Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > Hristiyanlık

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 23-09-2017, 12:41
Vefik Sami Vefik Sami isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üyeliğini Sonlandırmış
 
Üyelik tarihi: 15 Aug 2013
Mesajlar: 2.836
Standart Tek Tanrı, üç ayrı irâde ?

Tevrat'ın "Yaratıılış" bölümü 1:27'de şöyle bir anlatım var:

"Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı"

Ben, şimdiye kadar "Kendi benzeyişinde yarattı" şeklinde ifâde edilen kısmı, "Ahlâki ve ilkesel benzeyiş" olarak yorumlamaktaydım. Hristiyan teolojisi husûsunda yeterli bilgim yok. Kimi konuları akıl yürüterek kavrama çabasındayım. Tanrı, yaratılmamışsa madde değilse eşi ve benzeri yoksa bu âyeti lafzî olarak anlamak mümkün değil. Sn. world'un açmış olduğu bir konudaki linkten istifâde ederek Tanah'ın Türkçe tefsirini pdf formatında indirdim. Bu âyet, orada şöyle tefsir edilmiş:

Tanah tefsiri Diyor ki
27. Tanrı … yarattı – Tıpkı İnsan'ın benzersiz
olması gibi, yaratılış şekli de benzersiz ve yüksek
düzeyde gerçekleşmiştir. Şu ana kadarki bölümün
tümünde, Tanrı her şeyi bir sözle yaratmışken,
İnsan'ı ise adeta Elleri ile yaratmıştır (Raşi).

Kendi görüntüsünde … Tanrı'nın görüntüsünde
Tüm canlılar arasında sadece İnsan,
Tanrı gibi, düşünce, karar verme ve çözümleme
yeteneği ile özgür seçime hak kazanmıştır.
Tanrı'yı bilebilir, sevebilir ve O'nunla arasında
manevi bir bağ yaratabilir; ve sadece İnsan,
hareketlerini bir mantık çerçevesi içinde yapabilir.
Tora, İnsan'ın Tanrı'nın benzeyiş ve görüntüsünde
yaratılmış olduğunu söyleyerek, tam
olarak bunu ifade etmektedir (Rambam).
Görüldüğü üzere, Yahudiler de âyette geçen "Benzeyiş-görüntü"yü mot a mot anlamıyor; "Yaratılmışa egemen olma" şeklinde anlıyorlar. Hattâ, çok daha ilginç ve mantıklı olanı da insanın yaratılmışlar içerisinde eşsiz ve benzersiz olmasının, "Tanrı benzerliği" şeklinde yorumlanması...

Geçenlerde yaşamakta olduğum şehre, - bize yakın sayılabilecek başka bir şehirde bulunan - kiliseden görevlendirilmiş iki kişi geldi. Açıkçası, onların bu ziyâretinden pek memnun kalmıştım. Daha önce beni vaftiz etmek için gelen pastör, aradan iki sene geçmesine rağmen, bir telefon açıp da "Hocam ne yapıyorsun, iyi misin ?" diye sormadı bile.

Her neyse...

Benim amacım da kafamda oluşan inancın temel mantığına dâir kimi müşkilleri çözmek için teoloji eğitimi almış, birikimli insanlarla görüşmek, mümkünse kimi fikri problemleri çözüme kavuşturmaktı. Nasıl olduysa mevzû burada verdiğim âyete geldi ve ben, söz konusu "Tanrı benzerliği" ni "Ahlâki ve ilkesel" olarak anladığımı beyan ettim. Hemen itiraz edildi. Oradaki benzerliğin lafzen anlaşılması gerektiği söylendi. Ben, "Ne yani. Tanrı da aynen insan görüntüsünde mi ?" deyince "Evet" cevabını aldım.

Tabii, bende sigortalar attı. 'Artık sizinle bir işim kalmamıştır' deyip kalktım masadan. Âsâbım iyice bozulmuştu. Aynı "Kutsal" kitap'ı okuyorduk ama; farklı sonuçlar çıkarıyorduk. Bunun üzerine internetten bâzı kilise adreslerinde verilen telefonlara ulaştım. Görüşme imkânı bulduğum kimselere karşılaştığım durumu aktardım. Bana "Olmaz öyle şey. Tanrı insana benzer mi?" diyen olduğu gibi "Seninle konuşan o kimseler, kuzu postunda kurttur" diyenler de oldu.

Sonra bu vatandaşlar tekrar görüşme isteği izhar ettiler. Benim biraz çelebi bir yönüm vardır. Kıramadım kendilerini. Biraz daha sohbet ettik. Ama; bundan sonra görüşeceğimizi sanmıyorum. Karşı taraftan yeni bir görüşme isteği gelse de kabul etmeyeceğim.

Neden mi ?
Bakın, şu sebeple:

Hani insan da aynı Tanrı görüntüsünde idi ya...
Şimdi, bâkire Meryem deyince.
Babasız İsa deyince
İncilde - Her ne kadar ben farklı anlama çabası içinde olsam da - İsa'nın Tanrı için "Babam" demesine bakınca...

Öffff, öf.

Bu gün bendeki sigortalar artık tamiri gayr-ı kâbil şekilde attı. Zâten ben, buradaki mesajlarımda günümüzdeki "Hristiyanlık" ile bir ilgimin olmadığını yazmıştım defa'atle. Kendimi MESİH öğrencisi olarak tanımladım hep. Yine de öyleyim. Ancak; Tanrı'yı Meryem'in rahmine sokmayan, Tanrıya "anne" tâyin etmeyen, eşsiz-benzersiz ve boyutlar üstü olduğuna inandığım Tanrı ile insan vücudunu sentezleyip yeni "Tanrı"lar icad etmeyen bir MESİH öğrencisi.

Burada müslümanlara karşı bir özür borcumun bulunduğunu itiraf etmek zorundayım. Gerçi, Kur'anda gördüğüm çelişkileri yine yazmaya devam edeceğim. Ama; her zaman olduğu gibi şahsileştirmeden ve belaltı vurmadan. Şunu da itiraf edeyim ki Muhammed'in mücadele ettiği "Müşrik" Araplar, inanç mantığı bağlamında Hristiyanlardan kat be kat daha ileri düzeyde. Onlar hiç olmazsa Tanrı'ya yaratış noktasında hiç ortak koşmamış, putları Tanrı'ya ulaşma amacıyla şefa'atçi olarak görmüşlerdi.

Yahudi ajanı Truva atı Pavlus, önce "yasa-masa yok" deyip inancın şirâzesini kaçırdı.
Sonra da Tanrı'yı üçe bölüp bir "teslis" üretti.
Benim hep merak ettiğim husus ise şu olmuştur:

Tanrı'ya inanma noktasında samimi olan insanlar, bu "teslis" geyiğini nasıl olup da kabul ettiler ?
Pavlus, "Kutsal Ruhun Tanrının derin düşüncelerini bile araştırdığını" (I.Krnt. 2:10) söylüyor.

Tek Tanrı ama; üç farklı irâde.
İyi vallâ.
Yersen.

Konu Vefik Sami tarafından (23-09-2017 Saat 13:37 ) değiştirilmiştir.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 18:52 .