
10-08-2010, 09:33
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Jul 2010
Mesajlar: 138
|
|
Axial kardeşime!
Evrim teorisi maalesef taraftarlarınca bilimsel bir teori olmaktan çıkarılıp adeta her ne olursa olsun savunulması, korunması gereken bir din durumuna getirilmiştir. Bunun nedeni teorinin bilimsel bulgularla çelişmesidir. Bir bakıma gelişen teknoloji ve bilim evrim teorisinin aleyhine olmuştur. Eğer gerçekten bilimsel bulgular tarafından desteklense idi sahtekarlık yapmaya gerek duyulur muydu? Taraftarları teorinin temelden çelişkilerini, bilim dışılıklarını görmezlikten gelip konuyu mümkün olduğunca basite indirgeyip hiç bir sonuca ulaşılamayacak ayrıntıları gündemde tutarak özü unutturma çabalarındadır. Bu konuda bir kaç örnek vereyim.
Enerji girişinin (entropinin) canlılık gibi yapılarda evrimsel gelişime neden olduğu iddia edilir. Fakat canlılarda yararlanma mekanizmaları yok ise enerji girişinin bozuma (tersinime) neden olduğu kesindir. Yararlanma amekanizmaları yoksa henüz oluşmamışsa enrji girişleri zararlıdır. Bu gerçek evrim mantığına terstir.
Bir canlı hücresi inanoğlunun tarihi boyunca rastladığı en karmaşık (kompleks) yapıdır. Hala sırlarını yeterince öğrenebilmiş değiliz. Böyle bir yapı rastlantılarla oluşabilir mi?
Evrim teoris taraftarları ilk canlı hücresinin basit bir biyomolekül olduğunu, hücrenin bu molekülden evrimleştiğini iddia ederek bu amansız sorunu aşmaya çalışırlar. Fakat bu basit biyomolekülülün evrimleşebilmesi için beslenme, korunma, üreme gibi tüm canlılık meziyetlerine ilk anlardan itibaren eksiksiz sahip olması gerektiğini nedense unuturlar.
Canlılar eşeyli ve eşeysiz olmak üzere iki çeşit ürerler. İlk görülen canlılar olan mkroorganizmalarda üreme eşeysizdir. Eşeyli üremede erkek ve dişi olmak üzere iki ayrı canlı vardır. Üreme konusunda birbirlerini bütünlerler. Taraftlarına göre evrim eşeyli üremeyle başlamıştır. Eşeysiz üreyen canlılarda üreme genlerinin rastlantılarla ikiye bölündüğü, bundan da erkek ve dişi canlıların ortaya çıktığı gibi saçma varsayımlar dışında eşeysiz üremeden eşeyli üremeye nasıl geçildiği, bu mükemmel mekanizmanın nasıl kurulduğu evrim teorisi öngörüleriyle asla açıklanamaz.
Evrim teorisinin önünde bu ve bunlara benzer yada benzemez yanıtlanması gereken fakat yanıtlanamayan binlerce soru vardır. Evrim teorisi hemen hemen tüm doğal kanun ve ilkelerle de çelişir. Gerekirse size bu konuda daha uzun bilgi verebilirim.
Evrim teorisine karşıt gibi oluşum bu teorinin bilime karşıt olmasındandır.
Saygılar selamlar.
Tersinim.
|

10-08-2010, 20:22
|
|
|
Hüdai ÇAKMAK´isimli üyeden Alıntı
Axial kardeşime!
Evrim teorisi maalesef taraftarlarınca bilimsel bir teori olmaktan çıkarılıp adeta her ne olursa olsun savunulması, korunması gereken bir din durumuna getirilmiştir. Bunun nedeni teorinin bilimsel bulgularla çelişmesidir. Bir bakıma gelişen teknoloji ve bilim evrim teorisinin aleyhine olmuştur. Eğer gerçekten bilimsel bulgular tarafından desteklense idi sahtekarlık yapmaya gerek duyulur muydu? Taraftarları teorinin temelden çelişkilerini, bilim dışılıklarını görmezlikten gelip konuyu mümkün olduğunca basite indirgeyip hiç bir sonuca ulaşılamayacak ayrıntıları gündemde tutarak özü unutturma çabalarındadır. Bu konuda bir kaç örnek vereyim.
Enerji girişinin (entropinin) canlılık gibi yapılarda evrimsel gelişime neden olduğu iddia edilir. Fakat canlılarda yararlanma mekanizmaları yok ise enerji girişinin bozuma (tersinime) neden olduğu kesindir. Yararlanma amekanizmaları yoksa henüz oluşmamışsa enrji girişleri zararlıdır. Bu gerçek evrim mantığına terstir.
Bir canlı hücresi inanoğlunun tarihi boyunca rastladığı en karmaşık (kompleks) yapıdır. Hala sırlarını yeterince öğrenebilmiş değiliz. Böyle bir yapı rastlantılarla oluşabilir mi?
