
13-04-2008, 21:58
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Saygideger vgm;
Etnik konusunu iceren yazimi buldum. Linkini veriyorum. Isteyenler okuyabilir.
http://www.turandursun.com/modules.p...ewtopic&t=7933
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

13-04-2008, 22:32
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Sargon da okudu herhalde ki yazmaktan vazgeçti. *
* *Neyse gene de Sargon dan tembel olmamasını isteyelim. Belki buradan bize de ekmek çıkar.
*
* *saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

13-04-2008, 22:42
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Kriz Donemi Ekonomik Politikalari - I
1929 yilinda patlayan dunya krizi yabanci sermaye ve musluman burjuvaziye dayali ekonomik sistemi iflas ettirdi. Ustelik 1929'da kotu bir hasat yasandi. Bir yil sonra, 1930'da Istanbul ve Izmir'de binden fazla firma iflas ilan etti. Koyluler borclarini ve vergilerini odeyebilmek icin ellerinde ne varsa satiyorlardi. Yabanci bankalar tarafindan yapilan krediler de kesildi.
Yeni ekonomik politikalarin hayati gecirilmesi gerekiyordu. Bu politikalar ekonomiyi kapatmak ve dis pazarla iliskiyi asgariye indirmek biciminde hayata gecirilecekti. Aslinda bu politika burokrasinin icgudusel bir tepkisiydi. Krizin sorumlusu olarak spekulasyon yapan tuccarlar ve yabanci bankalar gosterildi. Savas sirasinda Ittihat Terakki'nin kapattigi Ingiliz-Fransiz ortakligi olan Osmanli Bankasi'na 1925'de yeniden imtiyaz verilmisti. Hukumet 1930'da doviz islemlerini elinde toplama isini yapmak icin Merkez Bankasi'ni kurdu.
Tasarrufu tesvik etmek ve yerli mallarin uretim ve tuketimini tesvik etmeye dayali bir propagandaya girisildi. Bu cabayi koordine etmek uzere Milli Iktisat ve Tasarruf Cemiyeti adinda bir kurulus olusturuldu. Bu kurulus dusuncesi daha once ortaya atilmisti ancak yabanci sermaye dusmani gorunmemek icin uygulanmamisti. Bu dernegin propaganda faaliyetleri sayesinde tararruflar yerli bankalarda toplandi. Kemalist burokrasi donemin Mussolini Italya'sini yakindan takip eden ediyordu. Isci ve isverenleri ayni cati altinda toplayan korporatist orgutlenmeler "halkcilik" ilkesi cercevesinde devreye sokuldu. *"Turkiye Cumhuriyeti ayri ayri siniflardan murekkep degil ve fakat ferdi ve ictimai hayat icin isbolumu itibari ile muhtelif mesai erbabina ayrilmis bir camia" olarak ilan edildi. 1931'deki CHP Kurultayinda siyasal duzen tek partili olarak tanimlandi ve partinin millet adina rejimi sorumlulugu aldigi duyuruldu. Boylelikle devlet ve yoneticisi olan burokrasi siniflar ustu oldugunu ilan etti.
Yine 1931'de cikarilan yeni basin kanunu ile hukumete "ulkenin genel politikalarina aykiri dusen" yazilari basan gazete ve dergileri kapatma hakki verildi. Artik basin hukumetin her kararini sadece alkislamak zorundaydi. Jon Turklerden miras kalan ve biraz bagimsiz gorulen Turk Ocaklari da 1931'de kapatildi. 1933'de "universite reformu" yapildi ve ulkenin tek universitesi Darulfunun'daki 150 ogretim uyesinin ucte ikisinin gorevine son verildi. Turk Kadin Birligi de kapatilmadan nasibini aldi. 1932'de Istanbul'daki butun iscilerin parmak izlerinin alinmasini gibi cok sayida isci aleyhtari kararnameler cikarilmisti. Fasist Italya'nin meshur 1935 kanunu ornek alinarak 1936'da yeni bir is kanunu cikarildi. 1935'de icinde yuksek mevkide sahislarin da oldugu mason localari kapatildi. 1935'de CHP'nin 4. kurultayinda Kemalist ilkeler netlestirilip parti programina konuldu. 1936'da zamanin basbakan Inonu, Parti'nin genel sekreteri sifatiyla devlet idaresi ile parti teskilatinin birbiriyle ozdes oldugunu ilan etti. Zaten valiler parti il baskanlariydi, butun yuksek burokratlar partinin yoneticileriydi. Fiili bir durum resmi olarak aciklanmisti sadece.
Donemin partili devrimcileri devrimin ihtiyaclari, birlik ve beraberlik, fedakarlik uzerine coskulu yazilar yaziyorlardi. Bu yazilardaki ornekler acikca *Italya'dan, Sovyetler Birliginden ve daha sonra da Almanya'dan veriliyordu. Basinin ve universitenin hukumet politikalariyla uyumlu olmasi gerektigi vurgulaniyordu. Kemalist burokrasinin halkcilik ilkesi bir tur fasist korporatizm savunusuydu aslinda.
1930'lu yillarda Italya, Ispanya, Portekiz ve Yunanistan cesitli fasist siyasi partilerin yonetimi altindaydi. Turkiye ornegi bu fasist rejimlerden cok sey almisti. Yine de kapitalizme gec gecen bu ulkelerde ortaya cikan ve liberal kapitalizme bir tepki olarak gelisen fasizm ornekleri ile Turkiye'deki uygulamalari ayirmak gerekir. Turkiye'de henuz bu duzeyde bir kapitalizm gelismemis ve ilk olumsuz sonuclarini vermemisti. Turkiye'deki otoriter burokratik rejim boyle bir sinifsal arka plana dayanmiyordu, daha cok burokrasinin hakimiyetini uzatma isteginin bir urunuydu. Bu sekilde yeni gelismekte olan burjuvaziye de bir yer acilmis olacakti.
|

