
18-08-2010, 01:15
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger Hudai Cakmak;
Birincisi, bilim ve bilimsellikte negatif yoktur. Yani algilanamayan yoktur. Cunku hersey epistemolojik gercekliktir, yani su an bilinen ne ise odur, bu surekli suregelen bir surec icinde, yeni bilinenlere acilir ve eskiler yanlislanip, yenilenir.
Bu temelde, tum negatif bilinmez, algilanmaz v.s.icerikli dusunceler, bilimin epistemolojik gercekliginin bunyesinde degilse v ortaya konuyorsa, bu 1/sonsuz olarak, bir spekulasyon, inanc, bilim ustu bir ortaya koyumdur.
Ustelik bilim ve bilimselligin, surekli suregelen surec olan, epistemolojik gercekliginin ne bir basi, ne bir ortasi ne de bir sonu vardir ve olamayacaktir. Cunku bilim, bil kokeninin bilmesi bildirmesi demektir. Bunun dasiniri su andir ve bu onu acikliktir bilimi, bilimsel yapan; ama tabiki deneye, gozleme, arastirma v.s. ye dayanarak, yoksa "bilinemez, algilanamaz; o zaman mutlaka bir tasarliyan var" mantigi duz mantiktir, aristo mantigidir.
Bilimin bilimselligi, bir tunelde ilerlemektir. Ne tunelin, boyu, ne tunelin neresinde olundugu, ne tunelin ne zaman bitecegi, ne tunelin basi ve sonu v.s. soz konusu degildir. Soz konusu olan tunelin surekli suregelen sureci ve bilimin tunelin icinde ilerledigidir.
Eger yukaridaki sorulara cevap vermek istersen, inanirsin ve bir akilli tasarimci, ya da tunelde bir amac ararsin.
http://www.turandursun.com/forumlar/...873#post327873
Mesaj 894 "Teleology Nedir?" sorusunu acikliyor.
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|

21-08-2010, 09:23
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Jul 2010
Mesajlar: 138
|
|
Beynimiz sonsuz denebilecek kadar büyük bir kapasiteye sahiptir ama algılama vasıtaları kısıtlıdır. Bu nedenle yeterince "doldurma" imkanımız bulunmamaktadır. Gerçekleri çok dar bir pencereden o da şaşı gözlerle görebiliyoruz. Bu dar pencereleri genişletme çabalrımızda yavaş ilerlliyor ve asla yeterli olmuyor. Çünkü bilgi sonsuzdur. Bu nedenle çok sık hatalara, yanlışlara düşüyoruz. Algılama vasıtalarımızda değişiklikler (örneğin ışığın daha geniş bir bandını gözlemleyebilmemiz) gerçekleri bir başka açıdan görmemizi sağlayabilir. Algılayamadıklarımızı dolaysıyla bilmediklerimizi yok ya da bilm dışı kabul etmek yapacağımız en büyük bilimsel hata olur.Lütfen aklımızı "kendimizin sınırlarına" hapsetmeyelim.
Saygılar
Tersinim
|

27-08-2010, 12:32
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.271
|
|
Hüdai ÇAKMAK´isimli üyeden Alıntı
Beynimiz sonsuz denebilecek kadar büyük bir kapasiteye sahiptir ama algılama vasıtaları kısıtlıdır. Bu nedenle yeterince "doldurma" imkanımız bulunmamaktadır. Gerçekleri çok dar bir pencereden o da şaşı gözlerle görebiliyoruz. Bu dar pencereleri genişletme çabalrımızda yavaş ilerlliyor ve asla yeterli olmuyor. Çünkü bilgi sonsuzdur. Bu nedenle çok sık hatalara, yanlışlara düşüyoruz. Algılama vasıtalarımızda değişiklikler (örneğin ışığın daha geniş bir bandını gözlemleyebilmemiz) gerçekleri bir başka açıdan görmemizi sağlayabilir. Algılayamadıklarımızı dolaysıyla bilmediklerimizi yok ya da bilm dışı kabul etmek yapacağımız en büyük bilimsel hata olur.Lütfen aklımızı "kendimizin sınırlarına" hapsetmeyelim.
Saygılar
Tersinim
|
Sayın Çakmak tüm bu sınırlarımızdan kurtulduğumuzda bir yaratıcı iradeyi tüm gerçekliğiyle göreceğimiz kanısına nereden varıyorsunuz? Algılarımızı açınca melekleri, cinleri tanrıları boynuzlu atları falan mı göreceğiz yoksa??
Algılarımızı genişletmek için bilimin çok daha fazla veri toplaması gerekiyor. Ama size şunu söyleyebilirim ki ışığın çok daha geniş bant düzeylerini de görebilsek, evrenin çok daha önemli karmaşık yönlerini de keşfetsek, eninde sonunda karşılaşacağımız herşeyin doğal ve bilimsel anlamda AKLA SIĞABİLEN bir açıklaması ile karşılaşacağız. Bir tanrı ve allahla değil. Bu sadece ve sadece bu gerçeklerle karşılaşacak olan sizin gibi pop bilimcilerin kendi iç gerçekliğine tutsak olmuş zihinlerinin bir yanılsaması olacak.
|

