Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   İslam (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=9)
-   -   Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=2022)

pante 17-04-2006 14:31

Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
"İnsanlar Tanrıya neden inanır" konusu bu forumda çok tartışıldı..
Peki Ateistler Tanrı'ya neden inanmaz?
Cevap yazacak arkadaşlar Ateizmin teorik açıklamalarından yola çıkarak değil de , kendi inançsızlıklarının *oluşum sebepleri açısından ve bugünkü düşüncelerinden görüşlerini belirtirlerse daha yararlı olacaktır...

17-04-2006 18:07

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
bence önce kendi tanrı anlayışından bahsetmelisin panteidar abi, yani diğer dinlerdeki biraz farklı mesela değil mi?

pante 17-04-2006 19:11

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Jay Jay kardeşim ;
Tanrı konusunda genelde ileri sürülen Tanrı fikri çürütülmeye çalışılarak ateist görüş ortaya konuyor.Özellikle bir dini inancı , gördüğü yanlışlar-yalanlar üzerine terkeden kişi Tanrı inancını da terkediyor.Sonrasında yapılan ise , Tanrının varlığı üzerine getirilen bir sava karşı çıkmak.
Bu da eğer o Tanrı inancı bir dine dayanıyorsa , o dinin sorgulaması ve eleştirisi üzerine yapılıyor.
Ancak ateist görüşe kesin bir şekilde sahip çıkacak derecede bir irdeleme - araştırma içine girilmiş midir?
Yoksa dinlerin herşeyi Tanrıya bağlama kolaycılığı gibi , "var diyenler ispatlasın" kolaycılığına mı kaçılmıştır?
Bilimde aynı yöntemi kullansaydı , örneğin " ''atom var , mikrop var , sayısız galaksi var '' diyenler ispatlasın" demiş olsaydı doğru olur muydu?
Ben Tanrı görüşümü yazdığımda da yapılacak olan muhtemelen o görüşün eleştirisi olacaktır.
Benim amacım farklı Tanrı redlerinin , yorumlarının tartışılmasıydı..

Farzedelim ki ben Tanrıya inanıyorum.Ama inandığım Tanrının insanları pek umursamadığını , dikkate almadığını düşünüyorum.Bence , insanların gözünde karıncalar , böcekler ne ise , Tanrının gözünde de insanlar o.O , daha büyük gayeler peşinde.Öyle ya , insanlara bir güneş sistemi fazlasıyla yetmez miydi?
Hadi yetmedi 2-3 güneş sistemi daha.Yüz , bin ,milyon , milyar o da yetmedi 300 milyar güneş sistemine gerek var mıydı insanlar için?
300 milyar yıldız sisteminin olduğu büyüklüğü , azameti düşünebiliyor musunuz?
Bu büyüklükten milyarlarcası var üstelik..Milyarlarca galaksi.Her galakside 300-500 milyar güneş ve gezegenleri.
Bu hesaplanabilen , bilinen evren ..Ya ötesi..Ya bilinmeyenler..
Biz kendi güneş sistemimizde ne olup bittiğini bilemezken ve asla bu şartlarda sistemimizin dışına çıkamıyacağımıza göre ;
Ötelerde , başka yıldız sistemlerinde , başka galaksilerde , başka evrenlerde ne olup bittiğini nereden bilebiliriz?
Yok ..Biz çok basit ve aciz varlıklarız.Ötelerde büyük olaylar , büyük gayeler var..İnsanoğlu bunları anlıyabilecek , algılayabilecek donanıma sahip değil..
Evet..Diyelim ki benim inancım bu..Ama benden ispat beklemeyin..

17-04-2006 20:14

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Pantheidar,
Mesajı ilk attığınızda birşeyler yazmaya başlamıştım, sonra araya bir iş girdi ve ben de biryerlere saklayıp iptal ettim. Sizin şimdi yazdığınızı görünce oldukça şaşırdım. Eksik kalan yerlerini bitirip mesajı göndereyim bari.

Biraz basitçe olacak belki,
Evren çok büyük, biz ise çok küçüğüz. Sadece boyut olarak değil, yaşam süresi olarak da. Bu kadar büyük bir fark içerisinde, tüm evrenin oluşmasına neden olabilecek bir varlık ile herhangi bir ilişki kurmak düşünülemez bile benim için. Bu arada, dinlerin bahsettiği tanrılardan (Allah, Yehwe, vs..) değil, bunlar ile hiçbir ilişkisi olmayan bir şeyden bahsediyorum burada. Bu yüzden de benimle, hatta yaşadığım güneş sistemi ile hiçbir özel ilişkisi olamayacak bir varlık hakkında fikir yürütmektense, görebildiğim, anlayabildiğim şeylere fikir yürütmeyi tercih etmekteyim. Yaşadığımız dünya hakkındaki açıklamalar bugün hala yetersiz, hepimiz biliyoruz bunu, ama var olan açıklama çabalarının hiçbiri bir yaratıcı gerektirmeden bu açıklamaları vermekte.

Bir üstün gücün/yaratıcının olup olmaması ise yaşamımı gerçekten değiştirebilir mi? Sanmıyorum. Ahlak kuralları dediğimiz şeyler bile aslında oldukça yerel. Hem mekan hem de zaman olarak. Yani bu kuralların bile bir yaratıcı ile bağdaştırılması bana mantıklı gelmiyor. Pek toparlayamadım belki ama konu daha da açılırsa sanırım biraz daha derli toplu yazmaya çalışabilirim.

sargon 17-04-2006 23:51

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Panteidar haklı olarak bu soruyu sormuşsun. Sorun iki bölümden oluşuyor, gayet güzel. Çünkü gerçekten bir insanın ateist olma süreci ile şu anki düşünceleri farklı olabilir.

Ateist olma sürecim:

Sıradan bir sünni ailenin çocuğu olarak birçok çocuk gibi ben de Allah'ı, Kuran'ı, namazı, birçok şeyi ailemden öğrendim. *Oturduğumuz yerde arada bir kuran kursu furyası çıkar, bütün çocuklar kursa gönderilirdi. İlk başarısız deneyimden sonra (6-7 yaşında denemişler, korkudan hocaya tuvalete gidip gidemeyeceğimi bile soramamışım, sidikli pantalonla eve gelince annem bi daha göndermemiş) ikinci deneyimde başarılı olundu ve ben Kuran'ı söküm. Bir cüz okudum. Hatta diğer çocuklarla birlikte sırayla müezzinlik de yaptık. Hocanın gözüne girmenin ne kadar önemli olduğunu herkes bilir, hele ezan okumanın gururunu. Ama bizim hoca taraf tutardı, öğrencilerinin içinde bir ikisini daha çok severdi, sigara içmenin günah olmadığını duyunca şaşırmıştım. O da alkol gibi kötüydü. Sonra şu müslüman olmayanın cehenneme gitme meselesi vardı. Kısaca bir takım çelişkiler vardı bu işt, böyle şeyler çocuk aklımızda bazı karışıklıklar yaratsa da, hiç bir zaman Tanrı'yı reddetmeyi aklıma bile getirmedim. İmam Hatip'e giden arkadaşlar kuran kursuna gelmiyorlardı, çünkü onlar zaten çok iyi okuyorlardı Kuran'ı, duaları da ezbere biliyorlardı. Hatta Arapça bile öğreniyorlardı. Ama onlar bizim gibi değillerdi. Biz de Allah'a inanıyorduk, Kuran da okuyorduk, dua da ezberliyorduk, ama sanki onların müslümanlığı bizimkinden başkaydı, "koyu müslüman"lardı onlar.

Okul, kuran kursunu kesti, bütün çocuklar gibi ben de okula başlayınca namazı bıraktım. Arada bir hobi gibi ders çıkışı Cuma'ya gitme fantezilerimiz dışında üniversiteye kadar dinle uğraşmadım. İmam hatipli arkadaşlarla bazı tartışmalar ve oruç tutma, ramazanda teravihe gitme gibi şeyler dışında.

Üniversitede de yine bizden daha çok dine inanan birileri vardı. Bir defa evlerine götürdüler. Herkes bardak gibi dizilmiş, bir tek "abi" konuşuyor bize Allah'ı anlatmaya çalışıyordu. Ya kardeşim biz de Allah'a inanıyoruz, niye ispatlamaya çalışıp duruyosun demek de mümkün değil. Çünkü o kadar ciddi bir hava var ki, kimsenin çıtı çıkmıyor, herkes huşu içinde. Bir tek "abi" konuşuyor. Birisi birara bişey söyleyecek oldu, "abi" öyle bir baktı ki, çocuk susmak zorunda kaldı. Belli ki bir tür tarikat falandı. Benim işim yoktu böyle gericiliklerle. Ben Allah'a inanırdım, müslümandım, ama öyle yeşil pantalon giyip, imam sakalı bırakmazdım. Bilim'e falan da düşkündüm. Saçma sapan batıl inançlarım yoktu.

