Turan Dursun Sitesi Forumları
Geri git   Turan Dursun Sitesi Forumları > Sanat > Edebiyat

 
 
Başlık Düzenleme Araçları Stil
Prev önceki Mesaj   sonraki Mesaj Next
  #2  
Alt 03-06-2019, 02:13
Rapi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Rapi Rapi isimli Üye şimdilik offline konumundadır
Üye
 
Üyelik tarihi: 02 Mar 2019
Mesajlar: 546
Standart



Oktay Rifat Horozcu (1914 – 1988)

Oktay Rifat'ın Orhan Veli ile birlikte yazdıkları Garip kitabındaki yirmi bir şiirin büyük bir kısmı Garip çizgisindedir. Edebiyat dünyasında bir yer edindikten sonra, Garip şiirinin estetik altyapısı içerisinde kalmanın kendisini tüketeceğine inanır. Bunun için, Orhan Veli'nin vefatından sonra Garip'ten kopuşu kolay olur.

Oktay Rifat, şiir serüvenini toplumcu gerçekçi, İkinci Yeni ve evrensel değerleri önceleyen bir doğrultuda sürdürür. Bazı şiirlerinde, halkçı bir tavırla folklordan faydalandığı da görülür. Ona göre şiir, içerik ve dil işidir. Bundan dolayıdır ki onun şiirlerinde aynı muhteva, birbirinden farklı formların içerisinde dile dönüşmüş bir biçimde görülebilir. Lirizm ise Oktay Rifat'ın şiirinin her döneminde bir dip akıntı olarak varlığını korumuştur. Şiirlerinde aşk, yaşama sevinci, özgürlük ve zaman problemi en çok üzerinde durduğu konulardır.



Perçemli Sokak

İşte kara dutları güneşin
Papatyaların renkli camları
Başakları evlerin
Kan rengi kız çocukları yelesiz
Lokma lokma ağaçların altında
Tren yolunda eğri büğrü
Damları doğrayan makas

Gel bulutsuz masalara yaslan
Elimi tut büyüsün
Yüzüme bak çalsın
İçimdeki çalar saat
Dönüş yollarında sarmaş dolaş
Vapurlar geçsin aramızdan



Elleri Var Özgürlüğün

Bu umut özgür olmanın kapısı;
Mutlu günlere insanca aralık.
Bu sevinç mutlu günlerin ışığı;
Vurur üstümüze usulca ürkek.

Gel yurdumun insanı görün artık,
Özgürlüğün kapısında dal gibi;
Ardında gökyüzü kardeşçe mavi!

Rifat'ın tablolarında da, şiirlerindeki gibi basit ama itinalı, hassas anlatım görülür. Şiirlerindeki gündelik hayat, insan ilişkileri, tablolarında da renkli, neşeli bir his uyandıran görselliğe bürünmüş. Somuttan soyuta geçiş havasında vermek istediği görüntüler, okuyanı çarpan şiirlerinin gücünden, yenilikçi yanından resimde de taviz vermediğini ispatlar. Galiba şiirin tıkandığı yerde başlıyor resim der Oktay Rifat ve kimi zaman beğenir, kimi zaman beğenmez kendi resimlerini. Ferit Edgü "O resimler üzerine şiirler yazarak değil; şiirin bağımsızlığı, özerkliği içinde sözcüklerden oluşan resimler yaratıyordu" diyerek aslında çok güzel özetler resim ve Oktay Rifat arasındaki bağı.



Yaşam Bir Çoğalmadır

Bir ay tutulmasıdır gülümsemen
Dökülen sırıdır aynamızın yalnızlık
Aşka dönük

İncitirsen sen incit darılmam
Varsın görünmez olsun yüzüm
Şimdi de bin parça
Kırık.


