Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Politika (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=21)
-   -   UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu.. (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5052)

Subat 24-10-2007 14:08

UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
1. emperyalist paylaşım savaşı sırasında sömürge ülkelere bağımsıklarını tanıyacağını belirten sömürgeci ülkeler, bir şart koşmuşlardır. Bu şart emperyalist savaş sırasında kendilerini desteklemeleridir. Ancak burjuvazi herşeyde olduğu gibi bu sözünde de durmamış ve sömürge ülkelere bağımsızlıklarını tanımamıştır. Bir çok ülkede patlak veren ulusal ayaklanmalar, burjuvazi tarafından yedeklenmek istenmiş çoğunda başarılı olunmuştur. Bolşevik partisi önderi Lenin, burjuvazinin bu sözünü tutmayacağını belirterek, koşulsuz ayrılma hakkının tanınmasını şart koşmuştur. Başlarda her ulusal harekete destek verilmesi gerekdiğini belirten Lenin, daha sonraları ulusal harekete önderlik eden ulusal burjuvazinin kendi çıkarları doğrultusunda ezen ulus burjuvazisi ile anlaşabileceğini belirtip, bu koşulun desteklenmesini şartlandırmıştır. (*)
Ancak hiç bir şekilde ulusların kaderlerini belirleme hakkı savunulamaz değildir. Her koşulda ulusal hareketler savunulur ancak destekler şartlandırılmıştır.
Bu şartlar toplam olarak şöyledir.
-Ulusal hareketin işçi ve emekçi tabakalarına dayanması ve işçi ve emekçilerin önderlik etmesi,
-Ayrılma hakkı da dahil, hiç bir baskı ve zor altında olmadan çoğunluğun kararıyla verilmesi,
-Komünistlere serbest propaganda ve ajitasyon hakkının sağlanması
-Komünistlerin örgütlenme hakkının engellenmemesi

İşte bu koşullar sağlandığı vakit komünistler ulusal hareketlere destek verirler. Ancak bu koşullar sağlanmazsa destek verilmez. Destek verilmemesi durumunda bile ulusların kaderini belirleme hakkı meşrudur ve savunulmak zorundadır. Bu hak savunulmadığı sürece komünistler, burjuvazinin 1. emperyalist paylaşım savaşı sırasındaki oyununun aynısını sergilemiş olacaktır.

Türkiyede kürt ulusal hareketinin durumu:
Yukarıda belirlenen hiç bir koşul kürt ulusal hareketi için geçerli değildir. PKK'nin gerçekleştirdiği sosyalist cinayetlerin temelinde örgütlenme ve propaganda çalışmalarının engellenmesi vardır. Ulusal hareketin en büyük destekleyicisi ise kürt burjuvazisidir. Görüldüğü gibi komünistlerin kürt ulusal hareketinin temsilcisi olan PKK'yi desteklemesi olanak dahili içinde değildir. Ancak komünistler ulusların kaderlerini belirleme haklarını koşulsuz savunurlar. Bu savunu ulusal farklılıklara göre değil, komünistlerin ilkeleri bakımından savunulmak zorundadır.
90'a yakın kapitalist ülke varken, türkiye kendi başına yarı emperyalist ve yarı sömürge iken, içerisinde bir çok feodal bağı barındırıyorken, aynı nitelikleri taşıyacak olan bir kürdistan'ın kurulması hiç bir bakımdan sorun teşkil etmemektedir. Bugün kürtlerin ayrı devlet kurmasına karşı çıkanlar, türki devletlere de karşı çıkmalıdırlar! Arasında nitelik olarak hiç bir fark yoktur.


not: Pante'nin tartışmak istemesi üzerine bu konu açılmıştır.
Benzer bir konu daha önce açılmışsa birleştirilmesini talep ediyorum.


(*) Komünstern'in ikinci kongresine katılan ROY, kongre öncesi Lenin ile mektuplaşarak her ulusal harekete destek verilmemesi gerektiği görüşünü belirtmiştir. Ulusal hareketlerin burjuvaziye yedeklendiğini ve burjuva hareketlerin komünist unsurları yok edeceğini, gerektiğinde ise ezen ulus burjuvazisi ile anlaşabileceğini belirtmiştir. Bu görüşe hak veren Lenin, 2. kongre sırasında bu görüşü savunmuş ve kongrede maddeleşmiştir

<strong>SİLİNEN</strong> 24-10-2007 16:13

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
komünistler ulusların kaderlerini belirleme haklarını koşulsuz savunurlar. Bu savunu ulusal farklılıklara göre değil, komünistlerin ilkeleri bakımından savunulmak zorundadır.

Savunun savunun. Ulusların kendi kaderini tayin hakkını savunun.
Zaten artık proleterya diktatörlüğünü savunacak bir haliniz kalmadı, herkes anladı ne mal olduğunu komünizmin de bifiil proleterler tarafından yerle yeksan edildi komünizm de sizlere de böyle Stalinizmin artığı bir iki teori kaldı o *da günün mana ve önemine göre istediğiniz gibi evirip çevirip Türkiye'ye karşı emperyalizmin hizmetine sokup en azından bir süre daha emperyalist hedeflere yol göstericiliği yapacağınız.

Ulusların kendi kaderini tayin hakkını mı savunuyorsunuz.
O zaman bu Stalin artığı hak/hukuk söylemlerini başka ülkelere atfen düşünmek zorundasınız.
Çünkü Türkiye'de "uluslar" yok tek bir ulus var belki bilmiyorsunuz ama o ulusa da TÜRK ULUSU
denir.

Ayrıca müteadit defalar söylediğim gibi "egemenlik" ayrıdır "hak/hukuk" ayrıdır.
Egemenlik kimseye bu onun hakkıdır diye verilmez, egemenlik güç ile alınır.
Yani kürtçülük mü yapacaksınız?
O zaman "kürtlerin" kendi kaderini tayin hakkı için sonu belli bir savaşa girmeniz gerekecek.
Çünkü,
Türk, vatanının bir karış toprağını bile 7 düvel biraraya gelse bile kimseye vermez.
Bitti canlarım artık Osmanlıcılık oynamıyoruz biz.
Biz hakka hukuka değil VATANA bakarız.
Son cümlem de şöyle olsun konuyla tam göbekten ilintili olarak:

Türkiye Türklerindir.

pante 24-10-2007 16:39

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Namık;
Herhalde devam edeceksin.
Birkaç paragrafla birşeyler kanıtladığını düşünmüyorsun sanırım.
Örneğin, sosyalizmde ulusalcılığın yeri nedir? Ulusalcılara bakış açısı nedir?
Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı verilir mi alınır mı?
Örnekleri nelerdir? Sovyetler Birliğinde bu nasıl uygulanmıştır?
Kararın üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen devrimlere ve sosyalizme yararları ne olmuştur?
Lenin, bu kapsamda Türkiye'yi nereye oturtmuş, ne düşünmüştür?
Stalin'in ukkth hakkındaki düşüncesi ve uygulamaları nelerdir?
Sovyetler Birliğinde resmi dil neydi? Neden?
1905-1920 arasında çok tartışılan ukkth düşüncesi, sonraki yıllarda dejenere olmuş ve yararı görülmeyip, emperyalizmin ekmeğine yağ sürdüğü düşüncesiyle uygulamada pasifize edilmiş midir?
Sosyalist ülkeler için ukkth gerekli midir? Uygulama örnekleri var mıdır?
Ezilen ulus-ezen ulus bağlamında Türklerin ve Kürtlerin durumu nedir?
Ukkth konusuna sosyalistler dışında ulusların ve kuruluşların yaklaşımı nedir?
BM, ABD, AB bu konuda ne karar almış, ne yapmış?


Bu konular detaylı incelenmeden bir tanımla Kürtlere Kürdistan hakkı vermek bu kadar basit mi?

<strong>SİLİNEN</strong> 24-10-2007 17:02

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Ezilen ulus-ezen ulus bağlamında Türklerin ve Kürtlerin durumu nedir? pante

Türk ve kürt diye iki ayrı ulus yok pante.
Aynı Türk-laz olmaması gibi.
Sadece Türk ulusu var.
Etnisite ile ulus ayrı ayrı ele alınır.
Çorba yapmayalım.

gercekisim 24-10-2007 17:04

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
"komünistler ulusların kaderlerini belirleme haklarını koşulsuz savunurlar"

İyi ne yapalım savunurlarsa?ben kominist değilim ama ulusların kaderlerini belirleme haklarını koşulsuz savunanlara da lafım yok ve kendisini ayrı bir ulus olarak görenlerin bu istekleri kendi bilecekleri iştir..neticede herkes kendi kaderini belirliyorsa onlar da belirlesinler ama sonra ortaya çıkıp ta KARA BAHTIM;KEM TALİHİM diye ağlamasınlar !

Pelikan'ın da belirttiği gibi egemenlik güç ile alınır ve bunu yapmaya çalışırsan sonuçlarına da katlanırsın ! o zaman da kaderini belirlemiş olursun zaten.hadi kaderini belirle ...


bir de fıkra vardı onu da bu konuya çok uygun gördüm yazayım bari :)


Birgün bir kargayla bir adam uçağa binerler ve seyahat esnasında karga, ikidebir düğmeye basarak hostesi çağırır,hostes gelir-gider her seferinde ne vardı diye sorunca karga
---hiiiç ib**lik olsun diye çağırdım der.
hostes çok sinirlenir ama ya sabır çekip gider.
karga adama ,
---kardeş sende yapsana aynı şeyi ,çok eğlenceli oluyor der.
adam tamam der ve aynı şeyi birkaç kez tekrar eder..
hostes artık dayanamaz ve durumu pilota anlatır
pilot hostesin anlattıklarını duyunca hemen ikisini de uçaktan aşağı atar.
karga uçmaya başlar ve hızla aşağı düşmeye başlayan adama yaklaşıp,
---kardeş uçma biliyor musun der?
adam tabi çaresizce
---hayır der...
karga hemen cevabı yapıştırır.
---o zaman niye ib**lik yapıyorsun .

Sakın ha birileri kendisini muhatap aldığımı zannetmesin benimle aynı görüşü paylaşanlarla muhabbet olsun diye yazdım :)

Daha evvel İran ve Irak içinde ayaklanma çıkaran ve emperyalist devletleri kendi arkalarına alan ya da öyle olduğunu zannedenlere "Kılavuzu karga olanın burnu b...ktan kurtulmazmış" sözünü de hatırlatmak uygun olur.

pante 24-10-2007 17:06

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Bay Pipo *:) *benim yazımda soru var?
Kürtlerin ulus olduğunu söyleyen bir ifade yok.
Yanıtlarken itham ederek yanıt vermeyelim. *:evil:

<strong>SİLİNEN</strong> 24-10-2007 17:15

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
İtham etmek mi? Komik olma. Bilgi notu düşmüşüm :)

sargon 24-10-2007 17:21

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Yahu Pelikan sana ne oluyor. Sen bu isten hic anlamazsin ki, niye maydanoz oluyosun konuya. Hadi Pante zamaninda biseyler okumus, biseyler yapmis, hala sosyalistim falan diyor. Gerci bana gore sosyalist degildir ama onun yine de tartisma alani. Sen ne sosyalizmi bilirsin, ne de sosyalist falan olmuslugun var. Birak konuyu muhataplari tartissin.

<strong>SİLİNEN</strong> 24-10-2007 17:25

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Şimdi pkk eylemlerini artırınca bir anda bu UKKTH gündeme getirildi.
Normal zamanlarda kimsenin ağzına almadığı Sovyet artığı tezler biz şehit verdikçe daha fazla rağbet görmeye başlıyor.
İyi de bu işler o kadar kolay değil dostlar.
518 bin Türk bifiil Ermeni çeteciler tarafından katledildi ama Ermeniler yine öylesine zor koşullarımızda bile toprak alamadılar bizden. *Üstelik 7 düveli de arkalarına almalarına rağmen.

Öyle kolay değildir yani hadise.

Türk-Vatan ve bağımsızlık

Bu üç kavramı iyi belleyin.

Çok şey öğrenirsiniz.

<strong>SİLİNEN</strong> 24-10-2007 17:31

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Alıntı:

sargon";p=&quot´isimli üyeden Alıntı (Mesaj 97249)
Yahu Pelikan sana ne oluyor. Sen bu isten hic anlamazsin ki, niye maydanoz oluyosun konuya. Hadi Pante zamaninda biseyler okumus, biseyler yapmis, hala sosyalistim falan diyor. Gerci bana gore sosyalist degildir ama onun yine de tartisma alani. Sen ne sosyalizmi bilirsin, ne de sosyalist falan olmuslugun var. Birak konuyu muhataplari tartissin.


Sargoncuğum, komik olma.

Bunlar küçük burjuva sağ-sapma söylemler.
Devrimci pratikte bu tip söylemlerin yeri yoktur.
Önce halkı tanı.
Yoksa emperyalizme ve tekelci sermayeye hizmet edersin :):):)

Subat 24-10-2007 17:43

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Umarım karşıma sscb'nin afganistan örneği ile gelmeyeceksinizdir. Çünkü peşinen söyleyeyim, SSCB'de sosyalizm'in yaşandığını düşünmüyorum. Proleterya diktatörlüğü bile çok kısa bir süre gerçekleşebilmiş, bizzat Lenin eli ile prolaterya diktatörlüğüne ket vurulmuş, Lenin ölmeden önce hatasını düzeltmek için çok uğraşmış ancak başarılı olamamıştır. Bu anlamı ile, referans noktamız sscb değildir, olamazda. Hem kopyacı değiliz diyip hemde sscb üzerinden örnek vermenin de anlamlı olduğunu düşünmüyorum.
Ayrıca sizin marksizm leninizm'i tahrip ettiğinizi de düşünüyorum.

Başlayayım.
Öncelikle bu talebi dile getiren sizdiniz. Bu anlamı ile devam etmem bir sakınca olmasa gerek. Kaldı ki kendi bilgilerinizin tümden doğru olduğunu düşünmenizin, birebir sizin sorununuz olduğunu düşünüyorum. Dile getiriyorum. Nasıl bir tahribat olduğunu kanıtlayın sizin bilgilerinizden biz de faydalanalım. Getiremeyecek ya da getirmeyecekseniz de bırakın bilgiler deforme olmadan yerli yerinde kalsın.

Açtığım konu sadece küçük bir giriş yazısıdır. Sizin de çok iyi bildiğiniz gibi bu bir kaç paragraflık yazı bir kanıt niteliğinde değildir. *

Örneğin, sosyalizmde ulusalcılığın yeri nedir? Ulusalcılara bakış açısı nedir?
Bu sorunuzdan şunu anlıyorum. Sosyalist bir sistemde ulusalcılığa nasıl bakılır. Yanlış anlamışsam biraz daha sade sormanızı rica ediyorum.
Ulusalcılara bakış açısını yukarıda yeteri kadar dile getirdiğimi düşünüyorum. Ya yazıyı okumadınız, ya da anlamak istemiyorsunuz. SSCB döneminde tam olarak 88 dilde kitap basılmıştır. Okullarda ise 19 dilde eğitim verilmiştir.


Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı verilir mi alınır mı?
Örnekleri nelerdir? Sovyetler Birliğinde bu nasıl uygulanmıştır?

Çarlık rusyası yıkılıp tarihçilere göre ekim darbesi, komünistlere göre ise ekim devrimi gerçekleştikten sonra ulusların kaderlerini belirlemesi için ulusların görüşleri alınmaya başlanmıştır. Bu görüşler sonucunda fin cumhuriyeti ayrı devlet kurma alebini dile getirmiş ve hiç bir baskı görmeksizin ayrılmıştır.
Uluslardan bu hak alınmaz, bu ulusların bir hakkıdır. SSCB ekim devrimi sırasında bütün ülke sosyalist değildir. Ülkenin çoğu mensubu okuma yazma bilmeyen, köylülük ile uğraşan (sanırım %86lık köylü nüfusu vardır ) insanlardır. Bu anlamı ile bu hak verilmez, tanınır. *

Kararın üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen devrimlere ve sosyalizme yararları ne olmuştur?
Beni cevap vermiş olmak için cevap vermiş olarak nitelendirmiştiniz. Şimdi de siz soru sormak için soru sormuşsunuz. Özellikle 100 yıl aldatmacası ile Marksist Leninist bilimin artık eskidiği fikrini aşılamaya çalışıyorsunuz. SAnırım forumda liboş ithamında bulunan sizdiniz. Eğer siz değilseniz af'ola. Ancak siz iseniz, bu tutum liberalizmden başka bir şey değildir.