Üniversitenin ilk yılında adeta bir bilgi havuzunun içine düşmüştüm. Benim anlamakta zorlandığım kitap, gazete, dergiler okuyan bir sürü insan vardı üniversitede. O edebiyat dergilerindeki yazıları bile anlayamıyordum. Öğrenmem gereken çok şey vardı. Sanki ben hiç birşey bilmiyormuşum gibi geldi. Yöntemsiz şekilde sağa sola saldırıyordum. Orhan Hançerlioğlu'nun Düşünce Tarihi'ni, Server Tanilli'nin Uygarlık Tarihi'ni, Macit Gökberk'in Felsefe Tarihi'ni çok iyi hatırlıyorum. Bunlar beni çok etkilemişti. Hep böyle Bilim tarihi, Ahlak, Felsefe, Ekonomi üzerine en temel kitapları okumaya çalıştım.

İşte o yıl tanrı konusu kafamda yerine oturdu. Tanrı düşüncesi insanların uydurduğu bir şeydi. Bütün felsefe tarihinin konusu buydu. Ben felsefe deyince hep başka şeyler düşünüyordum ama bütün felsefe tarihinin yüzde sekseni tanrı konusuyla ilgiliydi. Dinler de felsefi gelişmişliğin aslında son dönemi ile karşılaştırıldığında oldukça geri kalmış felsefelerdi. Spinoza, Kant, Hegel felsefeleri çok daha ileri düzeyde tanrı ispatı yapıyorlardı. O yıl kardeşime tanrıya inanmadığımı söyledim. Bunu sır olarak verdim, çünkü pek de savunacak cesaretim yoktu. Kardeşim de şok oldu buna tabii. Bir süre sonra savunmaya da başladım.

Solculukla tanışmamın ateist olmamda bir etkisi olmadı benim. Hatta Politzer'in idealist felsefe ile materyalist felsefe karşılaştırmasını Berkeley üzerinden yaptığını okuduğum zaman kolay bir örnek ele aldığını farketmiştim. Sıkıysa Kant'la, Hegel'i çürütseydi diye düşünmüştüm. Ama Politzer'in amacı ispat değil, öğretmekti. Benimkisi entel havalarında olmaktı aslında.

Din konusuyla nerdeyse 20 yıldır pek fazla uğraşmadım. Bir tek belki Turan Dursun'un kitaplarını okumak dışında. Ancak 2 yıl önce konu Tevrat ve Sümerler'le beraber yeniden ilgimi çekti.

İşte bir ateist olarak benim portrem. Bu kısım ateist olma süreci idi. Bir de şu anki düşüncemi yazacağım.

sargon 18-04-2006 00:40

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Şunu biliyorum ki, bilimsel olarak tanrının varlığı yada yokluğu ispatlanamaz. Zaten bilim bunla uğraşmaz, onun alanına girmez. Birinci olarak benim için doğru olan şey budur. Tanrının varlığı ispatlanamayacağı için inanmıyorum. Diyebilirsiniz ki, yokluğu da ispatlanamaz, o zaman bir görüş belirtmemen gerekir. Bence öyle değil, çünkü konu içeriği gereği bilimin dışına çıkıyor. Şu anda bilimin çözemediği konulardan biri olarak görülebilecek bir şey değil yani. Öyle olsaydı, evet bu konu henüz çözülemedi, ilerde çözülür diyebilirdik. Bir takım insanların bie doğa üstü gelen güçleri var örneğin, kaşığı büküyorlar, başkasının yaptığı birşeyi tahmin edebiliyorlar vb. Bunlar ile yaratıcı ve yönetici bir kavram olarak sofistike bir tanrı düşüncesi bir değil. Birincilerin şu ana kadar belki çözülememiş ama bilimin alanına giren şeylerdir, ikincisi ise sadece bir fikirdir ve ortada inceleme gerektiren, onunla ilgili hiçbir somut olgu yoktur. Olağanüstü görünen birtakım şeyleri de bu hayali tanrıya bağlamak için bir neden yoktur.

Tanrı konusu felsefenin alanına girer. Uzun zamandır felsefeyle uğraşmadım. 20 yıl önce ne okuduysam o(o zamanlar anlamasam da Spinoza'yı bile okumaya balışmıştım:) ) Ama materyalizm'in temel maddenin önceliği tartışmasının çürütülebildiğini de görmüş değilim. Ses, düşünce vb. ürünler maddi varlıkların ürünleridir, beynimiz olmadan düşünemez, ses tellerimiz olmadan ses çıkaramayız. *Materyalizm'in temel iddiasıdır bu. Prof. Cemal Yıldırım gibi değerli bir bilim adamı bu argümanı metafizik bulduğunu söylese de ben bunu henüz anlayabilmiş değilim. Materyalizmin "varlığın kökeni maddedir" dediğini ve gerçekliğin "maddesel" mi "ruhsal" mı olduğunun felsefede sürüp giden ve çözümü olmayan bir sorun olduğunu söylüyor. Bu açıklama bana yeterli gelmiş değil. (Diyalektik materyalizm ile ilgili diğer bazı eleştirilerine ise cevap veremediğimi itiraf ediyim. Beni yendi.)

Maddecilik, materyalizm düşüncesindeki "madde", "ruh"dan farklılığı vurgulamak için kullanılan bir sözcüktür. "Enerji" ruhtur deyip olayı madde-enerji tartışmasına getirmek bence doğru olmaz. Çünkü materyalist anlayışta bahsedilen "madde" "enerji"yi de kapsar. Enerji de maddi olan bir şeydir yani.

Ben bu konuda Ellen Wood'un yazısının her satırına katılıyorum. Bir ara Cem bu yazıyı koymuştu, sanırım kaldırmış. Ama bence "ateizmin görüşü" diyerek konulabilir. Zira bu site bir ateist sitesi değil. Link verecektim, ama yazı olmayınca buraya eklemek zoruındayım. İşte ihtiyar marksist teyzemizin yazısı:

"Sonsuza kadar yaşama arzusu en azından uygarlık kadar eskidir, belki daha da eski. Varlığımızda, “ben” bir gün yok olacağım fikrine direnen bir şeyler var. Ve şüphesiz, bu harika dünyanın güneşini ve çiçeklerini, yüzümüzde hissettiğimiz rüzgârı, suyun sesini, sevdiklerimizi sonsuza dek terk etme –sonu olmayan bir hiçlik alemine girme– fikrine katlanmak, hatta bunu anlamak çok zordur.

Bu yüzden eskiden beri insanlar, içinde bir parçamızın yaşamaya devam edeceğine inanılan maddi olmayan bir ruhani dünya ile hayali bir yakınlık arayışı içinde olmuşlardır. Bu gerçekten Hıristiyanlığın en güçlü ve kalıcı mesajlarından biriydi: “Ölümden sonra da yaşayabilirim.”(Diğer dinlerin de özünde, ölümsüzlük egosu vardır.)
Sorun şudur: günümüz toplumunda birçok kadın ve erkeğin sürdürdüğü hayat öylesine zor, öylesine katlanılmaz ve en azından öylesine anlamsızdır ki, ölümden sonra yaşam fikri bu hayata bir anlam katmanın tek yolu gibi görünmektedir. Ama bu arada, ölümden sonra yaşam fikrinin kesin anlamını da analiz edelim. Bu fikir ciddi bir analize tâbi tutulduğu anda küllere karışacaktır.

Sorun uzun süre önce anlaşılmıştı. Neo-Platonist Yunan Filozoflarından Plotinus, ölümsüzlük hakkında şöyle diyordu: “o konuşulmazdır, zira eğer ondan herhangi bir şekilde söz ederseniz onu tekilleştirirsiniz.” Aynı fikir ruha ilişkin Hint yazılarında da bulunur: “Özbenliğin, No, No (neti, neti) ile tarif edilmesi gerekir. O anlaşılmazdır, zira O anlaşılamaz.” (Bakınız A.C.Bouquet, Comparative Religion [Karşılaştırmalı Din], s.162). Bu nedenle, filozoflar ve ilahiyatçılar için ruh, Hegel’in söyleyebileceği gibi, “tüm ineklerin siyah göründüğü bir gece”den ibarettir. Fakat günlük yaşamda eğitimsiz insanlar yine de ruh ve ölümden sonra yaşam konusunda kendilerinden emin konuşurlar. Onlar bunu sanki uykudan uyanmak, uzun süredir ayrı kaldıkları sevdikleriyle mutlu bir şekilde kavuşmak ve sonra da sonsuza kadar mutlu yaşamak gibi hayal ederler.

Ruhun maddi olmadığı farz edilir. Peki maddenin olmadığı yaşam nedir? Fiziksel vücudun yok olması, bireyin hayatının sona ermesi anlamına gelir. Doğrudur, vücudumuzu meydana getiren tek tek trilyonlarca atom ortadan kaybolmaz, farklı kombinasyonlarda tekrar ortaya çıkar. Bu anlamda hepimiz ölümsüzüz, çünkü madde ne yaratılabilir ne de yok edilebilir. Bilindiği gibi, hiçbir fiziksel varlık olmamasına rağmen insan sesleri duyduklarını savunan ruhçular var. Bunun cevabı çok basit: eğer insan sesi varsa mutlaka ses telleri de olmalı, aksi takdirde insan sesinin ne olduğunu bilmeyiz! İstediğiniz şekilde deneyin, insani yaşam etkinliğimizin belirtilerinden bir tekini bile maddi bedenden ayıramazsınız.

