
12-08-2005, 15:48
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
İMAM BUHARİ
''Uğursuzluk ancak üç şeyde: Kadın, at ve evde hasıl olur'' hadisinin, Mahmut Ebu Reye: ''Muhammedi Sünnetin Aydınlatılması'' kitabındaki görüşleri doğrultusunda, mevzu olduğunu söylüyorsunuz.Mahmut Ebu Reye ve kitabı hakkında hiç bir kayda rastlamadım. Tek bulduğum sizinde
aynı aktarmayı kullandığınız ''http://forum.draligus.com/viewtopic.php?topic=961&forum=12'' linkidir. Zat'dan burada bahsedilmektedir.
Yukarıda lafzı geçen hadisin İmam Buhari'ye (=Ebu Abdillah Muhammed bin ismail..-) ait olduğunu hatırlatmak isterim.
Hicri 194 senesinde Horasandan Mısıra kadar bir yolculuk yapan, 1000'i
aşkın hadis aliminden hadis dinlemiş olan; Ahmed İbni Hanbel ve El-İsfahani gibi alimlerden ders alan; ezberinde 100 000 sahih hadis ile 200 000 mevzuu hadis bulunan-yekün 600 000 hadisi inceleyen; ve nihayet hadis incelemeleri 16 yıl süren İmam Buhari'nin gusledip 2 rekat namaz kılmadıkça hiç bir hadisi şerifi kitabına y a z m a d ı ğ ı n ı hatırlayacak olursan bazı konular hakkında ne kadar dikkatli olunsa az olduğunu daha iyi anlayabilirsin. Arama motorlarından Google'da Buhari ile ilgili ilk etapta 55 000 kaynağa gönderme yapılırken, Mahmut Ebu Reye internet ortamına girmemiştir.
''Bağdad'da bulunduğu sürece derslerine pek çok hücum ve rağbet olmuştu. kendisinden yetmişbinden ziyade büyük şahsiyet hadis-i şerif dinlemiştir. İmam Müslim bin Haccac El Nisaburi, İmam Tirmizi, İmam nesei, Ebu'u Zura'a ve Ebubekir ibni Huzeyme gibi meşhur alimler İmam BUHARİ'den feyz almışlardır.'' (Ömer Ziyaeddin Dağıstanlı: ZÜBDETÜ'L Buhari'den)
Bu seferde :''hadis mevzuudur'' diyerek İmam Buhariye bühtan etmek hatasına düşmüş olmanızdan endişe ediyorum.
|

12-08-2005, 16:11
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Nov 2004
Bulunduğu yer: N/A
Mesajlar: 232
|
|
Kadınların erkeklerin üzerinde hakları vardır ancak ikinci sınıf insanın olabileceği kadar haklardır.Eğer ayetin tamamını yazmazsanız hiç hakkı yokmuş gibi görünür ve o zaman yanlış anlaşılmalar olur.Eğer hadislerden kaynak göstereceksek kadınları kötüleyen birçok hadis olduğu gibi kadınları öven de epeyce hadis var. Özellikle ``Oracle`` rolü için bu yazıyı yazmış değilim.
Şarap sonsuz hayat kaynağıdır, iç;
Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;
Gamı yakar eritir ateş gibi,
Sağlık sularından şifalıdır, iç.
( Ö.H )
|

13-08-2005, 17:53
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
|
|
Pekala. Haddim olmayan birşey yaptım. İmam Buhari'nin ruhaniyetinden özür diliyorum. Liyakatim ve ehliyetim olmadığı halde O İmamın rivayet ettiği bir hadise mevzudur yakıştırması yaptım. Bu yakıştırmayı bir hadis alimi yapabilirdi ama ben değil. Haddimi bilmeyi öğrettiğin için teşekkür ediyorum Mutezile.
Öbür yandan O büyük İmamın kadınlar hakkında rivayet ettiği tek hadis bu değil.
Kadını (özellikle de söylendiği dönemlerdeki kadının toplumsal konumunu düşünürsek) göklere çıkartan hadislere de rastlamak mümkün. O halde ne dememiz lazım? Hadisler arası çelişki mi var? Buhari iyi bir ravi değil mi diyelim? Kadını göklere çıkartan hadisler mevzudur öbürleri sahihtir mi diyelim?
