![]() |
Ebu Talip neden müslüman olmadı?
Talha bin Ubeydullah'ın müslüman olması:
Hz. Talhâ, ticâretle uğraştığı için sık sık Mekke dışına çıkardı. Bu seyâhatlerinden birinde Şam yakınlarında Busra kasabasında bir panayıra gelmişti. Burada bir râhip; - Panayıra gelenlere sorun; içlerinde Mekke'den gelen var mı? diye seslendi. Talhâ bin Ubeydullah: - Evet, ben Mekkeliyim, dedi. - Ahmed zuhûr etti mi? - Ahmed kimdir? - Abdullah bin Abdülmuttalib'in oğludur. Orası O'nun zuhûr edeceği şehirdir. O, peygamberlerin sonuncusudur. Kendisi Harem-i şeriften çıkarılacak, hurmalık, taşlık ve çorak bir yere hicret edecektir. Râhibin sözleri Hz. Talhâ'nın kalbine yer etti. Acele Mekke'ye geldi ve; - Olan biten bir şey var mı? diye sordu. - Evet var. Abdullah'ın oğlu Muhammed-ül-emin, peygamberliğini ilân etti. Ebû Bekir de ona uydu, dediler. Bunun üzerine doğruca Hz. Ebû Bekir'in yanına gitti. Ona: - Sen Muhammed aleyhisselâma tâbi' mi oldun? diye sordu. Hz. Ebû Bekir: - Evet, tâbi oldum. Sen de hemen O'na git, huzûruna gir, kendisine tâbi ol! Çünkü O, Hak ve gerçeğe da'vet ediyor, dedi. Bunun üzerine Talha bin Ubeydullah, râhibin söylediklerini anlattı. Sonra birlikte Resûlullaha gidip, Müslüman oldu. Râhibin sözlerini Peygamber efendimize de anlattı. Resûlullah efendimiz tebessüm ettiler. Busra’daki manastırın rahipleri Hz.Muhammed’in peygamberliği konusundaki şahitlikleri ile ünlüdürler. Hz.Muhammed rahip Buheyra (ya da Bahira) ile bir rivayete göre 9, başka bir rivayete göre 12 yaşında ilk kez karşılaşmıştır ve bu karşılaşmada amcası Ebu Talip yanındadır. Buheyra, Ebu Talip’e yeğenindeki özelliklerin peygamberlere has olduğunu söylemiş ve Şam’a gitmemelerini, aksi takdirde bu özellikleri görecek olan yahudilerin yeğenine kötülük yapacaklarını bildirmiştir. Ebu Talip bu uyarıyı dikkate almış ve kervan Busra’dan geri dönmüştür. Buheyra’nın yerine geçen rahip Nastura ile ilk temas ise yukarıdaki olaydan tahminen 10-12 yıl sonra, Hz.Muhammed Hz.Hatice’nin kervanını Şam’a götürürken olmuştur. Hz.Muhammed’i o kervanın başına geçirmesi için Hz.Hatice’yi ikna eden kişi Ebu Talip’tir. Seferde Hz.Hatice’nin kölesi Meysere, Hz.Muhammed’in davranışlarını izlemektedir. Nastura kervanı görünce önceden tanıdğı Meysere’yi yanına çağırarak Hz.Muhammed’de gördüğü peygamberlik alametlerinden bahseder, Meysere de bu hikayeyi dönüşte Hz.Hatice’ye anlatır. Böyle önemli bir hikayeden Ebu Talip’in haberinin olmaması o günkü şartlarda pek mümkün görünmemektedir. Buheyra ve Nastura’nın gördükleri en önemli peygamberlik alameti, Hz.Muhammed’i bulut şeklinde takip eden ve gölge yapan iki melektir. Bu melekleri Meysere de yol boyunca görmüştür, ama çok daha sıcak bir iklime sahip Mekke’de bu melekleri gören olmamıştır. Bu önemli şahitlikleri birinci elden duyan Ebu Talip herhalde Talha bin Ubeydullah’ın islamiyete geçmesini sağlayan önemli açıklamayı da duymuştur. Bütün bunlara rağmen acaba neden müslüman olmamıştır? Busra’daki manastırdan daha sonra Mekke’ye gelip müslüman olan rahipler var mıdır? Ya da en azından o açıklamayı yapan rahip gelip müslüman olmuş mudur? Eğer olmamışsa bunlar Mekke’lilerle dalga mı geçmektedirler? İnsan gerçekten merak ediyor. |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
sevgili yfln demekki *ya ebu talibin kalbi mühürlenmiş!
* * yada anlatılan * *bahira , bulut , ahmet ,melek uydurma. * * * * şeyh uçmasada ,onu uçuracak o çok *kadar gönüllü varki! |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
sevgili özgür beyin,
Bulutu, meleği bilemem ama ben bu rahiplerin yalan olduğunu sanmıyorum. Ayrıca bir de Varaka bin Nevfel gerçeği var ki o da çok ilginç. Hz.Muhammed ne olduğunu tam anlamadan Varaka "sen peygamber olmuşsun" diyor, bu da Hz.Muhammed'in çok hoşuna gidiyor. Yani çevresindeki tüm hıristiyanlar inat ve israrla Hz.Muhammed'i peygamber ilan etme yarışındalar, ama bildiğim kadarı ile hiçbiri müslüman olmuyor. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu ben anlayamadım. |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
Evet ya gerçekten çok ilginç.Özellikle de islam peygamberinin islamiyete davet için gönderttiği mektuplara gelen cevaplar.Okumuştum bir yerde ama hatırlamiyorum.Özellikle de Bizans(Doğu Roma) imparatorunun cevaben yolladığı mektup arkadaşlardan bulan olursa burası için değerli olur kanısındayım.
Bu arada Ebu talip put ticareti mi yapiyor.Eğer öyleyse kabul etmemiş olabilir.İslam peygamberinin ölüm döşeğinde heryerini mesh ettiği ancak sadece ayaklarının altını unutttuğu için sadece tabanlarından azap çekeceği söylenen sahabi.Öyle hatirliyorum ben |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
sevgili beelzbb,
Heraklius'un islama davet edilmesi ile ilgili detaylı bilgi aşağıdaki linkte mevcut: http://efendim.wordpress.com/2006/10...avet-edilmesi/ Bu olay Ebu Talip'in ölümünden çok sonra meydana geldiği için konuyla ilgisini anlayamadım. Ebu Talip islam tarihinin en önemli kişilerinden biri. Mekke döneminde Hz.Muhammed'in en önemli koruyucusu, manevi babası. Hz.Ali'nin ise gerçek babası. İslam dininin doğuşuna en başından tanık olmuş bir kişi, olaylara en ince detayına kadar hakim. Oğullarının islam dinine geçmesine itiraz etmiyor, hatta destekliyor, ama kendisi müslüman olmuyor. Put ticareti yapmadığı gibi putlara da inanmıyor, Hanif dinden olduğu söyleniyor. Hz.Muhammed'in hayatında o kadar önemli bir yer tutuyor ki Hz.Hatice ve Ebu Talip'in öldükleri yıl "hüzün yılı" olarak anılıyor. Böyle bir kişinin müslüman olmaması ilginç değil mi? |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
Diyorsunuz ki: "Amcası Ebu Talib'in imanı hakkında esah nedir?"
