Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Alevilik (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=103)
-   -   Alevilik Nedir? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=2390)

benkimim 16-07-2006 23:09

Alevilik Nedir?
 
Ben kişi olarak alevi ve sünilerin birlikte yaşadığı bir coğrafyada büyüdüm. Babam ve annem alevi. Ben ateist olurken aynı zamanda aleviliği de sorguladım. Yanlız dikkatimi çeken bir şey oldu. Kesinlikle alevi ve suniler arasında büyük farklılıklar olduğunu gözlemledim. Bir kere bizim oralarda alevi köylerinde cami yoktur. Namaz kılınmaz. Oruç tutulmaz. Haca gidilmez. Gelenek,görenek ve kültür olarak aleviler sünilerden farklı. Tüm bunlara rağmen aleviliğin islamdan geldiği söyleniliyor.İşte ben bunu tartışmaya açmak istiyorum. Özellikle alevi arkadaşların bu konudaki düşüncelerini öğrenmek istiyorum. Tabi bu konuda araştırması olan alevi olmayanlar da görüş belirtebilirler.Saygılarımla...

ata 16-07-2006 23:37

Re: Alevilik Nedir?
 
merhabalar değerli arkadaşlar ben de ezkamo(benkimim) gibi alevi kokenli bir ailenin *mensubuydum *önceleri
şimi asıl konuya dönersek

alevilikte tek tanrı inancı vardır
muhammet ve kuran sevgisi vardır
ama sunni kesimden çok keskin bir şekilde ayrıliyorlar
yani biri *muslümansa diğerinin olmaması lazım gelir
hangisine müslüman demek gerekir işte o biraz tartişma konusu

aslina bakılırsa isim çok mühim değil * *önemli olan icraatlrıdır
ben islamiyet içi görürüm birbaşkası dişinda görür ama şu bir gerçekti ki
alevi inancı mensubu birey; aydınlıktan yanadır ;bilimden yanadır laiklikten yanadır Mustafa Kemal den yanadır din hegomanyasının altından sıyrılmadan yanadır özgür düşünceden yanadır...............................
Öyleki düşünmenin suş olmadıgı basakıdan uzak bır aile de *yaşaıyoruz ki bugun düşüncelerimizi rahatça ifade edebililiyoruz .hangi şeriatçi ailenin çocuğu babasına be ateistim diyebilir? * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *saygılar * * *sevgiler * * *hörmetler



İNSANLAR BAKTIKLARI GÖKYÜZÜNDEN MEDET UMMADIKLARI VAKİT İNSANLİK ONURU KAZANACAKTIR!!!!!!!!!!!!!!!1

17-07-2006 23:53

Re: Alevilik Nedir?
 
Alıntı:

aslina bakılırsa isim çok mühim değil * *önemli olan icraatlrıdır
ben islamiyet içi görürüm birbaşkası dişinda görür
Demek istediğin şeyi anlıyorum ancak Alevi toplulukları son yıllarda bu konu üstünde bölünmelere uğrayıp sert tartışmalar ve ciddi ayrılıklar içinde diye duyuyorum.

Sorun elbette en başta Alevi topluluklarının kendi iç sorunu olmakla birlikte çağdaş, düşünen, sorgulayan insanların da konu üstünde araştırmalar yapıp, fikirler üretmesinde sakınca olmamalı. Kaldı ki sadece dinsel konular üzerine olan bir sitede bu konunun ele alınmasından doğal bir şey olamaz.

Ben bu konuda daha evvel iki kitap okumama rağmen (ikisi de Alevi yazarın idi) pek çok şey öğrenmekle birlikte Aleviliğin esas anlamını, gerçek kökenini görememiştim. Son olarak okuduğum "Aleviliği Ne Yapmalı" adlı kitapta asıl kritik noktaların açıklandığını düşünüyorum. Alevi olmayan ancak Alevilik konusunda uzman kabul edilen ve bazı Alevi dernek ve vakıfların toplantılarında konferans veren Erdoğan Aydın'ın makalelerini buraya zamanla aktaracağım. Bazılarına gerekirse kendi görüşlerimi de ekleyeceğim ve tartışmaya açacağım.

Pek çoğumuzun hatta pek çok Alevinin pek az bilgisi olduğu konu: Alevilik. Sitemizde bu özkültürümüzü ele almayı bir hayli ihmal etmiştik.

Alevilikle ilgili kritik sorular:

- Alevilik nasıl ortaya çıktı?
- Alevilik İslamda bir mezhep midir?
- Hz. Ali, Alevilikte neden çok önemlidir ve esasen anlamı nedir?
- Hz. Ali'nin tarihsel kişiliği ile Alevilikteki Ali anlayışı biribiriyle uyuşuyor mu, uyuşmuyorsa neden?
- Aleviler neden namaz kılmaz, oruç tutmaz, hacca gitmezler?
- Yavuz döneminde neden Şah İsmail desteklendi, İsmail Türkmen midir?
- Alevilik ile şiilik arasındaki fark, daha da önemlisi bu farkın nedeni nedir?
- Hz. Ali ve 12 imam kültü Aleviliğe hangi aşamada girdi?

Bu sorulara zaman içinde yanıtlar yazacağım, ilgilenler de görüşlerini belirtirse memnun olurum.

ibrahim_z 18-07-2006 01:21

Re: Alevilik Nedir?
 
benim tüm ailem alevi. normalde aleviler arasında başkasına anlatılmaması gereken konular var. ama artık din konusunda şüphelerimi ortadan kaldırdığıma göre rahatça konuşabilirim. aleviliği diğerlerinden ayıran temel neden: muhammedin veda hutbesinde kendinden sonra halifenin ali olmasını istemesi ama ömer ebubekir ve osmanın muhalefet edip aliden önce kendilerini halife yaptırmaları... peygambere karşı geldikleri düşünüldüğü içinde o 3üne lanet edilir. hz.ali camide öldürüldüğü içinde namaz camide kalınmaz namazlar ayrı yerlerde toplanıp gerçekleştirilebilir 5 vakit olma zorunluluğu yoktur bizim çevrede 5-10 günde bi yapılırdı namaz sonunda durumu iyi olanlar pilav yapar yada et alır herkese dağıtırdı. *bazı kişilerin sandığı gibi ali allah kabul edilmez sadece daha çok sevilir (tabi istisna yobaz hocalar var arada) reankarnasyona inanılır. kuranın bazı sayfalarının eksik olduğu kabul edilir özellikle hz. ali ile ilgili ilgili sayflar (bir ksımı eskiden kabenin üstünde alinin resminin olduğunu söyler). sunnilerde eskiden alevilere zulüm ve iftira yaptığı gerekçesiyle sevilmez. ama genel olarak benim tanıdığım aleviler modernleşmeye yatkın ve diğer bi çok müslümandan daha iyi niyetli yardımsever insanlardı. şimdilik aklıma gelenler bunlar

erhangul 18-07-2006 02:06

Re: Alevilik Nedir?
 
Aleviliği İslam'ın ilk yıllarına dayandırmak çok yanlış bir görüş...
Tamamıyla, İslamdaki yanlışları kabul etmeyen, İslam'ın gelişim sürecini takip eden insan odaklı bir inanıştır..
Temelinde hümanizm yatar...
Hacı Bektaş Veli'nin aydınlık yolunu seçmiştir ve büyük zat-ı pir olarak kabul etmişlerdir...
Diğer yandan, Nesimi, Pir Sultan... (7 ulu ozan) büyük önem taşır...
Mansur'un EN-EL HAK kavramı çok önemlidir aleivlikte...
4 kapı 40 makam Tanrı'ya ulaşmanın sembolize edilmiş halidir..
Şimdilik bu kadar dostlar..
Konunun akışına göre yazmaya devam edeceğim..
Sevgilerimle

erhangul 18-07-2006 08:50

Re: Alevilik Nedir?
 
Alevilerin camiye gitmemeleri ve namaz kılmamaları Hz. Ali'nin camide öldürüldüğünden değildir... Bu çok yanlış... Lütfen...
Alevilerde kırklar cemi ve halka namazı diye birşey var...
Hz. Muhammedin ölümünden sonra, Ehl-i Beyt'e yapılan saldırılar dur durak bilmemiştir, En önemlisi Kerbela olayı ve Camilerde mescitlerde Hz. Ali ve yandaşlarına küfür... Böylesi bir ortamda Hz. Aliyi seven insanlar camiye nasıl gidebilirlerdi ki...
12 İmamlardan İmam Ali Rıza Horasan'a yerleştikten sonra bugünkü Anadolu Aleviliğinin temelleri atılmaya başlandı...

ulas1 18-07-2006 09:06

Re: Alevilik Nedir?
 
forumda yazan alevi kökenli olduğunu bildiren arkadaşların temelde aynı fakat yinede birbirinden farkılık gösteren açıklamaları var.bu konuda öncelikle hangi tür aleviliği konuşmalı önce onu belirlemeliyiz.türk aleviliği arap(nusayri)aleviliğinden çokça farklılık gösterir hatta özünde çok farklı olduğunu savunuyorum
Ali inancının iki gurup içinde çok farklı anlamları vardır arap aleviliğinde cem toplantıları yoktur namaz vardır gizli ibadet pirensibiyle sünni namazının dışında çok farkklı bir ibadet biçimi vardı.arap aleviliğinde namaznın illaki bir camide veya bir mekanda yapılmasına gerek yoktur
çalışırken yatarken yürürken bile ibadet edilebilir.türk aleviliğindeki cem zaten bugun tv lerde bile izlenebilir kurulan federasyonlar dernekler tamamıyle türk aleviliğini anlatır.arap alevileri türk aleviliğinin gerçek alevilik olmadığını savunur.arap aleviliğinde hz ali allah olarak kabul edilir
hatta arap alevilerinin bile kendi içinde itilafa düştüğü konulardan biride
allahın ayın üstündemi yoksa güneşin üstündemi olduğudur.bunlar kendi içinde haydırı,kallusı diye ikiye ayrılmışlardır.bu farklılık sadece bu konudadır geleneksel olark inanç sistemi aynıdır.arap aleviliğinde türk aleviliğinden bilindiği gibi ibadetlerinde saz türkü ve semah yoktur.sempatiyle bakılır ancak kendilerinin ibadetlerinde yeri olmadığını
belirtirler. ebubekir, ömer, osman peygambere ihanet etmiş ve onun lenetini almış kişiler olarak bilinir inanılır ve onlar saygın sahabelerden sayılmazlar.biraz karışık yazdım bu yazılardan teker teker konu açabiliriz
ben bildiklerimin arkasındayım.

ulas1 18-07-2006 09:46

Re: Alevilik Nedir?
 
psikokemoterapi
bu konuda sana katılıyorum peygamberin ölümünden sonra ve hatta ilk dakikalarında ehli beyte zulumler ve haksızlıklar başlamıştır bilindiği gibi
halifelik yapan ebubekir ömer osman peygamberlerinin cenazesine bile katılmamış.daha önce peygamberlerinin kesin tahin ettiği halife alinin
halifeliğini gasp etmişlerdir.ve böylelikle binlerce yıl süren ve hatta hala sürmekte olan bir zulum silsilesi başlamıştır.artık işin politik siyasi yönü
saltanat kavgası olarak tarihte yerini almıştır.camilerde minberlerde ali ye ve genel olarak peygamber soyuna ehli beyte bir sövgü ve bir karalama
ve günümüze kadar süren bir düşmanlık başlamıştır.elbette ali taraftarları camiye gitmezler elbette ilk üç halifeye biat etmezler.sonunda ve en sonunda en çirkin yüzleriyle peygamberlerinin torununu katletmekten çekinmemişlerdir.bu olayların neticesinde ali taraftarlığı(alevilik) günümüze kadar taşınmıştır.alevilerin gördüğü zulum ve katliam bununlada sınırlı kalmamıştır.yakın tarihte osmanlının yaptığı baskı ve zülümde cabasıdır.aleviler yüz yıllardan beri bir yerde barındırlmamış
hep horlanmış zulüm görmüş bir topluluk olarak kalmıştır.halada günümüzün muaviyeleri yezitleri ebu sufyanları ebu bekirleri osmanları ömerleri tarafından bir kaşık suda boğulmaya çalışılmaktadır

mep 18-07-2006 13:22

Re: Alevilik Nedir?
 
