Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Turan Dursun > Turan Dursun

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #31  
Alt 16-01-2014, 02:46
Erdem Alaca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Erdem Alaca Erdem Alaca isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Jun 2013
Bulunduğu yer: Anadolu
Mesajlar: 1.496
Standart

Türk Devriminde Din Tarihi

Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken, Gazi'nin üzerinde önemle durduğu konu; toplumu oluşturan bireylerin özgürlük bilincine sahip olmalarıydı. Çünkü, "Özgürlük olmayan bir ülkede bağımsız bir devlet" kurulamazdı. 1905 yılında Şam'dan Selaniğe giderken arkadaşlarıyla yaptığı bir toplantıda söylediği bu sözler, yeni Cumhuriyeti yaşatmak için gerekenleri bizlere anlatmaktadır.(23) Birey toplum içinde, insan olarak "iyi ve kötüyü" ayırdetme özgürlüğüne sahip olabilmelidir.

İnsanın özgürlük alanlarını kısıtlayan en önemli öge, ilk çağlardan itibaren, doğa güçlerine duyulan korkuları kutsallaştırmalarıdır.

"İlkel insan kümelerinde, ata korkusu ve nihayet, büyük kabile ve kavimlerde ata korkusu yerine geçen Allah korkusu, insanların kafalarında sayısız yasaklar yaratmıştır. Yasaklar ve hurafeler üzerine kurulan birçok adetler ve gelenekler insanları düşünce ve harekette çok bağlamıştır. O kadar ki, kişisel düşünce ve hareket özgürlüğü gibi bir hak kavramı bilinememiştir.(24)

Günümüz dinlerinin başladığı, Musa'dan hareketle, yaklaşık M.Ö. 1200'lerde Musevilik; sıfırıncı yılda doğduğu varsayılan İsa'dan Hristiyanlık; İ.S. VII. yüzyılda çıkan Muhammed'in kurduğu İslamiyetle erkek Tanrı sayısı, her üç dinde ortak görüş olarak, teke indirildi.

İnanç, bu dinlere göre, kutsal kitaplarındaki belirli kuralları, yeniden oluşturulan koşulları yerine getirmeye bağlandı. Museviler bu koşullara (Tevrat kökenli olarak): TORA; Hristiyanlar (İncil kökenli kiliseye bağlı olarak): SKOLASTİK; Müslümanlar (Kur'an kökenli olarak, Ayet; Peygamber kökenli, HADİS ile SÜNNET toplamına) ŞERİAT adını verdiler. Kısacası: Artık yöneticilerin kontrolü altında, sürekli değişebilen, adı belli kurallar vardı; bu yeniliklere koşut olarak, ruhban sınıfının da iş kolu ad ve sanları değişmekteydi. Aynı olay, yönetici kadro için de geçerliydi. Egemen oldukları alan sınırları genişledikçe yöneticiler de terfi ediyordu. Şefler, hakan, kral, İmparatorluğa doğru yükseliyordu. Peygamber olamıyorlardı; ama, kendilerini kutsal kitap Tanrısının yeryüzündeki temsilciliğine, hatta gölgesi olmaya kadar yüceltmişlerdi. Artık başatlar, yönettiği toplumu oluşturan insanların efendisiydiler. Toplumlar, sözümona, Tanrı adına yapılan kurallarla yönetiliyordu.



Din ve Kültür Değişimi

Yaradılış söylencesi aynı kalıp içinde İslama da yansıtıldı. Özetle: İnsanların korkuları "İyiyi ve kötüyü bilme"nin yaptırımı olarak, cennetten kovulup, cehennemde yanmaktır.(25)

Böylece, araştırma ve yenilik getirme özgürlüğü kulların, yani insanların elinden alınmış oluyordu. Bu kurala göre: düşünen, bulan, bilen sadece Tanrı katındakilerdir. Aksine hareket eden insanlar ölümlüdür. Ama sonu kesinlikle cehennem olan bir ölüm...

