
30-09-2006, 23:29
|
|
Aday Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 5
|
|
Re: ERKEK KADINI NEDEN ÖRTER...
Bitmeyen Türban Özlemi!
(Prof.- Dr. Ilhan Arsel)
Cumhuriyet - 19 Mart 2002
Turban yasagina karsi direnis bitmiyor; Istanbul Imam Hatip liselerindeki bazi kiz ogrenciler, yariyil tatili'nin sonunda, okula basortusuz gitmemege karar vermisler. Oysa turban denen seyin, kadinlar icin, benlik ve ozgurluk bakimindan ne olumsuz bir anlam tasidigini herkesten once onlarin bilmeleri gerekirdi. Anlasilan daha henuz seriat gercekleri'nin ne oldugunu tam olarak öðrenememiþlerdir. Kusku etmiyorum ki ogrendileri an, balarindaki, türbani kendiliklerinden yirtip atacaklari, atmayanlari da uyaracaklardir. Bu inancimi destekleyen ornekler sayisiz; sadede ikisini ozetlemekle yetinecegim.
Bunda onbes yil kadar once "Seriat ve Kadin" adli kitabim yayinlandi. Islam seriati'nin kadin'larla ilgili olumsuz buyruklarini, kaynaklara ve ozellikle Diyanet Isleri Baskanliginin yayinlarina dayali olarak sergileyen bu kitap, her ne kadar seriatci'larin saldirilarina ugramakla beraber, aydinlarimizin (ozellikle aydin kadinlarimizin) destegini kazandi. 1987 yilinda kitabin ilk basimini üstlenen yayinevi, dizgi isini bayan memurlardan birine havale ediyor. Bu genc kizimiz; çok çaliskan, is bilincine sahip, gorevinde titiz, ve fakat pek muhtemelen ailesinin (ya da kocasinin) baskisiyle, çatkisiz sokaga cikmayan yüzünü boyamayan ve, kendi patronu dahil erkek eli sikmayan bir kimse. Ne var ki kitabi, dizmeye basladsktan az sonra yasantislni degistiriyor: Ömegin' is yerine gelirken çatkisiz, basi açik olarak gelmege basliyor. Bununla da kalmiyor. dudaklarini, ve yanaklarini hafiften boyamaga, giyimine dikkat etmege, saçlanna biçim vermege özen duyuyor; ve günün birinde erkek eli, sikar oluyor. Kusku edilemez ki bu tür bir yasam degisikligine gereksinim duymasi, kadin'i eziklik içerisinde tutan seriat buyruklarini, kesfetmis olmasindandir. Bu buyruklar arasinda yer alan ve örnegin "Kadin-lar aklen ve dîne dün (eksik) yaratiklardir-, ya da "Iki kadinin sahitligi bir erkegin sahitligine bedeldir", ya da "miras'ta kadinin payi erkegin payinin yarisidir", ya da "Cehennemin çogunlugunu kadinlar olusturur" seklindeki ve benzeri nice buyruklara rastladikça isyan bayragina sarilmasi, elbette ki dogal'di.
Ikinci örnege gelince, bu da, Üniversite ögretim üyeliginde bulunmus bir Bayan doktor okuyucumun ayni isyankar tutumuyla ilgili: seriat yönlüsü kadinlara karsi söyle haykirmakta: "... Seriat'i geri getirmeye yeltenen Türk Kadinlari ve sayin okurlar... basiniza türban, sirtiniza çarsaf koymadan önce lütfen (seriat'in iç yüzünü ögreniniz) ve... kendiniz karar yeriniz. Seriat in kanunlarini kabul ettiginiz takdirde, renk renk bir elbiseyi giyip dolalma zevkini tadamayacaksiniz; üç tarafi denizle çevrili bir ülkede yasayip, denizin mavi sularina kendinizi birakamayacaksiniz. Evinize bir erkek gelse, ondan öcü gibi kaçip kendisine mutfakta bir köle gibi hizmet edecek, ayni masada oturup söz özgürlügünün zevkini tadamayacaksiniz. Gittikçe artan baski ile evden disari çikamayacak, okuyamiyacak, çocuklariniza bir sey ögretemeyeceksiniz. Deli gibi sevip evlendiginiz kocanizin, üzerinize aldigi yeni esiyle sevisirken, bir zamalar sizin olan yatak odasinda çikardigi sesleri öbür odadan dinleyecek ve utanmayi bir kenara birakip siranin size gelmesini bekleyeceksiniz. Basiniza turban koymadan önce, kirilacak gururunuzu, dökeceginiz göz yaslarinizi, ezilecek kalbinizi, ruhunuzda duyacaginiz isyani düsünün, ve kendinizi hazirlayin... Seriat'i geri getirirseniz, basiniza konan türban yetmeyecek ve çarsafa dönüsecek... Severek evlendiginiz kocaniz 4cü karisini aldigi zaman size artik ihtiyaci kalmayacak ve bos bir çuval gibi sokaga atilacaksiniz. Kocaniza, sizi sokaga atmamasi için yalvarip ayaklarina kapanacak seks siranizi yeni bir es'e devredip, ona hizmet edeceksiniz. Itaatkarliginizdan süphe eden kocanizdan dayak yiyeceksiniz. Hele kocaniz sizi, kazara "üç talak" ile bosadi