Hulki Aktunç (1949 – 2011)

Öykü, roman ve şiirlerinin yanında reklamcı kimliğiyle de bilinen Hulki Aktunç, şiirlerinde tekniğe ve yapıya özel bir önem verir, kendi kuşağını çevreleyen toplumsal sorunları konu edinirken simgelerle yüklü anlatımı, ayrıntıları ustaca kullanması ve biçim özellikleriyle farklılığını belirginleştirerek özgün bir üslup oluşturur. Duygusallığın ağır bastığı şiirlerinde özellikle sözcük seçimiyle dikkati çeker. Hulki Aktunç'un şiiri çok renkli, çok sesli, çok yansımalı bir şiirdir.



Gidiş

Bu gece ay sarkıyor ömrüm üzerinden
Bavulumu toplamışım canım derlenmiş
Şarkı söyleyin diyorum ben giderken

Damıtılmış şarap da katmışım aşka
Kurutulmuş çiçekler cama derkenar
Gittim kaç ağaç geçtim bilemem

Nerde günlük tutuyorum evim orası
Telefon defterim ah rakam mezarları
Bir han adı: Ihlamur Gölgesi
Kaç kez kaldım kaç kez ayrıldım

Bu gece ay savrulur ömrüm üzerinden
Kıvılcım bende, yağmalanan kül
Yağmalansın…


Hulki Aktunç'un sanatçı kimliğini sergilediği ilk alan ise resimdi aslında. Selimiye Askeri Ortaokulu'nun birinci sınıfındayken karşılaştığı Ressam Turhan Vecdi Karal'dan resim dersleri alır. Resme olan ilgisi Erzincan Askeri Lisesi'nde de devam eden Aktunç, ilk kişisel sergisini Lacivert ile Bordo adıyla 1965 yılında açar. 1991'de yılında Şair Ressamlar adlı bir sergide Nâzım Hikmet, Oktay Rifat, Cemal Süreya, Metin Eloğlu ve Afşar Timuçin ile birlikte yer alır.

Söz Kuytusunda

Sözcük sözcükle konuşur
Konuşur bağrışır savaşır
Adını ararken söner bir şiir

Uyaklar uyakların yankısı
Sağır sözcük aksak dize
Od biter köz biter kül biter

İki dize birbiriyle konuşur
Dizeler dizelerle konuşur
Biri yanıp sönünce biter şiir

Söz kuytusunda bekler
Sönmemiş dizeler


Hulki Aktunç, resimleri için şunları söyler: "Resimlerimde genelde sulu boya, guvaş, mürekkep, annelerimizin kullandığı çivit, kaliteli kına ve yağlı tebeşir gibi malzemelerden yararlandım. Esin kaynaklarım ise çok çeşitli: Çok sevdiğim halk resmi, eski tepsi resimleri, yastık resimleri, at arabası kaportalarına yapılmış resimler, kıraathane resimleri, cam altı resimler, Süveyş Kanalı, Dünya Güzeli Züleyha gibi resimler… Ayrıca, Zileli Emin'in resimleri de çok yoğun sevgi duyduğum resimlerdir."

Bir Şeyin Varoluşu

Bizim bu göğümüzde
Kanatların görülmesinden
Korkarlar.

Bizim göğümüz altında.
Kanatlarımızı
Gördüğünde düşerim,
Görüp düşeriz diye
Korkuyorlar.

Bu göğlerin altında
Bin bir kanat vardır,
Eksilmiş bin nazar


Komet (1941 – )

Asıl adı Gürkan Coşkun olan Komet, kuyruklu yıldız anlamına da gelen adını, bir müzik grubundan esinlenerek alır. Dışavurumcu anlayışın egemen olduğu figüratif yapıtlarıyla tanınır. Komet'in gerçek dışı ve/veya düşsel bir mekanda yer alan figürleri, geçmiş bir dünyanın günümüze yansımış bireyleri ve insan olgusunun simgeleri izlenimini yaratır. Komet ana öğesi figür olan ve olayın bu öğeye bağlı olarak kurgulandığı resimlerinde gerek figürü, gerek olayı keskin çizgi ve renklerle, şok etkisi yapan leke ve renk kullanımıyla vurgulamaktadır. Buna karşın figürün ve olayın yerleştirildiği ortam çok daha romantiktir ve sanatçı burada saydam bir boyama tekniği ve yumuşak renkler kullanarak karşıtlığı daha da belirginleştirmiştir. Sanatçı 1973'ten 1981'e değin sırasıyla Yeni-Romantik, Yeni-Dışavurumcu ve Post-Modernist anlatımların egemen olduğu resimler yapmış, bu tarihten sonraysa bütünüyle bağımsız bir anlatıma ulaşmıştır.


