Serbest Çağrışım
Psikanaliz tedavisinin temel taşıdır. Yakın geçmişe ait olaylar genellikle ilk önce çağrıştırılıyor ve giderek geriye doğru giden anılar zinciri sonunda ana düşünceye ulaşıyordu. Ancak bu durumun gerçekleştirilmesi için hastanın düşüncelerini yönlendirmesi gerekiyordu. Tedavide en önemli sorun da hastanın dile getirilebilmesini sağlamaktır. Çagrışım sırasında hastanın herşeyi ama herşeyi anlatması gereklidir.
Direnç
Danışan ne denli iyi niyetli olursa olsun, zihinde geçen her düşünceyi diye getirmede tümden başarılı olamaz ve tüm çabalarına karşın direnç belirtileri tedavi süresince sıklıkla ortaya çıkar.
Tedavinin ilerlemesini engelleyen her türlü tepki bir direniş belirtisidir.
Direncin gücü, tedavinin bir döneminde diğerine değişebilir. Genellikle yeni bir konu ele alındığında artar, o konu açıklığa kavuşmaya başladığında azalır.
Analist direnci gördükçe, onları danışanına gösterir. Belirtilerin gerisindeki nedenleri ona açıklamaya çalışır. Danışan savunmaya geçecektir. Analist bu savunmaları danışana sürekli göstermelidir ki hasta direncin varlığını yadsıyamaz duruma gelmeli ve bu tür tepkilerini kendisi de görmeye başlamalıdr. Danışan hangi dürtülerini ne biçimde engellemekte olduğunu da fark edebilr. ( Çağrışımlarla ifade edilen konuşmalar esnasında direnç faktörü kelimelere de dikkat etmek gerekir ve bir çogu " AMA" kelimesi ile şekillenebilir. )
Yorumlama
Analistin kullandığı en önemli tedavi aracıdır. Analist, tedavi sırasında odada danışanın kendi davranışlarına değişik bir açıdan bakabilmesini sağlayacak konuşmalar yapar. Analist, hangi düşüncelerini ne zaman yorumlayabileceğinin çok iyi seçmek zorundadır. Tedavi uygulamasına yeni geçen analistler genellikle bir düşüncenin gerisindeki çatışmayı fark ettikleri an derhal yoruma geçerler. Aslında yanlış bir tutumdur.
Yorumlama süresince analistin ciddi bir biçimde danışanla ilgilenmesi ve dikkatini ondan ayırmaması gerekir. Analist, danışanın sevgi gösterilerine yada kızgınlık tepkilerine karşılık vermemelidir. Konuşmalarında toplumun değer yargılarından söz etmemelidir. Yansız bir tutum içinde olmalıdır. Bu tutum analistin kendi duyusal dünyasını tedavi ilişkisinin dışında bırakabilmesini sağlar.
Zamanlaması ayarlanmış doğru bir yorumlama yapıldığında danışan, kısa bir duygusal bocalama döneminden sonra, yeni çağrışımlar üretmeye başlayacaktır.
Genel olarak tedavinin ilerlemesini gerçekleştirecek temel öğe, analistin danışanın psikodinamiğini iyi anlayabilmesinden çok iyi zamanlanmış yorumlarda danışanın bilinçdışı direncini azaltarak kendi iç dünyasını kendisinin tanımasına olanak hazırlamaktır.
Bu yöntemler eger hala teşhissel boyutta görünüyorlar isee, o zaman dogru tespitlerin doğru bir iyileşme dönemine neden olacağını bilmeniz gerekmektedir sevgili evrensel.
Ayrıca psikanaliz hakkındaki eleştirileri yok saymıyorum ben, elbette olacaktır olmaz ise bilimsel anlamda ilerleyişi sağlayacak determnist anlayış yıkılır. Fakat tüm söylenenlere rağmen psikanaliz artık 20 yüzyılın başlarında oldugu gibi küçük bir zümreye hitap eden bir tedavi biçimi değildir. Psikanaliz freud ile birlikte tam yüzyıldır var.
Toplumun hemen hemen her kesimine de ulaşmıştır. Yüzyıl içinde sayısısz hasta ve uygulayıcı destegi ile binlerce gözlem, deneyim, tecrübe ve neticesi olarak iyileşmeler kaydedilmiştir. Bir çok insan faydalar edinmiş ve içlerinde saklı olan benlikleri keşfedebilme yolunda büyük adımlar atmışlardır.
Freud adına yapılan binlerce eleştiri var olsa bile o hala ortaya koydukları ile tam bir dehadır. Çünkü freud, insan yaşamında baskı altında saklı tutmaya çalıştığımız doğal isteklerin güçlülüğünü bilimsellikle ortaya koyandır.
nOT; sevgili evrensel-insan, eger bu yazıların akabinde AMA ile şekillenecek cümleleriniz var olacaksa, bende bir sonraki adımımı açıklamakta fayda görüyorum. Gidip, psikanaliz metoduyla iyileşme sağlayan sayısız insanın istatiğini bulmaya çalışacagım