Turan Dursun Sitesi Forumları

Turan Dursun Sitesi Forumları (https://turandursun.com/forumlar/index__1.php)
-   Tarih (https://turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=29)
-   -   Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu? (https://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=5633)

okinono 24-02-2008 23:57

Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Arkadaşlar,

Yeni bir *konuda derinemesine araştırma yapıyorum. Burada takıldım.

Birkaç sorum var.

Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?

Savaşların ekonomideki itici gücünü savaş olmadan nasıl sağlayabiliriz?

Beşeriyetin ömrü uzadıkça ve savaşlar ile insanlar ölmedikçe, dünya nüfusunun önümüzdeki 100 yılda ne olacağını nasıl hesaplayabiliriz?

Yeterli kaynakların hızla tüketilmesi ile birlikte ölüm oranlarının azalması yaşamsal bir kaosu kendiliğinden doğurmaz mı?

Dünya barışı asla olmayacak ve olmaması gereken bir ütopyamıdır?
En büyük barış için , en büyük savaşın çıkması gereklimidir?
.........


Sazan atlama hemen. Bu konu ciddi.

Selamlar.

okinono 25-02-2008 00:36

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Yav bari Tarih başlığına koysaydınız. Güncel bir politika değil ki bu...

Nerdeyse insanlık ile eşit...

dilaver 27-02-2008 02:08

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
:lol: *:lol: *:lol: *bu son iletin için

ilk iletin için ise ' iyi bir yer olurdu ve amaç öyle bir iyi yere ulaabilmek * :lol: *:lol:

bu satte bu kadar cevap.

saygılarımla

pante 02-03-2008 12:48

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Barışın önemi ve değeri savaşlar nedeniyledir. Savaşlar olmasaydı, barış diye bir sözcük de olmazdı. Ya da basit kavgalar, çekişmelerle ilgili bir sözcük olurdu.
Zaten savaşların kökeninde ikili çekişmeler, grup kavgaları ve daha sonra da topluluk çatışmaları vardır. Bu çekişme ve kavgaların temelinde ise mülkiyet vardır.

İnsan doğası gereği sahip olma arzusu içindedir. Bu hayvanlarda da varolan özelliktir. Sahip olma duyguları ise çatışmalara dönüşür.
Savaşların olmaması demek, insan doğasındaki bu sahip olma duygusunun da olmaması demektir bir anlamda. Sahip olma duygusunu sadece malk-mülk edinme isteği olarak görmemek gerekir. Aşk, başarı, kariyer, şöhret gibi amaç ve hedefler de sahip olma duygusu içinde yer alırlar.

Tüm bunlar olmadan sürdürülecek bir yaşam ise belki çok ileri, olağanüstü gelişmiş toplumlarda mümkün olabilir. Ütopik idealler, komünizm gibi sistemler bu düşüncelerin ürünüdür.
Dünya barışı bugün bir ütopya olarak görülse de gelecek için imkansız değildir.

Bundan dolayı geçmiş tarihte savaşların olmaması halini düşünmek mümkün değildir. Bu durumda insanları da çok farklı niteliklerde düşünmek gerekir. İlkel toplumları, köleci-feodal toplumları, sanayi toplumlarını, sömürüyü, sömürgeleri topyekün silmek gerekir ki bu da tarihi Adem'den itibaren farklı yazmak demektir. Habil ile Kabil hikayesinin farklı yazılması ya da insanın atasının maymunlarla ortak olmaması, uzaydan gelişmiş bir toplumdan gelmiş olması gerekir.

"Savaşlar olmasaydı, dünya nüfusu ne olurdu? Dünya nimetleri yeterli gelir miydi? Savaşın ekonomilere katkısı ortadan kalktığında ekonominin durumu ne olurdu?" sorularına gelince;

Savaşların olmaması insan ömrünün uzaması demek değildir. Savaşlar nedeniyle düşen ömür ortalaması ise çok düşük bir orandır. Asıl kırım salgın hastalıklar, açlık, kıtlık ve doğal afetler nedeniyle olmuştur. Yani savaşlar, pek de dünya nüfusunu frenleyen bir unsur değildir. Hatta insanların savaşları, kabile-aşiret çatışmalarını göz önüne alarak çok çocuk sahibi olma faktörünü göz önüne aldığımızda bu kayıp oran eşitlenebilir belki de. Örneğin ülkemizde kazalar nedeniyle ölenlerin sayısı, savaşlar nedeniyle ölenlerden çok daha fazladır.