28-08-2010, 15:22
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Jul 2010
Mesajlar: 138
|
|
taylan74´isimli üyeden Alıntı
Sayın Çakmak tüm bu sınırlarımızdan kurtulduğumuzda bir yaratıcı iradeyi tüm gerçekliğiyle göreceğimiz kanısına nereden varıyorsunuz? Algılarımızı açınca melekleri, cinleri tanrıları boynuzlu atları falan mı göreceğiz yoksa??
Algılarımızı genişletmek için bilimin çok daha fazla veri toplaması gerekiyor. Ama size şunu söyleyebilirim ki ışığın çok daha geniş bant düzeylerini de görebilsek, evrenin çok daha önemli karmaşık yönlerini de keşfetsek, eninde sonunda karşılaşacağımız herşeyin doğal ve bilimsel anlamda AKLA SIĞABİLEN bir açıklaması ile karşılaşacağız. Bir tanrı ve allahla değil. Bu sadece ve sadece bu gerçeklerle karşılaşacak olan sizin gibi pop bilimcilerin kendi iç gerçekliğine tutsak olmuş zihinlerinin bir yanılsaması olacak.
|
.................................................. ..
Nedense bu sitede bulunanların hemen hemen hepsi sözlerimi yanlış yorumlama üstadı durumundalar. Yukarıdaki yazımda bahsettiğiniz konularla ilgili tek bir cümle, bırakınız cümleyi tek bir kelime bile yok.
Ben sadece gerçeklerin çok az bir kısmını algılayabildiğimizi, algılama sınırlarımızın dışında da gerçeklerin olabileceğini vurgulamak istedim. Zannederim aynı fikirdeyiz.
Belki de bu gerçeği kabullenirken her şeyi kavrayıp bilemeyeceğimiz, kavrama sınırlarımızın ötesinde bazı gerçeklerin olabieceği, aklımızın hiç bir zaman "doğru tartan bir kantar, her şeyi açık açık gösteren bir dürbün" olamayacağı gerçeğini de kabullenmiş oluruz. Emin olunki bu kabullenme ufkumuzu bir parça daha genişletip derinleştirecektir. Gerçeklere ulaşmaktan hiç bir zaman korkmayalım.
Tersinim
|

28-08-2010, 16:25
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Jul 2010
Mesajlar: 138
|
|
emperrordiablo´isimli üyeden Alıntı
Şeklinde sormuştum sorumu yineliyorum...Son açıklamanızdan sonrada ..._?
|
............................
Alt yazınızla yolunuzu çizmişsiniz.. İslamda güzel bir kural vardır. Her şey niyete göredir. Nİyet kötü ise elimizden bir şey gelmez. Efendisi olduğunuz yeri tepe tepe kullanın.
Tersinim
|

28-08-2010, 22:33
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 26 Jul 2009
Bulunduğu yer: Ankara
Mesajlar: 1.271
|
|
Hüdai ÇAKMAK´isimli üyeden Alıntı
.................................................. ..
Nedense bu sitede bulunanların hemen hemen hepsi sözlerimi yanlış yorumlama üstadı durumundalar. Yukarıdaki yazımda bahsettiğiniz konularla ilgili tek bir cümle, bırakınız cümleyi tek bir kelime bile yok.
Ben sadece gerçeklerin çok az bir kısmını algılayabildiğimizi, algılama sınırlarımızın dışında da gerçeklerin olabileceğini vurgulamak istedim. Zannederim aynı fikirdeyiz.
Belki de bu gerçeği kabullenirken her şeyi kavrayıp bilemeyeceğimiz, kavrama sınırlarımızın ötesinde bazı gerçeklerin olabieceği, aklımızın hiç bir zaman "doğru tartan bir kantar, her şeyi açık açık gösteren bir dürbün" olamayacağı gerçeğini de kabullenmiş oluruz. Emin olunki bu kabullenme ufkumuzu bir parça daha genişletip derinleştirecektir. Gerçeklere ulaşmaktan hiç bir zaman korkmayalım.
Tersinim
|
Sözlerinizin ve yazdıklarınızın arka planındaki mevzuları gayet iyi biliyoruz. Sizi kimse yanlış anlamıyor. Israrla arkasına saklandığınız tersinim mevzusunun altında sıradan bir evrim karşıtlığından başka bir şey yatmıyor. Bilimsel olduğunu iddia ettiğiniz düşüncelerinizin hiç bir akademik onayı yoktur.
HÜDAİ Bey tekrar belirtmek isterim ki:::
Kabullenme ufkumuzun, kavrama sınırlarımızın veya herhangi bir boyutun ötesindeki tüm fikirlerin gün gelip kanıt halinde gözlerimizin önüne serilmesi durumunda dahi ortaya asla bir DOĞAÜSTÜ olgu veya bir yaratıcı çıkmayacaktır. Neyle karşılaşacak olursak olalım açıklanabilir, deneyle test edilebilir ve mutlaka yanlışlanabilir bir durumla karşılaşacağız. Böyle bir durumda bu sonuca ulaşmış olmanın verdiği korku ve endişenin esas sizin üzerinizde bırakacağı etkiyi merak ediyorum.
Büyük yanılgı ve boşa uğraş içindesiniz. Evrimi öğrenin.
|

