
22-03-2008, 16:30
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: Şeytanın gör dediği
"Kızgınken asla mektup yazma." demiş Çinliler.
CHP Lider Sn. Deniz Baykal AKP'ye ağır suçlamada bulunmuş, henüz kızgınlığı geçmeden.
"AKP Kendi derin devletini yaratıyor."
Bu laf için ise biz İngilizlerin bir sözünü hatırladık.
"İnsan, kuyusu kurumadıkça suyunu özlemezmiş."
|

30-05-2008, 03:13
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Sn. SAV şaka yapmış!!!
Bu şaka bize bir fıkrayı hatırlattı.
İki emekli parkta güvercinlere yem atıyorlardı. Birinci ihtiyar :
-Şu güvercinlere ne zaman yem atsam, siyasetçileri hatırlıyorum, dedi .
Diğer ihtiyar;
-Neden...??? diye sorunca diğeri ekledi ;
-Yerde dolaşırlarken elimizden yiyorlar, havalanınca kafamıza sıçıyorlar.
|

05-06-2008, 01:36
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Durmuş olan saat bile günde iki defa doğruyu gösterirmiş!!!
http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/...id=61&sz=25635
Doğru söze ne denir?
Bizden önce bazıları demiş diyeceğini..
http://www.cafesiyaset.com/haber/200...i-CHPliler.php
Uzun zamandır Vakit gazetesi okumuyorum. Özellikle okumuyorum. Çok saldırgan, çok şoven, çok sert, çok ..., çok ..., çok...
Ama görülen o ki o da bazen aynı doğruyu yakalıyor.
Bu arada bir şey dikkatimi çekti.
Daha önce Cumhuriyet gazetesinden bilgi almak için sanal sayfasına abonelik isteğini yazmıştım. Bu isteğinin de ücretli olduğu ve diğer gazetelerin aksine Cumhuriyet gazetesi, bilgiyi parayla satıyor diye serzenişte bulunmuştuk.
Ne gariptir ki Vakit gazetesinin sanalı da öyleymiş!!!
Tesadüf mü?
Bilmem...
Konu mhmd tarafından (05-06-2008 Saat 01:54 ) değiştirilmiştir.
|

07-06-2008, 23:32
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Karar hukuki mi siyasi mi?
http://www.cafesiyaset.com/haber/200...yeni-degil.php
Güzel bir atasözümüz vardır;
"Zor kapıdan girerse, şeriat bacadan çıkar."
Şeriatı görünce hemen farklı anlamlar yüklemeyin. Netten şöylece bir bakın.
Yol, mezhep, metod, âdet, insanı bir ırmağa, su içilecek bir kaynağa ulaştıran yol, olarak etimolojik olarak sıralanır.
Atasözümüzde kasıt yasa dır.
Gerçekten de zor kapıdan girince yasa bacadan çıkarmış. Varsın bu zoru yasa savunucuları sunsun.
Bazıları da bunu siyasi olarak alkışlarken hala yasaları savunsun!!!.
|

07-06-2008, 23:43
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Veeeeee işte as solistimizin sunusu;
""Hukuk dışına çıkılacağı günler geliyor diye düşünüyorum. Bazı durumlarda hukukun askıya alınmasında bir zarar yoktur diye düşünüyorum."
Şimdi siz değerli katılımcılara küçücük üç soru;
1. Bu söz ne zaman söylenmiştir?
2. Bu sözü kim söylemiştir?
3. Protokoldakiler kimlerdir?
|

08-06-2008, 00:55
|
|
|
Açılan başlığı ve yorumları sonuna kadar okudum .
Dikkatimi çeken bir husus oldu ki , o da konunun türbana gelip dayanması ve en çok tartışmanın da bu alanda yapılması idi .
Yeri gelmişken , daha önceleri yazmış olduğum iki makale ile bu konuya benim de katkımın olmasını istiyorum .
