sevgili mhmmd;
1 Nolu yerde inanırın vereceği yanı yaratan hata yapmaz demişsin. Doğrudur.
Geriye kalan için ise, biz dayanağa bakacağız, yani inanmayan bir Yaratana inanmıyor diye onun öngörülerini sorgulayamaz diye bir kaide yok ise, bağlayan dayanaklardır. Çağımızda inançla çevrili toplumlara doğuyoruz ve inanmayanlar hazır buldukları inanma baskısıdır ve ancak onun sorgusu üzerinden bundan kurtulmaktadır. O halde bu boş bir uğraş sayılamaz.
Öncelikle konuya temelden bağlı olan taraflar değildir.
İnanca göre ele alıyorum, onun düşüncesinden yola çıkacağım, donelerimi onunla sağlayacağım çünkü çelişkiyi onda arıyorum. Başlıyorum;
Ne denmektedir, iyilik Allah'dan kötülük nefsindedir. Amaç nedir kötülüğü bol bir dünyada insanın iyi tanrısını kurtarmaktır. Bunun için Adem suça teşvik edilerek, Tanrının günahı insana biçilerek, sonsuz iyi tanrı kurtarılmış oluyor. Bu arzu yönü, ama gerçek bu değildir, bu şekilde tanrıda iyi olmayacak kurtarılamayacaktır, göreceğiz ki kötülüklerde ondandır, nereden temel dayanaklardan.
Bir varlık iyiliği yarattığı anda kötülüğüde yaratır. Bunlar iki ayrı şeyler değildir, bir bütünün iki tarafıdırlar. Ön tarafı olupda arkası olmayan hiç bir şey yoktur. Bir madalyonun iki yüzü gibi deyimindeki gibi.
Allah iyiliği yarattı ve böylelikle kötülüğüde. Ne birisi olmadan diğeri olabilir, nede diğeri olmadan öbürü. Evet var ise hayır hayat bulacaktır, hayır var ise evet. İyilik var olduğu sürece kötülükde var olacaktır, bunlardan bir tanesi olmadan diğeri anlam kazanamaz. İkiside ancak bir bütün oluştururlar. İyiliği yaratmış iseniz kötülüğüde yaratmışsınız demektir, çünkü bunlar birbirine göre anlam kazanırlar. O halde, iyilik allahtan kötülük nefsinden diyemeyiz, çünkü hiç bir şeyde
kendiliğinden ne iyilik bulunur nede kötülük. Bu anlamı biz herhangi bir şeyi kullanımda elde ederiz. Hiç bir anlam ifade etmeyen trafik ışığının kendisinde ne bir iyilik nede bir kötülük yoktur, bunlar ise bizim kullanımımızda açığa çıkarlar ve trafik ışığının varlığı ne iyiliğe nede kötülüğe işaret etmez, bulunduğu çevrelendiği şeyler ile yerinde anlam kazanır, yeşil iyi iken, kırmızıda iyidir, iki renk birbirinin zıttını yapar, yeşil giden için iyidir, kırmızıda durması gereken için, ama aynı yeşilde geçmemek, aynı kırmızıda durmamak kötüdür ama bu iki renkde ne bir iyi vardır nede bir kötü, bu görecelidir ve değişir, her ikiside olabilir, ve yeşil hem iyiyi(geçerken) hemde kötüyü(geçmemek) kırmızıda hem iyiyi(durmak) hemde kötüyü(kırmızıda geçmek) temsil eder. Birisi yok ise öbürüde yoktur, iyisi yok ise kötüsüde yoktur.
Kurak kalmış insanlar için yağan yağmur bir iyilik iken, evini sellere katan aynı yağmur bir kötülüktür. Yağmurda kendiliğinden ne bir iyilik vardır nede bir kötülük, onun varlığının oluşturduğu etkidedir bu ve buda çevresi ile alakalıdır ve hem iyi hemde kötü sonuçlar doğurabilir. Demek ki yağmur kendinde ne iyidir nede kötüdür. Bu onun bir sonucu olabilir ama kendinde değil, etkisindedir ve yağmurun iyi olmasının nedeni, onun kötüde olabiliyor olmasına borcudur. Demek ki iyiliği yaratmanın kıstası kötülüğü de beraberinde getirir ve görecelidir.
Böylelikle görürüzki, yaratılmış ise iyilik-kötülük beraberlerdir, ve yaratılanlarda kendiliğinden bir iyilik yada kötülük yoktur. Bu durumda iyiliği ben yarattım demek abestir,
hatadır. Bunu dediğiniz anda aynı anlama gelmek üzere
kötülüğü ben yarattım demiş olursunuz ve hiç bir farkı yoktur. kendiliğinden de bir anlam taşımaz, saçmalık olur, yağmur örneği gibi. Kötü sonuçlar doğuran yağmurları benmi yaratıyorum şimdi
iyilikleri yarattı ve kötülüğüde. Kuralı koydu. Ama bu kesinlikle iyiliği ben yarattım kötülük sizdendir diyemeyeceği bir şeydir. bu kadarcık şeyi bilmiyor olması ise düşünülürse zaten ne hikmeti kalır nede kadri, hata baştadır, Vartor haklıdır.
Adem ise iyilik yapmıştır, bir şeyin içeriğini bilmeden ceza üzeri yorumlar yapıyoruz, bu efsaneye doğru yaklaşmadığımız anlamına gelir.
Eğer hakikat yemişi yenmemiş olsa idi -ki sümer efsanelerinde bile yeri var, kaynak olabilecek bir efsane-, yaşamın ne anlamı vardı? Bir kez buradan düşünelim, hissiyatımız olmayacaktı, farkındalıklarımız olmayacaktı, utanma duygusu yok ise, sevinçde, korkuda, sakınmada olmayacaktı, kendimizin farkındalığıda olmayacaktı. Madem o yemiş insan için hakikate erdiren bir şey(ki buda mantıksız, hani verilen bir özellikti, sonradan alınmış gibi) hakikate ermenin neresi kötüdür? Kısaca efsane bile olsa, bir kez olsun ona göre düşündüğümde Teşekkürrler Adem baba, teşekkürler Havva ana ve bin teşekkür sevgili yılan diyorum. İyilik yapmışsınız ve bu kabahat olarak sunulmuş, o kabahat onu kabahat edenindir.
Adem doğru yapmıştır ve buna değer, yılan da hakikat meyvesi için doğruyu söylemiştir, kimseyi kandırmamıştır burada yalan söyleyen ise allah dır. *İyiliği ben yarattım derken bile, bu ise ilkel tarih insanının kaçırdığı çelişkilerdir, evlerini sellere katan yağmurun kötülüğü ile yemişleri sulayan yağmurun iyiliği beraberdir.