Kitaplı dinlerin taraftar bularak yaygınlaşması, toplum yöneticilerinin güçlerinin artmasına da neden oldu. İlk çağlardan bu yana işbirliği içinde oldukları ruhban sınıfı ile dayanışmayı sürdürmekte sakınca görmediler.

"İnsan toplumları büyüdükçe ve devlet haline geldikçe, bireyler üzerindeki yük de o kadar çoğaldı. Devletin başında bulunan adamın hakkı; hudutsuz, kayıtsız, şartsız bir mutlak kudret olarak kabul ediliyordu. Devletin şekli imparatorluk ve yahut cumhuriyet olsun, bunun ehemmiyeti azdı; bireyin kişisel bir hakkı yoktu. Eski zamanlarda insanların, yapabildikleri uygarlıkların en yüksek dönemlerinde, vaziyet böyle idi... Toplumların başına geçebilen adamlar, toplumu Allah adına yönetirlerdi. Her türlü hak ve yetki onlardaydı. Bireyin hakkı, özgürlüğü sözkonusu değildi.(26)

Zaten birey denince toplumu oluşturan insanların tümü değildi, sözkonusu olan sadece erkeklerdi. Kadın potansiyel suçludur. Kolay mı? İnsanın cennetten kovulmasına neden olan bir suç işlemiştir. Yasak meyvayı hem kendisi yemiş, hem de Adem'e yedirmiştir. Aslında yasak meyva, kadın erkek arasındaki cinsel ilişkidir. Bu ilişki sonunda sağlıklı çiftler bir tür yaratma işlevi görmektedirler. Çocuk sahibi olmayı, Şeriat benzeri kurallar, sadece peygamber torunlarına özgü olarak anlatmışlardır; ...hem de kutsal kitapta. Halk arasında bu meyvanın elma olduğu sanılır; ama aslında, özgürlükleri kısıtlama ve kadını 'potansiyel suçlu' ilan etmesi nedeniyle, bu meyva ayvadır. Yiyen ise Adem'in temsil ettiği insanların tümüdür.(27)

"Kadın haklarını araştıran bilim insanları, aydınlanmayı izleyen yıllarda hep dinsel söylenceler ve devrin etkisi altında kalmışlardır. Latin kökenli bilim insanları arasında en ünlülerden olan; Schoolcraft, Maine, Mc Lenan, Lubboc, vb. araştırmacılar; "bağımlısı oldukları dinsel söylencelerin etkisinden kendilerini kurtaramamışlardır."(28)

"Tarihçiler, sosyologlar, prehistoryacılar, vb. düşünürler, kadın konusunu incelerken erkek merkeziyetçi bir bakış açısından değerlendirmede bulunmuşlardır. Kendi modellerinde anahtar olarak, geçmiş yılların dinsel söylencelerini kullanmakta sakınca görmemişlerdir."(29)

Neydi bu dinsel söylenceler? Bu konuda önce Turan Dursun'un da yakın dostu, bilim insanı, sayın İlhan Arsel'e; sonra bir tarih kitabına başvuracağız. Bakın nasıl değerlendiriliyor söylenceler. Arsel'e göre: "Yahudiliğin getirdiği bir inançtır ki: 'Erkekten gelme kötülük, kadından gelen iyilikten çok daha hayırlıdır' kanısına dayatılmıştır... Bu inanışı Hristiyanlık üstlenmiş ve M.S. 7. yy.'dan itibaren İslamiyet en doruk noktasına ulaştırmıştır."(30)

Yine ben yaştaki gençlerin lisede Tarih ders kitaplarında soralım bu söylence olayını. Kitabın önsözünde konu açıkça anlatılır. İzleyelim:

