![]() |
Seriatla yonetilen ulkelerde Ateizm-Anti-Teizm
ŞERİAT DEVLETLERİ ve Türk Şeriatçıları çok büyük para ve mali kaynaklarını medyalara yatırıyorlar,siyasete ve derneklere kanalize ediyorlar.Amaç insan mutluluğunu yaratmak değil,İslam diye bir dinin dünya hakimiyetini gerçekleştirmektir.Ve maalesef başarıyorlarda.Almanya'da minareli camiiler yapılmaya,Arapça ezanlar okunmaya başladı.Küçük Avrupa ülkelerinde müslüman nufus hızla artıyor,bebek adlarına bakıldığında "Muhammed"adı dikkat çekiyor.Türkiye ve dünya nereye götürülüyor?Bir şeriat uçurumuna doğru mu götürülüyor?Evet maalesef Dünya ve Türkiye acımasız ve gasbedici,empozeci,mutlak doğrucu,terörist bir dinin karanlığına doğru hızla götürülüyor!...İslam Tarihini bilenler İslamın ne denli insanlıkdışı,acımasız,hunhar ve katliamcı bir din olduğunu bilirler,ancak İslamı bilmeyen ama İslamı inanç ve düşünce özgürlüğü kapsamına alarak yaşatanlar kapitalist batılı budala yöneticilerdir,ve Hristiyan Kilisesinin ahmak papazlarıdırlar!Dünyevi ve dinsel çıkarları uğruna İslami misyonerlere destek verenler en az bu yeşil ahtapotlar kadar yobaz,gerici ve insanlık düşmanlarıdır...
ABD Başkanı Baracht Obama,Amerika İslam Misyonerlerine Beyaz Saray'da bir iftar yemeği verdi geçenlerde.Obama bile müslümanların psikolojik etki alanına sokulmuş görülüyor.Bu din doğuşundan itibaren sinsi,kurnaz ve fetihçidir.Maalesef bu şark kurnazlığı bütün zehrini medyalar aracılığıyla bütün dünyaya yayıyorlarken demokrasiyi ve özgürlükleri yaşattıklarını zannedenler fena halde yanılıyorlar.Demokratik ve laik özgürlüklerden nemalanan ama hedefine vardığı anda demokrasiyi de özgürlükleride yok edecek bir dinin her alanda güçlenmesine yardım edenlerle de en az şeriatçılarla mücadele ediliyor gibi mücadele edilmesi zorunludur. İşte Büyük Atatürk Türkiye'si bu bakımdan önce kendi evinin içini ve bahçesini süpürmek zorundadır.Aydın Doğan medyalarının Şeriat kusan medyalardan hiç bir farkı olmadığını görmek ve gerçeğe uyanmak zorundayız.Bu bakımdan Türkiyede yayın yapan bütün televizyon ve gazetelerle mücadele yapılması mecburiyettir.Şeriata şeriatçı olmadığı halde yardım eden,yaltaklanan,kapılarını açanlarda şeriatçıdır ve şeriatçıyla nasıl mücadele edilecekse bu alçak şeriat ve Arap aşıklarıyla da büyük bir mücadele verilmesi mecburidir.Hainle haine yardım eden arasında fark olamaz.Hainle de haine yardım eden alçaklarla da mücadele edeceğiz.Eğer yenilirsek Bütün dünya insanlığı pis bir din düzeninin alçak zalimliğine uğrayacaktır.İşte yenilme lüksüne b.u nedenle sahip değiliz...Büyük Türk Devrimcisi Ateist Mustafa Kemal bizlerledir.Bilim yoluyla karanlıkları aydınlatacağız.İnsanlığın var oluşu veya yokoluşu bu mücadelenin başarılı veya başarısız oluşuna bağlıdır.Bu mücadelede kaybetme,geri çekilme,vazgeçme lüksümüz yoktur.Çünkü bizler yenilmek için değil,yenilmez olmak için bu dikenli ve engebeli yollara çıktık.Kutlu olsun... |
Sayın Halit ŞENER,