Ayrıca o hadisi sahih olarak kabul etsek bile Efendimizin hangi şartlarda ve neye müsteniden söylediğini tam olarak biliyor muyuz?
O hadisin hükmü umumi midir yoksa hususi midir?
Uğrusuz bir kadın hakkında mı söylemiştir yoksa bütün kadınlar hakkında mı?
Ne olmuştur ki Efendimiz öyle bir söz söylemiştir?
Öyle bir söz söyleyen Efendimiz neden başka sözlerinde Kadınlara hayırla, iyilikle muamele etmemizi emretmektedir?
O dönemdeki müşriklerin bile "Yalancı" diyemediği bir insana -haşa- dengesizlik, yalancılık mı isnat edeceğiz?
|

13-08-2005, 21:28
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
İMAM BUHARİ -II-
İslama bakma ve algılama noktasında sizinle aramızda derin, son derece derin ayrımlar olması doğaldır. Karşımızdakinin görüşlerini saygıyla dinlemek, başka bir şeydir, külliyen-hemde kulak vermeden- reddetmek başka bir şeydir. Öncelikle benim söylediklerime kulak verdiğiniz için teşekkür ederim. Zira bende sizin her sözünüzün içtelikli olduğunu düşünüp, yazdıklarınızı hep dikkatle okudum. Arada sürç-ü lisan ettiysem affola..
İmam Buhari'de benim hayat hikayesine, duruşuna savunduğu ve kendini adadığı davaya olan sadakati ile sonsuz teslimiyet noktasındaki 'İmanı' ile; benim gibi bir 'İman kardeşi Olmayan' bir faninin hayranlığına mazhar olmuş son derece değerli bir şahsiyettir. Muhammedin kadınlarla ilgili söylediği güzel sözler de vardır elbette; ve bana göre gözboyama ve terazinin bir kefesinin tamamen boş kalmaması düşüncesiyle düşünülmüş son derece zekice, veciz cümlelerdir. Bundan sonra ''islam öncesi araplarda kız çocuklarının diri diri gömülmesi'' Ve ''Muhammedin kadınlar hakkında söylediği güzel/kem sözlerin karşılaştırılmas''ı konusunda biraz zihin egzersizi yapmayı düşünüyorum. Sizin de katkılarınız muteberdir ve beklerim. Son yazınızda gösterdiğiniz olgunluk için de ayrıca teşekkür ederim ve emin olun ki tartışma-konuşma adabından bihaber bazı 'din-kardeşlerine' son derece olumlu bir örnek oldunuz.
Memnun olduğum bir diğer nokta; tartışmada doğrudan taraf olmadan-(zira taraf olmak konuya katkı yapmayı ve ortaya bir bilgi koymayı kaynak taramayı; kısaca emeği gerektirir-) BİLİRKİŞİ-/-GÖRÜŞ SAHİBİ-/-Oracle kisvesinde racon kesen; VE ayrıca; POZİSYON ALANLARI ''doğru yola çevirme ehliyetini kendine gören'' kifayetsiz muhterislerin';'' xxxrumuzlu üye(!)'' hitabıyla yola getirme ve yetki gösterisi yapmalarının absürdlüğünün altının kalın bir kalemle çizilmiş olmasıdır.
|

14-08-2005, 15:51
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 14 Jul 2005
Mesajlar: 661
|
|
Evet İslami hükümleri algılamakta farklıyız.