13-04-2008, 23:16
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2007
Mesajlar: 102
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Bay Sargon'un İttihat-Terakki ve Etnik temizlik üzerine yazdıkları neden "gayriresmi tarih" olsun ?
Burada yazılanalar bal gibi *"emperyalist tarih" oluyor.
Bu savları bugün Amerika ve AB ortaya sürüyor.
AŞAĞIDA BİR ALINTI SUNUYORUM:
HANGİ MESELEMİZ SARTRE İLE AYBAR'I KARŞI KARŞIYA GETİRDİ?
Türkiye sosyalist hareketinin en önemli önderlerinden Mehmet Ali Aybar’ın, ünlü Fransız filozof Jean Paul Sartre'ı ‘Ermeni Soykırımı’ iddiasının doğru olmadığı konusunda ikna ettiği ortaya çıktı. *
Teori Dergisi’nin bu ayki sayısında, Aybar'ın kaleminden Aybar-Sartre tartışması gün yüzüne çıkıyor.
Bilindiği gibi, Türkiye’nin en önemli uluslararası meselelerinden biri ‘Ermeni Soykırımı’ iddiasıdır.
Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana dönem dönem Türkiye’nin önüne çıkan bu iddia, 1960’lı yıllarda da gündemde olan bir konuydu.
‘Ermeni Soykırımı’ iddiası, 1967 yılında, Amerika, Fransa gibi Batı’lı devletlerin dışında, farklı bir oluşum tarafından da tartışılmaya başlandı. *
Bu oluşum, ünlü İngiliz filozof ve matematik profesörü Bertrand Russel’ın önderliğinde ve mesleklerinde dünya çapında tanınan 15 bilim adamı, filozof, *edebiyatçı, gazetecinin katılımıyla oluşturulmuş ‘Russel Mahkemesi’ olarak da bilinen ‘Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ydi.
13 Kasım 1966 yılında kurulan mahkemenin asıl amacı ‘ABD’nin Vietnam’da işlediği savaş suçlarını araştırmak ve dünya kamuoyuna duyurmaktı.
Dolayısıyla bir savaş suçu olarak kabul edilen ‘soykırım’ da bu mahkemenin öncelikli konularından biriydi.
20 Kasım 1967’de mahkeme üyelerinden, ünlü Fransız filozof Jean Paul Sartre mahkemeye bir ‘Soykırım Bildirisi’ sundu.
Bu bildiride, Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan Ermeni öldürümleri de soykırım örneği olarak anılıyordu.
Mahkemenin üyelerinden biri de, Türk Sosyalist Hareketi’nin öncülerinden ve dönemin Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar’dı. Aybar, aynı oturum içerisinde bu iddiaya itiraz etti ve bir rapor hazırladı.
Aybar’ın mahkemeye sunduğu bu rapor sonrasında, Jean Paul Sartre, ‘Ermeni Soykırımı’ iddiasını, ‘Soykırım Bildirisi’nden çıkardı.
İşte mahkeme üyelerini ve Jean Paul Sartre’ı ikna etmeyi başaran Aybar’ın sunduğu bu raporda yer alan açıklamalar;
“Soykırımın tasarlanmış bir suçtur. Yani etnik bir grubun yok edilmesini amaçlayan, bunun başarılması için izlenecek yolun ve maddesel eylemlerin önceden tasarlanarak saptandığı bir suçtur.
Binlerce kişiden oluşan etnik grubu öldürmek için silahlı örgütlerin kurulması ve bunların eğitilmesi gerekir. Ya da bu işi orduya yaptırmak gerekir. *
Oysa, sözü edilen olaylar Birinci Dünya Savaşı sırasında meydana gelmiş, savaş sırasında kimi Doğu ve Güneydoğu illerimizde toptan öldürme olayları olmuştur.
Kimi Ermeni Çeteleri, Türk köylerini basmış, kadın, çocuk, genç, ihtiyar ayırt etmeden masum insanları öldürmüşlerdir.
Türkler de Ermenileri kadın, çocuk, genç, ihtiyar ayırt etmeden öldürmüşlerdir. Bundan başka bu illerde yaşayan Ermeniler ‘tehcir’ (göç) ettirilmiş ve göç sırasında öldürmeler, olmuştur. *
Bu iller dışında Ermeniler ve Türkler arasında herhangi bir çatışma, bir kanlı olay olmamıştır.
Doğu ve Güneydoğu illerindeki karşılıklı kıyımlar, toptan adam öldürmeler Türk - Rus savaşının bir uzantısıydı.
Bu nedenle bu kanlı olaylar ‘soykırım’ olarak nitelenemez. *Devletçe bir soykırım politikası izlendiği ileri sürülemez.”
Odatv.com
"Bilgimiz kadar merak ederiz."
|

