Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Genel Forumlar > Politika

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #1  
Alt 13-09-2012, 15:57
irsArtvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
irsArtvin irsArtvin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Dec 2009
Bulunduğu yer: Hiçbir yerden…
Mesajlar: 327
Standart Lazlar da; asimilasyon ve yasakçılıktan kurtulmak istiyor.



Cumhuriyetin ilanından günümüze değin tekçi, asimilasyoncu ve yasakçı-baskıcı devlet politikalarının eritmeye çalıştığı halklardan biri olan Lazlar, yeni anayasada farklılıkların ötekileştirilmeden dil ve kültürel haklarının güvence altına alınmasını istiyor.

Bu amaçla Meclis'e anayasa teklifi sunan SIMA Laz Kültür ve Dayanıma Vakfı, "Değiştirilen Lazca yer isimleri iade edilmelidir. Lazca ve Anadolu'da konuşulan diğer diller ilköğretim ve üniversitelerde seçimlik ders olarak okutulmalıdır. Üniversitelerde Laz Dili ve Edebiyatı Enstitüleri açılmalıdır. Lazca yayın yapılmalıdır" diyerek, Lazcanın öğretilmesine yönelik her türlü yasaklamanın kaldırılmasını talep ediyor.

12 Eylül 1980'deki askeri darbenin ardından 1982'de hazırlanan ve "cunta anayasası" olarak da anılan anayasanın tekçi, ırkçı, ulus devleti kutsayan ve çoğulculuğu reddeden içeriği nedeniyle on yıllardır kültürler ve diller üzerinde yürütülen yasakçı, baskıcı politikalara yönelik yükseltilen sesler dikkat çekiyor. Bu politikaların son bulmasını isteyen kesimlerin 2 yıldır süren anayasa tartışmalarına katılımı da artıyor.

Cumhuriyetin ilanından beri Kürtler gibi Lazlar da asimilasyon ve tekçi politikaların dişlileri arasında öğütülmeye çalışılan bir halk.

Lazlar da yeni oluşacak anayasanın demokratik, özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı esaslara uygun bir formatla hazırlanmasını isteyen kesimlerden. SIMA Laz Kültür ve Dayanışma Vakfı, Laz dili ve kültürünün korunup geliştirilmesi ve özgürce yaşanması talebiyle geçtiğimiz günlerde TBMM Anayasa Komisyonu'na anayasa teklifi sundu.

Vakıf, sunduğu metinde Lazların tarihi, kültürü ve dilleri hakkında bilgilendirmede bulunurken, Kürt illeri olan Dersim, Elazığ gibi kentlerin isimlerinin Türkçeleştirilmesini örnek vererek, benzer uygulamaların Laz dili ve yerleşim yerlerine yönelik de gerçekleştirildiğine vurgu yapılıyor.

ASİMİLASYONUN RÖTÜŞU: KÜRT MEMET, LAZ ALİ DEMEYELİM

Lazların 1924 Anayasası'nın hazırlandığı dönemden itibaren gösterdiği tavrın, ulus devlet politikalarını hayata geçiren devlete eklemlenmek olduğu aktarılan metinde, "Bu nedenle Lazların asimilasyonu, fiili baskıya dayalı bir yıldırma politikasından çok, psikolojik ve sosyolojik yöntemlerle gerçekleştirilmeye çalışılmıştır.

1934'de Soyadı Kanunu ve Iskan Kanunu'nun yürürlüğe girdiği dönem azınlıkların Türkleştirilmesi ve asimilasyonuna ilişkin politikalarının dönemin hükümeti ve TBMM için nasıl bir önem taşıdığını, bu kanunların yürürlüğü öncesi mecliste yapılan tartışmaları aktarmakla daha iyi anlaşılacağı kanısındayız.

Dönemin Içişleri Bakanı Şükrü Kaya, Soyadı Kanunu ile ilgili meclis tartışmalarında kanuna ilişkin düşüncelerini şu sözlerle ifade etmiştir: ‘…Niçin şimdi de Kürt Memet, Çerkes Hasan, Laz Ali diyelim? Bir kere bu egemen olanın zayıflığını gösteren bir şeydir. Hâlbuki Türk unsuru en çok özümleyen unsurdur. Bu ayrılıkları bırakmak doğru değildir…' Yine ‘Işte Cumhuriyet'in, Kemalist inkılâbın en önemli işi ana dili Türkçe olmayan bu milletlere Türklüğü ve Türkçeyi benimsetmektir. O milletleri Türklük içinde eritmek, yok etmektir. Dilini, kültürünü ve öz benliğini dillerden ve tarihlerden silmektir. Kanun bu sonuca ulaşmak için yapılmıştır.' şeklindeki ifadeler kanun metnin amacını oldukça açık bir şekilde özetlemektedir" ifadeleri yer alıyor.