“Ölümden sonra yaşam” yaygın fikri, aşağı yukarı yeryüzünde sürdüğümüz yaşamın bir devamıdır (çünkü başka türlüsünü bilmemiz mümkün değil). Ruh bedenden ayrıldıktan sonra, görünüşe göre, mucizevi biçimde sevdiklerimizle bir araya geldiğimiz güzel bir yerde, hastalık ve yaşlanmanın olmadığı, ebedi neşeyle dolu bir hayata “uyanır”. Bunun imkânsız olduğunu görmek için soruyu somut sormak yeterlidir. Eğer hayatı yaşamaya değer kılan tüm şeyleri, iyi yemekler yemeyi, iyi şaraplar (veya İngilizler için güzel demli bir bardak çay) içmeyi, şarkı söylemeyi, dans etmeyi, kucaklaşmayı, sevişmeyi vb. düşünürsek, tüm bu aktivitelerin ayrılmaz biçimde vücutla ve onun fiziksel özellikleriyle bağlantılı olduğu derhal aşikâr olacaktır. Konuşmak, okumak, yazmak ve düşünmek gibi daha beyinsel uğraşlar da, aynı şekilde vücut organlarımıza bağlıdır. Aynı şey nefes almak için ya da diğer herhangi bir faaliyet için de doğrudur, ki biz bunların toplamına hayat diyoruz.

Aslında, hiçbir acı ve ıstırabın bulunmadığı bir var oluş, insanoğlu için çekilmez olurdu. Her şeyin beyaz olduğu bir dünya, her şeyin siyah olduğu bir dünya ile gerçekte aynıdır. Salt tıbbi açıdan bakıldığında, acı önemli bir işleve sahiptir. Acı yalnızca kötü bir şey değildir, aslında vücudun işlerin iyi gitmediğine dair bir uyarısıdır. Acı insanlık durumunun bir parçasıdır. Yalnızca bu da değil: Acı ve zevk diyalektik olarak birbiriyle ilişkilidir. Acı yoksa zevk de olamaz. Keza yorucu bir çalışma döneminden sonra çok daha iyi dinleniriz.

Aynı şekilde, ölüm hayatın ayrılmaz bir parçasıdır. Yaşam, ölüm olmadan kavranamaz. Doğduğumuz anda ölmeye başlarız, aslında hayatı ve insan gelişimini oluşturan şey trilyonlarca hücrenin ölmesi ve trilyonlarca yeni hücre ile yer değiştirmesidir. Ölüm olmasaydı hayat olmazdı, büyüme olmazdı, değişim olmazdı, gelişme olmazdı. Bu yüzden yaşamdan ölümü def etme girişimi –eğer bu iki şey birbirinden ayrılabilseydi– mutlak bir sabitlik, değişmezlik, statik denge durumuna ulaşmaktır. Fakat bu yalnızca ölümün bir başka adıdır. Değişim ve hareket olmadan yaşam olamaz.

Peki başka bir yaşama inanmanın ne zararı olabilir? Pek bir zararı yok gibi görünebilir. Ama insanları yanlış eğitmek ve onları, hayatlarını bir yanılsama etrafında inşa etmeleri için teşvik etmek, arzu edilir bir şey midir? Dünyayı ve kendimizi değiştirmek için gerekli bilgiyi, tüm yanılsamaları ardımızda bıraktığımız ve dünyayı ve kendimizi gerçekte olduğumuz gibi gördüğümüz ölçüde elde edebiliriz.

Bireyler olarak bizim ne olduğumuz, maddi bedenlerimiz ile yakından alâkalıdır ve bunlardan ayrı ve bunların dışında bir varlığa sahip değildir. Bizler doğarız, yaşarız ve ölürüz, tıpkı evrendeki diğer tüm canlı organizmalar gibi. Her nesil kendi yaşamını sürmek ve sonra bizim yerimizi alması mukadder olan yeni nesillere yolu açmak zorundadır. Ölümsüzlük özlemi, sonsuza kadar yaşama hakkı tasavvuru, temelinde bencilce ve gerçekdışıdır. Varolmayan “öteki dünya” için zamanını boşa harcamaktansa, bu dünyayı yaşanacak bir yer haline getirmek için çaba harcamak gerekir. Çünkü bu dünyaya doğmuş insanların büyük çoğunluğu için, sorun ölümden sonra yaşamın olup olmadığı değil, aksine ölümden önce yaşamın olup olmadığıdır.

Bu yaşamın hızla uçup gittiğini ve bizim ve sevdiklerimizin daima burada olmayacağımızı bilmek, bir umutsuzluk nedeni olmaktan çok, bizlere tutkulu bir yaşam sevgisi ve her şeyi daha iyi yapma arzusu aşılamalıdır. Her çiçeğin solmak için doğduğunu ve bir anlamda açmanın geçiciliğinin ona trajik bir güzellik verdiğini bilmekteyiz. Fakat doğanın her ilkbaharda yeniden canlandığını, yaşayan her şeyin özü olan doğum ve ölüm sonsuz döngüsünün yaşama acı-tatlı tadını veren şey olduğunu, komedi ve trajedinin, kahkaha ve gözyaşlarının yaşamı insani duyguların zengin mozaiği haline getirdiğini de biliyoruz. Bu bizim insan olarak kaçamayacağımız kaderimiz. Çünkü bizler tanrı değil insanız ve insanlık durumumuzu kabul etmeliyiz. Tanrılar karşısında dezavantajlarımız var, bizler ölümlüyüz. Ama onlar karşısında avantajlarımız da var; onlar sadece bedensiz hayal ürünleriyken, bizler etimizle kanımızla gerçekten varız. "

pante 18-04-2006 01:14

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Sargon çok güzel anlatmış ve açıklamışsın.Ateizme geçiş şeklinin birçok kişiyle
benzerliği var , özellikle Üniversite öğrencileriyle..Politzer hala revaçta mıdır bilmiyorum
ama geçmişte ilk tavsiye kitaplardan biriydi.Kuran kursu vb. konularda benzerliğimiz var.
Görüşlerini gerekirse sonra tartışırız.Asıl amaç senin yazdığın şekilde insanların kendilerini anlatması..
Neutrino ;
Benzer açıdan bakıyoruz gibi..Bence Sargon gibi daha detaylı aç istersen konuyu..

mer-orh 18-04-2006 04:58

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Arkadaslarimla bu konularda tartisirken"Tanri inanmasini istemedigi kisilerin kalbini,gözünü,kulagini mühürlerim derken benden bahsediyor,benden bile bahsettigine göre gercekten Kuran cok kutsal bir kitap"derdim.

Sebebiyse,
Henüz 10 yaslarindayken bazen dünya ya bakar,bazen uzaya bakar daha sonra"Tanrim ben sana inanmiyorum,beni affet"derdim(cocuk akli iste).Daha o yaslarda Tanri dan korkmaz fakat Uzaydan da cok korkardim.Bazen uzay in Tanri oldugunu düsünürdüm.Kendimi bir Tanri olduguna inandirmak icin zorlardim.

Kuran kursuna da gittim ama kursla bir alakam yoktu,biran önce bitsede gitsek diye düsünürdüm.
Orta okul döneminde din hocamiz,Mumammedin ay i ortadan ikiye bölmesini anlattiginda"Din hocamiz cok iyi biri ama böyle seyleri nasil uyduruyor"diye düsünürdüm.

Din le hic alakam yoktu.Birgün arkadasimdan üzerinde Incil yazan bir kitap aldim,asagi yukari ayni seyleri 4 kere okuduktan sonra resullerin isleri,birkac mektuptan sonra bitti.Arkadasima" Bu incil degil Isa nin ve havarilerinin yaptiklarini,bir taneside rüya görmüs onu yazmis"dedim.Arkadasim zaten kitap okumasini sevmediginden icin de yazilanlardan haberi yok.

Birgün kapimi yehovanin sahitleri caldi,Bana hangi dinden oldugumu sordular,bende dini inancimin olmadigini söyledim,incili okuyup okumadigimi sorduklarinda"Incil i okumadim ama isa hakkinda yazilan bir kitap okugumu söyledim".Kitab i gösterdigimde bu gercek Incil demesinlermi,sok oldum.Gelen arkadaslar acemiydi,sordugum sorulara cevap vermekte zorlaniyorlardi,bir uzman arkadaslari varmis o benim sordugum sorulara cevap verebilirmis.Bu konularda görüsmek istemedigimi söylesemde sagolsun arkadaslar cok israrcilar.Bir sonraki gelislerinde bana birde Incil(Eski ahit,Yeni ahit)hediye ettiler.Kutsal dedikleri kitaplarini sayelerinde okudum.Yine sagolsun arkadaslar baktilar benden adam olmayacak ümidi kestiler,arasira ugrayip yeni cikardiklari yayinlarindan getirip sohbetlere din in disinda devam ediyoruz,cok iyi arkadas olduk ve kendileri gercekten sevdigim insanlar.Yehova sahitlerine söyledigim sözleri bugün müslüman kardeslerimize söylemis olsaydim herhalde bu yaziyi öbür taraftan gönderiyor olacaktim.

Tevrat ve Incil i okuduktan sonra birde Kuran i okuyayim dedim.Eger Tevrat i okumamis olmasaydim Kurandan hicbirsey anlamiyacaktim.Bu kadar sacma seyleri okuyupta insanlar buna nasil inaniyorlar diye düsünmeye basladim.