Evrim teoris taraftarları ilk canlı hücresinin basit bir biyomolekül olduğunu, hücrenin bu molekülden evrimleştiğini iddia ederek bu amansız sorunu aşmaya çalışırlar. Fakat bu basit biyomolekülülün evrimleşebilmesi için beslenme, korunma, üreme gibi tüm canlılık meziyetlerine ilk anlardan itibaren eksiksiz sahip olması gerektiğini nedense unuturlar.
Canlılar eşeyli ve eşeysiz olmak üzere iki çeşit ürerler. İlk görülen canlılar olan mkroorganizmalarda üreme eşeysizdir. Eşeyli üremede erkek ve dişi olmak üzere iki ayrı canlı vardır. Üreme konusunda birbirlerini bütünlerler. Taraftlarına göre evrim eşeyli üremeyle başlamıştır. Eşeysiz üreyen canlılarda üreme genlerinin rastlantılarla ikiye bölündüğü, bundan da erkek ve dişi canlıların ortaya çıktığı gibi saçma varsayımlar dışında eşeysiz üremeden eşeyli üremeye nasıl geçildiği, bu mükemmel mekanizmanın nasıl kurulduğu evrim teorisi öngörüleriyle asla açıklanamaz.
Evrim teorisinin önünde bu ve bunlara benzer yada benzemez yanıtlanması gereken fakat yanıtlanamayan binlerce soru vardır. Evrim teorisi hemen hemen tüm doğal kanun ve ilkelerle de çelişir. Gerekirse size bu konuda daha uzun bilgi verebilirim.
Evrim teorisine karşıt gibi oluşum bu teorinin bilime karşıt olmasındandır.
Saygılar selamlar.
Tersinim.
|
Sayın Çakmak;
Dediğmiz gibi konumuz ne evrim ne din konumuz tersinim. Varsayalım ki evrim diye bir şey hiç yok ve tersinim teorisi canlılığı açıklayan tek teori.
Bu bağlam da 84. mesajımdaki
Alıntı:
Hüdai ÇAKMAK´isimli üyeden Alıntı
5)-Canlılar evrim teorisi iddiasının aksine gelişim değil, tersinim gösterir. Canlılardaki tersinim, kompleks sistem ve düzenlerin zaman içinde bozuma uğraması, kimi özelliklerini zayıflatması ya da kaybetmesi demektir..
Şimdi gelelim işin heyecanlı kısmına. Diyorsunuz ki canlılar bir zamanlar oldukça kompleks varlıklardı ve zaman içinde bu kompleks yapı bozunuma uğradı. İnsanı örnek almak istiyorum. İnsanla ilgili binlerce ya da milyonlarca yıl önce ne gibi kompleks yapılar mevcuttu daha sonra kayboldu ve mümkünse bunu fosil kayıtlarıyla açıklar mısınız?
Alıntı:
Hüdai ÇAKMAK´isimli üyeden Alıntı
6)-Her canlı türünün mükemmel ve eksiksiz yaratılmış bir arı ırkı vardır. Diğer tür ve çeşitler arı ırkların tersinimi sonuçlarıdır. Örneğin insanlar maymunların evrimi sonucu oluşamaz. Bu entropi, kalıtım, yaşamsal uygunluklar gibi doğal kanun ve ilkelere aykırıdır. ..
Israrla yaratılmış kelimesini kullanıyorsunuz ki buna bilimsel bir açıklama getirememişsiniz. Arı ırklardan örnekleriniz nelerdir.
Alıntı:
Hüdai ÇAKMAK´isimli üyeden Alıntı
7)-Tersinime uğramış arı ırklardan kimi özelliklerini yitirmiş ya da zayıflatmış diğer ırklar oluşur. Canlı yaşam avantajlarını büyük ölçüde zayıflatmış yada yitmiş ise hayat sahnesinden silinir...
Gene örnek istesem ayıp olur muacaba. Mesela size göre maymunlar mı insanlardan oluşmuştur. Zira aramızdaki genetik benzerlik şaşılacak noktada.
Alıntı:
Hüdai ÇAKMAK´isimli üyeden Alıntı
8)-Hiç bir canlı varlığını eksiksiz olarak geleceğe aktaramaz.
9)-Varoluş sorusuna verilen cevaplar insan hayatlarını yönlendirir. Bu nedenle tersinimin çok geniş ve derin sosyal etkileri vardır.
Teori sekiz ciltle kitaplaştırılmıştır ve tamamen bilimseldir. Tek kitaplık özeti mevcuttur.
Sayın Çakmak;
Okuduğum kadarıyla canlıların bir yaratıcı tarafından mükemmel özelliklere sahip şekilde yaratıldığına ve zamanla bu mükemmellikten kopmalar gözlendiğini savunuyorsunuz. Ama ortada hiçbir fosil kayıtı bilimsel veri göremedim. Siz bu teorinizin bilim dünyasında ilgi görebileceğini düşünüyor musnuz?
Bir soru daha yaratıcının ari ırkları yaratma dönemi takriben ne zaman olmuştur.
Saygılar.
|
Sorularıma cevap vermemişsiniz. Sizi anlamamızı istiyorsanız sorulara en samimi şekilde cevap vermelisiniz.