CHP'NİN 1944'TEKİ ASİİLASYON RAPORU

Metinde CHP'nin 9. Bürosu tarafından 1944 yılında bir Azınlık Raporu hazırlandığı ve bu raporda gayrimüslimlerin yanında Müslüman ancak Türk olmayan halklara yönelik bakışın ortaya konarak uygulanacak asimilasyon politikalarının ayrıntısıyla anlatıldığı belirtilerek, şöyle alıntılarda bulunuluyor: "Raporun Lazlarla ilgili bölümleri hayli düşündürücü bir içeriğe sahiptir. Lazların toplu yerleşime sahip oldukları ve bu yüzden asimile edilmelerinin zor olduğu belirtilerek, iç bölgelere dağıtılmaları ya da bunun mümkün olmadığı hallerde verimli Laz köylerine Türk nüfusun yerleştirilmesi istenmektedir. Raporda ayrıca Lazların sınır boylarından iç kesimlere kaydırılması, toplu yaşamalarına engel olunması, bunun mümkün olmadığı hallerde de en zengin ve verimli köylerden başlayarak buralara yüzde 50 oranında Türk yerleştirilmesi ve okullar kurulması önerilmiştir."

YER İSİMLERİ TÜRKÇELEŞTİRİLDİ AMA HALK YİNE ASİMİLE OLMADI

Yer adlarını değiştirme çabalarının 1950'lerden itibaren devam ettiğine işaret edilen metinde, "Bu bölgedeki kasaba, köy, akarsu ve belli başlı belde ve mahallelerin halk tarafından kullanılan tarihsel isimleri değiştirilmiş ve yeni Türkçe isimler verilerek değiştirilmiştir. Bugün kamusal alandaki uygulamalarda köy, mahalle, akarsu, belde, kasaba isimleri Türkçe halleri ile kullanılmaktadır. Ancak, bölgede yaşayan insanlar için bu değişikliğe uyum sağlanamadığından eski biçimleri ile sözlü dilde kullanılmaya devam edilmektedir. Bu ise birçok alanda karışıklığa meydan vermekte, kamusal alana ilişkin duyurularda nerenin kastedildiği çoğu zaman anlaşılamamaktadır. Yer isimlerinin değiştirilmesinde, o yerin fiziksel özelliği, orijinal adın fonetiği, o yerle özdeşleşmiş bir isim, ya da genellikle bölgede çok bulunan ırmak, dere, köprü, su ile başlayan ya da biten isimler verilmiştir" diye belirtiliyor.

‘DİLİMİZİ KAYBETMEKLE YÜZ YÜZEYİZ'

Vakfın Yönetim Kurulu Üyesi Av. Hasan Oral, dili bir topluluğu meydana getiren bireylerin; ihtiyaçlarını ve duygularını iletmede kullandıkları simgeler bütünü olarak tanımlanabileceğini ifade ederek, "Dil, sözlü veya yazılı olarak kültürlerin kuşaktan kuşağa geçmesini sağlar. Yazılı olmayan, günlük hayatın her anında kullanılmayan diller zamanla yazılan ve işlenen diller içinde erir, yok olur. Bunun için hakim uluslar asimile etmek istedikleri bir toplumun üyelerinin bir araya gelip dillerini kullanmalarını engellemiştir. Örneğin Türkiye'de tek parti döneminde, ''Vatandaş Türkçe konuş'' diye baskılar görülmüştür. Lazların kendi dilini yakın bir tarihe kadar yazamaz, işleyemez bir durumda bulunuşu ve Lazcanın güvence altına alınmasına ilişkin haklara sahip olunmayışı, giderek Lazcayı kaybetmemize yol açmaktadır" dedi.