Sevgili neutrino uyarın için teşekkür.
ancak bu tip adamlara fazla müsamaha *edildiğini düşünüyorum.siteyi cami önüne çevirdiler namazını kılan çıkıp bir iki slogan atıyo ve sizde düzeyli bir şekilde tartışmaktan söz ediyorsunuz.sitenin demirbaşı olmuş denilebilecek inançlı abilerimiz var.düzeyli bir şekilde onlarla tartışılabilir ancak böyle zort diye ortaya çıkıp sloganlarla,abuk subuk şeyleri pasteleyip pasteleyip formları kendi hayranlık duydukları bi takım geri sitelerin şubesi haline getirenlerle *hangi düzeyde neyi tartışacaksın. müsama ediliyordan anlatmaya çalıştığım bu .adamları ciddiye alıp bide cevap verilmeye çalışılıyor. * * * sevgilerimle.

ata 18-07-2006 14:40

Re: Alevilik Nedir?
 
çok mühim bir nokatadır

bir düşünceninin islamın içinde olup olmamasını neye göre kıyaslıyacağız
tabiki onların kutsal kitapları olan kurana *göre. Görüyorum ki kimi arkadaşlar alevilerde *neden oruç namaz *haç yok diyor *bu arkadaşlar oruç namaz haç... denince *süni kesmin inancındaki *gibi anlıyo da onun için. Oysa oruç da vardır namaz da vardı haç da vardır ama bunlar sunnilerden farklı bir şekilde yorumlanıyo
bakınız;
alevilik kesinlikle islamiyetin içindedir
1 oruç
kuran da oruçtan bahsedilir ama nasıl ve kaç gün den bahsedilmez
alevilerin yorumlarına göre *hızır *oruçlarıdır ve sadece 3 gün dür
12 imam matem oruçları daha sonra girmiştir ve onlar içinde çok mühim değildir tutmatan dişlanmaz
yok efendim 1 gün tutmazsan 60gün falan filan yotur
2 namaz
alevilere göre namaz aliye *secde durmaktır *
3 haç
alevilere göre kabe insanın kalbidir ve gönül kırmadıkça *bu ibadetin yapılmış sayılr( bundan daha güzel hümazim mi olur)
4 kelime şahadet
evet alevilerde kelimeyi sahadet getirirer ama din kuralları çok keskin ve üzerinde durulmadığı için bir de türkçe(ana dille) ibadet hakim olduğundan *arapçasını bilmeye bilirler
5zekat
*alevilikte önemli olan maddi durumun yettiğince başkasına yardım etmektır
yok efendim servetini 40 ta 1 ini olacak şeklinde........ böyle bir şey yok

ata 18-07-2006 14:56

Re: Alevilik Nedir?
 
bir diğer önemli ve va yanliş bilinen nokta
aleviler camiye gitmez doğru ama
bunun nedeni kesinlikle alinin camide * öldürülmesi v.b. degildir
nedeni kuranda cami yoktur ibadethane yoktur

alevilere göre ibadetin en büyüğü çalişmaktır *başarmaktır erdemli olmaktır başkasının işinde malinda namusunda gözü olmamaktır dürüst olmaktır ibadet budur işte bunları yapmayan dişlanır
sünnet farz vacpi rekat vb. terimler yoktur bunların hepsını okulda öğrenmişizdir biz alevi çocukları

istavrit 18-07-2006 15:21

Re: Alevilik Nedir?
 
alevilere göre ibadetin en büyüğü çalişmaktır *başarmaktır erdemli olmaktır başkasının işinde malinda namusunda gözü olmamaktır dürüst olmaktır ibadet budur işte bunları yapmayan dişlanır

o zaman aleviler musluman degil,

18-07-2006 16:18

Re: Alevilik Nedir?
 
"o zaman aleviler musluman degil"

sayın istavrit
mühim olan müslüman,hristiyan yada musevi olmak değil ki
alevi-sunni olmak da değil mesele
İNSAN olabilmek önemli
erdemli olabilmek önemli..

istavrit 18-07-2006 16:28

Re: Alevilik Nedir?
 
sevgili billir,

orada cok ince bir mizah vardi...

haklisin tabiki..
bizim dinine bagli temiz ve saf muslumanlarlada hic bir isimiz yok..
inanc ozgurlugunden yanayiz..

hangi birimizin ailesi musluman degil?
amacimiz turkiyeyi icin icin kemiren seriatci takimi ile mucadele etmek...

18-07-2006 16:33

Re: Alevilik Nedir?
 
Bana göre aleviler ibadet,inanç,kültür olarak kesinlikle müslüman değiller.Mantığıma göre müslümanların içinde yaşadıkları için daha fazla baskıya ve katliamlara maruz kalmamak için müslüman olduğunu iddia ediyorlar. Bu da bence normaldır.Onlar istediği kadar biz müslümanız desinler. Müslümanlar tarafından hiç bir zaman onların müslümanlığı kabul görmedi. Alevilere simdiye kadar yapılan uygulamalar da bunun kanıtı değil mi? Ben alevilerin yerinde olsam evet biz müslüman değiliz. Müslüman olmamız kendi gerçeğimize ihanet etmemiz demektir. Gerçi böyle düşünen alevilerin olduğunu da biliyoruz. Dileğim böyle diyenlerin çoğalması.

ata 18-07-2006 17:04

Re: Alevilik Nedir?
 
bak kardeşim onlar kuranı açıp okuduktan sonra demişlerdir ki islamiyet budur yani yukarıda söylediğim kavramklar ve biz de islamiyet içiyiz yani hac mı o insan kalbi kazandığın zaman yerine getirmiş olduğun bi ibadettir
atıyorum namaz mı o aliye secde ettiin zaman yerine getirdiğin ibadettir
ibadetlerin butünü de eline beline diline *sahip olmaktır bu onların islamiyete yönelik tanımları budur bunun dişina cikarlarasa islamiyet dişina çikmiş olurlar
şimdi sen çalişmayı eline beline dlilne sahip olmayı gönül kazanmayı *ibadet saymazsan tabiki onlara müslüman *demezsin o vakit senin aklina müslüman deyince şeytan taşlayan oturup kalkan ve sağına soluna tüküren insanlar geliyo bu şeriatçi bi tanımdır . o halde namaz deyince sormaliyız alevilikte ki mi *sünnilikte ki mi?

18-07-2006 19:51

Re: Alevilik Nedir?
 
Sevgili ata,
Ben bunun tartışmasına girmek istemiyorum. Ben sadece kendi kişisel düşüncemi belirttim. Dikkat etiysen ben başlığı açarken aleviliği de sorguladığımı belirttim. Yani kendimi alevi olarak değil de insan olarak görüyorum. İnsanların rengi dili dini beni ilgilendirmiyor. Ama inançlarına saygı duyarım. Benim bu duruma gelmemde aleviliğin çok büyük etkisi olmuştur. Bu da bir gerçektir. Sevgilerimle...

ata 18-07-2006 20:09

Re: Alevilik Nedir?
 
tabi orası öyle alevi ailerinde baskı olmadıği için çocukları özgür düşününüyor ve sorgulayabiliyor arkasında din bitiyor

bu arada yukarıdakı yazdıklarımı kendim için yazmadım tabiki onlar aleviler için geçerli ben dinden ve onun hegomanyasından çok uzak biriyim artık
kusura bakmatın değerli arkadaşlar bu yazımda biraz başlığın dişina cıkmak zorunda kalıdım

sevgilerım *ezkamo ve diğer bütün arkadaşlara ...

18-07-2006 22:39

Re: Alevilik Nedir?
 
Aleviliği anlayabilmemiz için onun tarihsel gelişim sürecini incelemek gerekmektedir. Bu gelişim sürecini incelemeden, şu an varolan Alevi inanç ve geleneklerinden yola çıkıp sonuçlara varmak hatalı olacaktır.

Hz. Ali kültünün günümüz Aleviliğinde ne kadar güçlü olduğunu biliyoruz. Bu başat öğe Alevilik kültürünün temeli kabul edilir pek çok kişi tarafından. Böylece Alevilik inancının kökeni, Muhammedin ölümü sonrasındaki Ali ve Ebubekir, Ömer, Osman arasındaki mücadeleye, haksızlığa uğrayan Ehl-i Beyt savunuculuğuna indirgenmeye çalışılır. Yukarıda bazı arkadaşlarımız da zaten bu yönde açıklamalar yapmış.

Oysa Hz. Ali kültü anlayışı Alevilik inancına 15. yy ila 16. yy arasında geçiyor. Daha önceden Alevilik inancında Hz. Ali diye bir şey yok. O halde Ali sevgisi Alevilik inancının özü veya temeli olamaz. Nitekim 15. yy öncesi Alevilik inancını incelediğimizde örneğin 1270 yılında ölen Bektaşı Veli'de Ali kavramı geçmez. Ali sevgisi Alevilik inancına 15. ve 16. yy da safevilerin etkisiyle geçer. Ali sevgisiyle beraber, Şii inancındaki 12 imam sevgisi de Aleviliğe entegre olur. Bunlar öylesine entegre olur ki bugün birisinden Aleviliği tanımlaması istendiğinde ilk akla gelen Ali olur. Oysaki Ali kültü demin de belirttiğimiz gibi 15. 16. yy da Aleviliğe eklemlenmiştir.

Peki Hz. Ali neden böylesine çekici gelmiştir Alevilere? Tarihsel Ali'nin kişiliği Alevi inançları ile örtüştüğü için mi?

Bu soruya kesin olarak hayır yanıtı verilebilir. Çünkü tarihsel olarak Hz. Ali'nin inançları ve davranışları Alevilikten son derece farklıdır. Sunni İslami yoruma daha yakındır tarihsel Ali. En başından beri Muhammedin yanında olmuştur. Onunla birlikte cihatlara çıkmış, elinde kılıç savaşmıştır. Hatta Beni Kureyza olayında 500 Yahudinin idamını yapan ekipte Ali bizzat görev almıştır. En ufak bir itirazı olmamıştır bu büyük kitle katliamına. Ali aynı zamanda her zaman namazını kılmış, orucunu tutmuş ve Sunni inanışın çizgisinde olmuştur. Oysa tüm bunlar Alevilik inancında olmayan hatta karşı çıkılan öğelerdir. Yukarıda tarifi yapılan tarihsel Ali kişiliği ile Alevi inancındaki Ali'nin bir benzerliği yoktur. Alevilik, gerçek Ali'yi savunmuyorsa o kadar sözünü ettiği Ali'nin anlamı nedir? İşte bu çok kritik bir nokta. Aleviliğin anlamı nu noktada çözülebiliyor. Aleviler, tarihi kişiliği olarak Ali'yi değil, aynı kendileri gibi haksızlığa uğraması babında Ali'yi bir simge olarak benimsiyor. Başka bir deyimle Ali'nin anlamı zahiri değil batınidir Alevilikte. Sunnilerin Ali sevgisi zahiridir. Tarihi kayıtlarla inanışı, davranışı bilinen, İslamı benimseyen ilk insanlardan biri *olarak Ali'yi severler. Oysa Aleviler Ali'nin belirli yönlerini (mazlum, dürüst, fakirleri koruyan) almış ve bu yönlerini idealize edip mitleştirmişlerdir.