Bir arkadasim bana"Imam Cafer Buyrugunu okudunmu?" diye sordu,bende okudugumu ama kelimelerin cogu arapca yada eski Türkce yazildigindan birsey anlamadigimi söyledim.Sagolsun arkadasin birinden yeni Türkce yazilmis sekliyle buldum,okudum.Kitabi bana öneren arkadasim kendisi kitabi okumamis."madem okumadin hic bir seyden haberin yok,bana neden oku diyorsun"dedim,kitabi begenmedigimi sacmaliktan baska birsey bulunmadigini söyleyince,"senin okudugun kitap kirmizi kapaklimiydi yoksa yesilmiydi"diye sormazmi,gelde delirme!

Olmuyor iste!Tanriya inanmak icin ugrasiyorum,bütün kitaplarini okudum dahada dinsiz oldum.

Ben Turan Dursun u okuduk tan sonra dinsiz olmadim,benim alnima bu dinsiz olsun diye yazilmis zaten,ne yapalim kaderimiz böyle iste.

servet 18-04-2006 12:06

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
tanrıya inanırım, ama ona bir şekil ve sıfat vermem, çünkü tanrı ben inandığım için var, bir başkası inanmazsa yoktur. yani ben sen o inanıyor diye inanan kişiye göre vardır tanrı. dinlerdeki tanrı anlayışına pek inanmam, çünkü ona bir sıfat yüklenmiştir, insanları yöneten, ödül ve cezalar yağdıran yani bir masal canavarı gibi bir varlık gibi anlatılıyor. aslında tanrı insanlara müdahalede bulunmaz. insan ne yapıyorsa (güzellik ve fenalık) kendisine yapıyordur, belayı aryorsa buluyordur, çünkü tanrı insanın manevi yönüdür,maddesel yönü değildir. tanrı ve insan ve doğa ayrılmaz bir bütünün parçalarıdır. bunları tek başına değerlendirmek yanlış olur. biri olmadan diğeri olmaz. tanrının ispatı olmaz bilimsel olarak, tanrı insanın inanmasına bağlı bir olgudur. insan beden ve ruhtan meydana gelmiştir, yani ruh demekle duygu ve düşünceleri ve hisleri kastediyorum, bence tanrı burda. tanrı ne hira dağında, ne sina dağında ne yerde nede göktedir. O aldığımız nefeste, duyduğumuz acıda, kuşun kanadını çırpmasında... O sevgidir, *O bizde gizli.

pante 18-04-2006 13:02

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Sevgili Mer-orh ;
Anlaşılan senin mayanda varmış ateistlik..
Ya da karakteristik olarak kuşkucu bir yapın var..
Bunların dışında geriye 10 yaş öncesi dönemde yaşadıklarının etkisi kalıyor.
Belki de 7-8 yaşlarında iken kafanı kurcalayacak , sende çelişkiler yaratacak
sözlerle , olaylarla karşılaşmış olabilirsin..
Sargon'unda anlattığı gibi , küçüklüğümüzden itibaren öylesine beynimiz dolduruluyor ki ;
ileriki yaşlarda (12-13 gibi) birileri Allah'a inanmayanlardan bahsettiği , Allah'ın var olduğunu anlatmaya kalktığı vakit garipsiyorduk..
"Niçin Allah'ı ispatlamaya çalışıyor ki , hiç bunda şüphe olur mu" ya da "Allah'a inanmayanda mı var , nasıl olur da inanmazlar , bunların hiç aklı yok mu?" diye düşünürdük.
Yani enjeksiyon öyle güçlüydü ki farklı bir görüşe anlam vermek mümkün değildi..
Ama belki zayıf bir din enjeksiyon nedeni ile sen küçük yaşlardan itibaren dinlerden bağımsız düşünme olanağına kavuşmuş olabilirsin..
Yazında sadece semavi dinlerdeki Tanrı reddini görebiliyoruz.Ama uzayın kafanı kurcaladığını da belirtmişsin.Dolayısıyla sende Tanrı konusunda kesin bir red göremiyoruz.Agnostik bir yapın var sanıyorum..
Sargon da da biraz kozmoloji eksikliği sezmiştim.Yanılıyor olabilirim ama bu konuya da biraz önem vermek gerekiyor.
Servet kardeşimin ise Tanrı inancının ateizmden pek farkı yok.İnancının biraz daha güçlenmesi halinde Panteizmle ya da Tasavvufla kucaklaşacağı görülüyor.Ama keşke tüm insanlar bu duyguda olabilselerdi..

Bu arada , sadece ateist arkadaşlarımız değil , dini inançlarını terkeden , değiştiren arkadaşlarımız da kendilerini ve görüşlerini anlatabilirler..

sodomo-- 18-04-2006 13:12

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
pante, grup terapisi yapan bir psikolog gibi duruyorsun bu forumda :) hoş olmuş.

O kadar çok ateist oldum ki saymakla bitmez. Bir gün dedim tamam dine dönecem bende Allah'ın
mümin kullarından olacam dedim ve gittim bir "zikir" ayinine, herkes el ele vermişti ve bir kişi dualar okuyordu Kuran dan sürekli, bende ortada bir yerde duruyordum, sırayla "cezbe" durumu oluşuyordu, en baştaki başlıyordu "Allah" diyerek silkelenmeye, titremeye sonra onun peşindeki ve böyle kendini kaybederek silkelenme (cezbe) durumları ardarda, sıra bana geliyor ki bende tık yok, abi olmuyor ne bir silkelenme ne bir titreme hiçbirşey yok tabii benden sonrakiler de sırayla cezbe durumu ve bütün grup cezbe içinde ama bende bi şey yok. Neyse çıktım ordan bir günahkar psikolojisi ile ve dedim ki Allah'a "kafirdik, geldik kapına, bir silkeleseydin ne olurdu sanki :)" sonra dedim ki ; "sen ki koskoca Allahsın, bu kainatı yaratmış Allah'sın ne diye adam silkelemekle uğraşırsın ki ? yakışırmı sana ? *:) tabi kendimide avutuyordum arada; "oğlum sodomo sen "zikir" adamı değil "fikir" adamısın diyordum " *:) vallahi hatırladıkça gülerim hala.

Taaki Yunus'un beyitlerini okuyana kadar gittim geldim. Ama Yunusun "ete kemiğe büründüm Yunus diye göründüm" sözü kesin bir dönüş başlattı bende. Artık ne imansız ne de imanlı idim.
Yunus bana zaten bildiğim ama unuttuğum bir şeyi tekrar hatırlattı.
Bu hakikat AŞK ın ta kendisi idi ve hiç de zor olmamıştı bunu anlamak.

sargon 18-04-2006 17:55

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Sevgili sodomo, zikir aynini sırasında cezve olamaman beni fazlasıyla sarstı. Sana bir terapi yapmaya karar verdim. Sende bir "aşk" psikozu görüyorum. Bu durum çocukluğunda yaşadığın bir umutsuz aşktan kaynaklanmış olabilir. Var mıydı böyle birisi, mesela mahallenizin bir Fahriye ablası yok muydu? Ya da güzel genç anaokulu öğretmenin falan. Sende birikmiş olan bu "aşk"ı dışarı vuramama yada karşılık görmemiş olman bir içedönüş etkisi yaratıp içe vurmuş olabilir. Tabii bu tahliller bazı kozmolojik yetersizlikler taşıyor da olabilir. Belki de senin Psikokemoterapi yada Alfasilin tedavisi görmen gerekiyordur. Yine de herşeyden önce cemal-psiko-pante-sodomo panteizmi içinde de bir çözüm yolu aramak gerek. Varsa babaannenin yakana diktiği nazar boncuğunu yoksa benim sana yazacağım muskayı yanından ayırma.

(Arkadaşlar, hepinizden (Panteidar, Sodomo, Cemal, Psiko, Alfasilin) şimdiden özür diliyorum, dayanamadım yazdım, hiçbir ciddiyeti yoktur)

sodomo-- 18-04-2006 18:08

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
sargon çok hoş şeyler yazmışsın gerçekten.

Tam üstüne bastın, aslında gençlik yıllrında çok büyük bir aşk yaşadım, hala mektuplarını saklarım icabında. Sevgi bir deniz ise, AŞK bu denizin dalgalalarıdır bir bakıma, bazen o kadar büyük olur ki bu dalgalar herşeyi önüne katıp sürükler.

Bu benim AŞK'a aşina olmamı sağladı ve anladım ki AŞK en büyük gerçeklikti.
Mecaz AŞK derler adına tasavvufta ama mecazı bile bir felakettir yani. Baksana ne şarkılar besteleniyor, ne şiirler yazılıyor onun için, (100.3 FM dinliyorum şu anda) herkes savrulmuş dağılmış bir tarafa yana yakıla.