Benim kendi adıma tarafsız olmam mümkün değil. Ne demek tarafsız olmak? Ben dünyevi ve uhrevi saadetin gereklerini Peygamberden öğrenmişim, anama babama nasıl davranmam gerektiğini, insan ilişkilerinde nasıl davranmam gerektiğini, nasıl yaşayacağımı O'ndan öğrenmişim. O olmasaydı değişken unsurlar üzerine yani her insanda mahiyeti itibariyle değişkenlik arzeden akıl ve evrensel ahlak yasaları üzerine yaşamaya çalışsaydım muhakkak pekçok yerlerde akrmaşalar doğacaktı. O olmasaydı ben hayata, eşyaya, cansız veya gayesiz veya yokluktan gelip yıokluğa giden cenazeler hükmünde bakacaktım. Benim için evreni,doğayı,hayatı anlamlı kılan Peygamberin öğretileridir. Hal böyleyken tarafsız olmam mümkün değildir. Ben O'na ve O'nun getirdiklerine aklımla ve kalbimle iman etmişim. Kişisel aksaklıklar dışında O'nun öğretisinin herşeyine uymaya çalışmak gibi bir vefa borcum var. Tarafsız olmam mümkün değil.
Ancak bu tarafgirlik objektifliğe zarar veren birşey de değil. Çünkü körü körüne bir taassupla bağlanmıyorum. Skolastik anlayışı İslamla bağdaşmaz. İslam, salt akıl ve mantık dini değildir ama akılla ve mantıkla çelişmez de.Bazı hükümleri (şeriatın insan yaşamını düzenleyen hükümleri değil imana ve hakikate yönelik bazı hükümlerinde) akıl ötesi kavramlar mevcut olabilir. Akılötesi özelliğine akıldışı gibi bakmak en azından akılla bağdaşır birşey değildir. Gerçekliği algılamanın tek yolu akıl ve mantık değildir. Kalbin öyle halleri vardır ki akıl onları ifadeden acizdir.
"Muhammedin kadınlarla ilgili söylediği güzel sözler de vardır elbette; ve bana göre gözboyama ve terazinin bir kefesinin tamamen boş kalmaması düşüncesiyle düşünülmüş son derece zekice, veciz cümlelerdir."
Bu düşünceyi anlayamıyorum.
Bir insan, peygamberlik iddiasında bulunan bir insan. Bir kitap sahibi. Tebliğcisi olduğu kitabın bütün meydan okumalarına rağmen O kitabın bir misli daha ortaya çıkarılamamış. O peygamberin vazettiği hükümlerden ortaya çıkan pek çok medeniyet, Endülüs, Abbasi, Osmanlı medeniyetleri mesela. O kitabın ve O dinin mensupları insanlığa pek çok alanda yön vermişler.
Nasıl oluyor da O dinin Başbuğu tutar da birbiriyle çelişkili sözler eder. Kadınları hem kötüler ve över. Nasıl olur da O peygamber böyle bir yalancılıkla itham edilir?
Hadi terazinin diğer kefesini doldurmak için durumu kurtarmaya yönelik sözler diyelim kadınlar hakkındaki güzel ve veciz sözlerine.
Terazinin iyi tarafının daha ağır bastığını nasıl izah edeceksiniz?
Bu hamur aslında çok su götürür. Kadını yerin dibinden alıp asli vazifesine (Annelik, nesil yetiştirme) kavuşturmak suretiyle göklere çıkaran bir Din.
İslamdan önceki Arabistan da kadınların pek de o kadar horlanmadığını söylüyorsunuz. Derdimiz sadece Arabistandaki kadın değil. Çinden Romaya İrandan Mısıra kadar dünya kadınlığı ve dünya kadınlarının o çağlardaki durumu hakkında bildiklerimiz ve genel kabul gören bütün olgular kadının o dönemlerde pek de insanca muamele görmediği yönünde. Hristiyan medeniyetlerinde bu durum zaten aşikar çünkü İncil okumaya, kiliseye girmeye bile hak tanınmayan, Adem'i ayarttığına inanıldığı için potansiyel günahkar ve lanetli addedilen kadının hristiyan dünyasında pek de kıymetli olmadığı su götürmez bir hakikat.
Peki Mısır ve İran ya Çin ya diğer medeniyetler.
İslam sadece Araplara inmiş bir din değil. Ayrıca Arap kadınının da toplumda itibarlı olmasının ilk şartı asalet.
Pek çok sahabinin (en başta Hz. Ömer'in) İslam öncesinde kızlarını gömdükleri hususunda rivayetler var. Bu gerçeklik umumi değil bazı kabilelere has hususi adetler olsa bile üzerinde durulması gereken bir gerçeklik.
