aliyarasfal´isimli üyeden Alıntı
Konu şu açıdan önemli, tevrat ve incilin insan yazması(zaten öylede) yani insan hataları içeren yönü, tanrısallığı olmadığını kanıtlıyor. İşte bu noktalar islamcılar tarafından farkedildiğinden tevrat ve incil bozulmuştur savunması geliştirmişlerdir.
Ancak kurana baktığımızda tevrat veya incili bırak bozulmak, tastikler vede kabul eder. Yani böyle bir iddia yoktur muhammed tarafından. Bunu bilen uyanık inançlı dostlardan kimi, muhammetten sonra bozulmuştur iddiasına sarılır.
Oysa buda imkansızdır, çünkü muhammed zamanında vede daha önce olan incillerden vede tanahtan farkı yoktur. Yani muhammed zamanındakiler doğruysa ki kuran öyle sayıyor, sonrakilerde onlardan devam etmiş nüshalar, demekki bozulan yok. Tanrı tüm kitaplarını korumuş. Zaten her üçünde aynı iddiayı taşır. Koruyucusu tanrı.
|
Çok yakınlarda Kuran'da da benzer bir hata çıktı. #
3. mesajımdaki çıkan sonuca göre Kuran'daki miras ayetlerinde bir matematiksel, bilimsel veyahut siz buna ne ad verirseniz verin, bilgisayar böyle bir hatayla karşılaştığında işlemez duruma gelir. Buna bilişimde
"Fatal Error (Ölümcül Hata)" deniyor.
4000 yıl önce miras sistemi nasıldı?
Daha önceden ve sonradan böyle bir hatayla asla karşılaşılmadı ve bu hata yalnızca Kuran yazıcılarına mahsustur. Sümer ve Babil dönemlerinde miraslar hep paylar üzerinden yürütülürdü. Günümüzden 4000 yıl önce ilk Kanun Koyucu
Ur-Nammu'nun oğlu
Şulgi'nin Hanedanlığında yani
"Taş Devri"nde bile miraslar böyle dağıtılırdı. Anlaşılan o ki, baba
Ur-Nammu ilk kanunlarını yayınladıktan sonra oğlu
Şulgi bu kanunları Miras Hukuku'na kadar genişletmiş ve mirasların
"Paylar" üzerinden dağıtılmasını emretmişti. Bakmayın siz onların Taş Devri'nde yaşadıklarına, bu adamlar Taş Devri'nde yaşasalar da, mantıkları ve matematikleri çok sağlam idi. Beni ve elbette sizi bu adamlara bağlayan tek şey, bu adamların miras hesaplarının günümüzde bile geçerli olacak şekilde sağlam matematik temelleri üzerine oturtmuş olmaları idi.
Şulgi döneminde mirasların paylar üzerinden dağıtılmakla, hissedarların mirastan alacakları payların sabit ama oranların değişken olduğunu belirtmişlerdir. İşte miras sistemindeki bu paylaşım şekli M.Ö. 2000'lerden Eski Babil ve Yeni Babil dönemleri boyunca devam etmiştir. Bu konuda yeraltından çıkan tabletlerdeki tüm örnekler hiç istisnasız bu şekildedir.
Burada şuna dikkat edelim, arkadaşlar:
Şulgi de Akad kralı
Naram-Sin (ki
Büyük Sargon'un torunudur) gibi kendisini tanrılaştırılmıştır. Daha ölmeden tanrılaştırılan ve takdis edilen
Şulgi'nin adına tapınaklar yapılmıştır. Ayrıca adına Sümerce ilahiler de yazılmıştır. Buradan
Şulgi'deki Tanrı inancının yanlış olduğunu söyleyebilirsiniz ama o dönemdeki miras paylaşım şekli bugünkü matematik bilgilerimize, daha doğrusu, onlardan miras aldığımız matematik bilgilerimize göre tamamen doğrudur.
Oysa Kuran yazıcıları, Kuran'da miras ayetleri olarak bilinen Nisa suresinin 11, 12. ve 176. ayetlerinde yeni bir miras sistemi kurarlarken ölümcül bir hata yaptılar ve hisseleri oranlar şeklinde yazdılar. Bu da tabii ki oranlar şeklinde verilen hisselerin miras dağıtımı sonrasında (yine oranlara dönüşmek suretiyle) tekrar değişmesi demektir. Oysa bir miras dağıtımında hisseler (yani paylar) değişmez; yalnızca mirastan alınacak oranlar değişir.
Şimdi bu durumu yakından görebilmek için hemen bir örneğe bakalım.
