
09-04-2007, 19:02
|
|
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Bu yürüyüşe karşıyım.
Nedenine gelince: Yürüyüşü yapan grupların önemli bir kısmı AKP'den daha gerici, Türkiye'nin geleceği açısından daha tehlikeli kesimler.
Bu grupların amacı Türkiye'nin en büyük/en önemli tehlikesinin AKP olduğu görüşündeler. Oysa bugün CHP'nin izlediği çizgi AKP'nin çizgisinden bariz şekilde daha militarist, daha saldırgan, anti-demokratiktir. Laiklik tek başına Türkiye'nin geleceğini kurtarmaya yetmiyor. MHP'nin bile K. Irak'a girme konusunda göstermediği militarist çizgiyi CHP göstermiştir. Gene CHP 301. maddenin düzeltilmesi konusunda AKP kadar istekli olmamıştır. Genelkurmayın bir siyasi parti gibi pek çok konuda nota verir gibi açıklama yapması tavrına CHP hep ses çıkarmamıştır. Bu bakımlardan CHP anti-demokratik bir partidir. Gene AB'ye giriş konusunda CHP köstekçi bir parti durumundadır. Solcu görünüp Alevi oylarına göz dikmektedir ancak Alevi sorununun çözümüne dair bir programı bile yoktur.
katılan grupların çoğunluğunun bu çizgide olduğunu sanıyorum.
Laiklik için bu gösteriyi hummalı şekilde organize eden kişiler, gruplar, aynı duyarlılığı demokrasi ve özgürlükler için göstermiyor. İnsan Hakları İçin göstermiyor. Göstermemeleri bir yana zaten buna karşı bir duruş sergiliyorlar. Çünkü demokrasi ve insan haklarının gelişimi onlara göre laiklik karşıtları için, Kürtler için, azınlıklar için olanak sağlamaktadır. Bu nedenle baskıcı ve anti-demokratik çizgi izlemektedirler.
Türkiye'de dinci bir tehdit vardır ancak bu abartıldığı ölçüde yüksek bir tehdit değildir. En azından henüz uzaktadır. Ancak askerler tarafından demokrasinin kesintiye uğratılması tehlikesi çok daha yüksektir.
Bu nedenlerle 14 nisan yürüyüşünü hedef saptırma olarak görüyorum. Şahsen Ankara'da olsam katılmazdım.
|

09-04-2007, 19:12
|
|
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Sn Mhmmd,
Siz de benim iletimi dikkatli okumamışsınız. Ben kişiden söz etmiyorum. Benim bahsettiğim Akape'den birisi. Örnekleme yaparken mecburen RTE'den de örnek verdim, ama İç işleri bakani, milli eğitimbakanı, meclis başkanından da örnek verebiliridim. Ancak Türkiyedeki kötü demokraside biliyorsunuz ki partiler başkanları ile özdeşleştirilirler. Bunda da doğruluk vardır. Çünkü meretler kazık çakıp bir türlü gitmeyi bilmezler. Ama benim bahsettiğim RTE değil, Türkiye'de cumhuriyeti yok edecek olan zihniyet. 14 Nisan mitingi de bu zihniyete karşı yapılıyor.
Cumhurbaşkanlığı yetkileri vs mi konuşulacak bunu da başka başlıkta konuşuruz. Ama bu başlıkta sorun Akape'nin şeriatçılığı dolayısıyla mitingdir.
Bahsettiğiniz yetkiler de aslında azdır. Örneğin cumhurbaşkanı halk tarafından seçilecek olsa bu yetkilerin kat be kat üstü yetkileri olur. Bu cins seçim yapan ülkelerdeki duruma bakarsanız bu görünür. Ülkemizde de benzeri istekler (örneğin Demirel) çıkmıştır. (O zaman ülkeyde istedikleri gibi at oynatacaklardı) Ama bu, bu başlığın konusu değil. Başka başlık açın konuşalım. Başlığınıza hemen katılacağım.
|

09-04-2007, 20:44
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 23 Dec 2005
Bulunduğu yer: sonsuzluktan
Mesajlar: 3.328
|
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Demek istediklerimi Sn. Cem özetledi.
