"Kuran'da artık tek bir çelişki bile bulunamıyor olsun. Bununla birlikte Kuran iyiliği ve güzelliği öğütlüyor diye de düşünelim.
Bu durumda İslam'a döner misiniz?"
Zaman ve ortada olan için, aslında keşke tarzlı bir yaklaşımda bulunmak hem anlam taşıyor hemde anlamsızlık taşıyor.
Önce anlamlı tarafını belirtmek istiyorum. Bir şey olur gerçekleşir, eğer ki bizler bu olaydan sonra keşke şöyle olsaydı diyorsak buradan bir ders çıkartıyoruz demektir. Ama doğru olumlama, aynı nedenlerle ortaya çıkacak bir olay için bir daha byle yapmalı vs yönlü sonuçlar çıkar. Kırmızı ışıkta geçen birisine bir aracın çarpması sonrası keşke demenin, olmuş olayın hiç bir tarafını değiştiremeyeceği gibi, olacaklar için önsel önlemler çıkartırsınız.
2. Olumsuz tarafı ise, keşke demişseniz size keşke dedirten şeyi kolayca geri getiremeyeceğinizdir. Yukarıdaki kaza örneği gibi.
Benim inanca bakışım inancın kendisi değil, onun gerekçeleridir. Çelişki inançta değil onun gerekçelerinde başlar, buradan da çözülür. Peygamber tanımlaması ve böylesi bir elçi Tanrı ile insan arasına köprü kurduğunu iddia ile başlar. Böylelikle düşünsel bir yapıda olan Tanrı maddi(somut anlamında) bir boyut kazanır
-kanlı-canlı birisi onunla irtibattadır-. Kişilerin yada çevrede ki kimselerin öncelikle etkilenmesi gerekir. Yani bir etkileme ve etkileşim olmadan inandırmak pekte mümkün değildir. Bu durumda mucizeler aranır, sözde mucizeler anlatılır, aktarılır, ilahdan geldiği iddia edilen ama o günün insanının inanç ve bilgi düzeyi ile çokda çelişmeyecek olan; en önemlisi elle tutulur şeyler üzerine değil (mesala güneşin çapı, kütlesi, samanyolundaki cisimler, okyanusun derinliği, tuzluluk oranı, kutuplarda yaşam, Amerika Kıtasında yaşayan yerliler ve hayatları, tarımda ziraat, en zengini eşek kafalı olan arapların çok zormuş gibi, denizden çöllere hala su kanalları açıp, arıtarak ve üzerine toprak taşıyarak yeşillendirmemesi -o zamanda öyle bu zamanda-, atomun parçaları, yapısı, insan hastalıklarının tükürmeden çözümü.......) üzerine kısaca maddi(parasal değil madden) hayatın üretimi ve yeniden üretimi sürecinde hiç bir somut donesi olmayan, buna rağmen toplumların manevi diyeceğimiz, olmasa bile oldurulabilir dünyalarda ki yönlerine, bir de bu yetmezmiş gibi, nedense maddi yaşam üzerine tek bir somutu olmayan dinin kanıtlamak için börtüye bak, örtüye bak, böceklere bak yönlü maddi şeylere ihtiyaç duyması, dönemin insan aklına göre bu şeylerin bugünden
çok daha geri bir bakışla ortaya konması, gelişen
teknoloji ve insan bilinci ile çatışmaya başlamıştır. Siz aramasanızda çelişki zaten oradadır.
Demek ki dönüpde illa bir inanç paranoyası içerisinde olarak çelişkileri yok sayamayacağız. Tabi anılan kitap bildiğimiz ve 1400 yıl öncelerde yazılmış, çoğu davranışlar ve olaylar? üzerine olan belgeli kitap ise bu mümkün değildir.
Bakın, insanlar her ne kadar bir çok eksik yönleri var isede davranış bilimleri üzerine binlerce yazı yazmışlardır, ve Kur'an dan daha derin ve detaylıları vardır. Hiç biriside bunu din adına yada kendini İSPAT adına yapmamış, bilgisini paylaşmak ve topluma kazandırmak için yapmıştır. İnsan hakları Evrensel Beyannamesi vardır, kurallar oluşturur, uyulması istenir, 1400 yıl öncenin kurallarını, ama illede menfaaati bir biçimde, kişinin çevresindekileri korku ve tehdit ile kendisine bağlama çabasının ürünü olan konuları bana çelişkisiz getirseniz dahi? tehdit ve korku ile öngörülüyor olmasıda baştan çelişkilidir.