13-04-2008, 23:26
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Sep 2007
Mesajlar: 102
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
KOMÜNİST ENTERNASYONAL BELGELERİ'nde *İttihatcılar için şu saptama yapılıyor :
"...Avrupa Emperyalizmine karşı direnmeye ve Türkiye'nin bağımsızlığını kurtarmaya çalıştıkları"
(Kurtuluş Savaşı ve Lozan,Komintern Belgelerinde Türkiye I,Kaynak Yayınları,1993 sy:40)
"Bilgimiz kadar merak ederiz."
|

13-04-2008, 23:35
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Kriz Donemi Ekonomik Politikalari - II
Koylulerin sattigi bugday fiyatlarini dusurerek, koylulerin satin aldigi az sayidaki mala gumruk ve satis vergileri konulmasi koylulerin durumunu iyice kotulestirdi. Bununla da yetinilmeyip tarim sektorune agir vergiler konuldu. Koyluler vergi tahsildarlari ile alacaklilarin arasinda sikisip kaldilar. Borclarini odeyebilmek, vergilerden kurtulabilmek icin hayvanlarini satip topraklarini terketmek zorunda kaldilar. Bu koyluler daha buyuk toprak sahiplerinin ciftliklerinde ortakci olarak calismaya basladi. 1936'dan sonra TMO'nun daha fazla bugday almasi ve fiyatlarin biraz yukselmesi koyluyu rahatlatsa da savasla birlikte durum yeniden eski haline dondu.
Yeni politikalarin vurdugu ikinci kesim ticaret burjuvazisi oldu. Hukumetin dis ticarete donuk politikasi ithalati kismak, ihracati tesvik etmek seklindeydi. Bu sekilde Turkiye'nin dis ticareti 1930'dan 1938'e kadar dis ticaret fazlasi verdi. Ithalatin kisilmasinin anlami kucuk tuccarlarin ithalatini engelleyip sadece buyuklere ithalat izni vermek demekti. Yurtdisindan tuketim mallari alinamaz oldu. Bunun yerine yerli mali tuketmek ozendiriliyordu. Bu politika kucuk tuccarlari cokertirken burokrasiye yakin olan sanayicilerin, daha dogrusu imalatcilarin isine yaradi. Ithalata sadece bu kesimlerin ithalati icin izin veriliyordu. Burokratik kayirmalar ve kota sisteminden dolayi bir gecede fabrikalar kurulmaya basladi. Bu sekilde cazip karlar elde edildi.
Uygulanan politikalar bir tur devlet kapitalizmi yaratmaya donuktu. 1924'te ticareti gelistirmek uzere kurulan Is Bankasi, 1930'dan sonra uygulanan politiklarla 1937'ye gelindiginde ulkedeki mevduatin yuzde 38'sini cekmisti. Yonetimi burokrasiye aitti, butun yoneticileri milletvekili idi. 1934'te Sovyet modelinden etkilenerek yapilan Birinci Bes Yillik Plan'da 15 yeni fabrika yapilmasi planlanmisti. Bunlar savastan once tamamlandi. 1931 ile 1940 arasinda kurulan sirketlerin yuzde 74'unun kuruculari burokratlardi. Bu sekilde siyasi nufuz bir rant olanagi olarak kullanildi. Devletcilik adi altinda uygulanan politika siyasi elit ile emeklemekte olan burjuvazinin guclerini birlestirerek, tarim kesimini ve isci sinifini yogun bir somuru altinda tutmasi idi. Bunu korporatist bir halkcilik ile yabanci dusmanligina dayanan bir milli dayanisma ideolojisi tamamliyordu. Sonuc olarak dunya ekonomik bunalimi doneminde izlenen bu ekonomi politikasi genis kitlelerin hosnutsuzluguna ve yogun bir somuruye karsin kapitalist birikimi hizlandiran bir otoriter rejim yaratmisti.
|