Elcevap: Ehl-i teşeyyu', imanına kail; Ehl-i Sünnetin ekserîsi imanına kail değiller. Fakat benim kalbime gelen budur: Ebu Talib, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın risaletini değil, şahsını, zâtını gayet ciddî severdi. Onun o gayet ciddî, o şahsî şefkati ve muhabbeti, elbette zayie gitmeyecektir. Evet, ciddî bir surette Cenâb-ı Hakkın Habib-i Ekremini sevmiş ve himaye etmiş ve taraftarlık göstermiş olan Ebu Talib'in, inkâra ve inada değil, belki hicab ve asabiyet-i kavmiye gibi hissiyata binaen makbul bir iman getirmemesi üzerine, Cehenneme gitse de, yine Cehennem içinde bir nevi hususî cenneti, onun hasenatına mükâfaten halk edebilir. Kışta bazı yerde baharı halk ettiği ve zindanda, uyku vasıtasıyla, bazı adamlara zindanı saraya çevirdiği gibi, hususî cehennemi, hususî bir nevi cennete çevirebilir. Ve'l-ilmü indallah. Lâ ya'lemu'l-ğaybe illâllah. risale-inur |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
Alıntı:
Ebu Talip'in Hz.Muhammed'i çok sevdiği her halinden belli, zaten son güne kadar da kendisini saldırılardan korumaya devam ediyor. O'nu her zaman oğlu bilmiş, kendi oğullarından da ayırmamış ama benim merak ettiğim, risaletini neden sevmediği. |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
Muhammed çok küçük yaşlarda öksüz kalıyor ve ona amcası Ebu Talib bakıyor. Ebu Talib, Mekke'de saygınlığı olan bir insan. Muhammed'i çocukluğundan beri izleyen birisi olarak içini-dışını biliyor olmalı. Bu nedenle onda peygamberlik vasıflarının olmadığını, bunu Muhammed'in uydurduğunu biliyor olmalı. Ancak soro'nun da dediği gibi Muhammed'i seviyor ve koruyor. En azından ölen kardeşinin oğlu olduğu için böyle olmalı.
Muhammed peygamberliğini iddia ettikten sonra müşrikler tarafından gece uyurken öldürülmekten korktuğu için bazı geceler kendi evinde değil Ebu Talibin evinde uyuyor. Muhammed'in peygamberlik iddiasından sonra 10-13 yıl kadar Mekke'de barınabilmesini sağlayan tek kişi Ebu Talib'in karizmasıdır. Zaten dikkat ediniz Muhammed, Ebu Talib öldükten kısa bir süre sonra Mekke'den Medine'ye kaçıyor. Çünkü koruyucu Ebu Talib artık yoktur. Buradan Muhammed'in Allah korumasında değil de bir kafir olan Ebu Talib sayesinde hayatta kaldığı sonucuna varabiliriz. Ebu Talib hiç bir zaman müslüman olmuyor. Muhammed üzerinde onca emeği geçtiği halde Muhammed'in Ebu Talib hakkında olumlu söz içeren bir hadisi bile yoktur. Kendisini küçük yaşlardan itibaren yedirip içiren, giydiren, can güvenliğini sağlayan Ebu Talib'i hiç anmaz. Çünkü o kendisine hiç inanmamıştır. Kafir olarak ölmüştür. Buradan da İslamdaki aile sevgisi ile ilgili önemli bir bulguya ulaşmış oluyoruz. Soro'nun, Saidi Nursi'den alıntıladığı ve Ebu Talib'in cehennemin güzel bir köşesine (çok enteresan) gideceği tesbiti ise desteksiz bir iddia olup Saidi Nursi'nin kişisel zannıdır. |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
sayın yfln,
"Ebu Talib'in, inkâra ve inada değil, belki hicab ve asabiyet-i kavmiye gibi hissiyata binaen" utanmış kendi sosyal statüsünden,kavminin geleneksel değer yargılarını gözardı edememiş demekki.herkesin bildiği ve kendi gözünde daha dünkü çocuk olan birine,(Hz.Muhammede) ,bu Ondan büyük ve kollayıcı velisi ve kayyumu ve vasisi iken; aynı rolleri manevi de olsa demek Hz.Muhammede yüklemekten çekinmiş.yani büyüğü olarak kabul edememiş. Zaten hz. Muhammedin anne ve babasının da peygamberlikten önce vefat etmelerinin hikmetlerinden biri de,anne ve baba pozisyonundan kendi evlatlarının manevi evladı olma gibi zor bir durumu belkionlara yaşatmamak istemiştir. sn.Cem, Saidnursinin kişsel zannı olmaz. kişisel zannı olsa bile ,bu zan hakikata zıttır denemez.said nursinin iddiasının desteksiz olduğu iddianızın * da bir desteği vardır umarım. |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
Sevgili Cem,
Bana en ilginç gelen noktalardan biri, Ebu Talip'in kendi oğullarını müslüman olma yolunda teşvik etmesi. Kendi inanmadığı bir dine oğullarının girmesini destekliyor ki o dönemde islamiyet daha emekleme döneminde. Ali 10 yaş civarında Hz.Muhammed ve Hatice'den etkilenerek müslüman oluyor, zira onların evinde yaşıyor ama babası "sen ne yaptın" diye oğlunu kendi evine almıyor. Diğer oğlu Cafer'i ise namaz kılmaya teşvik ediyor. Sanki islam dininin çok güçleneceğini bilen bir babanın oğullarını koruma içgüdüsü devreye giriyor gibi. Acaba bildiği birşeyler olabilir mi? |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
Bu olayı birazda kendi yaşantılarımızı göz önünde bulundurarak incelesek nasıl olur ?Belki bazı arkadaşlarımız hayır biz buyuz diyebilirler ama biliriz ki genelde ailemizin hepsi ateist değildir.Belki bizim ateist olduğumuzu bilenleri vardır belki bilmeyenleri.Bu olgu aile içindeyken bile bazen sıkıntı verici olabilir.Birde bu konuya toplumsal bakalım.İçimizden kaç kişi toplumda bağıra çağıra ben ateistim,dine inanmıyorum vb gibi kendini tanımlar. Oysa..Yıl 2006 toplumlar medeni anlamda 1400 yıldan bu yana büyük değişim ve evrilme geçirmiş,hukuk alabildiğince bireyi koruyan yasalara yer verir olmuş,insanlar daha rahatlar eski geleneklere göre. İnsanlar medeniyette; bu kadar ilerleme kaydetmesine rağmen bazı duygu ve düşünceleri değişmiş midir ?Hala hırslıyız,hala kıskancız,hala adiliz,hala iki yüzlüyüz,hala cömertiz,hala sabırlıyız,hala vefasız vb gibi. Acaba o devirde Ebu Talip gelişen olaylara baktığında,yeğeninin inancını kabul ettiğinde,A kampından B kampına geçtiğinde hem kendi hemde yeğenini koruyamayacağı,öngörüsü ve içgörüsü ile mi daha önce olduğu A kampında kalarak bugün sorulan bu sorunun muhatabı oldu ? Öngörü veya içgörü salt bizde mi var ? |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
Psiko'nun görüşü akla yakın görünüyor. Ebu Talip hem kendisini hem de yeğenini koruyamayabilirdi.
Ancak demin mürşit 4.0 da yaptığım aramada Ebu Talib'in müslüman olmaması şöyle açıklanıyor: -Ayıplanma ve dışlanma korkusu. Büyük ihtimalle bu da bir tahmin. Soro arkadaşım, Bildiğim kadarıyla 10.000'den fazla hadis içinde Ebu Talip ile ilgili olanı yok. Şimdi bilgisayarımda gene arattım ve gene yok. Ayetlerde de olmadığını zaten biliyorum. Bu durumda Ebu Talib'in cehennemin cennetvari bir köşesinde olacağı iddiasının hiç bir dayanağı kalmamış oluyor. Kaldı ki cehennemim cennetvari bir köşesinin olduğunu da ilk kez Saidi Nursi'den duyuyorum senin aracılığınla. Bunun hadis veya ayet dayanağı var mıdır? Yoksa şeyhinizin kendi kafasında yarattığı bir mekan mıdır? |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
acil kaydıyla kendimden bir katkı yapayım cem,
bu sitedeki hadisleri de tararsanız,cehennem hakkında,yazın sıcağı ile kışın soğunun en şiddetli derecelerinin cehennem kaynaklı olduğunu görürsünüz.buradan da cehennemim aslında hararetin tüm derecelerini ihtiva etmiş olduğunu,en sıcak ve en soğuk ortamların orada mevcut olduğunu anlamamamız için bir sebep yok. şimdi en sıcak en soğuk aralığına oda sıcaklığı da girer. e benden bu kadar,oda sıcaklığıbile denk gelse cehennem içinde cennet sayılır o.hiç mahzuru yok bence. |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
Soro, konuyu soyut meseleye kaydırmanın gereği yok bence. Sen dedin ki Saidi Nursi'ye göre Ebu Talib cehennemim güzel bir köşesindedir. Ben de dedim ki bunun ayet veya hadis kaynağı yok. Olay, şeyhinizin desteksiz fikir yürütmesinden öte bir şey değildir. Zaten görüyorum ki sen de hadis ve ayet kaynağı gösteremedin. Sıcaklık dereceleri ile ilgili zihin egzersizi yapıyorsun.