Özgüvenin simgesidir UKKTH. Ulusların ezen ulus komünistleri ile birlikte mücadele edebilmesi için bir özgüvendir bir senettir. Bu anlamı ile 100 yıl değil, 1 milyon yıl bile geçse özgüven temelini yitirmeyeceği aşikardır.

Lenin, bu kapsamda Türkiye'yi nereye oturtmuş, ne düşünmüştür?
1918 1920 yılları arasında Lenin, atatürk'ün öncülüğündeki kurtuluş savaşına destek vermiştir. O yıllarda Lenin'e göre kurtuluş mücadelesine destek verilmeli idi. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi komüntern'in 2. kongresinde bu fikir değişmiştir. 1923 sonralarında ise türkiye ile sscb arasında bir çok ticari anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşmaların ve desteğin temel niteliğinin doğu sınırlarının güvenliği olduğu da unutulmamalıdır.

Stalin'in ukkth hakkındaki düşüncesi ve uygulamaları nelerdir?
Sovyetler birliğine yapılan yoğun propaganda saldırılarından birisi de uluslar üzerinedir. ulusların bir arada yaşayabilme kabiliyeti ve özgüveni sarsılmak istenmiş ve sistematik bir şekilde sscb içeriisndeki ulusların ayrılmaları yönünde propaganda yapılmıştır. Şimdilerde bile bir çok kişi stalin'in bir yazısından küçük bir alıntı yapmaktalar. Bu alıntı da stalin, ulusların kaderini belirleme hakkının artık eskidiğini belirtir. çünkü bu hak üzerinden emperyalist odaklar nemalanır der. Ancak devamında, bu hakkın emperyalistler tarafından suistimal edilmesinin bu hakkın tanınmamasını doğurmayacağını aksine bu hakka daha fazla sahip çıkmak gerektiğini belirtir. Eğer sizde bu alıntının ilk kısmı ile sınırlı kalmışsanız, bu gafleti yapmışsınız demektir.

Stalin ulusal hareketlerde büyük bir yanlışın içerisine düşmüştür. komüntern'in 5. kongresinde burjuva karakterli ulusal hareketlere destek çıkılması gerektiğini belirtmiş ve çinde komüntag içerisinde komünistlerin tam faal olarak çalışması gerektiğini söylemiştir. Komüntag lideri şan kay şeng'in komünistleri katletmesinden sonra yanlışın farkına varılmış ancak sürekli aynı yanlış sergilenmiştir.

Aynı şekilde şefik hüsnü'nün kemalizme tam destek veren programını 5. kongrede kabul etmiştir.

Sovyetler Birliğinde resmi dil neydi? Neden?
Resmi dil konusunda bir dayatmanın olduğunu gösterin, bende bu bilimin geçersiz olduğunu 32 punto harflerle burada yazayım. İsterseniz tişört bastırır öyle dolaşırım.
Dil sorununda komünistler kesinlikle bir dayatma içerisinde olmazlar. Ancak bir ulusun dilinin kabul edilmesinin yani resmi dil olarak görülmesinin tek şartı, ülkenin ekonomik durumunun ve devlet dairelerinin işlevliğini hangi dilin belirlediğine bakılır. İsviçre buna en güzel örnektir. nüfusun yüzde %60 alman olan, %23 ü italan olan ve %17'si fransız olan isviçre ( yıl 1910- 1916 arası ) resmi dil olarak fransızcayı kullanmakta idi. İsviçre parlamentosunda parlamenterler kendi aralarında fransızcadan daha çok yararlandıkları için bu dil resmi dil olarak seçilmiştir.
Ayrıca yukarıda, sscb'de 88 dil'in kullanıldığını belirttim.

1905-1920 arasında çok tartışılan ukkth düşüncesi, sonraki yıllarda dejenere olmuş ve yararı görülmeyip, emperyalizmin ekmeğine yağ sürdüğü düşüncesiyle uygulamada pasifize edilmiş midir?
Böyle bir açıklamayı şimdiye kadar hiç bir sosyalist önderden okumuş değilim. Eğer siz okuduysanız, aktarınız ki bizlerde bilelim.

Sosyalist ülkeler için ukkth gerekli midir? Uygulama örnekleri var mıdır? *
Finlandiya örnektir.

Ezilen ulus-ezen ulus bağlamında Türklerin ve Kürtlerin durumu nedir?
Ezen ulus kavramından bir ulusun bütününün bir diğer ulusu ezdiği anlamı çıkmaz. Burada "ezen" kavramı tam olarak, hak bakımından kullanılır. Kurucu unsur olarak görülen kürtler, ( atatürk'ün türk ve kürt kardeştir sözünü unutmayınız ve kurtuluş savaşında kürtlerin yeri ve konumunu ) dillerini kullanmamaya zorlanmış, kimliklerinden soyutlanmaya çalışılmıştır. Bu anlamda kürtlük ezilmiştir.
Bir örnek vereyim. Ben kendimi hiç bir ulustan saymıyorum. Ancak kürt kökenliyim. Benim için kişilerin ırkları ne olduklarını belirlememektedir.
Kürt olmama rağmen, kırmanciki nin tek lehçesini bilirim. diğer lehçeler ilgimi çekmemektedir. 3 yıldır lazca öğrenmek için lazca bilen bir laz aramaktayım. İnternetten kaynak buldum ancak yeterli değildir. Kürt yemeklerini pek sevmem. Sevdiğim yemeklerin geneli arap yemekleridir. Tarif isterseniz yemeklerin tarifini sunabilirim :)

umarım cevap olarak kürtlerin yönetimin çoğu kademesinde olduklarını yazmazsınız.

Ukkth konusuna sosyalistler dışında ulusların ve kuruluşların yaklaşımı nedir?
BM, ABD, AB bu konuda ne karar almış, ne yapmış?

İşte bu soruyu keşke sormamış olsaydınız. Dünya da iki sınıf vardır. Ve siyaset bu sınıflar üzerinden yapılır. Burjuva sınıfına engaje olanlar, burjuva sınıfının siyasetini güdebilir, referans olarak burjuvaziyi görebilir. Ancak hiç bir koşulda burjuvazi benim için bir referans noktası değildir. ( bu soruyu umarım israil temelli sormadınız )
Proleter sınıf mensubu olan ben, siyasetimi ve referansımı, çıkarlarımı bu sınıfın çıkarları neticesinde belirlerim. Aksi hiç bir zaman benim için geçerli değildir.

Bir ricam var. sorduğunuz soruları birde siz yanıtlayın lütfen.
Tabi bu soruların üzerinden şu kadar saat geçti, artık geçerli değil derseniz, sizin bileceğiniz iş..


Ek olarak pelikan'a. Eğer stalin'i iyice okumuş olsaydınız, kemalizme en büyük desteği kimin verdiğini görmüş olacaktınız. Biryerlerden duyduklarınız yerine, birazcık araştırırsanız kendiniz için en iyi olanı yapmış olursunuz.

Subat 24-10-2007 17:49

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Bunları yazarken sürekli pc başından kalkmam gerekti. Yazım bittiğinde ise arada cevaplar geldiğini gördüm.
İsterseniz birde ulus olmanın koşulllarını tartışalım ha ne dersiniz?

Bakalım kimler ulus olma kriterlerine kimler sahipmiş kimler değilmiş. Öyle istediğimize ulus değildir istediğimize ulustur diyebilmek için rehberimiz neymiş..

Yoksa uluslarda zaman aşımına uğruyorlar mı? Örneğin 100 yıl önce osmanlıya göre ulus olanlar şimdi ulus değilmidir ? Ne de olsa 100 yıl geçmiştir aradan..

<strong>SİLİNEN</strong> 24-10-2007 18:11

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Arkadaşım *önce "ulus" kavramının bir bilimsel tanımını yapıver.
Lenin onu dedi, Stalin bunu dedi, diyerek kaptırmış gidiyorsun.
Şimdi bir de üstüne Bolşevizm tarihi dersi almayalım, hiç çekilmez.
Kestirmeden, direkt, lafı uzatmadan "ulus" kavramının tanımını yapın.

<strong>SİLİNEN</strong> 24-10-2007 18:33

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Ezen ulus kavramından bir ulusun bütününün bir diğer ulusu ezdiği anlamı çıkmaz. Burada "ezen" kavramı tam olarak, hak bakımından kullanılır. Kurucu unsur olarak görülen kürtler, ( atatürk'ün türk ve kürt kardeştir sözünü unutmayınız ve kurtuluş savaşında kürtlerin yeri ve konumunu ) dillerini kullanmamaya zorlanmış, kimliklerinden soyutlanmaya çalışılmıştır. Bu anlamda kürtlük ezilmiştir. namık.

Ezen ulus--ezilen ulus kavramlarının Türkiye ile ilgisi nedir? SSCB'de ezen bir RUS (ulusu?) ve ezilen Azeri Türk ulusu vb. uluslar vardır biliyoruz da Türkiye ile bunun ne ilgisi vardır?
Ayrıca uluslar birbirini ezmez, ezerse devletler ulusları ezer.
Yani kavramlarınız temelden çürüktür.

Ayrıca Atatürk üstünden kürtçülüğünüze pay çıkatmayın. Bu forumda Sargon dahil pek çok bölücü *bunu denedi ve iddialarının yanlış ve çarpık olduğunu kanıtları ile gördü.
Yani her gelene ayrı ayrı anlatmayalım.
Bize de yazık.

pante 24-10-2007 19:30

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Sovyetler birliği örneğini kabul etme, Stalin'i reddet.
Başlığı Komünist tutum niye koydun o zaman.
Ukkth'nin komünizm dışında uluslarası platformdaki yerine hiç yanaşmıyorsun.
O zaman neyi konuşacağız?
Demek ki Ukkth'yi kabul ettirmek için önce kişiyi komünist yapmak, ardından da Sovyetleri, Stalin'i kaale almamasını telkin etmek gerekiyor. Böyle bir saçmalık olabilir mi?
Daha birkaç soruda gardını almış, Marksizm-Leninizmi tahrip etmekle suçluyorsun.
Yahu sen koca sovyetler Birliğini ve Stalin'i referans almayarak bunu yapıyorsun zaten.
Neyi referans alacağız?
Çin'i mi? Alalım.
Küba'yı mı? Varım. Hangi ülkeyi istiyorsan onu baz alalım.
Ama 1. Dünya savaşı sonunda yeryüzünün yaklaşık 1/3'ünün, 2. Dünya savaşı sonunda ise 2/3'ünün sosyalist olduğu dünyada bir örnek üzerinde konuşamazsak yazık o sosyalizme..

Yanıtlar hep kaçamak.
Sosyalistlerin, devrimcilerin ulusalcılara bakış açısını sordum. Yurtseverliği reddedenler için sordum bu soruyu. Ama net yanıt yok. Lenin'in UKKTH'sını, "Ulusal sorun üzerine tezler" ini okumuşsan bilmen gerekir. Ama konudan ulusalcılar nemalanmasın zihniyetiyle es geçilir bu konular.

Alıntı:

Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı verilir mi alınır mı?
Örnekleri nelerdir? Sovyetler Birliğinde bu nasıl uygulanmıştır?
Çarlık rusyası yıkılıp tarihçilere göre ekim darbesi, komünistlere göre ise ekim devrimi gerçekleştikten sonra ulusların kaderlerini belirlemesi için ulusların görüşleri alınmaya başlanmıştır. Bu görüşler sonucunda fin cumhuriyeti ayrı devlet kurma alebini dile getirmiş ve hiç bir baskı görmeksizin ayrılmıştır.
Uluslardan bu hak alınmaz, bu ulusların bir hakkıdır. SSCB ekim devrimi sırasında bütün ülke sosyalist değildir. Ülkenin çoğu mensubu okuma yazma bilmeyen, köylülük ile uğraşan (sanırım %86lık köylü nüfusu vardır ) insanlardır. Bu anlamı ile bu hak verilmez, tanınır. *
Ukkth verilmez, alınır. Ulusal Kurtuluş mücadeleleriyle, savaşlarıyla kazanılır. Türkiye'de bu savaşı kazanmış ve dünyaya örnek olmuş bir ülkedir. Lenin'in, Sovyetlerin desteği malum.
Bu konuya tekrar döneceğimizi sanıyorum.
Finlandiya örneği doğrudur. Zamanlamasına dikkat yalnız. Ekim devrimiyle birlikte bağımsızlığını istiyor Finlandiya. Henüz iktidara gelmiş, dünyada ilk kez kurulmuş bir Sosyalist devlet'e karşı ilk günlerinde gelen talep kabul edilmiş. Ve başta Lenin var. Ukkth ise hala tartışılıyor. Lenin de savunucusu, tabi ki istemese de kabul edecek.

Ama Stalin buna karşı. Nitekim 1939'da Finlandiya'dan toprak talep ediyor, bahane olarak da istediği toprakları stratejik noktalar olarak ifade ediyor. Kabul edilmeyince de saldırıyor, istila ediyor Finlandiya'yı. Tabi Stalin'i kabul etmezsiniz. Yoksa bunları nasıl açıklayacaksınız?

Yazı uzamasın diye burada kesiyorum. Cevaplarım devam edecek.

pante 24-10-2007 20:35

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Alıntı:

Kararın üzerinden 100 yıl geçmesine rağmen devrimlere ve sosyalizme yararları ne olmuştur?
Beni cevap vermiş olmak için cevap vermiş olarak nitelendirmiştiniz. Şimdi de siz soru sormak için soru sormuşsunuz. Özellikle 100 yıl aldatmacası ile Marksist Leninist bilimin artık eskidiği fikrini aşılamaya çalışıyorsunuz. SAnırım forumda liboş ithamında bulunan sizdiniz. Eğer siz değilseniz af'ola. Ancak siz iseniz, bu tutum liberalizmden başka bir şey değildir.

Özgüvenin simgesidir UKKTH. Ulusların ezen ulus komünistleri ile birlikte mücadele edebilmesi için bir özgüvendir bir senettir. Bu anlamı ile 100 yıl değil, 1 milyon yıl bile geçse özgüven temelini yitirmeyeceği aşikardır.
Soruyu anlayamamış ve sosyalizmin çöküşüne bağlamışsın.
Ukkth tartışmalarında, ukkth'nin devrimlere ve sosyalizme yararı ele alınır. Amaç sömürü düzenlerine son vermekse, sosyalizmi kurmaksa, bölünmenin zarar getirebileceği, ortak mücadelenin yararı konuşulur. Öyle ya! Madem devrimler çağıdır, ülkelerin bölünmelerine gerek var mıdır? Sonuçta birleşilmeyecek midir? Lenin'in kararı kesindir, sosyalizme faydalı olacağı düşüncesiyle ukkth'yi sonuna kadar savunur. Hatta sosyalist bir ülkede dahi, ayrı bir ulus kurma hakkı, bağımsızlık hakkı geçerli sayılır.

Üzerinden geçen 100 yılda gelinen nokta ortadadır. "Reel bir sosyalizme geçiş olmayacaksa ne diye ukkth olsun" anlayışı Stalin'le yerleşmiş ve bağımsızlığını kazanan ülkelerde ise sosyalizme yöneliş görülmemiştir. Emperyalizme bağlılık ise yeni sömürgecilik-gizli işgal ile devam etmiştir.