Alevilik inancının kökenini Muhammedin ölümü sonrası Ali'nin başından geçen olaylarla açıklamak Aleviliği değil Şiiliği tanımlar. Oysa şiilikle Alevilik arasındaki fark dağlar kadardır. Şiilik te aynı sunnilik gibi şeriatın farklı bir şeklidir. En az sunni şeriat kadar baskıcı, tehlikelidir. Zaten günümüz İran'ını inceleyenler sunni şeriat ile şii şeriat arasındaki baskıcı yönden benzerliği göreceklerdir. Oysa Alevilik, kadın-erkek eşitliğine önem veren, "72 millet birdir bizde" sözü ile toplumsal hoşgörü temelinde bir inançtır. Şiilikle özde benzerliği yoktur. ancak yukarıda da belirttiğim gibi 16. yy da Safevi Türkmenlerin etkisiyle Şiilikteki Ali sevgisi ve 12 imam sevgisini almıştır.

Bu arada Aleviliğin kelime anlamına ve nasıl ortaya çıktığına yer verelim. Alevi, Alici anlamında kulanılmaya başlanıyor 18. yy ve 19 yy. da. Yani daha önceden Alevilik adıyla anılmıyor, "Kızılbaşlık" olarak anılıyor. Ne zamanki Kızılbaşlık yüzyıllar boyu bir aşağılama sıfatı oluyor, bu kelime yerine Alici anlamında "Alevi" sözcüğü kullanılmaya başlanıyor Kızılbaşlar arasında. Alevilik, tarihsel adıyla Kızılbaşlık, Selçuklu döneminde ağır baskılara maruz kalmaya başlıyor. Daha önceden de baskılar mevcut ama kitle kırımı şeklinde değil. Burada önemli bir konuya değinmeden geçmemeli:

Neden gerek Selçuklu gerekse Osmanlı padişahları, o dönemde oldukça yaygın olan Alevilik inancını (Kızılbaşlık) seçmedi?

Çünkü, Aleviliğin barışçıl, özgürlükçü, "72 millet birdir bizde" anlayışı, gerek padişahlar gerekse diğer yönetici zümre için uygun değildir. Çünkü yayılma ve ilhak amaçları olan yönetici zümre için barışçıl inançlar uygun olamaz, ne uygundur? Cihat ideolojileri! Sunni ideoloji, padişahlar, hükümranlar için biçilmiş kaftandır. İnsanları savaşa sürmek için din adına cihat çok kullanışlıdır ve bu öğe sunnilikte vardır. Ayrıca Alevilikte bildiğimiz gibi tek eşililik var. Sunnilikteki dört evlilik ve istediğiniz kadar cariyeye sahip olabilme olanağı hükümranlar için daha uygundur. Aleviğin hoşgörülü inancı, hükümranların toplumu kontrolü, yönlendirmesi, zorla istediği kadar vergi alması için uygun değildir. Komşu milletlere saldırmak için "72 millet birdir bizde" anlayışı değil, kafirlere cihat, yola getirip boyun eğdirme anlayışı gereklidir. Bunlardan dolayı Türk yönetici zümreleri İslama geçişte hızla sunniliği benimsemiş ve halkla aralarında ciddi sürtüşmeler yaşamış ve oluşan ayaklanmaları zor yoluyla bastırmış. Bu ayaklanmaların esas nedenini çarpıtıp Kızılbaşlığı sindirmeye çalışmış. Örneğin Yavuz dönemindeki Anadolu Kızılbaş ayaklanması günümüz resmi tarihinde bile İran yanlısı ayaklanma olarak lanse edilmiş. Oysa Şah İsmailin Türkmen beyi olduğu biliniyor. İçinde şii öğeler ve Acem askerler bulunsa bile çoğunluğu Türkmen olarak kabul ediliyor. Oysa aynı dönemde Osmanlı sarayı Türklükten uzaklaşıp devşirmeler dönemini yaşıyor. Vezilerin ve saray yönetiminin, padişah analarının ve karılarının çoğunluğu Hırsitiyanlıktan devşirme. Bundan dolayı hem etnik hem de dini anlayışı bakımından kendisine yakın olan Türkmen safevi devletini destekliyor Anadolu Alevileri.

erhangul 18-07-2006 22:45

Re: Alevilik Nedir?
 
Sevgili Dostlar, bir çok konuda ortak payda yakaladığımıza inanıyorum..
O yüzden sevinçliyim...
Ama İslam'ın gelişim süreci dedik, asıl bu önemli...
Bunu çok iyi araştırmak lazım...
Anadolu aleviliği, Arap aleviliğinden tabii ki farklı...
Bugün bize sunulan şey İslam'ın 5 şartı vardır...
Halbuki alevilikte, Hünkar'a göre bu reddedilir... Yani koskoca İslam dini 3 şarta 5 şarta indirgencek kadar basit ve sıradan bir din değildir..
5 şartın içinde hacca gideceksin yazar...
Oysa Hacı Bektaş-ı Veli..

HARARET NARDADIR SACDA DEĞİLDİR
KERAMET BAŞTADIR TACDA DEĞİLDİR
HER NE ARAR İSEN KENDİNDE ARA
KUDÜSTE MEKKEDE HAC'DA DEĞİLDİR... demiştir...

Yani Hünkar, İslam'ın yanlış yönlendiği bu yıllarda, insanları saplantıdan kurtarmak için işin özünü anlatmıştır ve her inanca sahip insanın gönlünü fethetmiştir...

Şimdi sünni kardeşlere şunu sormak istiyorum, 4 halife dönemi çok önemli fakat çok karışık bir dönem ve eldeki veriler gerçekleri yansıtmıyor diye düşünüyorum. Hal böyleyken, Pir Sultansız, Nesimisiz, Hünkarsız, bir insanlık ve bir din anlayaşı düşünülebilir mi?

18-07-2006 23:08

Re: Alevilik Nedir?
 
[quote:c6c8bc85e8="erhangul"]Yani koskoca İslam dini 3 şarta 5 şarta indirgencek kadar basit ve sıradan bir din değildir..[/quote:c6c8bc85e8]

Erhangul, bu sözlerinden anlaşıldığı üzere Aleviliği islam inancı içinde görüyorsun. yani İslam öyle büyük ve yüce bir din ki 5 şarta indirgenemez, asıl Alevilik gerçek İslamı kavrıyor görüşü anlıyorum ben senin bu yazdıklarından. Eğer öyle ise ben sana katılmıyorum. Ve asıl İslamı sunnilerin savunduğunu düşünüyorum.

Bektaşı Veli'nin yukarıda yazdığın dörtlüğünü ben de savunuyorum ama bunlar Kuran'a uygun değil. Kuran buna benzer görüşler ileri sürmez. Haccı zorunlu kılar. Gerçeği kendinde ara diye bir felsefe yoktur Kuran'da. Bu anlayış tasavvufilerde ve Alevilikte vardır.

ata 19-07-2006 00:23

Re: Alevilik Nedir?
 
cem abi kusura bakma ben şu sorunun cevabını anlayamadım
Ali alevillikle uyuşmuyorsa neden aleviler aliyi sahiplenmiş ?

''Aleviler, tarihi kişiliği olarak Ali'yi değil, aynı kendileri gibi haksızlığa uğraması babında Ali'yi bir simge olarak benimsiyor. '' sözünü biraz daha açarmısın

teşekkür ediyorum

erhangul 19-07-2006 02:09

Re: Alevilik Nedir?
 
Aleviliğin çıkış yeri, tarihi İslam'ın ilk yıllarına denk düşmeyebilir, ama dayandığı nokta İslam'i geleneklerdir çoğu zaman...
Hz. Ali, Hz. Muhammed bu geleneğin insanlarıdır, namaz kültürünün birer bireyledir...
Alevilik=İslam demiyoruz, Alevilik İslam içerisinde nadide bir çiçeğe benzer, özünde Ehl-i Beyt sevgisi vardır çünkü ama bunu yanında Alevilik bir çok dinden ve kültürden beslenmiş zengin bir yapıya sahiptir....
O yüzden bir çok konuda İslamsal temellerden ayrıdır...
İslam'da asıl olması gereken ama bize öğretilemeyen hümanizm Aleviliğin içerisindedir ve gizli değldir...
Aleviliğin pir diye kabul ettiği Hacı Bektaş-ı Veli'nin soy seceresi İmam Musa Kazıma kadar uzanır....

Hünkar, inançta evvela eğitim olması gerektiğini söylemiştir
*KADINLARI OKUTUNUZ
*İLİMDEN GİDİLMEYEN YOLUN SONU KARANLIKTIR...

İslam dininde de bu var asıl olarak, ama okullarımzda verilen din eğitimde peygamberin kim? peygamberin annesinin adı? babasının adı? doğum tarihi? islamın kaç şartı vardır? vs.. uzar gider..

Ben bir aleviyim ve bu kültürün içinde yetişmiş bir bireyim..
Camiye gidip namaz da kıldım ama hiç bir zaman cami hocacının vaaz verirken eğitimden bahsettiğine, eğitimin önemine değindiğine hiç rast gelmedim...

Ama cemlerde ise, İlimin önemini her zaman vurgulayan dedelerimizi gördüm... İnsanlara, insan-ı kamil olabilmenin yollarını öğretmeye çalışan dedeler gördüm...İşleyiş olarak çoğu zaman aksaklıklarda olsa ulaşılması gereken amaç belli....

Zaten Alevilikteki Ali sevgisinin manası da budur...
Yani Ali gibi olabilmek..
Çünkü insan yaşadıkça, öğrendikçe, bilgi ve ilim sahibi oldukça pişer, olgunlaşır... Ve sırrı Hakikate ulaştığında Tanrı ile bir olur, Tanrının gören gözü, işiten kulağı olur. Bir anlamda Hallacı Mansurun dediği "EN-EL HAK" bağına girer... İçindeki, özündeki Tanrıyı bulmuş olur....

Alevilikteki temel inanış bu şekildedir..

Ama sünnilikte ise, Cehennem azabından kaçış, Cennete kavuşmak, huriler, gılmanlar, vs. görüşler hakim...
Bu yüzden, Sünni İslam inanışında bütün bunları elde etmek için şeriatın her dediğini yapmak, aklı ve mantığı bir kenara bırakmak yatar...

Saygılarımla

19-07-2006 09:30

Re: Alevilik Nedir?
 
Sevgili Erhangul,

Alevi olduğun için, o kültürün içinde büyümüş birisi olarak doğrudan kendi edindiğin bilgi ve tecrübelerin kuşkusuz bizden daha fazla olacaktır. Benim bu konuda edindiğim bilgilerin kaynağı sanırım yukarılardaki bir yazımda da belirttiğim gibi Nejat Birdoğan gibi Alevi bir araştırmacı-yazar ve bazı Alevi dernek ve vakıflarının konferanslarında konuşmacı olarak katılan araştırmacı yazar Erdoğan Aydın. Yazdığın pek çok şeye katılıyorum. Ancak katılmadığım bazı noktalar var. Bilhassa Aleviliği İslam için tanımlama kısmına ve Ali, Ehli Beyt sevgisinin anlamı kısmında sana katılmıyorum. Her zaman bir topluluğun içinde bulunan o topluluğun inançlarını daha iyi anlar diye bir kural yok. Bu elbette önemli ancak bilimsel tarihi araştırmalar, eski kaynakların okunması, tarihi olayların idelenmesi de çok önemli.

Benim şu son iki haftaya kadar Alevilik algılayışım farklıydı. Ancak son günlerde yaptığım araştırmalar ve okuduğum makaleler beni oldukça tatmin etti diyebilirim. Bu başlığın açılmasında da aslında bu fikirleri tartışmaya açma düşüncesi vardı bende ve ezkamo'da.

Öncelikle benim bu mesajdan 5 mesaj yukarıdaki yazımı iyice okumanı tavsiye ediyorum. O kısma hakim olduğunda tartışmayı daha derinleştirmek mümkün olabilir sanırım.