Savaşların ekonomiye olan katkısı ise sosyoekonomik dünya görüşünüze bağlı bir konudur.
Tabi ki kapitalist-emperyalist ülkeler için silah sanayi vazgeçilmez bir kazanç yoludur.
Savaşlar olmasaydı, bu kazanç yol ve yöntemleri farklı sektörlere kayacaktı. Belki emperyalist ülkeler bu denli zenginleşmeyecekti. Belki daha sade yaşanacaktı.
Ama daha mutlu, daha acısız, kedersiz bir dünya için buna değerdi herhalde. *

Beşeriyetin ömrü uzadıkça ve savaşlar olmadığı takdirde dünyanın gelecekti durumu ne olur?
Bana göre doğa kaldıramadığı yükü bir silkeleyişte hafifletir.

Büyük barış için en büyük savaşın yaşanması gerekmez. Tarih bunun böyle olmadığını kanıtlıyor zaten 1. dünya savaşından sadece 20-22 sene sonra 2. dünya savaşı patlamıştır.
Büyük barışlar için büyük uygarlıklar gerekir. Dünya ise henüz uygar değildir.

okinono 03-03-2008 00:12

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Sevgili Pante,

Cevabınız için çok teşekkür ederim.

Konuyu daha sonra bütünüyle değerlendiririz diye düşündüğüm için, sorulardan bir tanesini daha tevdi etmek istiyorum.

Sizce savaşların ve savaş yatırımlarının Dünya harcama kalemlerindeki oranı düşükmüdür. Ayrıca savaşlar ile bir yenilenme de söz konusumudur.

Ben şahsen, savaşlardan sonra yapılan talanların ve tecavüzlerin ne kadar çirkinde olsa bir doğal dölleme olduğunu düşünüyorum. Talanlar ticari metaların çeşitlenmesine tecavüzler ise kanların değişik şekilde yayılmasına neden olmuştur.

Bu açıklamamdan lütfen talana ve tecavüze olumlu baktğım neticesi çıkartmayınız. Konuyu tamamen ütopik noktada ahlakı göz ardı ederek düşünüyorum. Ki, doğanın kanunlarına uygun olsun varacağımız sonuç

Çok iyi bildiğiniz gibi, ahlak işin içine girince savlar coğrafik olarak daralır. Bu ise Şumüllü bir bakışı hatalı rasat etmemize neden olur.

Eğer varabilir isek konunun sonunda ahlakı bütün olarak, gelecek açısından ulaşacağı noktalarda değerlendirmek daha doğru olur bence.

Konu başlığı ile alakalı olarak kısaca bende izlenimlerimi aktarayım,

İnsanlığın bir gün en büyük barışı tesis edip edemeyeceği konusunda takıldım. Şu aşamada hiçte olası gelmiyor. Zira, yıkım ne kadar büyük olursa olsun; Beşeriyetin nefsi arzuları yaşamı idame ettirebilmek için kişiyi aynı emellere hiç savaş olmamış gibi yönlendiriyor diye düşünüyorum.

Yani savaşlar bir nevi belki sıfırlama olabilir ama aynı nefsi mücadele kaldığı yerden devam ediyor. Değişen en belirgin şey ise galiplerin mağlupler ile yer değiştirmesinden başka bir şey olmuyor.

İşte bu noktada da, dünyanın tüketilen materyallerinin önemi ortaya çıkıyor. Örneğin demirin bitmesi. Veya su kaynaklarının çok pahalı hale gelmesi.

Şu an insanlık keseden yiyor gibi geliyor daha kısacası yani.



Bir önceki yazınızda vermiş olduğunuz açıklamaların değerlendimesini izninizle bu cevabınzdan sonra yapmak istiyorum.

Nasılsa bizden başka kimse yok. *Araya giren de olmayacağı için konu dağılmayacaktır . :)
Tekrar teşekkürler.

Selamlar.

pante 03-03-2008 21:30

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Alıntı:

Konuyu daha sonra bütünüyle değerlendiririz diye düşündüğüm için, sorulardan bir tanesini daha tevdi etmek istiyorum.

Sizce savaşların ve savaş yatırımlarının Dünya harcama kalemlerindeki oranı düşükmüdür. Ayrıca savaşlar ile bir yenilenme de söz konusumudur.

Ben şahsen, savaşlardan sonra yapılan talanların ve tecavüzlerin ne kadar çirkinde olsa bir doğal dölleme olduğunu düşünüyorum. Talanlar ticari metaların çeşitlenmesine tecavüzler ise kanların değişik şekilde yayılmasına neden olmuştur.