Ki ilişir ilişmez bir kancası zülfünün,
Balık da sarhoş olur, deniz de.

ne güzel bir Tanrımız var deği mi ?

liopleurodon 18-04-2006 20:36

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Sevmem böyle yapmayı ama, genede yapayım:

Tanrıya neden inanalım? İnanmamızı gerektirecek ne sebep var?

pante 18-04-2006 20:47

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Ateist olmanın terapi gerektiren bir rahatsızlık olduğunu düşünmüyorum.
Bu başlık altında amacım , ateist olmakta bir hata , bir eksiklik aramak da değil.
Gerçi bir Gameover örneği yaşadık ama , ateistliği seçtikten sonra ruhsal bir boşluğa ,
bunalıma düşenleri işleyecek olsaydım , başlık farklı olurdu.
Yazılara yorumda bulunmamın sebebi , konu tam açıklığa kavuşsun diyedir.Terapistliğe kalkmak haddimiz değil..

Sodomo'nun bu kadar "aşk aşk" diye inlemesinin sebebi buymuş meğer..
Fani aşklardan fayda yok Sodomo.Biz gerçek aşka bakalım!! :)

pante 18-04-2006 20:56

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Liop bu başlık sana göre değil.Sen anadan doğma ateistsin sonuçta.Tanrıyı tartışmak değil amacımız.Varsa ateist olmanın sebepleri yaz.Yoksa gölge etme..
Garajdaki ejderha örneklerine başlama yine.:)

sodomo-- 18-04-2006 22:52

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
pante, gameover'ı hatırlattın iyi oldu, nerede bu çocuk ya ? pek ilgilenemedik onunla galiba. Umarım tekrar katılır forumlara.

pante 18-04-2006 23:32

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Gameover kardeşimiz yeniden hidayete eriştikten sonra , imanını emniyet maksadıyla
foruma katılmak istemiyor sanırım.Malum bu forum imanlıların kafasını karıştırıyor biraz. :)

Dini inancını çelişkilerinden dolayı terkederken Tanrı inancını da terketme halinin yaygınlığının yanında , Bir dinin etkisinden kurtulup da Tanrı inancını devam ettirenlerde , kendi duygularına göre bir tanrı modeli oluşturma hali de yadsınamaz sanıyorum..Yani bir şekilde kafalar da bir Tanrı yaratılmış olunuyor.Sodomo'daki " Tanrı aşktır" tanımlaması böyle birşey mi acaba?

sodomo-- 19-04-2006 00:11

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
ilahi pante, akşam akşam güldürdün beni,

anne sevgisi, kardeş sevgisi, eş sevgisi, dost sevgisi, sevgili sevgisi, çocuk sevgisi vb yüzlerce sevgi türünü yaşarız bu dünyada. Bu sevgilerin hepsi ilahi kaynaktan beslenir,
yani benim seni sevmem aynı zamanda tanrının seni sevmesidir, senin beni sevmen de sendeki bu ilahi özün bana yansıyan yüzüdür. Bu herkes için böyledir. Sevgi ile iç içe yaşayan herkes kendisinde tanrısal bir gücün varlığını hisseder ve zaman zaman bunu farkettirmesede kendisinin tanrı olduğunu düşünür,

yani musluk dan su akar ve musluk bu suyun kaynağını kendisi olduğunu zanneder halbuki su barajdan gelmekte oraya da yağmur ile ulaşmaktadır.

Sonuçta hepimiz bir gün öleceğiz. Herkes sevgi ile dolayımsız olarak karşılaşacak o zaman anlayacak benim bu söylediklerimi. Mümkün olduğu kadar kabınızı geniş tutun ki içine daha fazla su alabilesiniz denizden.

Sevgi ile aracısız yüzyüze geldiğinizde öyle şeyler yaşayacaksınız ki, bunları anlatmaya insan dili aciz kalır. *

Benden söylemesi.

19-04-2006 02:36

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Sevgili Panteidar,

Eğitimimin bir bölümü yatılı okullarda geçti.O dönemdeki düşüncem doğal olarak tanrının varlığına inanmaktı.Çünkü aldığımız eğitim o küçük yaşlarda bize bunu aşılamıştı.Lise dönemine gelince sol felsefeyle tanıştım.Özellikle Felsefenin Temel İlkeleri kitabının ateist olmamda büyük etkisi oldu.Üniversite sıraların-
da tamamen net bir şekilde tüm şüphelerimden arınarak ateist oldum.Tabi lise
sıralarından başlayarak sol siyasetlerle ilgim de oldu.Nasıl tanrıyı sorgulayarak ateist oldumsa bu sol siyasetleri de sorgulayarak onlarla olan
ilgimi de kestim.Öğretmenlik mesleğine başladığımda hiç bir sol siyasetle
ilgim de kalmamıştı.Buna rağmen 12 eylülden nasibimi de aldım.Yasal bir
dernek kuruculuğu nedeniyle açığa alınıp yargılandım.Beraat edince tekrar
öğretmenliğe döndüm.Özellikle ateist olmamda o kitabın yanı sıra kendi
mantık yürütmelerim daha etkili oldu.Tabi ben bunu da güçlü kişiliğime
bağlıyorum.İlk mantık yürütmem insan var olduğunda niye o zaman allah yoktu.
Niye insanlar çeşitli şeylere tapıyorlardı.Sonra çok tanrılı dinler derken
tek tanrı.Ateistliğimin ilk kıvılcımı buydu.Burdan hareketle tanrıyı biz
insanların yarattığına inandım.İkincisi inançlı arkadaşlarla çok tartıştım.
En sonunda peki kabul tanrı var.Onun yaratıcısı kim diye sorduğumda onun
yaratıcısı olmaz deyip kestirmeleri çok tuhafıma gidiyordu.Birazcık zeki bir
insan bu mantığı kabullene bilir mi?Tabi ki kabullenemedim.İşte sana ateist-
liğimin dönüm noktaları bunlar oldu.
Bir de şunu özellikle belirtmekte yarar görüyorum.İnançlı insanlara saygılıyım.Ama bu inançlarını kalkıp da bizlere dayatmaya ve laik cumhuriyeti hedef almaya çalışırlarsa kusura bakmasınlar saygı duymayacağım.İşte benim insancıklar dediklerim de bunlardı.Yaşamım boyunca Atatürk'e büyük hayranlık duydum.Bunu da belirtmeden geçemiyeceğim.
Sonuç olarak ne olursak olalım her şeyden önce insan olalım.İnsan olmanın onuru da sevgiden,dürüstlükten, barıştan,huzurdan, mutluluktan geçer.
Sevgilerimle...

liopleurodon 19-04-2006 11:36

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Pante, o kadar açık bir şeyi anlamadıysan ben ne yapayım? Tanrıya inanmamızı gerektirecek hiç bir sebep yok. Eğer sen biliyorsan söyle.

Ben bu yüzden Ateistim. Yani ona inanmak için hiç bir sebep yok. Eskiden harbi müslümandım, sonra nurcu oldum. Risale vs. ezberledim, kesmedi, arapça bilmeden anlaşılmaz dendi, gittim arapça öğrendim. Sonuçta bunlar masal, hurafe, safsata ötesi yok dedim ve gerçek nedir onu araştırdım. Ve gördüm ki tanrıya inanmak için hiç bir sebep yok. Bir tanrının olmasını gerektirecek hiç bir şeyde yok. Eee, o halde, neden tanrıya inanayım da kulluğu köleliği kabul edeyim?

pante 19-04-2006 19:23

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Bana göre insanların en büyük yanılgısı, yaşamın sadece dünyada var olduğu ve
herşeyin insanlar için olduğu düşüncesidir.
Bu düşünce din tarafında hakim düşünce. Ateist tarafta bundan aşağı kalmıyor.
Böyle düşünüldüğünde haliyle Tanrı konusunda saçma fikirler ortaya çıkıyor.
Rus kozmonot uzaydan döndüğünde " Uzayda Tanrıyı aradım ama bulamadım" demişti.
Ateistlerin hemen hemen tümü " Tanrı varsa , onu kim yarattı" der.
Liop ise "Tanrıya inanmam için bir sebep yok" diyor.
Tanrı konusu ilkel dinlerden başlayarak, bilhassa semavi dinlerde bu denli dejenere
edildikten sonra böyle fikirler normal karşılanıyor.
Öyle ya! Dinler kalkıp ta Tanrıyı eli kolu olan, güreş yapan, oğul edinen, nikah kıyan, kendisine inanmayanı ebedi ateşe mahkum eden, çok sevdiği peygamber için kainatı yaratan şeklinde tanıtırsa, böyle bir tanrıyı kimin yarattığı sorusu da gayet normal.
Böyle bir soruya da "o ezelden vardı" cevabı nasıl kaçamak bir cevapsa materyalizmin;
"Madde ezelden vardı" teorisi de o denli kaçamak..
Eğer ezelden varolan birşeyden oluştuysa tüm evren ve varlıklar işte Tanrı odur!!
Geriye sadece ezelden beri varolanın bir bilince sahip olup olmadığı, ya da sonradan bir bilincin oluşup oluşmadığı bilinmeyeni kalıyor.
O noktada ise ister Agnostik takılın, ister bilinçli deyin ister bilinçsiz.Tercih sizin..