yazdıklarınızı üslup olarak haddinden fazla slogan-vari bulduğumu söylememe izin veriniz. İçerik olarak da büyük oranına şahsen katılmamaktayım bir dinsiz olarak. Aydınlanma hareketleri, inananları ötekileştirerek, düşmanlaştırarak, adeta şeytanlaştırarak başarıya ulaşamaz. Elbette ki, her türlü dini baskıya karşı çıkmalıyız. Fakat topyekun bütün dindarları böylesi ağır ithamlarla suçlamak ve adeta bir sıcak savaş çağrısında bulunmak hiç de ''aydın'' bir tutum değil. İlk olarak gözden kaçırdığınız nokta: Sadece İslam değil, Yahudilik ve Hıristiyanlık da özleri, asılları itibariyle savaşçı, ayırımcı, özgürlük düşmanı dinlerdir. Fakat yüzyıllar içerisinde ve özellikle aydınlanma hareketlerinin etkileriyle, inanılmaz bir evrimden (ve aslında deformasyondan) geçmiş ve (en azından Batı'daki çoğunluk itibariyle) günümüzdeki evrensel insan hakları zeminine çekilebilmiştir. Aynı evrimi epey bir arkadan gelerek de olsa, müslümanlar da geçirmektedir. Özellikle Türkiye'de ve Batı ülkelerinde yaşayan müslümanların çoğunluğu (kendileri bunu kabul etmeseler de İslam'ın özünden kopmuş olarak) demokratik, laik bir siyasi düzeni ve hatta yaşam tarzını benimsemeye başlamışlardır. Bu elbette yeterli değildir! Türkiye'de de her ateistin düşüncelerini hiçbir endişe duymasına gerek kalmadan her alanda savunabileceği ortamı oluşturmak için el birliğiyle gayret göstermeliyiz. Ve elbette ki, bu mücadelemizde kesinlikle fikirsel tavizler vermemeli, İslam'ın ve bütün dinlerin ne denli saçma, mantıksız, çağdışı olduğunu bütün açıklığıyla dile getirmeliyiz. Fakat sizin işaret ettiğiniz ''yol'' ne bizleri bu hedefe götürmeye en ufacık bir katkı sağlar, ne de toplumun aydınlanmasına bir katkısı olur. saygılarımla |
Baski ve tehditlerle hicbirsey kazanilamaz; yer altina itilir, ilk firsatta tekrar hortlar gecmiste oldugu gibi. Rusya bile yok edemedi din tacirlerini, 75 yil sonra, aniden oraya dokuldu tum inanclilar.Verebilecegimiz tek savas egitim yoluyla olabilir. Onu da buradan yapmaga calisiyoruz zaten. Sevgiler....
|
Alıntı:
Ben de sizin bu görüsünüze katilmiyorum. Türkiye'de sadece para ile ilgilenen bir medya ve halkin gözlerinin iclerine baka, baka yalan söyleyen bu medyanin calisanlari var! Bir cok aydin ve gercekte dinlerden özgür olan medya mensuplari, para ugruna insanlarimizi kandirmaktadirlar. Avrupa'ya gelince gectigimiz son 10 - 15 sene zamandir hemen, hemen ayni durum söz konusudur. Paranin kaynagi, insanlarin dini inancli olmalarinda yatmaktadir. Özellikle islami kesimi, yani müslümanlari sömürmek icin bubi tuzaklari hazirlanmistir. Bu sömürü sadece para ile kalmayip, gizlice insanlarin geleceklerine ambargolar konulmaktadir. Bundan 30 - 40 sene önce Avrupa ülkelerinin yönetimlerinin islam ve müslümanlar icin olan söylemlerini ve yaptirimlarini unutmayalim lütfen! Avrupa ülkelerinin yönetimlerinin tarikatlara, cemaatlere kucak acmalarinin ve insanlarin inancli kalmalarini istemelerinin ardinda bir sürü kirli oyunlar vardir. Ne oldu, ne degisti de Avrupa ülkelerinin sehirlerinde camiler mantar gibi cogalmaya basladilar? Hristiyan ve atesit halkindan topladigi vergiler ile yönetimlerin, tarikatlara ve cemaatlere, bunlarin yan kuruluslarina; devlet, belediye tarafindan hibe yardimi yapmaya hakki yoktur ve bu durumun farkinda olan insanlarin hepsi bu duruma siddetle karsidir. Islamin yayilmasi ve müslümanlarin cogalmasi ile hayatin tadi kacmaktadir. üstelik müslümanlarin hepsi takiye yapmaktadirlar ve kuranda yazilanlara uymamaktalar fakat siddetli bir kuran, muhammed, allah savunuculugu yapmaktadirlar. Avrupa'nin bazi ülkelerinde ki hristiyan parti temsilcileri kuranda yazilanlari, kontra olarak kendi inanclilarina karsi kullanmaya baslamislar