Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > İbrahimi Dinler > İslam > Kur'an'da Mucize Yoktur

Cevapla
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
  #201  
Alt 29-08-2015, 14:00
Kurdistannn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kurdistannn Kurdistannn isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Aug 2015
Mesajlar: 732
Standart

Aleph, zaman tersine aksa; örneğin doğumlar nasıl olur ya da olur mu?Doğum olacaksa, 90 yaşında, 100 yaşında falan mı doğar insanlar... Ya da mezarındaki ölülerin kemikleri toplanıp, etlenip mezarlarında çıkmaya mı başlarlar?

Nasıl bir şey olur sence?
Alıntı ile Cevapla
  #202  
Alt 29-08-2015, 14:24
Aleph - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aleph Aleph isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Mar 2015
Mesajlar: 1.598
Standart

Abi, insan öldüğünde evrendeki toplam entropi artar çünkü hayattayken bedeninde belli bir düzen icinde bulunan atom ve moleküller insan ölünce rastgele doğaya dağılır. Daha sonra bu atom ve moleküller güneş marifetiyle tekrar bir düzen (bitki, böcek, çiçek) oluşturur fakat güneş bunu yaparken de bünyesinde bulunan maddeyi daha duzensiz bir enerji formu olan ısıl enerjiye dönüştürür, yani entropi her halukarda artar, bundan kaçış yoktur. Şimdi biz duzensizligin surekli arttigi bir evrende yasiyoruz ve bu oluşumlar bize normal geliyor. Düzenin arttığı başka bir evrende bu süreçler tam tersi olabilir. Evet, çürükçüllerin ayrıştırdığı moleküller bir araya gelerek mezarda bütün bir vücut oluşturabilirler. Zihinsel karar verme süreçleri ve canlilarin iradi ya da gayri iradi eylemleri de ters yönde işler, ölüyü mezardan çıkarırlar, bir süre sonra canlanır ve hayata tersinden merhaba der. Yaşadıkça genclesir ve biliş seviyesi düşer, cocuklasir.. Bu hayat normal olur o zaman.. Böyle bir evren imkansız değil, belki de bir yerlerde yasaniyordur..

"Yaşama başkalarınca ve önceden verilmiş bir anlamı üstlenmek zor değil, zor olan ona kendince ve yeniden anlam verebilmektir." - Dücane Cündioğlu
Alıntı ile Cevapla
  #203  
Alt 29-08-2015, 14:27
Kurdistannn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Kurdistannn Kurdistannn isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 07 Aug 2015
Mesajlar: 732
Standart

Aleph´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Abi, insan öldüğünde evrendeki toplam entropi artar çünkü hayattayken bedeninde belli bir düzen icinde bulunan atom ve moleküller insan ölünce rastgele doğaya dağılır. Daha sonra bu atom ve moleküller güneş marifetiyle tekrar bir düzen (bitki, böcek, çiçek) oluşturur fakat güneş bunu yaparken de bünyesinde bulunan maddeyi daha duzensiz bir enerji formu olan ısıl enerjiye dönüştürür, yani entropi her halukarda artar, bundan kaçış yoktur. Şimdi biz duzensizligin surekli arttigi bir evrende yasiyoruz ve bu oluşumlar bize normal geliyor. Düzenin arttığı başka bir evrende bu süreçler tam tersi olabilir. Evet, çürükçüllerin ayrıştırdığı moleküller bir araya gelerek mezarda bütün bir vücut oluşturabilirler. Zihinsel karar verme süreçleri ve canlilarin iradi ya da gayri iradi eylemleri de ters yönde işler, ölüyü mezardan çıkarırlar, bir süre sonra canlanır ve hayata tersinden merhaba der. Yaşadıkça genclesir ve biliş seviyesi düşer, cocuklasir.. Bu hayat normal olur o zaman.. Böyle bir evren imkansız değil, belki de bir yerlerde yasaniyordur..
Yok olabilir dediğin. Ben sadece herşeyin ama herşeyin tersine gittiği bir evren düşünürken zorlanıyorum.
Alıntı ile Cevapla
  #204  
Alt 29-08-2015, 14:32
Aleph - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Aleph Aleph isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 26 Mar 2015
Mesajlar: 1.598
Standart

Çok normal.. Dediğim gibi bir evren varsa onlar da her şeyin ileriye gittiği bir evreni tahayyül etmekte zorlaniyorlardir muhtemelen. Hatta bu konuyu kendi aralarinda tartışıyor da olabilirler..