ve sonra pisman oldu ise, ona dönememeyeceksiniz; dönebilmek için Hulle'ye razi olacaksiniz, yani baska bir erkekle evlenecek onunla cinsi münasebette bulunacak ve eger o sizi bosarsa, sevdiginiz eski kocaniza dönebileceksiniz. Size ana-babanizdan miras kalmis olsa bile erkek kardesiniz iki, siz bir pay alacaksiniz. Insan yerine konup bir mahkemede sahitlik edemiyeceksiniz. Mecbur olup sahitlik etmeniz gerekirse, bir ikinci kadinin size eslik etmesi gerekecek, çünkü seriat'a göre siz "aklen dün (eksik)" bir yaratik oldugunuz için sahitliginiz erkeginkinin yarisi degerinde sayilacak! Seriat'i geri getirirseniz, bir adamin dördüncü karisi olmaktan yorulup baska bir erkege gönül koysaniz, taslanarak öldürüleceksiniz. Diyelim ki seriati kabul ettiniz, dünya'dan elinizi eteginizi çektiniz, kocaniza köle, onun karilarina hizmetçi oldunuz, gülmediniz, yüzmediniz, dans etmediniz, eglenmediniz, okumadiniz, hep yere çömelip oturdunuz, kocanizdan izin almadan kapi disina çikmadiniz hatta annenizi ziyaret etmediniz ve nihayet kocanizdan nasilsa izin alip Cennet'e girdiniz! Cennet'te ne göreceksiniz biliyor musunuz? Kocaniz, örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanmis, etrafindaki ceylan gözlü, yeniden yaratilmis hiçbir insan eli degmemis bakire, gögüsleri tomurcuk gibi kabarmis (memeleri yeni sertlesmis) hurilerle sevismekte! -Ey Tanrim beni niye yarattin?- diye soracak olsaniz, her halde cevap: -"Tarla gibi kullanilmak ve çocuk dogurmak için"- olacaktir. Hanimlar, basa konan türban bir süs degil, senatin bir sembolüdür. Size getirecegi seyleri ya tam kabul edeceksiniz, ya da etmiyeceksiniz. Lütfen uzun uzun düsünün; kendinizi degil, doguracaginiz kiz çocugunu ve bir anne olarak ona çizeceginiz yolu, içine atacaginiz siyah karanligi düsünün!"
Giderek çogalan bu tür örnekleri gördükten sonra iyimserlige kapilmamak, ve seriat'in o kap-karanlik iç yüzünün anlasilmasiyle bu ülkede türban ya da çarsaf gerginliginin son bulacagina inanmamak ne mümkün? Ve ne mümkün Atatürk'ü, bu konuda animsamamak! Bilindigi gibi o, çesitli yollardan Türk kadini'ni çarsaf ve peçe felaketine karsi direnmege çagirmis, örnegin 28 Agustos 1925 tarihinde Inebolu'da yaptigi bir konusmasinda söyle konusmustur: "Yolculugum sirasinda köylerde degil, özellikle kasaba ve sehirlerde kadin arkadaslarimizin yüzlerini ve özlerini çok kalin ve özenle kapatmakta olduklarini gördüm. Özellikle bu sicak mevsimde bu tarzin, kendileri için kesinlikle iskence ve sikinti yarattigini tahmin ediyorum. Erkek arkadaslar, kadinlarimiz da bizim gibi kavrayisli ve düsünceli insanlardir. Onlar yüzlerini dünyaya göstersinler. Ve gözleriyle dünyayi dikkatli görebilsinler. Bunda korkulacak birsey yoktur..."
Iki gün sonra 30 Agustos'ta yaptigi diger bir konusma ile ayni konuya dönmüs ve söyle demistir: "Bazi yerlerde kadinlar görüyorum ki, basina bir bez veya bir pestemal veya buna benzer bir seyler atarak yüzünü gözünü gizler ve yanindan geçen erkeklere karsi ya arkasini çevirir veya yere oturarak yumulur. Bu tavrin anlami ve medlülü (kaniti) nedir? Efendiler, uygar bir millet anasi, millet kizi, bu garip sekle... girer mi? Bu hal milleti gülünç gösteren bir manzaradir. Derhal düzeltilmesi gerekir."
Söylemeye gerek yoktur ki türban ve çarsaf'a yönelik böyle bir konusmayi desteklemek, çogu kisiler bakimindan korku yaratan bir seydi. Ve iste onlari pesinden sürükleyebilmek için Atatürk sunu bildirir: "Arkadaslar, korkmayiniz, bu gidiszorunludur. Bu zorunluk bizi yüksek ve önemli bir sonuca ulastiriyor. Isterseniz bildireyim ki, bu kadar yüksek ve önemli bir sonuca varmak için gerekirse bazi kurbanlar da verelim... Önemle uyariyorum ki, bu durumun korunmasina inat ve bagnazlik, hepimizi her an kurbanlik koyun olma istidadindan (aliskanligindan) kurtaramaz."
Atatürk'ün bu konusmasindan üç ay sonra 30 Kasim 1925 tarihinde TBMM, "Kilik Kiyafet Kanunu"nu geçirir. Ve iste simdi yok edilmek istenen kanun, bu kanundur. Kiz ögrencilerimizden bazilarinin buna öncülük etmeleri ne kadar üzücü!
|