Bu açıklamamdan lütfen talana ve tecavüze olumlu baktğım neticesi çıkartmayınız. Konuyu tamamen ütopik noktada ahlakı göz ardı ederek düşünüyorum. Ki, doğanın kanunlarına uygun olsun varacağımız sonuç

Çok iyi bildiğiniz gibi, ahlak işin içine girince savlar coğrafik olarak daralır. Bu ise Şumüllü bir bakışı hatalı rasat etmemize neden olur.

Eğer varabilir isek konunun sonunda ahlakı bütün olarak, gelecek açısından ulaşacağı noktalarda değerlendirmek daha doğru olur bence.

Konu başlığı ile alakalı olarak kısaca bende izlenimlerimi aktarayım,

İnsanlığın bir gün en büyük barışı tesis edip edemeyeceği konusunda takıldım. Şu aşamada hiçte olası gelmiyor. Zira, yıkım ne kadar büyük olursa olsun; Beşeriyetin nefsi arzuları yaşamı idame ettirebilmek için kişiyi aynı emellere hiç savaş olmamış gibi yönlendiriyor diye düşünüyorum.

Yani savaşlar bir nevi belki sıfırlama olabilir ama aynı nefsi mücadele kaldığı yerden devam ediyor. Değişen en belirgin şey ise galiplerin mağlupler ile yer değiştirmesinden başka bir şey olmuyor.

İşte bu noktada da, dünyanın tüketilen materyallerinin önemi ortaya çıkıyor. Örneğin demirin bitmesi. Veya su kaynaklarının çok pahalı hale gelmesi.

Şu an insanlık keseden yiyor gibi geliyor daha kısacası yani.



Bir önceki yazınızda vermiş olduğunuz açıklamaların değerlendimesini izninizle bu cevabınzdan sonra yapmak istiyorum.

Nasılsa bizden başka kimse yok. *Araya giren de olmayacağı için konu dağılmayacaktır . Smile
Tekrar teşekkürler.
Sevgili Okinono,
Ne msn'den, ne sohbet odalarından, ne de mailleşmelerden haz almıyorum.
Boğulursan büyük denizde boğul demişler. O nedenle pek bu bölgelere takılmıyorum, sığ diye.
Çok gerek duyarsam geçici ve kısa süreli takılıyorum.

Madem zaman ayırıyoruz, yazmaya emek sarfediyoruz, okuyanımız bol olmalı değil mi?
Ayrıca konu da cazip olmalı. Pek siyasetten, ekonomiden hoşlanmıyorum.
Bana felsefe olmalı, tarih olmalı.
Onun için son sorunu da kendime göre yanıtlayayım, sonra bana müsaade. *:)
Renklenirse yine yazarız tabi.

Dünyada askeri harcamalar için ayrılan toplam bütçe 1 trilyon doların üzerinde olduğuna göre bu düşük değil, tersine bana göre korkunç bir rakam. Bu parayla neler yapılmaz ki..
Tek başına ABD bu bütçenin yarısından fazlasını harcıyor. Yani tüm ülkelerin harcaması ABD'ye erişemiyor dahi. Ee, süper emperyalistin süper askeri bütçesi olmalı tabi.

Savaşlar ile bir yenilenme, bir değişim kaçınılmazdır. Hele büyük savaşların sonunda ülkelerin rejimlerinden, ekonomik sistemlerine, insanların dünya görüşlerinden kültürlerine kadar birçok alanda değişimler olabilir. Devrimler, reformlar, yenilikler *genellikle savaş sonrası dönemlerde yaşanır. Bu da değişimin göstergesidir.

Talan ve tecavüzlerden çeşitliliğin oluşması doğrudur. Galip devletin bile mağlup ülkeden aldığı, öğrendiği her türlü meta, adet, kült vs. vardır. Göçebe toplumdan konar-göçerliğe ve yerleşik topluma geçişler hep bu savaşların etkileriyle gerçekleşmiştir. Ama bunlar savaşın faydaları olarak görülüp düşünülmemeli. Acıdan, katliamdan, vahşetten fayda sağlansa neye yarar?
Eksik olsun öylesi faydalar yeter ki incinmesin aşk! *:)

Sevgiler.

okinono 06-03-2008 21:28

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Anlaşıldı bu başlıkta kendim çalıp kendim oyanayacağım.

Belki daha hayırlı olur benim için.

Şimdi Oki,

Diyorsun ki hiç savaş olmasaydı dünya nasıl bir yer olurdu ? Peki bu sorunun tam karşısındaki sorunun ne olduğunu düşündün mü hiç?