"Yaşama başkalarınca ve önceden verilmiş bir anlamı üstlenmek zor değil, zor olan ona kendince ve yeniden anlam verebilmektir." - Dücane Cündioğlu
Alıntı ile Cevapla
  #205  
Alt 29-08-2015, 14:39
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.681

Onur Üyeliği 

Standart

Aleph´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Anlıyorum abi neyi elestirdiğini Kişinin doğumuyla ölümü arasında geçirdiği fiziksel, zihinsel, çevresel tüm hal değişimlerini integre ederseniz kişinin yaşamını elde edersiniz. Bu hal değişimlerinin her biri sıvı-buhar karışımı örneğinde olduğu gibi ters yönde gerçekleşebilir ve bu da kişiyi yaşamında geriye döndürebilir. Şimdi sizin bu safsataya karşı argümanınız felsefi değil bilimsel olmalıdır. Sanırım bu konuda uzlaşamayacağız sizinle. Ben ikna olmaktan hoşlanan birisiyim, yeter ki karşı argümanlar ikna edici olsun. Olmaz öyle şey, bunlar safsata demek bir şeyi açıklamıyor..
Sevgili Aleph, kişiyi zombi hale getirmek geçmişe dönmek değil ki. Bir suyun buz olması ve tekrar erimesi geçmişe filan dönmek değildir-HAL DEĞİŞİMİDİR!-, zaten verili koşulda-anda niteliği yansıtır o kadar. Ne eriyen su, erimekle buz önceki sudur ne de buz hali bir öncekidir, o an ne ise odur, onu temsil eder, yansıtır, ne geçmişten ne de gelecek sanalından, metafiziğinden bir şeyi temsil etmez, sadece hal değişimidir, durum değişimidir, nitel değişimdir .

Masanın üzerinde yere düşüp dağılan, paramparça olan bir fincan, entropi ile oynayarak tekrar, masaya çıkıp, tam takır birleşmiş fincan olmaz, dahi nesnel ve fiziksellik arzetmeyen, metafizik olan geçmişe(bardak düşmeden önceki zamana) filan dönülmez. Öyle idealist, akıl, düşünce, hayal gücüyle fizik(iradeden bağımsız!!) üzerinde oynanamaz, fizik ne ise odur. Metafizikden bahsedip bilimden bahsetmek abes olmaz mı? Koşul ve ortam ve ortam değişkenleri var. Bardak yere düştü dağıldı, entropiyle oynamakla o dağınık her bir parça üzerinde etki eder -tekrar birleştirip, bardağın yere düştüğü zamana -metafiziğe!- geri dönmek filan, idealist kurgudur, masaldır- o kadar. Kısaca safsata saftadadır. İdealizmn yöntemi zaten metafiziktir, fizik değildir o nedenle günümüz idealizminin metafizk yöntemli ürettiği sözdebilimdir, gırtlağımıza kadar çıkartılan kirdir, birilerinin maddi, manevi gelir kapısıdır.

Kısaca entropiye böyle şeyler yüklemek safsatanın dik alası. Deney yapma şansı var değil mi, hem zaten gerek yok...

Bir diğeride uzay yönden bağımsızdır yani öyle geçmiş, gelecek diye bir yöne sahip değiliz. Yön bir öznenin ancak kendisini-konumunu- ve kendi konumuna göre başka nesneleri referans almasıyla ilgili, bir çerçeve, dar açı olayıdır, neden buna mecbur kalır, zorlanır, çünkü uzay yönden bağımsızdır ama özne konumu gereği yön tayin etmek durumundadır(yani yön nesnel değil özneldir, öznenin benmerkezli belirlediği bir boyut-çerçeveleme işidir). Rölatiftir(göreceli) kime göre ileri, kime göre geri durumu taşır. Fizik açısından ise bu öznel soyutlamalar bağlayıcı değil. İlk yazımda da söyledim bu tür kavramlar üzerinden yola çıkıp entropiyi amuda kaldırmak safsata olur..