Örnek: Bir adam ölür, geriye karısı, 3 kız çocuğu, anne ve babası kaldığına göre, herbir hissedarın bu mirastan aldığı oran nedir?
Çözüm: Kuran'daki ilgili miras ayetlerine bakarsak; karı 1/8, 3 kız çocuk 2/3, anne ile baba 1/6 oranında miras alır. Oysa biz biliyoruz ki, bu miras dağıtımı sonunda hissedarların aldıkları oranlar yine değişecek ve bu nedenle başlangıçta mirasçıların alacakları hisselerin değişmemesi gerekiyor.
Peki bu nasıl olacak?
Mirasçıların hisselerinin sabit olması istendiğine göre, bu, oranlarla olamaz. Ya neyle olmalı? Sümer ve Babil dönemlerindeki gibi
"Paylar" ile olmalıdır.
Bunun için eğer başlangıçta verilen oranların paydaları eşitlersek;
Karı: 1/8 = 3/24,
3 Kız Çocuk: 2/3 = 16/24,
Anne: 1/6 = 4/24,
Baba: 1/6 = 4/24
oranlarını ve buradan da,
Karı: 3 Pay,
3 Kız Çocuk: 16 Pay,
Anne: 4 Pay,
Baba: 4 Pay
larını elde etmiş oluruz.
Eğer bu paylar mirasçıların değişmeyen (sabit) hisseleri ise (ki Hadisler'den Kuran'daki miras sisteminin hala devam ettiği ve Kuran'a geçmediği görülüyor. Örneğin Nine ve Dede'nin hisseleri 1/6 şeklinde geçer hadislerde. Demek ki Kuran'daki miras sistemi tamamlanmamış), bu durumda herkesin bu mirastan hangi payı aldığını kesin olarak belirlenmiş demektir.
Şimdi bu sabit hisselere göre mirastaki hisseleri toplarsak,
(1) T = 3 + 16 + 4 + 4 = 27 Pay
olur. Sümerliler ve Babilliler miras paylaşımlarını hep böyle yaparlardı.
Peki hissedarların bu mirastan aldıkları oranlar nedir?
Bu sorunun yanıtını da mirasın bütününü gösterebilmek için, yani T toplamında eşitliğin sağını "1" (ki bu, seksagesimal sayılarda "1;0" dır) yapabilmek için, eşitliğin her iki yanının 27 ile bölünmesi gerekiyor.
Sümerliler ve Babilliler hiç şüphesiz bunu biliyorlardı ama şimdiye kadar topraktan çıkan hiçbir tablette bu duruma, yani oranlara geçildiği görülmemiştir. Fakat 27 sayısının düzgün bir sayı olması hesabiyle Sümer ya da Babil döneminde eğer böyle bir miras paylaşımı sözkonusu olsaydı, (1)'de oranlara pekala geçilebilirdi.
Şimdi (1) eşitliğinin her iki yanını 27 ile bölersek,
(2) (3/27) + (16/27) + (4/27) + (4/27) = 1
sonucunu elde ederiz ki buradan artık herbir hissedarın mirastan aldıkları oran belirlenmiş demektir.
Arkadaşlar, siz bu eşitliği bir yerden tanıyor musunuz? Tanıyorsunuz tabii ki. Nereden?
"Av(liye)" yönteminden, değil mi? İyi ama, bu (1)'den oranlara geçmekle elde edilmiyor muydu? Yani Sümerliler ve Babilliler'in hissedarların mirastaki oranlarını belirlemekte yaptıkları basit bir işlem idi bu sonuçta!
Arkadaşlar, jetonunuz düştü mü? Düşmedi ise bana haber verin, sizi aydınlatayım.
Peki 4000 yıl öncesinde (2) eşitliği nasıl yazılıyordu?
Şulgi aşkına, (2) eşitliği seksagesimal (60 tabanlı) sayılarla yazılabilir ve eğer bunu yazarsak şu sonuç çıkar:
(3) 0;6,40 + 0;35,33,20 + 0;8,53,20 + 0;8,53,20 = 1;0.
Hemen burada belirtmekte fayda görüyorum ki, Sümer ve Babil dönemlerinde halk tabakası adına
"Seksagesimal" denilen bu sayıları kullanmıyorlardı. Onlar günlük hayatlarında 10 tabanını kullanırlardı. Bu tür sayılarla hesap, ancak astronomlara ve ileri seviyede hesap yapan matematikçilere has bir özellik idi. Örneğin, 3/27=1/9 sayısını (6/60) + (40/60^2) = 0;6,40 şeklinde yazabilmek herkesin harcı değildi.