Alıntı:

Lenin, bu kapsamda Türkiye'yi nereye oturtmuş, ne düşünmüştür?
1918 1920 yılları arasında Lenin, atatürk'ün öncülüğündeki kurtuluş savaşına destek vermiştir. O yıllarda Lenin'e göre kurtuluş mücadelesine destek verilmeli idi. Ancak yukarıda da belirttiğim gibi komüntern'in 2. kongresinde bu fikir değişmiştir. 1923 sonralarında ise türkiye ile sscb arasında bir çok ticari anlaşma yapılmıştır. Bu anlaşmaların ve desteğin temel niteliğinin doğu sınırlarının güvenliği olduğu da unutulmamalıdır.
Lenin, ukkth kapsamında ülkeleri 3'e ayırmıştır.
Ve 3. maddedeki ülkeler için şöyle demiştir:

"Çin, İran ve Türkiye gibi yarı-sömürge ülkeler ve tüm sömürgeler, ki bunlar bir milyarlık bir nüfusu barındırmaktır. Bu ülkelerde, burjuva demokratik hareketler ya henüz başlamıştır, ya da bu hareketlerin aşacakları *daha uzun bir yol vardır. Sosyalistler, yalnızca sömürgelerin ödünsüz olarak derhal ve kayıtsız şartsız kurtuluşunu istemekle kalmamalıdırlar. Onlar bu ülkelerdeki ulusal kurtuluşu amaçlayan burjuva demokratik hareketlerdeki daha devrimci olan öğeleri en kararlı bir biçimde desteklemeli, bu öğelerin kendilerini ezen emperyalist devletlere karşı ayaklanışına yardımcı olmalıdırlar. "

Bunu da Ulusal Kurtuluşi Savaşına yardımla uygulamaya koymuştur. Türk-Kürt ayırımı kesinlikle yapmamıştır.


Alıntı:

Sovyetler Birliğinde resmi dil neydi? Neden?
Resmi dil konusunda bir dayatmanın olduğunu gösterin, bende bu bilimin geçersiz olduğunu 32 punto harflerle burada yazayım. İsterseniz tişört bastırır öyle dolaşırım.
Dil sorununda komünistler kesinlikle bir dayatma içerisinde olmazlar. Ancak bir ulusun dilinin kabul edilmesinin yani resmi dil olarak görülmesinin tek şartı, ülkenin ekonomik durumunun ve devlet dairelerinin işlevliğini hangi dilin belirlediğine bakılır. İsviçre buna en güzel örnektir. nüfusun yüzde %60 alman olan, %23 ü italan olan ve %17'si fransız olan isviçre ( yıl 1910- 1916 arası ) resmi dil olarak fransızcayı kullanmakta idi. İsviçre parlamentosunda parlamenterler kendi aralarında fransızcadan daha çok yararlandıkları için bu dil resmi dil olarak seçilmiştir.
Ayrıca yukarıda, sscb'de 88 dil'in kullanıldığını belirttim.

Sovyetler Birliğinde resmi dil Rusça'ydı. Bu konuda dayatma olmadığı iddianız ise komik. Dayatmaya ne gerek var ki parti ne karar alırsa odur. Doğrusu da budur. Bir ülkede tek resmi dil olur. "İsteselerdi birden çok dil resmi olurdu" mu diyorsunuz yani?

Alıntı:

1905-1920 arasında çok tartışılan ukkth düşüncesi, sonraki yıllarda dejenere olmuş ve yararı görülmeyip, emperyalizmin ekmeğine yağ sürdüğü düşüncesiyle uygulamada pasifize edilmiş midir?
Böyle bir açıklamayı şimdiye kadar hiç bir sosyalist önderden okumuş değilim. Eğer siz okuduysanız, aktarınız ki bizlerde bilelim.
Hep bir önderin açıklaması mı gerekir? Stalin dönemi ve sonrası uygulamaları ortadadır.
Ardından "Barış içinde birarada yaşama "tezi ile dejenere edilmiştir.

Alıntı:

Sosyalist ülkeler için ukkth gerekli midir? Uygulama örnekleri var mıdır? *
Finlandiya örnektir.
Finlandiya sosyalist değildir. Sosyalist hiçbir ülke, diğer sosyalist ülkeden ayrılmış, bağımsızlığını kazanmış değildir. Tersine bağımlı olmuşlardır.

Alıntı:

Ezilen ulus-ezen ulus bağlamında Türklerin ve Kürtlerin durumu nedir?
Ezen ulus kavramından bir ulusun bütününün bir diğer ulusu ezdiği anlamı çıkmaz. Burada "ezen" kavramı tam olarak, hak bakımından kullanılır. Kurucu unsur olarak görülen kürtler, ( atatürk'ün türk ve kürt kardeştir sözünü unutmayınız ve kurtuluş savaşında kürtlerin yeri ve konumunu ) dillerini kullanmamaya zorlanmış, kimliklerinden soyutlanmaya çalışılmıştır. Bu anlamda kürtlük ezilmiştir.
Bir örnek vereyim. Ben kendimi hiç bir ulustan saymıyorum. Ancak kürt kökenliyim. Benim için kişilerin ırkları ne olduklarını belirlememektedir.
Kürt olmama rağmen, kırmanciki nin tek lehçesini bilirim. diğer lehçeler ilgimi çekmemektedir. 3 yıldır lazca öğrenmek için lazca bilen bir laz aramaktayım. İnternetten kaynak buldum ancak yeterli değildir. Kürt yemeklerini pek sevmem. Sevdiğim yemeklerin geneli arap yemekleridir. Tarif isterseniz yemeklerin tarifini sunabilirim Smile

umarım cevap olarak kürtlerin yönetimin çoğu kademesinde olduklarını yazmazsınız.

Çarpıtmışsınız. Ezilen ulus, ezen ulus kavramı açıktır. Ezilen ulus sömürgedir, azınlık konumundadır. 2. vatandaştır. Hak mahrumudur. İtelenir, hor görülür. İnsanca muamele görmez. İnsanca çalışamaz. İnsanca yaşayamaz. Bunun örnekleri Afrika'da bol miktarda bulunur. Ayrıca İngiltere'nin, Fransa'nın, ABD'nin sömürgeleri de buna örnektir.

Türkiye'de ise halklar arasında bir ezilen-ezen ulus farkı görmek kesinlikle mümkün değildir.

Alıntı:

Ukkth konusuna sosyalistler dışında ulusların ve kuruluşların yaklaşımı nedir?
BM, ABD, AB bu konuda ne karar almış, ne yapmış?
İşte bu soruyu keşke sormamış olsaydınız. Dünya da iki sınıf vardır. Ve siyaset bu sınıflar üzerinden yapılır. Burjuva sınıfına engaje olanlar, burjuva sınıfının siyasetini güdebilir, referans olarak burjuvaziyi görebilir. Ancak hiç bir koşulda burjuvazi benim için bir referans noktası değildir. ( bu soruyu umarım israil temelli sormadınız )
Proleter sınıf mensubu olan ben, siyasetimi ve referansımı, çıkarlarımı bu sınıfın çıkarları neticesinde belirlerim. Aksi hiç bir zaman benim için geçerli değildir.
Ulusal kurtuluş mücadeleleri proleterya-Burjuvazi meselesi değildir. İnsan hakları meselesidir.
Ama ukkth komünizmin meselesi olarak kalmıştır. BM'lerin ulusların bağımsızlık mücadelelerini meşru gören yasası vardır. Ama bağımsız bir ülkenin siyasi, toplumsal, ekonomik haklarına tecavüz etmeden. Yani sadece sömürge ülkelerin halkları içindir bu. İngiltere-Hindistan, Fransa-Cezayir örneği gibi.

spartacus 24-10-2007 21:21

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Sevgili Namık bir şeyleri savunmayı bir terafa bırakır düşünürsem; aslında bu savunma ile kastım elbette benim bakışım açısından değil, okuyan arkadaşlar açısından ifade bulmuştur. Açıkcası benim açımdan kimin neye nasıl baktığı konusu şahsen fikrimi ve düşüncemi beyan ettiğim şu an itibari ile, benim nasıl baktığım konusundan daha önemli ve anlamlı değildir.

Ulusların Kaderlerini Tayin Hakkı tamamen bir burjuva taleptir ve dolayısıyla burjuva bir haktır. Burada hem teorik ama hemde politik bir dille konuşmak zorunda olduğumuz için konu hakkında ahkam kesmekten öte bir varlığı olmayan bakış açılarını ciddiye bile almıyorum. Kısaca neyin doğru yada neyin yanlış olduğunu bulunduğumuz yere göre değil, önyargısız ve tüm bizlerin özgür irade ve düşünceleri önüne geçecek olan dayatımları da bir tarafa bırakıyoruz, nesnel gerçek ile iradi görüş arasındaki fark(son paragarafda özetleyeceğim).. Düşüncelerimi ifade etmeyi bir çırpıda anlatma şansına sahip değilim, dolayısıyla ifadesi zor olan bir konudayız.

Neden Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkı(UKKTH) bir burjuva taleptir ve özünde bir burjuva akımdır? Feodal koşullarda ulus olma bilinci, kısaca milletin siyasi olarak en üst örgütlenme biçimi devlet olma ve siyasi bir güç oluşturma(iktidar) mücadelesi vardır. Bunlar yaşanmıştır. İsmi geçtiği gibi Osmanlıyı örnek aldığımızda ümmete değil, millete dayalı en üst örgütlenme biçimi olan devlete ulaşım, ancak ve ancak feodalite koşullarında ulusal varlığı ve ulusal hakları(feodaliteye karşı) savunmak, bu temelde örgütlenmek ve ulusun kaderini(en üst örgütlenme-devlet-iktidar) açısından tayin etmesi hakkı vardır. Bu hak otokrasi(feodal iktidar-tek bir aile yada belirli elit bir zümrenin yönetimi) koşullarında, bir bütün halinde tüm ulusun yönetime katılım gösterdiği, yasalarını katılım yolu ile yine kendisinin hazırladığı.... devlet olgusunun millet olgusu temelinde en üst örgütlenme biçimi olarak açığa çıktığı bir haktır. Kısacası feodal koşullarda ulus olma ve kaderini tayin hakkı yine ulusa verilmekte, ancak egemen olan feodal siyasi yapı gereği, bu hakkın feodal egemenlik koşullarında sağlanmasının mümkün olmayışı ve feodal ümmet örgütlenmesi(devlet kurumları) ile burjuva millet örgütlenmesi arasında çatışma olması kaçınılmazdır. Bu çatışmada ulusal mücadele yani burjuva aydınlanma ve devlet-yönetim mücadelesi verili koşullar dahilinde devrimci bir mücadeledir.. Eskinin tüm omurgası ve köhnemişliği ile birlikte toplumsal yapısını, en üst örgütlenmesini ve tüm kademelerini köklü bir değişimle ortadan kaldırmak yerine yeni tipde bir toplumsal örgütlenme ve yönetim modelini, yaşam kültürünü(üst yapı vs) oluşturmak...... Uzun yıllar boyunca feodal koşullarda gelişen ulus olma bilinci ve ulusu en üst örgütlenmede birleştirme mücadelesi sürmüştür. Bu mücade feodal egemenliğe karşı verilirken hem siyasi ama hemde sosyal-toplumsal boyutlar kazanmıştır. UKKTH bu kazanılan boyutun bir parçasıdır.. Türkiye Osmanlı egemenliği altında mücadele vermiş, ulus olma bilinci ve yolunda feodal egemenlik ile tüm taktik koşullar da göz önünde tutularak siyasi açıdan da mücadele edilmiş, 1. dünya savaşı ile birlikte statüyü korumak noktasında az olsun benim olsun stratejisine hakim olan mevcut feodal egemenliğinde reddi ile birlikte mücadele ulus olma örgüsü etrafında dahada ileri adımlara ulaşarak ilerletilmiş ve daha Osmanlı egemenliği altında iken dahi üst örgütlenmesinin(devlet) ilk biçimlerini almıştır. Kuşkusuz bu örgütlenme FEODAL iktidar açısından GAYRI MEŞRU bir örgütlenme idi. O dönemin feodal savunucuları kuşku duymuyorum ki bu günün gerici(ırkçılaşan) savunucularından 1 parmak geride olsun.

Konu sosyalistlerin bakış açısı olduğunda bence iktidar ve devlet gibi olgulara sosyalist bakış-yöntem, hiç bir şekilde aidiyetlikler(millet, ümmet, mezhep, cins, renk) vs şeklinde değildir. Dolayısı ile ulusal bir kimlik yada ulusal bir özle en üst örgütlenme(devlet) modeli kapitalist bir yöntemdir ve özünde burjuva karakter taşır. Bazı yarım uyanıkların bildiklerinin aksine UKKTH bir Burjuva sorundur ve Türkiye Cumhuriyeti köklerini bu hakkı çoğunlukla feodalite ile mücade ederek ve hatta uluslararası ölçekte söke söke almak durumunda, tercih etmek zorunda kalmıştır. Kendi yol ve stratejisine bu kadar düşman kesilenler ise sadece bilinçsizliklerince ve zaman ve koşullardan da bihaber şekilde ahkam kesmektedirler...

Feodal koşullarda nasıl ve neden bir burjuva akım ve bir burjuva hak olduğu konusuna yüzeysel olarak değindim. Avrupa'da milliyetçi akımların ortaya çıkması, bir yığın bağımsız-ulus devletlerin ortaya çıkışları ve Fransız, Alman, İngiliz vs devrimlerinin arifesidir.

Kapitalist koşullarda ise UKKTH savunmak salt bir tayin hakkı olarak değil, en üst örgütlenme açısından da ileriye dönük, devrimci bir açılımı temsil edip etmediği konusunda da kafa yormak zorundayız. Örnek vermek gerekirse İsrail-Filistin sorunu kah İsrail'in egemn ulus rolünü alması yada kah Filistin'in egemen ulus olması(en üst örgütlenmeye varış) şeklinde ele alınamaz, bunları birbirine tercih ETME MESELESİ olarak da ele alınamaz! İsrail'in egemenliği konusunda Filistin halkının Kaderini tayin hakkını savunmak, Filistinin egemenliği koşullarında ise İsrail'i savunmak bu gün açısından ileri bir aşamayı temsil etmediği gibi devrimci özden de yoksundur. Sırf zaman ve mekan olarak bakıp İsrail işgalcidir desek dahi, tarih bize göstermektedir ki insanlık hep bir yerlerden bir yerlere göç etmiş, yeri gelmiş bunlar savaşlar dahilinde gelenin orada olanı sürdüğü yada orada olanın geleni sürdüğü şekillerde devam etmiştir. O halde tüm dünyada insanlık bir şekilde işgalcidir. Bir zamanlar Yahudilerin yerleşim yeri olan Filistin bölgesi uzun zaman önce ümmete dayalı siyasi örgütlenme gereği başka ümmetleri ve örgütlenmesini kapı dışarı etmiş(işgalci olmuş) başka bir dönem Ulusa dayalı örgütlenme gereği bir başka ulus bir başka ulusun(toprağın, coğrafyanın) üzerinde "işgalci" olmuş. Neresinden baktığımıza göre işgalin mahiyetide değişmektedir. Bir ümmet Yurdu olarak Anadolu bir başka dinsel örgülü toplumu(Hıristiyan) sürmüş olabilir ve temelde ULUS değil ümmet örgüsü yatıyor olabilir. Bu koşullarda ayrım ümmet şeklinde ve üst örgütlenme ümmet şeklinde açığa çıkmış dolayısıyla hiç bir şekilde bu örgütlenmede millet olgusu ne bir ayrım nede bir ayrıcalık teşkil etmemiş olabilir. Ancak değişen çağ ve ilerleyiş, ümmetsel örgü yerine Ulusal örgüyü getirdiğinde toplumsal çatışmanın karakteri ve alanı-açısıda değişmiş olabilir. Değişmeyen ise belirli bir aidiyetliğe bağlı olarak bir üst örgütlenmeye ulaşımdır. Bu halde aynı öz ve biçimde yine aidiyetlik temelinde bir örgütlenmenin var olan karşısında DEVRİMCİ olduğunu düşünmek pek mümkün gibi görünmemektedir. Kaldı ki aynı model ve aynı hedef ve toplumsal-siyasal örgü ile geliştirilecek bir stratejiyi ilerici-devrimci ilan etme şansına sahip olabileceğimizi düşünmüyorum, burada ayrım noktası ancak "kurtuluş" olarak oluşabilir. Buda feodal egemenlik koşullarında ki UKKTH ile ne kadar örtüşür irdelemek zorundayız.