Kısaca entropideki değişimler, nesnelerde değişime sebep olur dersen kabul, ama gidip insanın ölmüş annesini diriltip, karnına geri döneceği yönlü mahşer edebiyatına bilimsel dersen ben değil, bilimsel olup-olamdığını senin göstermen gerekir-zaten safsatalar bilimel değil ki-. Deney yapma şansı var. Kim böylesi safsatalar, idealist kurgular için deney yapar orasıda malum, astrologlar olabilir belki de kahinler, büyücüler filan

Entropi konsunda tartışmalarda 2 açı dile getirilir, birisi Buddha, diğeri Tao öngörüsü(ben Tao öngörüsünü benimserim mesela). Buddha açısından her şey çözülür-dağılır ve tekrar bir araya gelmez, Tao açısından ise her şey çözülür-dağılır (çökme) ve tekrar birleşir(buna da Tao denir), lakin her çözülme kendi özgülünü içerir, her birleşmede kendi özgülündedir, hiç bir birleşme, bir önceki değildir ve temsil etmez, farklıdır... Kısaca fiziki hiç bir şeyle oynayarak mezarlardaki ölüleri normal hayatlarına devam edercesine diriltemezsiniz, bu teolojik mahşer edebiyatı sadece saplantı.

Kısaca entropik değişimler mezarlardaki annelerin kalan kemikleri varsa etki ederse eder, nesnel gerçek olan budur, gerisi sanaldır, o kadar. Et giydirip, mezardan çıkartıp, çocuklarını da karnına filan yerleştirmez...

Ha bunlar benim görüşüm, tartışmamızın nedeni de bu ifadelerime göre değilde, benle entropiyi tartışmaya yöneldiğin çerçevede oluyor(oysa ben entropiye dair bir eleştiride bulunmadım ki). Lakin bakış açımda bu tarza -sözdebiim, safsata- yer yok-kimin iddia ettiğide bağlamaz, kimin iddia ettiğine bakarak yargıya varmakda zaten safsatadır-, bilimsel olsun, olmasın hangi konu olursa olsun, safsata mantığı içermemeli, kriteri, disiplini, metodolojisi, objektif dayanak ve bağı-İLGİSİ-ALAKASI olmalı, yoksa vaktimi harcamam-değmez. Bu açıdan fikir-görüş beyan ediyorum, bariz safsata diyorum ve beni bağlar, dileyen dilediği masala-kurguya inansın, yıldırımın varlığından Zeus üfürmek zor değil ki, entropi, kuantum lafzından da zaten aynı ayarda üfürümeler yapılıyor, ortak noktaları üfürük olmaları. üfürük olmalarının nedeni ise yukarıda kriter bazlı dile getirdim, o kriterleri ve disiplini taşımadıkları için. Mesela yıldırımın varlığı Zeus'u olumlar mı? Hayır, olumlar demek safsatadır, işte basit bir kriter örneği, entropi ve düzen, düzensizlik konusundan yola çıkarak üfürülen mahşer edebiyatı olumlanır mı? Hayır, mesela M teorisyenleri(edebiyatçıalrı) vardır, kimin savunup, savunamdığı beni bağlamaz, daha ilk anda yanlışa düşerler, boyut kavramının ancak bir özne-nesne ilişkisinde öznece öngörülen-varsayılan ya da referanslanan bir şey olduğunu unutturmakla, yerine boyut kavramını sanki nesnel, kendiliğinden bir kavrammış gibi bir sır perdesine atmakla çoktan safsataya düşmüşlerdir(sıkıştıkça hasbelkader üfürülen, ne idüğü belirsiz 24 boyut ne demek yahu, boyut ancak öznenin gözlemleyip, kıyaslayıp, ölçüp, biçip, referansladığı şeye denir, bu yoksa boyuttan da söz etmek abestir, yani ne idüğü belirsiz boyuttan söz etmek bir noktadan sonra abestir). Kısaca itiraz etmek değil ki maksadım, neden katılmadığımı dile getirmek, nedenleriyle açıklamak, yoksa dediğim gibi dileyen dilediği gibi düşünür, dilediğine inanır, kendisini bağlar. İdealist, teolojik dünya görüşü sadece dün değil ki, bu günde hakim-egemen olan görüş. mesela Pisagor döneminde ya da aynı ekolüğn temsilcisi Newton döneminde olduğu gibi abuk subuk, düzenli ise, işine geliyorsa alıp, düzensz, kaos olarak gördüğünü görmezden gelen, hesaba kitaba uymazsa yok sayan görüş bu günde hakim -ki gerçekler matematiğe uymaz, matematik çerçevesi belirlenmiş-yalıtık öngörülen ortam-atmosfer ortamında yapılan bir hesaplama, ölçme, ifade, mantık-anlama aracıdır özünde-. Evren insanın dar ve yalıtık ortamlara göre formüllediği şeylere göre değildir, ama insan küçücük benmerkezciliğiyle evrene de don giydirip,kendi yalıtık(!) ve bir çok şeyi görmezden gelmiş seçiciliği ile reçete-formül üretir sonra da Evren'in kendi ürettiği reçete ve formüllere göre hareket ettiğini düşünmeye başlar. Matematiki(insan mantığına! dayalı) arızalarla evrene dil, irade, mantık vb yükleme hastalığı bile bu gün de hakimdir. Kısaca atış serbest(nede olsa idealizmin dünyası, kurgula, senaryo üret, varsay olsun) ve ipini kopartan bazı maddi, manevi umutlarla atıp tutabiliyor

