![]() |
Kadınlar Neden ''İbne'' Gibi Davranıyor?
Not: Bu yazım tam da anlatmak istediği şey itibariyle argo kelime barındırıyor. Yazı okunduğunda kullanılan argonun hakaret amaçlı değil, derdi anlatma amaçlı olduğu görülecektir. Bu arada, ''ibn.'' sözcüğünün 'kötü' bir sözcük olmayıp, Arapça'da 'oğlan' anlamına geldiğini de belirteyim.
Kadınlar neden 'ibn.' gibi davranıyor? Evet sorum bu. ''Ulan bu nasıl soru?'' diye çıkışacaksanız, baştan belirteyim, fena halde kafa s.ken bir soru bu. 'İbne' olarak tabir edilen kesim çoğunlukla travestiler, feminen davranışlı gaylar, hatta feminen davranışlı tüm erkeklerden oluşuyor. İbne sözcüğü aşağılayıcı bir sıfat olarak kullanılıyor ve erkeklerdeki 'feminenliği' mahkum ediyor. Feminenlik ne demek? Yani 'kadınsılık', 'kadın gibi eyleme ve söyleme hali'. Peki bir kadın için 'maskülenlik' bildiren bir aşağılama sözcüğü veya hakaret kullanılıyor mu? Hayır. Kısacası, ibn. derken aşağılanan şey aslında kadınlık. İbne denen erkeğe aslında deniyor ki, ''Lan oğlum, sen erkek adamsın, neden bu kırıtık, çapsız, korkak, değersiz, elimizin kiri, edilgin ve güçsüz karı milletine has rollere bulaşıklık gösteriyorsun?'' İşin garibi, bazı kadınlar da erkeklerde tespit ettikleri feminenliği ibn. diyerek cezalandırma veya alaya alma yoluna gidebiliyorlar! Dünya üzerinde, hatta tüm uzay boşluğunda insan dişisinden başka kendini aşağılamakta bu kadar istekli bir canlı türü yoktur herhalde. Peki feminenlik ya da kadınsılık dediğimiz ve erkek-egemen akla edilginlik ve güçsüzlüğü çağrıştıran söz konusu eyleyiş ve söyleyiş kalıpları insan dişisinin biyolojik yapısının zorunlu bir sonucu olarak mı ortaya çıkmıştır; yoksa tarihsel-toplumsal süreç içerisinde dişi cinsin ikincilleşmesi sonucu kız çocuklarına doğuştan itibaren giydirilen kültürel bir elbise midir kadınlık? Kendi cevabımı hemen vereyim, kesinlikle ikincisidir! Kadınlık bir rol modeldir ve dişilere doğdukları andan itibaren 'giydirilir'. Biyolojik kökeni yoktur, öyle olsa üç kilo t.şaklı bazı travesti abiler ''ibn.lik'' yapamazlardı. Kadınlık dediğimiz şey, kız çocuğunun bakarak, dinleyerek, özenerek, yönlendirilerek içine girdiği bir kalıp. Elbise türlerinden kırıtışa, bardağı ya da sigarayı tutuştan konuşma tarzına kadar tümüyle yapay. Tabi erkeklik ya da erkeksilik denen çöpten aslanın da biyolojik bir kökeni yok ve bu da baştan sona eril cins için dikilmiş bir deli gömleğinden ibaret. Erkek etkenlikle yüklü, her daim güçlü ve gururlu bir tip olarak sunuluyor. Kadın da mutlaka bir erkeğin koruma ve gözetimine ihtiyaç duyan, edilgin, bağımlı, korkak ve aciz, 's.kilesi' birşey olarak. Peki kadınlık rolü bunca dezavantaja sahipken nasıl oluyor da bu denli az dirençle karşılaşarak benimseniyor? Çünkü erkeklik rolü, sunduğu güçlülük aldatmacasında eril cinse gülmeyi, sevinmeyi, ağlamayı v.b. pek çok insani duyguyu yasaklıyor. Eril, bunlara yöneldiğinde hemen diğer 'erkek adamlar' tarafından karı veya ibn. gibi olmayıp gerçek bir erkek gibi olması yönünde ikaz alıyor. Erkek hep güçlü olmak, hiç kendini salmamak zorunda. Erkek duygularını tam olarak yaşayamamak, yaşama sevincini rahatça belli edememek zorunda. Kadınlık ise dişilere işte bu alanlarda cazip birşeyler sunuyor. Erkeğe yaslanıp kolaya kaçma olanağı sunuyor, istediği gibi süslenmek, kırıtmak, eğlenmek, duygularını dibine kadar yaşamak, şımarmak, kapris yapmak, rahatça ağlamak, korkabilmek olanağı sunuyor. Aslında tahakküme alan erkek kendi yaşama sevincinden feragat ediyor, bu anlamıyla