***
BİR DİRHEM TÜRBAN BİN AYIBI ÖRTER
Başbakan ve de Cumhurbaşkanı eskisi sayın Demirel bir kaç gün önce bir söz söyledi ve '' Türbanı ile okumak isteyenler Arabistan'a gitsin '' gibilerinden bir laf etti.
Etti ve gel gör ki kıyamet de ossaat koptu .
Koptu ki , nasıl hem de...
Benim şahsen okuyup da çok ciddiye almadığım bu açıklamalar birilerini öyle gocundurmuş ki , sormayın .
Kolay değil tabii , bu konuda benim de yaram olsaydı , ben de gocunurdum !
Mübareklerin feryatları arş-ı alaya ulaşmış.
Neymiş ; vay efendim Demirel şöyle sahtekarmış da , böyle sahtekarmış da , ''dün dündür bugün bugündür'' diyen bir takiyyeci imiş de , populistmiş de , kendisi hükümette iken böyle konuşmazmış da ...
Daha neler neler...
İyi kötü klavye kullanabilen kim varsa , çömelmiş başına , din ve siyaset konularında da hayli uzman oldukları için döktürmüşler de döktürmüşler.
Ne yalan söyleyeyim , okurken şahsen hayli hislendim , duygularıma gem vuramadım , oturdum iyice bir ağladım , iyi mi !
Elbetteki bu yazının amacı '' Verdimse ben verdim , n'olcek? '' veciz sözüne imza atan Demirel'i savunmak değil .
O , Demirel'dir , verir verir .
Türkiye onun babasının ve de aile fotoğrafındakilerinin çiftliğidir ; öyle değil mi b'em köylüm , b'em esnafım , b'em çiftçim , b'em emeklim , b'em dulum , b'em yetimim , b'em memurum , b'em gıymatlı vatandeşim !..
Benim , PAK Parti partizanı canım vatandaşlarıma aşağıdaki şu soruları yöneltmek abes kaçar mı bilmiyorum ama , ayıp kaçmayacağı aşikar :
E benim aziz ve muhterem PAK Partili din kardeşlerim ; Demirel'i daha yeni mi anladınız?
Sizlerin oylarını söğüşleyip hükümete gelebilmek için Türkiye'nin her tarafını İmam-Hatip okulları ile donatırken , hatta doğru dürüst alt yapısı dahi olmayan en ücra köşelere bile İmam-Hatip okulları açarken Demirel'den iyisi yoktu değil mi?
Haşaa , demeyin hemen !
Demirel'i yedi kez seçip işbaşına getiren uzaylılar mıydı yoksa?
Sizin Demirel'iniz değil miydi , zamanında meydanlarda din , iman , Allah sömürüsü yapan?..
O , sizin Demirel'iniz değil miydi , arkasından gittiğiniz ve önce ibrik , sonra da peşkir tuttuğunuz sakallı sakalsız , kravatlı kravatsız her türden tarikat şeyhlerinizle , şıhlarınızla '' birdir bir'' oynayan ?
O halde ne demeye şimdi bu kadar kızıyor köpürüyor , sanki ülkede deprem olmuş , sanki dünya batıyormuş gibi feryad-ı figan ediyorsunuz ?
Bugün hükümette iseniz , unutmayın , onu bile Demirel'e borçlusunuz.
Onun , zamanında ektikleri biçiliyor şu anda , daha ne istiyorsunuz ?!
Demirel'e teşekkür edeceğiniz yerde sövüyorsunuz daha bir de utanmadan , nankörler n'olacak !
Size de zaten iyilik yaramaz ki kardeşim !
Efendim , Demirel'in yapmış olduğu upuzun söyleşiden sadece ve sadece bir cümle seçilmiş , hit meraklısı bizim Bab-ı Ali'nin sureti haktan görünen habercileri tarafından adeta cımbızla çekilerek büyüteç altında milletin gözünün ta içine sokulmuş.