Sosyalistler benim bildiğim ilkesiz bir bakışa sahip değillerdir. Kendi bakış açılarıyla tutarlı bir yaklaşım sergilemek zorundadırlar. Burjuva anlayışa göre devlet Milletin en üst örgütlenmesidir, yani milletin örgütlü bir toplumsal örgüye sahip olmasıdır, bu açıdan tanım böyle ise tutarlı bir biçimde bu bakış açısınıda hesaba katmak zorundadırlar. Feodaliteye göre ise bu Ümmet açısından geçerlidir. Bu modelde değişen toplumsal aidiyetliğin ve de örgütsel örgünün biçimidir. Sosyalist tanımlamada örgütsel ve toplumsal örgü ise aidiyetlik değil sınıfsaldır ve bu tanımlamaya göre devlet örgütlenmesinde hiç bir aidiyetliğin temel oluşturmasıda, çatı oluşturmasıda mümkün değildir. Kişinin dini yada milleti ne olursa olsun, aynı sosyal-sınıfsal yapıda oldukları sürece bağlayıcılık oluşturmazlar ve dolayısıyla özünde aidiyetliğe bağlı bir sınır devleti yada örgütlenmesi gibi bir stratejileri yoktur, aksine rengi, dili, dini, cinsi ne olursa olsun aynı kaderi paylaşan ve hedefte tüm insanlığı kapsayan bir örgü-örgütlenmeye dönük bir açıları, politikaları olmak zorundadır. İşte temele bu özneyi koyduktan sonra örnekde olduğu gibi Kah Filistin, Kah israil gibi bir tercih pekde anlamlı görünmemektedir. Verili koşullarda ise bir ulusun kendi kaderini tayin hakkının insani ve desteklenmesi gereken bir hak olduğu ile herhangi bir ulusal mücadeleyi desteklemek arasında fark vardır. Ve bunlar belirli ilkeler ile ayrımlandırılmalı, bu ilkeler temelinde ulusal mücadelelerin desteklenmesinin temel koşul ve gerekçeleri aydınlatılmalıdır. Kapitalist koşullarda insanların birlikteliği ve kardeşliğinden, gelecekte birlikte ve ortak bir yaşamı savunmak ile ayrımı savunmak arasında kalın bir çizgi vardır. heleki emperyalist ülkelerin *burjuva(menfi çıkarlar gereği) öyle yada böyle güdümüne ve yedeğine düşmüş, gerici, feodal örgütlenmeler üzerinde yükselen, toplumu sadece ulusal kimlik noktasında bönleştiren, birlikte değil aksine ayrımcılıktan yana ve insanca yaşam mücadelesine nüfuz alanlarında izin vermeyen ve baskı kuran ulusal örgütlenmeleri ve politikalarını desteklemek, UKKTH adına bu ve benzeri politikaların yedeğine düşmek tutarlı olmadığı gibi doğru bir yaklaşımda olmayacaktır. Burjuvazi her türden ümmet ve ümmetçiliğe karşı mücade verdiği gibi sosyalistlerde her türden ve renkten milliyetçilik, ırkçılık yada cins ayrımcılığına en nihayetinde bu gibi aidiyetliklerin en üst örgütlenme biçimi yada hedefine karşıda öz itibariyle mücadele etmek zorunda olacaklardır. Günümüz koşulları insanlığın geleceği açısından ve yaşanası bir dünya ve gelecekte yaşanması mümkün olacak bir dünya için insanlığı birleştirmek zorunluluğu vardır. Aksi taktirde gün geçtikçe yaşanamaz bir dünyaya doğru olan gidiş, bir gün sınırların ve insanlığın birbirini katletmediği, 3-5 kişinin sırf ekonomik çıkarı gereği milyonlarca insanın üzerine bombaların yağmadığı bir dünyaya ulaşamadan son bulacak. Adı ne konursa konsun, ne denirse densin tüm aidiyetlikleri ve ayrımları ve ayrıcalıkları geleceğin değil bu günün bir sorunu olarak mühürlemek ve çözüm noktasında *geleceğin üzerine bu günün gölgesini düşürmeden strateji geliştirmek ve hedeflemek ile mümkün olacaktır. Sosyalist açıdan ulusal sorunlar kapitalizmin sorunlarıdır ve bu koşullar altında UKKTH, kullanım alanı gereği bir hak olmaya devam edecektir.. Aidiyetlikler üzerinde inşaa edilen tüm siyasi otoriteler sürdüğü sürece egemen olanın nasıl ki egemenliğini meşru ve bir hak görmesi doğal karşılanıyor ise, egemenlik altında olanada bu hak meşru olarak teslim ediliyor demektir. Bu bir kabul edip etmeme meseleside değildir, orta yerde duran kaçınılmaz bir nesnel gerçektir. Bir aidiyetliği inkar etmek ile aidiyetlikler üzerinden egemen olmak yada egemenlik altında kalmak çok farklı şeylerdir. Aksi Osmanlı'da alevileri baskı altına almıştı, çünkü üst örgütlenmede ümmet-aidiyetlik aleviliğe dayandırılmamaış ve dolayısıyla inkar politikaları ve kabul etmeme ile(iradi olan ile) nesnel gerçek hiç bir zaman aynı noktada ve yerde buluşmamaıştı, aksine nesnel gerçek bu kabul etmeme ve inkar politikası ile yüzyıllarca çatışmıştı.
Gerçekten bende sosyalistlerin UKKTH meselesine salt bir söylem yada hak verme yada feodal koşullarda "özgürlük" mücadelesi açısından değil, günümüz ve geleceğimiz koşullarında(kapitalizm) bakış açılarını ve ulusal mücade ile(politik örgütlenme) hak arasındaki ince çizgiyi merak ediyorum. (Mesala BOP Projesi gereği ABD nin Ortadoğuya yerleşmesinde Irak'daki Kürt Ulusal mücadelesi ve politik örgütlenmesini nereye koyabiliyorlar. Geleceği düşünerek baktığımızda, UKKTH Bu politikaların meşru kılınmasına yada meşruluk payesi biçilmesine etken olabiliyor mu, yada olmalı mı?.

sargon 24-10-2007 21:24

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Ben de bir kamberlik yapayım. UKKTH tartışmalarında Lenin sık sık kadın sorunu ile benzetmeler yapar. Bilindiği gibi o zamanlar birçok ülkede kadınların boşanma hakları yoktu. Kadınların boşanma haklarını komünistler savunmuşlardır. (Bu arada aslında bu konuda ilginç bir şey İslamiyette de kadınların boşanma haklarının olmasıdır. Nedense İslamcılar bu konuyu savunmazlar. Şimdiki İslamiyette kadınların boşanma hakkı var mıdır, bu ayrı bir tartışma)

Ulusların Kendi Kaderlerini Tayin Hakkını savunmak ulusların birbirinden ayrılmasını istemek demek değildir. Nasıl ki kadınlara boşanma hakkı vermek, bütün kadınların kocalarından ayrılmasını istemek anlamına gelmiyorsa, Ulusların ayrılma ve ayrı devlet kurma hakkını savunmak da ulusların ille de ayrı devlet kurmaları gerektiğini söylemek değildir. Bunu bir hak olarak kabul etmek ve o ulus ayrılmak istiyorsa bunu kabul etmek demektir.

Alıntı:

pante´isimli üyeden Alıntı
Ukkth tartışmalarında, ukkth'nin devrimlere ve sosyalizme yararı ele alınır. Amaç sömürü düzenlerine son vermekse, sosyalizmi kurmaksa, bölünmenin zarar getirebileceği, ortak mücadelenin yararı konuşulur.

Bunu yanlış anlamamak gerekiyor. Bir ulusun ayrılmasını istemek ile ayrılma hakkını bir hak olarak kabul etmek ayrı birşeydir. Ben bu hakkı kabul ediyorum. İsterlerse ayrılabilirler ama ben politikamı ille de ayrılmak üzerine kurmam. Örneğin ben Türkiye'de yaşayan Kürtlerin ayrılma hakkını savunuyorum. Bu her ulus gibi Kürtlerin de hakkıdır. Ama Türkiye'den ayrılmalarının daha büyük sıkıntılara neden olacağını ve toplumsal gelişmemize zarar vereceğini düşünüyorum. Bu yüzden de Kürtlerin ayrılmalarına karşıyım.

Bir kadının kocasından ayrılmasını istemeyebilirsiniz. Onu ikna etmeye, bunun iyi olmayacağını anlatmaya çalışabilirsiniz. Ama ille de ayrılmak istiyorsa, kafasına silah dayayıp evde oturtamazsınız. Olay bu kadar basittir. Bu bir haktır. Kürtlerin de bu hakkı elbete vardır.

pante 24-10-2007 21:46

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Ulusların kendi kaderlerini tayin etme ilkesi, mutlak bir şey değildir ve koşullar ne olursa olsun her ulusun mutlaka ayrılarak ulusal devlet kurması gerektiği anlamını taşımaz. 20. Yüzyılın başlarında ulusların kendi kaderlerini tayin etme ilkesinin, Rus Sosyal Demokrat Partisinin programında çıkarılmasını savunan Polonyalı Marksistleri en sert biçimde eleştiren ve bu ilkeyi savunan Lenin, örneğin Polonya’nın Çarlık Rusya’dan ayrılarak bağımsız devlet kurmasına kesin olarak karşıydı. Ulusların ayrılıp devlet kurma hakkı, boşanma hakkına benzetilir. Vatandaşın boşanma hakkı Medeni Kanunda yazılı bir haktır ve boşanmak için kesin sebepler olduğunda, vatandaş bu hakkını kullanabilmelidir. Ama bu, boşanma hakkından yana olan bir kimsenin, boşanmadan yana olduğu, herkesin bekar yaşamasından yana olduğu anlamına gelmez.

Turan'da yanlış Kürdistan'da

Irkbirliğini, ulusun temel karakteri sayan görüş, bilime ve tarihi gerçeklere aykırıdır, yanlıştır.
Irk birliğini esas alan Turancılık, Osmanlılığa karşı bir tepki olarak ortaya çıkmıştı.
Ama bu akım, gerçek ulusçulukla bağdaşmayan bir yola girdiği, Türkiye Türk’ünün bağımsız ve feodal ilişkilerden arınmış demokratik bir ülkenin özgür vatandaşı payesine yükselmesi anlamında uluslaşma davasını devrimci yolundan saptırdığı, dikkatleri Anadolu insanının asıl meselesinden başka yöne çevirdiği için, emperyalizmin ve yerli - işbirlikçilerin işine gelen gerici bir akım haline gelmiştir. Türkçülük ve Turancılık, ulusalcılığı ve ulusal demokratik devrim etrafında birleşmeyi bölen hayali ve demagojik bir milliyetçilik anlayışıdır.

Türkiye, ukkth konusunu bitirmiştir. Türklerle Kürtler arasındaki birlik ve kardeşlik, tarih sınavından geçmiştir. Sivas Kongresinde ve Lozanda misak-ı milli sınırları içinde bu iki kardeş toplum birlikte yaşadığı gerçeğini açıkça ifade ettiler. Bu tavır, tarihimizin en çetin anında bu birliğin zayıflamasını değil güçlenmesini sağlamıştır.
Bugün terör yoluyla Güneydoğu'da baskı, korku ve yılgınlık sağlamayı başaran Pkk, Kürt halkının sözcüsü, temsilcisi değildir. Terör tamamen susturulmadan da bölgeden seçilmiş milletvekilleri de *bu temsili yerine getiremezler. Gerçek temsil, işgal altındaki ülkemizde, emperyalistlerin desteği ve dayatması olmasına rağmen ayrılığı doğru bulmayıp kenetlenenlerin temsilidir.

Daha sonra verilen sözlerin tutulmaması, asimilasyon uygulanması, geri kalmış bırakılma gibi sebeplerle başvurulan terör ise yeniden temsil hakkı sağlamaz. Bu sebepler mücadele etmeyi, örgütlenmeyi, birlik olmayı, bilinçli oy kullanıp hakkını aramayı gerektirir.
Bu yapılmadan sadece etnik köken nedeniyle verilen mücadele ırkçıdır, şovendir.

Türkiye’nin aleyhine bir durum yarattığı sabit olan asimilasyon politikası bırakılmalı, Sivas Kongresindeki ve Lozan’daki durum benimsenmelidir. Türkiye’deki ulusal birliğin, Türkiye’nin toprak bütünlüğünün, hangi biçimde olursa olsun baltalanması, hem Türklerin, hem Kürtlerin gerçek çıkarlarına aykırı sonuçlara varır, emperyalizmin işine yarar.

Kuzey Irak'taki Kürdistan oluşumu da yanlıştır. ABD'nin petrol bekçiliğine soyunanların güdümünde kurulacak devlet baskıcı olur, faşist olur, halkını ezer. Ortadoğu'da İsrail'le birlikte ABD jandarmalığına soyunacak olanlara *ukkth desteği asla düşünülemez.
"Destek verilmez ama ayrı devlet kurma hakkı da tanınır" düşüncesi de yanlıştır. Bir devletten kopup, dünyanın süper emperyalist devletine bağlı olup ezilen halkların sömürülmesine yardımcı olacak bir ayrılığın hak olarak görülmesi mümkün değildir.
Gerçekten bağımsız bir mücadele ile bu sonuca varılmış olsaydı, elbette dünya sosyalistlerinin bunu bir hak olarak görmesi mümkündü.

Fidel Castro boşuna söylememiştir. "Umarım Kürt hareketi, Yankee'nin petrol bekçiliğine soyunmaz" diye. Bunu söylediği tarih henüz 1994'dür ve söylediği kişi de Esenyurt belediye başkanı Gürbüz Çapan ve *heyetidir.
Ne yazık ki Türkiye'de sosyalist geçinen örgütler, ukkth'yi Lenin söylediği için kabullenmekte ama bunun mutlak gereklilik olmadığını, üstelik de emperyalizme hizmet ediyorsa asla olmaması gerektiğini anlayamıyorlar.

dilaver 24-10-2007 22:37

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
sosyalistler dünyadaki temel çelişkinin üretimin toplumsal niteligi ile mülkiyetin özel niteligi arasında oldugunu söylerler, bu kendini emek ile sermeye çelişkisi olarak ,sınıfsal planda ise proleter burjuva çelişmesi olarak gösterir. Sosyalistlerin tüm bakış açısı bu çelişkinin çözümüne tabi olarak kendini gösterir.

* * *Bir işçi için sömürülmesi önemlidir, kimin sömürdügü degil, nerede ve hangi şartlarda sömürdügü degil. İşverenin Kürt, Türk, Amerikalı, Acem ya da Arap olması hiç önemli degildir. Sömüren devletin ulusal niteligi de önemli degildir. Sömürü insanlıgın 6.000 senelik sınıf mücadelesi boyunca devam etmektedir ve degişik biçimler ve degişik baskı aygıtları vasıtasıyla sürmektedir.

* * * Dolayısıyla tüm emekçiler için tüm aidiyetliklerin haricinde tek bir gerçeklik ve tek bir nesnellik vardır, o da emekçi olmaları. Bu ortak paydalarıdır ve tüm diger birliktelikler ve görünümler bu ortak payda altında önemsizleşirler, siliksizleşirler. Bu enternasyonalizmdir ve tek gerçek dayanışmadır. Aynı sınıfa mensup bireylerin hiç bir ayrım olmadan sınıfsal temelde sınıf düşmanlarına karşı birleşmeleri.

* * * *UKKTH , demokrasi gibi, laiklik gibi, toprak reformu gibi burjuva taleplerdir ve demokratik devrim kapsamında ele alınırlar. Ezilen ulusun mücadelesinin emperyalizme darbe vurdugu oranda desteklenmesi temel şiardır. Emek cephesinden bu destek kıstası emperyalizme darbe vurup vurmaması açısından degerlendirilmelidir.

* * * * Bolşeviklerin Kemalizmi destekleme nedenleri de bu yüzdendir. Ulusal kurtuluş mücadeleleri ile emperyalist sömürü altındaki ülke kendi hammaddesine sahip çıkmakta ve kendi pazarını emperyalimden koparmaktadır, bu anlamda da emperyalizme darbe vurmaktadır. Zorunlu olarak geliştirecegi pazar ekonomisi aynı zamanda bir işçi sınıfını da gelişimini öngörür ve bu da sosyalizmin maddi temelini oluşturur.