‘LAZCA İLE MÜCADELE KOLLARI OLUŞTURULDU'

Türkiye'nin kuruluş döneminde devletin politikalarını uygulayabileceği, dönüştürücü bir güçten yoksun olması ve Lazların yaşadığı bölgelerin merkezden uzak oluşunun geniş anlamda asimilasyon politikalarının uzun bir dönem etkisiz kalmasına neden olduğuna dikkat çeken Oral, "Okullarda Lazcanın kullanılmamasına yönelik gösterilen çabalar da sınırlı, dolayısıyla kitlesel bir dönüşüm için yetersizdi. Ancak, iktisadi bir değişimin gerçekleşmesi ve bölge ekonomisinin ulusal pazara eklemlenmesi merkezin kültür politikalarının etki alanını genişletmiştir. Bu dönemde devletin Laz diline ilişkin getirdiği en önemli yaptırım, 1929 yılında Sosyalist düşünür Lazlar tarafından çıkarılan Mç'ita Muruntskhi (Kızıl Yıldız) adlı gazetenin 29 Eylül 1927 tarih ve 5664 sayılı kararla Türkiye'ye sokulmasının yasaklanmasıdır. Bu tarihten sonra Lazcanın asimilasyonuna ilişkin iki büyük politikanın gerçekleştirildiğini görmekteyiz. Bu politikalardan ilki Lazların yaşadığı bölgelerde eğitim veren okullarda ‘Lazca Ile Mücadele Kolları'nın kurulması iken, diğeri ise ‘Vatandaş Türkçe Konuş!' kampanyasıdır" ifadelerinde bulundu.

UZUN SÜRELİ VE YOĞUN ASİMİLASYON

"Tehlikedeki Diller Için Yaşayan Lisanlar Enstitüsü ve National Geographic tarafından düzenlenen brifingde, dünyada konuşulan dil sayısı 7 bin olduğu, ancak her yedi bin dilden birinin iki hafta içinde yok olduğu, bir dili kaybettiğimizde de, o dile ait müzikler, mitler ve yüzyıllardır biriken bilgiyi de kaybettiğimiz tespiti yapılmıştır" diyen Oral, şunları söyledi: "Ülkemizde azınlık olarak sayılmayan Lazlar, uzun süreli ve yoğun asimilasyon uygulamaları nedeni ile kültürünü ve dilini hızla kaybetmektedir. Özne, nesne diyalektiğinde insan, kendisini merkezi bir konuma yerleştirince doğayı da yaşadığı çevreye hükmetme bağlamında öteki konumuna yerleştirdi, bu duruma tamamıyla hâkim olunca da, kendisine başka ötekiler bulma istenciyle çevresinde olan insanları ötekileştirmeye başladı. Insan, doğası gereği güçlü olma ve sürekli olarak kendisine bir anlam yükleme mücadelesi verdi. Ama kendimizin olduğu kadar, öteki insanların da özgür, eşit, her türlü tahakkümden uzak bir hayata sahip olmasını istemeyi kişiliğimizin olmazsa olmaz bir vasfı saymak, kimliğimizi böyle tanımlamak bizim elimizdedir. Insanî bakımdan değer taşıyan da, farklılıkları ötekileştirmeden kendi kültürümüzü yaşayabilmektir."

Oral, dünyada neredeyse hiçbir devletin nüfusunun homojen olmadığını, devletlerin kendi sınırları ve sınırlarına yakın bölgelerde yaşayan azınlıkları ve etnik grupları bazen ulusal bütünlüklerine yönelik birer tehdit, bazense sürekli ihtiyatlı politikalarla yaklaşılması gereken gruplar olarak değerlendirdiğini dile getirdi. Oral, "Bir etnik grubun ya da azınlığın doğal ve kendinde saklı gördüğü bir hak, devlet için kendi varlığına yönelik bir tehlike olabilmektedir. Devletin kendine yöneldiğini düşündüğü tehlikeye karşı gösterdiği tutum, bazı hallerde etnik grubu ya da azınlığı var eden etik, dil, din gibi değerleri ortadan kaldırmaya yönelmektedir" diye belirtti.

‘SORUN DEMOKRASİ VE İNSAN HAKLARINDAN UZAK ANLAYIŞTIR'