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #206  
Alt 29-08-2015, 15:46
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.350
Standart

Zaman 4.boyut olarak kabul edildiğine göre bu boyut içerisinde farklı yönlere hareket mümkündür. Fakat zamanın oku tek yönlü ilerliyor, entropi sayesinde bu böyle.

Bu durumda bizim evrenimizde zaman geleceğe doğru akıyorsa, bizim evrenin bir kopyasında geçmişe doğru akıyor olabilir. Böylece birbirini dengeler.
İki evrende de aynı olaylar yaşanır ama tersine doğru.
Geçmişe doğru ilerleyen evrendekiler için bu normal bir şey olabilir, onlar için de geleceğe doğru ilerlemek gariptir belki de.
Alıntı ile Cevapla
  #207  
Alt 29-08-2015, 16:04
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.681

Onur Üyeliği 

Standart

Mesela bir örnekle gidelim.

Bir kitabı ele alalım, 600 sayfa ve her sayfası yazılı olsun.

Bu kitabı yakalım...

Şimdi nesnel gerçek nedir? Kitaptan geriye kalan küldür, yani nitelik değişmiştir, yine değişimin sebebi(1) fiziksel etkenlerdir.

Laboratuvar ortamında her şeyi tersine çevirmekle filan, kül ve atmosfere karşışmış gaz şu ya da bu tekrar birleşip kitabı oluşturmaz. Çünkü elde olan reel gerçek ortamdaki parçalardır, kül ya da şu her neye dönüşmüş ise. Yeni ortam ancak bunalr üzerinde etkili olur değil mi? Çünkü fizik olan, reel, nesenl olan ortam ve ortamdaki küldür... Değişirse kül değişir, nitel dönüşüm olursa külde olur, lakin artık sanal ve gerçeklik arzetmeyen ancak hafızamızda ya da kamera kayıtlarında olan kitap niteliğine geri dönülemez. Fiziksel şeylerle oynamakla bu mümkün değildir, çünkü elde olan küldür. Atomların bağı değişmiştir, atomlar dönüşmüştür vb, neyse o anda, eldeki malzemede odur, eldeki malzeme de kitap değildir, en kaba tabirle küldür ve etkilenir.

