Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #11  
Alt 03-10-2006, 07:33
Üye Değil
 
Mesajlar: n/a
Standart Re: ANNELER, BABALAR VE ÇOCUKLAR


BOY VE AĞIRLIK

Çocuğun boyu ve ağırlığı ve bunların psikolojisi ile olan ilişkileri, uzman yetkililer tarafından dikkatle araştırılan konulardır. Çocuğun normal boy atması ve düzenli kilo alması onun sağlıklı olduğunu gösterir; çocuğun boyu ve kilosu yaşı için normal sayılan ölçüler içinde değilse anne babaların kaygılanmaları gerekir.

Çoğu anneler, kafalarının huzuru için, çocuklarını zayıf ve kuvvetsiz gördüklerinde şöyle düşünürler: “Çocuğum hızla geliştiği için zayıf görünüyor. Küçükken daha tombuldu; yakında belki birkaç kilo daha alır.” Boyu uzayan çocuğun ağırlığının da orantılı bir şekilde artması gerektiğini bu gibi annelere hatırlatmak gerekir. Çocuğun ağırlığı, boyuna uygun olarak değişmiyorsa, nedeni bulunmalı ve yetkili uzmanlar tarafından tedavi edilmelidir. Çocukluk devresinin özelliklerinden biri de, bedensel büyüme ve gelişme hızıdır. Bu alandaki uzmanlar, çocukların özellikle üç ve sekiz yaşları arasındaki “büyüme yıllarındaki” boy ve kilo dengesini korumalarına dikkat etmelerinin ve çocuklarının kilolarından aşağı tutulmasına izin verilmemesinin gerektiğini anne-babalara önermişlerdir. Kalıtımın dışında, çocuklarının gelişmelerindeki en büyük etkenler iklim, beslenme, çevre ve özellikle güneş ışığıdır.

Değişik ülkelerin çocukları farklıdırlar. Bir ülke için uzun sayılan boy, bir diğeri için normal sayılabilir. Önemli olan boy ile kilo arasındaki ilişkidir. .

ÇOCUKLARIN GÖZLERİNİN KORUNMASI

İnsan vücudunun en değerli uzuvları olan gözler, bilgi sahibi olmak için gerçekten gereklidir. Çocukluk yıllarında gerekli bakıma ve temizliğe özen gösterilmez ve gözlerin çalışması bozulursa, masum çocuklar hayatlarının sonuna kadar rahatsızlık ve güçlük çekerler; anlama güçlerinin gelişimi ve bilgi edinmeleri zorlaşır. Bundan dolayı görme duygusu, ne pahasına olursa olsun, korunması gereken değerli mücevhere benzer. Ne yazık ki, göz bozukluğu çocukluk yıllarında meydana gelen ve ilk sıraları alan hastalıklardan biridir. Dikkatle yapılan araştırmalarda, yeni doğan bebeklerin hipermetrop (yakını iyi göremeyen) olduğu görülmüştür; yavaş yavaş görme yetenekleri normale dönüşür.

Bu kitap, okullar için değil, anneler-babalar için yazıldığından aşağıdaki hususların bazıları yalnızca evde geçerli olabilir.

Çocuklar yetersiz ışıkta okuyup yazmamalı ve özellikle güneş batışının ışığında çalışmaktan sakınmalıdırlar.

Çalışırken ışık kaynağı başın üst ve sol tarafında olmalıdır.

Normal büyüklükteki harflerden oluşan bir kitabın sayfaları ile gözler arasındaki mesafe 30–35 cm. civarında olmalıdır.

Düzgün oturma şekli için sandalye ile masanın ölçüsü çocuğun boyuna uygun olmalıdır.

Yerde yazı yazmak ve okumak gözler için iyi değildir, çünkü çocuk kitaplarının üzerine eğilecektir; aynı şekilde yatarken okumak da sakıncalıdır.

Yürürken veya hareket ederken asla okumamak gerekir.

Eğer çocuk okuduğu kitapları gözlerine tavsiye edilenden daha yakın tutuyorsa ve eğer uzağa konan şeyleri iyi göremiyorsa gözlerini baktırmak gerekir.