Lazlara yönelik asimilasyon politikalarının günümüzde de sürdüğünün altını çizen Oral, "Ulus devletlerin, azınlıkları, uzun dönemli çabalarına rağmen, hala asimile edemediklerinin görülmesi ve bundan sonra da edemeyeceklerinin anlaşılması; azınlık ile ulus devlet arasındaki uzlaşmanın dış müdahale ile sağlanabileceği gerçeğinin kavranması, sorunun uluslar arası düzeye taşınmasının nedenleri olmuştur. Insan haklarının bu yönü, ülkemizde Laz halkının yaşadığı asimilasyon politikaları açısından baktığımızda bile büyük bir anlam ifade etmektedir. Lozan Anlaşması'na göre Islam dinine mensup olması nedeni ile ülkemizde azınlık sayılmayan, iç hukukta da dili ve kültürü hukuki koruma altına alınmayan ve hatta unutturulmaya çalışılan Laz halkına ilişkin asimilasyon politikaları insan hakları ihlali; bu halkın kendi dil ve kültürüne sahip çıkması yönünde vermiş olduğu mücadele ise insan hakları mücadelesi olarak görülebilir. Dolayısıyla devletin, uluslar arası ve ulusal mevzuatı öne sürerek Laz halkının dilini, kültürünü, hatta kendisini yok sayması, bu kültürü korumaya çalışanları suçlu statüsüne sokmamalıdır. Tam tersine insan hakları ihlali, acil imzalaması gereken uluslar arası metinleri imzalamayan ve bu metinleri iç hukukta uygulamayan ülkemizin, demokrasiyi ve insan haklarını içselleştirmemesinden kaynaklanmaktadır" dedi.

TALEPLER

Lazcanın yok olmak üzere bir dil olduğunu, devletin bu konuda pozitif yükümlülükler almasını talep ettiklerini ifade eden Oral, somut olarak önerilerinin ve anayasada yer almasını istediklerinin "Devlet, Anadolu'da yaşayan halkların dilinin ve kültürünün yaşatılmasında pozitif yükümlülükler alır" hükmünün yer alması olduğunu söyledi.

Oral, taleplerini şöyle sıraladı: "Değiştirilen Lazca yer isimleri iade edilmelidir. Lazca ve Anadolu'da konuşulan diğer diller ilköğretim ve üniversitelerde seçimlik ders olarak okutulmalıdır. Evde konuşulan Lazca ile yok oluşun önüne geçilememektedir. Üniversitelerde Laz Dili ve Edebiyatı Enstitüleri açılmalıdır.

TRT'de Lazca yayın yapılmalıdır. Lazcanın öğretilmesine yönelik her türlü yasaklamalar kaldırılmalı, Laz kurumlarının Lazca öğretmesine yönelik çabaları teşvik edilmelidir. Vakıf olarak yaptığımız her türlü çalışma tüzüğümüzde belirtilen amaçları hayata geçirmeye yöneliktir." dedi.

http://www.sosyalistforum.net/232451-post1.html

Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette; bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.

Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zamanda akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur.


Karl Marx
Alıntı ile Cevapla
  #2  
Alt 13-09-2012, 16:03
Anti - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anti Anti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Aug 2011
Mesajlar: 261
Standart

Böylece demokratik olmayan sosyalizmin, yani sosyal demokrasi dışındaki temel sosyalizmin milliyetçilikten nasıl beslendiğini tekrardan görmüş oluyoruz.
Olmuyor beyler, ne yapsanız da tüm o uç sol fikirler milliyetçilik temeline dayanıyor.
Saf milliyetçilik bölücülüktür.

Tanrı, insanı yarattı ve ona "yürü ya kulum" dedi, "ben artık yokum."
Alıntı ile Cevapla
  #3  
Alt 13-09-2012, 16:10
Olimpiyat Olimpiyat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2011
Bulunduğu yer: İstanbul-İzmir hattı :)
Mesajlar: 1.474
Standart

benim tanıdığım tüm lazlar dönekti.

Kendisini türkten fazla türk sayanlar yani

Bu yüzden laz denilince pek sevmem, tüylerim ürperir(di).


ama gerçekten dillerini korumak isteyen lazlar varsa, orada şapka çıkartırım.

ve saygı duyar, desteklerim

Görmek istediğimiz lazlar bu tip lazlardır.Kendisini Türk zannedenler değil
Alıntı ile Cevapla
  #4  
Alt 13-09-2012, 16:15
Anti - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Anti Anti isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 04 Aug 2011
Mesajlar: 261
Standart

Yalnız metinde yer alan alt başlıklar oldukça komik
Bugüne kadar Laz olduğu için dışlanmış birini ne tanıdım, ne de duydum.
Karadeniz halkı gerçek "memleket milliyetçisidir", gelmez bu oyuna.
Kürtlere yapılan özgürlük vaatlerini elinin tersi ile itecek kadar bilir neyin ne olduğunu.
Haydi gidelim Karadeniz'e, sizi asimile ediyorlar diyelim.
O mısırların içerisinde görünmeyen teyze orak ile kovalar hepimizi
Kovalarken de onların meşhur küfürlerini sıralar teker teker.