Güz Uçkusu, 1988

Aşk Şiiri

Biz neredeyiz sevgilim – sahiden biz nerdeyiz
Fakat farkındayız gidiyor gibiyiz
Böyle mi olacaktı sonumuz
Nereye gidiyorsun böyle miyiz
Yağmur yağıyordu ne anlatıyordun unuttum
Saklanıyordun nar ağaçlarının altına
Yağmur yağıyordu kaldırımlara
mavi yakalı elbisenle pencerede
düşünüyordun nasıl ıslanmadan eve döneceğini
Affet bizi
Seni –kurutmayı– unutmuştuk aşkım
Lambayı söndürmeyi unutmuştuk.

Komet resmin yanında, kendine has üslubuyla şiirler de yazar. Dört şiir kitabı bulunan Komet, Olabilir Olabilir isimli kitabında şunları yazar: "Çocukluktan beri iyi bir şiir okuyucusuydum. Yüzlerce şiiri ezbere biliyordum. 19 yaşımda şiire başladım, Rimbaud'nun şiiri bıraktığı yaşta. 1960 başlarında bazı dergilerde birkaç şiir yayınladım, hatta şiir matinelerine katıldığım oldu. On yıllardır kitap projeleriyle yatıp kalktım."


Adalardan Yaza Ettik De Veda, 1998

İstemezlerdi

20 yüzyılın son ay tutulmasında
Farkında değildim saat kaçtı
Fenerbahçe Romanya'da idi
Bochum Trabzon'da
Upuzun bir ipin üstünde idi Hanri

Réincarnation, 1990


Fiyatlarımız Fırlamış

Başımızda bir Matematikçi bekçimiz valizleri taşıyan
Ulucami'nin vaizi de dahil
Çizgimiz büzülmüş esvap mı diyelim
Çeteler de karnımızda hırıldıyordu.
Ne çetesi diye soruyorlar
Cühela işte kalabalık bir hamle ile bakiyesi


Cemal Süreya (1931 – 1990)

İkinci Yeni şiirinin öncü simalarından biri olarak değerlendirilmesine rağmen, Cemal Süreya şiir evrenini, temelinde ortak dilin yer aldığı geniş bir alan üzerine inşa etmiştir. Şair, şahsi dili, tek kişinin anlam dünyasıyla sınırlı olarak görmemektedir. Şahsi dil onun şiirinde, ortak dile dayalı olarak gelişir. Zaman zaman İkinci Yeni'nin ilkelerini belirlemeye çalışan bazı şairleri, şiir dilini kuş dili gibi bazı insanların kendi aralarında anlamak için kullandıkları şifreli bir dil olarak görmelerinden dolayı eleştirmiştir.


Edip Cansever

Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer.

Her şeyin fazlası zararlıdır ya,
Fazla şiirden öldü Edip Cansever.