Saygılarımla
|

10-08-2010, 22:14
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Constantinapole
Mesajlar: 938
|
|
Hüdai ÇAKMAK´isimli üyeden Alıntı
Axial kardeşime!
Evrim teorisi maalesef taraftarlarınca bilimsel bir teori olmaktan çıkarılıp adeta her ne olursa olsun savunulması, korunması gereken bir din durumuna getirilmiştir. Bunun nedeni teorinin bilimsel bulgularla çelişmesidir..
|
Bende düzelteyim bilimsel değil dinsel olgular ile çelişmesi olmasın?Elinizde ki tersinim vs...Her ne ise hangi akademi tarafından kabul görür?Kim ciddiye alıp tartışmıştır,bilim kürsülerinde kabul görmüştür?Neden bunu bilim insanlığı bile tartışmalı AXİAL(Gerçekte kim olduğunu bilemeyiz çünkü)Ben gibi insanların olduğu ateist bir forumda açıklıyorsunuz H.Tepe üni gibi akademik mekanlar varken neden bu forum=?Bir ya tutarsa mantığı mı var?
Hüdai ÇAKMAK´isimli üyeden Alıntı
Bir bakıma gelişen teknoloji ve bilim evrim teorisinin aleyhine olmuştur. Eğer gerçekten bilimsel bulgular tarafından desteklense idi sahtekarlık yapmaya gerek duyulur muydu? Taraftarları teorinin temelden çelişkilerini, bilim dışılıklarını görmezlikten gelip konuyu mümkün olduğunca basite indirgeyip hiç bir sonuca ulaşılamayacak ayrıntıları gündemde tutarak özü unutturma çabalarındadır. Bu konuda bir kaç örnek vereyim.
Enerji girişinin (entropinin) canlılık gibi yapılarda evrimsel gelişime neden olduğu iddia edilir. Fakat canlılarda yararlanma mekanizmaları yok ise enerji girişinin bozuma (tersinime) neden olduğu kesindir. Yararlanma amekanizmaları yoksa henüz oluşmamışsa enrji girişleri zararlıdır. Bu gerçek evrim mantığına terstir.
Bir canlı hücresi inanoğlunun tarihi boyunca rastladığı en karmaşık (kompleks) yapıdır. Hala sırlarını yeterince öğrenebilmiş değiliz. Böyle bir yapı rastlantılarla oluşabilir mi?
Evrim teoris taraftarları ilk canlı hücresinin basit bir biyomolekül olduğunu, hücrenin bu molekülden evrimleştiğini iddia ederek bu amansız sorunu aşmaya çalışırlar. Fakat bu basit biyomolekülülün evrimleşebilmesi için beslenme, korunma, üreme gibi tüm canlılık meziyetlerine ilk anlardan itibaren eksiksiz sahip olması gerektiğini nedense unuturlar.
Canlılar eşeyli ve eşeysiz olmak üzere iki çeşit ürerler. İlk görülen canlılar olan mkroorganizmalarda üreme eşeysizdir. Eşeyli üremede erkek ve dişi olmak üzere iki ayrı canlı vardır. Üreme konusunda birbirlerini bütünlerler. Taraftlarına göre evrim eşeyli üremeyle başlamıştır. Eşeysiz üreyen canlılarda üreme genlerinin rastlantılarla ikiye bölündüğü, bundan da erkek ve dişi canlıların ortaya çıktığı gibi saçma varsayımlar dışında eşeysiz üremeden eşeyli üremeye nasıl geçildiği, bu mükemmel mekanizmanın nasıl kurulduğu evrim teorisi öngörüleriyle asla açıklanamaz.
Evrim teorisinin önünde bu ve bunlara benzer yada benzemez yanıtlanması gereken fakat yanıtlanamayan binlerce soru vardır. Evrim teorisi hemen hemen tüm doğal kanun ve ilkelerle de çelişir. Gerekirse size bu konuda daha uzun bilgi verebilirim.
Evrim teorisine karşıt gibi oluşum bu teorinin bilime karşıt olmasındandır.
Saygılar selamlar.
Tersinim.
|
vs...Teorinizi izah etmişsiniz_?Peki sonuç nedir onu da izah edermisiniz?Yani evrim diyelim ki bir yalan yerine başka bir açıklama ve teori gelse ben yarın gene ateist olacağım,ateizme bir kanıt yada dayanak olarak evrimi görmüyorum sizin sonucunuz buna karşı durur mu peki?Ya da materyalizmi ve bilim felsefesini kullanarak sizin tersinim teorinizi de bu çakal ve evrimi din haline getiren ateistler ya gene aynı yaparsa?Sonuçta siz de doğru ya da yanlış tıpkı darwin gibi bir bilimsel teori attığınızı söylüyorsunuz ortaya o halde biz üç kağıtcı ateistler tıpkı darwinin teorisi gibi bunu da kendimize malzeme yapamaz mıyız yani?Eğer bilimsel bir teori ise sadece=?