Nedir o soru Okinono?

Madem Tanrıya inanıyorsun, Tanrı insanoğlunu kıyamete kadar savaşmak gibi bir amaç için mi yarattı?
Hem diyorsunuz ki, Tanrının esmasını yansıtmak asıl görevi insanın. Hem de savaşların hiç bitmeyeceğini öngörüyorsun. Bu çelişki hem de büyük bir çelişkidir.

Evet haklısın Okinono. Gerçekten de büyük bir çelişki. O zaman Allah'ın esmasını bütün ihtişamı ile yansıtma görevi insanda ise o esma nın tezahür etmesi gereken yeksan bir birlik ve vücut olmalı?

Hımm. Teşekkürler Okinono.
Rica ederim Oki, ne demek. görevimiz.

Hasbinallah'ın bir sırrını daha öğrendin bak .
Evet haklısın Okinono. bu büyük bir sır. Ama Dilaver de estirmeden aynı şeyi söyelemiş ve Tanrıya inamıyor bu nasıl oluyor ?

Ama Oki, Sen Tanrıya inandığına göre Allah adına almayı bileceksin ki allah adına verebilesin. Allah adına vermeyen insanlardan O münimi hakikinin rahmet elini görüp öyle O'nun namına alacaksın.

Valla ben anladım ama , başka okuan anlarmı bilmiyorum Okinono. Daha açık yazsan keşke.

Olur yazarım bir ara Oki. Nasılsa yer sorunumuz yok. *Ama bu işi bitirmeden atlama başka konulara. Çok önemli bir trafik yön levhasındasın zira.

Tamam Okinono, öğüdünü tutacağım.
Selamlar.

pante 07-03-2008 20:43

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Alıntı:

Anlaşıldı bu başlıkta kendim çalıp kendim oyanayacağım.
:)

Sevgili Okinono;
En iyisi sen de benim, Mep'in, Cemal'in kişisel başlığı gibi bir başlık aç.
Sen de kafana eseni yaz karala, okuyan okur, yazan yazar.
Benim o başlığımda ne önemsediğim konular hiç katkı görmeden okundu geçti.
Birazdan bir konu var, oraya uygun. Gör bak aynısı olacak..

frodo 07-03-2008 21:11

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Okinono "yeraltında" kendi ile yazışmaya başlamış durum vahim :)

Şaka bir yana savaşlar kaçınılmaz mıdır ?

Güncelleyelim ve topiği güncel politika ile ilgisi olmadığı anlaşıldığından tarih sahnesine çıkaralım.

okinono 07-03-2008 22:22

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Başlığımı olması gereken yerde görmek beni ümitlendirdi Okinono;

Sevgili Oki,
Bazı konular vardır ki aşikardır ama görmezden gelinir. İlgi çekmez. Bu nedenle fazla ümitlenme derim.

Olsun Okinono, göz ününde olması yeraltında olmasından iyidir. Hiç olmaz ise bulmak için kayıt olmak gerekmiyor.

bu konuda haklısın Oki.

Haydi şimdi yaz birşeylerde abilerin okusun.

Şimdilik okuyorum Okinono,ama okuduklarımı ara sıra yazmayı düşünüyorum, da izin almam lazım kaynakları bana verenden.Hassas konu zira.

Peki, iznini al ve paylaş bizlerlede.

Olur Okinono, en kısa sürede izni almaya çalışacağım.

Selamlar.

aydoe 07-03-2008 22:58

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Yer altından notlar,çok güzel

Hiç savaş olmasaydı çok güzel olurdu,dünya cennet olurdu
Peki herşeyin bir başı var ya ,bu ilk savaş neydi acaba ?
Savaş nasıl başladı, kim başlattı?

sevgili Pante bunları cevaplamış zaten.

Demek ki savaş var,var olana olmasaydı yerine olması istediğimizi nasıl gerçekleştirebilirizi konuşmak daha iyi olacak.

Ne yapılmalı ki dünyada barışı ve kardeşliği yaşayalım?
Saygılar

pante 07-03-2008 23:49

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Alıntı:

Pante´isimli üyeden Alıntı
Renklenirse yine yazarız tabi.

