Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Felsefe > Etik, Estetik, Sanat, Politika, Bilim & Eğitim

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 14-02-2013, 18:17
irsArtvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
irsArtvin irsArtvin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Dec 2009
Bulunduğu yer: Hiçbir yerden…
Mesajlar: 327
Standart İyi ve Kötü Mefhumu

İnsanlar hayatın her alanında olan bazı eylem ve sözler ya da olgulara karşı belli bir refleks gösterirler. Gösterdikleri bu refleks, o eylem ve sözler ya da olguları belli bir yere koyan veya ait eden, tasniflendiren bir yaklaşımdan ibarettir. En basitinden bir misal vermek gerekirse, bir akşam evinizde otururken bir anda kapı çalsa ve hiç tanımadığınız bir adam bir çanta dolusu parayı “benim bunun gibi onlarca çanta dolusu param var, yani benim buna ihtiyacım yok, rastgele bir kapıyı çaldım, siz çıktınız ve bu paranın sizin olmasını istiyorum” diyerek bırakıp gitse, sizin için hiç tanımadığınız bu adam, size yüklü miktarda para verdiği için iyi kalpli, cömert bir adam olacaktır. Çünkü adam sizle hiçbir alakasının olmamasına rağmen sizin hayatınızı kolaylaştıracak, neredeyse çektiğiniz tüm ekonomik sıkıntıları yok edecek, yani kısacası işinizi görecek, size fayda verecek bir eylemde bulunmuştur.

İnsanlar, tarih boyunca türünün yok olmaması için ve neslini sonraki kuşaklara aktarabilmek maksadıyla, yani kendi canlılığının devamı için kendini besleyen, aynı zamanda da muhtelif tehlikelerle dolu olan tabiatla ve onun içinde barındırdığı diğer canlılarla, yani hayvanlarla sürekli mücadele etmek ve onlardan kendini korumak zorunda kalmıştır. Ama sadece tabiatla ve diğer canlılarla mı mücadele etmek zorunda kalmıştır? Elbette ki, hayır, aynı zamanda da aslında dünyadaki en büyük düşmanı ve rakibi olan kendi türüyle de mücadele etmek zorunda kalmıştır; zaten duygu ve düşüncelerinin ortaya çıkmasında ve inkişaf etmesindeki en büyük amil de budur. İşte bu mücadele esnasında yaşadığı maddi hayatın tüm gerçeklerinin bir tezahürü olan duygu ve düşünceleri yaratmış ve geliştirmiştir. Peki, geliştirdiği bu duygu ve düşünceler hangi minvalde ve neyin paralelliğinde olmuştur? İşte bu soru, mevzumuzun muhteviyatını anlamamızı sağlayacak ve aradığımız soruların karşılığını bulmamızda yardımcı olacak olan doğru bir sorudur. Bu sorunun cevabı çok basittir. Cevap elbette ki, kendi menfaatine uygun olan, kendine fayda veren minvalde ve buna mukabil de türünün devamını sağlayacak, neslini sonraki kuşaklara aktarmasına yardımcı olacak olan eylem ve olgular paralelliğinde olacaktır. Bu doğrultuda olan eylem ve olguları da tıpkı kendini var eden madde ve maddenin hareketliliğinden kaynaklanan diğer eylemleri ne şekilde adlandırmış ve nitelendirmişse, aynı şekilde de onları adlandırıp, nitelendirmiştir. Ve hepimizin bildiği, aynı zamanda da çok hoşumuza giden “iyi” mefhumunu yaratmıştır; yani bunları “iyi” olarak adlandırmış ve nitelendirmiştir. Yukarıda saydıklarımın tam aksi minvalinde ve paralelliğinde olan eylem ve olguları ise kendi menfaati doğrultusunda olmaması hasebiyle hepimizin bildiği ve hiç hoşumuza gitmeyen bir mefhum olan “kötü” olarak adlandırıp, nitelendirmiş ve istenilmeyen bir şey olarak addetmiştir. Genel hatlarıyla “iyi” ve “kötü” mefhumunun ortaya çıkış yolculuğu ve çıkmasındaki amiller ve nedenler bu şekildedir.

