sahin";p="´isimli üyeden Alıntı
meaculpa keşke uzunca yazmış olduğum ilk yazımı okumuş olsaydı. kürtlerin yıllardır nasıl ihanet içinde olduklarını , kimler tarafından kullanıldığını, açlık ve geri bırakılmışlığın arkasında neler yattığını öğrenmiş olurdu. Bugün anadolunun bir çok yerinin bölgeden farkı yoktur. anadoludaki bir çok insan bölge insanından daha zor şartlarda yaşamaktadır ama asla bu ülkeyi arkadan vurmayı düşünmemiştir askerine, polisine beraber yaşadığı insanların yaşama özgürlüğünü elinden almamıştır.
Yıılardır ülke ekonomisine *beş kuruşluk katkın olmayacak tüm kaynaklar bölgeye aktarılacak her türlü faturanı tüm türk halkı ödeyecek ondan sonra bana kalkıp bölge insanın yaşadıklarından bahsedeceksiniz. *Her şeyi bir kenara bırakıp sn. meaculpa bu geri kalmışlıkta aşiret reislerinin ağaların ve sözde kürt liderlerin payı ne kadardır anlatabilir mi acaba... Yok onlar melek en kolayından devlete saldırmak varken neden yıllarca bölge insanını her şekilde sömürenlere karşı saldırılsın ki...
|
Siz merak buyurmayın okuyorum ben ortaya koydugunuz; "haksızım ve haksızlığımın ortaya çıkmasından korkuyorum ve b yüzden kürtleri ihanetci ilan ederken asıl topuda sürekli büyük abilere atıyorum" tarzındaki yazılarınızı.
Hani Türkçü Kürtçü diye bizi ayırıyorlar ya, bu batının oyunu ya, birkaç devlet büyüğünün sözlerinden bahsedeyim. Yakın bir zamanda Radikal İki'de yayımlanan bir yazıda kullanılan alıntıları paylaşayım:
—1921 Koçgiri isyanı. Sakallı Nurettin paşa komutasındaki Topal Osman’ın gönüllülerince bastırıldı. Kendisi ne demiş bakın:
"Türkiye’de zo (Ermeniler) diyenleri temizledik. lo (Kürtler) diyenlerin köklerini de ben temizleyeceğim."
117 kişi idama mahkûm olur. Sonra Mustafa Kemal devreye girer, elebaşları hariç hepsi affedilir, bir kısmı mebus yapılır. Ama olaylar durulmaz, sonra Şeyh Sait isyanı çıkar.
—hani şu olmayan Kürt katliamlarına dair 1930 tarihli 1850 sayılı yasanın ilk maddesine bakalım:
"20 Haziran 1930'dan 10 Aralık 1930'a kadar, devlet ya da vilayet temsilcileri, askeri ya da sivil yetkililer, jandarma ya da korucular ya da üst makamlara yardım eden veya tek başlarına hareket eden siviller tarafından, Erzincan vilayeti'ndeki Pülümür ve birinci müfettişlik bölgesi dâhil olmak üzere, Erciş, Zilan, Ağrı Dağı ve çevreleyen bölgelerde meydana gelen isyanların takibi ve bastırılması sırasında tek başına ya da topluca işlenen cinayetler suç olarak görülmeyecektir."
Yani nedir? İnsanlar istedikleri gibi adam öldürebileceklerdir, hatta katliam yapabileceklerdir, buna tek başlarına hareket eden siviller bile dâhildir, hiç kimse suçlanmayacaktır.
—Bu olaya dair 16 Temmuz tarihli, Cumhuriyet yazarı Yusuf Mahzar'a ait bir yazıda bu olayı takip eden bombardıman ve çatışmaların sonuçları gururla anlatılır, final muhteşemdir:
"eşkıyaya iltica eden köyler tamamen yakılmaktadır. Zilan harekatı'nda imha edilenlerin sayısı 15000 kadardır. Zilan deresi ağzına kadar ceset dolmuştur..."
"bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur."
İsmet İnönü, (Milliyet, 31 ağustos 1930)
Kendinizi Türk, ötekini kürt bir digerini ermeni ilan ediyor ve bu insanların sizin gibi olmadıgını idda edip dışlıyorsunuz sonra da kalkıp bu insanların bizde bu ülkede varız demelerini kabul ettirebilmek için ortaya koydukları mucadelelere ihanetci yaftasını yapıstırıyorsunuz. Sınmıf ayrımını baştan siz yapıyorsunuz.
Ayrıca kürt sorunu öyle örtbasa gelemeyecek kadar derin olmakla beraber sucuda başkalarına atamayacagınız kadar sizin ve şimdi hepimizin.
Bakın mustafa kemal in izmit- eskisehir konusmalrından bir belge daha size;
türk tarihi kurumu arşivi, 1089 numaralı belge.
"ahmet emin bey: kürt sorununa temas buyurmuştunuz, kürtlük sorunu nedir? bir iç sorun olarak temas buyurursanız çok iyi olur
gazi mustafa kemal paşa: kürt sorunu; bizim yani türklerin çıkarına olarak da kesinlikle söz konusu olamaz. çünkü bildiğiniz gibi bizim milli sınırımız içinde var olan kürt unsurlar o şekilde yerleşmişlerdir ki, pek az yerlerde yoğundur. fakat yoğunluklarını kaybede kaybede ve türk unsurunun içine gire gire öyle bir sınır doğmuştur ki, kürtlük adına bir sınır çizmek istersek türklüğü ve türkiye'yi mahvetmek gerekir. sözgelimi, erzuruma'a kadar giden, erzincan'a sivas'a kadar giden, harput'a kadar giden bir sınır aramak gerekir. ve hatta, konya çöllerindeki kürt aşiretlerini de gözden uzak tutmamak gerekir. dolayısıyla başlı başına bir kürtlük düşünmektense, bizim teşkilat-ı esasiye kanunu gereğince zaten bir tür yerel özellikler olacaktır. o halde hangi livanın halkı kürt ise, onlar kendi kendilerini özerk olarak idare edeceklerdir. bundan başka türkiye'nin halkı söz konusu olurken onları da beraber ifade etmek gerekir. ifade olunmadıkları zaman bundan kendilerine ait sorun yaratmaları mümkündür. şimdi türkiye büyük millet meclisi, hem kürtlerin ve hemde türklerin yetki sahibi vekillerinden oluşmuştur ve bu iki unsur bütün çıkarlarını ve kaderlerini birleştirmişlerdir. yani onlar bilirler ki, bu ortak bir şeydir. ayrı bir sınır çizmeye kalkışmak doğru olamaz."
Bu insanlar marjinal olupda yıllarca ezilmek, potansiyel terorist ilan edilebilmek ve can yakıp canlarının yakılmasını arzu etmek için baş kaldırmadılar. Bu insanlar kendilerine vaddedilenlerin gercekleşmedigini görüp , dışlanıp, yok sayıldıkları zaman ayaklandılar.
Agalık düzenine gelince ben szin kadar öznel degilim rahat olunuz bu feodal düzenin ne sakat oldugunu da bilmekteyim ki kürtlerin yıllarca adam akıllı bir araya gelip kesin çözüme gidememelerin en büyük nedenidir bu oluşumdur. Ama siz ne kadar nesnel olabileceksiniz meraktayım?
Herseyi bizim tercihlerimiz belirliyor eger ortada hak-hukuk ihlallerine dayanan ve turan anlayısı içinde diger bütün etnisiteleri asimile etmeye calısan bir anlayış varsa anti tutumlarda kaçınılmazdır. Soruna çözüm getirmek istiyorsanız toptancı, tarakfar düşüncelerinizi berhemal bertaraf ediniz ve önce sorgunuza kendi içini deşmekle başlayınız.