Biraz renklenir gibi oldu, az da koyulaştıralım:

Hım kım etme Oki!
Çıkar baklayı ağzından!
"Savaşsız bir dünya olmaz" de.
"Savaşlar olmasaydı şu, bu olurdu:" de.
"Dünya nüfusuna çözüm en büyük savaştır." de.
"Sonunda Dünya hakka kavuşacak, bunun yolu da savaş" de.

okinono 08-03-2008 00:23

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Mantığım savaşı kaçınılmaz son olarak görürken, şefkat ağır basıyor ve başka yollar aramaya itiyor sanki beni.

Bilen adam mutsuzdur demişler ya. doğru valla.
En büyük barış için en büyük savaştan başka bir yol olmalı. Yapabilmeli insanoğlu. Yoksa ;
bu kendi ellerinlze yaptıklarınızdan dolayıdır ayeti tecelli edecek.

Eğer bu provoke de etki etmes ise yapabileceğim birşey yok Sevgili Pante. Benden pazarlamacı olmaz :)

Selamlar

pante 08-03-2008 00:45

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Alıntı:

Yoksa ;
bu kendi ellerinlze yaptıklarınızdan dolayıdır ayeti tecelli edecek.
İnsanoğlunun başına gelen her bela, musibet kendi yaptıklarından dolayıdır.
Hayırlar, güzellikler de öyle.

Tecelli olacak olan da yine insanoğlundan.
Tabi araya uzaylılar girmezse, göktaşı-tufan vs. olmazsa..

Ben dünyanın, doğanın kaldıramadığı yükü attığını düşünüyorum.
Bana göre büyük bir savaş değildir temizleyici olan.
Doğadır.
Dinler bunu Allah'ın gazabı olarak aktarır.

okinono 10-03-2008 21:28

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
Üç gündür bir soru vardı kafamda.

İnsan ister ateist isterse deist olsun yönelişinde hep kendinden sonraki zaman dilimlerinin iyiliği için hedefe kilitleniyor. Bu geleceğin güzel olmasının istenmesinin altında yatan en bariz gerekçe en basit olarak çocuklarımızın rahat etmesi olan şefkat duygusunun etkisi.

Fakat öyle bir kısır döngü ki bu, bugün babam ile konuşurken şöyle dedi bana. "Oğlum annen ve ben sizler için yaşadık." Bu cümlenin doğru olduğunu ben biz zati biliyorum. Aynı şekilde de eşim ve ben de çocuklarımız için yaşıyoruz.

Bunun din ile de bir alakası yok bence, hadi biz muhafazakâr bir aileyiz diyelim. *İnançsız ve tam 30 yıldır arkadaşım olan başka birisi de aynı süreçten geçiyor. Babası da aynısını ona söylemişti. O da çocuklarına söylüyor.

Öyleyse nedir bu?
İnanç veya inançsızlığın ötesinde halkın hep geleceğin güzelliğine top yekûn sevk edilmesi nasıl oluyor? Ve bu sevk edilişin günümüzde parsasını toplayanlar ve ücretlerini peşin alanlar kimler?

Cevabın hemen Emperyalistler sömürenler vs olacağını sanıyorsanız yanılıyorsunuz bence. Gelecek hedefinden bugünden karlı çıkanlar çok farklı oysaki...

Cevap çok basitmiş oysa. Tek karlı çıkan zaman. Bildiğimiz akan ve tarihin birçok dönemlerinde farklı farklı hesaplanan ve en kısa dilimi AN olan bildiğimiz zaman işte.

Bugün anladım ki, Zaman'ın durmasını sağlayamadan insanlık eşitlenemez. İşte bu durma anına bireysel anlamda bakınca ölüm, cihan şümul bakınca kıyamet diyoruz.

Öyleyse, Zamanı canlıdır ve yaşatan insandır. Ve zaman için iyi veya kötü yoktur. İyilik ve kötülük izafi birer kavram olarak, ,insanoğlunun zamanın içerisinde kendisine ait olduğu sandığı kuralların bir tezahürüdür.

Bu nedenle, insan geleceği hedef almak yerine bugünü kendi yaşamı için yaşamayı hedef almalıdır denilebilir. Fakat bu bireysel isteklerin başka bireylerin istekleri ile çatışmasının tezahürü olan ortak mutabakat ki, buna doğrudan demokrasi demişler, birey sayılarının çoğalması ile temsili oradan da nispi şekle dönüşerek iyi ve kötü kavramını merkezin emrine vermiştir.

Bu merkeziyetçi yönetimler ve onlara yaltaklık yapanlar ise kendi günlük an dilimlerinin ücretini peşin alarak, bir nevi zamanın sahip olduğu asıl ücretin görünürdeki sahipleri olmuşlar.

Tanrı düşüncesi tam da bu nokta da önem kazanmakta işte.