İnsanlar kurmuş olduğu medeniyeti sürekli inkişaf ettirdiği için birbirleriyle kurmuş olduğu sosyal ilişkiler ve alakalar da tıpkı sürekli inkişaf eden medeniyet gibi daha da ileriye gitmiş ve daha da komplike bir yapıya bürünmüştür. Bu yolla da yukarıda da biraz bahsettiğim duygu ve düşünceleri yaratmıştır. İnsanların yaratmış olduğu duygu ve düşünceler, yine yukarıda deyinmiş olduğum kendini de oluşturan maddenin, yani maddi hayatın sürekli akmasına ve değişken olmasına karşı vermiş olduğu reaksiyondur. Maddeden, yani maddi hayattan kasıt elbette ki, yalnızca tabiatta baş veren hadiseler değil hem de tabiattaki tüm canlıların birbiriyle olan ilişkileri ve canlıların tabiatta baş veren bu hadiselere karşı vermiş oldukları tepkilerdir. Mesela insanlar için, tabi ki de herkes için değil; ancak büyük bir kısmı için yılanlar korkulan, sevilmeyen, yani insanların “kötü” olarak nitelendirdiği hayvanlardır. Ne gariptir ki, yılanlara karşı antipatisi olan, onları sevmeyen, onlardan tiksinen aynı insanlar, evcilleştirmiş olduğu köpeklere karşı içinde farklı bir sevgi besler, evinde beslemek koşuluyla onlarla arkadaşlık eder ve buna mukabil de köpekleri “iyi” olan hayvanlar olarak nitelendirir. Peki, bunun sebebi nedir? Elbette ki, yılanların insanları ısırmak koşuluyla zehirleyip öldürebilecek olması, yani başka bir deyişle yılanların ölüm tehlikesi barındırması; köpeklerin ise tam aksine insanların malını, mülkünü yeri geldiği zaman canını koruyan, hayatın her alanında faydasını gördüğü yaşamını kolaylaştıran bir hayvan olmasıdır. Görüldüğü gibi insanlar, yine fayda gördüğü, kendisine menfaat sağlayan, işini gören şeye “iyi” bunun tam aksi yönünde olana ise “kötü” demiş ve istenilmeyen olarak nitelendirmiştir. Bu paradigma, hayatımızın her alanında, yani insani ilişkilerde daha çok ve daha sıklıkla karşımıza çıkmaktadır. Zaten bizi en çok ilgilendiren kısmı da burasıdır, zira insanlar “iyi” ve “kötü” mefhumunu en çok insani ilişkiler içerisinde kullanırlar. Bunun birçok örneğini hem kendi hayatımızda hem de başka insanların hayatlarında devamlı görürüz. Bunun en basit örneği: “hırsızlık yapmak kötüdür” fikriyatıdır. Peki, hırsızlık kime göre, neye göre kötüdür? Bu mühim bir sorudur, zira hırsızlık olarak nitelendirdiğimiz başkasının malını alma, sahiplenme eylemi, bize göre malımızın istemediğimiz bir biçimde başkasına geçmesi, o maldan yoksun kalma neticesi ile sonuçlanacak olması hasebiyle “kötü” olabilir; ancak asgari besin miktarını edinemeyen, yiyecek tek bir lokması bile olmayan fakir ve aç bir insan için hayatını idame ettirebilmesi ve daha da önemlisi ölmemesi için ona yardımcı olacak olan hırsızlık eylemi “iyi” olabilir. Yani burada üzerinde durulması gereken husus, yapılan eylemlerin ve meydana gelen olguların kime göre, neye göre “iyi” ya da “kötü” olacağının izafi, görece bir şey olduğunun bilinmesidir.

En nihayetinde dediğim gibi, duygu ve düşünceler, insanların maddi hayat koşullarında kendilerinin muhtelif eylem ve olgulara karşı vermiş olduğu tepkiyle beraber yaratmış olduğu mefhumlardır. Bunun bilincine varmalı ve yaratmış olduğumuz kendi mefhumlarımızın hiçbirinin mukaddes olmadığının farkına varıp, yine aynı şekilde onlara herhangi bir kutsiyet atfetmeden, görece bir şey olduğunu kavrayarak o şekilde değerlendirmeliyiz. Aksi takdire, günümüzde olduğu gibi “benim fikrim ya da ideolojim daha iyi, seninki kötü” diyerek her türlü savaşı mubah sayıp kendi türümüzü kendi ellerimizle yok etme merhalesine geliriz.

Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette; bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.

Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zamanda akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur.


Karl Marx
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
daha kötü şeyler... dolfen Konu-dışı 4 18-06-2017 21:15
Cahiliye Devri Kötü mü? hazretikömürcü İslam 11 08-08-2006 08:35
Tanrı Kötü olabilir mi? hasan_ İslam 12 16-12-2005 23:50
KÖTÜ GÜNÜN DOSTU burkay Konu-dışı 2 20-10-2005 11:46

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 14:26 .