Kısaca ortamdaki değişim ortamda olan nesne her ne ise ona etki eder, bu kül ise küle etki eder. Elde olan kül ve ortamdır ve öyle insanın idealine(fikre, hafızaya, kurguya) dayalı hiç bir şey, fizik açısından ne etkendir, ne etmendir ne de belirleyici değildir, kitap sadece sanaldır gerçek olan ise verili koşulda, verili an'da kül...

Kısaca ortam ve değişkenler ve nesneler vardır bir de en anlaşılır tabirle mevcut an, nesnel gerçek bundan ibaret, ne geçmiş, ne de gelecek diye bir yön, yol, realite durumu bulunmaz. Bunlar sadece öznelerin hafıza ettiği ya da verili koşul, anda cisimler üzerinde emarelerden yola çıakrak öngördüğü şeylerdir. Diyelim ki evren çöküyor, o an mevcut olan nesneler bundan etkilenir kabul, ama öyle geçmişe dönmek diye bir durum söz konusu değil, öyle bir geçmiş durumu da mevcut değil. Değişim yine bünyede gerçekleşir, bir yöne doğru ne tersin geri giderler, ne de ilerlerler, sadece değişir-başkalaşır vs...

Nasıl ki şimdi evvelce yazılmış bir KADERE, çoooktannnn belirlenmiş bir geleceğe(! böyle bir şey gerçek değil, en fazla öngörülebilir) gitmiyorsak, gelecek nasıl ki önceden belirlenmiş bir KADER değilse, geçmişte geri dönülmesi olası olan bir kader, senaryo, kurgu değildir. Bu paragrafta umuyorum ki, idealist, teolojik saplantılar derken neyi kastettiğim anlaşılır. Kısaca ne oluyorsa bünyede olur, geçmişte ya da gelecekte değil, verili koşul ve anda gerçekleşir, fizik budur, diğer tür ideal kurgular ise metafiziktir.

Şimdi entropiyi öne sürüp, 600 sayfalık kitap için, ağacın büyümsi, kesilmesi, işlenerek kağıt yapılması, sonra bir yazarın kurgulaması, daha sonra kağıda dökmesi, matbaada işlenmesi, mürekkeple yazılması, sayfaların birleştirilmesi, bir ortamı tersine çökertmekle yaktığımız kitap küllerinden tekrar gidip kitap olmaz Bu safsatadır, çünkü artık kitap hali bir gerçeklik, fizik hali durumu değildir, nitelik küldür, küle etki edilir o kadar. Yani kitabın geçmişine dönmek gibi üfürükler idealist veya teolojik mecradan çıkamamaktır, kitabın geçmişi gerçeklik vasfına sahip değildir, o an gerçek kültür, bu bir niteliği yansıtır, bu nitelikten evvel ise bu niteliğe etki eden fiziksel süreçler ne ise ona göre başka bir niteliği yansıtmıştı. Elde olan cisim küldür, daha alt zeminde ise maddedir ve maddenin bileşikler dahilinde farklı nitelik ortaya koyması an itibariyle, verili koşul itibariyledir, nitel yapı kitap ise kitaptır, kül olmuşsa küldür ve bu külde ortamla birlikte değişmeye, dönüşmeye devam edecektir, lakin bu önceden insan iradesince, idealist(fikri, zihinsel, hafıza) belirlenmiş bir kitap olma lüksü taşımayacaktır. Nasıl ki şimdi gelecekten söz etmemiz önceden belirlenmiş bir kader değilse, geçmişinde böyle bir yapısı yok, sanal, sadece sanal, verili koşul-an itibariyle ise fizik ötesi(metafizik). Kısaca bizim kuantumcu, entropici idealsitlerimizin kurguları açısından idealizm ve teoloji bir hayli sırıtıyor

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #208  
Alt 29-08-2015, 16:11
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.681

Onur Üyeliği 

Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Zaman 4.boyut olarak kabul edildiğine göre bu boyut içerisinde farklı yönlere hareket mümkündür. Fakat zamanın oku tek yönlü ilerliyor, entropi sayesinde bu böyle.

