LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
Bir yaratıcıya inanmayan kardeşlerim Evrenin ve kendilerinin kör bir tesadüf eseri veyahut ezeli ve ebedi olan bir Maddenin eseri olduğuna inanıyorlar yani Bilinçli bir Yaratıcıya ve O”nun oluşturduğu bir evrene değil de Bilinçsiz bir yaratıcıya ve O”nun oluşturduğu evrene inanıyorlar. Bu inanışta büyük sorunları beraberinde getiriyor.
|
Konuyla ilgili diğer topicleri okuma zahmetine katlansaydın, evrimciler ve özellikle ateistler tarafından varlığın "tesadüfler" sonucu değil, "zorunluluklar" sonucu oluştuğunun; tesadüflerinse, zorunluluklar karşısında sadece "kelebek etkisi" ölçüsünde etkili olabileceğinin; varlığın, bilinçli veya bilinçsiz bir "yaratıcı"ya ihtiyaç duymadığının kabul edildiğini görecektin.
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
Mesela İnsanın Hayatı üzerinde kimin nasıl bir karar verme mekanizması vardır. Kim Nerede Ne zaman Hangi Anne ve Babadan doğacak Akıllımı akılsız mı olacak Sakat mı sağlam mı olacak Kadın mı erkek mi olacak Zengin mi fakir mi olacak. Bilinçli bir yaratıcıya inanmayanlar genlerden,
tesadüflerden bilinçsiz seçimlerden bahsede bilirler ama yinede tatminkar bir cevap veremeyeceklerdir.
|
İnsanın hayatı üzerine, o insanın içinde oluştuğu (genler, coğrafya, iklim, toplum, din, mezhep, cinsiyet, maddiyat vb.)
şartlar karar verir. Kişi bu
şartlarda aklını kullanabilen bir birey mi olacak ve dolayısıyla aklını kullanıp idealleri doğrultusunda ilerleyecek, yoksa cahil ve aptal biri mi olacak ve basit ve aptalca ideallerle yetinip kalacak... Bacaksız doğmuş bir çocuğun, büyüdüğünde 100 metre olimpiyat rekoru kıracağını bekleyemezsin her halde. Ancak, o rekoru yine de kırmasını sağlayacak
şartlar zamanla yerine gelirse (örn. tıbbi gelişmeler ve o tıbbi müdaheleyi sağlayabilecek maddi imkanlar gibi),
gerekli şartlar yerine geldiği için o rekor kırılabilir.
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
Eğer bilinçli bir Yaratıcı yoksa o zamanda karar verilmiş öngörülmüş bir gelecek yoktur ve her insan kendi geleceğini yalnızca kendi şekillendirebilir ve iyi yada kötü seçimi kendi özgür ve hür iradesi ile yapabilir (Tabi genetiği ne kadar izin veriyorsa ki bu bile insanın özgür bir iradeye sahip olmadığı anlamına gelir) Ama bilinçli bir yaratıcı varsa da öngörülmüş bir gelecek vardır.
|
Marlo Morgan, "Geçtiğin kapıdan geçmeseydin, bulunduğun yerde olmazdın" demiş. Aynı durum burada da geçerlidir. Bir şeyi gerçekleştirebilmen için, o şeyin gerçekleşmesini sağlayacak
gerekli şartlara da sahip olman
gerek. Yani bir merdivenin 10. basamağına çıkman için, önce ilk 9 basamağı çıkman gerek. İlk 9 basamağı çıkmayı akıl edemezsen, 10. basamağa asla çıkamayacaksın demek. İlk 9 basamağı çıkmayı akıl etmeyi gerektirecek şartlara (akla) sahip değilsen, ilk 9 basamağı çıkmayı asla akıl edemeyeceksin demektir ki, dolayısıyla 10. basamağa yine asla çıkamayacaksın demek.
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
Bu arada çok önemli bir soru aklımıza gelmelidir İnsanın kendisine has geleceğinin şekillenmesinde sadece kendi özgür seçimimi vardır yoksa kendi seçimlerinden çok anlamını çözemediği Hayatına İnsanın iradesi dışında yön veren bir gizli mekanizma (Kader) mı vardır.
|
İnsanın geleceğinin şekillenmesinde, yine içinde bulunduğu ve geleceğin şekilleneceği
şartlar etkendir. O
şartlar, o şartları değerlendirip, geleceğine yön verecek kadar akli gelişimini ve maddi-manevi
şartları sağlamışsa eğer, özgür iradenle geleceğine yön verip amacına ulaşacak olursun.