ve oylarini gittikce cogaltmaktadirlar. Bu cemaatlerin ve tarikatlarin temizlenmeleri icin bunlara karsi sivil toplum derneklerinin kurulmasi gerekmekte ve bu adimlar yavas, yavas atilmaktadir. Fetosun naylon okulundan mezun olan birisinin, elini kolunu sallayarak Avrupa ülkelerinden her hangi birisine cöreklenip bizlerin verdigi vergiler ile salt toplantilarda islam adina konusup para kazanarak lüks bir hayat sürmeye hakki yoktur. Bunlar ile karsilastigim her yerde, her firsatta yalanciliklarini ve takiye yaptiklarini, hepsinin birer emperyalist usagi olduklarini suratlarina karsi söylemekten asla cekinmem! Simdiye kadar bir tanesi olsun,ne kurani, ne baslarini, ne de bulunduklari pozisyonunu savunacak kadar yürekli olamamistir. Bu insanlar Türkiye'nin laik ve demokratik bir cumhuriyet olmasindan olan rahatsizliklarini da her toplantida dillerinden düsürmemektedirler. Dinlerden özgür olan bir insan bunlarin karsisina dikilerek mücadele verir! Yoksa sizin acikladiginiz gibi yok cok iyi insanlar, degisik müslümanlar gibi sirtlari tapislanmaz! Ükemde dinlerden özgür insanlara hic bir hak, hatta ifade özgürlügü dahi tanimayan bu kafalara karsi insancil olmak; saftiriklikten baska bir sey degildir. |
sevgili cigi,
somut tespitlerinize katılmakla birlikte bunlardan hareketle yaptığınız genellemeleri doğru bulmuyorum. İslam dünyası içerisindeki farklılıkları, zıtlıkları, fikirsel iç mücadeleleri görmezden gelmektesiniz. Ben de bir non-teist olarak hem felsefi hem siyasi açıdan islam-içi bu farklı akımların istisnasız tümüne karşıyım. Ve ''din eleştirisi'' yaparken en radikalinden en ılımlısına hepsinin en ağır ve tavizsiz şekilde eleştirilmesi gerektiğini savunuyorum. Fakat siyasi kategorize eyleminde bulunurken, islam-içi farklılıkları, zıt akımları görmezden gelerek, hepsini aynı kefede değerlendirmenin yanlış olduğunu söylüyorum. Batı'da minareli camiilerin çoğalması örneğini birçok açıdan sizden çok farklı değerlendiriyorum. Öncelikle Avrupa'da artan camii-cemaat sayısı değil, ''cami görünümlü'' (minareli) yapıların sayısıdır. Bu yapılar olmadan önce de, ''camii'' işlevi gören genelde eski fabrika binaları ve benzerleri vardı. Çoğu resmi olarak herhangi biryere kayıtlı değildi, toplumun gözünden uzak muhitlerde konumlanmışlardı. Avrupa ülkeleri cemaatlere ''cami'' izni vererek, onların hukuki dernek olarak yapılanmalarını destekleyerek, toplumun gözü önüne çekerek çok büyük bir akıllılık yapmaktalar aslında. Böylece cemaatlerin ''yer altından'' çıkmasını sağlıyor ve namaza giden gençlerin ''mücahit avcılarının'' avına düşmesini engelliyorlar. Dernek statüsü sayesinde derneğin tüzüğünü, işleyişini, gelir-gider durumunu, üye sayısını vs. denetleyebiliyorlar. Cuma hutbelerinde, akşam sohbetlerinde hangi imamların anayasaya uygun konuştuklarını, hangilerinin cihat çığırtkanlığı yaptıklarını daha iyi saptayabiliyorlar. Bütün bunları görmemezlikten gelemezsiniz. Fakat bunun da ötesinde ''camii yapılarına'' karşı çıkmak zaten A.B.'de geçerli olan insan haklarına da aykırıdır. Avrupa'da (minareli) camiilere karşı çıkanlar genelde hıristiyan partiler, sağ, milliyetçi veya ırkçı partilerdir. Bu hakkı savunanlar da genelde dinlerden (daha) özgür olan, sol, sosyalist partiler, liberaller veya yeşillerdir. Hepsinden de önemlisi, ''nefret''le, savaş çığırtkanlığı ile, ötekileştirme, düşmanlaştırma eğilimleri ile kesinlikle kavuşmak istediğimiz dinlerden özgür ortama giden sürece herhangi bir katkı sağlayamazsınız. saygılarımla |