Sevgili Ata,

Alevilerin Ali'yi benimsemesi yukarıdaki yazımda da belirttiğim gibi Hz. Ali'nin bir bütün olarak kendisi değil sadece onun simgelediği haksızlığa uğrayan, mazlum kişilik yönüdür. peki neden Aleviler Ali'nin haksızlığa uğramış, mazlum kişiliğini alıp benimsiyor ve bunu mitleştiriyorlar, işte burası çok önemli, Aleviliği anlamamızda anahtar nokta burası:

ÇÜNKÜ ALEVİLER DE AYNI ALİ GİBİ HAKSIZLIĞA UĞRAMIŞ, EZİLMİŞ BENZERİ DRAMATİK YAŞANTILARI YAŞAMIŞTIR. SELÇUKLU VE OSMANLI DÖNEMİNDE SIK SIK EZİLMİŞTİR. BU NEDENLE BİR SIĞINAK OLARAK ALİ SİMGESİNE TUTUNMUŞ, BÖYLECE HEM İSLAM İÇİ GİBİ GÖRÜNEREK SUNNİ GAZABINDAN KORUNMAYA ÇALIŞMIŞLAR HEM DE EBUBEKİR, ÖMER, OSMAN ÇİZGİSİNİ SAVUNAN SUNNİ İKTİDARLARA KARŞI ALİ SİMGESİYLE MUHALİFLİKLERİNİ SÜRDÜRMÜŞLERDİR.

Başka bir deyimle Hz. Ali simgesine tutunmak Alevilerin topluca imha olmalarını önlemek için başvurmak zorunda kaldıkları bir takiyye olmuş. Aleviliğin kökeninde yüzyıllar boyu Ali diye bir kavram yok!!! Bu nokta çok önemli arkadaşlar, ne zaman Ali kavramı Aleviliğe giriyor? 1500 lerin başlarında Yavuz dönemi ayaklanmasında ve 1600 başlarında Kuyucu Murat tarafında kitle katliamlarına uğradıkları dönemler arasında. Bu dönemlerde yüzbinlerce Alevi en acımasız şekilde katlediliyor. Kuyucu Murat denen vezir Alevileri canlı canlı toğrağa gömüyor, kellelerinden kuleler yaptırıyor. Böylesine mezalim dönemlerinde Aleviler Ali'yi mitleştirmek zorunda kalıyorlar. Böylece İslam içindeymiş görüntüsü veriyorlar iktidarlara.

Oysa Ali kavramı tarihsel Ali olmamakla birlikte aynı zamanda vahdedi Vücut şeklinde ya da panteizm şeklinde de diyebiliriz buna, İslami tanrı anlayışından oldukça farklı bir tanrı inancının parçası haline getirilmiş. Bakınız Pir Sultan Abdal'ın şiirine:

Gafil kaldır şu gönlünden gümanı
Bu mülkün sahibi Ali değil mi?
Yaratmış onsekiz bin alemi
Rızıkların veren Ali değil mi?

Pir Sultan abdal bildiğimiz gibi en önemli Alevi atalarından biridir. Ne diyor Pir Sultan "Rızıkların veren Ali değil mi?" Oysa İslamın tartışmasız en önemli ilkesi bu sözle çiğneniyor. İslamda rızıkları Allah verir Ali değil. Kuranı okuyan herkes bundan hemfirkirdir. Bunun tersi şirktir. Allaha ortak koşmaktır ve bu İslamdaki bir numaralı suçtur, en büyük günahtır. Yukarıdaki şiirin benzeri çoktur Alevi kültüründe hepsini yazmıyorum. Demekki Alevilik islam dışıdır, bunu şiirlerinde dolaylı yoldan anlatmışlardır. Bunlar doğrudan doğruya açıklanamazdı. Açıklanırsa Alevi diye birşey kalmazdı Anadoluda.

Alevilikte "Hak, Muhammed ya Ali" sözü çok meşhurdur. Bu üçlemde vurgulanan şey aslında hepsinin bir olduğu, tanrının farklı görünütüleri olduğu anlamındadır. Sunnilikte ve şiilikte insan, tanrının yarattığı ayrı varlıklardır ve sınavdadır. Oysa Alevilikte tanrı, muhammed, ali ve diğer tüm insanlar tanrının parçalarıdır, bunların tümü tanrıyı oluşturur. Sınav yoktur, cehennem yoktur. Bizler tanrının akisleriyiz. Bu öğeleriyle Budizm inancına daha yakındır Alevilik. İslama olduğundan daha yakındır aslında. Aleviliğin İslam içi görünmesi sadece baskı altında şekillenmesinden kaynaklanan zorunlu bir takiyyeciliktir. "Tanrının" bu dünyada insanları sınava tabi tuttuğu çok açık şekilde geçer Kuran'da. Cehennem kavramı da çok detayıyla açıklanır. Ama ne sınav ne de cehennem yoktur Alevilikte. Öyleyse Alevilik İslamın içinde bir mezheptir denilebilir mi? Bence kesinlikle hayır.

Şamanist 19-07-2006 10:41

Re: Alevilik Nedir?
 
IRENE MELİKOFF VE ALEVİLİK

"Asla Şii olmadı"
ALEVİLİK Konferansı'nda bütün gözler, bu inancın tarihi kaynaklarını araştırmada dünyanın önde gelen isimleri arasında sayılan Profesör Irene Melikoff üzerindeydi.
Uyur İdik Uyardılar (Cem Yayınları 1993); Alevilik Üstüne Ne dediler? (Ant yayınları, 1990); Sur les Traces du Sufism Turque / Türk Sufiliğinin İzleri (Isıs, 1992) gibi kitapları Türkçe de yayınlanmış olan Melikoff, Aleviliğin Türklerin tarihiyle bağlantılarını kaynağında araştırmış bir kişi.
Melikoff, Aleviliğin "senkretik" bir inanç sistemi, yani çeşitli inanç unsurlarını bir araya getiren bir sentez olarak nasıl geliştiğine bakarak, hem Orta Asya'dan kaynaklanan Şamanizm unsurlarının, hem de Anadolu halk sufiliğinin Aleviliği oluşturmadaki rolünü vurguluyor.
"Göçmen Türkmenlerin Müslüman olması bir dakikada gerçekleşmedi" diyor. "Müslüman olmak için birkaç asır lazım, kültür lazım. Şehirdeki insanlar mezhep biliyorlar, kültür alıyorlar. Fakat göçmen Türkmenler böyle bir kültür almıyor. Müslümanlığı kendi inaçlarına uydurmaya çalışıyor. Alevilik böyle oluştu."
Bu şekilde Anadolu'ya göçeden bir Türkmen dervişi (ve Mevlana 'nın çağdaşı) olan Hacı Bektaş 'ın Aleviliğin ortak başlangıcı olduğunu, ama sonradan ayrı iki cereyan oluştuğunu söylüyor. "Bektaşilik zaman içinde büyük önem kazandı; Bektaşiler yerleşik düzene geçti. Osmanlılarla ilk Bektaşiler arasında yakın ilişki vardı; aynı Türkmen boyundan geliyorlardı. Osmanlıların Trakya ve Balkanları fethetmesinde Bektaşiler büyük rol oynadılar, Gazi oldular. Anadolu'da kalan göçmen Alevilerle aralarında inanç farkı yoktu, ama büyük sosyal farklar vardı."
Anadolu Alevilerinin, daha sonraki yüzyıllarda Şiiliği ve 12 İmam inancını İran'da resmi devlet dini haline getiren Safevilerden etkilendiğini, fakat "asla Şii olmadıklarını" savunuyor Melikoff: "Türkmen alevilerin Hz. Ali'yi tanrılaştırmasının, Şiilikle hiç bir ilgisi yok. Bu bambaşka bir şey. Bunu anlamam tam 25 yıl sürdü."
Ne sonuca vardınız diye sorduğumda, Melikoff'un cevabı ilginç: "Ali, aslında eski Türklerin gök tanrısı. Yani Şamanizm'in izleri var. Müslüman olduktan sonra bu gök tanrısı büsbütün yokolmadı, Hz. Ali ile birleşti. Daha sonra tabii ki Şiiliğin bazı tesirleri oldu. Başka unsurlar girmeye başladı."
Aleviliğin Kürtlük boyutunu büyük kuşkuyla karşılıyor Melikoff: "Kürt Aleviler var ama büyük çoğunluğu Sünni. Aleviliği bir Kürt dini olarak katiyen göremem. 25 senedir yaptığım bütün araştırmalar buna karşı geliyor."
Bektaşilerin kentli ve kültürlü olmasına karşın, Anadolu'daki çeşitli isyan hareketlerine katıldıkları için "Kızılbaş" diye bilinen kesimin göçmen ve cahil kalmasının en temel ayrım olduğunu belirten Melikoff, "Alevi" teriminin bugün meşrulaşarak kabul görmesine karşı, tarihi açıdan yanlış bir terim olduğunu da vurguluyor.
Melikoff, Aleviliğin bir mezhep olarak evrilebileceği kanısında. "Alevi - Sünni gerginliği Anadolu'da Yavuz Sultan Selim'den beri var" diyor. "Bugün hoşgörüyü genişletmek için siyasetçiler başta olmak üzere herkesin çaba sarfetmesi lazım. Benim de dinimin hoşgörü olduğunu yazabilirsiniz."
Profesör Melikoff'un 25 yıllık çalışmalarının sentezi olarak yayına hazırlanan Hacı Bektaş, Gerçekleşen Efsane: Türk Halk Sufiliğinin Doğuşu ve Gelişmesi adlı son kitabının bu hoşgörüye büyük katkısı olacağı muhakkak.

Şamanist 19-07-2006 10:45

Re: Alevilik Nedir?
 
Aleviler çok bölünmüş. Ben aklıma gelen Alevi grupları bunlar

1. Aleviligi Siilik sanan (Caferiler - Ehlibeyt Vakfi)
2. Aleviligi islamin icinde / Islamin özü sanan (mesela Cem Vakfi)
3. Aleviligi Islamin Disinda sanan
4. Aleviligi solculuk/komünistlikle yakin gören, bir felsefe/yasam bicimi gibi görenler



Akıllı bir alevi ,Alevilik Islamdır demez. O zaman adama soracaklar niye namaz kılmıyorsun? niye oruç tutmuyorsun halbuki bunların Islam'da farz olduğu açıktır. Sonra Alevilik HZ Muhammed'den önce de vardı. Aleviler daha hala Islamız derlerse kendilerini zor duruma sokmaya devam ederler.

erhangul 19-07-2006 11:05

Re: Alevilik Nedir?
 
Alıntı:

Cem";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 39338)

Ancak katılmadığım bazı noktalar var. Bilhassa Aleviliği İslam için tanımlama kısmına ve Ali, Ehli Beyt sevgisinin anlamı kısmında sana katılmıyorum.

Sevgili Cem, bende senin söylediğin bir çok şeye katılıyor ve değerli yazın için sonsuz teşekkürlerimi sumuyorum...
Aleviliğin, Ali'nin, Yavuz döneminde hat safhaya ulaştığı bu akımın yaygınlaştığı bir gerçek..
Peki neden İsa değilde Ali, Musa değil de Ali...
Neden "baba-oğul-kutsal ruh değil de, "Hak-Muhammed-Ali...
Muhammed, İslam peygamberi değil mi?
Ali, Muhammede en yakın kişilerden biri değilmi?

Bu konuda anlaşamıyourz..
İslami gelenekte, örneğin namazda Allahu ekber denilirken, Alevilikte Allah Allah nidaları çok sıktır...
Namazda kelime-i şahadet, Alevi inancında "Lafe ta.. veya kelimei tevhid çok sıktır...
Namazda dönülünen yön kıble, alevilikte kıble insan, ve yine sünni adamlarının yanında alevilerde pir,mürşit ve dede kavramları...
Bunlar, farklılıklar yanında benzerlikler göstermiyor mu sizce?

Madem Alevilik bütün dinlerden kültürlerdne beslenmiş, neden vaftiz diye bir çok şey alevilikte..
Neden, insanı yüceltme var...
Bunu söylermisiniz lütfen....

Ezilmişliğin ve mazlumun sembolüdür Ali ve ehl-i beyt....
Hz. Ali'ye camilerde küfürler yüzünden İslam'da ilk ayrılıklar başlamadı mı?