14-04-2008, 00:22
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
II. Dunya Savasi Donemi
Savastan once uygulanan devletcilik sanayi uretiminin artmasini saglamisti. 1932 ile 1939 arasinda imalat sanayisinin uretimi iki katina cikmisti. Bu uretimin dortte biri devlet kuruluslarina aitti. Ancak savasla birlikte uretim dustu. Ayni donemde tarimsal uretim de korkunc bir dusus gosterdi. Enflasyon firladi ve devlet gelirleri onemli olcude dustu.
Yine en agir yikimi yasayan koyluler oldular. Bir milyondan fazla yetiskin erkek askere alindi. Bunlarin cogu koylu idi. Cok sert bir tarim politikasi izlendi. Ciftcilere urunleri karsiligi odenen fiyatlar sabit kalirken, butun diger fiyatlar yuksek enflasyon oraninda artiyordu. Ciftcilerin urunlerini saklamalarini engellemek icin onceden tespit edilen uretilecek urune yuzde 10 oraninda vergi konuldu. Bu agir baski karaborsanin ortaya cikmasina yol acti.
Sanayiye donuk olarak cikarilan Milli Koruma Kanunu burokrasiye buyuk yetkiler veriyordu. Burokrasinin firmalarin uretim hedeflerini tespit etmek, yatirim planlarini onaylamak, madenlere ve fabrikalara el koyma ve bazi mallarin ticaretini millilestirme hakki vardi. Ayni kanun isverenlere, iscileri zorla calistirabilme, iscilerin isyerinden ayrilamayacagi gibi hukumler de iceriyordu. Tatil gunleri ve sabit calisma saatleri gibi haklar da kaldirilmisti. Bu kanunlara burjuvazi tabii ki itiraz etmedi.
Almanya ile dis ticaret iliskisi giderek gelismis ve savastan once yuzde 40-50 duzeyine ulasmisti. Ancak Nazi Almanya'sinin uyguladigi takas sistemi dolayisiyla Turkiye bu iliskiden zarar ediyordu. Turkiye maden ve bugday satmaya mecbur birakilirken, Alman sanayi uretiminin fazlasini almak zorundaydi. Bu takas sonucunda Turkiye'nin almak zorunda kaldigi Avusturya mali cakmaklar 1950'lerde bile hala satilirdi.
Karaborsa'daki vurgunlara ve tuccarlarin yaptigi spekulasyonlara karsi sesler yukselmeye baslamisti. Genel kitlik ve yoksulluk atmosferi icinde bu tepkiler hukumet aleyhtarligina donustu. Hukumet buna suclu aramaya basladi ve fatura bir kez daha Istanbul'daki gayrimuslim burjuvaziye kesildi. 1942'de Varlik Vergisi Kanunu cikarildi. Bu kanun hukumete her vergi mukellefinin vergi oranini tek tek saptama olanagi sagliyordu. Tartismadan kabul edilen kanun tumuyle gayrimuslimlere karsi bir yoketme politikasi seklinde uygulandi. Gayrimuslimlerin tabi olduklari vergi orani muslumanlara uygulananin on katiydi. Donmeler ise muslumanlarin iki kati vergi odemek zorundalardi. Varlik Vergisinin yuzde 70'i Istanbul'dan elde edildi. Bu vergi sayesinde 1943'te devlet gelirleri ucte bir oraninda artti.
