saygıdeğer forum dostları;
Amacım bu başlık altında sufizm denilen (ki ben buna islam sufizmi diyeceğim)acayip akımı ele alacak ve ardından bu insanların sözde bilim ile islam dininin küflenmiş doğmalarını kaynaştırma adına ne gibi gerçek dışı spekulasyonlara başvurdugunu açıkça göstermeye çalışacağım...
her şeyden sufizm kimilerinin söylediği şekliyle tasavvuf ile uzaktan yakından alakası olmayan,islam ile bilimsel bazı verileri kaynaştırma adına yapılan bir girişimdir..Bu akımın eski temsilcileri ve gelenekleri olmamakla birlikte,dini kurtarma amacıyla girişilmiştir..Başlıkta "hallac-i mansur" "yunus emre" "pir sultan abdal" ve "mevlana" gibi tasavvufcuları incelemeyeceğimi de belirtmek isterim..
Daha detaylı bilgiler için aşşağıda ki linki öneriyorum:
http://sufizmveinsan.com/
****şimdi başlayalim;
ayette…
“Keyfe tekfurune Billahi ve küntüm emvaten feahyaküm, sümme yümiytüküm sümme yuhyiyküm sümme ileyhi türceun;
Nasıl da (B sırrınca) Allah’ı inkâr ediyorsunuz?.. Halbuki siz ölülerdiniz de O sizi diriltti… Sizi yine öldürecek ve sonra sizi diriltecek; nihayet Ona döndürüleceksiniz.”
“Esma mertebesinin” ya da başka tabirle RUH’un tek kare resmin hayat kaynağı olmasına işaret eder, yani algılanmaz halde iken yani İLİM olarak mevcutken ya da ayan-ı sabite vücud kokusu almamış iken, ya da salt enerji dahi kozmik bilinçte imaj olarak mevcutken açığa çıkamamışken, sizi diriltti yani TEK kere resmi-bilgiyi oluşturan tüm algılama mekanizmaları her biri kendine özgü bir algılama ile KULLUK dedikleri etki-tepki modeline geçti….
Bu etki–tepki, neden-sonuç ilişkisi, yaptığının karşılığını alma vb… anlatımlar ise aslında hiç varolmadı sadece algılayıştan kaynaklandı. Oysa tek kare resim her an imajındaki halinde
İşte “tüm algılamaların hayal olduğunu ALGILAYABİLİR” hale gelmenin ve bunun sonucu algılanan-algılayan iklisinin hükmünden kurtulan, “0-1 ikili” sistemin hayâl olduğunu yaşayan akl-ı küllü ve dahi nefs-i küllü ’sidrehi münteha’ mecazıyla terkeden, herşeyi imajında ilmi suret olarak bulan gerçek “HAYY” olandır.
http://sufizmveinsan.com/arastirma/e...ulumimari.html
diyerekten yazısını sonlandıran ve bu yazısına karşılık bir nobel beklentisi içerisinde olduğunu sezdiğim sufistimize karşı ise ne diyeceğimi bilemiyorum..
****Başka bir örnek:
Mistik alan, varlığın yaratılışını Zatın, sıfatlarıyla meydana getirdiği Esmasının (Salt Data olan 99 isminin) “nokta” dan belli terkipler halinde Bir Bütün Olarak açığa çıkartmasıyla oluştuğunu söyler. Yani Efal (çokluk) boyutu. Ya da başka bir deyişle, “Kürsü” adı altındaki “Ruh Adlı Melek”. Bizim “nokta” ya ait bu çokluk boyutu içindeki algılanan veya algılanamayan tüm sonsuz boyutlarıyla enerji- madde boyut ve varlıkları, bu Ruh Adlı Melek tarafından meydana getirilmiştir. Zaten enerji ve madde boyutunun,”nokta” dan (Salt Datadan) varlığını alan enerji-bilgi boyutunun projeksiyonu sonucu oluştuğuna da bir önceki yazımızda değinmiştik. Sonsuz “nokta” ların bulunduğu platformdaki bu “nokta” lar ise, yan yana bir arada “nokta” lar denizi şeklinde de bulunmazlar. Tüm “nokta” lar yani, Salt Datalar (Esma), aynı Tek “Nokta” nın sonsuz sayıdaki özelliklerine işaret etmektedir. Bu yüzden Ruh Adlı Melek, bu “Nokta”nın, “nokta” lar adı altındaki projeksiyonudur, tüm Kürsülere hakim olarak. Bu “nokta” tadaki, Datadaki Esmadan yaratıldığımız için de diğer “nokta” projeksiyonlarını ya da her biri bir “an” lık (ki, bu “an” da, kendi içinde sonsuz “an” ları içerir) bambaşka dalgalanmaya karşılık gelen enerji- data boyutlarını algılayamaz, anlayamayız.
Bu arada tanrı'nın 99 datası olduğunu da öğrenmiş bulunuyoruz ...
onca bilimsel içerikle karşılaşan okuyucu akabinde şöyle bir yazıyla yüzyüze geliyor..
“Allah’ın Zatını tefekkür etmeyin, yarattıklarını düşünün, yoksa günaha girersiniz” :eek:
http://sufizmveinsan.com/fizik/dinbilim10.html
Bu yazıları okurken adeta tüylerimin diken diken olduğunu kanımın donduğunu hissettim.Bu tip sitelerde bilinçsiz halkın dini konulara olan zaafı gözönüne alınarak bir alet haline getirilen "din",bir çeşit pseudo bilim ile kaynaştırılmaya çalışılıyor...
Yeterli tepki verilmediği ve fazla dikkate alınmadiklari sürece ilerleyen yıllarda din belasının günümüzde ki hali olan cemaat ve tarikat biçminden bu tip sufizm dogmalarına bürünerek ayakta kalmağa çalışacağından şüpheleniyorum..Çizgi-film tadında ki bu fantastik dogmalarla sıradan halk yine değişik bir inan zincirinin içerisine sürüklenmeye çalışılmakta..