Buddhizm ve İslam/Hristiyanlık karşılaştırması
Hepsi de çöküntü dinleridir.
Ama Budizm, İslam'dan ve Hristiyanlık'yan yüz kat daha gerçekçidir.
Herşeyden önce Budizm nesnel ve serinkanlı bir soru sorma mirası taşır, yüzlerce yıl sürmüş bir felsefe geleneğinden sonra gelmiştir ve geldiğinde ise Tanrı kavramı giderilmiş durumdadır.
Budizm tarihin bize gösterdiği tek pozitivist dindir. Budizm "günaha karşı savaş" demez, gerçekliğin tam hakkını vererek "acıya karşı savaş" der.
Onu İslam ve Hristiyanlık'tan derin bir biçimde ayıran da ahlak kavramlarının kendini aldatıcılığını geride bırakmış olmasıdır. Daha doğrusu Budizm iyinin ve kötünün ötesinde durur.
Budizm sorunlara "hijyenik" olarak yaklaşır. Onun karşısına açık havada yaşamayı, gezgin yaşamını, yiyeceklerde ölçülülüğü ve seçiciliği, alkolden kaçınmayı ve kanı kızıştıran bütün tutkulardan kaçınmayı öğretir.
Tasa olmayacaksın ne kendin ne başkaları için. Ya dinginlik veren ya da şenlendiren tasarımlar oluşmasını sağlar ve başka türden tasarımlardan kurtulman için araçlar geliştirir.
İyilik yapmak sağlığa yararlıdır. Evet Budizm iyiliği "sağlığa yararlı olduğu" için öne çıkartır.
Dua etmek yasaktır ve münzevilik de.
Hiçbir kesin buyruk yoktur, zorlama yoktur.
Tapınak topluluğunun kendi içinde bile isteyen istediği zaman ayrılır.
Bütün bunlar "aşırı uyarılabilirliği" güçlendirmek içindir. Bu yüzden başka türlü düşünenlere karşı savaşmayı öğütlemez. Â*Öğretisi kin, çekememezlik ve nefret gibi duygulardan başka hiç bir şeye karşı değildir.
Bu haliyle Budizm tinsel bir bitkinlik haliydi ve bu bitkinliği aşmayı da Â*en tinsel ilgi ve çıkarları sıkı bir indirgeme ile kişiye geri getirmekte buldu.
Budizm'de "bencillik" bir ödevdir ve gerekli tek şey "sen acıdan nasıl kurtulacaksın?" ilkesi bütün dinsel diyeti düzenler ve sınırlandırır.
Ilıman bir iklim, geniş bir hoşgörü ve militarizm y o k. İstenen neşe ve dinginlik, en üst amaç olarak arzulardan arınmaktır ve ulaşılır da bu amaca.
İslam, Hristiyanlık ve Musevilik'te ise aşağılanmış ve ezilmişlerin içgüdüleri ön plana çıkar, burada kurtuluşlarının peşine düşerler ve genellikle toplumun en alt katmanlarının sahip çıktığı dinlerdir.
Bu dinlerde can sıkıntısına ilaç olarak "günah" kaustiği, "vicdan enginizasyonu" uygulanır. Burada tutkular adına "Tanrı" denen bir güçlü karşısında sürekli uyanık tutulur (dua ve ibadet yoluyla), burada en yüksek olan erişilmez sayılır, bağış sayılır, lütuf sayılır. Burada açıklık da yoktur, köşe bucak karanlık hücrelerde din tebliği edilir.
Hem kendine hem de başkalarına yönelik bir hunharlık duygusu, başka türlü inananlara karşı bir nefret, peşe düşüp kovuşturma isteği, suikast planları, kışkırtıcı nutuklar...
Duyulardan, neşeden, eğlenceden, nefret edilir ve neşelenen insanlardan da.
Gülmek bile şeytana özgüdür diye lanetlenir.
İnsanın kendi öz doğasına karşı savaş açılır.
Kadın çirkinleştirilmeye çalışılır. Temelde yatan keskin bir kıskançlık duygusunu bastırabilmek için kıskançlık duygusunu yenerek yetkinleşmek yerine kıskançlığın nesnesi yok edilmeye çalışılır. Halbuki bu sadece geçici bir rahatlama biçimidir ve bu tip bir ağrı kesici için oldukça yüksek bedeller ödenir bizzat kadınlar tarafından.
İslam, Hristiyanlık, Musevilik Budizm gibi "acı çektiğini" kabul etmek ve acıya karşı bir strateji geliştirmek yerine acı verme arzusu ve Â*iç gerilimi boşaltmak için, saldırgan eylemler, baskı ve totalitarizm yolunu seçer. Kendi kan içici güdülerini zaptedebilmek için kurban kesmek gibi ritüellere yani yine başka bir tür sakinletirici ilaçlara ihtiyaç duyar. Görkemli tapınma ritüelleri ile o keskin duygular boşaltılmaya çalışılır.
Budizm geç insanlar için bir dindir. İyilik, yumuşak hale gelmiş, üst düzeyde tinselleşmiş çok kolay acı duyabilen hassas ırklar için. Budizm barışa, ve neşeliliğe, tinsel perhize ve bedenin sertliğini Â*azalmaya yönelmiştir.
İslam ve Hristiyanlık ise yırtıcı duygulara sahip insanlar üzerinde efendi olmayı arzuluyordu ve bulduğu çare ise onları hasta yapmaktı. Zayıflaştırmak ve igdiş etmek İslam ve Hristiyanlığın ehlileştirme reçeteleridir.
Budizm uygarlığın sonunun ve yorgunluğunun dinidir, İslam ve Hristiyanlık'ta ise uygarlık yoktur bile. Onu kendi istediği koşullarda kuracaktır.
Nietzsche'nin DECCAL'inden kendimce uyarladım.
|