İlk okulda bizlere öğretilen; vatandaşlık, demokrasi, hukuk, devlet, yönetim, güçler ayrılığı, seçim sistemi, adaletin bağımsızlığı, yasama-yürütme-yargı kavramlarını tekrar gözden geçirip güncellememiz gerekmektedir.
Ya bize yanlış öğretildi ki; o zaman suç öğretmenlerimizde...
Ya bize doğru öğretildi ki; o zaman suç bu günlere gelmemize neden olanlarda...
Ya biz öğrenemedik ki; o zaman da suç bizdedir.
Tüm bunlar olurken, bu sitenin cazibesini bir kez daha algıladım.
Tüm kural ve kaidelerin yazılı metinlerle, tarih-yer-içerik-amaç belli edilerek uygulanmaya çalışılmasına rağmen çıkan bu karmaşadan sonra, insan tarihi kadar eski, dinsel öğretilerin karmaşasını varın bi düşünün.
İşimiz gerçekten de çok zor.
Daha çooooooooook çalışmak lazım.
Bu arada; Demirel'in şablon sözünü söylemeden, 14 Nisan da yürüyüş yapan arkadaşlara da kolaylıklar diliyorum.
Küçük kafalar kişileri, orta kafalar olayları, büyük kafalar fikirleri tartışır. (Kimin dediğini bilmiyorum ama güzel demiş)
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
|

09-04-2007, 20:57
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 28 Nov 2006
Mesajlar: 305
|
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Cem";p="´isimli üyeden Alıntı
Bu yürüyüşe karşıyım.
Nedenine gelince: Yürüyüşü yapan grupların önemli bir kısmı AKP'den daha gerici, Türkiye'nin geleceği açısından daha tehlikeli kesimler.
Bu grupların amacı Türkiye'nin en büyük/en önemli tehlikesinin AKP olduğu görüşündeler. Oysa bugün CHP'nin izlediği çizgi AKP'nin çizgisinden bariz şekilde daha militarist, daha saldırgan, anti-demokratiktir. Laiklik tek başına Türkiye'nin geleceğini kurtarmaya yetmiyor. MHP'nin bile K. Irak'a girme konusunda göstermediği militarist çizgiyi CHP göstermiştir. Gene CHP 301. maddenin düzeltilmesi konusunda AKP kadar istekli olmamıştır. Genelkurmayın bir siyasi parti gibi pek çok konuda nota verir gibi açıklama yapması tavrına CHP hep ses çıkarmamıştır. Bu bakımlardan CHP anti-demokratik bir partidir. Gene AB'ye giriş konusunda CHP köstekçi bir parti durumundadır. Solcu görünüp Alevi oylarına göz dikmektedir ancak Alevi sorununun çözümüne dair bir programı bile yoktur.
katılan grupların çoğunluğunun bu çizgide olduğunu sanıyorum.
Laiklik için bu gösteriyi hummalı şekilde organize eden kişiler, gruplar, aynı duyarlılığı demokrasi ve özgürlükler için göstermiyor. İnsan Hakları İçin göstermiyor. Göstermemeleri bir yana zaten buna karşı bir duruş sergiliyorlar. Çünkü demokrasi ve insan haklarının gelişimi onlara göre laiklik karşıtları için, Kürtler için, azınlıklar için olanak sağlamaktadır. Bu nedenle baskıcı ve anti-demokratik çizgi izlemektedirler.
Türkiye'de dinci bir tehdit vardır ancak bu abartıldığı ölçüde yüksek bir tehdit değildir. En azından henüz uzaktadır. Ancak askerler tarafından demokrasinin kesintiye uğratılması tehlikesi çok daha yüksektir.