|
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
eğer ebu-talib cehennemin *'ılık' veya 'soğuk' ortamlarındaysa!
annesi AMİNA * babası ABDULLAH *nerede olabilir veyahut nerde olması gerekir. * * * * *çünkü peygamber anne ve babasına, şefaat edeceğine dair bir şey söylememiştir. |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
Ebu Hureyre (r.a.) diyor ki:
"Resulullah (s.a.v.) amcasına şöyle dedi: "Lailahe illallah" de ki kıyamet gününde senin için bununla şahitlik edeyim." Ebu Talib şöyle dedi: "Şayet Kureyşliler beni ayıplayıp: "Onu, korkusu böyle yapmaya sevketti demeyecek olsalardı ben onu söyleyerek seni sevindirirdim." Bunun üzenne Allah teala: "Ey Muhammed, şüphesiz ki sen, sevdiğini hidayete erdiremezsin." âyetini indirdi. Müslim, K.el-lman, bab: 41,42, Hadis No 25 İlgili ayet: Kasas suresi 56. (Ey Muhammed), sen, sevdiğini doğru yola iletemezsin, fakat Allah, dilediğini doğru yola iletir. O, yola gelecek olanları daha iyi bilir. Resulullah (s.a.v.)´in amcası Abbas, kardeşi Ebu talib için Resulullah´tan şunu sormuştur: "Ey Allah´ın Resulü, senin, Ebu Talib’e herhangi bir faydan oldu mu? O seni himaye ediyor ve senin için herkese kızıyordu." Resulullah da ona şu cevabı verdi: "Evet, o, cehennem ateşinin sığ bir yerinde bulunacaktır. Şayet ben olmasaydım o, cehennemin en alt katına atılacaktı. Buhari, K. el-Edeb, bab: 115 Ebu Said el-Hudri’nin rivayetinde ise Resulullah şu cevabı vermiştir: "Belki kıyamet gününde şefaatim ona fayda verir de o, ateşin, topuklarına kadar ulaşacağı sığ bir yerine konur. Fakat yine de o ateşten beyni kaynar. Buhari, K. el-Mehakıb el-Ensar, bab: 40 Ayrıca Tevbe suresi 113. ayetin de Ebu Talip ile ilgili olduğu en kuvvetli rivayet: Tevbe suresi 113. Akraba bile olsalar, cehennem halkı oldukları belli olduktan sonra (Allah'a) ortak koşanlar için mağfiret dilemek; ne peygamberin, ne de inananların yapacağı bir iş değildir. (Kaynak Haznevi.net-Taberi tefsiri) Anlaşılan, Ebu Talip ve cehennem’le ilgili birkaç hadis ve 2 ayet var ve bunlar ölüm döşeğinde dahi müslüman olmayı kabul etmediğini gösteriyor. Mekke’de aktif ve etkili iken müslüman olmaması veya olup gizlemesi kendisini, ailesini ve Hz.Muhammed’i daha rahat koruyabilmek için diye izah edilebilir ama ölürken dahi islama geçmemesi, hatta “korktu da müslüman oldu demesinler diye söylemiyorum, yoksa söyleyip seni sevindirirdim” demesi, iman etmek isteyip de edemeyen bir insandan çok, sevdiği yeğenini sevindirmek isteyen ama yapamayan bir amcanın üzüntüsüne benziyor. |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
Sevgili yfln :
* * Kutub-i sitte'de bu konu ile ilgili şu hadiste var. Fasil *: *PEYGAMBERLİK BÖLÜMÜ Konu *: *Resulullah (sav)`ın Alametleri Ravi *: *Ali Hadis *: Babam anlatmış ve demişti ki: "Kureyş büyüklerinden bir grupla Şam`a gitmiştik; beraberimde Muhammed (sav) de vardı. Yolda bir rahib(in manastırın)a yaklaştık ve yakınına konakladık. Develerimizi çözmüştük ki rahib yanımıza geldi. Daha önceki gelişlerimizde yanımıza hiç uğramamıştı. Aramızda dolaşmaya başladı ve Muhammed`i (bulup) elinden tuttu ve: "Bu alemlerin efendisidir!" dedi. Kureyş büyükleri ona: "Bu söylediğini nereden biliyorsun?" diye sordular. Adam: "Ben onun sıfat ve evsafını bize indirilen kitapta bulmuşum! Nitekim siz yaklaştığınız zaman, O`na secde etmedik ne taş, ne ağaç kaldı, hepsi de secde ettiler. Bu cansız şeyler ancak bir peygambere secde ederler. Ben O`nu ayrıca peygamberlik mührüyle de biliyorum, bu mühür omuz başındaki düz kemiğin baş kısmının aşağısında bulunur, elma büyüklüğündedir" dedi. Sonra bizden ayrıldı, yemek hazırlayıp getirdi. Muhammed o sırada, develeri gözetliyordu. Yanımıza geldiğinde üzerinde ona gölge yapan bir bulut vardı. Yaklaşınca, halkın kendinden önce ağacın gölgesini kaptıklarını gördü. O da güneşte oturdu. Ağacın gölgesi, üzerine meyletti, onlar güneşte kaldılar. Rahib: "Bakın, ağacın gölgesi O`nun üzerine meyletti" dedi. Rahib onların yanında iken, bu çocuğu Allah aşkına Rum (diyarın)a götürmeyin diye ricada bulundu ve: "Eğer O`nu götürürseniz, taşıdığı sıfatlarıyla O`nu tanırlar ve öldürürler" dedi. O, bu hususta Allah`ın adını vererek onlara ricada bulunurken, yan tarafına bir göz attı. Manastırına doğru gelen yedi rum gördü. Onları karşıladı ve: "Niye geldiniz?" dedi. "Rahiplerimiz bize Araplar arasında çıkacak bir peygamberin bu ayda memleketimize doğru gelmekte olduğunu söylediler. (Buralara giriş sağlayan) her yola bir grup insan çıkarıldı. Biz de senin su yoluna gönderildik" dediler. Rahip: "Sizden daha hayırlı birini geride bıraktınız mı?" dedi. Onlar: "O şahsın senin yolunun üzerinde olduğu bize haber verildi!" dediler. Rahip: "Allah`ın icra etmek istediği bir iş hakkında ne dersiniz, insanlardan bunu geri çevirebilecek biri var mı?" diye sordu. Onlar: "Hayır!" dediler. Rahip: "Öyleyse şu kimseye biat edin. Zira bu , gerçek peygamberdir" dedi. Onlar da ona biat ettiler, rahiple birlikte orada kaldılar. Sonra rahip bize döndü, ve: "Allah için söyleyin, bunun velisi kim?" dedi. Beni kastederek: "Şu" dediler. Rahib bana hususi şekilde, geri dönmemiz için ricada bulundu. Ben de O`nu içlerinde, Hz. Ebu Bekr`in gönderdiği, Bilal`in de bulunduğu bir grup kimse ile geri çevirdim. Rahip O`na kek ve zeytinyağından azık koydu." [Bu rivayeti Tirmizi, (Menakıb 5, (3624) Ebu Musa el-Eş`arî (ra)`den tahric etmiştir. Rivayete: "Ebu Talib Şam için yola çıktı..." diye başlar ve yukarıda kaydedildiği şekilde zikreder. Yukarıdaki metni Rezin, Hz. Ali (ra)`nin babasından rivayet olarak, kaydedilen elfazla tahric etmiştir.] HadisNo *: 5557 |
Re: Ebu Talip neden müslüman olmadı?