İslam öncesinde bir erkeğin değil 4 kadınla onlarca kadınla beraber olduğuna, olabileceğine dair şeyler de biliyoruz. Hatta bir kadınla pek çok erkeğin beraber olabileceğini, doğacak çocuğun kimden olduğu bilinmediğinden pek çok erkekle yatmış olan kadının zevkine göre seçeceği bir erkeğe o çocuğu mal edebileceğini de biliyoruz.
İslam öncesi ahlak anlayışının ne boyutlarda olduğuna dair en bilinen rivayetlerden birisi de kabenin erkek/kadın kalabalığın çıplak olarak tavaf ettiği de söylenebilir.
Vesaire vesaire vesaire...
Objektiflik uğruna Batılı Hakka tercih etmemek liyakatine sahip bir şekilde tam bir insaf ve iyi niyetle değerlendirildiği zaman İslamın kadınlık ve kadınlar hakkında getirdiklerinin ne demek olduğu daha iyi anlaşılacaktır herhalde.
Baki Selamlar.
|

14-08-2005, 17:12
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Nov 2004
Bulunduğu yer: N/A
Mesajlar: 232
|
|
Benim tarafım bellidir ve aymazca yapılan öznel yorumları burda gerçekmiş gibi sunan insanları çok görüyorum/görüyoruz.
Şarap sonsuz hayat kaynağıdır, iç;
Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;
Gamı yakar eritir ateş gibi,
Sağlık sularından şifalıdır, iç.
( Ö.H )
|

16-08-2005, 17:37
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
Site yöneticisi-Moderatör-Süper Moderatör-Operatörler..
Yıllar önce MIRC'te (chat odalarında) ilk kendini gösteren bu kadronun neredyse tamamı- güzel türkçemizin veciz özdeyişlerinden olan- ''Kifayetsiz Muhteris'' ile nitelense sanırım abartı olmaz. Günlük hayattaki rollerinin ötesinde (belki üzerinde?) bir yetke ile donatıldıkları zahabına kapılan bu arkadaşlar; web ortamında surf yapan gezginleri hizaya getirme misyonu, kendilerini kanıtlama ihtiyacı, nevi şahsına münhasır bir tür dokunulmazlık aurası ve last but not least ''hizaya getirme kotasyonları'' ile günlerini gün etmektedirler. Etrafta dolaşan ''xxxrumuzlu üyeler'' onların teba'larıdırve onları-yani ''Nush ile uslanmayanı'' : Tabii ki BANLARLAR (!). Tanıdığım ve tanıştığım bir çok site 'idarecisi'nin bu başlık altında toplanabildiğini şahsen yıllardır müşahede ediyorum. Bu arkadaşların eleştiriye ve medeni diyaloğa olan inançları sağlam olmadı ğından Meclisteki iktidar partilerinin son 50-60 yıldır yaptıklarını aynen kopyalamaktan geri durmazlar; dolayısıyla tek taraflı bir monolog yürütür ve kararları dikte ederler. Kerametleri kendilerinden menkul olan bu arkadaşlar, site içinde düzeyi düşüren, siteyi sabote eden vb kötü niyetli kişilerle zaten uğraşmaktadırlar; ama YETMEZ; arada muhtelif konularla
ilgili eteklerindeki taşları dökerler; az söz eder ve onlarda ne gizli cevherler olduğu inancına site sakinlerini sevk ederler. İstisnalar yok mudur? Tabii ki vardır. Uygar, kendilerini kanıtlama ihtiyacı hissetmeyen, diyaloğa açık, yürüttüğü bu fahri (bazı sitelerde profesyonel) görevi hakkaniyete uygun ifa eden arkadaşlar vardır tabii; Yoksa sitelerde normal bir web gezgininin işi ne? Ama ne acıdır ki bunlar azınlıktadır ve belki de toplumumuzun genel profiline daha uygun olan durum da budur.
Yazmayı; tartışmaya açmayı planladığım çok önemli konular varken, bu fuzuli mesele hakkında nefes tüketmek hoş değil tabii. Konuyu açmak neden icap etti:
''Koyu yazılmış yazıdaki ikinci cümle eşitsizlik olduğunu gösteriyor ancak Mutezile. rumuzlu üye neden ayetin tamamını değil de''
''.Eğer ayetin tamamını yazmazsanız hiç hakkı yokmuş gibi görünür ve o zaman yanlış anlaşılmalar olur.''
