Şu yukarıdaki hikayedeki satış müdürüne taktım ben ... yav Yıldırım bu ne? Şeftalii. Kim yapmış bunu? Oduuun. Peki odun niye şeftali yapmış ...
Esas odun bu Yıldırım da, farkında değil garibim. Ayrıca; hikayeyi uyduranın da hayal gücü pek zayıfmış.
Neyse,
seyirci´isimli üyeden Alıntı
elimde çeviri bir kitap var,
ve çevirenden hiç emin değilim. çünkü bir öyle biri böyle çevirmiş.
bu yüzden hiçbirine güvenilmez. aslını da anlayamıyorum.
|
Şimdi, sorun burada başlıyor zaten: Kur'an yazılırken mushaflarda steno benzeri, sesli harf ve işaretleme barındırmayan Kureyş lehçesi Arapça kullanılmış. Bunun temeli, zaten ezberlenen ayetlerin gerektiğinde mushaftan bu ipuçlarına bakılarak hatırlanması.
Sana'a yazmaları arasında bu şekilde yazılmış (sesli harf ve işaretleme olmaksızın) birçok sayfa var.
Bu ilk Kur'an mushaflarındaki sorun işaretleme ve sesli harf olmaksızın birçok kelimenin başka başka anlamlar alabilmesi. Kur'an'ın en büyük sorunu bu.
Zamanın birinde bir hükümdar (adı hatırımda değil ama gerekirse bulurum) Kur'an'a binden fazla "a" harfi ekletmekle ünlenmiş. Varın gerisini siz düşünün ...
A.