıyla Meryem tapınmasının temeli atılmış oldu.

Bu kilise konsilinin toplandığı Efesos kenti, yüzlerce yıldır bereket tanrıçası Artemis'e sunulan tapınmanın merkezindeydi.


saygılarımla

Konu spartacus tarafından (13-09-2010 Saat 18:38 ) değiştirilmiştir. Sebep: Başlıkdaki sembol Natan tarafından kaldırılmıştır(talebi ile).
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler

Etiket
attis, aztek, bakire, dionisos, kutsal ruh, meryemana, pagan, paganizm, teslis, üçlü birlik, üçlük, İsa


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Hristiyan ilahiler Bölümü Natan Hristiyanlık 13 12-12-2012 23:42
Hristiyan Propaganda Kitabından İnciler Natan Hristiyanlık 25 24-05-2010 15:02
hristiyan ve yahudilerin aklı kilitli kompLeks Hristiyanlık 8 18-11-2009 02:45
Hristiyan ve Musevi Arkadaşlara Sorular pante Hristiyanlık 116 07-05-2009 02:04
hristiyan türkler... gagauzlar... dolfen Tarih 4 22-11-2008 20:22

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:46 .