* * * * *Ancak emperyalizm koşullarında gelişen devrimci işçi sınıfının varlıgı, burjuvaziyi korkutmuş ve gericileştirmiştir. Bu yüzden burjuva önderlik altında gelişecek her ulusal hareket eninde sonunda emperyalizmle uzlaşmaya mecburdur, gelişecek proleter mücadele burjuvaziyi de sınıf dayanışmasına itecek ve mezar kazıcılarına karşı zorunlu ittifaka giderek daha da gericileşecektir.

* * * * *Pkk hareketi gayri ahlaki yöntemleri kullanarak bir Kürt ulusal bilinci, uyanması olarak başladı ve süreç içerisinde bir ulusal harekete büründü, kitleselleşti. Ancak yenilgiye ugradı ve dagıldı, gericileşti. Bunun en temel nedeni Türkiye işçi sınıfından destek görememesi idi. Çünkü sınıf kendi halinde bir sınıftı ve kendisi için bir sınıf haline gelememişti. Hareket taban olarak da yoksul ve orta köylülüge dayanıyordu ve esas talepleri ulusal idi.

* * * * Ancak faydası şu oldu ki Kürt gerçekligini Türkiyenin ve dünyanın gündemine taşıdı. Gelinen noktada gericileşmesi yogunlaşmış ve emperyalizm ile işbirligi aşamasına gelmiştir. Bu konuda kendi içlerinde de çelişki ve tartışma vardır. Bugün savaşı yürütmesi ulusal taleplerin haricinde bir kan davası görünümüdedir, program ve hedeften yoksundur, geri bilince ve bireysel teröre dayanmaktadır.

* * * * Bunun karşısında savaşan devlet ise kan davasının öbür tarafında yer almakta ve aynı gerici yöntemlerle yıllardır uyguladıgı inkar ve imha politikasını uygulamakta, karşı taraf artık iddia etmese bile ayrı devlet söylemini tekrarlamaktadır. Bu sayede ülke içindeki insanların gerici, dini ve etnik yönlerini körükleyerek sınıfsal mücadelenin gelişmesini engellemektedir. Bir taşla iki kuş vurmaktadır.

* * * * Neresinden bakarsanız bakın her iki taraf için de bu savaş haksız bir savaştır. Emek mücadelesini geriletmekte ve kan ticaretine sebep olmaktadır. Marksistler bu haksız savaşın tarafları olmayı reddederler ve bu savaşın kirli yüzünü her iki taraf için de teşhir etmeye çalışırlar. Bu savaşta marksistlere taraf olmayı öneremezsiniz. Bu haksız savaşta marksistlerin tarafı barıştan yana olmaktır, emekten yana olmaktır ve sınıf mücadelesinden yana olmaktır.

* * * * Bu savaşın pkk ve devlet haricinde bir asli unsuru daha vardır o da Kürt ulusal ögeleri, Kürt demokratik hareketidir. Devlet ya da pkk tarafında olmayan ama ulusal taleplerini dile getiren Kürt ulusal çogunlugu bügün Kürt ulusal mücadelesinin esas temelini teşkil etmektedirler. Komünistlerin ittifak arayacagı ve destek olacagı mücadele bu mücadeledir.

* * * * *Komünistler her ulusun kayıtsız ve şartsız kendi kaderini tayin etme hakkını her koşulda savunurlar bu onların sorunudur ama bunu tayin edecek olan da Kürt burjuvazisi degil Kürt emekçileridir. Bir emekçi devleti altında yapılacak referandum da Kürtler Türkler le birlikte olup olmamaya karar vereceklerdir bundan başka türlü degil. *Bu onların en dogal ve insan olmaktan dogan haklarıdır. Marksistlerin emperyalizme darbe vurmayan, gericiligin elinde oyuncak olan , hiç bir ilerici yönelimi olmayan burjuva akımları desteklemezler. Onları desteklememeleri karşı tarafı desteklemeleri anlamına da gelmez.

* * * * * Bugün Kürtler ulusal haklarına sahip olmak istiyorlarsa bunu Türkiye devrimi temelinde ele almalıdırlar. 25 senedir süregelen mücadelede Türkiye işçi sınıfı temel alınmadan ve işçi sınıfının ezici agırlıgı ortaya konmadan hiç bir tayin edici sonuca ulaşılmayacagı belli olmuştur. Yapılması gereken Türk ve Kürt emekçilerinin sınıfsal öznesinin saglanabilmesi ve ulusal taleplerin bu öznenin önderliginde gerçek bir sınıf mücadelesine dönüştürülmesidir.


* * * * * *saygılarımla

aydoe 24-10-2007 22:43

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
sosyalizm komünizme geçiş için kurulan işçi sınıfı diktatörlüğü esas amaç komünizm sınır yok devlet yok bütün insanlar kardeş ve eşit
o zaman hiç bir komünistin milliyeti olmamalı entarnasyoneli savunmalı
türkiyede 80 öncesi ve sonrası sol hareketlerin içinde yer alan kürt kardeşlerimizin çoğu aslında sosyalislikle komünistlikle alakası olmayan kürt milliyetçileridir ve sol hareketin içinde kürdara azadi diye bağırıp dururlardı
pkk nın (sosyalist işçi partisi) kürt milliyetçi amerikan uşağı diye ismini değiştirmesi yerinde olur
kuzey ırakda kürdistan kuruluyor gitsinler bizde kürdüz diye oraya yerleşsinler niye bizim topraklarımızda gözleri var ne zaman devlet olmuşlarda şimdi olacaklar( bop projesi kapsamında)
birsürüsü avrupada yaşıyor ab vatandaşı olmuş türkiye cumhuriyeti düşmanlığı yapıyor ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı varsa halkların kardeşliği var biz kürtlere ne yapıyoruz en fakir insanlar doğu karadeniz bölgesinde doğuya güneydoğuya çok yatırım yapıldı ama yetmiyor esas amaç türkiye cumhuriyetini *parçalamak
ırak ta (güney kürdistan diyorlar biz kuzey oluyoruz )barzani mi kurmuş saddam analarını ağlattı amerika geldi de talabani barzani kendini adam sanıyor
saf ırkmı kalmış dünyada kürtlerden başka ayrımcılık yapan yok yapana değil yaptırana bak

sargon 24-10-2007 22:46

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Alıntı:

pante´isimli üyeden Alıntı
Türkiye, ukkth konusunu bitirmiştir.

Bunu kabul etmek mümkün değil. Koca bir Kürt sorunu ile cebelleşiyoruz, bunun kendisi bu iddianın yanlışlığını göstermeye yeterli.

Alıntı:

pante´isimli üyeden Alıntı
Daha sonra verilen sözlerin tutulmaması, asimilasyon uygulanması, geri kalmış bırakılma gibi sebeplerle başvurulan terör ise yeniden temsil hakkı sağlamaz.

Eğer verilen sözler tutulmamış, asimilasyon uygulanmış, geri kalmış bırakılmış vb. ise bir defa bu hakkı kullanmadınız, artık bir daha böyle birşeyden bahsedemezsiniz denebilir mi? Bunu da evlilik örneği ile açıklayabiliriz. Bir kadın evleniyor. Evliliğinin başında kocası bir sürü vaatte bulunuyor, iyi davranıyor, birlikte zorluklara göğüs geriyorlar. Ama nikah yapılıp, yüzük takıldıktan sonra adam kadını eve kapatıyor, hiç bir hakkını kabul etmiyor. Ailesi ile görüşmesine bile izin vermiyor, senin artık ailen yok, ailen benim diyor. Bu hayata dayanamayan kadına "sen artık ayrılma talep edemezsin, bu sorun ortadan kalktı. Baştan evlenmeseydin" demeye benzer.

Alıntı:

pante´isimli üyeden Alıntı
Ne yazık ki Türkiye'de sosyalist geçinen örgütler, ukkth'yi Lenin söylediği için kabullenmekte ama bunun mutlak gereklilik olmadığını, üstelik de emperyalizme hizmet ediyorsa asla olmaması gerektiğini anlayamıyorlar.

Tersine Türkiye'deki sosyalist örgütler uzun yıllar Lenin'in UKKTH'si ortada durduğu halde Türkiye'de böyle bir sorun olduğunu kabul etmediler. İlk olarak bu konuyu yazan Hikmet Kıvılcımlı oldu. Ama o zaman bile Kürt sorununun varlığı kabul edilmedi. Türk sosyalistleri Lenin'in yazılarından dolayı değil de, hayat karşılarına böyle bir sorun olduğunu ayan beyan çıkarınca kabul etmek zorunda kaldılar. Çok iyi hatırlıyorum, 1980'lerin başlarında bile Kürt'leri bir ulus olarak kabul etmeyen sosyalistler vardı.

Bugün bu konuda sosyalistler sorun yaşamıyorlar. Yukarda özetlediğim tarzda hak olarak kabul etmek ile alınması gereken tutumu birbirinden ayırabiliyorlar. Birincisi artık evrensel bir hak iken ikincisi politik bir tavırdır.

Burdaki tartışma politik tavır ile ilgili değil, hak ile ilgili.

pante 24-10-2007 23:33

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Sargon;
Türkiye, ukkth konusunu bitirmiş ve cumhuriyetini kurmuştur. Yani, Lenin'in de öngördüğü şekilde ve yardımlarıyla ulusal kurtuluş mücadelesini vermiş ve bağımsızlığına kavuşmuştur.
Bu ulusal kurtuluş savaşında tek ulus olmaya kongrelerde ve meclisinde tüm halk temsilcileri birlikte karar vermişlerdir. Hiçbir zor-dayatma altında kalmadan ve Sevre, vaadedilenlere rağmen.
Buraya kadar farklı görüş yok sanırım.

Bu tek ulus, tek bayrak, tek vatan düşüncesiyle birleşmenin ardından zaman içinde ortaya çıkan olumsuzluklar, doğu ve güneydoğunun batıya göre geri kalmışlığı, halkın memnuniyetsizliği, eğitimde, sağlıkta yaşanan fırsat eşitsizliği ve kültürel sorunlar karşısında öncelikli mücadele hak aramasıdır. Nitekim 70'li yılları buna örnek verebiliriz.

Ben ebediyete kadar bu bağlılığa, ortaklığa boyun eğilir demiyorum.
Öncelik bu hakların elde edilmesi için mücadele vermektir. 70'li yıllarda bu mücadele Türk-Kürt ayırımı yapılmaksızın veriliyordu. Ancak, bu ortak mücadeleyi tanımayacak ve şovenist bir yol izleyecek şekilde Abdullah Öcalan 75-76'lı yıllarda yolunu ayırdı ki bu konunun *tartışılan bir sır perdesi oluşuna değinmeyeceğim. 78'de de Pkk'yı kurarak çizgisini belirledi. Bu çizgi, dönemin tüm ilerici devrimci örgütlerince tepkiyle karşılandı.
Sonrası 12 eylül ve 1984'de terör (olduğu kesin olarak tüm solda kabul gören) eylemlerine başladı.

Şimdi bu hareketin Türkiye soluna darbe vurduğu, çıkarcı ve şoven yapıda olduğu tartışılmaz bir gerçektir. Kürtleri temsil ettiği ise kabul görmeyen, tartışılan bir iddiadır. Terör ortadan kalkmadan ve Pkk korkusu olmadan da bölge halkının niyeti, görüşü, düşüncesi net olarak belirlenemez. *

Alıntı:

Tersine Türkiye'deki sosyalist örgütler uzun yıllar Lenin'in UKKTH'si ortada durduğu halde Türkiye'de böyle bir sorun olduğunu kabul etmediler. İlk olarak bu konuyu yazan Hikmet Kıvılcımlı oldu. Ama o zaman bile Kürt sorununun varlığı kabul edilmedi. Türk sosyalistleri Lenin'in yazılarından dolayı değil de, hayat karşılarına böyle bir sorun olduğunu ayan beyan çıkarınca kabul etmek zorunda kaldılar. Çok iyi hatırlıyorum, 1980'lerin başlarında bile Kürt'leri bir ulus olarak kabul etmeyen sosyalistler vardı.

Bugün bu konuda sosyalistler sorun yaşamıyorlar. Yukarda özetlediğim tarzda hak olarak kabul etmek ile alınması gereken tutumu birbirinden ayırabiliyorlar. Birincisi artık evrensel bir hak iken ikincisi politik bir tavırdır.

Burdaki tartışma politik tavır ile ilgili değil, hak ile ilgili.
Ben de 90'lı ve 2000'li yılların solundan bahsediyorum zaten.
Ama 70'li yıllarda da solun konuları arasında Kürt sorunu ve ukkth vardı.
Fraksiyonların hemen hemen tamamı bu konuda görüşlerini belirttiler.
Solda ortak görüş, ezilen işçilerin, emekçilerin, köylilerin birlikte omuz omuza mücadele vermesi ve devrimdi. Devrimin sonucunda talep geldiği takdirde referanduma gidilmesi ve halkın takdirine uyulmasıydı. Ama doğru görülen birlikti, bütünlüktü.
80'lerin başlarında Kürtleri ulus olarak kabul etmeyen sol örgütlerden değil, solculardan bahsedilebilir ki bugün de Kürtlerin ulus olup olmadıkları konusu tartışılan bir konudur. Çünkü ulus iddiası, tarihi olarak yeterli bilgilere, kanıtlara sahip değildir. Ayrı bir etnisite olduğu kabul görse de ulus kökeni tahminlerden öte gitmemektedir. ( Şimdi de bu cümlelerimi tartışabiliriz. :) )

3.yol 24-10-2007 23:57

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Ben de yeri gelmisken bir iki soru sormak istiyorum:

1) Apo ve yandaslari neden Turk sol orgutlerinden kopup PKK'yi kurmak ihtiyaci duymuslardir ?

2) Uluslasmanin kapitalizmin bir sonucu oldugu kabul ediliyorsa, sosyalizm uluslasmayi neden (en azindan fikirsel/haksal bazda - UKKTH) *desteklemistir ? Amac en azindan isci sinifinin yari ozgur olarak ortaya cikmasi midir ?

3) Uluslasmanin dunya felaketine yol acabilirligi uzerinden gidersek, *2. soruyu soyle sormam gerekir : Uluslasmak ve sonra da devletlesmek sosyalizmin "Armegedon"i midir ?

dilaver 25-10-2007 00:29

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
sevgili ucuncuyol

* * 80 öncesinde Kürt grupları Türkiye solundan ayrı örgütlenmeyi savunma temelinde ayrışıyorlardı. Bunlar Kürdistanın sömürge oldugunu savunuyorlar ve sömürge bir ulusun hem ulusal hem de sınıfsal mücadele verecegini söyleyerek ayrı *örgütlenmeleri gerektigini söylüyorlardı. Apocular bu örgütlerin en sonuncusudur. Kawa, Rızgari,Kuk, Özgürlük yolu, Tekoşin vs bunların bir kısmı idiler. Ama Türkiye Devrimci hareketi ile birlikte hareket ederlerdi.
Türk solu dedigimiz ki içinde Kürtler de çok yogundu kesim ise gene UKKTH nı kabul etmekle beraber Kurtuluş grubu haricinde ezen-ezilen ulus tahlili yapıyor ve aynı örgütlenmeyi savunuyorlardı.

* * *Sonradan Pkk diye anılacak olan o zamanki ismi Apocular olan grup ise 79 larda devrimci hareketin içerisine tam bir mafya rant kavgası şeklinde girdi ve şiddet uyguladı. Özellikle Kürt solunun yogun oldugu Diyarbakır, Urfa gibi yerlerde Kürt grupları ile, Türk solunun yogun oldugu Tuncelide ise Türk solu ile ölümlere varan çatışmalara girdi fakat asla ciddi bir etkinlige kavuşmadı, Urfa hariç.

* * * *O zamanki bölünmelerin ciddi bir temeli de yoktu. Amiyane tabirle erken kalkan darbe yapıp grup kuruyordu. Apo yu da bu temelde almak gerekiyor. Örnegin kapitalizmin prusya tarzı mu geliştigi, yoksa demokratik tarzda mı geligi bir ayrılık konusu olabiliyordu.