"Bu kitap, belirli bir amaç gözetilerek yazılmıştır. Şimdiye kadar ülkemizde yayınlanan tarih kitaplarının çoğunda ve onlara kaynak olan Fransızca tarih kitaplarında Türklerin dünya tarihindeki rolleri bilinçli ya da bilinçsiz olarak küçültülmüştür... Bu kitapta hedeflenen asıl amaç, bugün, bütün dünyada doğal konumunu geri alan ve bu bilinçle yaşayan ulusumuz için zararlı olan bu hataların düzeltilmesine çalışmaktır... İkinci bir amacımız da, kainatın oluşumuna, insanın ortaya çıkışına ve insan hayatının tarihi devirlerden evvelki mazisine dair, yakın zamana kadar ilgi gören yanlış değerlendirmelerin önüne geçmektir. Yahudilerin mukaddes saydığı efsanelerden çıkan bu görüşler, kaynakların eleştirisi ile ve son zamanların ilmi keşifleriyle artık tamamen kıymetini kaybetmiştir. Eleştirel tarihe ve tabii ilimlere dayanılarak kurulan varsayımlar elbette Sifrittekvin'in haberlerinden daha ilmidir. İşte bunun içindir ki, kitabımızda insanın tarihine girmeden önce; kainat, dünya ve insan hakkında zamanımızın ilme dayanan teorilerini aktardık ve açıkladık ve bunu yaparken batıl fikirlerden sıyrılarak, tarihi gerçekliği kavratmaya çalıştık. Bu kitap halkımız ve bilhassa gençliğimiz için yazıldı... Bu kitapla, doğru görmeye, iyi düşünmeye alıştırmak istediğimiz insanlar Türklerdir. Türklerin yanlış görüşlerden, hatalı düşüncelerden bir an evvel kurtulması başlıca emelimizdir."(31)

Bilim dünyasında bir ışık gibi parlayan Darwin teorisi, dünyada sıcak karşılanmış, toplumlar arasında hızla yayılmaktadır. Türkiye de bu akımın getirdiği düşünce yapılanmasını benimsemiştir. Dışdinsaltçı devrimin düşünsel yapısında, "insan doğanın ürünüdür." "Türk Tarihi'nin Ana Hatları" kitabı bu devrimci düşünce yönünde yazılmıştır. Devrimin söylencelerle kaybedecek zamanı yoktur. Böylece insan düşüncesini tutsak eden "iyiyi ve kötüyü bilme" yasağı ve yaradılış söylencesi dışlanarak, özgür düşüncenin önü açılmıştır...

Turan Dursun, Din ve Seks, Berfin Yayınları: 100, 3.basım, Haziran 2010, ISBN: 978-975-6680-01-8, s.104-108

_______________________
(23) Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, 2. cilt, (1906-1938), 2. basım, Ank. 1959, s.1
(24) Afet İnan, y.a.g.y., s.50-51
(25) Mukaddes Kitap, aynı, s.3, Tüfekçi, Yüksek Lisans Tezi, aynı, s.23, 24 vd.
(26) Afet İnan, Medeni Bilgiler... y.a.g. s.50, 51, vd.; ayrıca Bkz: Tüfekçi, y.a.g. tez. s.15 vd
(27) Erkeğin ayvayı yemesi olayını tüm konferans, ders ve tebliğlerimde de söylemişimdir. G.T.
(28) Friedrich Engels: Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni, Çev: Kenan Sömer, 3. basım, Ank. 1974, s.10-30, Tüfekçi, y.a.g. Yüksek lisans tezi, s.22 vd.
(29) İlbars: y.a.g. yüksek lisans ders notu, s.2-3
(30) İlhan Arsel, Prof. Dr., Şeriat ve Kadın, Orhanlar matb. İst. 1987, s.470
(31) Türk Tarihinin Ana Hatları: y.a.g. s.25, 26 Satır altlarını biz çizdik. G.T.

1930'lar: Uçak ihraç ediyoruz, 2010'lar: Saman ithal ediyoruz...
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Turan Dursun-Din ve Seks kitabı hatac Konu-dışı 4 07-08-2012 18:53
Doğa'da Seks cinsan Konu-dışı 2 06-11-2011 23:59
100 milyon yıldır seks yok İslam 6 30-10-2008 23:22

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:46 .