Deep´isimli üyeden Alıntı
Bu konularda bilgili olduğunuz belli.
Bilgilerinizi bizden esirgemeyin 
|
Öncelikle sana yanıt vermeden önce şunu belirtmeliyim ki, ben hep Eski Mısır ile iç içeyim. Misal, Gökçeada açıklarında deprem olmadan önce Google'ın
"Görseller" bölümünde
Seti I ve
Ramses II'nin mumyalarına bakıyor ve aralarındaki farklara dikkat etmeye çalışıyordum. Örneğin,
Ramses II'nin mumyasında
Ramses II'nin kafasının yanlarında saç birikintileri varken
Seti I'in mumyasındaki kafasında ise hiç saç yoktu. İnanılır gibi değil; ya
Seti I, kafasını kazıtmış ya da öldükten sonra Rahipler kafasını kazımışlardı. Bana ilk şık doğru geldi. İçimden bir ara acaba ben de onun gibi kafamı mı kazıtayım sorusu geçti.
Depremde yaşadıklarım
Çok değil; bütün bu olanlar 3 dakika içinde olmuştu ve sonra oturduğum koltukta kollarım masa ve koltuğa yaslı ve vücudum da sıkı sıkıya koltuğa yapışık olduğundan, sallandığımı hissettim. Çünkü vücudum sanki bir sensör gibi tüm sarsıntıyı hissediyordu. Sonradan haberlerden öğrendiğime göre, deprem 12:25:01'de olmuş ve deprem dalgalarının İstanbul'daki evime ulaşması 12:28'in hemen başında oldu. Nerden anladın dersen, ilk sarsıntıdan sonra evdekilere baktıktan sonra hemen bilgisayarımdaki saatime baktım, oradan çözdüm.
Neyse, ben daha sonra
http://udim.koeri.boun.edu.tr sitesindeki deprem merkezinin koordinatlarını alıp Google Earth'te evimin olduğu yerle birlikte işaretledim. Bu noktalar arasındaki uzaklık, 319.93 KM ve deprem dalgalarının bana ulaşması 3 Dakika olduğuna göre, deprem dalgalarının oturduğum yerden geçerken hızı ne kadar biliyor musunuz?
Çok basit. Basit bir hesapla,
319.93 KM/180 S=16/7=1.777... KM/S
dir.
Demek ki deprem dalgalarının oturduğum yerden geçerken hızı saniyede 1.78 KM imiş. Çok delice bir hız. Ben ilk başta koltukta sarsılırken bu deprem dalgalarının Adalar'dan geldiğini zannetmiştim ama sarsıntı hafif olunca korkmama gerek olmadığını anladım. Çünkü deprem dalgalarının nereden gelip nereye gittiğini oturduğum koltuktan gayet iyi anlamıştım.
Dedim ya, vücudum o sırada adeta bir sensör gibi idi. Deprem dalgaları (güneyden hafif bir açıyla batıya kırık bir şekilde) güneybatıdan geliyor ve o istikamette arkamdan geçip gidiyordu. Televizyonlardaki depremin merkezüssü ile ilgili yayınlanan haritalarda da Gökçeada tam da deprem dalgalarını hissettiğim yönde, güneybatıda olarak gösteriliyordu.
İstanbullular dikkat!
Bostancı, Ataşehir ve Kadıköy'de oturanlar, hele hele yüksek katlı apartmanlarda oturanlar boşuna kendilerini kandırmasınlar. Çünkü bu deprem sonrasında basında
"Büyük İstanbul Depremi" şeklinde lanse edilen deprem teri için de Google Earth'ten bir araştırma yaptım. 7.2-7.5 şiddetinde deprem üretmesi beklenen Çınarcık Çukuru'nun batısında yeterince uzak bir yer seçtim ve buranın evime 92 KM civarında uzaklıkta olduğunu gördüm. Eğer burada 7.5 şiddetinde bir deprem olursa, deprem dalgalarının evime ulaşması 40 Saniye alır. Ama diyelim ki böyle bir deprem oldu, o zaman bana kim haber verecek? En kötüsü, diyelim ki biri orada deprem olduğunu haber verse bile, ben 40 saniyede (ki bu süre ölçümü yukarıdaki gözlem ve bilgilere olmuştur) 3. kattan aşağıya nasıl ineceğim? Bundan daha kötüsü, bu süre depremin merkezüssünün yakın olması ve deprem dalgalarının daha şiddetli, dolayısıyla hızlı olduğu gözönüne alınırsa, 30 saniyenin altına iner ve siz, çok katlı bir apartmanın 5. ya da daha yukarıdaki bir kattan inerken bu süre içinde apartmanın kapısından çıkamazsınız.
Kimse kendisini kandırmasın; kimse böyle bir deprem karşısında size haber verecek değil ve deprem dalgaları size ulaştığında yalnızca ama yalnızca dua etmeye başlasanız iyi olur. Çünkü kaçma şansınız hiç yok!
Fakat benim kafamı asıl meşgul eden şey bunlar değildi;
Seti I'in NATGEO'da izlediğim bir belgeselinde ahiret düşüncesi içinde ölüm sonrası yolculuğa çıkması ve kendisini mumyalatıp dirilmeyi bekliyor olması ve bütün bunların gözlerimiz önünde 3300 yıldır gerçekleşmemiş olması, beni ve tabii ki herkesi hayrete düşürmez de, ne düşürür?
Bu soruma acilen yanıt bekliyorum. Çünkü bu soru acilen yanıtlanmayı bekler!