Bu durumda bizim evrenimizde zaman geleceğe doğru akıyorsa, bizim evrenin bir kopyasında geçmişe doğru akıyor olabilir. Böylece birbirini dengeler.
İki evrende de aynı olaylar yaşanır ama tersine doğru.
Geçmişe doğru ilerleyen evrendekiler için bu normal bir şey olabilir, onlar için de geleceğe doğru ilerlemek gariptir belki de.
Geleceğe doğru ilerleyen evren yok ki -zamanı zaten evrenin dinanizminden soyutluyoruz, keyfiyetle yön tayin etmek neyin nesi-sadece anlam ve ifade açısından kullandığımız kavramlar, boyutta öyledir farklı değil-. yani zaman mefhumunda bir yerlere gidiş, geliş yok, ilerleme mefhumu yine özne-nesne ilişkisinde öznenin nitel farklar arasında yaptığı bir kıyastır, zamanda bu nitel değişim, oluşumlar zemininde soyutlanan haricen değil dahili bir kavramdır. Yine bu mantığa göre ileri gittiği ne malum, nereden biliyorsunuz dansöz evrenin kıvırıp şimdi geri gitmediğini(nitel değişimlere mi bakıyorsunuz, ne farkeder, değişimler her koşulda olur ve aslında olanda budur, nitel değişim, kime göre ileri, geri, benmerkezci insana göre mi? peynirin küflenmesi ileri mi yoksa geri bir gidiş mi? Ölçütü kim, nedir bunun? tabi ki insan, insan işine geliyorsa olumlu, gelmiyorsa olumsuz yorumlar haliyle ileri, geri de farklı değil, yani göreceli ve kişiye göredir, özneldir, evren ise nesnel)

Neyse, bu tarz ifadeler sadece ama sadece teolojik kader anlayışı ile ilgili... Sanki ezelden bir güç geleceği belirlemiş gibi, efendim ileri gidersek kader ölçeğiyle demek ki geri gidilirse de aynı kader ölçeğiyle terse gidilir filan arızası. Kim belirleyecek bunu? İnsanın hayal ve kurgu, metafizik dünyası ya da idealist, teolojik kurguları öyle mi? Yani bu gelecek, geçmiş nedir yahu, gerçekten fizik mi yoksa metafizik mi? Nedir bu kader mi? Neyse bir evvel bir kitap örneği ile görüşümü paylaştım, bana görsi tabi, dileyen dilediği gibi düşünebilir.

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
  #209  
Alt 29-08-2015, 16:34
Yıldıztozu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Yıldıztozu Yıldıztozu isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 22 Sep 2014
Mesajlar: 4.350
Standart

Teolojideki kader anlayışı yerine evrendeki determinizmi ele alalım. Nedensellik ilkesi vardır, önce neden sonra sonuç gerçekleşir. Önce sonucun sonra nedenin gerçekleşmesi mantıksal açıdan imkansız gibi görünüyor. Bence de zamanın geriye ve tersine nedensellikle dönmesi mantıksız. Bu fikrin ortaya çıkması, bazı matematiksel denklemlerdeki soyut işlemlerden kaynaklanıyor sanırım. Matematik bir noktadan sonra gerçeklikten kopabilir. Mesela bir ağaçta 3 elma vardır diyebiliriz ama -3 elma vardır diyemeyiz. Matematiğin soyut kısmını gerçekliğe genelleyemeyiz.

Gelecek ve geçmiş zaman kavramları yanılsama zaten, onun yerine neden-sonuç zinciri var. Belirsizlik ilkesi istisna. Kuantum dünyası bi anlaşılsa her şey çözülecek aslında.
Alıntı ile Cevapla
  #210  
Alt 29-08-2015, 17:17
spartacus - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
spartacus spartacus isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
 
Üyelik tarihi: 06 Apr 2006
Mesajlar: 13.681

Onur Üyeliği 

Standart

Yıldıztozu´isimli üyeden Alıntı Mesajı göster
Teolojideki kader anlayışı yerine evrendeki determinizmi ele alalım. Nedensellik ilkesi vardır, önce neden sonra sonuç gerçekleşir. Önce sonucun sonra nedenin gerçekleşmesi mantıksal açıdan imkansız gibi görünüyor. Bence de zamanın geriye ve tersine nedensellikle dönmesi mantıksız. Bu fikrin ortaya çıkması, bazı matematiksel denklemlerdeki soyut işlemlerden kaynaklanıyor sanırım. Matematik bir noktadan sonra gerçeklikten kopabilir. Mesela bir ağaçta 3 elma vardır diyebiliriz ama -3 elma vardır diyemeyiz. Matematiğin soyut kısmını gerçekliğe genelleyemeyiz.