Cennettin kölesi olacağıma cehennemin efendisi olurum...
|

11-08-2010, 00:26
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Constantinapole
Mesajlar: 938
|
|
emperrordiablo´isimli üyeden Alıntı
Bende düzelteyim bilimsel değil dinsel olgular ile çelişmesi olmasın?Elinizde ki tersinim vs...Her ne ise hangi akademi tarafından kabul görür?Kim ciddiye alıp tartışmıştır,bilim kürsülerinde kabul görmüştür?Neden bunu bilim insanlığı bile tartışmalı AXİAL(Gerçekte kim olduğunu bilemeyiz çünkü)Ben gibi insanların olduğu ateist bir forumda açıklıyorsunuz H.Tepe üni gibi akademik mekanlar varken neden bu forum=?Bir ya tutarsa mantığı mı var?
vs...Teorinizi izah etmişsiniz_?Peki sonuç nedir onu da izah edermisiniz?Yani evrim diyelim ki bir yalan yerine başka bir açıklama ve teori gelse ben yarın gene ateist olacağım,ateizme bir kanıt yada dayanak olarak evrimi görmüyorum sizin sonucunuz buna karşı durur mu peki?Ya da materyalizmi ve bilim felsefesini kullanarak sizin tersinim teorinizi de bu çakal ve evrimi din haline getiren ateistler ya gene aynı yaparsa?Sonuçta siz de doğru ya da yanlış tıpkı darwin gibi bir bilimsel teori attığınızı söylüyorsunuz ortaya o halde biz üç kağıtcı ateistler tıpkı darwinin teorisi gibi bunu da kendimize malzeme yapamaz mıyız yani?Eğer bilimsel bir teori ise sadece=?
|
Bu arada Sn.Hüdai Çakmak,neden bu forumda yazıyorsunuz sorumu yanlış anlaşılmadan kaçırmak için bu açıklamayı ayrıca yapma gereği duydum,elbette özgür bir forumda dilediğiniz düşünceyi dile getirebilirsiniz,sorun bu değil,yani yeriniz burası değil yazmayın manasında sormadım , katii bir bilimsel söylem istediğinizi dile getirdiğiniz için bunu sordum o halde neden burada yazıyorsunuz diye?Yani başka bir deyişle ben genetik profesörüyüm ve yazdıklarınız saçmalık desem sizi kesecek mi yeterli olacak mı yazdıklarınıza binayen bu söylediğim_?Neden bu forum gibi sanal bir ortamda sanal bir bilimsellik?Biz burada sadece bilim felsefesi yapabiliriz gibi bir izlenime kapılıyorum ben.Yanlış mıyım?
Cennettin kölesi olacağıma cehennemin efendisi olurum...
|

11-08-2010, 00:27
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger Hudai Cakmak;
Gordugum kadariyla, tersinim teorisini yanitlayan mesajima cevap vermemisiniz. Sizin dile getirdiklerinizin, teleolojiden farki nedir? Yada bir nesnenin (madde, varolus, evren v.s.) erekselligi nedir?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

11-08-2010, 13:06
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.271
|
|
Evrim teorisine karşıt gibi oluşum bu teorinin bilime karşıt olmasındandır.
Hüdai bey evrim kuramı olmadan bilim yapılamaz. Bunu unutmayınız. İddialarınızın çıkış kapısı doğa üstü bir yaratıcı ise bilim yapmaktan vazgeçin bir an önce. Evrim kuramının sizim uydurma biliminize karşı olduğu bir gerçek.
Sürekli rastlantılardan bahsediyorsunuz ama rastlantı bu işin sadece ufak bir kısmı. Tekrar söyleyelim rastlantısal olan çeşitliliktir. Bu çeiştliliğin içinden yaşam kalım yönünde mutasyonlar seçilir. Bu kısımda tesadüf yoktur. Hala daha soracak mısınız rastlantılarla nasıl oluşmuştur diye???
Sizin de yaşamın başlangıcına verebileceğiniz bir cevap hatta olgusal bir kanıt dahi yokken evrim kuramını bunu açıklayamıyor diye ithaf etmeniz son derece önyargılı bir tutum. Bilimsel makale ve yayınları takip ederseniz hücresel evrimin ne olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz.
Evrim karşıtı gibi görünmüyorsunuz zaten öylesiniz.
Saygılar
Konu taylan tarafından (11-08-2010 Saat 13:15 ) değiştirilmiştir.
|

11-08-2010, 13:14
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Jul 2010
Mesajlar: 138
|
|
Evrensel insan rumuzlu kardeşime
Çeşitli sitelerdeki tartışmalara katılmam ve makale yazılarım nedeniyle siz kardeşlerimle gerektiği gibi igilenemiyorum. Bu nedenle kendilerinden özürler dilerim.