ÇOCUKLARIN HAFIZALARINA YÜKLENMEK

Hafıza yeteneğinin zihinsel faaliyetlerimiz üzerinde yaşam boyunca yaptığı etki şüphesiz açıktır. Tanrı’nın bu bağışı, akıl ile ilgili her işi idare eder ve yönetir; eğer akıl, düşünceleri tutma yeteneğine sahip olmasaydı, zihinsel çalışmalarımızın bir yararı olmaz, geçmiş olaylarla olan bağlantımız kesilir ve bilgi sahamız da şimdiki zamanla sınırlanırdı.

Yazarın amacı, zihnin bilimsel açıdan tanımına girmek değildir, çünkü bu psikoloji dalında başlı başına bir konudur. Ayrıca, daha sonraki bir bölümde, zihin ve onun güçlendirilmesi konusu incelenecektir. Esas amaç, çocuğun hafızasına yüklenmekten doğabilecek zararları anne-babalara göstermektir.

Her sağlıklı çocuğa sağlam bir hafıza doğal olarak bağışlanmıştır. Fakat şunu gayet iyi anlamak gerekir ki, bu güç –diğer yetenekler ve özellikler gibi farklı insanlarda iyi, orta ve zayıf olabilir. Eğer çocuk eğiticileri, bu öz kuvveti en iyi şekilde idare etmeyi bilir ve ölçülülük gözeterek kullanırlarsa, çocuklar ondan yararlanırlar; fakat yaklaşımları beceriksiz ve yüzeysel olursa çocuğa sayısız zararlar getirir. İnsanoğlu, içinde hafızanın da bulunduğu, “değerli taşlarla dolu bir maden” gibidir. Bu zenginliği en iyi şekilde kullanmak için zekâya; zihinsel uyanıklığa ve –her şeyden önce – uygulamaya ihtiyacı vardır.

Çocukluk yıllarında hafıza normal olarak çok kuvvetlidir: çocuğun gördüğü ve işittiği her şey çoğu kez tekrarlamanın sonucu olarak kaydedilir. Bir şeyin zihinde tutulması için bu her şeyden önemlidir. Ancak, eğiticiler bu önemli vergiyi sömürme eğilimindedirler, ana-babalar da çeşitli nedenlerle bu yük atının yükünü büsbütün ağırlaştırırlar. Bunu yaparken, atın bir gün gelip dizlerinin üzerine kapanacağından ve yolun ancak bir kısmını kat etmiş olan sürücünün de kendini güç bir durumda bulacağından görünüşte habersizdirler. Bu nedenle eğiticilerin bazı noktalara dikkat etmeleri gerekir.

Hafıza iyi veya kötü olabilir. İyi hafızaya sahip olmayanlar kavrayamazlar, akılda tutamazlar ve olayları kolaylıkla bağdaştıramazlar. İyi bir hafızası olanlar gibi, bir konuyu kolayca öğrenemezler veya hatırlayamazlar. Bu nedenle, zayıf ve kuvvetli hafızaya sahip olan iki çocuktan aynı şeyleri beklemek doğru olmaz; onlara aynı şekilde davranılamaz. Bu ilkeyi önemsememek, çoğu anne-babaları çocuklarının yaşıtları önünde küçültmeye ve utandırmaya yöneltmiştir.

Sinir sistemlerinde aksaklık, hazımsızlık veya düzensiz hormon salgıları olan zayıf ve sıhhatsiz çocukların hafızaları genellikle iyi değildir. Okul arkadaşlarından geri kalmamaları için bu gibi çocuklara dersleri ezberlemeleri ve çeşitli akademik dersleri iyice öğrenmeleri için baskıda bulunacaklarına, anne-babalar, çocuklarının hastalıklarının çarelerini arayıp bulmalı ve onların bu fiziksel kusurlarını sabır ve şefkatle tedavi ettirmeye çalışmalılar, çünkü sebebi ortadan kaldırmakla netice de ortadan kalkacaktır.

İyi veya kötü hangi hafızaya sahip olduklarına bakmaksızın, çocukların bu yeteneğine yüklenmek zararlıdır. Çocuklar şiirler ezberlemeye veya anlaşılmaz şeyleri öğrenmeye zorlanmamalı. Şiirler veya düzyazı ezberlemek, günlük yaşamda kullanılacaksa veya hafızayı güçlendirmek için gerekliyse, yararlı olabilir. Hiç kullanılamayacak ve sonunda unutulacak gereksiz şeyleri ezberlemek ancak sorun yaratır. Kısacası, bu durum da ölçülü olmanın gerektiği açıktır.



Devam edecek....
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:14 .