sevgili frodo,
Bu secde eden taşlar, ağaçlar olayı bir de ilk ayetin gelmesinden sonra olmuştu yanlış hatırlamıyorsam. Daha sonra da Hatice Hz.Muhammed'i Varaka'ya götürmüş, o da "sana gelen Cebraille Mikaildir" diye şiir okuyarak kendisini peygamber ilan etmişti. Bu hıristiyan ilgisi gerçekten çok ilginç. Kendi kitaplarında sürekli Hz.Muhammed'in peygamberliği ile ilgili deliller buluyorlar ama bunların hangi kitaplar olduğu belli değil. Hz.Muhammed'i peygamber ilan etmek için bir yarış içindeler, ama biri de daha sonra gelip "ben müslüman oldum" demiyor. Hz.Muhammed'in peygamberliğini resmen ilan eden Varaka bile hıristiyan olarak ölüyor, bütün bu mucizelere en başından birebir şahit olan Ebu Talip ise bir türlü imana gelmeyip cehennem halkından oluyor. Allahtan yeğeni kendisine bir kıyak yapıyor da cehennemin sığ bir yerine konuyor. Bir de evlere şenlik Fatima olayı var ki gelecek başlığımızın konusu o olacak. Hz.Muhammed'in kızı, babaannesi ve Hatice'nin annesi'nin ismi olan Fatima nasıl oluyor da Vatikan tarafından Portekizde kaybedilen iktidarı ele geçirmek için kullanılıyor? Dans eden güneşler, Mehmed Ali Ağcalar, bir eğlence ki sorma gitsin. 600'lerden 1917'ye atladık, ben biraz ara versem iyi olacak :lol: |
Onu büyüten, besleyen, ona bakan, hep en yakınında olan her ne yaparsa yapsın onu koruyan ve onu çok yakından tanıyan amcası bile ona inanmamış ama şu an onun yüzünü bile görmemiş olanlar ve onunla hiç tanışmamış olanlar ona inanabiliyor, hatta bir zamanlar ben de hiç tanımadığım hem de benden 1.400 yıl önce yaşamış bu adama inanıyordum.
|
http://www.turandursun.com/forumlar/...ad.php?t=25441
Sayin basmagul'den alinti; “Ey Ebû Talib! Sen bizim reisimiz, büyüğümüzsün. Şunu görüyoruz ki, sana ölüm yaklaşmıştır. Biz senin ölümünden korkuyoruz, sen sağken şu meseleyi halledemedik, öldükten sonra hiç halledemeyiz. Sen şimdi sağken onu çağır, ondan sağlam bir söz al, biz de bir söz verelim. Bundan sonra ne o bizimle uğraşsın, ne de biz onunla.” Ebû Talib, Kureyş heyetini dinledikten sonra yeğenine haber salarak, yanına gelmesini istedi. Amcasının davet haberini alan Kâinatın Efendisi, hemen ölüm döşeğindeki Ebû Talib’in yanına vardı. Bir anda kalabalık bir Kureyş topluluğu ile karşılaşan Efendimiz, bu davetin altında bir şeylerin yattığını anlamakta gecikmedi. Ebû Talib, Kureyş heyetinin isteklerini yeğenine anlattı. “Ey kardeşimin oğlu! Kavminden ne istiyorsun?” dedi. Kâinatın Efendisi “Kendilerinden bir kelime istiyorum. Eğer söylerlerse, bütün Araplar o kelime sayesinde kendilerine uyacak, bütün acem o kelime sayesinde onlara cizye ödeyecek.” dedi. Ebû Talib atılarak: “Yani tek bir kelime mi?” diye sordu. Efendimiz: “Evet, amcacığım tek bir kelime. “Lâ ilâhe illallah” diyecekler.” Sad, 38/1–8. Tirmizî, Tefsir, Sa’d (3230) Demek cizye'ye sicak bakmayan biriydi. Ki musluman olmadi. |
Amcasını inandıramayan adam 1.5 milyar insanı nasıl inandırabiliyor ben de bunu anlamıyorum. Ya Kur'an'ın ikna gücü iyiydi, ya da kılıçlar keskindi. İkinci ihtimal daha güçlü. :)
|
yani diyosun ki battal gazi gibi bi kılıçla bütün arabistanın kafasını kesmekle korkuttu o dönemdeki müslüman sayısı düşünüldüğünde 1.5 milyar insanın inandığına sen nasıl inanmıyosun bende bunu anlamıyorum ya evrim TEORİSİ çok inandırıcı yada dünya zevkleri çok vazgeçilmez ikinci ihtimal daha güçlü :)
|
Alıntı:
Cizye, ganimet, cariye, tatli para vs... |
Alıntı:
2. Evrim Teorisinin inkâr edilecek bir yanı yok çünkü. Ayrıca senin yaratılış teorin de sadece bir teori. :) |
Alıntı:
|
Alıntı:
|
Ayet var mı?
Alıntı:
*Cehennem sıcağından, *Eriyip insanların üstüne dökülen madenlerden, *Şimşekle cezalandırılanlardan, *Sellerle yokedilen kavimlerden, *Lavlarla yok edilenlerden vb bahseder. Ama ben hiç çığ düşüp yok olanlardan, kara tipiye yakalanıp donan ordulardan, buzul çağına girip mahvolan kavimlerden, bahsetmez. Niçin bahsetmez demiyorum, çünkü zaten çok net anlaşıldığını düşünüyorum :) Hal böyle iken başarılar diliyorum. Allah akıl fikir versin |
Bu olayın bir imani yönü,bir de siyasi yönü vardır...Ebu Talip kimdir? (Peygamber efendimizin amcası,koruyucusu olmasının dışında). <ister güvenilir olsun,ister güvenilmeyen o dönemin ulaşılabilen kısıtlı tarihi kaynaklarında bile (belki de en doğru) verilen bilgi Ebu Talip'in durumudur. Birkaç İslam yalama Hadisçi ve tarihçi dışında (ki, onlar da ne kadar zorlsalar bile),İslamiyet tarihinde en gerçek bilgi,Ebu Talip'in İslamiyeti kabullenmediği bilgisidir...
Gelelim Ebu Talip kimdir sorusunun yanıtına. Bu adam öyle bir kişilik ki,İslamiyet gelmeden önce Mekke taifesinin en güçlü kişiliklerinden birisi. Putlar ve din ile bir alakası olmadığı halde Mekke insanlarına sözü geçen, önlerinde durduğunda çiğnenip geçilemeyen bir kişilik. Bu demektir ki, o dönemin en ileri görüşlü insanı ve siyasetçisidir.Yani,siyasi, ticari ve insani anlamda çok güçlü bir kişilik. Bu durumu göz önüne alıca, Ebu Talip'in (kendi öz oğlu Hz.Ali dahi olsa) çok sevdiği ve oğllarından ayırt etmediği Hz.Muhammed'e biat etmesi düşünülebilir mi???Ebu Talip, inansa da,inanmasa da siyaseten yapması gerekeni yapmıştır...Ha,bunu yaparken İslam'a ve Müslümanlığa zarar vermiş midir??? Bilakis,,, Hz.Muhammed'in tepesine öyle bir binebilir, O'nu falakaya öyle bir çekerdi ki, ayetlerin A'sını ağzına aldırmayabilirdi...Şimdi şöyle bir düşünelim; siyaseten bu kadar güçlü bir adam ta o zaman kardeşleri ile ve diğer Mekkelilerle birlik olsa bu gün ne İslamiyet, ne de Müslümanlık olabilir miydi??? Hz.Hamza,Hz.Ali ve diğerleri Hz.Muhammed'in yanında kılıç kuşanıp,İslam bayrağını sallayabilir miydi??? Evet, Ebu Talip hazretleri (bilinen bütün kaynaklara göre) Kelime-i şehadet getirmemiş,İslamiyet'i ve Müslümanlığı kabullenmemiş, diğer yandan bakılacak olursa İslamiyet'e en büyük hizmeti yapmıştır. Siyasi ve kişisel gücü sayesinde Peygamber Efendimizi koruyup kollamasa,kurtların sofrasına meze yapsa idi ne olacaktı??? Diyorlar ki, Ebu Talip islamiyeti seçmeden ölüp gittiği için Cehennemin bir köşesinde (en iyi köşesinde ve o ne demekse) yer aldı...Demek ki, Allah'ın adına bazı kullar hükmü kesti:))) Ey Said-i Nursi ve onun gibileri, Cehenneme (iyi bir yer osa da) bilet kestiğiniz bu adam kadar İslamiyet'e ne kadar hizmet ettiniz??? |
Ebu talip delikanlı adammış.