Bu nedenlerle 14 nisan yürüyüşünü hedef saptırma olarak görüyorum. Şahsen Ankara'da olsam katılmazdım.
|
sevgili cem
bazen sizi anlamakta güçlük çektiğimi söylemek istiyorum.sizce ülkenin şeriatçı mürtecilerin eline geçmek üzere olduğunu göre göre hal demokrasiden bahsetmeniz hala demokrasi havarisi kesilmeniz bence anlamsız.türkiyenin ve türkiyelilerin kollektif çıkarları için RTE ve işbirlikçi ekibine karşı çıkılmalı gerek militarist yöntemlerle gerekse çeşitli kitlesel hareketlerle...
türkiye halkı A.B. için o kadar istekli değildir ve türkiyeliler için ab gereklide değildir.siz nerede yaşıyorsunuz dostum yoksa sizin oralarda müslüman yok mu benim gördüğüm ve takip ettiğim kadarıyla yağmur sonrası oratay çıkan mantarlar gibi heryerde islami hareketler fışkırıyor.
sevgili cem 14 nisanda iyiki ankarada olmayacaksınız.umarım sizin gibi düşünen azınlıkta orada olmaz.
|

09-04-2007, 21:15
|
 |
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 01 Nov 2005
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 8.936
|
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Mitinge kimler katılıyor?
14 Nisan Mitingine katılacak bazı önemli örgütler şunlar:
ADD, Altı Nokta Körler Derneği, Anadolu Kültür Derneği, Ankara Üniversitesi, Ankara Platformu, Ankaralılar Vakfı, Ankara Ticaret Odası, Batı Trakya Türk Birliği Derneği, Büyük Anadolu Kulübü, Çağdaş Eğitimciler Derneği, CUMOK, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Dil Derneği, Emekli Subay Eşleri, Genel-İş, Hacettepe Üniversitesi, Hacı Bektaş Anadolu Kültür Vakfı, Kıbrıs Türk Kültür Derneği, Kırım Geliştirme Vakfı, Köy Enstitüleri ve Çağdaş Eğitim Vakfı, Müzik Eğitimcileri Derneği, Opera-Bale Vakfı, Nükleer Tehlikelere Karşı Barış Derneği, Ozanlar Birliği Kültür Derneği, CHP, DSP, BCP, SHP, İP, ANAVATAN, Petrol-İş, Tıp Kurumu, Tüketici Hakları Derneği, Tüm Yargı Mensupları Derneği, Türk Kadınlar Birliği, Türk-İş, Türkiye Barolar Birliği, Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği, Türkiye Emekli Subaylar Derneği, Türkiye Gençlik Federasyonu, Türkiye İnsan Hakları Kurumu Vakfı, Türkiye Muharip Gaziler Derneği, Türkiye Ziraatçiler Derneği, Yol-İş Sendikası, Ziraat Mühendisleri Odası, 27 Mayıs Milli Devrim Derneği.
Bunların dışında sivil toplum örgütlerinden mitinge katılacaklarını bildirenlerin sayısının hergün çığ gibi arttığı belirtiliyor.
Uygar yaşamın ve onu mümkün kılan Cumhuriyetimizin kimlerden sakınılmak istendiği açıktır. Türkiye'de din temelli bir toplum yaratmak ve bu şekilde akılsızlaştırılmış bir toplum içinde at oynatıp menfaat kazanmak amacıyla büyük ölçüde dış destekli bir zümreyi oluşturmak isteyenlerin en çok korktukları karşıtların başında aydınlık kaynakları olan üniversiteler gelir. Onun için üniversiteyi kendilerinin bir uzantısı haline dönüştürmek istemektedirler. Böyle bir şeye hiçbir uygar toplumda izin verilemez.