Hükümet partisi mi , yoksa muhalefet partisi lideri mi olduğu belirsiz ve de hemen hemen herkese muhalefet eden PAK Parti lideri başbakan sayın Tayyip Erdoğan da almış sazı eline , oldukça yanık bir uzun hava çekmiş ki , ne kadar hislendim , valla dinleseniz siz de hislenirsiniz !
Başbakanımızın hakkı vardır efendim ; din , iman , Allah , Kuran gibi konular artık Demirel'in malı olmaktan çıkıp PAK Parti tekeline geçtiğinden bu konularda konuşmak sadece onlara özel ayrıcalıklı bir konudur !
Sayın başbakanımız Tayyip Bey şu Ulema Bakanlığı'nı ne zaman kuracak , doğrusu çok merak ediyorum. Valla kursa bence iyi eder . Zira kurulacak bu bakanlığa boşta gezer ve din işlerinden pek bir anlayan PAK Partilileri de istihdam ettin mi , hem işsizlik azalır hem de dinimiz kurtulmuş olur ! Bakarsınız , bu elemanlar sayesinde Nobel Edebiyat Ödülü bile alırız , fena mı!
Hem arasıra böyle konular cereyan ettiğinde danışabileceğimiz , değerli görüşlerine başvurabileceğimiz nur topu gibi bir bakanlığımız da olur , haksız mıyım?!
Din uleması , pardon başbakan Tayyip Bey konuşur da , ''Şeyini şey ettiğimin şeyi '' gibi oldukça veciz bir söze imza atan Meclis Başkanı Bülent Arınç boş durur mu!
Amanın efendim amanın ; Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nda , sembolik de olsa sanki koltuğa oturtacak çocuk bulamamış gibi 21 yaşındaki kazık kadar ve imam-hatipli olmak dışında tek marifeti olmayan bir herifi koltuğa oturtma garabeti az gelmiş gibi , daha bir de ''Laikliğin tanımı yeniden yapılsın'' buyuran ve de tam da ehli sünnet vel cemaat fırkasına yaraşır bir tarzda '' Şeyini şey ettiğimin şeyi müslümanlığı '' yapan müstakbel Cumhurbaşkanı adayımız sayın Arınç'ın açıklamalarına ne demeli !
Milletin gözünün içine baka baka tüyü bitmemiş yetimin trilyonlarını resmen çalan ve bu yüzden de hakkında hapis kararı çıkan , ama gel gör ki , bu utanmaz ''Şeyini şey ettiğimin şeyi müslümanlığı'' yapıp duran eski iş ortaklarının çıkardığı kişiye özel kanun sayesinde hapisten kurtulan Necmettin Yere Bakan Yürek Yakan'ın bir zamanların sağ kolu olmuş bir kimsenin dünyanın başka bir yerinde dönüp de yüzüne bile bakılmaz aslında.
Bakılmaz , ama gel gör ki burası Türkiye .
'' Şeyini şey ettiğimin şeyi '' diyenlerin Meclis Başkanı olduğu...
'' G.. üne girsin onların laiklik '' diyenlerin başbakan yapıldığı...
'' Meclisi dolduran p...ler sürüsü '' diye bağıranların kahraman olduğu...
Hala daha din , iman , Allah , kitap sömürüsü yapanların baştacı edildiği...
Burası..
Hayasızların ülkesi..
Alnının şah damarı kırılmışların...
İşsizlikmiş , eğitimmiş , üretimmiş , dokunulmazlıklarmış , hukuk devletiymiş , terörmüş , Kıbrıs'mış , bağımsız dış politikaymış , sosyal güvenlikmiş , halkın alım gücüymüş , üçe katlanan iç ve dış borçlarmış ...
Bunların asla yanına dahi uğranılmadığı bir ülke.
İspanya diktatörü Franco , yıllarca İspanya'yı futbolla uyutmuş .
Bunlar da milleti türbanla uyutuyorlar.
Bizim meşhur Türk neoliboşları da bunların çanakçılığını yapıyor , iyi mi !
|

08-06-2008, 01:10
|
|
|
ÖRT Kİ ÖLEM
Türk Dil Kurumu’nun sözlüğüne baktığımızda baş örtüsü şöyle tarif edilmektedir:
- Kadınların saçlarını örtmek için kullandıkları örtü , eşarp.