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
Bu konuda en yakın örnek kendi hayatımızdır. Şöyle bir düşünün hayatınızda bütün istekleriniz oluyor mu Başınıza gelen olayların Hepsi sizin özgür seçimleriniz mi değil mi ?Bu sorulara vereceğiniz vicdanlı cevaplar Bilinçli yada bilinçsiz bir yaratıcının olup olmadığı hakkında (Bilinçli yada bilinçsiz yaratıcı kavramını özellikle kullanıyorum ki Esasında Tanrı kabul etmeyip Maddenin bizi ve evrenimizi meydana getirdiğini kabul etmek Maddeyi Yaratıcı mesabesine koymakanlamındadır.) Karar vermenize vesile olur.
|
Hayatta bütün isteklerin olup olmaması, istediğin şeylere ve içinde bulunduğun
şartlara bağlı. Mesela ben uçmak istiyorum ama bu isteğimin hiçbir zaman gerçekleşmeyeceğini biliyorum, çünkü kanatlarım yok. Başıma gelen herşey, benim özgür irademin sonucu da olacak diye bir durum sözkonusu değil.
İşyerimden çıkıp eve gitmek özgür irademdir, eve gitmek için evimin bulunduğu sokağa girmek özgür irademdir, o sırada sokak lambasının yanmıyor olması ve karanlıkta bir psikopatın yolumu kesip beni bıçaklaması, genelde zorunluluktur ama özelde rastlantıdır. Genelde zorunluluktur; çünkü sokak lambasının yanmıyor olmasını gerektiren bir takım zorunluluklar vardır: elektrikler kesiktir, ampul patlamıştır, sokak lambalarını yakmakla görevli memur-işçi uyuyakalmıştır... o psikopatın uyuşturucu parası bitmiş, harman olmuştur, bir adamı para için öldürecek kadar gözü dönmüştür vs. Özelde tesadüftür; çünkü, ben hergün o saatte o sokağa girip evime gidiyorum ama o güne kadar sokağım hiç kararmamış, hiçbir psikopat orada yolumu kesmemiş, hiç bıçaklanmamışım. Bunu özgür irademle (aklımla) tasarlamam mümkün değil. Dolayısıyla benim için bir tesadüftür. Yani o gün, o olayın olması için
gerekli tüm
şartlar yerine gelmiştir ki, olmaması mümkün değildir artık.
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
Eğen bilinçsiz bir oluşum söz konusu ise Ben Neye ve kime göre Türkiye gibi geri kalmış milli geliri düşük zar zor kendi kendine yeten rahat bir şekilde yaşayamadığım bir ülkede doğup sefalet içerisinde yaşarken Barak obama Amerika da doğup dünyayı yönetecek hem yeteneğe hem de şansa sahip olabiliyor bunu nasıl bir mantık kabul edebilir ve isyan etmez . Bu madde ne kadar gaddar yada zalimde beni sefalet içerisinde bırakırken diğerine çok büyük imkanlar vermiş neye göre.
|
Çünkü annen seni, Türkiye gibi geri kalmış, milli geliri düşük, zar zor kendi kendine yeten bir şekilde yaşayacağın bir ülkede doğurdu ki, o da içinde bulunduğu
şartlarda seni doğurma eylemini yaptı. Barak Obama ise, ABD Başkanı olmasını sağlayacak
şartlarda dünyaya geldi. Barak Obama ile kendi
şartlarını karşılaştırırsan, senin neden ABD Başkanı olamadığını daha iyi anlarsın.
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
İşte bu noktada bilinçli bir yaratıcıya inanan ile bilinçsiz bir oluşuma inanan insan psikolojisi bizim konumuz. Yaratıcıya inanan insan ya sabır edip başına gelenlere Mükafatını ALLAH”tan bekler yada isyan edip yaratıcıya kızar. Ama bilinçsiz bir yaratışa inananlar kime isyan edip rahatlar yada başına gelenlere sabredip kimden mükafat umup rahatlar. Bu durum çok büyük bir sorundur yaratılışa inanmayan insanlar içinki bunun için inanmayan kardeşlere üzülüyor ve empati kurarak kendimi onlar yerine koyduğumda ne kadar büyük bir çıkmazın içerisinde olduklarını görüp onlar için üzülüyorum.