19-04-2006 20:05

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Alıntı:

Bana göre insanların en büyük yanılgısı, yaşamın sadece dünyada var olduğu ve
herşeyin insanlar için olduğu düşüncesidir.
Pantheidar, bu yazdığınıza sonuna kadar katılıyorum. Sanırım Einstein'ın bir sözüydü
"Evren o kadar büyük ki, bizimle ilgilenebilecek bir tanrı bulursak çok şanslı sayılırız"

Bu konunun başında da yazdım aslında, ateist olmamda en büyük etken gerçekte ne kadar önemsiz olduğumuzu hissetmem idi. Çok kısa ömürlü ve diğerlerinden daha önemli görünmeyen bir noktada yaşayan canlılarız. Mekansal boyuttan daha da çarpıcı olan, ortalama 70 yıl olan ömrümüzün yaşadığımız gezegenin yaşı açısından hiç de dikkate alınabilecek bir durumu olmadığı, yaşadığımız gezegenin yaşının ise evrenin tahmini yaşı yanında çok da önemli olamadığı. Bugün Mars için bile kesin olarak "yaşam yoktur, hiç olmamıştır" diyemiyoruz. Aslında tam tersini iddia edebiliyoruz. Hiç erişemediğimiz yıldızlar hakkında ise zaten fikrimiz yok.
"Gecenin ve gündüzün bile bizler rızıklanalım ve dinlenebilelim" diye yaratıldığı düşüncesini çok sağlıksız buluyorum. "Din" olgusu, hangi din olursa olsun toplum için yararlı da olabilir ancak bu şekilde bir düşüncenin, "Evrenin merkezi benim (İnsan)" düşüncesinin ne insanlık için ne de toplum için bir yarar getireceğini kabul etmiyorum.

Saygılar.

sodomo-- 19-04-2006 23:13

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
"Evren o kadar büyük ki, bizimle ilgilenebilecek bir tanrı bulursak çok şanslı sayılırız"

O nasıl bir söz neutrino ?

insanları umutsuzluğa, karamsarlığa, yalnızlığa itmeye hangi bilim adamının hakkı var ?

her ortaya teori koyan, her keşif yapan bilim adamının her sözüne aldırış etmek zorundamıyız ?

bu insana alalede bir nesne gözüyle bakan her bilim adamı için geçerlidir.

Onlar önce "insan olmak" ne demek onu öğrensinler.

var mı böyle bir bilim dalı ?

var mı böyle bir bilim adamı ?

19-04-2006 23:32

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Sevgili sodomo,

Sözü bir ara biryerlerde okumuştum, kaynağını bulamadım ne yazık ki. Aklımda Einstein diye yanlış kalmış da olabilir, bu konudaki eleştirilere ve düzeltmelere açığım.

Sizinle bu konuda aynı şekilde düşünmüyorum, bence bu söz insanları karamsarlığa, umutsuzluğa itmiyor, en azından beni. Evren içindeki yerimi daha iyi anlamamı sağlıyor sadece. "Evren benim içindir, bu kadar büyük bir evren içerisinde bir yaratıcı gelip beni(neutrino değil tabii ki, insanlık) tüm evrenden önemli tutar, benim yaşamım ile ilgilenir, ben olmasam evren olmaz" düşüncesine karşı diye yorumlamaktayım. Belki de 4.5 milyar yıl yaşındaki bir dünyada daha dünkü bebek olan insanın kendisini herşeyin merkezinde görme yanılgısına bir "dur" demek için söylenmiş bir söz olabilir. Ya da dünyada olan herşeyin sadece kendisine hizmet etmek için, kendi kullanımı için olduğunu kabul eden düşünceye "haddini bil" demek için söylenmiş olabilir.

Ben bu sözden umutsuzluk, yalnızlık, karamsarlık anlamıyorum. Daha çok bir dünyanın hakimi olmadığımızı, onun bir parçası olduğumuzu, dünyanın tarihi ile kıyaslandığında bizim tarihimizin bir an olduğunu anlıyorum.

Kısaca, insanmerkezci düşünmenin çok da doğru olmadığını anlıyorum.

sodomo-- 19-04-2006 23:52

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
sevgili neutrino,

evrenin 4,5 milyar yılı yaşında olması, evrim süreci ile yüzmilyonlarca yılda insan ırkının bir tür olarak dünyadaki varoluşu ve bunun üstüne uygar insana evrimleşme ve sizin doğumunuza kadar geçen herşey ama herşey sizin varoluşunuzla ilgisizdir.

Yani bu nesnel bakış biçimleri, bir özneyi anlamak için onu kuşatan nesnelerin anlaşılması gerektiği, öncelik, tarihsellik vb. nesnel bakış şekilleri topyekün yanlıştır.

Veya şöyle söyleyeyim ; siz kendi dışınızdakileri böyle algılayabilirsizin veya yorumlayabilirsiniz ama kendinizi öyle nesnellik den yola çıkarak anlayamazsınız. Burada nesnellikden kastım, hertürlü nedensellik ilişkisi, çevresel değerler, tarihsel süreçler, biyolojik varoluş vb. şeylerdir.

Ama siz bunların çok ötesinde bir yerde bulunuyorsunuz şu an.

Yani hiçbir bilimsel nedenselliğiniz YOK

Her insanın kendisi yalnızca ve yalnızca kendisi bu nedensellik zincirini AŞARAK varolur.

Bırakın boşverin evrenin yaşını, insanlığın evrimini vb. şeyleri bunlar sizi nesnelliğe iter ve kendi varoluşunuza ayna tutamaz. Kendi varoluşunuzu anlamak için neden 4,5 milyar yıl öncesine gidesiniz ki ?

Ah bi anlatabilsem bazı şeyleri ama dile kilit vurulmuş kelimeler kifayetsiz kalıyor neyleyim ?

FAN_FUH_ 20-04-2006 00:02

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Alıntı:

panteidar";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 30983)
Sargon'unda anlattığı gibi , küçüklüğümüzden itibaren öylesine beynimiz dolduruluyor ki ;
ileriki yaşlarda (12-13 gibi) birileri Allah'a inanmayanlardan bahsettiği , Allah'ın var olduğunu anlatmaya kalktığı vakit garipsiyorduk..
"Niçin Allah'ı ispatlamaya çalışıyor ki , hiç bunda şüphe olur mu" ya da "Allah'a inanmayanda mı var , nasıl olur da inanmazlar , bunların hiç aklı yok mu?" diye düşünürdük.
Yani enjeksiyon öyle güçlüydü ki farklı bir görüşe anlam vermek mümkün değildi..
Ama belki zayıf bir din enjeksiyon nedeni ile sen küçük yaşlardan itibaren dinlerden bağımsız düşünme olanağına kavuşmuş olabilirsin..
Yazında sadece semavi dinlerdeki Tanrı reddini görebiliyoruz.Ama uzayın kafanı kurcaladığını da belirtmişsin.Dolayısıyla sende Tanrı konusunda kesin bir red göremiyoruz.Agnostik bir yapın var sanıyorum..



Yazmama gerek kalmadı..Agnostik birisiyim.Ailemde ufak zamanlarımdan itibaren yetiştiğim ortamda bana düşünme özgürlüğü verenler olmasa idi bu gn böyle olmazdım..Mutluyum.Yukarıda Panteidar beğ'in yazdıklarını kendimde gördüm diyebilirim.Kendi durumumu yazacaktım ki bu yazıyı gördüm ve şaşırdım.Tek kafamı kurcalayan mevzu uzaydır.Sonsuzluğu aklım almıyor.Fakat bunu tanrı kanıtı olarak görme gibi birşey de çok saçma.Yani bu karalığın sonunda ne var?Hep mi karanlık?Karanlıktan sonra ne var?Aman..Bana ne ben oraları göremeyeceğim.Horoza sormuşlar tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıkar diye..Demiş:Ben işimi yaparım gerisine karışmam..Bende yaşarım gerisine karışmam.


Kendim de belirtmek isterim ki birkaç sene evvel bana bu sitedeki gibi iddeaları öne sürün biris çıksa çok sert reaksiyon gösterirdim.Bu allaha inanmayanları sapkın ve sapık kimseler olarak öğrenmiştik.Bir zaman evvel okulumda bir ateist kız vardı.Kızın ateist olduğunu duyduğumda şok oldum.Yani kızı böyle iğrenilesi birşey olarak görmeye başlamıştım..Türkiyede esas kandırılmış bizleriz..Çok mutluyum ki bana manevi olarak ağır yük olan doğa ile ve kişiliğim ile çelişen bu çarpık düşüncelerden yaklaşık 2 senede tamamen arındım.Yani kendi kişisel devrimimi yapmam ve bu devrimin kişiliğimde yerleşmesi 2 yıl aldı.Tabi bu iki yıldan evvel birkaç sene de bu şartların olgunlaşmasına katkıda bulunmuştur.Yani osmanlıdan Türkiye'ye geçiş gibi oldu benimki..Ama bendeki devrimin tetikleyicisi ise çok muhterem bir insandır..Açıklayıp ayrı bir polemik yaratmak istemem.Ama rumuzuma bakanlar tahmin edebilirler.Hiçbirşey göründüğü gibi değildir..Bu söze herşeyde imzamı atarım.


