Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #1  
Alt 06-11-2007, 21:09
dilaver - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
dilaver dilaver isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080

Onur Üyeliği Başarı Ödülü Başarı Ödülü 

Standart Yükseltilen Milliyetçilik ve Sol

Türkiye'nin siyasal dengeleri, iç ve dis politikasi üzerinde milliyetçi etkinin, solun bir kesimini de pesinde sürükleyerek hizla artisina tanik oluyoruz. Bu kosullarda dogru ve etkili bir sol siyaset örmek için, gerek mevcut gelismeyi gerekse de milliyetçiligin anlami ve ülkemizdeki sekillenisini dogru kavramak büyük önem kazanmistir. Türk Milliyetçiliginin Anlami Türkiye Cumhuriyeti ve Türk ulusu, asker sivil bürokrasinin yukaridan asagi iradesiyle gerçeklesti. Gerek bu durum gerekse de Osmanli dagilisinin travmatik etkileriyle biçimlendiginden Türk milliyetçiligi farkliliklara karsi hep sorunlu olmustur. Bu açidan Nihal Atsiz'in 1944'teki mahkemede ifade ettigi; "Türk irki oluk gibi kani ve sayisiz emegi pahasina yurt edindigi Türkiye'ye göz dikenleri ne yapabilecegini göstermistir. 1915'te Ermenileri, 1922'de Rumlari bu ülkede yok etmistir. Ya Türklük içinde erir Türklügü kabul edersiniz, yahut yok edilirsiniz" sözü, bir fasistin siradan tepkisi degil, devlet geleneginin durusunu yansitiyor.

Nitekim 1930'larin Içisleri Bakani ve rejimin ideologlarindan Mahmut Esat Bozkurt'un; "Sadece Türk milletinin bu memlekette milli haklar isteginde bulunma haklari vardir. Diger unsurlarin böyle bir hak talebinde bulunmalarina imkan taninmaz. Gerçekleri saklamanin geregi yoktur. Türkler bu memleketin yegane sahipleri yegane efendileridir. Türk orijininden gelmeyenlerin bu memlekette sadece bir tek haklari vardir: asil Türk milletine kusursuz olarak hizmetkarlik ve kölelik etmek..." (Milliyet, 19 Eylül 1930) sözleri, resmi ideolojinin özlü bir ifadesidir. Yine 1930 ortalarinda kaleme alinan Dahiliye Vekaleti Jandarma Umum Komutanligi'nin gizli Dersim Raporu'nda geçen; "Yavuz Sultan Selim'in gazabi olmasaydi bugün güzel Türkiye'mizde tek bir Sünniye tesadüf etmek belki de mümkün olmayacakti" ifadesi, bu milliyetçiligin sadece ulusal degil ayni zamanda inançsal bir tercihle biçimlendirildigini gösteriyor.

Böyle bir ideolojinin sonucudur ki, cumhuriyet ve laiklik gibi burjuva devrimci atilim, dahasi anti emperyalist bir mücadeleyle kurulmus olan devletin demokratiklesmesi birtürlü mümkün olamayacakti. Çünkü gerek savasa katilan Kürtler ve Aleviler gerekse de Lozan'da varliklari kabul edilmek zorunda kalinan gayri Müslimler "bölücü" tehdit olarak görülüp asimilasyon ve tehcirlerle ortadan kaldirilmaya çalisilacakti. Bu uygulamanin siniflarüstü bir idealizmin ürünü oldugu da düsünülmemeli. Aksine Türk milliyetçiligi, bürokratik aygitin düzen tercihi olan kapitalizmin çikarlari dogrultusunda sekillendirilmis, "sinifsiz imtiyazsiz kaynasmis kitle" slogani altinda isçi ve köylülerin vahsi bir sömürü ve baski altinda yasatilmasi olmustur. Bu kapsamda Osmanli döneminde kazanilmis sendikal haklar kaldirilmis, çalisma saatleri arttirilmis, 1 Mayis "bahar bayrami" ilan edilmis, 141-142 gibi emek düsmani ceza yasalari Musolini Italya'sinda devralinmis, muhalif aydin ve örgütlenmeler acimasiz bir tenkile ugratilmis; yani burjuvazinin palazlandirilmasi için tüm devlet olanaklari seferber edilirken emekçilerin sinif tepkileri "yikicilik" olarak ezilmistir.

Özetle Türk milliyetçiligi, Cumhuriyetin kurulusundaki anti emperyalist saiklerini hizla yitirirken, geçmisten tasiyip getirdigi emege ve farkli olana düsman özelliklerin baskin karakter kazanmasiyla demokratiklesmeyi olanaksizlastirmistir. Milliyetçilik Ilerici mi? Milliyetçilik, burjuva sinif çikarlarinca belirlenen bir ideoloji oldugundan, onun ilericiligi belli kosul ve dönemlerle sinirlidir. Erken sanayilesmis-uluslasmis toplumlarda feodalizme karsi, sanayilesme ve uluslasmasini zamaninda basaramayarak sömürgelesen topraklarda ise emperyalizme karsi mücadele dönemiyle sinirli olan bu ilericilik, bu dönemlerin asilmasiyla sona ermis, milliyetçilik de sömürüyü gizlemenin ve öteki halklara karsi düsmanligin araci islevi yüklenmistir. Ulus devletin kuruldugu, ulusal baskinin esasen asildigi her zeminde milliyetçilik, sinifsal ve kimliksel olarak ezilen kesimlerin bilincini bulaniklastiran, demokratik hak ve özgürlüklere karsi egemenlik iliskilerini mesrulastiran bir ideoloji olmustur. Milliyetçilikle demokratik haklar arasindaki iliski, her kosulda ters orantilidir. Özellikle ülkemiz tarihinde de net bir sekilde görüldügü gibi, milliyetçilik yükseldikçe halkin yasam standartlari ve haklari azalmis, ülke militarist zihniyetçe teslim alinmis, iç ve dis sorunlarda artan oranda tikanma ve gerilimler yasanmistir.