|
Hazreti Ebutalip İman sahibi bir zatı alidir..
Hazreti Ebutalip, Hazreti Fahr-i Aleme nüfuzu ile malı ile canı ile hizmet eden muhterem bir zatı alidir. Kureyşin ulularından Haşimlerin büyüklerinden ve en hatırı sayılanlarından bir zat-s kudsi-sıfattır. Kendilerini resulüllahı çok sever, Cenabı Nebide kendilerine çok hurmet ederdi. Sanadin-i Krueyş'in bütün tecavüzlarını önlemiş İslamın teessüsünden en büyük hizmeti göstermiş Resulüllahı : "ben sağ iken sana bir şey yapamayacaklar, Allahın emirlerini istediğin gibi tebliğ et" diye teselli etmiş, müşriklerin inanılmaz boykatuna 3 sene göğüs germiş, Fahr-i Alemin etrafında pervana gibi dönmül hali ile ef'ali ile mükellef tatlı cümelleri ile Din-i celil-i İslamı tasdik etmiş Gözbebeği gibi olan oğlu Ali'sine Resulüllahın sözünün hariçine çıkmamasını daima emretmiş, "Onun götürdüğü yol saadet yoludur" diye tavsiye etmiş kendisini ziyarete gelenlere, Hazreti Muhammed'e İman etmelerini O'nun dininin Hak din olduğunu daima söylemiş: lihikmetin o günkü Sandid-i Kureyş'e karşı Lisan-ı Resmi ile İslam olduğunu belli etmemiştir.. Esasen Amm-ı Nebi Ebutalip Hazretleri lisan-ı resmi ile İslamiyetini izhar etmiş olsaydı; Hazret-i Peygamber'in artık Mekkede oturmak imkanı kalmayacaktı. nitekim Hazreti EButalip Alem-i Camele teşrif ettikten sonra Sanadid-i kureyş, Resulüllah'a Karşı ezalarına dahada şiddetlendirmişler, O, Beşeriyeth Fahr-i Ebedisine yolada tecavuzlara başlamışlar üzerien topraklar serpmişler, çirkinlikler yapmışlardı. Hatta Hazreti Resulüllah Muhterem evladını üzerine temizlerken O Maşuk-ı Huda'nın gözleri yaşla dolarak: "-Yavrum Amcam Ebutalib'in sağlığından müşrikelr bana bu kadar tecavuz edmezlerdi" buyurmuşlardır. Ve nihayet Habibullaha hiçret emri gelmiştir. Fakat Hazreti Ebutalibin Halet-i ihtizarında Hazret-i Nebi'yi Cenabı Abbasa ve bütün Kureyşe ısmarladığı zaman Söylediği şu sözler onun imanı'nı İlandan başka bir şey olmadığını ispat etmişdir: "Muhammed'din getirdiği İslam dini kalbin kabul edeceği bir şeydir. Kendisi Kat'iyyen yalan söylememişdir. ve söylemezO2nu inkar etse etse ancak lisan edebilir. Ve ben yakinen görüyorum ki Muhammed'i tanımayan başlar zelil ve hakir olacaklardır." Şimdi: İman Hadd-i zatında bir Keyfiyet-i Maneviyye olduğuna göre. Hazreti Ebutalib'den sadır olan bir kadar parlak bu adkar samimi cümleler, hala O'nun imanınan delalet etmez mi acaba ? Hal böyle iken yani bütün Hanaden-ı nübüvvet, Hazreti Ebutalibin İman ile gittiğine Kaail oldukları ve hadisat da onun Resul-i zişana karşı olan vefasını, fedakarlığını ve imanını isbat ettiği halde. İşin hakikatine iyi bir nazalar bakamayanlar, hazreti Ebutalibin haşsa Küfrine kaail olmuşlardır.. bu Çok açı bir vaziyetdir. sonra bunlar: "Ehl-i Sünnet de onun küfrüne kaaildir" derler de Ehl-i Sünnete iftiara ederler. Bir defa Ehl-i Sünnet kime denir bunu izaha çalışalım : Ehl-i Sünnet diye : ALlahın Farziyyatına boyun kesen, Kitabullah'ı Sertac-ı ibtihaç yapan, Hazreti Resulüllah'ın sünnetinini başına adam toplayarak İhya eden canlandıran ve Hatır-ı Muhammedi'yi Hoşnud etmeklik Kudretine malik olan kimseye denir demek ki Ehl-i Sünnet olmaklık illa Fahr-i Alemin'in sevgili babası Şefkatli validlerinin ve Muhterem amcalarının Küfr ile gitdiğigine iddia etmek manasına gelmiyormuş Resulüllah'ın sevdiği bu Zevat-ı aliyi İlla tekfir etmektle Hatır-ı Muhammedi Tatyip mi edilecektir. Bu ne soğuk bir imandır . Ebucehil gibi En muannid en hain İslam'ın en katı düşmanı olan bir adamın oğlu olan İkreme dahi islam olunca, Eshab-ı Basafa Ebucehl'in Fenalığını Gözlerinin önünen Getirerek İkreme'ye manalı manalı bakrlarken: "-Benim hatırım için İkreme'ye Babasının küfründen bahsetmeyin Gücüne gider" diye Nezaket-i Muhammedisini İlan eden Beşeriyetn Fahr-i Ebedisinin şU cümlesinden de mi Hisse alınmaz ? Yine bunlar: inneke la tehdiy men ahbete.." Ayet-i celilesinin de inceliğini anlamadan: "Sen sevdiğini Hidayete sevk edemezsin" diye Ayet-i Celileye Ulu orta mana vermeye kalkarak Hatır-ı Muhammedi'yı rencide etmişlerdir. Buradaki İncelik şudur Habibim (min Haysü't-teessür) sen istediğini Hidayete sevk etmeye çalışma. Fakat (min haysü't-te'sir) elbette hidayete sen sevk edeceksin. Senin Şanına teessür sıfatı yakışmaz. Sen te'sir Sıfatının Sahibisin. Senin Suretile değil. Hakikatinle Her arzun olur ve Hidayetin Menbaı sensin, Sen Suret-i Hissiyenle değil Suret-i maneviyyenler Her istediğini Yaparsın." Nitekim Ömer meydandadır. "Ya Rab ! ÖMer ile İslamı aziz et" diye Resül-i Zişan rabbisine Niyaz eder etmez. Re's-i Saadet-i Muhammedi'yi almaya gelen Ömer Bir an içinde Pute-i Nebide Eriyerek Kesafetini Letafete Zulmetini Nura İnkılap ettirdi de Şeriatın Emniyet Bakanı oldu Cenabı Hak nasıl "Elhamdü lillahi rabbil'alemiyn.." diye kendi rbububiyetini Mutlak i'lan etmişse, Habibibin rahmetini de "Ve ma erselnaka illa rahmeten lil'alemin diye öylece Mutlak i'lan etmiştir. Binaenlayh Cenabı Resulüllah'ın iki Cephesi vardır. Bir cephesi Hakka nazır olan cephedir ki, O cphesine (Cephe-i Vilayet), biride Halka nazır olan Cephedir ki O cephesine de : (Cephe-i Nübüvvet) denir İşte Resulüllah'ın Cephe-i vilayetinde olmaz, olmaz. Bilmediğide