Kısaca diyeceğim şu, insanların uhrevi düşünce yada hayallarinin ürünü olan şeyleri sunmayacaksınız, yaratan gelecek, ben yarattım diyecek, benden saklanması yada korkması için hiç bir neden yok. Yoksa dönüpde sana görünmüyor ama seni sınıyor, sana görünmüyor ama görünecek(öbür dünyada, nasıl olsa ben olmayacağım ya at bakalım), görüyorsunda göremiyorsun, duyuyorsunda duyamıyorsun, senin aklın ermez.... Bir uyduruğa nameler dökmek, insanın inceleyip analizlerini yapacağı her hangi bir şeye name dökmesinden milyon kere daha kolaydır.
Bak arabamı beğendin mi, hayır beğenmedim. neden beğenmedin? - Çünkü rengi iyi değil, alt tarafları çürümüş?
Ben bir şeyler uydurdum, yok aslında uydurmadım geçmişte
uydurulanları çağa uydurdum nasıl beğendin mi? O senden şunu, bunu, onu yapmanı istiyor? Ve ayrıca ona biat etmenizi benide önder görmenizi istiyor, ondan sonra insanlar arasında haşa benden yücesi yoktur

Peki sen kimsin? ben onunla sizler arasında ki aracıyım, neden aracısın, bizim kulağımız, gözümüz beynimiz yok mu, bize söylemiyorda neden sana kapalı kapılar ardında söylüyor, sen yalancı olmayasın? Peygamber olduğunu iddia eden bir çok kişi öldürülmüştür, sebebi ise yukarıda söylediklerim.
Kısaca cevabım hayır, zaten soru yanlış. çelişkiler olmasaydı o zaman inanırmıydınız demek zaten bu çelişkilerin varlığını kabul etmektir.
Zaten kendi verdiği bir şeyi, yarattığı bir şeyin davranışlarını önceden biliyor ise sınamaya kim ihtiyaç duyabilir ki? Sınama demek, kestirilemeyen şeylerin, önceden bilinmeyen yada biliniyorda doğrulanması için gerekli olan bir EKSİKLİĞİN tamamlanmasıdır. Kudret burada görüldüğü gibi kendisi ile çelişmektedir. İnanmak için ise insanın en fazla yapması gereken şey kendisini küçümsemek, ahmak yerine koymak, ve yarım akıl ilan etmekle mümkündür.
Eski Mısır inanışında açın inceleyin zor değil, Tanrı bir tanedir, diğerleri ise Tanrıcıklardır. Şeytanıda oradadır, azrailide, kısaca melekeleride. Güneşe Tapım tüm derli toplu dinlerin atasıdır. İnsan gelişiminin en olumlu dönemlerine kurulan temeldir. Temel aynıdır, zamanla üzerine dikilen binalar değişmiştir, zamana uymayan her bina yıkılmaya mahkumdur. Her dini kitap belirli bir sayıda iken, insanları ona inandırmak için dökülen nameler, efsaneler vs ise onun milyon katı ebaddadır. Kısaca zaman geçmekte bina eskimekte,
insanların düşüncelerine bin bir çeşit nedenle kurulan bu binaya restorasyon yine insan düşüncesi temelinde yapılmaktadır. her restorasyon girişimi,
her ortaya dökülen milyonlarca tabu sayfası, biat sayfası eskiyen binanın ömrünü sadece uzatmakta, diğer taraftan ona zarar vermekte, yapı taşlarında yer değişimleri vs oluşturmakta temel sarsılmaktadır. Kısaca çelişki olmasaydı demek ise düşünceye restorasyondur ki, bu mümkün değildir, keşke tanrı olsaydı da bende tapsaydım demekle aynı şeydir, anlamsızdır.
olsaydı, keşke vs denen her şeye zaten sahip değilsiniz demektir.