Önce şunu belirteyim. Teoloji ile bilimi birbirinden ayırmıyorum ve bunu doğruda bulmuyorum. Bunun nedeni algılama vasıtalarımızın yeterli olmadığıdır. Diğer ifade ile herşeyi tam anlamıyla algılayamayacağımız, bilemeyeceğimizdir. Bunun nedeni algılama vasıtalarımızın darlığı ve kısıtlılığıdır. Demek istediğim algılayamadıklarımızın algıladıklarımızdan çok daha fazla olduğudur. Bir bakıma biz gerçekleri çok dar ve kısıtlı bir pencereden bakabiliyoruz. Bu nedenle çok kolay yanılıp aldanıyoruz. Bir şey kesin bir dille (örneğin evrimi ya da yaratılışı) yanlıştır, bilim dışıdır deyip dışlamanın yanlış olduğu kanaatindeym. Bu görüşüme karşı bilimsel kuralları örneğin (gözlem ve denemelerle sınanmayı) hatırlatırsanız o kurallarında kolaylıkla aldanıp yanılan zihinlerin ürünleri olduklarını söylerim. Ayrıca kurallar değiştirilmek için ortaya konulur. Billim için önemli olanın tarafsız bakış olduğu kesindir. Sık sık yanılıp aldansak bile bu böyle olmalıdır.
Eğer bilim bir varedici iradenin varlığını kesin bir şekilde gösterirse bu bulgu bilim dışıdır diye ret ve inkar mı edeceğiz? Bu bilimi kısıtlayan, önünü kapayan bir önkabul olmayacak mı?
Tersinim teorisi yapılmış deneyleri kimin, hangi grubun yaptığını bakmadan kendine kaynak alır. Bir bakıma değişik fikir ve görüşlerin sentezlenme yeridir. Bilimsel açıdan hem yaratılıştan hemde evrim teorisinden çok daha değerli olacağına inanıyorum.
Saygılar.
Tersinim
Not: Son paragraftaki yazınız çok hoşuma gitti. Altına bende imza atarım.
|

11-08-2010, 13:28
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Jul 2010
Mesajlar: 138
|
|
Tersinim teorisinin mekanizmaları
Merhaba!
Zannederim makalalerimden tersinim teorisinin mekanizmaları eksik kalmış. Sayın arkadaşlarımdan yapıcı eleştiriler beklerim. H.Ç
TERSİNİM TEORİSİ MEKANİZMALARI
Tersinim teorisinin belli başlı mekanizmaları özetle şunlardır.
1)-Tersinimsel değişim: Tersinim teorisi varoluşu canlılık ve cansızlık olarak ayırmaz bir bütün olarak kabul eder. Entropi kanunları ise doğal şartlara bırakılmış düzen sahibi sistemlerin zaman içinde bozuma (tersinime) uğrayacağını düzenlerin düzensizliğe gideceğini belirtir.
Maddeler moleküllerden, moleküllerde atomlardan oluşur. Atom ve moleküller ise sistem ve düzen sahibi oluşumlardır. Maddeler de doğal şartlarda ve zaman içinde değişimler gösterir. Örneğin bir granit kaya zamanla çürür kimi metaller oksitlenir.
Daha kompleks düzen sahibi cansız oluşumları örneğin son model bir arabayı doğal şartlara bıraktığınızda kullanmadığınız halde ciddi şekilde tersinimsel değişime uğradığını (bozulduğunu) görürsününüz. Tersinimsel değişim düzen sahibi sistemlerin kompleksliği ve zamanla doğru orantılıdır.
2)-Canlılarda tersinimsel değişim: Canlılarda tersinimsel değişimler evrim teorisinin mutasyonları karşıtıdır ve negatif değişimi ifade eder.
Tüm canlılar basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünsel kurgusudur. Dolaysıyla tersinimsel değişimlerden daha çok ve daha güçlü etkilenirler. Canlılar bu etkilerden varedilişlerinde kendilerine eksiksiz verilmiş savunma mekanizmalarıyla korumaya bu etkileri en aza indirmeye çalışırlar.
Tersinimsel etkiler gen bilgilerini etkilemiş ise bozunumlar diğer nesillere aktarılır. Bu da canlıların zaman içinde tersinim göstermesi demektir.
3)-Doğal elenme (elenim): Doğal elenme evrim teorisinin doğal seleksiyon mekanizmasının tersini ifade eder.
Doğal seleksiyon zaman içinde diğerlerine göre daha çok evrimleşen canlıların diğerlerini elemine ettiğini hayat sahnesinden sildiğini bu yolla evrimleş-menin gerçekleştiğini savunur. Tersinim teorisine göre bu oluşum tam tersinedir.
Canlılar mükemmel ve eksiksiz var edilmişlerdir. Fakat tersinim sonucu kimi yaşam avantajlarını azaltabilirler yada tamamen kaybedebilirler. Yaşam avantajlarını azaltanlar (örneğin ihtiyarlayanlar hastalar) gerektiği kadar sahip olamayanlar (örneğin gerektiği gibi korunamayan yavrular) yaşam avantajlarını tamamen kaybedenler (örneğin bacakları kırılmış hayvanlar kanatları kırılmış kuşlar) ekolojik sistem içinde elemine edilirler. Avantajlarını koruyabilenler yaşamlarını devam ettirir. Elenenler bu avantajlarını zayıflatanlar ya da kaybedenlerdir. Doğal elenme (elenim) budur.