Tanrı sosyal katmanları irade etti ve bu sosyal katmanların ücretinin eşitlenmesini hesap gününde yapacağını söylüyor.

Buna karşılık felsefe ise, bu sosyal katmanların ücretinin kendiliğinden doğal olarak ücretlendirildiğini ve beşeri gücün bu katmanların şekillenmesinde en önemli faktör olduğunu ve eğer eşitlik olacak ise en alt katmanın sayısal gücünün en büyük güç olduğunu söylüyor. *Aslında bunu felsefe değil bir izm söylüyor ya neyse, felsefe diyelim geçelim şimdilik.

Hem din hem de felsefe görüldüğü gibi gelecek ile ilgili bizleri sevk ederken eşitliği mutlak hedef olarak algılatıyorlar. Bu eşitliğin adına da Mutlak adalet deniyor.
Bu adalet cezanın ve mükâfatın mutlak olarak uygulandığı bir mekanizma olduğuna göre, bir inanır için söylüyorum, Tanrı bizleri bu dünyada eşitlik için sevk etmiş olmalıdır ki bu eşitliğe ne kadar hizmet ettiğimiz ile alakalı yargılasın.

Kaza ve kaderin açıklanmasında çok önemli olduğunu sandığım bu yazım ilk bakışta çelişkiler ve yanlışlar ile dolu görünmektedir. Ve bu doğrudur da. İşte bu yazı gibi bir temel bakışın diğer insanlar tarafından düzeltilerek en mükemmel halde toplumca kabul edilmesine de bizler ahlak kuralları diyoruz.

Tanrının varlığının ötesinde birliğin ne olduğu tartışılması bizleri gelecek avuntusundan kurtarıp, sigorta şirketlerine ömür boyu köle olmaktan kurtarır mı?
Sigorta şirketlerinin emrinde gelecekten ücret almak ile tanrıya köle olmak arasındaki tek fark, tanrıya inancın iki kez kölelik olmasından başka bir şey değil bence.

Bunun içindir ki, Aşk inancın olmaz ise olmazıdır. Ücreti yaşarken almak için ölümüne mücadele ölünce sevgiliye kavuşmak için bir vesile.

Bu yalanda olabilir. Tıpkı aşk gibi kocaman bir yalan.

Öyleyse yalan nedir?
Yalan gerçeğin *gizlenmesi ise insan dokunamadığı şeyi nasıl bilebilir ki. Ki, aşk dokunduğunda biter zaten.
Demek ki, aşkın yalanının avuntusu ile geleceğin müreffehliği aynıdır.

Okinono epey saçmaladın. Yeter artık. Ne yazdığını kendinde bilmiyorsun.
Evet Oki haklısın. Bir tür doğaçlama oldu. Aslında üç gündür çok önemli olarak kafamı meşgul eden sorunun cevabını bulduğumu zannederek oturmuştum bilgisayarın başına.

Ve cevabı yazarken soruyu unuttum iyimi:)

Bu da zihnimizin takıldığı bazı noktaların aslında ne kadar da önemsiz olduğunu ve her bir cevabın yeni bir soru doğurduğunu teyit etmesi açısından bana ders oldu.


Bak Okinono, ne yazdığını okumadım. *Okumaya da niyetim yok. Ama bir konuyu yazarken evrensel düşüneceğim diye kendini zorlama. Felsefe gelecek için örülen bir ağdır. Sen geçmişin üzerine atılmış ağlarına tutulma yeter.

Vayy Oki, bu da senin felsefen ha.. Hımmm

Hasbinallahhh, yav arkadaş felsefenin BEN’i olmazzzzzz. Beni seni yoktur. Senin olsa olsa görüşün olabilir o da seni bağlar. *Bak Evrene nasılda nakş ediyor tuvale kâinatın içinden handeleri. Bas atanınizine sür eşeğini Niğde’ye. Bundan güzel felsefe mi varmış.

Ne yapayım o zaman..

Her bir anı gelecek için yaşamaktansa, gelmiş olan geleceğin için yaşa. Bu hem Tanrının hem de felsefenin temelinin isteğidir.