İsa'yıda çarmıha gerdiler...
Bir bakıma o da ezilmişliğin sembolü değil mi?
Az önce söyledim neden İsa değil de, Ali ve Muhammed...

İslam bahçesinde nadide bir çiçektir dememin nedeni bu...
Hz. Muhammedin iki emaneti ve aynı zamanda tevella-teberra kavramının hiç mi önemi yok...
Alevilerin sıkça söz ettiği, Muhammedin yazılmayan vasiyetnamesi sizce Yahudileri ilgilendiren bir olay mı?
Alevililerin en temel kaynakları bunlar...
İmam Cafer Buyruğu çok önemli Alevilikte, peki söylermisiniz, İmam Cafer Ali Soyundan gelen ve Muhammed torunlarından değil midir?

İslam Alevilik olayını bu şekilde yorumluyorum...

Sevgiler Saygılar...

19-07-2006 12:54

Re: Alevilik Nedir?
 
[quote:3e2cb7d4a4="şamanist"]Melikoff: "Türkmen alevilerin Hz. Ali'yi tanrılaştırmasının, Şiilikle hiç bir ilgisi yok. Bu bambaşka bir şey. Bunu anlamam tam 25 yıl sürdü." Ne sonuca vardınız diye sorduğumda, Melikoff'un cevabı ilginç: "Ali, aslında eski Türklerin gök tanrısı. Yani Şamanizm'in izleri var. [/quote:3e2cb7d4a4]

İşte Aleviliğin anlaşılmasındaki kilit noktalardan biri daha. Teşekkürler şamanist. Araştırmacı profesörün bunu tesbiti 25 yıl sürüyor. Bu nokta anlaşılmadan Alevilik anlaşılamaz. Hz. Ali anlayışı aslında şaman Gök Tengri'nin ad değiştirmiş şeklinden ibaret.

[quote:3e2cb7d4a4="erhangul"]Peki neden İsa değilde Ali, Musa değil de Ali...
Neden "baba-oğul-kutsal ruh değil de, "Hak-Muhammed-Ali... [/quote:3e2cb7d4a4]

Bu sorunun yanıtını Türklerin şamanizmden İslama geçiş sürecini incelemekte bulabiliriz. Türkler orta asyadan batıya doğru göç edip Hazar Denizi kenarlarına ulaştıklarında Müslümanlarla temas ediyorlar. Bu dönemde Türkler birleşmiş ve devlet haline gelmiş durumda değiller. Ayrı kabileler şeklinde, aralarında zayıf bağın olduğu durumdalar henüz. Bu nedenle savunma kabiliyetleri zayıf Türk boylarının. Hatta bazı boylar arasında düşmanlıklar söz konusu. Bu nedenle Müslüman saldırıları oldukça yıpratıcı oluyor Türk boylarına. Ancak Türkler gene de direniyorlar, zaman zaman başarılı da oluyorlar ama üçyüzyıllık süreç sonunda baskı altında Müslümanlaşıyorlar. Bu konu hakkında detaylı yazı sitenin ana sayfasında var bu nednele detayına girmiyorum.

İşte üçyüzyıllık bu süreç sonunda bazı Türk boyları sunnileşirken bazı Türk boyları da direnç gösterip biçimsel olarak İslamı benimsiyorlar. İşte bunlar Aleviler eski adları ile Kızılbaşlar. Biçimsel olarak İslam görünürken özünde eski inançlarını devam ettiriyorlar. *Emevi ordusunun hiç affı yok gayrı müslimlere ve şaman Türklerine. şamanlık, kafirlik onların gözünde. Bu koşullar altında Alevilik inançları biraz revize ediliyor. Eğer baskı olmasaydı muhtemelen inanç değişiklikleri olmayacaktı Alevilikte. Hırsitiyanlıktan veya başka dinden de önemli birşey almayabilecekti. Alevilerin Muhammed yerine İsa'yı seçme durumları yok. Hak, Muhammed, Ali yerine çok benzer olan Baba, Oğul, Kutsal Ruh'u *bu yoğun baskı altında zaten seçemez olması bir yana, baskı olmasaydı ötekini seçme durumu da söz konusu olmayacaktı. Yani esas neden baskıdır, son dönemlerde sadece Müslüman Arap baskısı değil sunnileşmiş Türklerin de baskısı söz konusudur. Alevilik İslam dışındaki öğeleri alsaydı açık şekilde sunnilerin cihat nesnesi durumuna düşerdi.

Alıntı:

Madem Alevilik bütün dinlerden kültürlerdne beslenmiş, neden vaftiz diye bir çok şey alevilikte..
Neden, insanı yüceltme var...
Bunu söylermisiniz lütfen....
Alevilik her dinden bir şeyler almıştır demiyoruz. Aleviler, üç semavi dinden çok farklı inançlar sergilemişler. Üç semavi dinde böyle bariz şekilde sonradan katılan inançlar olamaz. Sabit ve değişmez doğrular vardır. Oysa Alevilik çok farklı bu dünyayı temel alıyor. Bu yönünü Budizmle çok benzetiyorum. Ahirete yönelik yatırım yapan anlayış değil bu dünyayı, şu an yaşadığımız gerçekleri temel alan, onları güzelleştirmeyi temel alan anlayış söz konusu. Ölüm sonrasına dair çıkar hesapları yapılmıyor. Sadece barış, hoşgörü, yaşam sevgisi temelinde inanç ve kültür biçimleniyor.

Alıntı:

Ezilmişliğin ve mazlumun sembolüdür Ali ve ehl-i beyt....
Hz. Ali'ye camilerde küfürler yüzünden İslam'da ilk ayrılıklar başlamadı mı?
Bunlar Aleviliğin değil Şiiliğin inanç kaynaklarıdır erhangul. Yukarıdaki yazılarımdan birinde daha detaylı açıkladığım gibi 15. ve 16. *yy da Aleviliğe girmiş Ali kültü, Safevilerin etkisiyle.

Alevi ataları Ali'yi sadece sembol olarak aldığı halde günümüz Alevilerinden önemli bir kısmı Ali'nin zahiri anlamının alındığını sanmaktadır. Günümüzdeki Aleviliği en ciddi sorunlarından biri de budur. Alevi atalarının yoğun saldırılar altında takiyye yapmak zorunda kaldıkları bazı öğeleri günümüz Alevilerinin bir kısmı gerçek sanmakta. Bu nednele bazı Alevi yazarların üsütnde önemle durdukları Aleviliğin günümüzde dejenere olma riski söz konusu.

Kaba bir özet yaparsak:

Alevilik, Orta Asya Türk inanç ve geleneklerinin, göç sonrası yoğun İslami saldırılar altında oldukça yüzeysel ve biçimsel olarak İslami motiflerle süslendiği şeklidir. Alevilik öz olarak İslami değil Orta Asya Şaman kökenlidir.

erhangul 19-07-2006 21:27

Re: Alevilik Nedir?
 
teşekkür ediyorum Cem
:)

19-07-2006 22:11

Re: Alevilik Nedir?
 
Ben dinlerden pek anlamam ama Aleviliğin islam ile alakalı olmadığını anlayacak kadar da önyargısız düşünebildiğimi düşünüyorum :)

Aleviliğin Orta Asya Şaman kökenli olduğu savını kuşku ile karşılıyorum :)

Şamanist 19-07-2006 23:48

Re: Alevilik Nedir?
 
Aslında Türklerin Ali taraftarı olması çok normal çünkü Türkler çoz ezilmişti,dışlanmıştı ve katliamlara uğramıştı. Bu protest tavırın oluşması çok normal.Osmanlıdan önce Türklerin çoğu kızılbaştı.Hatta Osman Bey de kızılbaş bir aileden gelir. Ama politika gereği Ahi liderinin kızıyla evlendiği için sünniliği benimsemiştir. O dönemlerdeki kızılbaşlarda ehlibeyti doğru dürüst bilen yoktu. Hatta rivayetlere göre Hacı Bektaş Veli dağlara çıkıp ateş yakıp dua eden birisidir.Alevilikte ehlibeytin girmesi Yavuz sonrası olmuştur kanımca.Dede Korkut Hikayelerini okursanız Türklerin Islamiyetteki ilk yıllarında İslam'dan ne kadar uzak yaşadıklarını hatta Muhammed in bile kim olduğu açıkça bilinmediğini görürsünüz.

20-07-2006 01:40

Re: Alevilik Nedir?
 
Ben de tartışmaya katkı amacıyla araştırmamda dikkatimi çeken bir yazıyı görüşlerinize sunuyorum.Ve bu görüşe de katıldığımı belirtmek istiyorum.


Aleviliğin Kökeni, Gelişimi, Tanımı Üzerine Notlar
Çetin Yetkin

Bugünlerde Alevilik, geçmişte eşine hiç rastlanmamış bir biçimde, gündemde bulunuyor. Bir süredir Alevilik üzerine yayınlanan kitaplar bir yana, gazelerde yazı dizileri, makaleler birbirini izliyor. Televizyon kanalları Aleviliğe uzun saatler ayırıyorlar. Bu durum karşısında sorulması gereken bir soru var: *Neden Aleviliğe ilgi giderek böylesine artmaktadır?

Bu sorunun yanıtı, her şeyden önce, yayınların niteliklerine ve amaçlarına bakılarak verilmelidir. Bu açıdan baktığımızda, bu yayınları 4 ayrı gurupta toplayabiliriz:

· * * * *Gerçekten bilimsel ve objektif yayınlar.

· * * * *Böyle olmayıp da Aleviliği, Şiiliğin bir kolu olarak göstermek isteyenler.

· * * * *Aleviliğin Sünnilik gibi, bir İslam mezhebinden başka bir şey olmadığını öne sürenler.

· * * * *Aleviliği, Anadolu Türk halkından soyutlamak isteyenler.

Doğrusunu söylemek gerekirse, kendisi Alevi olsun olmasın, Aleviliğin kökenine, tarihsel gelişimine ilişkin açık ve kesin bir bilgisi olmayanların, Aleviliği Şiilik ya da Sünnilik içinde eritmek, Anadolu Türk halkından koparmak amacını güden bu yayınlardan etkilenmeğe başladıkları da üzücü bir gerçektir.

Öte yandan, bilimsel ve objektif olanların dışındaki yayınların, ortak bir amaçları bulunduğu da açıkça görülmektedir. Bu ortak amacı daha iyi anlayabilmek için, Türkiye*’yi öteki İslam ülkelerinden ayıran iki özelliği sürekli göz önünde tutmamız gerekir. Bu iki özellik şudur:

1. * * Halkı Müslüman olan başka hiçbir ülkede, Atatürk devrimleri yaşanmamıştır.

2. * * Halkı Müslüman olan başka hiçbir ülkede, Anadolu Alevi halk kitlesi gibi bir kitle yoktur.

Başka bir deyişle, Türkiye’yi hâlâ İran’a Cezayir’e Afganistan’a Suudi Arabistan’a dönüştürememişlerse, bu, karşılarında bu iki ayışmaz engel olduğu içindir.

Bu nedenlerle de Türkiye’yi Arap Ortaçağının karanlığına gömmek ya da İran İslam Cumhuriyeti’ne benzer bir sistemin içine çekmek isteyenler için, aynı biçimde özgün yapısının yıkılması, soysuzlaştırılması gerekmektedir. Atatürk Devrimleri’nin ve Aleviliğin düşmanlarının aynı karanlık çevreler ve güçler olması, hiç de bir rastlantı değildir.

O halde Alevilik, tüm bu saldırılara, tüm bu özgün yapısından koparılma çabalarına karşı korunmalıdır. Bunun en başta gelen yolu ise, neyi korumamız gerektiğini kesin tanımı ile bilmektir.

Bunun için de önce Aleviliğin temellerinin nasıl atıldığına, bu temeller üzerinde Anadolu’da nasıl geliştiğine ve biçimlendiğine, çok kısaca da olsa, bir göz atmamız gerekiyor.