* * * *Sosyalizm ilerici her olayı destekler. Bir olgu üretici güçleri geliştiriyorsa ilericidir, geriletiyorsa gericidir. Olaya bu temelde bakmak gerekiyor. Ancak bu demekdegildir ki iişçi sınıfı önce gelişecek sonra da devrim yapacak. Bu aşamalar bir noktada şarttır yani işçisiz sosyalizm olmuyor. Çünkü köylü bizzat kapitalizmin maddi temelidir, ama daha sonra bunu iki süreci içice geçirerek aştı sosyalistler. Bu aşama için ise devrimci işçi köylü diktatörligü kuramı ortaya atıldı ve işçi sınıfının yoksul köylülükle ittifakı temelinde sosyalist ideoloji altında demokratik devrim tezi formüle edildi.

* * * * Sosyalizm uluslaşma problemini kıstas almaz ama işçileşme temel problemdir. Sosyalizstlerin, emekçilerin vatnı yoktur. Onların vatanı tüm dünyadır, sınır yoktur, milliyet, cins,ırk, dil, din ayrımı yoktur. Tek gerçek enternasyoneldir.

* * * * *saygılarımla

sargon 25-10-2007 01:07

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Ucuncuyol, sorduğun sorularla ilgili olarak ben kendi düşüncelerimi söyleyeyim:

1) Kürt sorunu solda TİP'in doğu mitingleri ile tartışılmaya başladı. Uzun süredir İslamcı akımların etkisinde kalan Kürtler bu mitinglerle sola açılmaya başladılar. Doğu Devrimci Kültür Ocakları ve Dernekleri adında örgütlenmeler oluştu. Tabii aynı zamanda birlikte örgütlenme - ayrı örgütlenme tartışmaları da başladı. TİP'in 12 Mart'ta mahkemeye düşmesi ile birlikte yeni bir gelişme oldu. TİP'in kapatılma gerekçesi programındaki Kürt sorunu ile ilgili bir maddeydi. TİP yöneticileri mahkemelerde programlarını savunmadılar, geri adım attılar. Bundan dolayı solcu Kürtlerde bir hayal kırıklığı yaşandı ve ayrı örgütlenme tezi güç kazanmaya başladı. Apo ve arkadaşları da bu ortamda ayrı bir örgüt kurdular ve kısa zamanda arkalarına epey bir güç almayı başardılar. Hatta öyle ki, bölgelerinde varolan Türk örgütlerine de yasaklar koymaya başladılar. O dönemde PKK ile sol örgütler arasında bu yüzden sık sık çatışmalar yaşandı.

PKK'nın asıl güç olmaya başlaması ise 1984'deki Eruh ve Şemdinli baskınları ile oldu. Zaten Türk solunun tamamen güçten düştüğü bir dönemdi ve başlangıçta gazetelerde "eşkiya" dendi. Sonra "şaki" dendi. Basın bir isim bulamadı bir süre. Sonunda "terörist"te karar kılındı ve o zamandan beri öyle deniyor. Kısaca PKK'nın ortaya çıkmasının toplumsal süreci böyle.

Sorunun arkasında eğer bir komplocu düşünce varsa, itiraf edeyim ki benim kafamda o kadar açık bir konu değil bu. Apo'nun daha önce ülkücülerle ilişkisinin olduğu ve MİT'e çalıştığı şeklinde bazı ifadeler var ama bu konu çok da önemli değil. Sorunun artık bir Apo sorunu olmadığı açık olduğuna göre bunu aydınlatmayı tarihe bırakabiliriz.

2) Sosyalizmin uluslaşmayı desteklemesi olarak ifade etmek bence pek doğru olmaz. Uluslaşma zaten desteklense de desteklenmese de kapitalizmin gelişmesinin doğal bir sonucudur. Olayı ulusal akımları destekleyip desteklememek olarak ifade edersek bu da zaten yukardaki tartışmalarda, özellikle namik'in yazdıklarında ifade edilmeye çalışılmış.

Bu konu sosyalistler tarafından çokça tartışılmıştır. Sosyalistlerin bu soruna gözlerini kapamaları yada tavırsız kalmaları mümkün olmadığına göre bir tavır belirleyeceklerdi. Konuyu demokratik talepler çerçevesinde ele almışlardır ve aynı kadın hakları, işçi hakları, toprak ve köylülük sorunu gibi bir çerçeveye oturtmuşlardır. Şöyle açıklayayım. İşçilerin haklara sahip olması onları mücadeleden soğutur diye kestirmeden düşünülebilir. İşçi hakları için değil de direk devrim yapmak, direk sosyalizmi getirmek niye düşünülmesin. Halbuki işçiler bu mücadele ile gelişirler. Bu yüzden sosyalistler işçi hakları için mücadele etmişlerdir. Aynı şey kadın hakları, toprak sorunu vb. için de düşünülebilir. Ulusal sorunlar da aynı çerçevede sorunlardır. Bunların hepsine demokratik bir devrimle çözüm getirilebilir. (Ben şu anda böyle düşünmüyorum tabii ama sosyalist programlar böyle der genellikle) Yani sosyalizmin değil kapitalizmin çözmesi gereken sorunlardır aslında. Ama itelenerek sosyalistlerin önüne gelmiş sorunlardır.

Kısacası buna bir uzlaşma olarak değil, kapitalizm sürecinde çözülmemiş sorunlar olarak bakılır.

3) Uluslaşmak bir dünya felaketine yol açmış olsaydı, şimdiye kadar bu Argemedon'u çoktan yaşamış olurduk. Çünkü uluslaşma asıl olarak Avrupa'da 19. yüzyılda yaşandı, giderek doğuya doğru kaydı ve en geride kalmış olan toplumlar yaşıyorlar şimdi bu süreci. Uluslaşma kapitalizmin bir ürünü idi. Şu anda bizim Kürtler üzerinden gördüğümüz uluslaşma süreci bir iki yüzyıl arkadan gelen bir süreç sadece. Yoksa dünya artık uluslaşma sürecini yaşıyor değil.

Avrupa şu anda uluslaşma sürecini bitirip yeni bir sürece geçmiş durumda. Avrupa Birliği diye bir oluşum var, giderek daha geniş bri birliğe gitmek hedefleniyor. Uluslar bitecek, yokolacak değil tabii, ama ulusal devletlerin biteceğini gösteren işaretler bunlar. Bu işin bugünden yarına olacağı iddia edilemese de gidişin bu yönde olacağı görülüyor.

Felaketlere yol açan uluslaşma değil, bu uluslaşma sürecini bitirdikten sonra bunu daha geniş egemenlikler ve baskı için kullanma çabaları ve bu anlayıştaki otoriter rejimlerdir. Sosyalizm'in geleceği var mıdır, varsa nasıl bir şey olabilir bu ayrı bir tartışma.

Umarım yardımcı olabilmişimdir. Gerçi senin birçok konuyu zaten bildiğini düşünüyorum ama duramadım yazdım yine de.

pante 25-10-2007 01:32

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Dilaver'in yazdıklarına ilave olarak ben şu iddialarda bulunacağım:

Birincisi, bugün "Türk solu" denilen grup ne ise 78'de de "Pkk" odur.
Türk solunu ne derece solcu olarak kabul ediyorsanız, Pkk'yı da o ölçüde solcu görün.
Solculuklarından ziyade milliyetçi-şoven duygu ve düşünceleri ağırlıktadır.
Daha 73-74'lerde dahi Apo sol çevrelerde Kürtçü olarak anılmaktaydı. Ki bunu söyleyenlerden biri de Pkk kurucularından Mustafa Karasu'dur.

İkinci olarak neden ayrı harekete ihtiyaç duyduklarına gelince;
Bunun 2 nedeni olabilir.
1- Abdullah Öcalan'ın çıkarcı ve şoven yapısı,
2- Türkiye solu'ndan başarılı bir sonuç alınamayacağı düşüncesi.

Bu 2 maddeyi Abdullah Öcalan'a işleyip onu yönlendirmiş olan Mit olabilir mi?
Olabilir. Neden;
O dönemin Mit'inden böyle komplo tezgahları beklenebilir. Amaç bu tür bir hareketle Türkiye soluna darbe vurmak, solda ayrışmayı, parçalanmayı sağlamak, solda Kürtçülüğün ortaya çıkmasıyla ulusalcı düşünen solcuların etkilenmesini ve geri adım atmasını sağlamak. Böylece solu zayıflatmak.

http://www.kurds.dk/turkce/2000/haber64.html

Ukkth konusunda uluslaşmanın sosyalizme yarar sağlaması konusu tartışılmışsa da, aslolan sosyalizme yarar sağlaması değil, ukkth'nin gerçekten bir hak olarak görülmesidir.
Ayrıca bilhassa o dönemde sosyalist devrim bir ayaklanma ile düşünüldüğünden devrimin öncüsü olan proleteryanın oluşabilmesi ve güçlenebilmesi için burjuvanın egemenliği gerek görülüyordu.
Fakat hiçbir zaman ukkth devrimiin olmazsa olmazı olarak görülmedi, mutlak bir gereklilik olarak sunulmadı. Yani bağımsız olmayan bir ulusun devrim yapamayacağı şeklinde bir şart öne sürülmedi. Çarlık Rusyasına bağlı birçok ulus vardı ama her kökenden bolşeviklerin ayaklanmasıyla devrim yapıldı. Ulusallaşmaya giderek değil.

dilaver 25-10-2007 01:43

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
pante apo nun mit ajanı olabilmesi son derece anlamsız bir ihtimal. *Neden dersen Apo Ankara siyasallıdır. Siyasal ise o zamanlar kaledir. Aponun ne gençlik mücadelesinde ne de herhangi bir mücadelede esamesi yoktur, bilindik, tanındık biri degildir. Mit onu alıp da ne yapsın

* *Ankarada Aponun hiç bir eylemi yoktur, Mk ya aldıgı ilk pkk yı kuranlardan birini hatırlıyorum, şimdi ismini unuttum ama daha sonra çözüldü ve hain diye infaz ettiler. Kıvırcık saçlı , burjuva dedikleri türk boyalı kızlarının peşinden ayrılmayan biri idi.

* * O dönemde mit zaten her örgütün içindeydi, hatta mk larına kadar girdikleri vardı. Böyle bir ayrı örgütlenmeyi ancak karizmatik bir şahsın çevresnde yapması daha makul geliyor bana. Apo ise bu yetenege sahip biri degildi.

* * saygılarımla

dilaver 25-10-2007 01:55

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
üçüncü yola yazdıgıma ek olarak ayrı örgütlenmecilerin, Kürdistanın beş parça oldugunu ve hepsinde topyekun mücadele verilmesini gereken bir de beş parçacılar grubu oldugunu eklemek
gerekiyor.


* * saygılarımla

pante 25-10-2007 02:34

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Dilaver, yazdığım iddiaların olabilirliğini belirttim sadece. Olmaması için de bir sebep göremiyorum.
Bu konuda iddialar çok değişik kanallardan geliyor. Ya doğruluk payı var, ya da bunu hararetle iddia edenler de ajanlık var.

Aşağıdaki linkte Mustafa Karasu'nun "ilk karşılaşma" başlığını okuduğunda göreceksin ki Öcalan 1974'de okulun öğrenci temsilcisini seçtirebilecek kadar güçlü ve tanınmıştır.

http://www.yeniozgurpolitika.org/?bolum=haber&hid=10637

Pkk kurucularından Pilot Necati Kara'nın mit ajanı olduğunu bizzat Öcalan açıklamıştı.
Aşağıdaki yazıyı da okumakta yarar var:

http://f28.parsimony.net/forum68141/messages/3220.htm

Kemal Burkay'ın iddiaları da önemli:

Kemal Burkay'la söyleşi

Ayrıca Abdülmelik Fırat'ın "Mezopotamya sürgünü" adlı kitabındaki iddiaları da önemli.

Bir de Öcalan'ın ilk eşi olan Kesire'nin babasının mitle olan ilişkisi Öcalan tarafından dahi doğrulanmış.
Bunların hepsi biraraya gelince ihtimal vermemek elde değil.

3.yol 25-10-2007 02:49

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Arkadaslar hepinize aciklamalariniz icin cok tesekkurler.

Sevgili Sargon,
Sorularim fikirlerinizi almak icindi. Yoksa hicbir komplo teorim yok Apo hakkinda. Taner Akcam'in Apo ile tanisikligini ve sonradan PKK'dan tehdit aldigini okumustum bir yerlerde.
Sargon, benim sosyalizm ve kominizm hakkindaki bilgilerim kisisel. Okumaya firsat buldugum zaman karistirdigim kitaplardan ibaret. Yetistigim cevremde bu konulari bilen ya da konusan kisiler pek olmadigi icin forumun nimetlerinden faydalanip sizin yazdiklarinizi okuduktan sonra aklima gelenleri sordum.

Birinci sorumun maksadi, Apocularin PKK'yi kurmaktaki sebebini ogrenmekti. Ayrica Turkiye'deki sosyalist/komunist gruplarla olan baglarini neden kopardigini merak ettim. Bu konuda hepinizin de degisik fikirlerini aldim. Bu arada UKKTH'nin internette *arastirmasini yaparken soyle bir aciklamaya rastladim:

"Ulusların kendi kaderini tayin hakkı, esas olarak ezilen ulusun bağımsız bir devlet kurma hakkıdır. Bu hak bu açıklığıyla konmadığı sürece, hem ezen ulusun egemenleri tarafından hem de ezilen ulusun mülk sahibi sınıfları tarafından çarpıtılmaya açık hale gelir. Marksistler ezilen ulusların kendi kaderini tayin hakkını, sulandırmaksızın, yani onların dilerlerse ayrı devlet kurmalarını kabul kapsamında desteklerler. Bu hakkı hangi biçimde kullanacağı ezilen ulusun iradesine bırakılmalıdır. Ulusal sorun, ezilen ulus ayrılma ve bağımsız bir devlet kurma hakkını elde edinceye kadar gerçekte çözülmeden kalır. Kültürel vb. tavizlerle çözüldüğü iddia edilen ulusal sorunların kısa bir süre sonra çok daha şiddetli bir temelde patlak vermesi bunun kanıtıdır. Ayrılma ve kendi devletini kurma hakkı tanınmaksızın, ezilen ulusa eğitimde vb. kendi dilini kullanma, kültürel özerklik gibi bazı tavizler vererek ulusal sorunu çözme iddiası bir burjuva aldatmacasıdır." *

http://www.marksist.com/uluslarin_ke...kkth_nedir.htm

PKK'nin fikri ile ortusuyor mu bu kalinlastirdigim cumle ? Sunun icin soruyorum; ben hep PKK sorunun dogu Anadolu'daki kurtlerin egitim, dil , kulturel haklarindan kaynaklandigini dusunuyor ve PKK sorunun , bu sorunlar cozulunce bitecegini dusunuyordum. Yoksa amac ne olursa olsun Turkiye'den ayrilip yeni bir ulke kurmak mi ?

<strong>SİLİNEN</strong> 25-10-2007 02:53

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Aman allahım ne teoriler parçalanmış konu üstüne.

Mangalda kül bırakmayandan geçilmiyor ortalık.

Hem UKKTH'ya göre hallediliyor meseleler hem de gebermiş bir sosyalizm de arada her derde deva ilaç gibi pazarlanıyor.

Sosyalizme geçilirse *UKKTH'ye gerek kalır mı? Bütün işçiler zaten kardeş değil mi? Alın size sosyalistlerin günlerce geviş getirir gibi tartışacağı bir konu.

Kimisi de arada hayali bir kürdistanı beşe parçalayıp sonrada hepsini birden topralayıveriyor.
İyi uçuşlar mı desek bu arkadaşlara acaba?

Arkadaşlar sorması ayıp siz neyi tartışıyorsunuz?

UKKTH yı mı?

O zaman işe "ulus"un tanımını yaparak başlayıvereyin bi zahmet.
Hadi şu ulusun tanımını yapıverin ve hemen fazla uzatmadan neden kürtlerin bir "ulus" olduğunu ortaya koyun.