Gelecek ve geçmiş zaman kavramları yanılsama zaten, onun yerine neden-sonuç zinciri var. Belirsizlik ilkesi istisna. Kuantum dünyası bi anlaşılsa her şey çözülecek aslında.
Sevgili Yılzdıztozu ne kuantum ne de entropi çözülmekle özneye dair olan yanılsamalar, metafizik kurgular anlam kazanmaz diye düşünüyorum. Evren matematiktir demek zaten evren insan mantığıdır demekle eşdeğerdir, ya da galaksileri izlemek, galaksiler teleskoptur demek gibi. Matematik ifade, kavrama aracı olarak ise vazgeçilmezdir, bizim için vazgeçilmez, ama evren için değil. Zaten fizik nesnelerin doğasını anlama bilimidir, bu bilimdir çünkü nesneler gözleme açık, deneye açıktır, bilimin en temel gereksinimi objeler mevcuttur, matematikğin ise böyle bir kendine has öznesi, nesnesi, ortamı, koşulu yoktur, iradidir. Sonra matematikle mutlak, kesinlikte öngörülerde bulunabilir, reelde ise bağlayıcı bir anlam taşımaz. Sonra matematikle ardışık süreçler formüllenebilir, gerçekte ise birbirini tıpatıp takip eden ardışık süreçler mümkün değildir. Yine matematik ancak yalıtımla formüle edilebilir, reel de ise yalıtmak, indirgemek mümkün değildir, örneğin evrenin her noktasında ışığın hızı sabit denemez, yine de hesap, kitap için 3 aşağı, beş yukarı sabite ve matematiğe ihtiyaç duyarız, bu bizim ihtiyacımızdır, lakin evreni ve reeli bağlamaz, belirlemez.

Nedensellik ilkeside NİTELİK düzeyindedir, nitel düzey maddi düzeyin bir üst zemini, aslen maddi düzey açısından hiç bir bağlayıcılık taşımaz, etken de değildir, etmende. Sebep sonuç ilişkiside böyle bir düzeyde hasıl oluyor, elma idi çürüdü? Sebep? Yine de alt zemin için bir önemi yok, ha elma olmuş, ha da çürük, her halükarda atomlar ve ilişkiler mevcuttur.

Belirsizlik ilkesi ise bir parçacığın aynı anda momentumu ve konumu tam doğrulukla ölçülememesi üzerine. Burada belirsiz olan NİTELİK değil ki, ölçümdür, momentumdur, hızdır, kısaca bazı özellikler ve tespit edip, edememe düzeyidir(kafa ve kavram kargaşası olmamalı). Bu gün Belirsizlik ilkesi üzerine, bir kaşık suda kopartılan fırtınalar yine tamamen insanın hayal gücü ve idealist zaafiyetleriyle ilgili(insanız, doğamız gereği öznel davranmak zorundayız, bu da bizleri kaçınılmaz olarak ideal olanı tercih etme durumuna, benmerkezciliğe(kendini referans, merkez, öçlek alma) idealizme iter), birde sözdebilimin günümüzdeki muzafferliğiyle ilgili. Zaten net ortamında kirliliği karıştırsak hep günümüz teolojisinin koltuk değneği konumundadırlar, bıtırak gibi her yandan bu kavram kargaşası ve safsata algısıyla milyonlarca kafa ütülenir, bir dolu video filan, insanlar orada dam üstünde saksağan diyemez hale gelir, sonra da ayıkla pirincinin taşını, ya da kuyuya atılan taşı çıkart, çıkartabilirsen. Belirsizlik ülkesini referans gösterip, sebep/sonuç ilişkisini tersin geri yapanlar zaten idealist yol ve yöntemleri aşamamışlardır, sebep/sonuç ilişkisinden de bihaberdirler(sebep/sonuç düzlemi nitel değişim-etki-faktör düzlemidir, bizim tespit edip, edememizden bağımsızdır). Çünkü bu ilke ile nitel düzeydeki değişkenlik ölçeğinin karıştırılması dam üstünde saksağan durumudur.