02-09-2010, 17:23
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 10 Jul 2010
Mesajlar: 138
|
|
taylan74´isimli üyeden Alıntı
Sözlerinizin ve yazdıklarınızın arka planındaki mevzuları gayet iyi biliyoruz. Sizi kimse yanlış anlamıyor. Israrla arkasına saklandığınız tersinim mevzusunun altında sıradan bir evrim karşıtlığından başka bir şey yatmıyor. Bilimsel olduğunu iddia ettiğiniz düşüncelerinizin hiç bir akademik onayı yoktur.
HÜDAİ Bey tekrar belirtmek isterim ki:::
Kabullenme ufkumuzun, kavrama sınırlarımızın veya herhangi bir boyutun ötesindeki tüm fikirlerin gün gelip kanıt halinde gözlerimizin önüne serilmesi durumunda dahi ortaya asla bir DOĞAÜSTÜ olgu veya bir yaratıcı çıkmayacaktır. Neyle karşılaşacak olursak olalım açıklanabilir, deneyle test edilebilir ve mutlaka yanlışlanabilir bir durumla karşılaşacağız. Böyle bir durumda bu sonuca ulaşmış olmanın verdiği korku ve endişenin esas sizin üzerinizde bırakacağı etkiyi merak ediyorum.
Büyük yanılgı ve boşa uğraş içindesiniz. Evrimi öğrenin.
|
..............................
Tersinim teorisini yeterince incelemediğiniz ne kadar da açık. Maalesef önkabullerin sınırlarından çıkamıyorsunuz. Biz hiç bir zaman akıl, mantık, bilim dışı hiç bir şeyi savunmadık. Belki bilmiyor olablirsiniz ama tersinim teorisinin büyük bir bölümünde evrim teorisinden bahseder ve ondan alıntılar yapar. Eğer evrim teorisi yanlışların, mantıksızlıkların, bilim dışılıkların içine düştü ise suçu başkasında ara. Tersinim teorisinde bilimle çelişen yerleri bildirirsen sevinirim ve düzeltirim. Aynı şekilde sende evrim teorisinin bilimle çelişen yerlerini istersen sana çuvallarla gönderebilirim.
Hodri meydan....
Tersinim
|

02-09-2010, 19:18
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 17 Nov 2009
Bulunduğu yer: Galactic Sector ZZ9 Plural Z Alpha
Mesajlar: 3.036
|
|
Sayın Hüdai Çakmak ;
Tarih içinde "Kültürel Evrim" değilde "Kültürel Tersinim" mi geçiriyoruz?
Şüphesiz ki bilim, bilimin kendi için yapılmaz. Bakınız evrim kültürel, teknolojik bir gelişim olarak bile giriyor hayatımıza. Yoksa sizde Karun Kahya gibi "Kültürel Evrim" yoktur diyenlerden misiniz?
Kesin (Tersinim gereği) bizimle aynı zaman diliminde yaşamamış olan dinazorlar, bizden çok çok daha ileri bir medeniyete sahipti ama Darwinci fosil kayıtlarından onların fasülye kadar beyinleri olan sürüngenimsiler olduğunu öğrendik değil mi?
Biraz daha kurgulayın, hayat ile ilgili bir Teori, Tarihten-Çoğrafya'ya, Kültürden-Teknolojiye kadar her alandaki gelişim (evrim) yada tersinimide izah etmek zorundadır.
Teoloji gece yarısı, karanlık bir mahsende, orada olmayan kara kediyi aramaktır. Robert A. Heinlein
|