Sevgili ulpian;
Avrupa ülkelerinde yer altinda olan cemaat veya tarikat varmiydi? Ne zaman yer altindan, yer yüzüne ciktilar?:) Anladigim kadari ile siz, bunlarin neler cevirdiklerinden habersiz olarak, humanist duygular ile olaya bakiyorsunuz ve sizin bu olusumlarin faaliyetlerinden ve ülke yönetimlerinin gercek amaclarindan haberiniz yok. Alıntı:
Alıntı:
Bunlarin dizginleri, AB ülkelerinin yönetimlerinin ellerinde! Istedikleri an, istedikleri yöne dogru cekistirirler, istedikleri anda oksarlar, doyururlar, ya da kamcilarlar. Alıntı:
Sevgili ulpian; Bulundugumuz cevrede yeni bir ibadet yerinin insaati icin, o cevrede yasayan insanlarin onay vermesi gerekir.Kimse caninin istedigi bir yere camiyi veya kiliseyi, gecekondu usulü dikemez ve buna kimsenin yasal olarak hakki yoktur. Ayrica kurani okuyan ve bilen insanlar bunlara siddetle karsi cikarak akabinde su soruyu sormaktadirlar: Neden Türkiye veya baska bir islam ülkesinde ayni sekilde diger inanclilara bu kolayliklar saglanmadigi halde, kitaplarinda bizleri öldürmeleri yazan insanlarin inanclarina, bizler saygi duymak zorunda birakiliyoruz.! Iste tam bu anlayista benim savunmakta oldugum noktadir. Eger siz kendi ülkenizde, diger inanclilara ve dinlerden özgür insanlara haklar vermiyorsaniz, onlari baski altinda tutmaya calisarak sindiriyorsaniz; siz de müslüman inanclilar olarak hic bir hakka sahip olamazsiniz. Fakat AB ülkelerinin yönetimleri insan haklari kisvesi altinda, bunlari yaparak, hem sözde laik Türkiye Cumhuriyetinin altini oymakta hem de muazzam bir para kaynagini kullanmaktadirlar. Almanya'da Kaplan cemaatinin yapilanmasini, gelismesini ve neler yaptiklarini sanirim biliyorsunuzdur.:) Ayrica size su baslikta ki yazilari okumanizi öneririm. Sonlara dogru bazi nedenlerden dolayi bu basliga olan katkimi kesmistim fakat sanirim bu konuda cok güzel yazilar ve belgeler bulacaksiniz. http://www.turandursun.com/forumlar/...%FClen+cemaati Alıntı:
Isvec'in bayan bakan sosyal demokrat sn. Anna Lindh'in neden ve kimler tarafindan öldürüldügünü arastirmanizi öneririm. Bu baglamda size Hollanda'da islenmis politik cinayetleri de aciklayabilirim. |
Alıntı:
Alıntı:
d.i.t.i.b., milli görüş, süleymancılar, ışıkçılar (ihlas holding), fethullah gülen cemaati, diğer nurcu gruplar, ismail ağa (mahmud efendi) tarikatı, menzil tarikatı, ismail çetin tarikatı... çok küçük yaşlarımdan itibaren bunların hepsinin içlerinde, sohbetlerinde bulundum, ders aldım, arkalarında namaz kıldım, müezzinlik yaptım, kimilerinin gençlik kollarında aktif rol aldım. Halen de bütün bu cemaatlerden günlük görüştüğüm insanlar mevcut hayatımda. Almanya Anayasa Koruma Kurumunun (Verfassungsschutz) bu cemaatler hakkındaki gözlem ve raporlarını da takip ediyorum. Alıntı:
Alıntı:
Zaten bunun aksini iddia eden de olmadı. Camii veya diğer yapıların inşaası için, hangi şartların gerektiği, nelere dikkat edilmesi lazım geldiğini içeren mevzuat hakkında (en azından Almanya için) mesleğim gereği yeterince bilgi sahibi olduğuma inanıyorum. Alıntı:
