Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Bilim > Diğer Bilimler

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 13-07-2007, 01:18
bilge bilge isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 11 Sep 2006
Mesajlar: 43
Standart Bilim Dini

Din fikrine karşı çıkanlar, en büyük sebep olarak dinlerin akli sorgulamayı engelledikleri iddiasını dile getirir ve dinlerin dogmatik olduklarını söylerler. Dinlerin bir çok konuda önkabulle hareket etmesini ve "inanma"yı ön plana almasını bir eksiklik olarak değerlendirenler, buna karşılık bilimin herşeyi sorgulayan, hiç bir şeye inanmayan ama bir duyusuyla müşahade edebildiği ya da bir deney ortamındaki tetkiklerine aldığı tepkilerle farkettiği şeylerin varlığını ve işlevini kabul eden yapısını öne çıkarırlar. İnananları dinlerini ve kitaplarını sorgulamamakla itham ederler ve aslında sorgulasalar ve "inanmayı" bırakıp akıllarıyla hareket etseler "doğru"yu bulacaklarını iddia ederler.

Durum tersinden bakıldığında da ilginçtir. Zira dine ve dindarlara yöneltilen ithamlar aslında bilim ve "bilim inananları" için de benzer düşmektedir. Bilim de bir çok önkabul ve varsayımla hareket eder. Örneğin "yaratılışın olmadığını" varsayar. Bunu henüz ispatlamamıştır, ancak tüm mantığını bu temel taş üzerine bina eder. Bu yüzden kendince en makul varoluş "teoremi" olarak "büyük patlama"yı varsayar ve varlığın başlangıcını bu olaya dayar. Ve tüm bilim ve bilimsel önermeler bu mantık üzerine yapılır.

Dini fikirler çok ender yalanlanır ve aksi ispatlanırken, bilim zaman zaman bizzat kendini tekzip ederek o ana kadarki bir bilimsel "inanışın" yanlış olduğunu, "artık" doğrusunun başka birşey olduğunu açıklamaktan gurur duyar. Ancak bundan "bilim inançlıları" hiç hicap duymazlar, bilakis o zamana kadar sahip oldukları yanlış inanışa bakmaksızın, "artık bu sefer kesin doğruya inanıyoruz" düşüncesiyle hep daha mutlu olurlar. Bu açıdan bakıldığında dindeki kararlılık, bilimde yoktur. Yüzlerce yıl öncesinin bazı bilimsel inanışları, şimdi gülüp geçilinecek şeyler olabilirken, bir çok dinin binlerce yıldır inanılan fikirleri hala her ırktan, meslekten milyonlarca insan tarafından ciddiyetle savunulup yaşanmaktadır. Yüzlerce yıl önce dine karşı bilimi savunan bilim inananlarının yanıldıklarını bir zaman sonra kendi torunları itiraf ederken, aynı zamanlarda yaşayan dindarların söylemleri hala aynıdır ve hala aynı söylemlerle bilim inananlarıyla tartışabilmektedirler.

Kendi kitaplarını okumamakla itham ettikleri dindarlar gibi, bilim inananları da genelde inandığı bilimin akli izahından uzaktır. O kafasına yatan birkaç matematiksel formülü görüp, bilime iman etmiştir artık. Bilim inananı için bir profesörün ağzından çıkan laf, dindar birinin bir imamdan duyduğu lafla çok benzer nitelik taşımaktadır. Bilim 8 gezegenimiz var der, o hemen "bilim, ne kudretlisin" deyip iman eder. Sonra bilim pardon, 1 gezegen daha varmış der, ama inananının imanı kavidir; "bilimim, sen ne büyüksün, bir o kadar da mütavazı" der ve hemen ona da iman eder. Böylece bilmin devamlı değişmesine rağmen, bilim inananı aynı şeye inandığı inancını asla kaybetmez.

Tarihte gelmiş geçmiş dindar bir çok bilim adamı vardır, ama bu bilim inananını şüpheye götürmez. "Onlar da aslında pek inanmıyordu" diye düşünür. Kendi ürettiğine tapma gafletine her çağda düşmüş insan, bir zamanların putperestleri gibi, bilim putunu da anlatırken "aslında biz onun içindeki mantığa inanıyoruz" der ve bilmin hatalarını, eksiklerini hoşgörüyle karşılarlar.

Şimdilerde durum daha da vahimdir. Zira bilme bir de teknoloji diye birşey monte olmuştur. Teknoloji ki, gücünü savaşlardan alır, silah sanayii ile büyür, tüketim baskısıyla insanlarda güven oluşturur. Bu yoğun kuşatma da artık insanı sorgulamaya gerek bırakmadan bilimin kucağına atmış ve doğuştan bilim inananları olarak yetiştirmeye başlamıştır. Artık insanlar bilmi sorgulamayı dahi düşünmez. Çünkü "yok artık"tır, "bilim de sorgulanır mı, başına bilgisayar düşer"dir.

Ve böylece roller değişilir. Dindarlar bilim inananlarını aklını kullanmaya davet etmektedir artık. Önkabullerini bırakıp, dinin söylediklerini objektif olarak dinlemesini ve üzerine düşünmesini, inandığı bilimi sorgulamasını talep ederler. Fakat bilim inananları bilimi sorgulayabilecek yeterlilikte değildir, sorgulamak da uzun iştir zaten.

Hikaye böyle gider... Ancak özetle söylemek gerekirse, bilimle dinin 2 temel farkı vardır:

1. Bilim yaratılışın olmadığını varsayarak başlar herşeye. Dinse yaratılışın var olduğu önkabulüyle başlar. Yani önce bir Yaratıcı'nın varlığının kabul edilmesi beklenir.

2. Bilim tüm sorularına cevap bulabileceğini ve aklının her soruya cevap vermeye muktedir olduğunu iddia eder ve herşeye sorar. Ancak aldığı cevaplardan sadece 5 duyu organıyla algılayabildiklerini kabul edecektir. Din ise insana bir çok sorunun cevabını baştan verir. Araştırması, üzerine ilmetmesi gereken noktaları da belirtir. Aklını kullanacağı noktaları belirtir. Ayrıca aklının almayacağı noktaları da baştan söyler ve boşuna onu düşünmeyin der.

Bu 2 temel fark da birer önkabuldür. Kimse biliminki daha mantıklı öteki değil diyemez. Çünkü ikisinin de "bilimsel" ispatı mümkün değildir. İşte burada "inanç" devreye girmiştir. Bilme inananlar bilim tarafını seçmiş, dine inananlar da dinin dediklerine göre hükmetmişlerdir.

Zannımca meselenin özü budur. Sürç-ü lisan ettiysek affola...

Bilge

Bazen hakikati görmek için gözleri kapatmak gerekir.
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 23:01 .