İnternette bulduğunuz hoşunuza giden hikayeler, sözler, şiirler, resimler ne varsa alın buraya.
Paylaşım güzeldir. İlk alıntı benden:
"
Sen ona ben diyorsun çünkü dışarıda böyle bir referansa ihtiyacın var. Hiç küçük bebekleri izledin mi? Başlangıçta kendilerinden isimleriyle bahsederler, “Johnny acıktı’ gibi. Onların yaptığı çok daha doğrudur. Ama bir toplumun içinde bu delilik gibi görünür. “Johnny mi acıktı? Neden ben acıktım demiyorsun?” “Johnny” dendiğinde acıkan bir başkasıymış hissi uyandırır. Johnny senin başkaları tarafından kullanılması gereken ismindir. Bu ismi kendinden bahsederken sen kullanamazsın. Kendinden bahsederken ismini değil “ben” i kullanman gerekir.
Bu Thomas Alva Edison’un başına gelmiştir. 0 en büyük mucitlerden biriydi, bin tane şey icat etmişti. Onun icat etmemiş olduğu bir şey bulmak zordur. 0 kadar saygı görüyordu ki kimse ona adıyla hitap etmiyordu. Meslektaşları kendisine profesör, Öğrencileri ise efendim diyordu ve tabi kendisi de adını kullanmıyordu.
Sonra birinci dünya savaşı başladı ve insanlar ilk yiyecek kuyruklarıyla tanıştı. Edison da kuyruğa girdi ve sıra ona gelince memur, “Thomas Alva Edison kim?” diye bağırdı. Edison da sağa sola baktı, neredeydi bu Thomas Alva Edison? Memurun aklı karışmıştı çünkü elindeki numaraya göre bu önündeki adam o olmalıydı. Tüm kuyruğun da aklı karışmıştı. Herkes birbirine bakıyordu.Sonunda kuyruğun en sonlarından bir adam, “Bayım hatırladığım kadarıyla sizi daha önce görmüştüm. Thomas Alva Edison sizsiniz” dedi.
“Edison yanıt verdi, “Siz öyle diyorsanız öyledir.”
Memur, “Deli misin nesin?” diye söylendi.
0 da, “Deli değilim” diye yanıt verdi. “Ama bu ismi neredeyse otuz yıldır duymamıştım. Unutmuşum. Kimse beni böyle çağırmıyor. Babam ben küçükken ölmüştü. Annem de öldü. Bu artık çok uzaklarda kalmış bir anı gibi. Thomas Alva Edison gibi bir ismim olduğunu hatırlıyorum ama otuz yıldır bu ismi duymadım. 0 adamın beni tanıması iyi oldu; yoksa tek başıma bu ismi çıkaramayacaktım.” Bu seyrek bir vakadır ama otuz yıl, özellikle de Edison gibi yaratıcı bir adam için çok uzun bir zamandır. Onun otuz yılı bizim üç yüz yılımıza denktir. Başka kimselere ismiyle, kendine ise ben diye hitap etmek sadece sosyal bir buluştur. Ama içinde başka biri yoktur
ve başka biri gittiğinde o ben de gider.
Ama endişeye hiç gerek yok. Benini bulamayacaksın ama daha büyük bır şey bulacaksın: var oluşunu, varlığını...
Ben “Kendini sev” dediğimde bu hiç içlerine dönmemiş kişilere yöneliktir çünkü onlar yalnızca ikiliğin dilinden anlarlar. Kendini sev, kendini seven ve sevilen diye ikiye böl demektir. Bunu düşünmemiş olabilirsin ama içine döndüğünde kendini sevmezsin, sevgi sen olursun.
Sevgi denen enerji sen olursun.
Sevgiyle dolarsın, sevgi yayarsın.
Sevgi senin yaydığın koku olur.
İçinde ismin yok, egon yok. İçinde saf var var oluştan ibaretsin ve o saf var oluşun içinden sevginin aroması yükseliyor.
---------------
Sadece yarısını aldım metnin tamamı için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz.
http://www.oshoturk.com/modules/news...hp?storyid=173