I

Artık hemen hemen tümümüz biliyoruz ki, Türkler, İslamiyeti öyle kendiliklerinden ve isteyerek değil, 300 yıl süren bir direniş sonunda bölük bölük ve zor karşısında kabul etmek durumunda kalmışlardır.

Bu uzun direnişin Türklerin yabancı bir devletin işgaline karşı yurtlarını korumaları, Arapların zulümlerine karşı koymaları gibi nedenlerini bir yana bırakarak, konumuz bakımından asıl önem taşıyanı üzerinde duralım. Bu işgalci Araplar, aynı zamanda kendi dinlerini de ele geçirdikleri ülkelerin insanlarına zorla benimsettiriyorlardı. Ne var ki, İslamiyetin temel kurallarının Türk toplumunda uygulanması olanaksızdı. Çünkü, kentler kurarak yerleşik düzene geçmiş olan Türkler bir yana, asıl büyük Türk çoğunluğu hâlâ yarı – göçebe bir yaşam sürmekteydi. Bu arada hemen belirteyim ki, yerleşik Türkler, göçebelerden daha kolay ve daha önce İslamiyeti benimsemişlerdir. Peki, göçebeliklerini şu ya da bu düzeyde sürdüren Türkler için, İslami temel kuralların uygulanması neden olanaksızdı? İşte bu soruya verilecek yanıt, Aleviliği anlamakta ilk anahtar olacaktır.

Gerçekte konu çok açık. Çünkü, sürekli olarak hareket eden, bir yerden bir yere gitmekte olan ve bu arada hasımlarına karşı hep tetikte olması gereken bir Türk boyunun gün boyunca beş kez durarak namaz kıldığını bir düşünün. Ya da Sünni İslam da bile, seyahat durumunda oruç tutmama olanağı tanımışken, sürekli hareketli bir toplumun bireylerinin, nasıl olup da oruç tutabileceklerini, gözünüzün önüne getirmeye çalışın. Üstelik, bu insanlar, temel geçim kaynakları olan hayvan sürülerini, kime ve nereye bırakarak, Hacca nasıl gidebileceklerdi?

Kaldı ki, göçebe bir toplumda kaç göç nasıl uygulanabilirdi? Türk kadını, eşi ile ve topluluğun öteki bireyleri birlikte, at koştururken ve gerektiğinde elinde kılıç savaşırken, şimdi onu nasıl olup da bir yere kapatabilecektiniz. Bir bilgi olsun diye şunu söyleyeyim: O dönem Türk toplumunda en uzun süreli hapis cezası, 10 gündü!

Şunu da asla gözden uzak tutmamak gerekir ki, göçebe toplumların varlığını koruyabilmeleri için, sıkı bir disiplin gerekir. Bu disiplin ise, törelerle sağlanır. Bu nedenle, bu gibi toplumlarda töreye bağlılık, çok güçlüdür. Türk de töresine bağlıydı ve yaşayabilmek için, bağlı kalmak zorundaydı da.

Ama şimdi, kabul etmek zorunda bırakıldığı inanç sisteminin gerektirdiği uygulamalar, onun yaşam biçimine tümüyle aykırıydı. O halde, yapılacak tek şey vardı: Görünüşte İslamı kabul etmek; ama gerçekte ve uygulamada kendi töresini, buna temel oluşturan inançlarını sürdürmek...

Aleviliğin ilk temeli budur.

II

Tümümüz yine biliriz ki, Ahmed Yesevi’nin Alevilikte çok önemli bir yeri vardır. Fakat, Sünniler de Ahmed Yesevi’ye sahip çıkarlar ve Türkler arasında İslamiyetin yayılmasında çok önemli bir görev üstlenmiş olduğunu belirtirler. Gerçekte Ahmed Yesevi, özünde Sünni, şeriata bağlı bir kişidir ve Nakşibendi tarikatine de girecektir. O zaman nasıl olmuştur da Ahmed Yesevi, Alevilik için bu denli önemli bir yerde bulunmuştur?

İşin gerçeği şudur; İslamı böylece görünüşte ve yüzeysel olarak kabul etmiş olan Türklerin Sünniliği içlerine sindirmedikleri, daha da önemlisi kendi kültürlerine tümüyle yabancı olan bu ideolojiyi anlayamadıkları açıkça ortadaydı. Ahmed Yesevi, bu engeli aşmak ve İslamı Türklere içten benimsettirmek istiyordu. Bunun için ise, İslamı onların algılayabilecekleri ve yaşam biçimlerine ters gelmeyecek biçimde anlatmak ve belletmek gerekiyordu. O, bu amaçla, İslamiyeti Türklere ters gelmeyecek bir biçimde yorumlamak ve açıklamak yolunu seçti. Ne var ki, sonuç, Sünni Ortodoks İslam anlayışından çok değişik olacaktı. Bu nedenle de İslamın bu anlaşılış ve anlatılış biçimi, bu dini yüzeysel de olsa benimsemeye zorlanmış olan Türkler için, kabul edilebilir bir yorum olmuş ya da en azından onlar öyle algılamışlardı.

Bugün bile Türkiye’deki Sünni çevrelere ters gelecek şu dizeler, Ahmed Yesevi’nin ya da öyle kabul ediliyor:

Anlamıyorum alimler konuştuğunuz Türkçeyi

Ariflerden duyunca, açar gönül mülkünü

Ayet, hadis manası Türkçe olsa uygundur

Manasını kavrayanlar yere koyar börkünü

Üstelik, o, Türk halkını ezen egemen çevrelere zaman zaman karşı çıkıyor ve halktan yana bir taraf alıyordu:

Padişahlarda, vezirlerde adalet yok

Dervişlerin duasında icabet yok

Türlü bela, halk üstüne yağdı dostlar

Onun şu dizeleri ise Alevi yazınında göreceğimiz bir temel duygu ve inanışı çağrıştırıyordu:

Ey siz, can çekip, her lahza izlersiniz ilahiyi

Onu izlemeye hacet yok, ilahi siz ilahi siz(siniz)

Aleviliğin bir başka temeli de böylece atılmış oluyordu.

III

Bu aşamada dikkat edilmesi gereken iki nokta vardır:

1. * * Henüz daha Alevilikten söz etmek olanaksızdır. Olan, yalnızca temellerinin atılmaya başlanmasıdır.

2. * * Türklerin kabule zorlandıkları ve yüzeysel olarak kabul ettikleri İslam, Sünni İslamdır.

Bu ikinci nokta, son derece önemlidir. Çünkü, bu tarihsel gerçek, Aleviliğin Şiilikten kaynaklandığı savının geçersizliğini kendiliğinden ortaya koymaktadır. Sonraki gelişmeler ise, bu gerçeği büsbütün belirginleştirecektir. Örneğin, Aleviliğin kilometre taşlarından olan Baba İlyas, Kayseri’de kadılık yapmıştır. Şeyh Bedreddin ise, Musa Çelebi’nin kazaskeridir ve bir fıkıh bilginidir.

IV*

Tarihsel süreçte sırası ile Büyük Selçuklu, Anadolu Selçuklu ve özellikle Osmanlı Devleti’nin sınıfsal ve kültürel oluşumlarının izlediği çizgi de Aleviliğin atılan bu temeller üzerinde gelişimini doğrudan belirlemiştir.

Her ne kadar bu devletler, Türkler tarafından kurulmuş idi iseler de yönetici kadroları, kısa sürede bulundukları yerlerin yerleşik halkının yaşam biçimini benimseyerek onlarla bütünleşmişlerdir. Bu ise, kırsal kesimde yaşayan ve İslam öncesi inançlarını İslami kisveyle sürdüren Türkler ile egemen çevreler arasında yeni bir uçurumun doğması demekti. Devlet, kendisine Sünniliği resmi ideoloji olarak almıştı. Üstelik, göçebeliklerini sürdüren ya da öyle olmasa bile kırsal kesimde yaşayan halkı, ekonomik bir sömürü altında tutuyordu. Büyük Selçuklu Devleti’nde *1153 yılında başgösteren Büyük Oğuz Ayaklanması, bu bakımdan konuya ışık tutmaktadır. Oğuzlar, Müslümanlığı kabul etmişlerdi; ancak kendilerinden alınan ağır verginin daha da arttırılmak istenmesi üzerine çıkan ve 3 yıl süren bu ayaklanma sırasında, kentleri yağmalayacaklar, camileri yakıp yıkacaklardır. Ayaklanma sona erdiğinde, her dört din adamından biri, Oğuzlarca öldürülmüş olacaktır. Bu tarihten önce Anadolu’ya gelip yerleşen Oğuzların da dünyaya ve Sünni İslama bakış açılarının hiç de değişik olmadığı, kolayca kestirilebilir. Buna koşut olarak da Anadolu Selçukluları, Büyük Selçukluların yolundan gidiyorlardı. 1239’da Anadolu’da başlayan Babalılar Ayaklanması, bu koşullar altında varlık kazanacaktır.

Biliyoruz ki, Baba İshak’ın başlattığı bu ayaklanma da Aleviliğin oluşumunda önemli bir aşamadır. Ancak, yine dikkat edilmesi gereken nokta, Alevilikten bu tarihte de söz edilemeyecek olmasıdır. O zaman sorulması gereken soru, bu ayaklanmanın neden böyle kabul edilmekte olduğudur. Sorunun yanıtı, Baba İshak’ın siyasal görüşlerinde bulunmaktadır. Gerçekten de Baba İshak’a göre, Türkmenler (Oğuzlar) haksızlığa uğramışlardı. Bütün insanlar eşit haklara sahiptiler; ama bir azınlık, bu hakları gaspetmişti. Selçuklu Devleti yıkılacak ve yerine haksızlıkları kaldıracak bir düzen geçecekti.

Osmanlı’ya karşı girişilecek olan tüm Alevi ayaklanmalarının temelinde de işte bu düşünce bulunacaktır.

Osmanlı egemen çevrelerinin, giderek kökenlerine yabancılaşan Türklerden, devşirmelerden, ele geçirilen toprakların askeri egemen çevrelerinden oluşması ve sonunda da Yavuz Sultan Selim’in izlediği İslamcı siyasa ve Türk Safevi Devleti’ni Osmanlı iktidari için, tehlikeli görmesi sonucunda, Anadolu’da Alevilik atılan bu temeller üzerinde yükselecektir.

Yavuz dönemi ile birlikte, artık Alevilik, apayrı bir duygu, düşünüş, inanç sistemi ve yaşam biçimi olarak karşımızdadır. Osmanlı da Alevi Türk’ünü, devletin öteki uyruklarından kesin bir biçimde ayırmaktadır. Osmanlı’ya göre, o, “zayıf-ül iman” yani zayıf imanlıdır, “mülhid”, yani tanrı tanımazdır, imansızdır. “Türkler”, “Etrak-i bi-idraktir”. Bu durum karşısında da Anadolu Türkleri, kendi devletleri olarak gördükleri Safevi Devleti’ne akın akın koşacaklardır. * *

Türk tarihi için, bir dönüm noktası olan Çaldıran Savaşı’nda karşılaşan iki ordunun oluşumu, birçok gelişmeye ışık tuttuğu gibi, Aleviliğin tümüyle Anadolu Türk’üne özgü olduğunu da açıkça ortaya koyar:

Safevi Devleti’nin kuruluşunda en büyük pay, Anadolu’dan gerisin geriye göç eden Ustacalı, Rumlu, Tekeli, Zulkadr, Şamlu, Afşar, Kaçar Türkmenlerinindi. O gün savaş alanında Şah İsmail’in ordusu Türklerden; buna karşılık Yavuz’un ordusu ise, Hıristiyanlardan devşirme Yeniçeriler, yardıma gelen Sırplar, paralı Hıristiyan askerler ve az sayıda da sipahiden oluşuyordu. Şah İsmail, Hatai adı ile Türkçe şiir yazıyordu, Yavuz ise Farsça!...