|
İşte bu noktada bir yaratıcıya inanan, züğürt tesellisiyle "Eh, bu dünyada olmuyorsa, ahirette olur inşallah" diyerek kendini avutur; bir yaratıcıya inanmayan da, eğer bilinçli bir inançsızsa "Eh, napalım? Ben elimden geleni yapıyorum ama,
şartlar elvermiyor." der ve o şartların sağladığı imkanlarla yetinmeye çalışır, bilinçsiz bir inançsızsa "Ben bunları haketmiyorum, daha iyilerine layığım" der ve kendince hakkı olduğuna inandıklarını çalıp çırpar, diğer insanların malına, canına, namusuna dolanır. Sonuçta, üçünün de böyle düşünmeleri, içinde bulundukları-yetiştikleri
şartlar sonucudur.
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
Özgür irade konusuna gelince ben seçimlerimde ne kadar özgürüm kendimden bir örnekle konuyu açalım.
Benim dedemin babası Selanik te doğmuş ve oradan Türkiye”ye göç etmişler ve
Bursa”ya yerleşmişler sonra dedem babaannemle evlenmiş babam doğmuş babam
Bursa”dan İzmir”e çalışmak için gitmiş orada annemle evlenmiş ben doğmuşum
Bende Ankara”da Memur olduğu için İzmir”e tayin olan bir Kişinin kızı ile evlendim.
Şimdi soruyorum bakışta yani günübirlik baktığımızda kendi özgür seçimim olan
Eşim acaba benim kendi özgür seçimimi yoksa Büyük bir planın parçası olan bir Kader”in sonucu mu?
|
Dedenin Selanik'ten kalkıp da (mesela) Amerika yerine Bursa'ya göçmesi veya kayınpederinin (mesela) Ankara'da bir apartmanda kapıcısı yerine İzmir'e tayini çıkan bir memur olması (ve bunlara bağlı olarak gelişen sayısız olgu) eğer kaderse, senin de yenge hanımla İzmir'de tanışman ve onunla evlenmen o kadar kaderdir. Sorunun cevabına gelince de (bana göre): Evet, senin yenge hanımla evlenmen için
gereken tüm
şartlar yerine geldiği için kaçınılmaz olmuştur.
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
Olayları tekrar incelersek şöyle bakarız. Eğer benim babamın dedesi Osmanlı yunanla savaşmasa Bursa”ya gelmezlerdi ve Bursa”da olan babaannemle dedem evlenip babam doğmazdı. Babam Bursa”dan kalkıp İzmir”e gitmese Annemle tanışamaz ve ben dünyaya gelmezdim.
Ben Ankara”dan İzmir”e tayin olan Memur kızınla tayin olmasa evlenemezdim eğer
Yunanistan ile Osmanlı savaşmasa ben eşimle asla evlenemezdim. Hani her şey benim kendi seçimimdi niye başkasını değil de eşimi seçtim başkasını seçsem başka çocuk başka gelecek olacaktı.
|
Bak, ne güzel söylüyorsun: Bir şeyin olması için
gereken şartlar yerine gelmemişse, demek ki o şey gerçekleşmezmiş.
Gereken şartlar yerine geldiği için Osmanlı-Yunan savaşı çıkmıştı, Osmanlı-Yunan savaşını
gerektiren şartları da
gerektiren şartlar yerine gelmeseydi, Osmanlı-Yunan savaşını
gerektiren şartlar yerine gelmediği için o savaş çıkmayacaktı... Böööyle uzar gider. Buna kader değil, felsefede "Gerekircilik-Determinizm" deniyor. Şu durumda determinizm, bilimden ne kadar uzakmış?
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
Ben seçimlerimin sonucunu önceden göremezsem nasıl seçimlerim benim özgür irademle olur eğer özgür iradem yoksa var olan kimin seçimleridir. Bilinçsiz bir oluşumun müsebbibi olan bir maddenin mi yoksa
Bilinçli bir Yaratıcının mı Hangisi akla ve mantığa daha uygundur.
|
Peki sence hangisi akla ve mantığa uygun?
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
Karar sizin
|
Hayır, karar senin.
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
Saygılarımla
|
Saygılar benden kardeşim.
Not:
LaMevcud´isimli üyeden Alıntı
biz sizler için üzülürken siz bizlere üzülmezsiniz
|
Şimdi neden sizler için üzülmediğimi anlamışsındır sanırım. Kendim için üzülmüyorum ki, bir başkası için üzüleyim.