kendini tahakküme alıyor; kadın ise tahakküm altında da olsa bunu yaşayabilme olanağı buluyor. Erkeklik ve kadınlık kalıplarının görüldüğü gibi avantajları da var dezavantajları da. Peki kadınlık ve buna bağlı olarak ibn.lik 'kötü' müdür, aşağılayıcı bir sıfat olmayı hak eder mi diye sorsam? Erkek egemen klasik zihniyet, kendi egemenliğine bok sürdürmemek için elbette erkekliğe laf ettirmeyecek ve kadınlık ile ibn.liğe olumsuzluk atfedecektir. Genel erkek egemen söylemin etkisi altında düşünmeye alıştırılmış yığınlar da, ister kadın ister erkek isterse -üçüncü bir cins değil ama- ibn. olsun, belki de erkekliği daha avantajlı birşey olarak tarif edecektir. Benim fikrim; kadınlık, erkeklik ya da ibn.lik fark etmez; kalıplara girmek her zaman kötüdür şeklinde. Rollere direnen bireyi kalıplara sokmaya uğraşan ve adına 'toplum' denen o gerçek-üstüleşmiş canavarın dayatmacı tavrı -en yalın ifadeyle söylersem- 'kötüdür'. Üstelik bu tavrın çoğu kere kadınlar ve ibn.ler tarafından da benimseniyor ve yeniden üretiliyor oluşu kötüdür. Eyleyiş ve söyleyişleri cinsiyetlere göre bölüp gruplandırmaya çalışmak, kötünün de ötesinde, dangalakça birşeydir. Eee? Ne dedim yani sonuç olarak? Neyiz şimdi biz, kadınsı mı, erkeksi mi, ibn. mi, ne? Hepsinden biraz var! Kendimizi sınırlamıyor ve etiketlemiyoruz. Etiketlemeye ve yaftalarla, hakaretlerle hizaya sokmaya çalışanlara kocaman bir ''S.ktir!'' çekiyoruz. Bu s.ktiri çekmeden özgürlüğün ve mutluluğun başlayamayacağını biliyoruz. :) |
Sorun şu sevgili freddie; bu konunun politika ile ilgisi ne ?
|
* kadınlık: duygusal, alınganlık, narinlik, nazeninlik, yumuşaklık, naiflik, kibarlık, dokunmadan ağlamaklık,...
* çocukluktan beri öğretilmiş kalıplar... tamam, bazı tavırlar bazılarında oldukça spontane ve hoş durabiliyor belki... * feminen kimliği, öğretilmiş toplumsal davranış kalıpları ve roller çerçevesinde bürokratik ''adab'' düzeyinde tatbik eden kadınlarla oldum olası anlaşamadım. es keza erkeklerle de... * öğretilmiş kategorik davranışların ciddi düzeyde algı bozuklukları yarattığına da şahit oldum... * dahası o derece yapay, etiketimsi, spot lambası ve bol kadrajlı bir hal ki... üstüne yapıştırdığı bol ışıltılı etiketler dışında bir derinliği olmayan, kendi şahsına has/özgün olmayan... * bana hep genel seçimleri kazanmış populist siyasetçilerin ''balkon''larda ''aziz ve değerli milletim/kardeşlerim'' edebiyatını hatırlatıyor(sokakta ''ulan''dır orası ayrı) üstüne yapıştırdığı etiketler ve spot ışıkları olmayan; kendiyle barışık, hatta yüzüme geğirebilen, yeri geldiğinde ''siktir lann'' çekebilen kadını sevdim... ağzı bozuk olanı, ağdasızı, mümkün mertebe boyasızı... traşsızı, kravatsızı, düzensizi ve kirli olanı belledik... ota boka alınmayan, arıza çıkaran, soran/sorgulayan, derinlik katmaya çalışan... kategorik oluş'ların arkasında ''saklanan'' yüksek kaygı ve korkuları gördük... sıcak evlilik, yuva ve düzen hayallerinin ardında kanserojen hücreleri, poliçeli ilişkiselliği, sigortalı asgari kaygıları gözlemledik... kollanan ''düzen'' değil... normlar hiç değil... kollanan tek yönlü şeritte ilerleyen ontolojik kaygılar ve dayatmalar!... kollanan ötekinin üstünde kurduğu tahakküm ve rant... kategorik kimliklerse bunların garanti sözleşmeleri gibi... sigorta poliçeleri... riyakar, suya sabuna tirit klişeleri... |
Alıntı:
kürt kimliğinin politikayla ilgisi neyse bunun da o değil mi? |
sevgili freddi ,aferim gayet güzel bir konu ve kendi adıma önemli bir konu :)