4)-Tersinimsel çeşitlenme: Tersinimsel değişimler çeşitlidir. Bunun nedeni canlıların yaşamsal şartlarının farklı olabilmesidir. Eğer tersinimsel değişim-lerden bir kısmı gen bilgilerine etkilerse ayrıntı yönünden atalarından farklık bireyler oluşur. Buna tersinimsel çeşitlenme denilir. Örneğin mavi ya da yeşil gözlülük ten rengi farklılıkları tersinimsel çeşitlenme sonuçlarıdır.
5)-Dar alanda tersinimsel çeşitlenme: Evrim teorisinin allopatrik varyasyon teriminin karşılığıdır. Genelde dar bir alanda sıkışıp kalmış türdeşleriyle bağlantıları kopmuş küçük topluluklarda meydana gelir. Bu topluluklarda yakın akraba evlilikleri yaygındır. Yakın akraba genlerinde ise farklılıklar az benzerlikler çoktur. Yavrular anne ve baba genlerinin karışımları olduğundan kombinasyonu zenginliği oluşmaz. Benzerlikler çoğalır ve diğer nesillere aktarılır. Dolaysıyla gen rahatsızlıkları daha kolay diğer nesillere geçer.
Bu tür toplumlarda tersinimsel değişimler (negatif değişimler) son derece güçlü ve çeşitlidir. Bu konuda yaptığımız bir araştırmalarda insansı özelliklerini önemli ölçüde yitirip maymunlaşmaya başlamış toplulukları gördük.
6)-Seksüel seçilim: Evrim teorisi dişilerin gösterişli erkekleri seçtiklerini bu erkeklerin döllerini diğerlerine göre diğer nesillere daha kolay daha çok aktardıklarını savunur ve bu seçimi evrim mekanizmalarından biri sayar.
Fakat irade sahibi olmayan bu tür canlıların güzelle çirkini nasıl ayırt ettikleri güzelliklerden zevk alabilme melekesini nasıl sahip oldukları konusunda herhangi bir bilgi veremezler kanıt da gösteremezler.
Tersinim teorisi bu konuda güzelliğin gençlik sağlık güç, kuvvet sembolü olduğunu dişi bir hayvanını sadece bunu anladığını nesillerini güçlü bireylerle aktarma isteği ve içgüdüsüyle güzel erkekleri seçtiğini söyler ve kabul eder.
Her zaman olduğu gibi evrim teorisi doğal bir içgüdünün sonucu olan bu olayı kendi görüşüne uygun yorumlamayı tercih etmiş teorilerine bir evrim mekanizması olarak koymuştur. Bu doğal olayın evrimle uzaktan yakından ilişkisinin olmadığı sadece varoluşlarında kendilerine verilen mükemmel yapılarını diğer nesillere aktarma içgüdüsünün doğal bir sonucu olduğu açıktır.
Yeri ve sırası geldiğinde teorimiz hakkında bilgi vereceğiz. Görüş ve eleştirileriniz çabalarımızı artıracak ufkumuzu genişletecektir.
|

17-08-2010, 13:53
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Jul 2010
Mesajlar: 138
|
|
Akıl-Bilgi-Bilinç nedir? Ne değildir?
AKIL-BİLGİ-BİLİNÇ NEDİR? NE DEĞİLDİR?
Bir eserin ortaya konulabilmesi için bilgi, bu bilgiyi amaç için kullanan bir irade, bilgi ve iradeyi maddeyle amaca yönelik eyleme dönüştüren bir güç ve yeterli zaman gereklidir. Ortaya konulmuş olguların eser olup olmadıklarını bu niteliklere sahip olup olmadıklarına bakarak karar verebiliriz. Bu gerçekte varoluş bir eser midir yoksa değil midir sorusunu gündeme getirir. Bu soruya doğru yanıtlamamız için her şeyden önce bilgi ve bilincin ne olduğunu bilmemiz gerekir.
Bir materyalist yazar bu konuda şunları yazmaktadır.
-Bilincin tam bir tanımını bugün için yapamıyoruz. Onu ancak bileşkenlerini tanımlamak yoluyla tanımlamaya çalışıyoruz. Yine de biliyoruz ki bilinç her zaman bileşenlerinin toplamından fazlasıdır…
Bu tarife göre bilinç, bileşenlerinin, örneğin beyinde görme merkezi, duyma merkezi gibi maddi etkenlerin toplamından daha farklı, madde üstü bir şeydir. Bilimsel bulgular, zihnin sadece beyinden yani maddeden ibaret olmadığını, aksine beynin ötesinde, beyni kullanan madde-ötesi bir varlığın bulunduğunu göstermektedir.