Fransızca kökenli bir kelime olan 'türban'ın açıklaması ise aynen şöyledir:
- İnce kumaştan yapılmış , başı sıkıca kavrayan bir tür baş örtüsü.
Neticede türban veya baş örtüsü, farketmez ; bir amaç için kullanılıyor, o da örtmek,örtünmek..
Gerekçesi ise ; inanç böyledir , böyle emredilmekte, böyle yapılması uygun görülmektedir.
Buraya kadar sanırım kimsenin itirazı olamaz,zaten itiraz eden de yoktur.Yalnız devamı berbattır.Keşke her şeyi açıklamak bu kadar kolay olsaydı ve insanlar da her zaman iyiniyetli.
Yıl 1985...
Zamanın Cumhurbaşkanı 'Netekim Paşa' üniversitelere, daha önceleri serbest olan bir yasak getirmişti:
- Artık bundan sonra üniversitelere baş örtüsü ( veya türban ) ile giriş yasak olup bu şekilde derse katılmak da yassahtır .
'Netekim Paşa' niye durduk yerde bu yasağı çıkarmıştı?
Rabıta mabıta...
Ne demekti bütün bunlar?
Arap kültür emperyalizmi , ılımlı İslam , komünizme karşı yeşil hat ...
Allah Allah, ne manaya geliyordu bütün bunlar?
Sorular sorular...
Dur durak bilmeyen, kafa ağrıtan, beyin zonklatan sorular...
Şeriatçılara göre Türkiye bir darül harp ülkesi idi, şeriat kuralları burada geçerli değildi.O sebeple de bütün iman edenlerin başlıca görevi bu darül harp ülkeyle mücadele etmek olacaktı . İran'la Türkiye savaşa girse İran'ın yanında yer alınmalı idi. Çünkü İran Darül İslam ,Türkiye'deki bu düzen ise tagut bir düzendi ; kafirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktı. Üstad Necip Fazıl bu uğurda az mı ömür tüketmişti.Her şeyin bir zamanı vardı,o zaman gelince...
Sloganların ne ucu vardı ne bucağı ne de merhameti.
Hayır hayır, bu işte bir yanlışlık vardı.
Komünizm belasına karşı bir hat çekilmişti , yeşil bir hat...
Komünizm zehir ise , panzehiri din idi.
Evet evet din panzehir idi , kızıla karşı yeşil panzehir.
Bu hattın çekildiği yerlerden birisi de ülkemiz Türkiye idi.
Çoktan çekilmişti de haberimiz bile yoktu.
O hat bir gün gelecek o ülkelerin gerek rejimi gerekse o ülkenin yönetimi açısından başına bela olacak ; bu , egemen güçlerin umurunda bile değildi.
Artık atılan tohumlar çoktan yeşermiş, hatta mantar gibi her yerde meyvesini vermeye bile başlamıştı , üstelik de yeşil yeşil.
Ne olduysa bir anda sıkmabaş türbanlılar, çember sakallılar her yerde boy göstermeye başlamışlardı.Tarikatlar da birer birer yuvalarından çıkmış temiz hava soluyorlardı !
- Demokirasi iyi şey canııım, töbe estağfirullah töbee, her ne kadar inanmasak da...
Başbakan bile falanca bilmem kimlerin tarikatına bağlı olup açıktan onlardan oy istiyordu . Elbetteki bütün bunlar karşılıksız kalmayacak , bu benim canım vatandaşlarıma sadece elektirik,su,yol olarak geri dönmeyecek, sizlere de 'faizsiz finans bankacılığı', 'dinci hipermarketler serisi' , ' harama el sürmeyen şirketler' , ' ihaleler' vs. olarak geri dönecekti!