Milliyetçiligin bir devlet ideolojisi olarak toplumun kontrol altinda tutulmasinda, farkli kimliklerin asimle edilmesinde temel ideolojik araç olarak kullanildigi ülkemizde, milliyetçilik karsiti duyarlilik ve halkin ona karsi bilinçlendirilmesi yasamsal bir önem tasir. Bu basarilmadikça emek ve hak karsiti egemenligin geriletilmesi olanaksiz. Türkiye'de sol hareketin Cumhuriyet tarihi boyunca yasadigi toplumsal zayiflik da bunun sonucu. Özetle milliyetçiligin Türkiye'deki etkin gücü, emekçilerin sinifsal bilinç edinmesini engelledigi gibi komsularimizla süregen bir gerilimi beraberinde getirmektedir.

Milliyetçilik Niye Yükseliyor?

Türkiye'de sinifsal veya demokratik degisim taleplerinin ciddiyet kazandigi her dönemde devlet, bu talepleri milliyetçi kosullandirma ve kiskirtmalarla bogmustur. Son dönemde yasadigimiz dalga, en kapsamli olanidir. Bu gelismede iki neden öne çikiyor.

Birincisi, AB sürecinin daha yaptirimci bir konum elde etmesi kapsaminda oligarsinin yönetim tekelinin gerilemesi, yasal degisimlerin artik hayata geçme zorunlulugudur. Bu durum ise, bugüne kadar agir baski ve sömürü kosullarinda yasatmis olan oligarsinin giderek iktidarsizlasmasi anlamina gelmektedir. Ikinci neden ise Irak'ta bir Kürdistan'in insasi ile Kürtleri ve demokratik haklarini reddeden resmi görüsün artik sürdürülemezligidir. Üstelik Irak Kürtlerinin, egemenlerin stratejik müttefiki ABD'nin korumasi altinda olmasi, yasadiklari krizi daha da arttiran bir islev görmekte. Iste bu iki gelismenin neden oldugu kaygi ortaminda egemenler, demokratiklesmenin Türkiye'yi "bölecegi ve yikacagi" korkusunu kiskirtarak milliyetçili kosullandirmayla toplum üzerindeki kontrollerini arttirip statükoyu korumaya çalisiyor.

Bu kosullarda Mersin'deki Newroz kutlamasina katilan Kürt çocuklarin ellerine verilen Türk bayraginin yerde sürüklenmesi, milliyetçi kiskirtmanin etkili bir kivilcimi yapilmistir. Kürtler "sözde vatandas" ilan edilerek ülke bir bayrak cinnetine ve linç atmosferine sokulmus, PKK'nin yeniden baslattigi savas ise bu milliyetçi kiskirtma için tamamlayici zemin yaratmistir(*).

Sol Ne Yapmali?

Halkin egemenlere karsi yumusak karni olan milliyetçiligin geriletilmesi mevcut kosullarda solun temel gündemidir. Milliyetçiligin salt sinif dayanismasina ve gerçek kurtulus sosyalizme vurgu yaparak asilamayacagi açik. Bu kapsamda halkin içine düsürüldügü milliyetçi kapandan kurtarilmasi için toplumun güncel taleplerini kucaklamak, burjuva demokratik tüm haklari içeren, kültürel ve inançsal her türden hak ihlallerini kapsayici bir yaklasim zorunlu. Milliyetçi istismara karsi yurtseverligin de daha etkili bir sekilde sahiplenilmesi sart. Vatandasin hak bilincini bulaniklastiran, vatan kavramini üstünde yasayan halkin haklarindan kopararak istismar eden, içerideki farkliliklara ve komsu halklara düsmanlik güden milliyetçilige karsi vatanin, üstünde yasayan halkin haklari temelinde, emperyalizmle mevcut kurumsal isbirligine, özellestirmelere karsi savunulmasi bugün herzamankinden önemli. Yine laiklik eksenli saflasmada da farkliligimizi netlestirmek, dinci hegemonyaya karsi oldugu kadar laikligi devletin toplumsal hegemonyasi için istismar edenlere karsi özgürlükçü bir laiklik etkin bir sekilde savunmak toplumsal güç biriktirmek için zorunlu.

Özetle halki hak ve özgürlüklerden yoksun kosullarda yasamaya mahkum eden, egemenlerin çikarlarina dokunmadigi kosullarda emperyalizmle sinirsiz isbirligi içinde olan milliyetçilige karsi, çok kimlikli, laik, sosyal ve demokratik bir cumhuriyet hedefiyle karsi durulmali. Bu durusun etkili olabilmesi için tüm demokrasi güçlerinin bu temelde azami birlikteliginin saglanmasi ise olmazsa olmaz bir sorumluluktur.

(*)Mevcut kosullarda silahli mücadelenin, demokratiklesmeye degil tersine milliyetçiligin düsman gereksinimine hizmet ettigi, dolayisiyla politik bir araç olarak yanlisligi yüksek sesle dillendirilmelidir.


Erdogan Aydin
15. Temmuz 2006
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 17:45 .