Yani lafı döndürüp dolaştırıp Türkiye'nin kürtlerine getireceksiniz zaten de fazla oyalanmayın istiyorum.

Eskiden de böyleydi. Pkk'nın 90'lı yıllardaki eylemleri hep UKKTH'yı gündeme getirirdi.
Hiç şaşırmıyorum o yüzden. Sosyalistler pkk paralelinde UKKTH'yı her daim tartışırlar.


Şimdi diğer meselemiz de ezen-ezilen ulus kavramları.
Lütfen bana bir ulusun başka bir ulusu nasıl ezdiğini anlatıverin.
Öğrenmek istiyorum. Öğrenme açlığım var bu konuda.

Yani kavramlarla oynamak üzerine bina edilmiş bir sosyalist mantığın hiç kavramların kendisini tartışmadığını sadece kavramların gerçekliğini içgüdüsel bir ön kabul ile sahip çıktığını ama ve bu yoldan sonu gelmeyen tartışmalar yapmasına rağmen kendi tanımlamalarının hayat karşısınıdaki yenilgisinden bile ders çıkartamayacak kadar kör olduğunu ve her seferinde hayatın bizzat kendisinden ağır silleler yemesine rağmen inadım inat tutumu ile geviş getirircesine kendisini sonsuza kadar tekrar etmekten sıkılmadığını ve bunun da aslında kendisinin kalıpsal düşünce alışkanlıklarını kıramayan bir zihnin çaresiz çırpınışları olduğunu anlamak hiçte zor değildir biraz dikkatli bakan gözler için.

Evet şimdi sormak lazım kısaca: Nedir bu ezen ulus?
Türkiye gerçekliğinde biz Türklerin kürtleri ezdiğini mi söylemek istiyorsunuz?
Kestirmeden, direkt, bodoslama anlatıverin biz Türkler kürtleri nasıl eziyormuşuz.
Mesela Lazları da eziyor muyuz?
Kimi eziyoruz ve nasıl eziyoruz?
Biraz somut olalım ve Türkiye gerçekliğinde konuşalım.


Sonra bir diğer sorum da şu olacak:

Acaba gerçekten birileri UKKTH ile birlikte bir ulusun diğer bir ulus ile birlikte yaşamayı tercih edeceğini düşünmekte midir safça yoksa UKKTH zaten bir ulus için apaçık belli olan kendi devletini kurma yönelişini tescil etmekten başka bir şey ifade etmeyen ve bu yolla bölünmeyi "hukuki" bir hakka dönüştürmeyi amaçlayan bir siyasi teori midir?
Lütfen kapitalist bir ülkedeki realitesi üzerinden konuyu bana anlatıverin.


Sonra bir diğer sorum da şu olacak:

Acaba UKKTH'nin kapitalist bir ülkedeki uygulama biçimi aslen emperyalist bir amacın ürünü olma
özelliği taşır mı? Mesela küreselleşme ile kapitalist bir ulusun UKKTH'sı arasında ilişki nedir?

Ayrıca Türkiye'de sadece kürtlerin değil, lazlar, çerkezler, boşnaklar, arnavutlar, azeriler, ermeniler vb. onlarca etnisite yaşar iken UKKTH'nın sadece kürtler bazında düşünülmesinde rol oynayan etken nedir?

Coğrafi birlik mi?

Ama coğrafi birlik Lazlar için de geçerli bir durum.
Neden sadece kürtler?

Ayrıca son bir sorum olacak sosyalist arkadaşlara lütfen samimiyetle cevap versinler "takiyye" yapmadan:

Türkiye'yi kaça bölmeyi düşünüyorsunuz?

Kaç ulus çıkartacaksınız?

Kalanı için kafanız daki proje nedir? Sosyalizm mi?

Sizin kafanıza göre Konya ve Tuz gölü civarında yaşayacak olan Türklere sosyalizmi mi çözüm gösteriyorsunuz?

İyi de bu Çin işkencesi değil mi?

dilaver 25-10-2007 02:58

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Tarihini tam hatırlamıyorum ama ‘73 yılı sonu ya da ‘74 yılı başı olabilir, okulumuzda öğrenci temsilciliği seçimi oluyordu * * Mustafa Karasu

* * *bu alıntıda keçinin olmadıgı yerde koyuna abdurrahman çelebi diyorlar. O misal. 74 affı daha olmamış ve daha kimse ortalarda yok. Eski ordu, cephe sempatizanları var o da oradan sivrilmiş olabilir.

* *Ama Kemal Burkay ın iddiaları çok önemli :

PKK’nın dağılmasını engelleyen bir başka etken de Türk devletinin kendisi. O, nasıl 30 yıl önce, Kürt hareketine karşı kullanmak için PKK’yı kendi eliyle yarattıysa, şimdi de yine öylesine kullanıyor ve ona gerek duyuyor.

Her şeyden önce Apo şimdi onların elinde ve hizmetinde, ne isteseler yapıyor ve PKK da onu izliyor. Apo yakalandıktan sonra PKK silahlı eyleme son verdi ve dewletin de onayıyla savaşçılarını Güney Kürdistan’a çekti. Kürt halkının tüm temel istemlerini terk etti; artık ne bağımsız devlet, ne federasyon, hatta ne de otonomi... Kürtçenin resmi dil olmasını, Kürtçe eğitimi bile istemiyorlar. Üniter devleti savunuyorlar. Türk bayrağı bizim de bayrağımızdır ve biz Türk ulusunun bir parçasıyız, diyorlar..

Çok açık: PKK’nın dağılmasını engelleyen Türk devletinin kendisi. Ona yeniden kuvvet şurubu veren o. Türk medyasına bir bakın hele, nasıl bu danışıklı dövüş üstüne gürültü koparmakta, nasıl PKK’nın eylemlerini abartmakta! Apo ve adamları “Kürt devleti istemiyoruz, üniter devlete bağlıyız” diye diye bir hal oldular; ama Türk devleti, siyasileri ve medyası hala, “PKK Kürt devleti kurmak istiyor!” diye yırtınıyorlar.

* * * * bunlar Burkayın söylediklerinden bazıları. Ve son derece gerçekçi. O halde sorarım size bu savaş çıgırtkanlıgı neden, bu gözü dönmüşlük neden.

* * * * Ben de farklı düşünmüyorum, ama yaşadıgım kadarıyla Aponun geçmişte metropollerde bir gücü yoktu. Ama mafyavari olarak öncelikle Kürt soluna saldırdıgı dogrudur. Bu açıdan bakılınca benim içinde düşündürücü oldu aslında. Çünkü o dönemde tüm devrimci hareketin ortak tespiti pkk nın faşist bir örgütlenme oldugu temelindeydi.

* * * * Burkayın bu iddialarını özellikle devleti savunanlar düşünecek ve acaba diyecek. Devlet kendi eliyle pkk yı yarattı ise savaş neden, ölümler neden.

* * * * Bu da benim görüşümü destekliyor, bu savaşta tarafsız olup barışı desteklemek gerekiyor.


* * * * saygılarımla

<strong>SİLİNEN</strong> 25-10-2007 03:20

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Apo ve adamları “Kürt devleti istemiyoruz, üniter devlete bağlıyız” diye diye bir hal oldular; ama Türk devleti, siyasileri ve medyası hala, “PKK Kürt devleti kurmak istiyor!” diye yırtınıyorlar.



Yahu hiç güleceğim yoktu.
Arkadaşımız gerçekten de pkk'nın kürt devleti kurmak istemediğine inandırılmış.
Aynı tarikat mürdilerinin şeyhini mehdi sanması gibi.
Bir çeşit sözler ile kandırılma durumu.

İyi de pkk'nın zaten kürt devleti kuracak gücü falan yok ki.
30 yıldır bir mağarayı bile alamadılar.

Kimsenin pkk'nı kürt devleti kurmasından bir korkusu yok.
bizler pkk'nın emperyalizmin bir taşeronu olduğunu biliyoruz zaten.
Biz emperyalizmin Türkiye'de bir kürt devleti kurmak istediğini söylüyoruz.

pkk sadece "ateş düşen ocaklar" bağlamında sıkıntımızdır.

Sizde pkk'yı nimetten sanıyorsunuz ya...


Şimdi bakın şöyle söyleyeyim emperyalistlerin amaçlarını:

Amaç kürtlerin bir ulus olarak tanınmasının sağlanmasıdır.
Yani sözümona anayasamız Türk-kürt anayasası olacak.
Sonrası da malum UKKTH talepleri gelecek.
Özerklik, eyalet sistemi, federasyon ve gevşek federasyon gibi ara süreçlere tabi tutma niyetlerini zaten şimdiden söylenmektedir.
Herşey hukukn üstünlüğü ve demokrasi söylemleri ile ilerleyecek.
Yani hukuk ve demokrasi de emperyalizmin hizmetinde görevlerini yerine getirecek.

Ve tabii ki bu hal de bir Çekoslavakya hali olacak.
Ve tabii tek devletin çatısı altında iki ayrı ulus yaşayamayacağı için süreç kopuşa doğru adım adım ilerleyecek.
İki ayrı ulus biribini iten iki ayrı ulus haline gelecek.
Daha doğrusu her ulus kendi "ulusal devletini" kurma amacından başka bir amaç taşımaz ve bunun aksini düşünene fazla romantik gözlerle bakyorsun hayata derler.

Yani olay bir emperyalist oyundur.

Ve tabii ki emperyalistlerin oyunlarını defalarca boşa çıkarmış bir ulus olan büyük Türk ulusu bu alandaki engin tecrübesini bir kere daha gösterecek ve "bölünme" dayatmalarına *"büyüme" ile *cevap verecek.


İşte hadise budur.

Bebek katili Apo'nun da demokrasi istediği bir ülkede ben o demokrasinin ta..
diyeceğim de artık desem ne olur demesem ne olur.

Hâla birileri Apo'yu siyasi bir kimlik olarak görmekte ve onun sözleirne de değer vermekte ise benim bu sözleriminde bir değeri olmaz zaten.

Apo'nun dediklerine vereceğim cevap şu linkte mevcuttur:

http://www.youtube.com/watch?v=UIZkUAelTiY

3.yol 25-10-2007 03:29

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Sevgili Dilaver,
Bu gercekten tam bir komplo teorisi oldu *:D

Pelikan'in ulus tanimini istemesi yerinde geliyor bana. ulus ile kastedilen halk midir ? Yoksa millet midir ? Ya da etnisite midir ? Mesela Kurtler isteseler su anda Birlesmis Milletlere uye olabilirler mi ? Yoksa bir topraga sahip olup devlet kurmalari mi gerekli ?

Ayrica ben de merak ettim, Kurtler dil , kultur konulari haricinde hangi konularda ezilmislerdir ? Ayrimcilik anayasalarinda olmasa da ABD'de zencilere , latinlere, Avrupa'da Afrika kokenlilere, Turkler'e yapilmaktadir. Bildigim kadariyla TC'nin eski anayasalarinda da ayrimcilik yoktur. Yani UKKTH'de kastedilen ezilen ulus , *somurgeye ugramis ulus mudur ?
Kurtler Turkiye'de nasil bir somurgeye ugramislardir ? ( PKK'nin Kurt ulusunun somurgeye ugradigi tezi Sargon'un yazisinda gecmisti)

Bu sorularimin/sorgularimin amaci sadece fikirlerinizi almak ve ogrenmek amacli, yanlis anlasilmasin. Komplom falan yok *:D

3.yol 25-10-2007 05:23

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Sevgili Pelikan,
* *Benim haddime degil ama fikrimi belirteyim: *istedigin yere iletini yazarsin da burada UKKTH ve komunistlerin baglantisi hakkindaki konuyu yaziyor arkadaslar. *Verdigin Youtube'de baktim sagolasin ama ben kendi adima yazayim; ne olmussa olsun PKK gecmiste ya da gunumuzde ne yapmissa yapsin, amaclarini anlamaya calisiyorum. Sorunu ayrintilari ile anlasak sence buna daha iyi ve etkin cozumler bulamaz miyiz ?
* Anliyorum, sen hepsini temizleyelim taraftarisin. Ama hic dusundun mu karsindaki PKK'nin elemanlari arasinda binlerce gencecik insanlar var. Sence bu gencecik insanlarin hayatinin hic kiymeti yok mu ? Bu insanlar PKK adi altinda emperyalistlerin oyuncagi oluyorlarsa, onlari bu yoldan cevirmenin daha insani bir yolu yok mu ? Yani onlarin yontemi mi tek care ? yani oldurmek ? Simdi bugun Turkiye *PKK'nin genc elemanlarina ( ele baslarina demiyorum) *af ilan etse bu sence PKK sorununa kisa vadede de olsa cozum getirmez mi? Yoksa bizim bir kan davamiz mi var onlarla ?
Nedir yaklasimin bunu merak ediyorum. Simdiye kadar PKK'ya karsi nefret ve imha soylemlerini okudum. Halbuki *genelde olaylara yaklasiminda saglam bir mantik yurutme kabiliyetin var. Laflarin saglam , edebiyatin da kuvvetli. Sadece son noktaya gelince dalgalarin karaya vurmasi gibi kopuruyorsun. Bunlar benim dusuncelerim umarin alinmazsin.

pante 25-10-2007 12:21

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Alıntı:

Ayrılma ve kendi devletini kurma hakkı tanınmaksızın, ezilen ulusa eğitimde vb. kendi dilini kullanma, kültürel özerklik gibi bazı tavizler vererek ulusal sorunu çözme iddiası bir burjuva aldatmacasıdır." *
Bu tür sözler, sadece yazarların, fraksiyonların kendi yorumudur. Buradaki bir yorumumuzu da bir başkası alıp alıntılayabilir. Bu sözler, yorumlar kural, kanun değil.

Ezen, ezilen uluslar ve ukkth hakkında Lenin'in 3 örnek sınıflandırması içinde geçen Türkiye ile ilgili sözlerini vermiştim. Lenin Türkiye'deki ulusu tek olarak görüyor, bir ayrım yapmıyor ve ezilen ulus olarak bağımsızlık hakkının desteklenmesini ve yardımı savunuyor.
Lenin bu destek ve yardım sırasında Sevr'den, Anadolu'daki zengin etnik gruplardan, Kürtlerden bihaber değil. Hepsini gayet iyi biliyor. Ama kesinlikle bir Kürt ayrışmasından bahsetmiyor.
Bu demektir ki Lenin Türkiye'yi birden fazla uluslu bir ülke olarak düşünmüyor. Öyle olsaydı bunu kesinlikle dile getirirdi.

Türkiye'de ezen ulus yoktur. Türkiye zaten yarı sömürge bir ülkedir. Güneydoğu'daki Türk ve Kürtlerin yaşam şartlarına baktığımızda hiç kimse Türklerin üstün ve ezen olduğunu söyleyemez.
Tersine ağa ve aşiretlerin tümüne yakını Kürt kökenlidir.
Türkiye genelinde de böyledir. Vatandaşlar arasında ezen-ezilen olarak etnik bir farklılık görülemez. Kimi yerde patron Türk kökenlidir, kimi yerde Kürt kökenli. İşçiler, esnaf, memur, köylü de öyle. Her sınıfın içinde her kökenden insan vardır.
Kürt burjuvazisi diye tanımlanan kesim dahi bölgede değil Türkiye genelindedir.
Dolayısıyla Kürt diye ayrıca tanımlanması büyük saçmalıktır.

Türkiye'de ezilen ulus yoktur. Ezilen halk vardır. O da bir bölgenin değil tüm Türkiye'nin halkıdır.
Bölge olarak batıya nazaran bir az gelişmişlikten söz edilebilir. Bu ise etnisiteden kaynaklanmaktadır. Bunun kanıtı İç Anadolu'da, Doğu Karadeniz'de daha da geri kalmış kesimlerin olmasıdır. Asıl üzerinde durulacak olan feodalitenin tasfiye edilememiş olması ve hala aşiretliğin, ağalığın hakim olmasıdır. Bölge halkını asıl sömürenler de onlardır.