Fakat burada karşı çıktığınız iddiam aslında o denli de zor bir konu değil. => Avrupa'da minareli camiilere karşı çıkan partiler genelde, Hıristiyan demokratlar, sağcı, milliyetçi partilerdir. Bu hakkı savunan partiler de genelde sosyal-demokrat, sosyalist veya liberal partiler ya da yeşillerdir. 10 dakikalık bir google araştırmasıyla (aksi örneklerini de bulmakla birlikte) bunun ekseriyetle böyle olduğunu herkes görebilir. saygılarımla |
Sevgili ulpian;
Bu cemaatleri yakindan takip eden birisi oldugunuza cok sevindim. Ileride bu konuda bazi paylasimlarimiz olabilir ve size Almanya'da ki konumlari hakkinda daha detayli bazi bilgileri sorabilirim. Sizin de bu cemaatlerin iclerinde olanlari birebir yasamaniz ve olanlari görmeniz ise bizleri daha dogru bilgilere ulastiracagi icin de memnun oldum. Ben bu konuda kesinlikle komplo teorisi üretmiyorum. Birbirimizi daha yeni yeni tanimaya basladigimiz icin bu kaniya varmis olabilirsiniz fakat kulaktan duyma ve internet sayfalarinda olan dogruluklari kanitlanmamis bilgiler ile tartismayi pek sevmem. Ben sizin konusunu ettiginiz yer altinda olan islami olusumlari sormustum, soruma yanit alamadim.:) Cemaleetin Kaplan'a ve olusumuna Almanya'nin kucak acmasini ve onu besleyip semirmesini, insan haklari olarak mi nitelendiriyorsunuz? Yapmayin lütfen! Bu cemaatin toplantilarinda sergiledikleri gösterileri izlemediniz mi? Insan haklari kurallarini öne sürüp savunarak bu cemaatlere kucak aciyorsun da, bu cemaatler haykira haykira seriat ve diger insanlar icin ölüm danslari yapiyor; onlara ses cikartmiyarak bir de istenilen ülkeye geri vermemek icin ayak diretiyorsun ve besleyip semirmeye calisiyorsun! Bu mudur insan haklari? Baskalarinin yasamlarina kisitlamalar getirmek, onlari öldürmek icin ugras verenlere kucak acarak onlari beslemek midir, insan haklari? Gözlerimizin önlerinde olan olaylar ve birebir sahit olduklarim benim icin ölcüdür. Siyasetcilerin allayip, pullayarak satmaya calistiklari yalanlar beni zerre kadar ilgilendirmez. Ben sözlerimin ve iddamin arkasinda duruyorum. Sagci ve dinci partiler müslümanlari, kendilerinin oy potansiyellerini arttirmak icin kullanmaktadirlar fakat yesiller, sosyal demokratlar icinde ilk önce düsündükleri kendi ülkelerinin gelecegidir. Müslümanin ibadet etmesi ve camiler acmasi degildir. Dolayisi ile onlarda ayni sekilde fakat degisik yöntemler ile bunu kullanirlar. Hollanda'da kazanilmis haklarin kayiplari en cok yesillerin ve sosyal demokrat isci partisinin koalisyonlari zamaninda olmustur. Su anda da ayni durum söz konusudur ve tam bir komedi sergilenmektedir. Hristiyan demokratlar ile sosyal demokrat isci partisi koalisyonu yönetimin basindadir. Liberaller konusunda da basite indirgememekteyim. Liberal partinin yönetimini ve bu insanlarin anlayislarini da tecrübe etmek olanagim olmustur. Size bu konuda da Isvec'te yasanmis bir olayi arastirmanizi önermistim. Kafir ülkelerinde yasayan müslüman insanlarin, inandiklari kurana göre hic bir haklari yoktur sevgili ulpian. Dolayisi ile eger bunlara bazi haklar taniniyorsa arkasinda bir cok nedenleri vardir. Benim bir dostum müslüman olabilir fakat ne onun bana muhammedi, allahi anlatmasi, dayatmasi, ne de benim onun inaci ile alay, hakaret etmem olmaz. Bakin ne kadar basit ve esit bir yasanti! Bunu kabul etmeyenlere daha nasil bir saygi göstermemi bekliyebilirsiniz? |
Sevgili cigi,
Alıntı:
Yani kastedilen, camii görünümünde değil de, herhangi bir binada, genelde toplumun/şehrin gözünden uzak muhitlerde oluşan yapılanmaların, hem dış görünüm hem de tüzel kişilik itibariyle camii olarak yapılanmaları onların daha iyi denetlenmelerini sağlar. Ama bu arada tam manasıyla ''yer altında'' olan islami oluşumlar da elbette ki var. Terörist eylemleri düzenleyen gençlerin birçoğunun buluşma yerlerinin bir takım özel daireler olduğu bilinmekte. Alıntı:
Cemalettin Kaplan oluşumunun Almanya'da yasaklanması ve elebaşlarının cezalandırılması kesinlikle doğru ve çok geç kalınmış bir müdahale idi. Bunu az çok hukuk devleti ilkesine saygısı olan herkes bu şekilde düşünür. Zaten örgütün yasaklanmasına en liberal, en kırmızı veya en yeşil siyasetçilerden bile hiç bir eleştiri gelmemiştir. Ben size terörist örgütlere hoş görü gösterelim, demokratik düzeni yıkmak için mücadele edenlere kucak açalım demiyorum ki! Sadece sizin bütün müslümanları bu şekilde değerlendirmenizin kesinlikle yanlış olduğunu söylüyorum. Ve bu itirazımın benim hümanist duygularımla da bir ilgisi yok. Bütün müslümanları bu kategoride ele almak, objektif olarak yanlış. saygılarımla |
Alıntı:
Simdiye kadar benim size sordugum sorularin bir coguna yanit vermediniz. Size okumanizi önerdigim bir baslik icin de link vermistim. Avrupa ülkelerinde diyanetin yapilanmasi ve teskilatlarini güclendirmesi de bu cemaatler ile ayni durumdadir. Hatta diyanet devlet tarafindan, kremali olarak desteklenmektedir. Isterseniz diyanetin Avrupa ülkelerinde ki kokusmus teskilatlanmalarini ve islami nasil kullandiklarini da yazabilirim. Sanirim sizin kasteddiginiz insanlar diyanetin camilerine gidip gelenler ve oradan beslenen müslümanlar.:) Biraz deginelim! Avrupa'nin bir ülkesinde camiye yardim icin hayali metrekare toprak satisi oldugunu hic duydunuz mu? Bu paralarin caminin yönetim kurulu tarafindan sögüslendigini? Yönetim kuruluna gelebilmek icin secimlerde patirdili kütürdülü kavgalarin oldugunu? Eski yönetimin yeni secilmis yönetimin yerine darbe ile tekrar geldigini? Caminin icinde plastik torbalarin iclerine toplanan ve hangi ellerin ne kadar parayi avucladigini? Toplanan paralarin miktarlarinin ve nerelere harcandiginin asla bilinmedigini? Caminin altinda bilardo masasi, cay ocagi, kahve, döner ekmek ve kermes salonlari oldugunu? Bunlarin yetmedigini ve Türkiye'den oldukca dolgun maaslar ve torpiller ile gelen imamlarin, caminin bir bölümüne imam lojmani yapilmasi icin isteklerinin oldugunu? Bu görevlilerin, görev süreleri boyunca ekmek elden su gölden hesabi, bes kurus dahi para harcamiyacak sekilde, agizlarinin iclerine bakan müslümanlarin sirtlarindan gecindiklerini? Cami yönetimlerinin, bütün israrlara ve isteklere ragmen banka kanali ve üye aidat usülü para yardimina sicak bakmadiklarini? Sevgili ulpian, ben bu konuyu acilimlarini yaparak oldukca cogaltirim ve hepsini kanitlarim. Kanitlayamiyacagim bir seyide asla yazmam. Benim icin diyanet veya baska bir cemaat ile iliskisi olan, onlardan beslenen bir müslümanin hic farki yoktur. Cünkü cemaatler ve diyanet el altindan birbirleri ile paslasmaktadirlar. Bakin ben de diyorum ki: Alıntı:
Siz hangi müslümanlardan bahsediyorsunuz, ben de bunu anlayabilmis degilim. Bu sizin müslümanlariniz en azindan diyanetin camilerine gitmiyorlar mi?:) |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 13:19 . |