''Benim tarafım bellidir ve aymazca yapılan öznel yorumları burda gerçekmiş gibi sunan insanları çok görüyorum/görüyoruz.''
Aymazlık:TDK (yeni baskı)= Çevresinde olup bitenlerin farkına varamayan
; gafil (gaflet)
1)Bu hakareti yazan şahsa, bunu AYNEN iade ediyorum.
2) Yorumlar yapıları itibarı ile ÖZNELDİR. Aksi takdirde 'Plagiarism' (aşırma) başlığı altına girerler.
3)Bir insanın düşüncesinin arkasında durmasının bu kadar kötü niyetli ve
iptidai bir şekilde yorumlandığına daha önce hiç rastlamamıştım
4)'Benim tarafım bellidir' derken muhtemelen sahip olduğu bir şöhrete, geleneğe falan gönderme yapmaktadır. Siteye her üye olan gezgininde bundan haberdar olması gerekliliği imlenmiş olmaktadır.
Aslında bu ''Sen benim kim olduğumu biliyor musun? '' efelenmesinin bir başka versiyonudur.
Lütfen sitede tutturulması arzulanan seviyeye hilafen bütün yorum ve dayılanmalarınızı kendinize saklayınız; tutumunuzu son derece batıl buluyorum.
|

17-08-2005, 18:41
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 26 Nov 2004
Bulunduğu yer: N/A
Mesajlar: 232
|
|
Siteye ilkkez giren canlılar bile yazılarımı görmüştür, siteye ilkkez girmeyi mazeret sayıp yazmak insanı mutlu edebilir.Umarım mutlusunuzdur.
Kendim yazıp kendim oynadım diye bir söz vardı sanırım, yazınızı okurken ne de sık bu cümleyi kurdum dudaklarımda bilemezsiniz.Size hak veriyorum yorumlar yapısı itibariyle özneldir, NESNEL değildir.
Sizin keyifli bir ortamda, öznel fikirlerinizi sunmanız için elimden geleni yapacağım.Hoşça kalın.
Şarap sonsuz hayat kaynağıdır, iç;
Gençlik sevincinin pınarıdır, iç;
Gamı yakar eritir ateş gibi,
Sağlık sularından şifalıdır, iç.
( Ö.H )
|

25-08-2005, 03:04
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 12 Nov 2004
Bulunduğu yer: Çukurova
Mesajlar: 738
|
|
'KADINLAR SİZİN TARLANIZDIR...' Bakara, 223)
Bu tarla meselesinin sümerdeki kökenine değinmek istiyorum.
Aşağıdaki şiir Muazzez İlmiye Çığ’ın “İnana’nın Aşkı” adlı kitabından alınmıştır.
..........Tanrıça da kadınlık organını gök teknesine, yeni doğan aya, sürülmemiş tarlaya benzetiyor ve sürülmemiş bu tarlayı kimin süreceğini soruyor
Ve şiirden alıntılar:
İnanna:
Kim benim tarlamı sürecek
Kim benim nemli toprağımı sürecek?
Dumuzi:
Ey yüce hanımım!
Ey benim şahane İnanna''m!
Ey benim kutsal mücevherim!
Ben süreceğim senin tarlanı,
Kral Dumuzi sürecek tarlanı,
Ben süreceğim nemli toprağını. ..........Tanrıça da kadınlık organını gök teknesine, yeni doğan aya, sürülmemiş tarlaya benzetiyor ve sürülmemiş bu tarlayı kimin süreceğini soruyor.
|

25-08-2005, 09:26
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 19 May 2005
Mesajlar: 2.806
|
|
1 HAFTALIK TATİL :)
Turan Dursun'un saçmalıkları, Turan Dursun'un iftiraları gibi isnadda bulunan sitemiz üyeleri- Mü'min cemaate bir dost çağrısı:
Boş laf ederek, iftira ederek inandırıcı ve saygın olmak kolay değil.