Dehhh.... :)
Selamlar

osiris 10-03-2008 23:37

Re: Hiç savaş olmasaydı, dünya nasıl bir yer olurdu?
 
hiç savaş olmasydı bilim ve teknoloji bu kadar gelişmez insanlık ilerleyemezdi doğada nasılıki türler arası tür içi rekabet varsa insanlar arsındada var sonuçta kaynaklar sınırlı ve bunun içinde çatışma olması doğal din için yada her neiçin olursa olsun tüm savaşların temelinde bu var

oncugenc 26-07-2008 14:51

savaş olmasaydı barış da olmazdı...

her şey karşıtı ile vardır. bunlar birbirleriyle çelişik olmalarına rağmen aynı zamanda bir bütündürler...

hem savaş olmasa idi nereden bilecektik barışın güzel bir şey olduğunu....

evrensel-insan 26-07-2008 20:40

Saygideger oncugenc;

Karsitliklar, zaten tek tarafli mevcut degildir.Sonucta, baris ta, savasa karsi bir savunu ve direnistir. Gerekirse de savas icin baris gerekir. Hatta, baris icin savas gerekir. Ustelik, neyin, kime gore baris; kime gore savas oldugu da tartisma konusudur. Kiminin barisi, kimine savas; kiminin savasi kimine baris olarak yansir. Sartlar, kimine gore baris, kimine gore savas sartlaridir.

Dolayisiyle, dusunelecek dunya, karsitliklarindan birinin var olmasi ile mumkun degildir. Karsitliklarin, ikisinin birden ortadan kalkmasiyla mumkundur.

Saygilarimla;
evrensel-insan

oncugenc 26-07-2008 21:41

Sevgili evrensel-insan;

İnsandaki kavramlardaki her farka, objektif bir çelişmeyi yansıtıyor gözüyle bakılmalıdır. birisi olmadan öteki olmaz. bu iki yön birbiriyle mücadele ettiği gibi, birbiriyle birlik halindedirler. ve savaşın bütünlüğünü meydana getirirler, getirilmesini sağlarlar. tabii bu çelişmenin evrensel yönüdür. bir de çelişmelerin özgülüğü vardır ki işte orda senin dediğin bir şey başka bir şey için savaş nedeni iken diğer başka bir şey için barış nedeni olabilir ya da nedenden ziyade öyle sayılabilir.

evrensel-insan 26-07-2008 21:59

Saygideger oncugenc;

İnsandaki kavramlardaki her farka, objektif bir çelişmeyi yansıtıyor gözüyle bakılmalıdır.-oncugenc

Objektif, kendi kendini yansitamaz. Objektifi yansitan, subje, yani insanogludur. Kavram da zaten dusuncenin bir urunu, yansimanin turevidir. O yuzden kavramlar, ya bir oznel, ya da bir nesnelle ozdeslesirler.

Yapi itibariyle de, karsitlik karakteri gosterirler. Evrensel temelde var edilen kavramlar, mustakil var olan varlik icin, ancak ifade edilebilir. Bu ifade de karsitligin celiskisinin tek tarafliligini yansitir. Boylece taraflar, kisir dongu icerikli bir tartismanin icine girerler.

Saygilarimla;
evrensel-insan

oncugenc 26-07-2008 22:07

sevgili evrensel insan;

objektifin kendini yansıttığından değil, objektif çelişmenin yansımasından ve bu yansımanın da insandaki ve kavramdaki farkta- farklarda vuku bulmasından bahsettim..

ayrıca bunların çelişmenin evrensel yönü olduğunu her çelişmenin birde özgü yönü olduğunu, onunda her barış her savaş ya da herhangi bir şey için ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini dile getirdim.

saygılar, sevgiler....

evrensel-insan 26-07-2008 22:20

Saygideger okinono;

Buna karşılık felsefe ise, bu sosyal katmanların ücretinin kendiliğinden doğal olarak ücretlendirildiğini ve beşeri gücün bu katmanların şekillenmesinde en önemli faktör olduğunu ve eğer eşitlik olacak ise en alt katmanın sayısal gücünün en büyük güç olduğunu söylüyor. *Aslında bunu felsefe değil bir izm söylüyor ya neyse, felsefe diyelim geçelim şimdilik.-okinono.

Bu, son cumlende dedigin gibi bir -izmdir. Bugun, evrensel temelde, felsefenin ne oldugu veya ne olmasi gerektiginin bile, ortak alinmis bir karari yoktur.

Felsefe, bence dusuncenin dusunmesidir.

Ama onemli olan, dusuncenin ne uzerine dusunmesi oldugudur.

Bu konuda bir alisilagelmis, dogal atledilen, ayrimci temelli dusunme, bugun rakipsiz gorunuyor. En azindan, ben bunun evrensel bir semasini ortaya koyarak; bu dusuncenin ayrimci dusunmesini ve kokeninin temel ogelerini ortaya koyarak, sorunun evrensel kokenini gostermeye calisiyorum.