bulunmaz. Cebhe-i Nübüvvetinde ise Muhatabbın kabiliyetine göre muamelede bulunulur. ...... Hazret-i Ebutalibin vefatından resul-i zişan ağlayarak Ahiret meraşimini, techiz ve tekfinini yapmış, Cenazeyi Bizzat teşyi ederken de: "-Muhterem amcacağım sen bana karşı Sıla-i rahimi yerine getirdin. benim Hakkımda her fedakarlığı yaptın. Allahta sana rahmetiyle karşılasın" diye dua etmişdir. Şimdi edebe Muvafık mıdır ki: "Hayır Resulüllahın duası da kabul olmadı. Ebutalip illa küfür ile gittié demek ? Bu sadece gayet soğukl bir düşünce ve gayet zevksiz bir imandır. Sonra Şuda bilinsin ki: Cenab-ı Fahr-i Alem'in hiö bir arzusu derga-hı Uluıhiyette reddolunmaz. Bazan arzu-i Nebisini değiştirdiği olmuştur ki oda Murad-ı İlahinin kendi arzusuna daha hoş gelmesininden dolayıdır. Yoksa reddolunmuş değildir. Evet aşık ile maşuka rasından bazen öyle incelikler Öyle nazlar öyle niyazlar olur ki: Onlardan ancak Ehl-i Aaşk ve sahib-i İrfan olan bir Fayz-i manevi alabilir. Buna daha canlı bir misal verilebilir: Tevbe 80 ayeti kerimesi nazil olunca Hazreti Nebi. Eshab-i Basafasını toplayarak Tebessümle şöyle buyurmuşlardır: "-Rabbim beniistiğfar etmekliğim ile etmemekliğim arasında muhtar kıldı. Ben İstiğfarı ihtiyar edeceğim. " Yetmiş defada istiğfar etsen mağfiret etmeyceğim" buyurdu. "Ben yetmişten fazla edeceğim ve onları mağfiret ettireceğim." bundan dolayı Kitabullah!ın inceliklerini yİne o Kitabının Öğretmeni olan Cenab-ı Nebi bilir Netice olarak söyleyelim ki: tarafı ilahinden Ahzab 45-46 ayet-i celilesiyle Bütün mevcudata takdim edilen yani "sen bize şahid sana şahid olarak kamet-i mevzununa, Nübüvvet-i meknununa, Envar-ı Rububiyetimin hıl'atini giydirdim. Binaenlayh Kim ki çeşm-i basiretle sana nazar ederse Beni görür hakikatde Nur-ı vucudunu müşahade edenler beni müşahade ederler" diye mevcudtata tenezüllen gönderilen. (men renaiy fekad reel hak) fermanınını sahibi bulunan. aşıkan-ı Huda'nın beşiri. Haktan gafil olan mahcubinin naziri, "Senin nurun benim pertev-i nur-i zatımdır, ancak senin nurunla bana vasıl olunacak" diye beyan buyurulan ve bütün mevcudatı senin için, senide Zat-ı Uluhiyetim İçin halk etdim" diye İnd-i Süphanide rütbe alan Nebiyy-i Muazzam hakkında. "O'da haideyet edemezé diye dil uzatmak çok küçüklüktğür." Hem Zat-ı Nebin kapısı gayet edeb ve saygı ile çalınmalıdır. Yoksa Hüsran_ı ebedi gayyasını yuvarlanı verilir. Sonra Şu ayeti kerimeyide unutmamak lazımdır. Ahzab 57 : Allah'a ve Resulüne eza eden kimselere dünyada ve ahiretde Allah'ın laneti olsun. O halde Resul-i Zişanın Şefkatli annesi muhterem babası ve bütün hayatını O'nun uğrunda feda etmiş olan Sevgilisi amcası hakkında "Küfür ile gitmişdir" diye iddia etmkten daha büyük bir eza tasavvur edilebilir mi? Esasen Fahr-i alemin geçtiği kanaldan Küfür tasavvurur Mahz- dalaldir.. Müşrikler pisliktir.. ayeti celisi var.. Resulüllahın geldiği kanal pis olur mu ? böyle düşünmek mahz-ı dalaldir İşte Cenabı Nebi Muhterem amcalarının vefatı ile Kureyşlilerin azabından çok bizar oluyor, hayatı her an tehliye giriyordu. Çünkü Kureyş İslamı mahvetmek için Hayat-ı Nebi'ye Nihayet vermeyei Çok eskiden kararlaştırmışlardı. hele Kavmin reisi olan Ebutalib de Alem-i cemale teşrif edince Kureyş için bu iş daha kolaylaşmıştdı. Hazreti Resul-i Ekrem bir gün kölesi Zeyd ibni Harise'yi alarak: beni bekir ibni Vail kabilesini dine davate gitti. Kabile davete icabet etmediği gibi Hazret-i Resul-i EKreme yer bile vermediler Oradan Kahtan kabilesine gittiler. Onlar da Sosra-i İlahinin kıymetini bilmedileri. arka çevirdiler. Nihayet Taif'e gittiler. Sakif kabilesinin ayan ve eşrafını İslama davet ettiler. Sakifler de İman gelmedikleri gibi, O Nebiyy-i Zişan'ı taşa tutup en ağır hakaretler yaptılar. Mahbub-i Huda'nın Mübarek bacakları kan içinde bıraktılar. Hazret-i Zyed ise Ceneb-ı Peygamber' atılan taşlasa Vucudunu siper yapıyor, yaralanıyordu. İşte Cenab-ı Fahr-i Alem'in Secaatine ve tevekkülüne şu hadise gayet canlı bir Misaldir. Zira Nufuzdan mahrum bir köle ile beni Sakif'i dine davet etmek Ölüme gitmek demektdir. Bütün dünya kendisine cephe alıp Hısımlarında hasım olduğu bir zamanda "La ilehe illah" davasını tebliğ için Resulüllah'ın maddi hiç bir kuvveti yokdu. Ne muazzm bir ordusu, Ne geniş bir kasası, ne de muazzam bir masası vardı. Yalnız var idi ? O an için Gözün görmediği Emr-i ilahi ve Avn-i Rabbani. Hainler: " Sana Risalet veren zat. sana niye yardım etmiyor ? kendine yardım ettirmek için niçün böyle kabile kaile dolaştırıyor ? diye kalb-i Nebi'yi rencide ediyorlardı. Nefsinin Hayrını ayaklar altına alıp beşeriyeti Üçretsiz külfetsiz zulmetten nura çıkarmaya çalışan Cenab-ı Nebi halini Allaha arz ederek Mekkeye döndü. Yolun Yüksek bir tepesinde Rebia oğlulları Utbe ve Şeybe'nın Köşkleri ve Bağları vardı. Onlar Resulüllaha yapılan tecavuzları o yüksek tepeden seurediyorlardı. Fahr-i Alem, Beni Sakif'in tecavıuzlarından çekilip yorgun bir halde ilerlerken bu bağın içine girdi, bir ağaçın gölgesinde oturdu. Allah'a ve Resulüne İlan-ı harp edenlerin halinini düşünüyordu. Biraz sonra Mübarek ellerini kaldırarark: "-Ey serair ve zamair ü Hafayaya muttali Olan yegane Halkım ! "Kalk da sana iman etmeyenleri inzar et, Rabbinin azamet ve kibriyasınıdan bahseti tebliğğin ahkamınıa kıyam et. Allah'ın uluvv ü şanını, Rahmet ü ihsanını halka anlat, İnzarın tebliğinden ale'l-tamim Rububiyet-i Kibriyama İtinad et" diye emreden Mabudum! Havl ü Kuvvet ancan senin olan Allah'ım! Dergahına Şikayetim var: Mutlak za'f u kuvvetden, halk içindeki mezelletden sana sığınıyorum. Feryadım var. Erhame'rrahımiyn'sin. İmdad diyorum. Her zaifin imdadına yetişen Her kavi cebbarı tepeleyen sensin. Benim allahımsın. Beni Kime terk ediyorsun ? Beni senden yüz çevirenlerin eline mi bırakıyorsun ? Beni gördüğü vakit Çin-i cebin gösteren hakaretle karşılayan bir düşmana mı tevkil ediyorsun ? Ya Rab ! senin gadabın benim üzerime vakı değilse benim için korku yoktur. Senin efvın çok geniştir. En kesif zulmetleri aydınlatan Cemal-i ilahin'in nuruna sığınıyorum" dedi ve secdeye kapandı.. utbe ve Şeybe köşklerinden Resülllah'ın bu münacatını işitiyormardı. Karabet hisleri kabardı. Şeybe kalktı. Bir tabak Üzüm doldurdu ve Kölesi Addas'ı çağırarark: "-Bağın köşesinde, ağaçın altından Münacaatta bulunan zata bunu götür , ikram et" dedi Addas üzüm tabağını hurmetle Cenab-ı Nebinin önüne koydu ve rağbet etmelerini niyaz etti. Resul-i Ekrem: "Bismillahirrahmanirrahim" diyerek Mübarek parmakları ile üzümü koparıp Tenavül ederken. Addas'ın kalbindeki nur-ı İman fitili parlıyor, Vech-i Pak-i Nebi'yi Kamal-i Aşk ile temaşa ediyordu.. Niahyet dayanmayarak "-Allah'a yemin ederim ki bu söylediğiniz kelamı bu diyarda hiç kimseden işitmedim" dedi Hazret-i Fahri Alem: "-Kimsiniz ve hangi diyardansınız" diye sordular Addas "-Gulam-ı Nasaraniyim ve Ninva'danım" diye cevap verdi Cenabı peygamber "-Ey salih kul ! Yunus peygamberin hemşiresi imişsin" buyurdular Addas "-Siz Hazret-i Yunusu Nerden biliyorsunuz ? Cenabı Nebi : "-O benim Biraderimdir, O da bir peygamberdir, Bende bir peygamberim." Addas "-Sizin namınız nedir ?" Hazret-i Fahr-i Alem "-Benim namım Muhammeddir Addas "-ben sizin vasfınızı incilde okumuş Risaletinizin atvsilatına Tevratta görmüşüm. Cenabı hak sizi Mekkeye göndereceğini Ehl-i Mekkenin ise size İnkıyad etmeyip aralarındaın çıkaracaklarını, fajat Cenabı hakkın size nusrat edeceğini ve akıbet Mekke'yi feth edeceğinizi, dininizin azametini Bütün aleme Ün vereceğini işitmiştim. ben de sizin derdinizle yanmış, senelerce sizi intizar etmişimdir. Şimdi bu bana Allah'ın ne büyük ikramıdır. O'nun hakkını nasıl ödeyeceğim. "-ve: "La ilahe illlah Muhammedün resulüllah" cümle-i celilerini söylerek "Beni daire-i Muhammedinize alınır" diye Resul-i Zişsan'nın Mübarek Kadem-i saadetlerine kapandı. Gubar-ı Kademi Arş'ın başıan taç olan Re's-i saadeti Muhammedi'yi ve "yedullahi fevka eydiyhim.." Emri süphanisine mazhar olan Mübarek ellerini öpmeye başladı. Böylece Addas bir an içinde Hükümet-i Rabbani'in en byük rutbelerinden birine nail oldu. Addas'ın bu halini Utbe ve Şeybe karşıdan seyrediyorlardı, Utbe ve Şeybe'ye "-Eyvah Görüyormusun ? Muhammed (Aleyhissalatü Vesselam) senin köleni ifsad edip yoldan çıkardı" dedi Addas efendilerinin yanıan dönünce sordular "-Muhammed sana ne yaptı ve ne söyledi de sen O'nun eline ayağına sarıldın ?" "-O Zat-ı Zişan bana bir şeydan haber verdi ki, O ancak Enbiyanın şanına yakışır "dedi Utbe ve Şeybe Addas'a : "-Eyvah Muhammed seni de aldattı ve nihayet dininden çıkardı desene" dedileri Addas: "-Aman o zata iftira etmeyin. mahrum olursunuz İyi biliniz ki mevcudat içinde O'ndan efdal kimse yoktur. Saadet onun izini takip edendir" dedi İşte zahired Köle, fakat hakikatte gecesiz gündüzsüz aleme sultan olan Addas Şeybe ve Utbe'ye böyle cevap veriyordu.. |
sn. Ferrari her zamanki gibi fetiş yapmışsınız. bir hadisin son bölümü. “Ey kardeşimin oğlu! Kavminden ne
istiyorsun?” dedi. Kâinatın Efendisi “Kendilerinden bir kelime istiyorum. Eğer söylerlerse, bütün Araplar o kelime sayesinde kendilerine uyacak, bütün acem o kelime sayesinde onlara cizye ödeyecek.” dedi. Ebû Talib atılarak: “Yani tek bir kelime mi?” diye sordu. Efendimiz: “Evet, amcacığım tek bir kelime. “Lâ ilâhe illallah” diyecekler.” Sad, 38/1–8. Tirmizî, Tefsir, Sa’d (3230) Evet tek kelime muhammed için çok önemli tabiki GÜÇ ve PARA demekti, müslümanlıkta müthiş bir güç patlaması olacaktı yüzbinlerce yeni üye katılacak ve islam bir anda şaha kalkacak ve muhammet komplexli kibirini tatmin etmiş olacaktı, ama beceremedi yıkıldı, (benim kalbini mühürlediğimi sen hidayete erdiremezsin) ayetini Patlattı aynı ebu cehile yaptığı gibi. Ama siz SAİTİZM ci nurcular, kitabınızı değiştirdiğiniz gibi ebu talibi bile müslüman yaptınız. O meşhur kelimeniz her şeyi hallediyor değilmi. TANRI nız bu kadar ucuzmu. Ebu talip bile inandığı tanrısını satmamış. Esenkal. |
Sergenci sen git kendini gıdıkla
İlk önce bu yazıyı 10 defa oku ondan sonra.. ne diyceksen söyle seni dinliyim..Şu andaki sözlerin beni enterase etmiyor |
işte bu kadar, sn ferrari sizi tahminen 3 yıldır tanırım hep gıdıklanıyorsun hep fiyasko..) esenkal.
|
ülen yalancı ferrari sana ait olmayan yalanlarla dolu malayağni hikayeyi sanki ebu talible ilgili belge yayınlamışsın gibi on defa okumayı tavsiye ediyorsun .