Böyle bir niyete karşı mücadele, varlık nedeni aklı ve bilimi koruyup geliştirmek olan üniversitenin en önde gelen görevidir. Bu görevi üniversite hocaları, öğrencileriyle paylaşır. Dolayısıyla 14 Nisan'da Ankara'da yapılacak olan ve ulusumuzun yüzakı olacağından hiç kuşku duymadığım bir 'Uygar Cumhuriyeti Koruma ve Kollama Mitingi'ne öğrencilerinin mümkün olan en büyük sayılarda katılmasını sağlamaya çalışan üniversite rektörleri ve yönetim kurulları tarihin kendilerine verdiği çok önemli bir görevi yerine getirmektedirler. Bu açıdan yaptıkları her türlü takdir ve övgünün üzerindedir. Ulusumuz kendilerine teşekkür borçludur. Üniversite kendisine yakışanı ve kendisinden beklenileni yapmaktadır. Yaptıklarının geçmişte hem ülkemizde, hem uygar dünyada pek çok örneği vardır ve bu örnekler ulusumuzu ve insanlığı derin karanlıklara düşmekten kurtarmıştır.
Prof. Celal ŞENGÖR
|

09-04-2007, 21:37
|
 |
Kıdemli Üye
Dinlerden Özgürlük Grubu Üyesi
|
|
Üyelik tarihi: 28 Sep 2006
Bulunduğu yer: İstanbul
Mesajlar: 12.080
|
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Dilaver,
Burada sana katılmıyorum. Bence çok sinsi planın son aşamalarındayız. Demirel ve Ecevit bile bu denli fütursuz olamadı. Yani bir düşün RTE BOP'un eşbaşkanıyım diye hiç çekinmeden övünen bir insandır...
RTE veya ekibinden her kim cumhurbaşkanı olursa durum çok farklı olacaktır. 2002'den bu yana Türkiye nasıl yavaş yavaş değişti ise değişmeye devam edecektir. Bu değişimin iyi bir değişim olduğunu düşünmüyorsunuz herhalde.
* * * *sevgili teoutiucan
* * * *öncelikle şunu çok iyi kavramak gerekiyor, Türkiye'yi siyasi partiler ya da hükümetler yönetmez, yönetir gibi görünür. Parlamento'nun da sanki yasa koyucu gibi bir işlevi varmış gibi görünür ancak cami duvarına işediklerinde gecenin bir yarısında dokunulmazlıkları kaldırılır ve seçilmiş üyeleri bir anda seçilmiş cezaevi sakinleri haline gelirler.
* * * * Türkiye de yönetim bir sınıf yönetimidir, bu sınıf da esas itibarıyla uluslararası sermaye ile entegre bir biçimde istedigi gibi at oynatmaktadır. Gene yönetim erkinin içinde yer alan militarist ve bürokratik kesimi de unutmamak gerekiyor. Senaryo 12 Eylül den evvel kararlaştırılmıştı ve yükselen devrimin önüne geçmek için İslami söyleme agırlık verildi, işçilerin ellerindeki kaleler tek tek ele geçirildi, tüm tersanelerine girildi ve yeni düzen solun söylemleri ile hayata geçirildi.
* * * * *İlk amaç kulluk bilincinin yerleştirilerek özgür emekçilere kul olduklarının hatırlatılarak, gerçek mutlulugu öteki dünyada araması gerektiginin ögretilmesiydi. Bunun için tüm zamanların yasaklısı Necmettin Erbakan ve partisi yükselen deger oldu.
* * * * *İkinci olaral ideolojik saldırı gerekliydi. Bir taraftan yoz emperyalist kültür enjekte edildi, buna savunma olarak da İslami kültür yaygınlaştırıldı. İnsanlara başkaca bir seçenek tanınmadı. Farklı bir arayışta olanlara ise cezaevleri ile tecritin rolü gösterildi.
* * * * *Üçüncü olarak Türk milliyetçiligi öne çıkarılarak İslam ile sentezlendi. şimdi ise bu son sentez İslami kılıfının ılımlaştırılarak sunulmaya çalışılıyor.
* * * * *Üstelik bunların tamamen önde görülen planlayıcısı ve uygulayıcısı TSK dır. Bizzat TSK eliyle gerçekleştirilmiştir bu süreç. Bunları bilince de şeriat naraları bana pek inandırıcı gelmiyor. Merak etmeyin Kurmaylar ın bu seçenege ve ihtimale karşı da her zaman için bir B planı mevcuttur.