01-10-2006, 00:12
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Aug 2006
Bulunduğu yer: İSTANBUL
Mesajlar: 17
|
|
Re: ERKEK KADINI NEDEN ÖRTER...
Sevgili arkadaşlar bu durumu Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ bilimsel anlamda çok güzel özetlemiş bulunuyor ve aynen şöyle belirtiyor ''Örtünmenin İslamla ilgisi yok. Kadın saçına yüklenen anlamlar batıl inançtır. Hıristiyanlıkta, Yahudilikte tam bir denetleme aracı olarak vardır'' *Ve ben buna yürekten inanıyorum...
Sevgiyle kalın..
|

01-10-2006, 00:27
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: ERKEK KADINI NEDEN ÖRTER...
Ahzap/59. Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerinden (cilbablarından) üzerlerini sıkıca örtsünler! Bu, onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah, çok bağışlayıcıdır, merhamet edicidir. *
Ayet, örtünmenin sebebini açıklıyor. Niçin?
Tanınmak için.
Örtülü kadınları o dönemde ne olarak tanıyacaklar?
Müslüman olarak.
Tanınmanın ne faydası olacak?
Eziyet görmeyecekler.
Ne tür bir eziyet?
Taciz, tecavüz.
Kimler müslüman kadınlara eziyet etmez?
Müslüman ve müslümanlardan çekinen tacizci erkekler.
Buradan örtünmemiş kadınların eziyete maruz kaldıklarını çıkarabiliriz.
Kimler örtünmemiş kadınlara eziyet eder?
Müslümanlar ve müslüman olmayan tacizci erkekler.
Şimdi aklınıza bu konuda bir komplo teorisi de geliyordur Allah bilir!  Şöyle ki;
Müslümanlığı yaymak için kılıca, savaşa başvuran müslümanlar, kadınlara örtünmeyi kabul ettirmek için tacize, tecavüze de kalkışmışlardır. Kur'an'da bir anlamda öyle demiyor mu?
Ya örtün! Ya da tacize, tecavüze maruz kal!
|

01-10-2006, 01:23
|
|
|
Re: ERKEK KADINI NEDEN ÖRTER...
Erkek kadını sahiplendiği için, bir anlamda kendi malı olarak gördüğü için örtmek ister. Malını rakiplerinden olabildiğince saklamak ve kaybetme riskini azaltmak için bunu yapar.
Ayrıca, toplumda baskın olan kadın olsaydı "neden kadın erkeği örter?" diye soracaktık.
|

01-10-2006, 01:45
|
 |
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 24 Sep 2006
Bulunduğu yer: kocaeli
Mesajlar: 62
|
|
Re: ERKEK KADINI NEDEN ÖRTER...
charon;
Anaerkil dönemde bu durum farklıydı tabi ataerkil döneme gecene kadar bayadır böle gidiyo gidecek gibide görünüyor...
|