Belli bir zaman evvel dinde beni bağlayan birşey kalmamasına rağmen gerekli reaksiyonu gösteremiyordum.Dinin yalan olduğunu düşünüyor fakat herşeyi mantıklı olarak kendime kabul ettirme takıntım yüzünden sıkıntı içinde idim.Yani inanmıyor fakat mantıklı biçimde de reddedemiyordum.Bu zaman süresince içimdeki iman zinciri eridir eridi ve yok oldu.Fakat o zincirin kopan bir kısmı halen benim üzerimde idi.Artık bunu çürütmem lazımdı.O zamanlar Turan Dursun'u bilmiyordum.Belli kaynaklardan din karşıtı görüşeri toplamaya başladım.Bunlarla kendimi yetiştirdim.Ve bu aşamada Nietzsche'yi de tavsiye ederim.Tanrı mı insan'ı insan mı tanrıyı yarattı?Bu söz ona aittir.Ve beğendiğim bir sözdür.Gelelim islamı kafamda çürütmeme.Elde ettiğim kaynakların hepsi yaralı idi fakat bu kaynaklar bir yerden alıntı idi.Turan Dursun..Buna dikkat etmemiştim.Bir gün bir tanıdığım bilmeden Turan Dursun'u okuduğum zamanlarda Turan Dursun'dan söz etti.Vurdular filan diye.Kendisi öle dinci filan değildir.Ondan sonra araştırdım netten ve burayı buldum.Meğersem ben yaklaşık birbuçuk aydır Turan Dursun'u okuyormuşum da haberim yokmuş..

20-04-2006 00:26

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Sevgili sodomo,

Düşüncemin mutlak doğru olduğunu iddia etmiyorum. Bu benim çocukluğumdan itibaren yerleşmiş bir düşünce zincirim. Daha ilkokula başlamadan önce, "Dünya güneş sisteminin çevresinde, o samanyolu galaksisinde, o da evren dediğimiz şeyin içinde, onun dışında ne var peki?" diye uykusuz kaldığımı, bir süre sonra "bunu ölünce Allah'a sorup öğrenecem" dediğimi hatırlıyorum defalarca (Komik olabilir, 5-6 yaşlarında komik şeyler düşünebiliriz, gülebilirsiniz gönlünüzce :) ). Benim kafamı genelde yoran soru hep "neden" oldu. Belki kendi varoluşumu önemsemeyip her şeye burnumu sokmam, merak etmem yanlış bir davranıştı, bunu bilemiyorum.

Ama isterseniz "insanmerkezcilik" ya da "benmerkezcilik" üzerine devam edelim, bu düşünce yapısını önerdiğinizi sanmıyorum, yazdığım iletiler genelde bu düşüncenin karşısında düşünce belirtmek içindi. Benim sizce hatalı olan düşünce zincirimi değil, bunu konuşalım isterseniz. Ya da belki daha açıklayıcı, basit yazabilirsiniz düşüncenizi, yanlış/eksik anlamış olma olasılığıma karşı.

pante 20-04-2006 01:03

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Neutrino ne mutlu sana.. Sen bilinçli bir çocukluk dönemi geçirmişsin.
Ben o yaşlarda dünyayı sonsuz uzunlukta düz bir toprak parçası ve
üzerinde de gök kubbe olarak düşünürdüm. Değil evrenin sonunu, yeryüzünün
sonunda ne var diye merak ederdim.
Bugün hala böyle düşünen, böyle zanneden nice insan var.
Hatta lise mezunu ağzından duyduklarım var.Coğrafya dersi görmüş ama unutmuş. Dünyanın uzayda ay gibi, başka gezegenler gibi dönen bir küresel
gök cismi olduğunun farkında değil.
Yine bir lise mezunu, dünyanın içinde yaşadığımızı sanıyordu.Yarım saat izah ettim,
çizdim de öyle anlayabildi.
Eminim ki ülkemizde milyonlarca insanın galaksilerden haberi yok.Yıldızların ne olduğunu bilmeyen çok insan var.
Dolayısıyla herşey dünya merkezli düşünülüyor. "Tüm gök cisimleri dünya için"
düşüncesi hakim.
Sodomo dostumuzun ki böyle değil tabi. Onun tezi farklı. Doğru ya da yanlış ama
bilinçli bir yaklaşımı var.

Fan_Fuh_ kardeşim ;
Çocukluğunda merak ettiğin evrenin ötelerinde ne olduğu konusundaki merakının kaybolması veya boşvermen bence yanlış.Bunlardan daha güzel ve gerçek merak olur mu hiç?
Yazık ki insanlar, hangi şarkıcı kiminle, Kim nerede görülmüş, Banu Alkan barışacak mı vb. saçma sapan meraklar içinde iken, asıl gerçeklerden uzak bir yaşam içindeler. Evrenin ötelerine ait olmasa da her geçen gün bilimsel bir buluşla, yeni bir bilgi ile karşılaşıyoruz ama insanlar bunlara duyarsız kalıyorlar.
Yine de bu forumlara katılan özellikle genç arkadaşları kutlamak gerekir. Zamanlarını geçirecek o kadar boş uğraş varken ciddi konulara duyarlı olmalarıyla takdiri hakediyorlar.

meas_0 20-04-2006 01:17

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
pantedidar bu siteye girmeme sebep olan kardeşim diyebilecegim gecevemavi sana bunları yazmamı istedi;

panterim kara filozofum selamlar sana....

ben girmiyorum artık sebebi ise iş sadece bu sıralar yazdıklarını anlatmak istediğin şekilde okuyup anlayacak insan cok az doğru olan her yerde söylenmez.

pante 20-04-2006 01:42

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Meas kardeş ;
Gece ve Mavi'yi özledik gerçekten. Selamımı ilet..
Vakti olduğunda girsin foruma arada sırada.
Gerçekleri anlayabilecek insan az ama birilerinin de " Kral çıplak " demesi gerekiyor.
Yoksa hepten karanlığa boğulacağız.
Bir de sözün kime, nasıl söyleneceği, yeri ve zamanlaması önemli tabi..
Söz söze gelmişken Koca Yunus'un tam sırası :


Sözünü bilen kişinin
Yüzünü ağ ede bir söz.
Sözü pişirip diyenin
İşini sağ ede bir söz.

Söz ola kese savaşı
Söz ola kestire başı
Söz ola ağulu aşı
Balıla yağ ede bir söz.

Kişi bile söz demini
Demeye sözün kem'ini
Bu cihan cehennemini
Sekiz uçmağ ede bir söz.

***

Az söz erin yüküdür
Çok söz hayvan yüküdür
Bilene bu söz yeter
Sende güher var ise

Sen sana ne sanırsan
Ayrığa da onu san
Dört kitabın manâsı
Budur eğer var ise

meas_0 20-04-2006 02:23

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Elif okuduk ötürü
Pazar eyledik götürü
Yaratılmışı hoş gördük
Yaratandan ötürü...

sodomo-- 20-04-2006 08:34

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
sevgili neutrino

Şu ya da bu şekilde hepimiz bu dünyaya geldik. Buraya gelene kadar ki bütün süreçler bizim dışımızdaydı ve bizim tarafımızdan belirlenmemişti. Yani bizi ittiler buraya ve arkamızı dönüp baktığımızda bizi iteni göremiyoruz. Bunların hepsi teknik meseleler. Bize düşen en büyük iş
bu yaşamın anlamını keşfetmek olacaktır yani arkamıza değil önümüze bakmamız gerekiyor ve bazılarının sandığı gibi "önümüze bakmak" geleceğe bakmak değildir. Aslolanda ne geçmişe ne de geleceğe bakmaktır AN'ı kavrayabilmektir. Bütün mesele AN'ın çocuğu olabilmektir çünkü bu bize "anlam" hakkında bilgi verir ve bizi bütün vesilelerden (nedenselliklerden) kurtarır. Eğer nedenlere takılırsak ya geçmişe ya da geleceğe bakarız ki bu da kendimizi görememek demektir.

İnsanmerkezcilik ya da benmerkezcilik istediğin gibi kavramsallaştırabilirsin bi önemi yok. Önemli olan kendine anlam verebilmektir ve bu anlam insanın kendisinde gizlidir ve bu kendi hayatının yardımı ile senin önüne konulur.

İşte kendisinde gizli olan bu anlamlar diyarını keşfeden her birey bütün bu vesileler zincirini kırar.
Bu keşife yardımcı olacak şey, her bireyin ayrı ayrı kendisine özel kendi yaşamıdır.
Yani yaşamın içinde kendini görmeye başlarsın. Yaşamın sana vereceği bilgiyi hiç bir kitapta bulamazsın. Bu öyle madde düyasını gözlemeye ve maddenin evrensel yasalarını bulmaya benzemez. Bu yaşam sana anlamı usulca, kimseye belli etmeden verir.

İnsan kendisini okuyabilen bir kitaptır. Ne kainat ,ne Kuran, ne İncil, ne o, ne bu.... yalnızca insan kendisini okuyabilen bir kitaptır. Daha kendi kitabımızın yapraklarını açmamışken nasıl olurda kendini bilmekten aciz kitaplardan bir şeyler öğrenebiliriz ki ?

Yani demem o ki ; O yıldızlar, O kainat, O galaksiler boştur boş.
Onları bırak da gönlünü tut hoş.

Binlerce kainatı bir araya getirsen tutmaz senin kalbinde zerre kadar bir yer.
Akıl, bilim, felsefe vb şeyler boştur boş
İn gönüle, gir gönüle
O sana ifşa edecektir bütün herşeyi.
O zaman anlayacaksın el mi yaman bey mi yaman ?
O zaman anlayacaksın bir nesnemisin yoksa bir hazine mi ?