Iste bana gore felsefe, bu ayrimci evrensel temeli ortaya koyma ve buna alternatif dusunmesel-dogal degil-dusunceyi ortaya koyma.

Neden?, bireyle, insani bireyin dusunce ve davranisinda birlestirerek insanlastirabilmek; insanin butunlugunu, beraberligini ve birlikteligini saglamak icin.

Tabi bu once, birey olmaktan-bireye koymaktan degil-gecer. Tabi ki kimse kimseyi bu konuda zorlamaz. Herkes sonucta, sorunu kendi algiladigi duzeyde gormeye calisir ve kendine uygun cozum uygular.

Yalniz bilinmelidir ki, dogal temeldeki, butun getirilen cozumler, yeni sorunlar dogurmaktadir. Taki evrensel sorun, gorulup, algilanana; ve cozum, buna alternatif olarak getirilene kadar.

Saygilarimla;
evrensel-insan

evrensel-insan 26-07-2008 22:27

Saygideger oncugenc;

objektifin kendini yansıttığından değil, objektif çelişmenin yansımasından ve bu yansımanın da insandaki ve kavramdaki farkta- farklarda vuku bulmasından bahsettim..-oncugenc

Objektifin ne celismesi vardir ne de yansimasi, bu celismeyi, yansima temelinin bir turevi olarak ortaya koyan subjektif faktor, yani insanogludur.

Bu ayrimlar da, zaten insanoglunun alisilagelmis, dogal attedilen evrensel dusunce yapisinin bir temeli ve kokenidir. Sorun, dusuncenin evrensel temelinde ve kokenindedir. Iste sorun, bu temel ve kokendir.

Bunun alternatifinin ne felsefe ne de bilim temelinde bilinebilirlik olarak ortaya atilamamis olmasidir.

Saygilarimla;
evrensel-insan

oncugenc 26-07-2008 22:31

sevgili evrensel-insan,

bir konuda anlaşamadık galiba ben objektifin çelişmesinden bahsetmiyorum.

objektif çelişme diye bir sıfat tamlaması kullanıyorum. onu da çelişmenin evrenselliğini anlatmak için kullandım... nasıl ki artının çelişiği eksidir... bunun gibi...

evrensel-insan 27-07-2008 01:23

Saygideger oncugenc;

nasıl ki artının çelişiği eksidir... bunun gibi... -oncugenc

Artinin celisigi eksi degildir. Iki ayri deger daha vardir. Bunlardan biri sifir digeri notr. Ayrica, artiyi; pozitif temelinde kullandiysan, o zaman kavram zaten pozitiftir ve karakteri celiskidir.

Yani pozitif kavramin, bir kendi yani pozitif, bir de karsiti yani negatif vardir. Dolayisiyle, kavram sabit, sadece ifade karsitlidir.

Sorunda ifade ederken, karsitlarin ikisini birden ortaya koyma olanagi yoktur.

ORTAYA KONAN IFADENIN DE BU YUZDEN MUTLAKA BIR KARSITI OLACAKTIR.

Ifadeler arasi tartisma da bir kisir dongudur.Ikna olma-etme mucadelesidir ve bilimsel ve bilgisel bir acilimi yoktur. Ifdeyi tek tarafli onaylamaktan baska.

Saygilarimla;
evrensel-insan

Fuzûlî 18-08-2008 23:57

Şiddet/güç/otorite nefis şeylerdir. Çok acayip.
Statü mecburi istikamettir. Tek yön...
Kim bilir yol belki ilerde çatallanabilir.
Sisteme, mesela sepete enerji verilirse sistem, mesela sepet düzensiz-ölü olmaktan kurtulur.
Verilmezse sistem-sepet gittikçe düzensizleşir-ölür; entropi artışı.
Alimalllah her şey ölüverir sepet içindeki. Ve hatta sepetin kendisi. Shreds of anything rots acroos the basket as time goes by.
Yani tefessüh ederdi toplum zor olmasa; Medar-ı tahriktir şiddet ve muharrik ögeler ancak ulaşır statüye, bir aksilik olmazsa.
Ama çokçana da yanlış anlaşılmıştır; bizzat statü sahipleri tarafından. U....

Daha bir süre böyle gider; bu yanlış anlaşılma.

Neva 29-11-2012 11:11

Savaslar olmasa sanirim daha guzel olurdu, ama bu, ne yazik ki insanin yapisi geregi mumkun gorunmuyor.


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:58 .