senin yazdıklarına ilaveten en kısa olarak şunu yazmak isterim ,tersini düşünelim yani erkekler içinde söylenen ve zorla giydirilmeye çalışılan erkeklik kıyafetini ele alalım ,örneğin "erkek adam ağlamaz" gibi ,aslına bakacak olursan ağlamak doğal bir davranıştır ama zoraki bu mantıkla yetiştirilmeye çalışılır ,kadınlara da bu anlamda zoraki giydirilen kadınlık kıyafetidir bunlar ,yahu bırakalım kim kendisini nasıl hissediyorsa o şekilde yaşasın ,kendi adıma ben bir bayanım ama erkek gibi davranışlarım vardır ,bak ne dedim "erkek gibi" :) aslına bakacak olursan bu içten gelen doğal bir yapıdır ve toplum tarafından anlaşılmayan önemli nokta budur |
saygıdeğer freddie ve tuğba dayatmaktan yada dayatılmaktan kastınız dişilerin mevcut feminen karaktere büründürülmesimidir ki yazılarınızdan o anlaşılıyor burdaki bu durum nasıl bütünüyle dayatma kavramı içinde ele alınabilir kadınlar yada erkekler elbetteki yetişme ortamı içinde dayatma yada örnek göstermelerle elbetteki karşılaşmakta ve tüm bunların sonucu olarak erkek yada dişi kültürü oluşmakta ancak durum bunla sınırlı değil eğer bu şekilde yaklaşırsak toplum doğal suçludur yada suç toplumdadır ama işin biyolojik tarafıda var yapısal farklılıklar iki cinsede aynı şeyleri yapabilme yetisini vermiyor yani birazda ilk e bakmak gerekli diye düşünüyorum tabi bunlar benim yorumumdur kesin kanıtlar içermez ve sadece beni bağlar
|
Alıntı:
|
saygıdeğer tuğba evet bu yorumunuz durumu kısaca özetledi yani en azından kastetğiniz anlaşıldı aslında benzer şeyleri sölüyormuşuz ben insanların olması gibi yaşamasından yanayım eğer ilerde kimliğini değiştrip farklı kimliğe bürünüyorsa ve bu iyi bişey değilse ona karışmak en azından benim yapıma ters bir durumdur yok eğer o şekilde hayatını düzene sokmuş ve hayatın içinde kendine bir yer edinmişse elbetteki diyebileceğim fazla birşey olmaz bende tüm baskı ve dayatmlara en az sizin kadar karşıyım öncelikle kişinin kendine toplumda yer bulması ve kendini iyi hissetmesi gerekir ama buda elbetteki baskıların olmaması yada minumum seviyede olmasıyla mümkün olabiliyor saygılar
|
Alıntı:
ama süper bir yazı olmuş gerçekten hiç erkekliğin ve kadınlığında aile ve toplum tarafından giydirilmiş bir etiket, giysi olabileceğini düşünmemiştim.biyolojik bir fark var ama o kadar da değil.kimin ne yapması gerektiğini söylemiyor en azından bu biyolojik fark. |
Ben de yazıyı beğendiğimi söylemeliyim, hatta Freddi'nin benim diğer açtığım "Kadınlar kendiniz için birşey yapın" başlığında ileri sürdüğüm savlar konusunda ne düşündüğünü de şu anda merak etmedim değil açıkcası.
Ama kadınlık ya da erkekliğin birer topluımsal kimlik olduğu gibi konuya sınırlı açıdan bakan bir yaklaşımı ise mantıklı bulmuyorum. tamam atfedilen birtakım toplumsal roller olduğunu kabul ediyorum, fakat, zaten davranışlarımızı belirleyen birçok şey de biyolojimizin, hormonlarımızın, sosyokültürel birikimlerimizin payı yokmudur? Ben şahsım adına kadın kimliğine uymayan (buna ister toplumsal kalıp diyin, ister başka birşey) birini büyük söylemiyim ama tercih etmem. Çünkü, Hormonlarım, cinsel kimliğim herşeyim buna programlanmıştır, benim gibi straight erkeklerin birçoğu da karşı cinsteki kadın kimliğinden/kadınsılıktan hoşlanır. Diğer taraftan kadınsı özellikler dediğimiz kavramlar sadece Türkiyede yaşayan kadınlarla da sınırlı olmadığına göre, ezberden gitmemek gerekiyor. Bu yüzden, konuyu tek yönüyle ele almamak gerekiyor diye düşünüyorum. |
| Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 06:22 . |