Her türlü uzak görüşten uzak 'Netekim Paşa' , öncesinde tamamen haberdar olup izin verdiği oluşumların kendisini bile rahatsız etmesi üzerine yine kendi aklınca harekete geçmiş, ama geç kalmıştı. Zira ok yaydan çıkmıştı artık.
Çıkmıştı ki ne çıkmıştı:
- Canınız rejime sövmek mi istedi; söv gitsin , başörtüsü...
- İçinizden , o hiç de inanmadığınız demokrasinin yumuşak karnına vurmak mı geçti ; vur gitsin , başörtüsü...
- Köşe yazarısınız ve o gün yazacak bir halt bulamadınız ; şöyle dokunaklı tarafından yaz gitsin , başörtüsü...
- Şeriatçı mısınız; Allah'ına kurban emmoğlu , başörtüsü...
- Şeriatçılara inanan bir saftirik misiniz ; ne aval aval bakıyorsun , başörtüsü...
- Hükümet olmak mı istiyorsunuz ; işi bileceksin işe gitmeyeceksin abisi , başörtüsü...
- Oy avcılığı mı yapıyorsunuz ; ossaat , başörtüsü...
- Paçanız mı sıkıştı ; ne dimek efendim , başörtüsü...
- Hükümettesiniz ve hükümetiniz aleyhine olan bir skandal vuku buldu ve de haliyle milletin dikkatini başka tarafa çekmek gerekti ; kolayı var canıım, başörtüsü...
- Memleketi yağmaladığınız mı ortaya çıktı ; telaşlanmayın , başörtüsü...
- Karınıza güvenmiyor musunuz ; demokrasilerde çare tükenmez , başörtüsü...
- Kendinize güvenmiyor musunuz ; rica ederim , başörtüsü...
- Evladım , sen ''başörtüsü hastalığı''na yakalanmışsın . Al bu reçeteyi , önce mahalle hocasına iyice bir okut üflet , sonra da suyunu aç karına günde üç öğün iç ! Hadi geçmiş olsun , hediyesi 52 ytl .
İlaç gibi mübarek , sür gitsin ; kele de iyi gelir, kıla da!
Hatta kıl dönmesine bile iyi geldiği sahihliği tartışılmaz rivayetlerden arasındadır!
Başörtüsü aslında daha neleri örtüyor neleri !
|

08-06-2008, 03:16
|
 |
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 15 Feb 2008
Bulunduğu yer: gozeneli@kolay.net
Mesajlar: 482
|
|
Başörtüsü aslında beyinörtüsünün sembolüdür.Başörtüsü nasıl bir özgürlük anlayışı getiriyor?
Sonra kuran'da saçınızı örtün diye birşey yok.Kuran başörtünüzle gögüslerinizi örtün diyor.
|

09-06-2008, 23:59
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Öncelikle sorduğumuz soruya cevap ile başlayalım.
El cevabül debdebe
http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=699137
Ve yeni konularımıza doğru kanat açalım.
Efendim bilirsiniz, bir konunun pek çok tartışanı olunca, malum güzelleşir.
Ancak malumun izahı diye, kırk tilkinin kuyruğu farklı kafalarda olunca olay garipleşir.
Efendim, hani önceki konumuz vardı ya; Yanlız kalmış ülkemin garip kılıklı hukuku! Aynen ordan devam edelim.
"1982 Anayasası’nın 148. maddesine göre, “Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya şekil ve esas bakımlarından uygunluğunu denetler”. Ayrıca Anayasa Mahkemesi, Anayasa değişikliklerinde Anayasa’da belirtilen biçim kurallarına uyulup uyulmadığı bakımından da denetim yapar. Başka bir deyişle, Anayasa değişikliklerini öz bakımından denetleyemez. Anayasa değişikliği konusunda iptal kararı verebilmek için üçte iki oyçokluğu gereklidir (Madde 148 ve 149)."
Hal böyle iken iken, son alınan karar ile yasama erkinin gücü ve alanı kısıtlanmıştır. Anayasa mahkemesi vermiş olduğu karar ile yasayı özü bakımından (niteliksel) incelemiştir.