* * * * *Şunu çok iyi kavramak gerekiyor. Türkiye ekonomisinin içinde bulundugu süreç ve kırılan sınıf ilişkileri Afganistan tipi, Suud tipi bir feodal ekonomiye yer vermez veremez. Ekonomik olarak bu imkansız gözüküyor. Peki üstyapısal olarak mümkün mü, bunun bedeli de çok agır olacagından bana pek gerçekçi gelemiyor.
* * * * *Gelelim Laik devlet diye ortalarda dolananlara. Bu söylemi inandırıcı bulabilmem için bunu söyleyen tüm kesimlerin Diyanet İşleri Başkanlıgı gibi bir kurumun ortadan kaldırılmasını istemeleri gerektigini düşünüyorum. Diyanet dini yönlendirmenin bir aygıtıdır. Bu kurum oldugu müddetçe o devletin laik olması mümkün degildir. Buna ayrılan bütçe ise başlıbaşına bir hırsızlıktır. Sömürüdür, depolitizasyon aracıdır. Bunu talep etmiyen hiç bir kurum ve de kişiyi laik olarak görmüyorum, göremiyorum. Bir taraftan bir kesimi dini siyasete alet etmekle suçlayacaksınız, diger taraftan ise bu siyaseti sürdürebilecek bir kurumu kabul edeceksiniz. Dolayısıyla ben bunu kurt masalı olarak görüyorum. Sormak lazım bu şeriatçı denen kesim egitimlerini nerelerde aldılar ve ögretmenleri kimlerdi. Bunları hep taliban mı gönderdi.
* * * * *Aslında kuruldugundan beri cumhuriyetin taktigi budur. Devamlı üç adet sacayagı vardır ve her dönem bunlardan biri öndedir. Komünizm, Şeriat ve bölücülük. Devamlı da bu sacayaklar dışarıdan beslenir ve asla kökü kurutulamaz.
* * * * *Bu toplumun temel meselesi sınıflar arası dengesizlik ve uçurumdur, sınıf mücadelesidir. Sosyal güvenlikten yoksun olarak çalışan insanların açlık sınırında yaşamaya zorlanarak insanlıgına ve insanlık onuruna yabancılaştırılmaya çalışılmasıdır. İslam ise bu sürecin en son cansimitlerinden biriydi, şimdi yerini Türk milliyetçiliginin alacagı gözüküyor.
* * * * *RTE nin ve siyasi İslamın yükselişini ya da iktidarını engellemek isteyen bir yapı eski anayasaya dönerek bunu fevkalade kolaylıkla yapabilirdi. Nispi temsil ile oyların eşit temsilini saglayabilirdi. Bu o kadar zormuydu. Neredeydi 2002 lerden evvel akılları. Neredeydi görüş dikte ettiren MGK.
* * * * Olayın havanda su dövmekten farklı olmadıgını düşünüyorum. Tekrar yazıyorum.
* * * * Sınıf bilinçli bir işçi için işvereninin Türk, Kürt, *Ermeni, Müslüman ya da gayrımüslim olması hiç önemli degildir. Önemli olan sömürüdür.
* * * * *saygılarımla
|

10-04-2007, 00:13
|
|
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Bu mitingle ilgili olarak çok ilginç tartışmalar oluyor. Gayet özgün, bütün dünyayı kucaklayacak veya bütün dünyayı kapsayacak çok güzel kavramlarla niyet ve istekler. Yalnız şu anda Türkiye’de bir gerçek var. Akape’li birinin cumhurbaşkanı olması bu yurt için, bu halk için en kötü şeydir. Bunun dışında her şey daha iyidir. Bunu size aşağıda yaptığım alıntı ile anlatmaya çalışayım. Aşağıdakiler RTE’ye aittir ama Akape’nin büyük çoğunluğunu da bence yansıtır. (Aslında bizim demokrasimizde seçilmişler yok atanmışlar vardır. Bu atanmışlar da parti başkanlarına atanmalarının bedelini baş sallayıp oy kullanarak verirler. )
Ben bu sitenin bilimden yana bir site olduğunu, herkesin hukukun üstünlüğüne inandığını, karşılıklı saygı içinde diyalog taraftarı olduğumuzu kimse yadsımaz sanıyorum. Dolayısıyla bunu aklınızda tutarak hepsini okur musunuz?