A .............||................ B

Ortadaki çizgi kime göre ileri, kime göre geri? Oysa en basitinden, uzay yönden bağımsız, bu nedenle pusulaya muhtacız ve doğrusu bizim için yukarıda olan Kuzey kutubu, Avustralyadakiler açısından aşağıdır, kime göre ileri, geri?..

Boyut dediğimizde böyledir aslında öznenin kendi ve esas aldığı nesneyi bir çeşit kıyası, koordinatlama işi. Zaman da nitel değişimler ve bu değişimlerin soyutlandığı ölçekler esas alınıp, koordinatlanıyor, yani aslında verili koşuldaki değişim koordine ediliyor. Yine bu koordinatlama işi, yine başka referans, ölçülerle hesaplı biçimde koordinatlanıyor, bu bağlamda da boyut tanımı alıyor. Boyut herhangi bir şeyin uzayı değildir, boyut belirli bir uzay, ortam ya da nesnenin, yine özne tarafından esas alınan referanslar ölçeğiyle koordinatlanması işidir, varsayılır. Yani boyuttan önce zaten nesne, satıh vardır, nesne ve satıh boyutladığımız için değil, aksne boyut nesne ve satıhı gözlemlediğimiz-koordinatladığımız için hayat kazanır(yani tersi). Yani zaman olduğu iççin maddeler ilişki, değişken değiller, maddeler hareketli ve değişken olduğu için zamanı boyut olarak alabiliyoruz(yani aslında gerçek idealist tanımların ve hakim anlayışların tam tersi). Kısaca Boyutu uzaylaştırma üzerinden yapılan sözdebilim üfürmeleride bilimsel değildir.

Kısaca ne bileyim özneye has rölatif kavramlarla Evren ölçeğinde kurgu üretmeye kalkmak hadi kabul safsata değil, yine de arızadır.

Kriterlerim bu temelde, elma ile armutu, dam ile saksağanı ayırt edebilmek temelinde, o nedenle böyle düşünüyorum yoksa kimsenin ne görüşüne karşıtım ne de düşüncesine, bu noktada ise yanlış anlaşılma riski doğuyor

Sersemler akıllıların 7 yılda cevaplandıramayacağı soruları 1 günde sorarlar.
-------
Korku ve menfaat dalkavukluğa yol açar.
-------
İnsan korktuğuna ya da arzuladığına çok kolay inanır. La Fontaine
-------
Öküz tahta çıkarsa padişah olmaz, saray ahır olur. Çerkes Atasözü
-------
Akıllı bizi arayıp sormaz, aptal bacadan akar.
------
Su dağları kemirir, vadileri doldurur.
------
Aslanlar kendi tarihçilerine kavuşuncaya kadar kitaplar avcıyı övecektir.
------
Hürriyet, başkalarına vermedikçe alamayacağımız tek şeydir. William Allen White
------
Belki söylendi herşey,/ belki de gece bekleniyor/ yazılsın diye aynı cümle. Tüm nedenleri yeryüzünün/ bir çakıltaşına takılıp kaldı. Esteban
------
Sıradan insan kendini evrenin merkezi yapmanın yolunu arar; bilge kişinin evreni onun merkezindedir. Lao Tzu
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Önerilen Siteler


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Evrenin Tasarımı mindar Fizik 26 11-01-2010 03:38
Evrenin genişlemesi.. Kur'an'da Mucize Yoktur 103 10-01-2010 13:58
Evrenin Şiiri Akhenaton Edebiyat 11 08-06-2009 20:12

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:02 .