Tanrı, insanı yarattı ve ona "yürü ya kulum" dedi, "ben artık yokum."
Alıntı ile Cevapla
  #5  
Alt 13-09-2012, 17:19
irsArtvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
irsArtvin irsArtvin isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 29 Dec 2009
Bulunduğu yer: Hiçbir yerden…
Mesajlar: 327
Standart

Anti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Böylece demokratik olmayan sosyalizmin, yani sosyal demokrasi dışındaki temel sosyalizmin milliyetçilikten nasıl beslendiğini tekrardan görmüş oluyoruz.
Olmuyor beyler, ne yapsanız da tüm o uç sol fikirler milliyetçilik temeline dayanıyor.
Saf milliyetçilik bölücülüktür.
Dikkat ederseniz, tenkit ettiğiniz yazı, cumhuriyet tarihi boyunca faşist T.C. nin asimile politikalarına maruz kalmış Lazların en tabii, insani ve de yaşamsal haklarını isteyen taleplerini dile getirmektedir. Bir insanın en temel hakkı olan kültürel haklarını talep etmesi sizin için milliyetçilik fikriyatına dayanak oluyorsa, kusura bakmayın, içinde bulunduğunuz düşüncede bir aksaklık var demektir. Kimse faşist T.C. gibi kendi etnisitesini ve dolayısıile de kültürel karakterini başka etnik kimlikten olan, başka bir etnik kimliğe haiz insana/insanlara empoze etmek istemiyor; bu, sadece insani ve temel hakkı olan kültürel haklarının kazanımı için meşru bir talepten başka bir şey değil. Anladığım kadarıyla bu bölgenin insanı değilsiniz, bilmezsiniz; dedelerimizin, babalarımızın anlattığına göre buradaki yer isimleri eskiden bölgeye ait dilin özelliklerine göre adlandırılırmış, hatta bazıları resmiyette olmamasına karşın halen de güncelliğini muhafaza etmektedir fakat günümüzde ise Türkçe isimler ve Türkçü ifadelerle telaffuz edilmekte ve de resmiyette bu şeklide kayıtlıdır. Sadece bu bile asimilasyon politikalarının ülkenin diğer bölgelerinde nasıl uygulandıysa, bu bölgede de aynı şeklide uygulandığının açık bir şekilde kanıtıdır. Yani, bu olgunun adı düpedüz asimilasyondur; ancak nasıl oluyorsa, siz bunu reddediyorsunuz; buna karşın daha fazla yorum yapmayacağım. Sizi, haiz olduğunuz ideoloji her neyse, onla baş başa bırakıyorum...

Anti´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Yalnız metinde yer alan alt başlıklar oldukça komik
Bugüne kadar Laz olduğu için dışlanmış birini ne tanıdım, ne de duydum.
Karadeniz halkı gerçek "memleket milliyetçisidir", gelmez bu oyuna.
Kürtlere yapılan özgürlük vaatlerini elinin tersi ile itecek kadar bilir neyin ne olduğunu.
Haydi gidelim Karadeniz'e, sizi asimile ediyorlar diyelim.
O mısırların içerisinde görünmeyen teyze orak ile kovalar hepimizi
Kovalarken de onların meşhur küfürlerini sıralar teker teker.
Yorum yapmayacağım dedim ama yazdığınız bu yazının aydınlığa kavuşturulması için yazmak mecburiyetinde kaldım. Bakın, sayın Anti; yazınızda sizin de ifade ettiğiniz gibi uygulanan asimile politikaları başarıya ulaşmış ve de Lazlar kendlerini Türk zannetmektedirler; ancak Lazların Türklükle hiçbir bağı yoktur; aslında, meselenin özü de budur. Lazlar gerek sahip olduğu nüfüs itibari ile gerekse de bölge coğrafyasının sahip olduğu karakteristik özelliklerinden kaynaklanan sebeblerle ki, buna bölgenin yaşamsal ihtiyaçları karşılamakta sağlamış olduğu asgari amilleri listenin en başına ekleyebilirsiniz, ve de diğer etkenlerden kaynanklanan nedenlerle Kürtler gibi asimile olmama şansına ne yazık ki sahip olamamıştır ve buna mukabil Lazlar, faşist T.C. nin tahakkümü altındaki diğer etnik kimlikler için de özenle tasarlayıp biçtiği, içinde milliyetçi duygular ihtiva eden tek tip düşünce gömleğini üzerlerine geçirmişlerdir. Faşist T.C. zihniyetine paralel düşüncede yani bu minvalde yazı yazmaya devam ederseniz, kusura bakmayın size cevap vermeyeceğim; üzerinize alınmayın bu kişisel bir durum değil, zihniyetle alakalı...