Bu incelemenin açıklamasını da yapanlar bir hayli zorlama savunmalara düçar kalmışlardır.
Öncesi;
"Yapılmak istenen düzenlemeyi cumhuriyet rejiminin laiklik ilkesine başkaldırı olarak gören ..., Anayasa Mahkemesi nin yürütmeyi durdurma kararı vereceğini iddia etti. AK Parti nin Anayasa Mahkemesi ndeki eşi başörtülü üyelere güvendiğini savunan ...., "Benim eşi başörtülü olan Anayasa Mahkemesi üyelerine tavsiyem, açılacak davadan çekilmeleridir."
Sonrası;
"Ben bu kararı askerin el koymasından önce çözdüğü için faydalı buldum."
Daha sonrası;
"Bu karar hem Meclis’in gücünü azaltan hem de Anayasa’daki yerini değiştiren bir davranıştır. Parlamentonun egemenliğine ve 1924’ten bu yana geliştirdiği sisteme aykırı buluyorum."
İşte yeni sorumuz; Üstteki üç görüşü de dile getiren tek kişi kimdir?
|

10-06-2008, 21:19
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Biz okunmuş da cevap da verilmiş gibi davranalım...
Bir önceki sorumuzun cevabı;
"- 1933, İzmir Doğumludur, lakapları: Emanetçi). Türk siyasetçi, milletvekili, 19. TBMM Başkanı (1991-1995), eski DYP ve DTP (Demokrat Türkiye Partisi) lideri.
Ankara'da Çankaya İlkokulu'nu, Atatürk Lisesi'ni bitirdi. Babası Vasfi Bey, annesi Ganimet Hanım'dır. 1954'de Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. 1955 yılından itibaren avukatlık yaptı.
İstanbul Barosu yönetim kurulu yasaklamasına rağmen Yassıada duruşmalarında Burhan Apaydın ve Orhan Apaydın ile birlikte Adnan Menderes ve Demokrat Parti yöneticilerini savundu. Bu üç avukatın en genciydi. Demokrat Parti parti üyeliği ile başladığı siyasi hayatını Adalet Partisi, Demokratik Parti, Büyük Türkiye Partisi ve Doğru Yol Partisi'nde il başkanlığı , kuruculuk, Genel İdare Kurulu üyeliği görevleri ile sürdürdü.
14 Mayıs 1985 tarihinde Büyük Kongre'de Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığı'na seçildi. Genel Başkanlığı siyasi yasağı biten Süleyman Demirel'e bıraktıktan sonra 16 Kasım 1991 - 1 Ekim 1995 tarihleri arasında TBMM Başkanı seçildi.17 Nisan 1993 günü Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vefatı üzerine 17 Nisan 1993 - 16 Mayıs 1993 tarihleri arasında vekaleten T.C. Cumhurbaşkanlığı görevini üstlendi. Süleyman Demirel cumhurbaşkanı seçilince boşalan DYP genel başkanlığı için aday oldu, seçilemedi, bir grup arkadaşıyla DYP'den ayrılıp Demokrat Türkiye Partisi'ni kurdu. DTP 28 Şubat sürecinde kurulan Mesut Yılmaz başbakanlığındaki koalisyona katıldı ama kendisi görev almadı. 18 Nisan 1999 tarihinde yapılın genel seçimde meclis dışında kaldı ve DTP Genel Başkanlığı görevinden istifa etti. İngilizce bilir, evli ve üç çocuk babasıdır."
Kaynak, http://tr.wikipedia.org.....
İsmini kasten vermeyeceğiz. Artık onu da sizlerin takdirine bırakıyorum.
Ama bir şeye dikkatinizi çekmek istiyorum.
Bu kişinin geçmişine baktığımızda, halkın içinden çıkmış, devamlı despotizmden nasibini almış, ezilmiş, yasaklanmış, idam edilmiş tarafın bir parçası görüntüsü vermiştir.
Yoksa öyle değil miydi?
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:16 .
|