--------------------------------------------------------------
Elhamdülillah şeriatçıyız, Yılbaşına karşıyım, Ben tekkeye değil dergaha gittim,
İçki yasaklansın, İstanbul’u Medine yapacağız, Bütün okullar İmam Hatip yapılacak,
Sadece imamlar resmi nikah kıysın, Ben İstanbul İmamıyım, Mayo reklamı şehvet sömürüsüdür, Milli piyango zulümdür,
Demokrasi bizim için amaç değil araçtır. Amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız.
Demokrasi bizim için bir tramvaydır. İstediğimiz durağa gelince ineriz.
Türkiye’yi eyaletlere bölmek lazım. Merkezi yönetim bir takım yetkileri bunlara vermelidir. Belediye Başkanları bu konuda en yetkili olmalıdır. O bölgedeki her türlü eğitim bunlara bırakılmalıdır. (PKK benzeri söylen)
Referansımız İslamdır. Tek hedefimiz İslam devletidir.
Oğlunun nikah davetiyesindeki tarih: 29 Zilkade 1421.
1.5 Milyarlık İslam alemi, Müslüman milletimizin ayağa kalkmasını bekliyor. Kalkacağız, bu ayaklanma başlayacak. Işıkları göründü. Allah’ın izniyle kıyam başlayacak.
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı koskoca bir yalan, egemenlik kayıtsız şartsız Allah’ındır.
Anayasayı sarhoşlar hazırladı. Kaptı kaçtı, maptı kaçtı (Orhan Aldıkaçtı’yı ima ediyor) anayasa hazırlıyorlar. Adamlar ayık kafa ile hazırlamıyor bunu.
Yahu milletin bütünlüğü ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ ile sağlanır mı? Osmanlı 30’u aşkın milleti ümmet düşüncesi ile bir arada tuttu. Biz de öyle yapacağız.
Bir tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye, millet isterse tabi gidecek be!
Biz hazmettire hazmettire geliyoruz., Allah’ın izniyle!.. Bu çalışmalarımız senaryoyu değiştirme çalışmalarıdır. Biz onun için geliyoruz. Biz Kemalist düzenin koruyucusu olamayız, bu mümkün değil.
Sayın Öcalan düşüncelerinin hesabını değil, aldığı kellelerin hesabını veriyor.
Türkiye’yi pazarlıyorum. Bizim için verilecek para önemlidir. Her şeyi pazarlar satarız, parayı veren düdüğü çalar.
(Almanya başbakanına) Bana verilen para çok düşük, sen ne kadar maaş alıyorsun?
PKK’nın cenaze töreninde bayrağı açması da , F16’ların alçaktan uçuş yapması da yanlış. İki tarafın yaptığı da yanlış.
Suriye’yi Lübnan’dan çıkarttıkları gibi bizi de Kıbrıs’tan çıkarırlar. Birileri bize çık der, kuzu kuzu çıkarız.
Dur dinle be!.. Dur dinle! 9 Ay 10 gün be!...
(AİHM’ye) Sana mı kaldı türban konusunda karar vermek, bu ulemanın işidir. Ulema ne derse o olur.
(Danıştay’a) Efendi sen kim oluyorsun, buna Mecelle karar verir. (Mesaj alınmıştır, birkaç hafta sonra şeriatçı terörist Danıştay üyelerini tarar, şans eseri sadece bir hakim ölür)
Ulan terbiyesizlik yapma!... Artistlik yapma ulan! Hadi, ananı da al git buradan!...
(Cumhurbaşkanı Sezer’e atamaları onamadığı için) Biz hukuka aykırı bir şey yapmıyoruz. Mecelle’de böyle bir kaide var.
Askerlik yan gelip yatma yeri değildir. (Şehit annesi için) Ne konuşacağım ben o kadınla yahu!