Süleyman Ateş'in ve B.Sağlam & İ. Acarkan'ın Turan Dursunu cevaplamak ve islami düsturları kurtarmak gayesiyle kaleme aldıkları kitaplara bir göz atın. Göz atında; eski diyanet işleri başkanı ve ulemadan geçinen din bilginlerinin 'DİN ELDEN GİDİYOR' endişesiyle yedikleri herzeleri karşılaştırmalı olarak okuyun. Sizin arayıp bulamadığınız, bilemediğiniz konulara, Onlar-- ''Bilenler'' cevap (!) vermeye çalışırken düştükleri acınası durumlara tanık olun. Turan Dursun Hayatta iken karşısına çıkmaya, 'DİNİ KURTARMAYA' façası sıkmayan din bezirganları, ancak adamcağız namussuzca katledildikten sonra bütün ilmihalleri, hadisleri, fıkıh neşriyatını ve islama dair ne varsa taradıktan sonra kelam etmeye cüret edebilmişlerdir.
Kelam etmek de zorundalar yoksa kendi cemaatleri önünde tüm inandırıcı-
lıklarını ve kariyerlerini kaybetme tehlikesi söz konusudur. Fakat kalem oynattıkları konularda: şakk-ı kamer; el müellefetül kulüb; kadınların (Olmayan) hakları; kader mevzuu; cihad; ayetlerin nazil olmasından
İlk mushafın yakılması ve Zeyd'in Kuranı iki kapak arasında toplaması ve cemel olayına dek vs vs. el attıkları tüm konularda hem kaynak hemde argüman zayıflığı dikkat çekmektedir. Ayşe ile Zifaf'da mesela Buhari ve Müslim'in sahih hadisleri inkar değil ama tevil edilmektedir. Burada hissi olarak-feveran edeceğinize (Uğur Mumcu ağabeyimizin dediği gibi:''Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak'') hatasına düşeceğiniz yerde; boş laf edip önemli konulardaki bilgisizliğinizi sergilemek yerine; ortaokul din dersleri seviyesini geçemeyen; buram buram cakalı hamaset ve din şovenizmi kokan hissi çıkışları bir kenara bırakın. Bırakın da: Ali Bulaç (medine vesikası ve hadis usülü tartışması), Süleyman Ateş, Hatemi, Y.N.Öztürk,Sağlam&Acarkan vb gibi hayatlarını İslama ve peygamberine adayan KENDİ ulemanızın argümanlarından haberdar olarak; bu görüşleri harmanlayarak, bilgi ile donanarak hissiyatınızı konuşturun.
İlhan Arsel, E. Kongar gibi sosyal bilimci ve akademisyenlerin görüşleriyle kıyaslayın. Turan Dursun'un verdiği kaynakları bir gözden geçirin bakalım.
karşılaştırmalı okuma çok zevkli bir olay zaten - sıkılmazsınız. Önceleri Cifiri yerin dibine sokan Saidi Nursi'nin- sonra Risale Külliyatına tek dayanak olarak yine aynı CİFİR'i kullanma ikiyüzlülüğüne tanık olun..
Yoksa okuduğum ve katkı yaptığım diğer sitelerde de gördüğüm hep aynı:
'Cemaat-i Müslimin safları'; kaynak tarama, bilgi donanımı, ve mantık yürütme vb ampirik yöntemleri sevmiyor. Kafir ve ateistleri 'hak dinine'
çevirmek, onları cehennemin gazabından kurtarmak için, ya da sadece hakaret ve aşağılamak gayesiyle 'Diyanet FM' kalitesinde yayın yapıyorlar.
Din ve Allah konusunda kuşku duyan, kafa yoran bir insan dogma'yı, kolayı seçmeyen bir insandır ve son derece saygıdeğerdir. Saraka'ya alınmayı, istihzayı hakkedecek bir şey yapmamıştır.
Bilgiyle vuramıyorsunuz silahınızı tekrar kabzasına yerleştirin.
Allah (c.c) ve Neb-i Mükkerrem (s.a.v) yardımcınız olsun
Gazanız mübarek olsun
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 02:38 .
|