Materyalist yazarımız bu gerçeği görebilmekte, bilincin ne olduğunun doğru olarak açıklanması için bu konuda 19. yüzyıldan beri hâkim olan materyalist bakış açısının değişmesi gerektiğini kabul ederek şöyle yazmaktadır:
-Tüm bunlardan sonra bilinç nedir? Yazının başında da belirttiğimiz gibi tam ve doğru bir yanıta henüz ulaşabilmiş değiliz. Bu tanımın yapılabilmesi ya da hiç olmaz ise onu daha iyi anlayabilmemiz için, bugün için kabul edilen değerler dizilerinin değişmesi ile oluşacak olan bilimsel devrimlere ihtiyacımız var gibi gözükmektedir.
Hemen fark edileceği gibi yazarımızın tespiti doğrudur. Yazarımızın içtenlikle ihtiyacımız var dediği bilimsel devrim bir kaç seneden beri yaşanmakta, sayısız bilim insanları materyalizmin ortaya koyduğu felsefeyi ciddi olarak eleştirmektedirler.
=========
Materyalizm ve uzantısı olan evrim teorisi maddenin zaman içinde örgütlenerek var oluş dediğimiz bu muazzam olguyu meydana getirdiğini iddia eder. Materyalizme göre varoluş sadece güç ve zamanın eseridir, diğer ifade ile amaca yönlendirilmiş bilgi ve irade söz konusu olmadığından eser değildir.
Bu varsayımı kabul edersek varoluşu deniz kenarlarında ya da çöllerde rastlantılarla meydana gelmiş estetik görünümlü tepecikler gibi bilgi ve irade dışı amaçsız olgular topluluğu olarak nitelendirebiliriz.
Fakat varoluşta DNA RNA gibi öylesine kompleks oluşumlar vardır ki bilgi içerdikleri konusunda en küçük bir kuşku yoktur. Canlılık konusunda bilgimiz arttıkça canlı vücutlarının basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünsel kurgusunda oldukları ve muazzam bir bilgi birikimi içerdiklerini hayretle ve şaşkınlıkla gözlemlemekteyiz.
Var oluşta bir iradenin varlığını ret ve inkâr eden materyalizm ve uzantısı olan felsefelerin bu gerçek karşısında canlılarda hayret ve şaşkınlıkla karşılanan bu muazzam bilgilerinde rastlantılarla oluştukları dışında savunacakları alternatif varsayımları yoktur. Fakat bilgi, madde dışında soyut bir kavramdır. Genelde maddeyle ifade bulur ama madde değildir. Akıl ve mantığın ortaya koyduğu bir sonuçtur. Diğer ifade ile akıl ve mantık yoksa bilgi ortaya çıkmaz.
Alman Federal Fizik ve Teknoloji Enstitüsü'nün yöneticisi Prof. Dr. Werner Gitt, bu konuda şunları söyler:
-Bir kodlama sistemi, her zaman için zihinsel bir sürecin ürünüdür. Bir noktaya dikkat edilmelidir; madde bir bilgi kodu üretemez. Bütün deneyimler, bilginin ortaya çıkması için, özgür iradesini, yargısını ve yaratıcılığını kullanan bir aklın var olması gerektiğini göstermektedir...
Maddenin bilgi ortaya çıkarabilmesini sağlayacak hiçbir bilinen doğa kanunu, fiziksel süreç ya da maddesel olay yoktur.
Werner Gitt'in sözleri, aynı zamanda, son 20-30 yıl içinde gelişen ve termodinamiğin bir parçası olarak kabul edilen Bilgi Teorisinin vardığı sonuçlardır.
Bilgi teorisi, evrendeki bilginin yapısını ve kökenini araştırır. Bilgi teorisyenlerinin uzun araştırmaları sayesinde varılan sonuç ise şudur:
Bilgi, maddeden ayrı bir şeydir. Maddeye asla indirgenemez. Madde dışında soyut bir kavramdır. Bilginin ve maddenin kaynağı ayrı ayrı araştırılmalıdır
DNA'yı inceleyen bilim adamlarının ifadesiyle bu yapıda muazzam bir bilgi birikimi vardır. Bu bilginin rastlantılarla oluştuğunu düşünüp maddeye indirgenemeyeceğine göre, madde-ötesi bir kaynaktan geliyor olmalıdır.
Bilgiyi maddeye indirgemek bir kitabın kâğıdını ve mürekkebini içindeki yazıyla ve yazıdaki anlamla bir tutmak gibi bir şey olmalıdır. Anlam kâğıt üzerindeki mürekkebin şekillenmesiyle ortaya çıkar ama ne kâğıt ne mürekkep, ne de her ikisidir.
Evrim teorisinin en bilinen savunucularından biri olan George C. Williams, çoğu materyalistin görmek istemediği bu gerçeği kabul eder ve şunları yazar:
-Evrimci biyologlar, iki farklı alan üzerinde çalışmakta olduklarını şimdiye kadar fark edemediler; bu iki alan madde ve bilgidir. Bu iki alan, indirgemecilik olarak bildiğimiz formülle asla bir araya getirilemezler. Genler, birer maddesel obje olmaktan çok, birer bilgi paketçikleridir.