Tüm bunların yanında Kürtlerin ayrı bir ulus olup olmadıkları konusu dahi tartışmalı bir konudur. Ulus bilincine tam olarak ulaşmamış, ulusal ruha erişememiş bir sadece dili farklı ama diğer tüm öğeleriyle aynı özellikleri taşıyan bir toplumun tarihi kökeni dahi tahminlere, varsayımlara dayanmaktadır. Bunun Osmanlı ya da Türk asimilasyonu ile de kesinlikle ilgisi yoktur.
Milliyetçi-şoven duygularla Kürtlerin neredeyse dünya kurula geldiğinden beri Mezopotamyalı oldukları ileri sürülür. Bunun tarihi kanıtları, arkeolojik kanıtları yoktur.
Türklerin Sümerlerle olan benzerliklerinden ve ortak kelimelerden Sümerlerin Türk olduğu idiası ne ise, Kürtlerin de Sümerler'in bir kolu ya da o dönemden kalma yazıtlarda ismi geçen bir toplum olduğu iddiası odur. Her iki iddia da aynı derece ve değerdedir.

Bunun yanında Kürtlerin Oğuzların bir kolu olduğu iddiası da vardır ki o da yabana atılamaz. Çünkü kavimler göçünde dünyaya dağılan toplumların bir kısmı yerleştikleri bölgelere adapte olmuşlar, zamanla o bölge dilini kullanmaya başlamışlardır. Kürt dillerindeki Zaza benzeri farklar da bu açıdan kafa karıştırıcıdır.

Tarihi kökeni bilinmeyen bir halk ulus olabilir mi?
Ulus olmasını gerektirecek ortam ve koşullara haizse, ulus tanımına uyacak özellikleri taşıyorsa, ulus bilincine ve ruhuna varmışsa olabilir tabi. Ama Kürtleri bu çerçevede tartışmak da yanlıştır.

sargon 25-10-2007 13:56

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Ucuncuyol'un alıntısındaki ifade doğrudur. Çünkü burda ulusların kendi kaderini tayin hakkı ele alınıyor ve bu hak ayrılma ve devlet kurma hakkı olarak somutlaştırılıyor. Elbette ki UKKTH'yi kabul etmek ayrılma ve devlet kurma hakkını kabul etmek demektir.

Bizim burda yaptığımız tartışma ise bu değil. Burda UKKTH'yi Kürtler için kabul ediyorum ama bu ayrılma ve devlet kurma anlamına gelmez diyen birisi yok. Aslında Türkiye'de bunu diyen de yoktur. Yani yukardaki tartışmanın bizle bir ilgisi yok. Bizde UKKTH kabul edilmiyor. Buna değişik gerekçeler getirenler var ama en yaygın ifade Kürtler ulus olmadığı için UKKTH hakkı onlara tanınamaz şeklinde.

Kürtlerin bir ulus olmadığı iddiasını şu anda artık sosyalist olanlardan söyleyen kimse kalmadı. Kürtlerin ayrı bir ulus olduğu artık üzerinde tartışılması bile anlamsız bir konudur. Elbette evrimi bile tartışan bir ülkede yaşıyoruz. Bu yüzden bu iddiada bulunanlar da olacaktır. Ancak Kürtlerin ayrı bir ulus olmadığını söyleyenler bile aslında bunu bir bilimsel temele falan daynadırdıkları için değil, tamamen politik anlayışlarını gerekçelendirmek için yapıyorlar.

Leninin kullandığı ezen ulus - ezilen ulus tanımı bence yanlıştır. Bu tanımlama bir çeviri sorunundan dolayı mı böyle kullanılıyor bilemiyorum. Bir ulusu ezen ulus olarak tanımlamak bence doğru değildir. Ezilen ulus tanımlaması ise bence doğrudur. Bir insan sadece ulusal kimliğinden dolayı ezilebilir. Ama bir ulusun tümünün başka birilerini ezdiği ifadesi yanlış bir ifade. Ne kadar şu anlatılmaya çalışılıyor dense de bu açıklama çabaları sorunu çözmez.

Türklerin tarihsel kökenleri üzerine binlerce çalışma yapılmıştır. Ancak hala belirsizlikler vardır. Özellikle Anadolu Türkleri'nin kökeni tamamen tartışmalıdır. Hiçbirimiz Orta Asya'dan gelmiş gibi durmuyoruz. Ne çekik gözlerimiz var ne yemeklerimiz benzer. Ama Türkleri bir ulustur. Göçebe olduğumuz için çokça başka uluslarla karışmışız.

Kürtlerin tarihsel kökeni hakkında çok fazla çalışma yapılmış değildir. En azından Türkler hakkında yapılan kadar çalışma olmadığı açıktır. Ancak Kürtlerin tarihsel kökeni çok daha belirgindir. Kürtlerin Anadolu'da Türklerden de önce binlerce yıldır yaşadığı ve İrani kökenli bir halk olduğu biliniyor. Zaza'larla ilgili tartışmalar başka bir konudur. Bu tartışmalar Kürtlerin geçmişini belirsizleştirmez.

pante 25-10-2007 15:18

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Alıntı:

Ucuncuyol'un alıntısındaki ifade doğrudur. Çünkü burda ulusların kendi kaderini tayin hakkı ele alınıyor ve bu hak ayrılma ve devlet kurma hakkı olarak somutlaştırılıyor. Elbette ki UKKTH'yi kabul etmek ayrılma ve devlet kurma hakkını kabul etmek demektir.
Sargon bu da senin yorumun ve sana göre doğru.
Lenin'e göre değil. Ya da uluslararası kabullere göre doğru değil.
Her şart altında mutlak geçerli bir ukkth yok. Öyle olsa Polonya için de geçerli olurdu.

"Lenin, Stalin hata yapmış olabilir, doğrusu bu olmalı" benzeri görüşler de sadece kişisel düşüncelerden öte gidemez.
Sosyalistler, Marksist-Leninistler için Lenin'in görüşleri önemlidir. Devletler içinse BM'in.

Dolayısıyla, "madem ulustur. Kkth'da onlar için geçerlidir." şeklinde bir düz mantık anlamsızdır.

Bu senaryonun neresinden tutsanız tutarsızlık vardır.
Ulus olma nitelikleri tartışılan,
Ezen-Ulus-Ezilen ulus özelliği olmayan,
Geçmiş uygulamalarda örneğine rastlanmayan,
Bir terör örgütünün öncülüğünü yaptığı,
ayrı Kürt devleti tezinin bilimsel bir geçerliliği yoktur.

Alıntı:

Türklerin tarihsel kökenleri üzerine binlerce çalışma yapılmıştır. Ancak hala belirsizlikler vardır. Özellikle Anadolu Türkleri'nin kökeni tamamen tartışmalıdır. Hiçbirimiz Orta Asya'dan gelmiş gibi durmuyoruz. Ne çekik gözlerimiz var ne yemeklerimiz benzer. Ama Türkleri bir ulustur. Göçebe olduğumuz için çokça başka uluslarla karışmışız.

Kürtlerin tarihsel kökeni hakkında çok fazla çalışma yapılmış değildir. En azından Türkler hakkında yapılan kadar çalışma olmadığı açıktır. Ancak Kürtlerin tarihsel kökeni çok daha belirgindir. Kürtlerin Anadolu'da Türklerden de önce binlerce yıldır yaşadığı ve İrani kökenli bir halk olduğu biliniyor. Zaza'larla ilgili tartışmalar başka bir konudur. Bu tartışmalar Kürtlerin geçmişini belirsizleştirmez.
Bu noktada objektif düşünmediğini görüyorum.
"Yazından sanki Kürtlerin tarihi kökeni daha belirli ve nettir. Türklerin ise belirsizdir." gibi bir anlam çıkıyor. Bu kadarı da insafsızlıktır. Kabul edilemez.
Kürtler hakkındaki arkeolojik bulgulardan, kesin kabul gören ve "Kürt" adını taşıyan tarihi bilgilerden, binlerce yıldır bölgede yaşadıklarına dair kanıtlardan, bu dönemlere ait yazıtlardan, eserlerden, tarihi kişiliklerden, alimlerden örnek sunabildiğin takdirde Türklere yakın bir belirginliği ancak sağlayabilirsin.
Ama Etrüsklerin, Sümerlerin, Kızılderililerin, Truvalıların Türk olması olasılıkları gibi olasılıklardan, tahminlerden söz edeceksen bunun adı da senaryo yaratmaya çalışmaktır. Geçerli olarak sunulabilecek olan ise Şerefname'deki abartılı iddialar, Evliya Çelebi ve Marko Polo'da geçen bahislerdir ki 400-500 senelik bir mazidir.
Binlerce yıllık Kürt tarihi uydurmaları Kürt şoven ve ırkçılarının efsaneleridir.

Subat 25-10-2007 15:43

Re: UKKTH üzerine Komünistler'in tutumu..
 
Marksizm'i tahrif etmenizi her cümlede kullandığınız 100 yıl öncesinin sistemi benzetmesi ve örneklerinizin bazılarındaki hatalardan dolayı dile getirdim sayın pante.
UKKTH nın sscb'de Lenin döneminde nasıl uygulandığını benim kadar sizde biliyorken, sscb pratiğinin tümünü red ettiğimi nereden çıkardınız anlamadım.
Birde üstüne stalin'in hatalarının marksist teorinin değişimi olmadığını anlatmaya çalıştım. Marksizm her isteyenin değiştireceği bir bilim değildir kanaatimce..

Bende tam olarak Lenin'in yurtseverlik üzerine eleştirilerini sizin açıklamanızı bekliyordum. Konunun üstünden geçmek değil, konuya sizin ters orantınızın sizin cümlelerinizle cevaplandırılmasını bekledim.
Yurtseverlik politikalarının en iyi eleştirilmiş hali 2. enternasyonal önderlerinin düştüğü durumdur.


Lenin de savunucusu, tabi ki istemese de kabul edecek. (finlandiya örneği)
Neden zaten Lenin'in bu hakkı savunduğundan dolayı finlandiyanın bağımsızlığının karşısında durulmadığı fikrini savunmuyorsunuz? komüntern2in 2. kongresinden sonra bu tartışma bitmiştir. Sonuç hiç değişik olmadı. Her durumda UKKTH bir hak olarak kalmıştır. Sadece komünistlerin destek vermesinin şartları değişmiştir.

Stalin konusunda söyleyeceklerimi söyledim zaten. Kişilerin neye nasıl karar verdiğinden çok marksizm'in özünde ne olduğuna bakmak gerekiyor. Hem siz değil misiniz marksizm ve leninizm marks ve lenin'in her söylediği değildir diyen. Aynı şekilde stalin'de burada hatalı davranmıştır birçok başka hataları gibi.

Lenin'in kararı kesindir, sosyalizme faydalı olacağı düşüncesiyle ukkth'yi sonuna kadar savunur. Hatta sosyalist bir ülkede dahi, ayrı bir ulus kurma hakkı, bağımsızlık hakkı geçerli sayılır.

Üzerinden geçen 100 yılda gelinen nokta ortadadır. "Reel bir sosyalizme geçiş olmayacaksa ne diye ukkth olsun" anlayışı Stalin'le yerleşmiş ve bağımsızlığını kazanan ülkelerde ise sosyalizme yöneliş görülmemiştir.

Başından beri benim de söylediğim zaten budur. Ancak konuyu her fırsatta stalin'e getiren sizsiniz. Bu halde, aydın doğan medyasındaki bütün eski solcuları da tartışmaya açmak gerekiyor..

Resmi dil konusunda sanırım Lenin'in hiç bir yazısını okumuş değilsiniz. Ya da okumuşsanız üzerinden atlıyosunuz. Resmi dilin seçilme koşulu en çok kullanılan dil ile alakalıdır. Ancak bu bir dayatma değildir. Hiç bir zaman başka dillere de kısıtlama getirilmemiştir. 88 dil'in kullanılması da buna en büyük kanıttır. Birden çok resmi dil espirinize de ayrıca güldüğümü bilmenizi isterim.

Hep bir önderin açıklaması mı gerekir? Stalin dönemi ve sonrası uygulamaları ortadadır.
Ardından "Barış içinde birarada yaşama "tezi ile dejenere edilmiştir.

Peki o halde. Sscb içerisindeki bir ulus'un ayrılmayı talep ettiğini ve bu talebin kabul edilmediğini gösterebilirmisiniz?
UKKTH bir haktır. Kesinlikle her halükarda ayrılmak anlamı taşımaz. Ulusların kendi kaderlerini tayin hakkı açılımı içerisinde ulusların ayrılma hakkı öz'ü yoktur. Ayrılma hakkı da ulusların belirleyeceği birşeydir. Bir arada yaşamayı seçebileceği gibi ayrılmayı da seçebilirler.

Ezilen ulus sömürgedir
Bakalım kim çarpıtmış. Siz her devlette tek bir ulus'un yaşadığını mı düşünüyorsunuz? Ya da evet öyle düşünüyorsunuz. İşte tamda bu düşüncenizden dolayı sizinle aynı fikirde değiliz. Kürtler üzerindeki yüzyıllık inkar politikası nasıl işe yaramadıysa kürtlerin bir ulus olmadığı politikası da iflas etmiştir. İspanya ile fransa arasında bask bölgesi vardır bildiğiniz gibi. Bask ulusu bugün hem fransa hemde ispanya tarafından ezilmektedir. Ancak size göre bakacak olursak, bask ulus'unun yarısı fransız yarısı da ispanyoldur. Bu iki ülke de sömürge olmadığına göre bask ulusu diye birşey yoktur. Ne güzel bir düz mantık..

Türkiye'de ise halklar arasında bir ezilen-ezen ulus farkı görmek kesinlikle mümkün değildir.
Tam bir burjuva söylemi. Herkesin uçağa binme hakkı vardır ancak parası olmayanlar bu haktan mahrumdur. Kullanılamayan hiç birşey hak değildir. Siz herhalde kürtlere kürtçe konuşmanın yasaklandığı dönemleri bilmiyorsunuz? Bir ülkenin resmi dili, tv lerde başka dillerle yayın yapılamayacağı anlamı taşımaz. Ancak türkiyede kürtçe konuşmak yasaktı yakın bir zamana kadar. Eğer yakın bir zaman öncesinde kürtçe yayın yapılmaya başlanmışsa bile, kürtler ve türkler arasındaki hak eşitsizliği ortadadır demektir. Ancak bunu anlamak istememek, milliyetçiliğin göstergesidir.

BM üzerine verdiğiniz örneklerle bence kendi ideolojinizi tam olarak göstermiş oldunuz. Bu örnek ile sosyalizmden çok uzaklara düştüğünüz açığa çıkmış oluyor.

Marksizm Leninizmin çarpıtılması devam ediyor. Bakalım ne diyor sayın pante.
Ulusların kendi kaderlerini tayin etme ilkesi, mutlak bir şey değildir ve koşullar ne olursa olsun her ulusun mutlaka ayrılarak ulusal devlet kurması gerektiği anlamını taşımaz. 20. Yüzyılın başlarında ulusların kendi kaderlerini tayin etme ilkesinin, Rus Sosyal Demokrat Partisinin programında çıkarılmasını savunan Polonyalı Marksistleri en sert biçimde eleştiren ve bu ilkeyi savunan Lenin, örneğin Polonya’nın Çarlık Rusya’dan ayrılarak bağımsız devlet kurmasına kesin olarak karşıydı.
Aksine polonyanın çarlık rusyası döneminde ayrılma talebini savunanların başında Lenin gelmektedir. Polonyanın ayrılma talebinin rus devrimini sekteye uğratabileceği düşüncesi roza lüksemburg'a aittir. Bu savunu üzerine Lenin roza lüksemburg ile dalga geçmiş, oportünist ilan etmiştir. Bir tek satırlık Lenin alıntısı ile bize bu iddiasını kanıtlarsa sayın pante, memnun olacağız. Etmezse hatasını telafi etmelidir.

Turan ve kürdistan başlığı ile yazdığınız yazıya kadar savunduğunuz çoğu şeye katılmıyorum. bu başlıktaki bir çok şeye de katılmıyorum. Ancak asimilasyonu kabul etmeniz, görüşlerinizin tam olarak yansımasına neden olmuştur. PKK ve diğer kürt hareketlerini yaratanda bu asimilasyondur.

Buradan sonra yazılanları takip edeceğim.
Selamlarımla


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 12:49 .