V

Aleviliğin temelleri Orta Asya’da atıldığına ve bu temeller üzerinde Anadolu’da Türk’e özgü olarak varlık kazandığına ve İslami kisveyle İslam öncesi Türk töresi ve inancın yaşatılması olduğuna göre, Hz. Ali’nin Alevilikteki eşsiz ve saygın yeri nasıl açıklanacaktır?

Ehl-i beyt’in Arap egemenlerince zulme uğratıldığı tarihsel bir gerçektir. Türkler de yaşadıkları bölgelerin egemenlerince zulüm altında inletilmişlerdir. İslamiyeti belirtilen biçimde kabul eden Türkler için, Ehl-i beyt ve özellikle de Hz. Ali’ye duyulan yakınlık ve sevgi, bu açıdan ve simgesel bir bağlılık olarak değerlendirilmelidir.

Bu çerçevede, Alevi ozanlarının çoğunda geçen Musa-Firavun motifine de dikkatinizi çekmek isteriz. Hatta Alevilerde sıkça rastlanan Musa adının da Firavun’un zulmüne uğradığı varsayılan Musa’dan esinlenerek, başlangıçta konulduğunu ve bunun gelenekleştiğini söylemek gerekir.

VI

Konuyu daha iyi belirleyebilmek için, bir olgu üzerinde de yine kısaca durmak gerekiyor. Bütün toplumlar, maddi yaşamlarında, duygu ve düşüncelerinde, inançlarında kendinden önce gelip geçmiş ve ayrıca hâlâ varlıklarını sürdüren başka toplumlardan etkilenirler, kendi yapılarında onlardan öğeler taşırlar. Başka bir deyişle, herşey sıfırdan başlamaz. Ancak, ayrı bir kimliğe sahip olabilen toplumlar, tüm bu öğelere kendi damgalarını basarlar. Örneğin, İslam dininde de söz gelimi eski Mısır inançlarından, Yahudilikten ve Hıristiyanlıktan izler görülür; ama bunlar, İslamiyetin apayrı bir din olarak varlık kazanmasını engellememiştir. Çünkü, İslamiyet bu etkilerin tümünü kendi potasında eriterek, kendi damgasını basmıştır.

Bu bilimsel gerçek, doğal olarak Orta Asya’da yaşayan, sonra batıya doğru göçen ve sonunda da Anadolu’ya gelip yerleşen Türkler için de söz konusudur. Başka toplumlardan kaynaklanmış olan öğeleri, Anadolu Alevi Türk halk kitlesinde de görürüz. Bu izlerden ya da ögelerden birini ya da birkaçını ele alıp, bunları ön plana çıkararak Anadolu Aleviliğinin oralardan kaynaklandığını öne sürmeye kalkışmak ya bilime aykırılığın ya da bir art düşüncenin kanıtıdır. Söz gelimi, Zerdüştlüğün izlerinden kalkarak Kürt kökenli olduğunu öne sürmeğe kalkışmak böyledir.

Oysa aradan geçen bunca zamana ve bunca baskıya karşın, bugün bile Anadolu Alevisi, İslam öncesi Türk duygusunu, düşünüşünü, töresini İslam adı altında da olsa sürdürmektedir. Bunun en çarpıcı kanıtı, kadın konusundadır.

VII

Bu çerçevede kimi bilim adamlarının Aleviliği nasıl tanımladıklarını ya da tanımlamaya temel olacak hangi sonuçlara ulaştıklarını görelim:

Mehmet *Eröz, “Türk Alevilik ve Bektaşiliğinin ana kaynağı Türk kültürü ve eski Türk dinidir”;“göçebeler, Müslümanlığı şeklen kabul ettiler” diyerek[1], anlatmaya çalıştığımız gerçeği de belirtmiş bulunuyor.

Mélikoff, önce Aleviliğin, “Ali ve Kerbela şehitlerine karşı dindarca bir saygı dışında, Şiiliğin, aşırı ya da aşırı olmayan, hiçbir görünümünü ortaya koymadığını...” belirtmekte ve “eski Türklerin dini ve sosyal yaşamlarının basit ve kolayca bir İslamlığa uygulandığı bir halk inanışı” tanımını yapmaktadır.[2] *

Mustafa Akdağ’a göre, “Çoğu Türkmen olan göçebe halkının da Şamanilikten sahip oldukları birtakım adetlerin İslam dinin de kaidesi olarak ifadesi...”*dir.[3]

Faruk Sümer de “XV. Yüzyıl ortalarında Türklerin dini inançları” için

“....medresenin tesiri dışında kalan köylü ve göçebelerin mühim bir kısmı sathi bir İslamiyetin görünüşü altında Orta Asya’dan getirdikleri eski dini inanç ve telakkilerini devam ettiriyorlardı”

diyor.[4]

Zeki Velidi Togan’ın da Türklerin İslamiyeti kendi açılarından yorumlayışları için, “İslamiyetin milli bir Türk dinine çevrilmesi” nitelendirilmesini yapmış olduğunu belirtmek yerinde olacaktır.[5]

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Söz gelimi, Fransız Türkolog J. P. Roux’un şu sözleri, günümüz Anadolu Aleviliğinin gerçek niteliğine ışık tutmaktadır:

“....yoksul tabakanın dokuz yüzyıllık Müslümanlaşmadan sonra (bile), ortaçağdaki inançlarından, bazı kalıntılardan çok (daha) fazla şeyler muhafaza etmiş olduğunu açıkça göstermektedir.”[6]

Sözün özü, Alevilik, Türk’e özgüdür, onun İslam öncesi değerlerinin, İslama karşın; ama onun görüntüsü altında yaşatılmasıdır.

Kaynaklar

Akdağ, Mustafa: Türkiye’nin İktisadi ve İçtimai Tarihi, C. 1, Ankara 1959.

Eröz, Mehmet: Eski Türk Dini (Gök Tanrı İnancı) ve Alevilik, Bektaşilik. İstanbul 1992.

Mélikoff, Irène: Uyur İken Uyardılar–Alevilik, Bektaşilik Araştırmaları. İstanbul 1993.

Roux, J. P.: *Türklerin Tarihi: Büyük Okyanustan Akdeniz’e 2000 yıl. Çev. Galip Üstün, İstanbul 1991.

Sümer, Faruk: Safevi Devletinin Kuruluşu ve Gelişimesinde Anadolu Türklerinin Rolü. Ankara 1992.

Togan, Zeki Velidi: Umumi Türk Tarihine Giriş. C.1, İstanbul 1970.

20-07-2006 09:00

Re: Alevilik Nedir?
 
Sevgili ezkamo, alıntıladığın yazı, bu başlık altında yazdığım görüşlerle uyuşuyor. Alıntıladığın web sayfasını da belirtirsen memnun olurum.

ulas1 20-07-2006 09:23

Re: Alevilik Nedir?
 
Ulaş, bu başlık altında yazılanları okumadan, onlarla ilgili kendi yorumlarını yazmadan yaptığın copy-paste ile tartışmayı daha geri safhaya götürüyorsun. Cem

20-07-2006 16:09

Re: Alevilik Nedir?
 
Alıntı:

Cem";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 39463)
Sevgili ezkamo, alıntıladığın yazı, bu başlık altında yazdığım görüşlerle uyuşuyor. Alıntıladığın web sayfasını da belirtirsen memnun olurum.

Sevgili Cem,
Evet. Uyuştuğunu gördüm. Zaten yazdıkların bana daha mantıklı gelmişti. Bu doğrultuda aşağıda yazdığım web sitesine girdim. Bu yazı dikkatimi çekti. Buraya alayım dedim. Belki tartışmaya faydası olur diye. Ve düşüncelere de katıldığımı belirttim.

http://www.alewiten.com/index3.htm

sargon 22-07-2006 15:35

Re: Alevilik Nedir?
 
Alevilik tartışmasını ancak okuyabildim. Çetin Yetkin'in, Melikoff'un yazıları süreci çok güzel açıklayan yazılar. Ben de şu sıralar Alivan Baytekin'in "Öteki Aleviler" adlı kitabını okuyorum. O da Aleviliğin İslamiyetin içinde sayılamayacağını, bunu sadece İslamiyetin baskıcı karakterinden dolayı Alevilerin yaşamlarını koruyabilmek için zorunlu olarak sürdürdükleri bir takiyye olduğunu kabul ediyor.

Aleviliğin İslamiyetten farklı olduğu İslam'da farz sayılan ibadetleri yerine getirmemesi değil sadece. Baytekin kitabında özellikle iki konunun üzerinde oldukça durmuş. Bunlar Alevilikte çok önemli olan "musahiplik" ve "Cem"ler. Fırsat bulunca bu iki konuyu aktarmaya çalışacağım. Yukarda bahsedilen birçok özelliğin yanında bu iki kurum da Aleviliğin İslamiyetten ne kadar farklı bir din olduğunu ortaya koyuyor.

NedimYilmaz 22-07-2006 16:40

Re: Alevilik Nedir?
 
Alevi bir arkadaşım var..

Kendisi bir ateist.

Aleviliği bir din değil, bir yaşam tarzı olarak görüyor.

Hele hele mezhep görmek saçmalıktır.

sargon 22-07-2006 22:04

Re: Alevilik Nedir?
 
Bu tartışmayı derinleştirebilmek ve daha sağlıklı karar verebilmek için bazı detaylara girmemizde yarar var. Musahiplikle başlamak istiyorum. Kaynak olarak bahsettiğim Alican Baytekin'in kitabını kullandım. Alevi dostlarım ve konuyu bilenler de katılırsa daha da zenginleştirmiş oluruz.

Musahiplik yol kardeşliği anlamına geliyor. İki erkek çocuğun yada genç yaşlardaki iki erkeğin birbirini hayat boyu yol arkadaşı olarak seçmesi demek. Baytekin'e göre bazı yörelerde musahip "tutabilmek" için evli olmak şartı getiriliyor olsa da bu bir sapmadır. Birbiriyle musahip olacak olanlar bunu , kendileri yada anne babaları tarafından önceden ilan ederler. Musahiplik kurbanı kesilir ve cem "tutulur". Musahip olan kişilerin eşleri birbirleri ile kardeş sayılır, çocukları da kardeş sayılır Kardeş çocukları evlenebildikleri halde, musahip çocukları asla birbirleriyle evlenemezler. Hatta musahip olanların yakın akrabaları bile evlenemezler. Böyle birşey olursa bu kişiler "düşkün"ilan edilir, ki Kızılbaşlıkta en büyük suç "düşkünlük"tür. Bu kişiler toplumdan dışlanır, çünkü edep erkan yolundan çıkmışlardır.

Musahipler "yarin yanağından gayri" herşeyi paylaşır, ekmekleri ortaktır. Musahiplerden biri öldüğünde diğeri, ölenin çocuklarına ve eşine kendi eşi ve çocuklarıymış gibi bakmakla yükümlüdür. Onları kendi çocuklarından ayıramaz.

Musahip olacaklar cem sırasında gülbanklarını alıp, cemaat huzurunda birbirlerine "ikrar verirler". Kızılbaşlar şuna inanırlar: Musahipler, iki erkek kardeş, iki de kız kardeş olarak aynı gömleğe (kefene) girerler. Bu, şu anlama gelir: Dördünün de günahı ve sevabı ortak olarak sorulur. Birinin günahından ötekiler de sorumlu olduğu gibi sevaplarından da ötekiler sorumludur. Yani, ahirette, Tanrı katında, hiçbiri ötekinden ayrılmaz. İnsanın anasından doğma kardeşi ile günahı-sevabı ortak hesaplanmaz ama musahibi ile günahı-sevabı ortak hesaplanır. Üstelik bu hesaba eşleri de dahil edilir.

Bir de size musahiplik gülbankı örneği aktarayım:

Bismi Şah Allah Allah
İkrarınız mübarek ola,
ahdınız daim ola,
muradınız hasıl ola,
imanınız kavi ola,
muhabbetiniz bol ola,
soyunuz hayırlı ola.