basit soru şu muhammed amcasına peygamber olduğunu yedirrmişmi yedirmemişmi? hikayeyi uatma evctmi hayırmı |
tüpsüz ferrari bunları yazan islami site
Ebu Talib’in diriltilmesi Sual: Hazret-i Ali’nin babası ve Resulullahın amcası Ebu Talib, imansız mı öldü? CEVAP Evet imansız ölmüştür. Bu husustaki hadis-i şerifin meali şöyledir: (Cehennemde en hafif azap Ebu Talib’e yapılır. Ayaklarında ateşten iki nalın olacak, bunların sıcaklığından beyni kaynayacaktır.) [Müslim] Bu hadis-i şerif, Ebu Talib'in diriltilip iman etmesinden sonra, İmam-ı Kurtubi ve İmam-ı süyuti hazretlerinin bildirdiği (Amcam Ebu Talib, diriltildi ve iman etti) mealindeki hadis-i şerif ile nesh edilmiştir. Ebu Talib’in diriltilerek iman ettiğini bildiren hadis-i şerif Kurtubi’den naklen İbni Hacer-i Mekki hazretlerinin Nimet-ül-kübra kitabında da yazılıdır. Ebu Talibin diriltilerek iman ettiği Şifa-i şerif şerhinde de vardır. İmam-ı Süyuti hazretleri, Ebu Talib’in imanlı olduğunu ispat eden kıymetli bir kitap yazarak, 12 hadis âliminden de delil getirmiştir. (Mirat-ül harameyn s.1096-1112) Sana kimse dokunamaz İslamiyet kuvvetlendikçe müşriklerin düşmanlıkları arttı. Fakat Ebu Talib’den korktukları için bir zarar yapamıyorlardı. Müşrikler, Ebu Talib’e gelip "Ya yeğenini bize teslim et, yahut putlarımıza hakaret etmesin" dediler. Ebu Talib, müşriklerin arzusunu yeğenine bildirdi. Resulullah kabul etmedi. Ebu Talib, "Ey oğul sen vazifeni yap, ben hayatta olduğum müddetçe kimse sana dokunamaz" dedi. Müşrikler Ebu Talib’den çekindikleri için, Resulullaha bir şey yapamadılar. Fakat, Beni Haşimle her türlü alakayı kesip bir de ahdname yazarak Kâbe’nin duvarına astılar. Münasebet kesme [boykot] uzun sürdüğünden, Beni Haşim taraftarları perişan oldular. Ebu Talib, Resulullahı korumada çok titizdi. Her gece kılıcı ile Peygamberimizin evinin etrafında sabaha kadar dolaşırdı. Peygamber efendimiz (Cebrail geldi. Müşriklerin astığı ahdnamedeki yazıları bir güvenin yediğini bildirdi) buyurdu. Bunun üzerine Ebu Talib, "Senin mabudun haktır. Sen doğru söylersin" diyerek müşriklerin yanına gitti. "Yeğenimin Rabbi, bir böcek gönderip ahdnamenizdeki yazıların hepsini telef etmiş. Yalnız Allah ismini bırakmış" dedi. Müşrikler alaylı bir şekilde gülünce, Ebu Talib, "Eğer o sözünde yalancı ise, onu size teslim edeceğim. Eğer doğru çıkarsa düşmanlığı bırakın" dedi. Razı oldular. Gidip bakınca Allah ismi hariç, diğer yazıların yok olduğu görüldü. Müşrikler mahcup oldu.) Yeğenime tâbi olun Medaric-ün-nübüvvede diyor ki: (Ebu Talib, hasta olunca, ziyaretine gelenlere dedi ki: "Kâbe’ye hürmet edin, sıla-i rahmi bırakmayın, zayıflara yardım edin, fakirlere ihsan edin, emanete riayet edin, yeğenim Muhammed’e tâbi olun! O Arabın eminidir. Sözünde sadıktır. Davet ettiği şeyi akıl da kabul eder. Arabın, Acemin onu tasdik edip ona teslim olacağına inanıyorum. Ona yaklaşın, mal ve canınızla yardım edin!" Ebu Talib, ölüm döşeğinde iken, Resulullah yanına gelip (İman et) buyurdu. Ebu Talib "Ey yeğenim, söylediğinin iyilik olduğunu biliyorum. Lakin ölüm korkusu ile imana geldi denilmesinden çekiniyorum" dedi. Öleceği zaman bir şey söyledi. Fakat hâlsiz olup sesi yavaş çıktığından herkes işitemedi. Yakınında bulunan Hazret-i Abbas (Kardeşim iman etti) dedi. Fakat Peygamber efendimiz (Ben işitmedim) buyurdu." http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=3163 |
sayın Özgür_baş
Hazreti Ebutalibin Halet-i ihtizarında Hazret-i Nebi'yi Cenabı Abbasa ve bütün Kureyşe ısmarladığı zaman Söylediği şu sözler onun imanı'nı İlandan başka bir şey olmadığını ispat etmişdir: "Muhammed'din getirdiği İslam dini kalbin kabul edeceği bir şeydir. Kendisi Kat'iyyen yalan söylememişdir. ve söylemez O'nu inkar etse etse ancak lisan edebilir. Ve ben yakinen görüyorum ki Muhammed'i tanımayan başlar zelil ve hakir olacaklardır." Şimdi: İman Hadd-i zatında bir Keyfiyet-i Maneviyye olduğuna göre. Hazreti Ebutalib'den sadır olan bir kadar parlak bu kadar samimi cümleler, hala O'nun imanınan delalet etmez mi acaba ? yani para ile imanın kimde olduğu belli olmaz derler bir adam eşhedu enne Muhammedün resullah der.. yine can yakar eşhedu en la ilahe illah ve eşhedu enne muhammed resülüllah der.. yine paçalar atar.. İman haddi zatında bir Keyfiyeti manevyedir.. ağız ile söylene söz değildir.. Esasen Amm-ı Nebi Ebutalip Hazretleri lisan-ı resmi ile İslamiyetini izhar etmiş olsaydı; Hazret-i Peygamber'in artık Mekkede oturmak imkanı kalmayacaktı. onun için Sandid-i Kureyş'e karşı Lisan-ı Resmi ile İslam olduğunu belli etmemiştir. verdiğin hadisler dediklerinde uydurmadır... Hazret-i Ebutalibin vefatından resul-i zişan ağlayarak Ahiret meraşimini, techiz ve tekfinini yapmış, Cenazeyi Bizzat teşyi ederken de: "-Muhterem amcacağım sen bana karşı Sıla-i rahimi yerine getirdin. benim Hakkımda her fedakarlığı yaptın. Allahta sana rahmetiyle karşılasın" diye dua etmişdir. Şimdi edebe Muvafık mıdır ki: "Hayır Resulüllahın duası da kabul olmadı. Ebutalip illa küfür ile gittié demek ? Bu sadece gayet soğukl bir düşünce ve gayet zevksiz bir imandır. |
Ebu Talip neden müslüman olmadı -> sosyal statüsünden dolayı,
Onca zaman yaşamış ve bir gün yeğeni Peygamber olmuş ve yeni bir dinle karşısına çıkmış,velhasıl sosyal statüsünü muhafaza etmekti niyeti. Bu sayfaları gözden geçirince şunu düşündüm, Ebu Talib'in müslüman olup olmaması beni çokça ilgilendirmiyor, amcasının müslüman olup olmaması,Peygamberin sorunuydu. Bundan ne gibi sonuçlar çıkarır kendine,ona bakmak lazım. |
Hazreti ebutalib nasıl bir adammış ki Yiğenin tek başına açmış olduğu La ilahe illalah davasının asırlarca süreceğini dinin azametinin bütün dünyayı ün vereceğini Görmüş
"...... Muhammede inanmayan başlar zelil ve hakir olacak" demiş hazreti ebutalip resmen İslam olduğunu söylemiş olsaydı. çok sevdiği Yiğeni Hazreti Muhammedi Mekke'de kalamaycaktı.. bu kadar basit.. |
ülen ferrari matruşka gibi bir adamsın ne söylersen söyle önce muhammedi ve yandaşlarını hacıyatmaz gibi ayakta tutuyorsun kendi yalanlarına kendin inanıyormusun.
yok hadisler şöyle uydurma sanki seninkiler uydurma değil ebu talibin müslüman olduğunu bir tek sen biliyorsun. adam yeğeninin sahtekar olduğunun farkında. sen şimdi utanmasan annesiyle babasıda müslüman olup öldü dersin. ferrari sende bilgi namusu yok. önce onu idrak et sonra martaval at nisa 34 kılıf bulamamışsın. senin gibi islam alimi geçinen kılıfçılar şöyle demişler hafifçe dövün bu nasıl olacaksa |
Alıntı:
|
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 20:40 . |