Cemal Süreya'nın şiiri, lirik, yüzeyde erotik, derinde siyasal, hüzünlü ve gülmece yüklüdür. Süreya, imgesel, dil-sözcük oyunları içeren, konuşma dilinden uzaklaşmayan, soyut, biçimi önemseyen, edebi sanatlarla dolu şiirlerini yazarken kelimeyi ve dili şiirin ilk yapıtaşı addeder, gelenekten yararlanır, ama bunu yaparken yeni yeni imgelere tutunur ve bir ucuyla Doğu'ya diğer ucuyla Batı'ya uzanan geniş bir şiir iklimine sahiptir. Cemal Süreya şiirinde aşka ilişkin şiirle erotik temalı şiir yan yana durabildiği gibi, politik şiirle her türlü politik belirlenimden bağımsız, bireyin şiiri de yan yana gelebilmektedir. Başka bir deyişle, Cemal Süreya şiirinde farklı açılımlar, birbiri içinde gelişen ve ilerleyen bir özellik göstermektedirler.


Ülke

Yalnız aşkı vardır aşkı olanın
Ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
Sen yüzüne sürgün olduğum kadın
Kardeşim olan gözlerini unutmadım
Çocuğum olan alnını
Sevgilim olan ağzını
Dostum olan ellerini unutmadım

Cemal Süreya not defterlerinin kenarlarına yaptığı karakalem çizimlerinde genellikle şair arkadaşlarını çizmiş. Cemal Süreya günlüğünde şunları yazar: "Birkaçımızda büyük resim tutkusu vardı. Boyuna albümleri karıştırırdık. Sözgelimi, Edip Cansever'le ben. Sezai Karakoç, resme başka bir açıdan bakardı, ama bakardı. (Mülkiye Dergisi'nde onun Mona Roza'larını ben desenlemiştim, takma adım da Charles Suarez, yani C:S.) Ece'nin resme önem verdiğini biliyordum. Metin Eloğlu, zaten ressamdı. Karıştırırdık albümleri (ne albümler ama): Chagall ne yapmış? Yüksel Arslan? Arkadaşımızdı Yüksel Arslan. Edgü de arkadaşımız Edip'le resmin sorunları üzeride çok konuştuk. Onun Kapalıçarşı'da, Sandal Bedesteni'ndeki dükkânının üst katındaki masasının bir bölümünde resim albümleri Himalayalar gibi yükselirdi."

Cıgarayı Attım Denize

Biz eskiden de en aşağı böyleydik senlen
Bir bulut geçiyorsa onu görürdük
Bir minarenin keyfine diyecek yoksa onu
Bir adam boyuna yoksulluk ediyorsa onu
Ne zaman hürlüğün barışın sevginin aşkına
Bir cıgara atmışsak denize
Sabaha kadar yandı durdu




Abidin Dino (1913 – 1933)
Ressam, yazar, çevirmen, karikatürist, film yönetmeni, editör, oyun yazarı, seramikçi, şair, sanat tarihçisi, folklor araştırmacısı kimlikleriyle farklı işler üretti Abidin Dino. Hayatıyla sanatını birbirinden ayırmadığı için politik olduğu kadar romantik, inandığı yolda kanının son damlasına kadar mücadelesini sürdürecek kadar inatçı, bir daldan ötekine atlarken son derece rahat davranan bir yaratıcıydı.


Çiçek

Nerde idik, kızın birdenbire
gülümseyen, hayran, sırılsıklam
yüzünü gördüm.
İri damlalar açık pencereden
içimize akıyordu.

Seni tâ derinlerimizden, uzak derinlerimizden
arzuladık, bizi ısrarla okşa yağmur.
Yağ yağmur, divane yağmur.
Serin yağmur, can yağmur!
Yalvarırım.?

(Yeditepe Öyküleri kitabından)


Ada

Google'a Mutluluğun Resmi yazarsanız, karşınıza Dianne Dengel isimli Amerikalı bir afiş ressamının popüler illüstrasyonu çıkar. Çoğu insan Home Sweet Home isimli bu çalışmanın Abidin Dino'ya ait olduğunu sanır. Abidin Dino, Nazım Hikmet Ran ve çok sevdiği eşi Vera, Paris'te bir otel odasında kalmaktadır. Nazım Hikmet, gecenin bir yarısı eline kalemini almış eşi Vera'ya Saman Sarısı adlı şiirini yazmaktadır. Nazım ve Abidin, otel odalarının penceresinden Seine Irmağı'nı gören çatı katındaki otel odalarının pencerelerinin başında oturmuşlar, Abidin de bir yandan bir şeyler çizmektedir.

"Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin ?
İşin kolayına kaçmadan ama
Gül yanaklı bebesini emziren melek yüzlü anneciğin resmini değil
Ne de ak örtüde elmaların
Ne de akvaryumda su kabarcıklarının arasında dolanan kırmızı balığınkini
Sen mutluluğun resmini yapabilir misin Abidin"

Abidin Dino mutluluğun resmini yapmaz, ama o, mutluluğu bir şiirle anlatmayı seçer.

Mutluluğun Resmi

Kokusu buram buram tüten
Limanda simit satan çocuklar
Martıların telaşı bambaşka
İşçiler gözler yolunu.
İnebilseydin o vapurdan
Ayağında Varna'nın tozu
Yüreğinde ince bir sızı.
Mavi gözlerinde yanıp tutuşan
hasretle kucaklayabilseydim
seninle, bir daha.
Davullar çalsa, zurnalar söyleseydi
Bağrımıza bassaydık seni Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Başında delikanlı şapkan,
kolların sıvalı, kavgaya hazır
Bahriyeli adımlarla düşüp yola
Gidebilseydik Meserret Kahvesine,
İlk karşılaştığımız yere
Ve bir acı kahvemi içseydin.
Anlatsaydık
o günlerden, geçmişten, gelecekten,
Ne günler biterdi,
Ne geceler…
Dinerdi tüm acılar seninle
Bir düş olurdu ayrılığımız, anılarda kalan.
Ve dolaşsaydık Türkiye'yi
bir baştan bir başa.
Yattığımız yerler müze olmuş,
Sürgün şehirler cennet.

İşte o zaman Nazım,
Yapardım mutluluğun resmini
Buna da ne tuval yeterdi;
ne boya…

Abidin Dino'yu çok eskilerinden beri tanıyan Pertev Naili Boratav, arkadaşını şöyle tanımlar: "Abidin Dino hem ressam, hem yazardı. Şiirleri vardır ve çok güzeldir."


Otoportre

Uyku dibinden tırman bakalım.
Kuyu benim, tırmanan, ben.
Bacak, kol, gövde, baş yabancı, hepsi kendine buyruk, nasıl olmuş da bir araya gelmişler:
Taş bir heykelsin, sırtüstü. Doğrul, doğrulabilirsen.
(…)
Mektep çocukları 3000 yılında bize çok gülecekler.
Farfara.
Birtakım anlamsız sözcüklerin ağlarına takılmış balıklar gibi çaresiz, çırpınıp durduk.
(…)
Zil. Gelen giden yok.
Nefes. Gittikçe daralıyor.
Bakış. Gördüğüm ne ki?
Yatak. Kurşun bir kalıp.
(…)
Bir borusun. Beş paralık.
(…)
İlaç saati!
Yemek saati!
Ölüm mü?
Ne buluş!

Kaynaklar:
leblebitozu
Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun Şiirlerinde Işık ve Renk Unsuru,
İlhan Berk'in Resimlerinde Rastlantıyı Aramak,
Sözle Çizilen Resimler ve Şiirin Denizcisi,
Nazım Hikmet'in Ressamlığı,
Nazım Hikmet'in Hayatı ve Şiirleri,
Tevfik Fikret'in Resmindeki Şiir, Şiirlerindeki Resim,
Şair ve Ressam Tevfik Fikret,
Metin Eloğlu'nun Şiirlerinde Mizah,
Bir Cigara İçimi Oktay Rifat,
Hulki Aktunç Harmony Sanat Galerisi'nde anılıyor!,
Komet, Cemal Süreya Şiirinde İroni
Alıntı ile Cevapla
 

Önerilen Siteler


Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı

Gitmek istediğiniz forumu seçiniz


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 10:59 .