Her iki cihanda yüzleriniz ak ola.

Yaramaz işlerden,
münafık şerrinden cenabı Allah koruyucunuz ola.

Hak erenlerin darından didarından,
oniki imamların katarından ayırmaya.

Hak erenlerin himmetleri ve duaları üzerininde hazır ve nazır ola.


Görüldüğü gibi Alevilikte son derece önemli bir kurum olan musahiplik İslamiyet dışı bir kurumdur. İslamiyette günah ve sevap insanın yol arkadaşı ve eşiyle birlikte hesaplanmaz. Alevilikteki tek eşlilik dolayısıyla eşlerin de buna dahil edilmesi anlaşılırken, İslam'da tek eşlilik olmadığı için bu da farklıdır.

Diğer taraftan musahiplik bir tür komünal paylaşımı göstermektedir. Musahipliğin, Türklerin İslamiyet öncesinden günümüze taşıdıkları bir gelenek olduğu görülüyor.

sargon 22-07-2006 22:53

Re: Alevilik Nedir?
 
Cem ayini nasıl yapılır? Uzun süre bu ayin sünni kesim için bir küfür konusu oldu. Bu, *sünni gerici anlayışın başka bir dini anlayışa tahammülsüzlüğünün, saldırganlığının tipik bir örneğidir. Cem ayininin sadece biçimsel özellikleri değil, özellikle içeriği Aleviliğin İslam'dan ne kadar farklı olduğunu gösteriyor.

Birinin piri geldiği zaman o akşam cem yapılacağı komşulara haber verilir. Evinde cem yapılan kişi, pir tarafından duası okunan kurbanı keser ve akşam cemaat o komşunun evinde toplanır. Ceme isteyen gelir istemeyen gelmez, zorunluluk yoktur.

Cemler sadece bir ayin değil aynı zamanda bir tür halk mahkemesidir. Cemi yöneten kişi pir olmasına karşın mahkeme kararını cemaat birlikte verir. Ufak tefek suçlar özür dilenerek bağışlanır yada küskünler barıştırılır. Ancak, bağışlanamayacak suçları olanlar pir divanında yargılanır.

Cem töreni başlamadan önce pir, tüm cemaate "küskün veya şikayetçi olan var mı?" diye sorar. Varsa ayağa kaldırılır ve nedeni sorulur. Cem törenlerinde sadece şikayetçiler sorgulanmaz, çoğu zaman ceme katılanlardan bazıları ayağa kalkıp "destur ya pirim" deyip kendini şikayet eder.

Suçlu olanlar cemde "özünü dara çeker" buna Dar-ı Mansur denir. Suçlu olanlar dara kalkar ve işledikleri suçu itiraf edip "medet ya pir" diyerek af dilerler.

Cemin başlangıç aşamasındaki bu seramoninin nedeni cemin arınmışlığını sağlamaktır. İbadete ancak arınmış olarak oturulur. Herhangi bir suçu olanın ibadeti kabul olmaz ve suçlu olanlar da zaten ceme alınmazlar. En küçük bir suç dahi olsa önce bu sorunun çözülmsesi esastır.

Gelen "canlar" beraberilerinde "niyazlarını" getirirler. Niyaz, elma, lokma, şeker, kete gibi şeylerdir. Herkesin geldiği anlaşılınca pir cemaate "hu erenler, demimize devranımıza hu" deyip cem ayinini başlatır. Eğer saz çalıp söylemeyi bilen "zakir" varsa onla birlikte saz eşliğinde yoksa sazsız olarak ahenkli bir sesle ilahi, dua, yakarış türünden şeyleri söylemeye ve inlemeye başlar. Genellikle Ali, İmam Hüseyin, Hızır, Hacı Bektaş-ı Veli ve akla gelen evliyaların adları anılır. Pir şehit olan, acı çeken bu kişilerin adlarını anıldıkça kendisi de cemaat de aynı acıları çekiyormuş gibi ağlayıp inlemeye başlar. Vecde gelen cemaat, sırayla semaha kalkarak pervane misali döner. *Cem, genellikle ağır bir matem havasında, acı ve gözyaşı içinde geçer.

Kimi zamam pir kendinden geçerek avucuyla sobadan ateş alır veya kızgın sobayı yalayıp soğutarak keramet gösterir. Tam bir vecd halinde olan pir, cemaatin ortasında titremeye ve bir şeyler sayıklamaya başlar. Bunlar gaipten verilen haberler olarak kabul edilir, sonradan gerçekleşen bazı olaylar pirin bu söyledikleriyle açıklanır. Bunlar isabetli olmaları oranında pirin kerameti olarak sayılır.

Bazen ateşle temas etmek isteyen piri, keramete gerek yok anlamında durdurmaya çalışırlar. Pir keramette ısrarlıysa bir kurban keserek vazgeçirirler, buna rağmen vecde giren piri, "hu ya pir, hu demine hu, ya pir ya pir" diyerek sakinleştirmeye, hatta "piri tutun, pir uçuyor" diyerek yatıştırırlar.

Yukardaki cem töreninde Alevilerin anlayışına ait bazı şeyler vardır. Pirin keramet göstermesi, İslamiyete özgü bir şey değildir. Tamamiyle Şamanist geleneklerde kam yada şamanın yaptığı ayine benzer. Pirin ateşe hakimiyeti de şamanlıkla olan bağlantıyı gösterir. Keramet sahibi olmayan pirleri pirden saymazlar. Pirin kendinden soğumuş talipleri tekrar kendine bağlaması için yeniden keramet göstermesi gerekir.

Cem törenlerinde cemaat tarafından ceza verilmesi de İslamiyete uymayan birşeydir. İslamiyet bir devlet yönetimi anlayışı getirir. Ancak bunun karar mekanizması cemaat değil, halife, imam gibi tek tek kişilerdir.

Pirlerin gelecekten haber vermeleri şeklindeki olaylar da İslamiyete uymaz. Ancak Şamanların temel görevlerinden biridir.

aldostu 23-07-2006 00:42

Re: Alevilik Nedir?
 
Oldukça tutucu bir sünni yazarın bir yazısına rastladım Aksiyon Degisinde.
link olarak vermiyorum,okunmuyor.
Bakış açısı konusunda fikir vereceği için buraya alıyorum:

Sünnilik - Alevilik - bilgi açığı
Ahmet Taşgetiren

Alevi 'din bilginleri'nden, 'Aleviliğin gerçekte ne olduğu'na dair metinler istenebilir. Çünkü şu anda "Aleviliğin gerçekte ne olduğu" bile net değil. Net değil, bu alanda "Alevilik eksenli dernek, vakıf, cemevi gibi oluşumlar" ortak düşüncede değil. Bir "İslam mezhebi" olmaktan başlayıp, bir 'etnik - kültürel oluşum'a kadar uzanan tarifler var... Türkiye'nin garabeti: Aslında "Ateist" olduğu halde "Sünni" diye kabul edilenler bulunduğu gibi, aslında "Ateist" olduğu halde "Alevi" diye kabul edilenler de var. Kimlik tarifleri netleşmiş değil.

Bu ve benzeri alanlarda derin bir bilgi açığı bulunuyor.

İran'a gittiğimde, yanımızda refakatçi olarak bulunan, Mardinli bir "Molla", Sünni iken Şiiliğe geçtiğini, annesinin - babasının da böyle mezhep değiştirdiğini gururla anlatıyordu. Ona dedim ki:

-Bu tür övünmeler boş. Azerbaycan'a gittim, orada Sünniler ve şiiler var, ama Sünnilerin Sünniliği de sıfırda, Şiilerin Şiiliği de sıfırda... Yani isim kalmış, içi boşalmış.

Sonra dedim ki:

-İmam Cafer Şia'nın büyüğü, Ebu Hanife Sünni bir mezhebin büyüğü. Ebu Hanife İmam Cafer'in talebesi ve Hoca - Talebe, birbirine derin muhabbet sahibi. Ayrıca Ebu Hanife de derin Ehl-i Beyt sevgisi sebebiyle "Alevi" olarak nitelenir kitaplarımızda... Ebu Hanife ve İmam Cafer'i doğru tanısak, birbirimizden adam çalmak gibi bir şeyden sevinç duymayız.

Sokaklarda insanlara;

-Alevilik nedir, Sünnilik nedir? diye sorsanız, bazı cevaplar alabilirsiniz belki, ama doğrulukları tartışılır. Hele insanlara kendilerini "Sünnilik - Alevilik" çerçevesinde tanımlamalarını söyleyip "Neden böyle tanımlıyorsunuz?" diye sorduğunuzda, özgün tarife uygun çok az cevap bulabilirsiniz.

Ama "Haydin, mezhepler için tartışmaya" diye bir yol açıldığında ucu kavgalara kadar varacak derin tartışmalar olur. Yani hem bilmeyiz, hem vuruşuruz.

Artı: Din alanı Türkiye'de çok hassas bir alan.

Laiklik yorumları, Sünni Türk devleti, gayrı müslim azınlık, İslam içi mezhepler, din- toplum ilişkisine supablar... Bu yapı, yeterince duyarlı -bazan sancılı- bir zemini ortaya koyuyor.

Sünniler hakim devlet mezhebi muamelesi görüyor, herkes laiklikten yola çıkıp Sünniliğe vuruyor. Ama Sünni toplum kesimleri "çoğunluğun inanç özgürlüğü" sorunundan şikayet ediyor.

Aleviler devlet imkanlarından yararlanmakta üvey evlat muamelesi gördüklerini düşünüyorlar. Bu arada Alevilere uluslararası destek geliyor.

Türkiye'de kendisini "Alevi" olarak tanımlayan kayda değer bir toplum kesimi varsa,
diğer din - mezheb mensuplarının yararlandığı haklardan onların da yararlanması çok tabiidir.

Peki bu nasıl olacak?

Diyanet bünyesinde olacak... Okullarda Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinde olacak...

Alevi 'din bilginleri'nden, 'Aleviliğin gerçekte ne olduğu'na dair metinler istenebilir.
Çünkü şu anda "Aleviliğin gerçekte ne olduğu" bile net değil.
Bu alanda "Alevilik eksenli dernek, vakıf, cemevi gibi oluşumlar" ortak düşüncede değil. Bir "İslam mezhebi" olmaktan başlayıp,
bir 'etnik - kültürel oluşum'a kadar uzanan tarifler var...
Şia ile bağlantı tartışılıyor, Şia bünyesindeki yelpazede nerede yer alacağı tartışılıyor....


Türkiye'nin garabeti: Aslında "Ateist" olduğu halde "Sünni" diye kabul edilenler bulunduğu gibi, aslında "Ateist" olduğu halde "Alevi" diye kabul edilenler de var. Kimlik tarifleri netleşmiş değil.

Türkiye sanki henüz bu noktaya gelememişliğin sancısını yaşıyor.

Düşünüyorum ki, bu noktaya gelinse, o zaman,
Aleviliğin "dinî metinleri" üzerinde çalışmalar yapılacak.
Aleviliğin İslam'la ilgisi netleşecek.
Aleviliğin İslam'la ilgisi varsa, nasıl bir ilgi olduğu ortaya çıkacak.
Diyanet ilim adamları kanalıyla bir hazırlık yapıyor,
"Alevi metinleri" denebilecek malzemeleri topluyor.
Bu metinlerde muhtemelen Hazreti Muhammed (s.a.), Hazreti Ali (k.v.),
Hazreti Fatıma (r.anha), Hazreti Hasan - Hüseyin imamlar gibi
Aleviliğin - Sünniliğin sevgi odaklarının şahsiyet çerçeveleri anlatılıyordur.
Bu metinler üzerinde görüş birliği sağlanacak mı?
Yoksa bir kısım çevre Alevilik Sünniliğe dönüştürülüyor gibi tepkiler mi koyacak?


Sünniliği ve Aleviliği bu hassasiyet içinde öğrenmek şart.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 21:17 .