03-09-2010, 12:42
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.674
|
|
Tersinim teorisi diye adlandırdığınız şekilden ibarettir.
Zaten Geriye kalanlar ise usülde idealist görüşler olup, şekilde farklılık arzediyor.
Evet, evet görüyorum, evrende bir amaç, bir düzen vardır.
Evrim'in değişim olması konusunda hemfikirisiniz. Yani evrimin sizce şekliyle hemfikirliğiniz, şekilciliğinizden kaynaklı olsa da yine usulen tam tersisiniz, size göre evrim aptalca bir değişimdir. Tüm teoriniz şekilcilikden nasibini almışken, içeriğinizde yine şekilcilikle gitmekde, boş kalan yerleri sanki bu gün bulduğunuzu sanmışçasına yüzyıllara dayalı idealist görüşlerle doldurmaktasınız. Çıkış kaynağınız aslında idealist bir maddenin, çeşitli şekillerle açıklanması ve buna inancı oluşturmayı amaçlamaktadır.
Evet, bütün uzun uzadıya, paragrafları tek tek ele alıp, baştaki yargı adına yazdığınız onca boşluk doldurmaları bir kenara bırakarak öze gelelim.
Madem bir irade var ve madem bu olağanüstü irade her şeyi düzene koymuş ve kurmuştur(ki buna inanıyorsanız tabi, bilimsellik?), o halde evren, çarpık olandan düzenli olana(bunlarda neyse) doğru değil, olağanüstü bir tasarlayıcının, olağanüstü kurulumundan->bozulmaya(deformasyon) doğru gitmektedir. Yani aslında hiç birimiz orijinal olmadığımız gibi, hiç bir şeyde orijinal değil deformedir. Her ne kadar günün birinde Tanrı, her şeyimizi bakım ve onarıma tabi tutup yeni orijinal-yedek parçalar ile değiştirecekse bile, o zamana kadar düzenden->düzensizliğe, asıldan-bozuluma doğru tersin geri gideceğiz demektir(yani bozulmuş düzenine yeniden düzen verene kadar). Bu anlamda evrene iradi-zihinsel bir kuvvet uygulayan ve bir dolu öykü ve senaryo-kurgu yazan anlayışlara göre, insanların da iradi olarak ortaya koyduğu şeylerde bu yolu izleyecektir. Mesala bu günki teknoloji geriye gittikçe daha da mükemmelleşecektir, ileri olacaktır, ama biz bunu göremeyecek kadar kör ve inançsız kişileriz!
Bilimden, bilimsellikten, metoddan bahsetmenin, özünde bir hikayenin-öykünün-masalın, edebiyat ve dini destanların bir biçimde bilimsel dille anlatılıp tekrar sunumu olan boşluk doldurmaların bir anlamı vardır, oda bilgi namına hiç bir anlam taşımadığı ve inanç-inanmamız gerektiğidir.
İnançları yoğun bir idealist için, bu teori ve yönteminiz ve şekli isimlendirmeniz tutarlıdır, ama yinede öyküler adına dizilmiş, idealist zihinsel kurgulara bilimi sos yaparak, gülünç duruma düşmeyelim.
Biz manastırlarda mutlu güne eriştilmeyi bekleyen-kapatılan, gözü, kulağı, ağzı kapalı rahibeler değiliz.
Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White ------ Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------ Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Konu spartacus tarafından (03-09-2010 Saat 12:50 ) değiştirilmiştir.
|

08-09-2010, 02:35
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 08 Mar 2008
Bulunduğu yer: Londra
Mesajlar: 22.832
|
|
Saygideger HUDAI CAKMAK;
Size daha once de sormustum. Sizin tersinim teoriniz, teleolojinin amaclilik, gayeliligine dayaniyor. Yani nesneye, eklenmis oznel ve ozel insanoglu icerikleri.
Bu temelde, sizin bir insanoglu turu ve biri olarak, Tersinim teoriniz adi altinda, evrene, dunyaya, dogaya, evrime ve de insanogluna eklediginiz, bu oznel iceriginin gaye, amac v.s. temeli nedir? ve neden nesnel bir temele, oznel bir insanoglu ozelligi eklemek ihtiyacini duyuyorsunuz?, bunun nedeni, tanrisal zihniyetinizin urettigi tanrisal dusunceye, bir tanri bulmak mi, ya da hangi nesneyi ve neden onu tanrilastirmak, ihtiyacindasiniz?
Saygilarimla;
evrensel-insan
Evrensel-Insan - Yapılandırmacı Epistemoloji/Bilişsel Bilim/Qua Felsefesi/Serbest Düşünce/Devrimci Sorgulama/Zihinsel Devrim - Evrensel-Insan Zihniyeti
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 04:26 .
|