Biyolojide genler, genotipler ve gen havuzları gibi kavramlardan söz ettiğinizde, bilgi hakkında konuşmuş olursunuz, fiziksel objeler hakkında değil... Bu durum, bilginin ve maddenin var oluşun iki farklı alanı olduğunu göstermektedir ve bu iki farklı alanın kökeni de ayrı ayrı araştırılmalıdır.
Maddeye indirgemecilik materyalizmin temelidir. Madde dışı hiç bir şeyi gerçek kabul etmez. Evrim teorisi de materyalizmin bir uzantısı olduğundan maddeye indirgeme temeline dayanır. Fakat canlılık maddelerin meydana getirdiği fakat madde dışında, maddeyi düzenleyen irade bilgisinin anlamı olduğundan maddeye indirgenemez.
Williams bu konuda şöyle devam ediyor:
-Darwin sonrası biyoloji, materyalist dogmanın egemenliğine girdiği için, biyologlar organizmaların gerçekte olduklarından çok daha basit olduklarını varsaydılar. Onlara göre yaşamın kendisi sadece kimyadan ibaret olmalıydı. Gerekli kimyasalları yan yana getirin ve yaşam oluşsun. DNA'da aynı şekilde yalnızca kimyanın bir ürünü olmalıydı.
Materyalistler uzun yıllar savundukları Volkanik Gazlar + Yıldırımlar = DNA = Yaşam eşleniğiyle yaşamı olabildiğince basite indirgemeye çalışırlar. Fakat gelişen ilim en ilkel dolaysıyla basit zannedilen mikroorganizmaların bile basite indirgenemez kompleks sistemlerin bütünsel kurgusunda olduklarını, muazzam bilgiler içerdiklerini açık bir şekilde göstermiştir. Tek bir hücrenin sırlarını bile yeterince çözebilmiş değiliz.
Konunun uzmanlarından Prof. Johnson, bilgiyi maddeye indirgemeye çalışan bilim adamlarının durumunu şöyle açıklamaktadır.
-İndirgemeci biyologlar gerçekliğe bakmıyorlar, sadece indirgemeci amaçların başarıya ulaşabileceği bir program uyarınca hayata bakıyorlar. Bu, anahtarlarını çalılar arasında kaybeden ama onları sokak lambası altında arayan, kendisine sorulduğunda da:
-Çünkü anahtarları görmek için orada ışık yok. Burası ise aydınlık cevabını veren bilinçsiz bir insanın hikâyesine benziyor.
Son dönemlerde maddeye indirgemenin basite indirgeme çabalarına dönüştüğünü hayret ve şaşkınlıkla izlemekteyiz.
Varoluşta var oldukları inkâr edilemeye basite indirgenemez sistemleri mümkün olduğunca basite indirgeyerek açıklamaya çalışmak materyalizm ve uzantıları olan felsefelerin tek çıkış yolu gibi görünmektedir ama bu çıkış yolunun bilimselliği hayli şüphelidir. Güneşin balçıkla sıvanamayacağı açıktır.
Sonuç olarak şunları rahatlıkla söyleyebiliriz. Bilgi için bilgiyi algılayacak bir bilinç gereklidir. Rastlantılarla bilginin oluşması ve algılanması mümkün değildir. Hayvanlardaki gibi bilincin dışa kapalı ve sınırlı olması bu gerçeği değiştirmez.
Tersinim
|

18-08-2010, 01:00
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Aug 2008
Bulunduğu yer: Constantinapole
Mesajlar: 938
|
|
emperrordiablo´isimli üyeden Alıntı
Bende düzelteyim bilimsel değil dinsel olgular ile çelişmesi olmasın?Elinizde ki tersinim vs...Her ne ise hangi akademi tarafından kabul görür?Kim ciddiye alıp tartışmıştır,bilim kürsülerinde kabul görmüştür?Neden bunu bilim insanlığı bile tartışmalı AXİAL(Gerçekte kim olduğunu bilemeyiz çünkü)Ben gibi insanların olduğu ateist bir forumda açıklıyorsunuz H.Tepe üni gibi akademik mekanlar varken neden bu forum=?Bir ya tutarsa mantığı mı var?
vs...Teorinizi izah etmişsiniz_?Peki sonuç nedir onu da izah edermisiniz?Yani evrim diyelim ki bir yalan yerine başka bir açıklama ve teori gelse ben yarın gene ateist olacağım,ateizme bir kanıt yada dayanak olarak evrimi görmüyorum sizin sonucunuz buna karşı durur mu peki?Ya da materyalizmi ve bilim felsefesini kullanarak sizin tersinim teorinizi de bu çakal ve evrimi din haline getiren ateistler ya gene aynı yaparsa?Sonuçta siz de doğru ya da yanlış tıpkı darwin gibi bir bilimsel teori attığınızı söylüyorsunuz ortaya o halde biz üç kağıtcı ateistler tıpkı darwinin teorisi gibi bunu da kendimize malzeme yapamaz mıyız yani?Eğer bilimsel bir teori ise sadece=?
|
Şeklinde sormuştum sorumu yineliyorum...Son açıklamanızdan sonrada ..._?
Cennettin kölesi olacağıma cehennemin efendisi olurum...
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:21 .
|