Butun savas boyunca aslinda Almanya'ya yakin bir politika izlemis olan burokrasi, savasin bitmesine yakin Subat 1945'de Mihver devletlerine karsi savas ilan etti. Savastan sonra Sovyetlerin kendisinden toprak talep ettikleri gerekcesiyle ABD'den koruma istedi. ABD, Turkiye'ye ekonomik ve askeri yardim yapmaya karar verdi, ancak savas boyunca Turkiye'nin izledigi Alman yanlisi tutum, Varlik Vergisi ve tek partili sistem konusundaki elestiriler uzerine hukumet Meclis'te bir muhalefete ihtiyac oldugunu ve 1946'da secim yapacagini belirtti.
Burokrasi, burjuvaziyi kucumsuyordu, ekonomiye bir parca ozerklik kazandirir ve devletciligin idari aygitlarindan bazilarindan vazgecerse siyasi rejimin esas itibariyle ayni kalacagini dusunuyordu. Ancak 1946 secimleri burokrasi icin soguk bir dus etkisi yaratti. Muhalafet partisi cok kisa bir orgutlenme doneminden sonra sasirtici bir guce ulasti. Secimlere hile karistirildigi iddialari esliginde muhalefet meclise kucuk bir grup sokabildi. 1946 ile 1950 arasinda hukumet daha tavizkar ve yatistirici bir politika izledi. Savas sonrasi iktisadi politikalari Amerikalilara hazirlattirarak ve militan laiklik tutumundan bazi odunler vererek durumu kurtarmaya calistiysa da, butun bunlar artik yayindan cikmis olan anti-otoriter burjuva akimi durdurmaya yetmedi.
|

14-04-2008, 00:26
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
Evet, yazacaklarim burda bitti. Bundan sonraki yillari, yani 1950-80 arasini Bir Sinifsal Analiz Denemesi basliginda yazmistim. Boylece bir kitabin tamamini ozetlemis oldum. Simdi tartismalara gecebiliriz.
|

14-04-2008, 00:41
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
yahu arkadaş biz senin gibi ya da evrensel-insan gibi konuları yemiş yutmuş degiliz ki. Böyle makinalı tüfek gibi gönderiyorsun sonra da cevap gelmeyinde serzenişte bulunuyorsun. Bize idrak için zaman ver. *
* Daha ben hala eski başlıklarındayım.Neyse evrensel hocam konuyu geliştirir biraz biz de eninde sonuda bir ucundan katılmaya çalışırız şayet gücümüz yeterse.
* *saygılarımla
Çin'den İspanya'ya, Ümit Burnu'ndan Alaska'ya kadar
her mili bahride her kilometrede dostum ve düşmanım var
Dostlar, ki bir kere bile selamlaşmadık
aynı ekmek, aynı hürriyet, aynı hasret için ölebiliriz...
Nazım Hikmet
www.dilaverkom.blogcu.com
|

14-04-2008, 01:30
|
 |
Onur Üyesi
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 01 Aug 2005
Bulunduğu yer: Isvicre
Mesajlar: 6.665
|
|
Re: Gayriresmi Tarih
yahu takir takir yazmaktan ellerim koptu, belime agrilar girdi. Zaten yazacak hal de kalmamisti artik. Bugunluk yeter. *
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 09:19 .
|