Almanya’da büyükelçilikte büyük elçiyi yuhalatır. Vatandaş için de) Söyleyin şu sahtekar ne istiyormuş…
(YÖK başkanına) Burası (başını gösterir) basmıyor. Hayatında 2 koyun güdemediği için bunu kavrayamıyor….
(BM *tafından terörist ilan edilen El-Kadı için) Kendisine kefilim. Babam kadar güvenirim. Ona kendime inandığım kadar inanıyorum.
(PKK ateşkes ilan eder, buna jest yapar) Biz de durduk yerde onlara operasyon yapmayız.
Cumhuriyetmiş, laiklikmiş, bunlar karın doyurmaz.
(Cumhurbaşkanı Sezer’e) Hayatında 2 koyun güdemeyenler çıkmışlar seçim hakkında konuşuyorlar. Aç tavuk kendini buğday ambarında sanırmış.
Haremimize bile girdiler be! Sen git kendi haremine sahip çık!.. Bizi bırak kendi haremimize inancımızın gereğini yapalım. (Türbanlı eş ve kızların yurtdışı resmi toplantılara gitmesini eleştiren muhalefet milletvekillerine)
(Muhalefet partisi başkanına) Densiz!.. Şuursuz!.. Nasipsiz!.. Allah denilen şey vardır be!.. İz’ansız!..
- Şerefsizler
- Bizim çocuklar aç mı kalsın be!
- Kes ulan sesini!
- Sana üç nokta koya rim
- Otur ulan oturduğun yerde, her şeye burnunu sokma!...
-------------------------------------------------
Şimdi yukarıda hep RTE’yi verdim ama, aslında bu Akape’nin hemen hepsinde yaygın bir durumdur. Diğer bakanlar ve milletvekillerinin söylediklerini ve icraatı anlatmak çok uzar. Ayrıca bunların demokrasi, insanlık, özgürlük, bağımsızlık vs hakkında yaptıkları Cumhuriyete anlatılamaz zarar vermiştir, hepimiz köle olmak yolundayız; ama sadece Milli Eğitim’de yaptıklarından birkaç tanesini aktarayım. Dini eğitimi ilköğretim okullarına yaydılar. Tevhidi tedrisat yasası bitti. Daha erkek nedir, kadın nedir bilmeyen çocukları ayrı oturtup, uygulamalı abdest aldırma, camide ibadet etme gibi dersler koyuyorlar. Önümüzdeki sene bu seneyi de aratacak. Yatılı kuran kursları (Milli Eğitim destekli) bile açıldı. Tatilde bile rahat bırakmıyorlar. Evrim teorisine karşıt olarak ‘Yaratılış’ı da teori olarak tedrisata aldılar. Çocuklar artık masallarla yetişecek. Çocukları ‘Ol’ deyince oluverecek şeylerle inanarak yetiştirirsek gelecekte onlardan ne beklenebilir? Bunun daha çok örneği var ama *uzatmıyorum. Yalnız önemli bir noktaya da değinmek istiyorum. Bunlar bu sitede dinlerin olumsuzluğu hakkında ne yazılmışsa onları yapıyorlar ve yapacaklar. Bu sitede örneklerle anlatılan hadisler ve kuran ayetleri, bunların nedeni, haksızlıklar, işkenceler, öldürmeler, kadınların ezilmesi, Müslüman olmayanların cihatla yok edilmesi hepsinin olması yakındır. Kara köktendincilik kadar vahşi bir şeyin eşi yoktur.
Peki, şimdi durum bu. Ne yapalım?
A – Susup oturalım. Cumhurbaşkanlığının yetkilerini, anayasayı tartışalım. Bu işlerden bir şey çıkmaz, dünyayı zaten zenginler vs idare ediyor. Ne yapsan boşuna, oyun oynamak olur. *Zaten yobazlar hakkında söylenenler abartı.
