Kader ve Tevekkül
Bu yazıyı K.C arkadaşın sözlük için açtığı Tevekkül başlığı için yazmaya karar vermiştim.
Ancak araştırırken herkesle paylaşmam gereken bir hal aldı.Değerli arkadaşımdan özrümü
kabul etmesini dilemekten başka yapabileceğim bir şey yok.Üstelik moderatör arkadaşlardan
“başlık kirliliği” nedeniyle azar işitmeyi göze almam belki özürümün kabulünü kolaylaştırır.
“insanın ilk kutbunun (balçık) vazifesini tamamlamasından sonra diğer kutbunun (ruh) ellerini göğsüne bağlayıp susmasıdır. tevekkül ancak ilk faaliyet yerine getirilirse anlamını bulur. İslam inancında, diğer semavi dinlerde yada sonradan doğmuş tüm insani kökenli doğu dinlerinde tevekkül farklı tanımlarla mevcuttur. İslam dininde yerini tasavvufla belirgin hale getirmiş, olgunluk kriteri bir ayrıntıdır. Münferiden inancın tamamı yada temeli değildir.”
Bu tanım ekşi sözlükten alınma.Bulabildiğim en güzel “tevekkül”tanımı olduğu için alma ih-tiyacı duydum.Yazar kaynak göstermemiş bu nedenle de yazan arkadaşa ait olduğunu
var sayıyorum.Dikkat edilirse İslam anlayışının maddi dünya ile ilgili ‘sınav’ yeri olmasına,
insan eylemlerinin balçık olarak tanımlanmasıyla gönderme yapılmış;aslolan ahretteki
ödül ya da cezadır.Aslolan diğer yana gidecek olan ruhtur.
"Size verilen şey, yalnızca dünya hayatının geçimliğidir. Allah`ın yanında bulunanlar ise daha iyi ve daha süreklidir. Bu mükâfat iman edenler ve Rablerine dayanıp güvenenler içindir." (Şûrâ 42/36)
Tevekkül,Arapça vekil etmek anlamına geliyor.Vekil etmek,dayanmak ve güvenmek gibi yalın bir anlamı var.Kuran’da çeşitli surelerde vekil etmenin,yani tevekkülün çeşitli kullanım şekilleri var.Tevekkül et,tevekkül ettik,tevekkül ettiler,tevekkül ederiz gibi.Sonuçta Allah’a güvenmek ,dayanmak tevekkülün anlamı bu.Kuranda da oldukça yalın olan bu ifade kader ve kaza kavramlarının bir bütünsellik içinde açıklanma çabası içine girildiğinde biraz anlamından uzaklaşıp zorunlu bir tasavvufi hal alıyor.Kader kavramı ile öncel olarak bağlı tevekkül kavramı.Diğer yandan cüz-i irade kavramı var.
Tevekkülün ön şartı cüz-i iradeye düşüyor.Sebebleri yerine getirmek.Sebepler ne?İnsanın yapması gerekenler tümüyle !!!Yani insan vazifelerini yerine getirecek ve sonra Allah’a tevekkül edecek. Burada açıklanması gereken bir tuhaflık var.Kader ve kaza konusunda çok çelişik ifadeler ,hadisler..
İş, açıklanması çok zor bir çelişkinin varlığı nedeni ile içinden çıkılması zor bir labirent halini
alıyor.Aşağıda Diyanet İşleri’nin resmi sitesinde tevekkül başlığında alınma.Biraz zor olacak ama izleyelim:
''Andolsun ki biz, cinlerden ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık."Araf,179
Bu cehennem için yaratıldıkları bildirilen kimseler, kendi iradeleri ile yapacakları fena işler ve kötü davranışlar sebebiyle cehennemi hak edecekler hesaba katılmadan ve dikkate alınmadan cehennemlik olmuş değillerdir. Onlar yaratılırken herkes gibi günahsız olarak dünyaya gelmişler, cehennem damgalı olarak doğmamışlardır. Allah Teâlâ ezeli ilmi ile bunların ilerde doğup büyüdüklerinde kendi hür iradeleri ile yükümlülüklerini yerine getirmeyeceklerini, görevlerini yapmayacaklarını, heva ve heveslerine uyacaklarını ve bu sebeple cehenneme gideceklerini biliyor ve bunu haber veriyor. Yoksa onları cehenneme girsinler diye yaratmış değildir. Zaten ayeti kerimenin devamında:
''Onların kalpleri vardır, fakat onunla gerçeği anlamazlar, anlamak istemezler. Gözleri vardır, fakat onunla görmezler. Kulakları vardır, fakat onlarla duymazlar." buyurulmuştur ki, böyle olan kimselerin gidecekleri yer, ancak cehennemdir.http://www.diyanet.gov.tr/turkish/weboku.asp?id=671&yid=25&sayfa=12
İster istemez insan soruyor; nasıl yani????
İnsani olan her şey kabûlüm.
|