Virüs-kapitalizm-halk ilişkisi
Her devrin virüsü o devrin teknolojisine göre oluşuyor.
Bugün basit olarak görülen bir çok virüs kendi döneminin Coronası gibidir.
Doğadan ve doğaldan koptukça virüsün gücü de artıyor.
Virüsler teknolojiyi takip ettiği için teknolojiyi geliştiren bilimi de takip etmiş oluyor.
Bu nedenle virüs karşısında bilimin ilerde veya geride olmasının çok bir anlamı kalmıyor.
Başka deyişle, virüs ile bilim (fifti fifti) eşit oranda ilerliyor.
Bugün Corona'ya çözüm bulunsa yarın daha azılı başka Corona'lar türeyecek.
Bilim de her zaman için hem çaresiz kalacak hem kısmi önlem olacak.
Tarihte daha önceleri de bir çok salgın olmuş ama bilinen en büyük ölümcül salgın 540'lı yıllarda İstanbul'da (Konstantinopolis) yaşanmış, Justinyen adı verilen virüs iki yüz yıl içinde 100 milyon insan öldürmüş.
Daha sonraları Kara Veba, suçiçeği, Cocoliztli, Kolera, Tifüs, İspanyol Gribi, Asya Gribi, AIDS, Ebola, Sars gibi bir çok virüs salgınları olmuş.
Ee, hadi sonuca gelelim!
Bu salgınlar kapitalizmi var eden temel koşulları ne zayıflatmış ne de ortadan kaldırmış.
Hani bazı arkadaşlar bu Corona'dan bir şeyler umut ediyorlar ya.
Bence hayallerine devam etsinler.
Kapitalizmi oluşturan koşulları sadece halk bitirir.
Halkta bu koşullara karşı bir tepki görüyor musunuz, ben şahsen göremiyorum.
Görünen tepkiler kapitalizme değil, sadece yönetimleredir.
Kapitalist sisteme olan tepki ile yönetimlere olan tepkinin farkını herhalde biliyorsunuzdur.
Biri devrim getirir, diğeri sistemi sadece cilalar.
Virüs teknolojiye göre evriliyor ve hiç bir virüs halkta sömürü sistemine başkaldırıyı getirmemiş diyorum, siz ne düşünüyor sunuz?
|