B - Akape ile ortak hareket edelim, bu militarist Kemalistlere zaten bu yakışır. Bunlar daha zararlı. Bir süre sonra zaten Akape tepe taklak olur. Bu sırada herkes fakirleşir, sınıf farkı kalmaz, halkımız bilinçlenir. Hem yobazlardan hem de bu militaristlerden kurtulmuş oluruz. Ne olacak bir kaç sene dışarı çıkıp camiye gitmem, karıma kızıma, kızkardeşime çarşaf giydiriveririm.
C – Akape’nin canına yanalım, Orduya darbe yaptıralım. Terör vs yapalım.
D – Tepki gösterelim. Protesto edelim. Demokratik haklarımız var.
Dolayısıyla ben protesto edeceğim. Tabii herkes istediğini yapar.
|

10-04-2007, 14:19
|
|
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
demokrasinin kötü tarafı, kendi düşmanlarına bile sayısız şans vermesidir, *irtica
demokrasiyi kullanarak demokrasiyi yıkmaya çalışıyor. rte nin hamlesi yıllardır
inşa edilmeye çalışılan irtica kalesinin ilk taşını yerine oturmaktır, rte mevki makam
peşinde değil var olan bir geleneği sona erdirmek peşindedir. amaç cumhuriyet'in
en tepesine turbanlı birini çıkarıp geleneği bozmaktır.
amaç tepeden göz yumarak kadrolaşmayı hızlandırmaktır, çünkü kadrolaşma en iyi
çankaya tepesinden görünür, çünkü tüm önemli mevkiler çankaya nın onayı alınmadan
atama yapılamaz, rte genç bir siyasetçi, bu yaşta cumhur'a reislik merakı düzeni
yıkmak içindir, çankayadan gerekli alt yapıyı hazırladıktan sonra yine siyasete
dönecektir, rte ne bu günlerde sivil kuruluşların değil ordu nun nabzını tutmaktadır
durup dururken darbe günlüklerinin ortaya çıkmasının sebebi ordunun bu gün
itibarı ile darbeye bakış açısının öğrenmek içindir.
bu gün gelinen noktada chp ve deniz baykal ın büyük katkısı vardır, doğru bir siyaset
yapmak yerine, doğru bir muhalefet yapmak yerine, demokrasiyi savunmak yerine
deniz baykal açıktan olmasada darbe çığırtkanlığı yapmaktadır, kendi beceriksizliğini
ordu ya havale peşindedir.
deniz baykalın militarist bir politika takınması siyasi hayatının koca bir fos olduğunun
açık örneğidir, evet ülkede milliyetçilik yükselmektedir, ancak bu yükseliş mhp yi
meclise sokacak kadardır dahada fazla değildir, deniz baykal ın bundan medet umut
chp ye kuruluşundan beri gözü kapalı oy veren alevi leri kaybetmesi, kendisinin değil
parti başkanı, bakkal dükkanı bile işletemeyeceğinin göstergesidir.
bu yürüyüş çanak bir yürüyüştür, anti demokratik bir yürüyüştür, rte bile olsa herkesin
o makama aday olmaya hakkı vardır, sözün özü bu, saatten sonra............................
davası olmaz, bu noktaya getirenler utansın, en baştada chp .
|

10-04-2007, 14:40
|
|
Kıdemli Üye
|
|
Üyelik tarihi: 11 May 2006
Mesajlar: 1.919
|
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
Bunların korkusu laiklik,rejim falan değil.Bunların korkusu kaymakların elden gitmesi,hortumlarının kesilmesi.Ama emin olun bu hortumlar mutlaka kesilecek.
http://www.yenisafak.com.tr/politika...nkarayı/sarstı
|

10-04-2007, 14:40
|
|
Üye
|
|
Üyelik tarihi: 20 Mar 2007
Mesajlar: 121
|
|
Re: 14 Nisandaki Anitkabir e Yürüyüs
İyi ki Gazi M.Kemal Cem gibi düsünmüyormus... *
I can't believe the things you say
tell me, tell me
tell me the lies
|
Yetkileriniz
|
Yeni Mesaj yazma yetkiniz Aktif değil dir.
Mesajlara cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz Aktif değildir dir.
HTML-KodlarıKapalı
|
|
|
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 05:27 .
|