08-12-2006, 12:47
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 12 Aug 2006
Bulunduğu yer: İSTANBUL
Mesajlar: 17
|
|
Re: ERKEK KADINI NEDEN ÖRTER...
sodomo--";p="´isimli üyeden Alıntı
Atatürk ve Türban
''Kimi yerlede kadınlar görüyorum ki, başına bir bez, ya da bir peştemal ya da benzer bir şeyler atarak yüzünü, gözünü gizler ve yanından geçen erkeklere karşı ya arkasını çevirir, ya da yere oturarak yumulur. Bu durumun anlamı, gösterdiği nedir?
Efendiler uygar bir ulus anası, ulus kızı bu şaşırtıcı biçime, bu vahşi duruma girer mi? Bu durum ulusu çok gülünç gösteren bir görünüştür. Hemen düzeltilmesi gerekir."
Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri,
Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Yay., C. II., s. 217.
Sevgili Ezkamo, bugünün Türkiyesi Atatürk'ün Türkiyesi olmaktan fazlasıyla uzaklaşmış durumda. Atatürk bu sözleri söylerken henüz bir başbakanın eşinin türbanlı olduğunu ve o haliyle yurtdışı gezilere gittiğini ve bu görüntüsü ile Türkiye'yi bir Arap ülkesi gibi tanıttığını görmemişti ve sözlerine "''Kimi yerlede kadınlar görüyorum...." diyerek başlamıştı. Halbuki şimdi o kadınlar "Kimi yerlerde" değil bizzat başbakan'ın eşleri ve pek yakında Cumhurbaşkanı'nın eşleri olacaklar.
Acaba Atatürk bu günleri görseydi ne derdi ?
|
Ne mi derdi onu bilemem ama sevgili sodomo...
Şunları göreceği bir gerçek..
Bakın artık Nur kampları yok,
okullar,
yurtlar,
dershaneler,
hastaneler,
bankalar,
şirketler var...
5 bin "ağabey" 5 bin "abla" kentlerin varoşlarından, köylerden, kasabalardan yoksul ama zeki çocukları saptayıp "ışık evlerinde" eğitip okula hazırlıyorlar...
Laik demokratik Cumhuriyet "karşı-devrim" le karşı karşıya. Mustafa Kemal 'in laik Cumhuriyeti tehlikede...
Valiler yok, kaymakamlar yok, polisler yok, savcılar, yargıçlar yok!..
1500 özel okuldan 900 'ü şeyhlerin ve şıhların...
Devleti yönetenler bu okullara, binlerce dershaneye, yurtlara ortak...
Ülke elden gidiyor ama görenlerin sayısı ne yazık ki çok az!..
Ne yazikki...
|

03-04-2015, 23:23
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 03 Aug 2010
Mesajlar: 14.706
|
|
Guncelleme.
|

03-04-2015, 23:33
|
|
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 22 Mar 2015
Mesajlar: 4.698
|
|
pante´isimli üyeden Alıntı
Ahzap/59. Ey peygamber, hanımlarına, kızlarına ve müminlerin kadınlarına söyle, dış elbiselerinden (cilbablarından) üzerlerini sıkıca örtsünler! Bu, onların tanınmalarına, tanınıp da eziyet edilmemelerine en elverişli olandır. Bununla beraber Allah, çok bağışlayıcıdır, merhamet edicidir. *
Ayet, örtünmenin sebebini açıklıyor. Niçin?
Tanınmak için.
Örtülü kadınları o dönemde ne olarak tanıyacaklar?
Müslüman olarak.
Tanınmanın ne faydası olacak?
Eziyet görmeyecekler.
Ne tür bir eziyet?
Taciz, tecavüz.
Kimler müslüman kadınlara eziyet etmez?
Müslüman ve müslümanlardan çekinen tacizci erkekler.
Buradan örtünmemiş kadınların eziyete maruz kaldıklarını çıkarabiliriz.
Kimler örtünmemiş kadınlara eziyet eder?
Müslümanlar ve müslüman olmayan tacizci erkekler.
Şimdi aklınıza bu konuda bir komplo teorisi de geliyordur Allah bilir!  Şöyle ki;
Müslümanlığı yaymak için kılıca, savaşa başvuran müslümanlar, kadınlara örtünmeyi kabul ettirmek için tacize, tecavüze de kalkışmışlardır. Kur'an'da bir anlamda öyle demiyor mu?
Ya örtün! Ya da tacize, tecavüze maruz kal!
|
özgecan geldi aklıma. ve özgecanın durumuna konuşan o aşşağılık adam,gazeteci kadın,din öğretmeni.
pante güzel ifade etmiş yıllar õnce.
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:24 .
|