
15-06-2015, 18:06
|
|
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 21 Jan 2010
Bulunduğu yer: Usa
Mesajlar: 3.977
|
|
Laqrma´isimli üyeden Alıntı
Ben teşekkür ederim Neva, bilgilenmeye-öğrenmeye çalışan insanın hali bir başka oluyor : )
En son Ölüm ve Din olgusunu açıklamaya çalışmıştık, Ölüm ve Ruh olgusu ile devam edecektik.
Ölüm ve Ruh:
Ruh kavramının bir icat olduğunu önceki kısımda belirtmiştik. Bütün icatların bir gereksinimden doğduğu varsayımıyla hareket ettiğimizde ise karşımıza şu soru çıkmaktadır.
İnsanoğlu ruh kavramına neden gereksinmiştir?
Bu soru en eski felsefecilerden beri sorulmakta ve farklı bilim dallarından araştırmacılar bu soruyu yanıtlamaya çalışmaktadırlar. Genelde bütün araştırmacıların üzerinde birleştiği bir nitelik olarak ruh tasarımı, insanoğlunun uyku ile uyanıklığı birbirine karıştırmasından doğmuştur. Uyku sırasında gördüğü düşleri anlamlandırmaya çalışma gereksinimi ruhun icat edilmesine yol açmış olabilir. Düşlerin anlamlandırılması çabasıyla aslında anlatılmak istenen rüya yorumu değil, sadece düş ile gerçeklik arasındaki farkın algılanamaması nedeniyle yaşadığı bu deneyimin insan için ne anlama geldiğidir.
|
Öncelikle burada fikir alışverişi güzel olabilir ama "RUH" konusu atalarımızdan gelen zahiri bir olaydır. Çünkü gerçekte böyle bir şey yoktur. Ancak Eski Mısır, Sümer, Babil ve Eski Yunan vs. uygarlıklarının hepsi bundan bahsetmiştir. Ama gelgegelim, bu konuda ellerinde tutulabilir bir delil yoktur.
"RUH" mu dedik; Tanrılar Ve Generaller (2003) - Sinemalar.com filmi bu iş için tam biçilmiş bir kaftandır. Trilogy olarak planlanan serinin bu ilk filminde Amerikan İç Savaşı'ndaki Generaller'den kimisi Tanrı'ya inanırken (ki içlerinden biri çatışma sırasında ağır yaralanıp ölmek üzereyken, diğer General ona "İsa'nın yanına gidiyorsun" diyerek teselli ediyordu), kimisi de inanmaz. Hatta bunlardan öyleleri vardır ki, hayatında hiç dua etmemiş ama sırf aynı hatta çarpışıyorlar diye ölmekte olan General arkadaşını teselli etmek için ona dua eder.
Lincoln'ın İNCİL Hastalığı
Sözkonusu bu film 1775-1861 dönemine değinir ve 1861'de Kuzey tarafının başkanı Abraham Lincoln'dür. Tüm kuzeyliler ona tabi olur. Güneyliler ise, kendi topraklarını savunurlar.
İşte bu Lincoln, 1853 basımlı, 30-40$'lık Kral James İncili'ni elinden hiç düşürmez (Bkz. Lincoln Bible - Wikipedia, the free encyclopedia). Ne de olsa bir yahudi. Ne yazık ki filmde buna hiç değinilmez ve Lincoln gösterilmez bile. Fakat bana öyle geliyor ki, filmde devamlı İNCİL'in çeşitli pasajlarından alıntı yaparak o anki duruma bir anlam kazandırmaya çalışan Generaller inançlarından çok, o anki korku neticesinde bu tür davranışlarda bulunmuş olsalar gerek. Yoksa, kendini bilen Generaller bu tür davranışların içine hiçbir zaman girmemişlerdir. Örneğin, filmde bir General ölürken yanına bir Papaz gelir ve tam onun için dua okuyacakken kibarca reddedilir.
İşte olması gereken de buydu zaten. Yoksa Hristiyan misyonerlerin bizim dincilerden hiçbir farkı yoktur. İkisi de alayına sömürür.
|