Sevgiyle kal.

istavrit 20-04-2006 14:02

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
Yok aslinda bir farki hikayelerimizin birbirinden…

Dogarken kulagimiza uflenen allah ,kuran, muhammed uclemesi 5-6 yaslarimizda ruhumuza da islenmeye basladi…

Eti senin kemigi benim diyerek teslim edildik pis sakalli kaba saba *hocaefendiye….
Kizilcik sopasi ile tanistik kuranin huzurunda…

Bilinc, ve aklin kullanildigi yaslarda kendi kendime sorgulamaya basladim…Neden bu kadar cok din var dedim onceleri..kuranin mealini okudukca daha cok konusur oldum kendi kendime..ilk zamanlar bunlari dusunmekten cok korkardim..Allah neden degisik dinler gonderiyor diye sorguladim..o istese tek bir dine sahip olamazmiydik..tovbe tovbe derdim kendi kendime…allah degisik dinlerle nicin insanlarin kafasini karistirip birbirlerine neden dusman *ediyordu..hu$u icinde hic namaz kilamadim ben…oruc tutarken hic mutlu olmadim.yobaz guruhla hic gurur duyamadim…124.000 peygamberi aklima kabullendiremedim..kurani okudukca bu kitaptan utanmaya basladim..Allah kadar sevgisiz,kibirli,ihtirasli birini gormedim..kitabin sizi anladiginiz dilden gonderdim demesi benim dilimin baska olmasi bu dinin bana gore olmadigini dusundurmeye basladi..zaten bu dini ben tercih etmemistim bana dayatmislardi..
Bir sure sonra tovbe dememeye basladim..daha sonra yuksek sesle sorgulamaya basladim…islamdan sogumaya basladim…kitabin belkemigi olmadigini gordum..
Cok kotu yazilmis bir kitapti..okumak cok sikiciydi..nesine *muhtesem dendigini anlayamadim bu kitabin…birde butun alimleriniz toplansaniz bir tek ayetini yazamazsiniz kafami cok karistirdi..oysa ben daha guzel,daha insancil, daha sevgi dolu ayetler yazabilirdim 16 yasimda..Neden 1400 yildir ellerin kurusun diye beddua ettigimize anlam veremedim..dua dedikleri seylerin beddua oldugunu gordum..
Misfakla dis karistiran muslumanlari gorunce midem bulanmaya basladi…
Butun gun yaz sicaginda aksama kadar calismis veya dolasmis insanlarin ayaklarina yalandan su surup daha sonra pis ve ter icindeki corabi giyip ibadet etmeleri, ve onun bastigi yere benim elimin ve yuzumun degmesinin igrencligi ise son namaz kilisim oldu..

“daglar yerlestirdim sallanmayasaniz diye” ayetleri beni allahin yalanci oldugunu dusundurdu…
Biz dilemedikce siz dileyemezsinizde kibir gurur,ukelaligini gordum..
Lanet olsun insana ayetlerinde gordum sevgisizligini…
Muhammede gonderdigi yakaladigini duzebilirsin ayetlerinde sapikliklar gordum..
Insanlari sevmedigi gibi kadinlari, hatta cocuklari hatta hayvanlarini sevmedigini gordum..
Cehennemde insanlari yakmak icin sabirsizlandigi, ellerini ovusturdugunu hissettim…
Herseyin yazdigi soylenen kuranda hic bir seyi bulamadim..
Din adina teknoloji ve medeniyetin red edildigini gordum..
Her dinden *devsirme * masallar oldugunu gordum.
Her insan bir gun olecektir ifadesindeki buyuk!!! Tespitleri gordum…
Incire bile yemin eden kendine guveni olmayan allahi gordum..
Savaslarin olmadigi bir dunya isterken tek din allahin olana kadar savasin diyen, kan ve can isteyen allahi gordum..
Fitne ortadan kalkincaya kadar derken her tarafi fitne fesat olan bir allah gordum..
Kendi yarattigi sapik bir kulunu peygamber yapip ona selavat getirdigini gordum
Tükrügü'nün, sümügü'nün, balgami'nin ve ellerini/ayaklarini yikadigi abdest suyunun "kutsal" oldugunu söyliyerek, ve bu suyu insanlara içirterek övünen peygamber gonderdigini gordum, igrendim
Biz dilemedikce siz dileyemezsiniz diyerek insani yok saydigini gordum…bende onu yok saydim..
Kendine inanan insanlarin cahilliklerini, ona inanan insanlarin ulkelerindeki sefaleti gordum.. gordum..
Cehennemin konustugunu, yaz sicaginin cehennemin kaynamasindan oldugu sacmaliklarini gordum..Peygamberinin cinleri yere yatirip dogustugunu gordum…
Dinde zorlama yoktur deyip, daha sonra tek din allahin kalana kadar savasiniz diyerek kivirdigini gordum..
Erkekleri kole kadinlari cariye *olarak yarattiginida gordum..
Apacik ayetlerindeki tarik,elif lam mim, elif ram ra’lari aciklayani goremedim..
Insani *herseyden yaratan kafasi karisik allahi gordum..


Boyle bir allah varsa bile ben kabul etmiyor,cehennemde yanma hakkimi kullanmak istiyorum..
Bir gun huzuruna cikarsam suratina tukurmek istiyorum

VE KENDI INDIRDIGINI SOYLEDIGI CAGDISI ILKEL KITABINI OKUYARAK KENDININ OLMADIGINI GORDUM..

SIZIN INANDIGINIZ ALLAHIN ESASINDA MUHAMMED OLDUGUNU GORDUM..

sodomo-- 20-04-2006 14:21

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
ooof istavrit off. Yahu hiç bilgi, teknik, kitap, şu bu gerektirmeyen şeyler yazıyoruz o kadar hiç mi okuyupta bi şey çıkarmazsınız anlamadım ki. Neden hep dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz neden aynı şeyleri hababam tekrar tekrar tekrar ediyoruz.


Ben anladım abi. İnanmak ve İnanmamak işte bütün mesele bu. Lütfen inananlar inanmaya, inanmayanlarda inanmamaya devam etsinler. Lütfen hiç kıpraşmayın olur mu ? hiç sağınıza solunuza bakmayın, yerinizden ayrılmayın, öylece kalın. Sizi gelip alacaklar....

meas_0 20-04-2006 17:03

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
en sonunda sodomo-- gibi adama kayış attırdınızya cık cık cık :)

istavrit 22-04-2006 15:16

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
sevgili sodomo,

duygularimi aciklamak icin bilimsel calisma yapmak zorunda degilim...
cala kalem bir cirpida dusunduklerimi yazdim..
senin fantezilerinlr ortusmesini zaten dusunmedim..seni mutlu etmek diye yazmadim..duygularimi ifade ettim..

bu tarz sana veya birilerine basit gelebilir,ifade seklimde bu...ben ne bilim adamiyim, nede sizin gibi tasavvuf ehliyim..sokaktaki siradan insanim ben sodomo....

mevlana ve yunus bu agresif tavirlarina ne derdi acaba?
hocalarinin yolundan sapmaya basladin!!

Materyalist 22-04-2006 18:08

canım öyle istiyor
 
Şu insanları anlamak gerçekten zor....!!! Soru ilginç. "Neden tanrıya inanmıyorsunuz?" *Sana ne!!! *Sana ne!!!! Neden inanmıyorum biliyor musun? Çünkü tanrı, yada namı diğer allah denilen şey yok da onun için....!!! Var mı başka sorun??????

erenkutsuz 22-04-2006 20:04

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
bu kadar sert olma materyalist...

onların sahip olmadığı ama bzim sahip olduğumuz hoşgörüyü göstermemiz gerek

deli_cevat 22-04-2006 20:55

Re: Neden Tanrıya İnanmıyorsunuz?
 
müslüman arkadaşlar ben ce neden tanrıya inanmıyorsunuz diye saçma sapan bir soru olmaz asıl sorulması gereken soru neden tanrıya inanmıyorlardır muhtemelen çoğu bu dünyaya müslüman bir ailenin çocuğu olarak başladı ama daha sonradan yaşadıkları şeyler onları tanrı veya islam inancından uzaklaştı yani bu dünyada yapılan eylemler yüzünden uzaklaştılar hatta bu eylemleri failleri de bizleriz onların hiçbirisi kabak gibi cehennemin varlığını bilipde tanrısızlık *yapmıyor onlar tanrının cehennem diye bir yer yaratacak kadar basit olmadığını düşünüyor
zaten islami açıdan bakıldığında gene bu onların suçu değil çünkü gözlerinde perde kulaklarında ağırlık var ayrıca insanların ve cinlerin çoğu cehennem için yaradılmış eğer bir soru sorulması gerekiyorsa bu semavi dinleredir neden biz bu insanlara hitap edemedik onları bizden soğutan ne oldu şeklinde bir soru olmalıdır ama dünyanın heryerinde geçmişde ve günümüzde din adına akıl almaz katliamlar vahşice eylemler yapıldıktan sonra neden tanrıya inanmıyorsunuz gibi bir soru çok saçma olur


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 11:17 .