Mevzûya alevilik-sünnilik bağlamında yaklaşıp, tüm argümanları bu temel üzerine binâ edersek, yanlış yaparız. Dinsel ayrılıklar ve bu ayrılıkların körüklediği kin ve nefret her ne kadar büyük görünse de, bu kin ve nefretin yol açtığı savaş ve katliamlar, yağma/talan ve sömürü sâikiyle yapılan savaşların yanında "devede tüy" mesâbesindedir.
Selefi ulemâsı tarafından verildiği iddia olunan "fetvâ"lar dini nitelikli görünebilir. Ancak; bu görüntü bizleri Libya, Mısır, Irak ve Suriyede dökülen kanların baş sorumlusunun ABD ve batı emperyalizmi olduğu gerçeğinden uzak tutmamalı. "Figüran"ları öne çıkarıp, "baş aktör"leri görmezden gelmemeliyiz.
Tarihe az-çok ilgi duymuş hemen herkes, Haçlı seferlerinin sebeplerinin, görünürdeki ve gerçek sebep olmak üzere iki şekilde mütâlâa edildiğini bilir.
Görünürdeki sebep: Kutsal topraklardan müslümanları çıkarma;
Gerçek sebep: Müslümanların eline geçen İpek ve Baharat yollarının denetimini tekrar elde etme düşüncesi idi.
O dönemde, Avrupa hapishânelerinde yatan ne kadar kâtil, hırsız, ırz düşmanı varsa, hepsi serbest bırakılıp müslümanlar üzerine gönderilmek üzere hazırlanan ardulara dâhil edilmişlerdi. Vatikan; bu savşada ölenlerin kesinlikle Cennet'e gideceklerini ileri sürüyordu. Sağ kalanlar ise müslümanlardan alınan toprak üzerinde mülk edinerek fakirlikten kurtulacaklardı.
Kendilerini "müslüman" olarak tavsif edenler akıllarını başlarına devşirmedikleri sürece, üzerlerine düzenlenecek "Haçlı" seferleri hiç bitmeyecektir.
Konu Vefik Sami tarafından (14-04-2014 Saat 11:21 ) değiştirilmiştir.
|