"ictenlik"´isimli üyeden Alıntı
Bugün nükleer bir kıyamette apokaliptik bir hayatta kalma durumu yaşasaydık ve neredeyse tüm dünyayı ve nesli yoketseydik ve Afrika'nın ucunda bir yerlerde biraz insan kalsaydı ve onlarda ormana dağlara yeraltına çekilseydi ve binlerce yıl sonra bol bereketli üreyip Afrika'dan dünyaya geri saçılsaydık ve atalarımızın bunları yaşadığını hiç bilmeseydik?
|
Bu durumda eldeki materyaller(çeşitli araç, gereçler), fosil kayıtları, gerek biyolojik, gerek sosyal yeti, bilinç, birikim, gerekse çeşitli araç, gereç, alet kullanımı açısından evrimsel gelişimle doğru orantılı bir sürece işaret etmezdi... Eğer,
"bu durum, 500 milyon ve daha önceye dairdi ve o sebeple de elde veri, bulgu bulunmuyor" şeklinde düşünülürse, bu durumda da geride kalanların(yıkımdan kurtulan isanların) gerçekten
insan olup, olmadığı sorunu doğar, zira fosil kayıtları, insanlığın ilerleme tarihi ve gelişimin, insansılarla gelişim seyri, süreçle sağlandığını ortaya koymaktadır...
İnsanlar arasında boyu 2-3 metre arasında olan insanlar da vardır ve bu "anormal" durum genetik formasyondan ziyade, bir çeşit hormon sorunu, kimyasal yetersizlik veya fazlalık, bazı tümörlerin olumsuz etkisi olarak düşünülebilir...
Eski dönemlerde güçlü olanın damızlık olarak ayrılması, çapraz eşleme vs. ise, özelde bilimsel araştırma veya bilimsel anlamda "kurumsal" akademik bilgi gerektirmez. Burada bilgi, doğal bilimle -doğal gözlem ve tecrübe- elde edilmiş olup, bu bakımdan "kendiliğinden" bilimseldir. Zaten -konu bilgi ise- aslolan veya bağlayıcı olan bilim değil, yöntemdir(ki bilimi de bilim yapan budur). Bilginin nasıl elde edildiği önemlidir(Yöntem: gözlem, tecrübe, sınama, deney-im, böylece elde eidlen verinin yorumu(
materyalizm)... Bu esas-temel ve usül olmadıkça, bilim de anlamsız veya yoktur -temelsiz, muhatapsızdır). Meseleye bu bağlamda yaklaşırsak, olasılık faktörüyle iddia etsek dahi, iddiayı destekleyecek herhangi bir veri, bilgi, gözlem, "gerçeklik" tabanı bulunmamaktadır.