Hayvan olmak istiyorsan olabilirsin elbette; bunun için insanlığın acılarına sırt çevirmen ve yalnız kendi postuna özen göstermen yeterlidir.

Din, bunalmış mahlukun iç çekişi, merhametsiz bir dünyanın ruhu ve aynı zamanda akılsız bir çağın aklıdır. Din halkın afyonudur.


Karl Marx
Alıntı ile Cevapla
  #6  
Alt 13-09-2012, 21:27
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

bazı arkadaşlar, karadeniz halkı ile lazları karıştırmış.ikisi arasındaki farkı dahi bilecek durumda olmamalarına rağmen ahkam kesmekten de geri duramamışlar.bu arkadaşlar eskiden de böyleydi.

ben rizenin çayeli ilçesindenim.laz DEĞİLİM.kıpçak türküyüm.lazlar bizden hemen sonra başlar.fındıklı ve ardeşen lazdır mesela.bizde kimse lazca blmezken, ardeşenliler türkçeyi sonradan okulda öğrenir.çünkü adına lazca denen bir dil konuşurlar.şimdi bazı saflara lazca ile karadeniz şivesi arasındaki farkı anlatacak havada da değilim.

ama lazlar dönekti türünden öküzce söylenmiş laflarada doğrusu ayar olmamak mümkün değil.giresunun çepnilerini, trabzonun peçeneklerini laz zannediyor olmalısın galiba.çepniler ve peçenekler gibi kıpçaklar da laz değildir.

lazlar asimile falan da olmamıştır.aralarında kendi dillerini konuşurlar.ama çok temiz ve sevimli insanlardır ve öyle ırkçılık peşine de düşmezler.anadoluda tanıdığım en enternasyonalist halk onlardır.ki aleviler bile onlarla kıyaslandığında daha milliyetçidir.
Alıntı ile Cevapla
  #7  
Alt 13-09-2012, 22:13
Olimpiyat Olimpiyat isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
 
Üyelik tarihi: 30 Apr 2011
Bulunduğu yer: İstanbul-İzmir hattı :)
Mesajlar: 1.474
Standart

Khaos´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster

ama lazlar dönekti türünden öküzce söylenmiş laflarada doğrusu ayar olmamak mümkün değil..
Ayar olma kardeş, okuduğunu(sadece Türkçe yazılmış bir yazıyı oku) ve anla yeter.
Ben orada ne demişim bir kez daha bu sefer koyulaştırarak yazayım.
benim tanıdığım tüm lazlar dönekti.
Neymiş, benim tanıdığım tüm lazlarmış.

Aslında okuduğunu anlayamamak en temel sorunumuz. Nereden başlasak nasıl sizleri motive etsek bilmem ki.Başınıza silah dayayıp, okuduğun yazıya konsantre ol da diyemeyiz ki.
Alıntı ile Cevapla
  #8  
Alt 13-09-2012, 22:46
Khaos Khaos isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 12 Jun 2009
Mesajlar: 5.575
Standart

valla kardeş kusura bakma ama ben senin söylediğinin doğruluğuna inanmadım.
ya sen zaten türk olduğu için kendini türk sayan karadenizlilerle lazları karıştırıyorsun, ya da açıkça yalan söylüyorsun.

doğrudur, benim zaman zaman okuduğumu anlayamamak sorunum olmuştur.ama sen yine de kafama silah dayamayı pek deneme.tavsiye etmem.
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Lazlar Kimdir? jadi Politika 23 27-02-2012 13:52
UKKTH: Bir Kamburdan Kurtulmak (Mı?) Jolly Jocker Politika 8 30-05-2011 23:06
Lazlar'da Anadilini İstedi pervane Politika 32 03-10-2009 14:57
hrıstiyan teolojisine göre kurtulmak için VAFTİZ ŞART ! Natan Hristiyanlık 5 02-02-2007 01:12
asimilasyon mhmd İslam 14 18-10-2006 02:20

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 00:34 .